Olay, merkez Karasenir Mahallesi Gönen Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sokak üzerinde bulunan bir apartmana kanalizasyon çalışması için çukur açan işçi Hasan Y., yaklaşık 3 metre derinlikte çukurun içindeyken bacakları yukarıdan kayan toprak yığınının altında kaldı. Hasan Y.’nin toprak yığınının içinden çıkamadığını görenlerin 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Olay yerine gelen itfaiyenin çalışmasıyla Hasan Y. kurtarıldı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulans ile Burdur Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Hasan.Y.’nin durumunun iyi olduğu öğrenildi. – BURDUR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zara Sanayici İş İnsanları Derneği (ZASİAD) tarafından Zara Anadolu Lisesi kampüsünde düzenlenen programda medikal destek ürünleri sahiplerine teslim edildi.
Törende konuşan Kaymakam Enes Emircan Buyuran, “ZASİAD, bir çok çalışmamızda, projemizde bizlere destek sunmakta. Zara Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfımız aracılığı ile dağıtılmakta olan medikal ürünlerin sahiplerine kazandırılmasında da önemli bir misyonu yerine getirmiştir.” dedi.
Belediye Başkanı Fatih Çelik ise “Almanya’daki hayırsever gurbetçilerimiz Cengiz Şimşek ve Yakup Karataş, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da kampanya gerçekleştirerek yurt dışından aldıkları desteği ihtiyaç sahiplerimize ulaştırmıştır. Gurbetçilerimize, ZASİAD Başkanımız Ufuk Rufai Şimşek ve yönetimine teşekkürlerimi sunuyorum.” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından ilçe protokolü tarafından medikal destek ürünleri ihtiyaç sahiplerine teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgilere göre olay, Batman merkeze bağlı İrmi Mahallesi’nde meydana geldi. 2 katlı binanın 2’nci katındaki dairede bulunan M.A.S. isimli bebek, bilinmeyen bir nedenle dengesini kaybederek sert zemine düştü. Düşme sonucunda vücudunun çeşitli yerlerinden ağır yaralanan 1 yaşındaki bebek, Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alındı.
Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ordu’nun Ulubey ilçesinde ikamet eden Muzaffer Şahan, yaşadığı demans rahatsızlığı sebebi ile kayboluyor, ailesinin onu bulması ise saatler alabiliyor. Defalarca tekrarlanan bu olaydan üzüntü duyan Şahan, ailesi babalarının bu durumdan kurtulması için çareyi Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin hizmeti olan Akıllı Saat Projesi’nde buldu.
Muzaffer Şahan’ın aynı durumu bir daha yaşamasını istemeyen ailesi, Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin muhtemel kaybolma ve düşme olaylarına karşı önlem almak için geliştirdiği cihaz olan akıllı saat için talepte bulundu. Talep üzerine harekete geçen ekipler, Muzaffer Şahan ve ailesini evinde ziyaret ederek akıllı saati teslim etti. Muzaffer Şahan’a takılan saatin kullanımı ekipler tarafından ailesi ve kendisine anlatıldı. Verilen saat ile birlikte babalarının artık güvende olduğu bilen ailesi Büyükşehir Belediyesine teşekkürlerini ilettiler.
“Bu hizmet hayatımızı kolaylaştıracak”
Babasının yaşadığı bu üzücü olaylardan akıllı saat ile kurtulacak olmasından dolayı mutlu olduklarını belirten Volkan Şahan, “Bu hizmetten yararlandığım için oldukça duygulandım. Babam sürekli kayboluyor, bazen buluyoruz, bazen ise hemen bulamıyoruz. Bu da bize oldukça sıkıntı yapıyor. Aldığımız bu hizmet artık bizim hayatımızı kolaylaştıracak. Artık bu saat ile babamı takip edebileceğiz. Korkuyla yaşamayacağız. Büyükşehir Belediye Başkanımızdan Allah razı olsun, iyi ki varlar. Bize yardımcı oldular, sesimize kulak verdiler, çok mutluyuz” dedi.
Akıllı saatin özellikleri
Konum görüntüleme, düşme sensoru ile tehlikeyi bildirme, ilaç hatırlatma ve nabız ölçme, fotoğraflı rehber ve hareketsizlik hatırlatıcı gibi özelliklerle donatılmış olan akıllı saat, hasta ile yakını arasında kolay ve sağlıklı iletişim sağlıyor. – ORDU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YUTMA ve konuşma rehabilitasyonu konularında bilgiler ve yeni tedavi yaklaşımlarını paylaşan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Hülya Şirzai, “Modern tıbbın olanaklarıyla geliştirilen rehabilitasyon teknikleri, özellikle nörolojik hastalıklar, kazalar, yaşlanma ve çeşitli diğer nedenlerle ortaya çıkan yutma ve konuşma bozuklukları yaşayan bireyler için büyük bir umut kaynağı olmaktadır. Baş ve boyun kanseri tedavisi sonrasında, özellikle cerrahi müdahaleler veya radyoterapi sonrası yutma sorunları görülebilir” dedi.
Yutma rehabilitasyonunun hastaların yaşam kalitesini artırmak için önemli olduğundan bahseden Romatem Move Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Hülya Şirzai, “Yutma bozuklukları, Parkinson hastalığı, inme (felç), multiple skleroz (MS), ALS, kafa travmaları ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklar, baş-boyun kanserleri, yaşa bağlı gelişen zorluklar gibi çeşitli sebeplerle ortaya çıkabilir. Rehabilitasyon sürecinde uygulanan egzersizler, teknikler ve cihazlar sayesinde hastaların beslenme, sıvı alımı, akciğer enfenksiyonları önleme ve genel yaşam kaliteleri önemli ölçüde iyileştirilebilmektedir” diye konuştu.
‘İNME SONRASI YUTMA BOZUKLUKLARI YAYGIN BİR SORUNDUR’
Yutma terapisinin uygulama alanlarına değinen Doç. Dr. Şirzai, “Parkinson hastaları, yutma güçlükleri ve tükürük birikimi ile karşılaşabilirler. Rehabilitasyon, kasların koordinasyonunu sağlamak ve yutma işlevini güçlendirmek amacıyla uygulanan çeşitli egzersizleri içerir. İnme sonrası yutma bozuklukları yaygın bir sorundur. Yutma rehabilitasyonu, bu hastaların yeniden güvenli bir şekilde beslenmelerine ve sıvı alımını sağlamalarına yardımcı olur. Multiple skleroz ve baş ve boyun kanseri tedavisi sonrasında, özellikle cerrahi müdahaleler veya radyoterapi sonrası yutma sorunları görülebilir. Bu durumda uygulanan terapi yöntemleri, hastaların beslenme alışkanlıklarını güvenli bir şekilde sürdürebilmelerini sağlar” dedi.
‘KONUŞMA BOZUKLUKLARI YAŞA BAĞLI OLARAK GELİŞEBİLİR’
Konuşma rehabilitasyonunun, yalnızca bireylerin kelimeleri doğru telaffuz etmelerini sağlamakla kalmadığını belirten Doç. Dr. Şirzai, aynı zamanda sosyal yaşamlarını yeniden kazanabilmelerine de katkı sağladığını söyledi. Konuşma bozuklukları, çeşitli nörolojik hastalıklar, ses telleri problemleri, kafa travmaları ve yaşa bağlı olarak gelişebileceğini anlatan Doç. Dr. Şirzai, bu bozuklukların tedavisinde kişiye özel terapi yöntemlerinin oldukça etkili olduğunu ifade etti.
KONUŞMA REHABİLİTASYONUNDA KULLANILAN YÖNTEMLER
Konuşma rehabilitasyonunda kullanılan yöntemleri belirten Doç. Dr. Şirzai, sözlerini şöyle tamamladı:
“Afazi (Dil Bozukluğu), inme sonrası ortaya çıkan afazi, konuşma ve dil anlama zorlukları yaratabilir. Bireylerin dil becerilerini yeniden kazanmalarını sağlayan özel konuşma terapileri uygulanır.
Dizartri (Konuşma Kaslarını Kontrol Edememe), nörolojik hastalıklar sonucu gelişen dizartri, kas kontrolü eksikliği nedeniyle konuşma bozukluklarına yol açar. Bu durumdaki bireylerin ses kontrolünü ve doğru artikülasyonu yeniden öğrenebilmeleri için kapsamlı bir tedavi planı öneriyor.
Ses terapisi, ses telleri problemleri, aşırı bağırma, yanlış ses kullanımı veya cerrahi müdahaleler sonrası ortaya çıkabilir. Ses terapisi, ses tellerinin doğru şekilde kullanılmasını sağlayarak sesin kalitesini iyileştirir.”
‘HER BİREYİN TEDAVİ SÜRECİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ GEREKİYOR’
Tedavi sürecinde bireyin duygusal durumu, psikolojik desteği ve rehabilitasyon sürecine uyumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Şirzai, “Her bireyin tedavi sürecinin özelleştirilmesi gerekiyor, yutma ve konuşma bozuklukları, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir etkisi de olan rahatsızlıklardır. Bu nedenle tedavi sürecinde bireyin duygusal durumu, psikolojik desteği ve rehabilitasyon sürecine uyumu göz önünde bulundurularak bir tedavi planı oluşturulmaktadır. Sonuç olarak, yutma ve konuşma rehabilitasyonu, sadece tıbbi tedavi değil, aynı zamanda bireylerin özgürce iletişim kurmalarını ve sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlayan önemli bir alandır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Selimiye Mahallesi Osman Kavuncu Bulvarı üzerinde meydana gelen kazada karşıya geçmek isteyen A.A.’ya; B.Ç.’nin sürücüsü olduğu 38 AHY 747 plakalı motosiklet çarptı. Çarpışmanın etkisiyle yaya ve motor sürücüsü savrulurken çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis yol üzerinde güvenlik önlemi alırken sağlık ekipleri ise yaralılara müdahale etti. Kalbi durduğu belirtilen A.A.’ya dakikalarca kalp masajı yapan ekipler A.A.’yı yeniden hayata döndürdü. Kazada ağır yaralanan A.A. ile B.Ç. ilk müdahalelerin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Motosiklet ise incelemelerin ardından yol üzerinden kaldırıldı.
Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamada, Ulubey ilçesinde Şahan’ın demans rahatsızlığı sebebiyle daha önce birkaç kez kaybolduğu belirtildi.
Şahan ailesinin Akıllı Saat Projesi’nden yararlanmak amacıyla talepte bulunduğu vurgulanan açıklamada, ekiplerin saati aileye ulaştırdığı ve kullanımı anlattığı kaydedildi.
Muzaffer Şahan’ın oğlu Volkan Şahan ekiplere teşekkür ederek, “Aldığımız hizmet bizim hayatımızı kolaylaştıracak. Artık bu saat ile babamı takip edebileceğiz, korkuyla yaşamayacağız. Büyükşehir Belediye Başkanımızdan Allah razı olsun, iyi ki varlar. Bize yardımcı oldular, sesimize kulak verdiler, çok mutluyuz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görev yaptığı hastane bombalanınca Gazze-Avrupa Hastanesi ile Sahra Hastanesi’nde de çalışan, İsrail’in tehditleri sonucu İngiltere’ye gitmek zorunda kalan El Mohallalati, sağlık kongresi için geldiği Antalya’da, AA muhabirine, İsrail’in Filistin’de, Gazze’de soykırım yaptığını, her yere barbarca saldırı düzenlendiğini anlattı.
Çok zor günler yaşadıklarını söyleyen El Mohallalati, “Dünyanın gözü önünde insanlar hastanelere erişemiyor, mağduriyet içindeler. Etrafınızda görebileceğiniz yanık tiplerinden çok farklı. 14 aylık süreçte İsrail tarafından yeni silahlar denendi. Bunların çok büyük patlayıcı etkisi var, o yüzden çok yaygın ve derin, tedavisi zor olan yanıklar. 6 ay da küçük şarapnel parçalarına sahip silahlara geçtiler. Bunların yarattığı yanıklar da çok farklıydı, dirençli, tedavisi çok zor yanıklardı.” diye konuştu.
El Mohallalati, İsrail’in Filistin’de yeni silahlar denemeye devam ettiğini, bu silahlarla yaralananların vücudunda yanma etkisinin sürdüğünü dile getirdi.
İsrail’in saldırılarının başladığı ilk hafta hastanelerine 100’den fazla yanık vakası geldiğini aktaran El Mohallalati, şunları kaydetti:
“Bu kişilerin yoğun bakım ünitesine, cerrahi müdahaleye, antibiyotik kullanımına ihtiyacı oluyor. Bir günde 800 yaralının geldiği oldu. Bu kadar çok hasta nezdinde sınırlı kaynakla tedavi etmek çok zordu. Yanık tedavisi bakım isteyen, bazen ameliyat gerektiren bir durum ve hastanın en az 3 ay hastanede kalması gerekiyor. Bu hastaların çok büyük kısmında hayatta kalacak olanları yani ‘tedavi edilecek olanlar’ ve ‘tedavi edilemeyecek’ olanlar diye önceliklendirmek gerekiyordu. Tüm hastalara tedavi verme imkanımız yoktu, sınırlı kaynaklarımız vardı. Hayatta kalma şansları olanlara tedavi veriyorduk. Bir ‘kara alan’ yaratarak, ‘ölecek kişiler’, ‘hayatta kalabilecek kişiler’ diye ayırt ediyorduk.”
“İlk hastane saldırısında eşim 8,5 aylık hamileydi”
Bazı yaralıların hastaneye dahi ulaşamadan hayatını kaybettiğini dile getiren El Mohallalati, bazı silahların büyük yanıklar oluşturduğunu belirtti.
Savaş suçu sayılacak silahların sivillerde kullanıldığını vurgulayan El Mohallalati, “Şifa Hastanesi, iki hafta kuşatma altında kaldı. Hastaneye girdiler, bizleri sorguladılar, tutukladılar, hastaneyi kapattılar. Ateşkes zamanında da hastane kullanılmasın diye hayati önem taşıyan oksijen ünitesine, iletişim odasına, jeneratöre aklınıza gelebilecek tüm önemli altyapı kaynaklarına, su ve elektrik odalarına zarar verdiler.” bilgisini paylaştı.
El Mohallalati, Gazze’de en fazla hastanın o dönemde Şifa Hastanesi’nde olduğunu, Kasım 2023’te hastanenin kuşatılarak görev yapılamaz hale getirildiğini, Şubat 2024’te tekrar operasyonel hale getirmeye çalıştıklarını vurguladı.
İkinci saldırıda hastanenin kullanılamaz hale geldiğini bildiren El Mohallalati, “Hastane saldırısında ailemi öldürmekle tehdit ettiler. İlk bombadan kurtulduk. Sağlık çalışanlarının ailelerini takip edebiliyorlardı. Eşim 8,5 aylık hamileydi, ailemi İngiltere’ye göndermek zorunda kaldım. Hastane tamamen tahrip olduktan sonra Gazze-Avrupa Hastanesine gittim. Daha sonra da Sahra Hastanesi’nde çalıştım.” dedi.
“Türkiye yanık tedavisinde çok başarılı”
Daha sonra kendisinin de geçici süreliğine İngiltere’ye gitmek zorunda kaldığını anlatan El Mohallalati, “Filistin’den çıktıktan sonra 4 kez girmeye çalıştım, almadılar. Şu an mecburen Londra’dayım. Hayalim, Gazze’de yaşamak. Ülkeme dönmek, hastanemizi yeniden inşa etmek, şifa olmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de yanık alanında bilimsel çalışmaları olan doktorlarla farklı ülkelerdeki kongrelerde tanışma fırsatı bulduğuna değinen El Mohallalati, “Türkiye’nin yanık tedavisinde geldiği nokta son derece önemli. Bu coğrafyadaki yanıklar, Avrupa’dan, Amerika’dan, Kanada’dan çok farklı.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Efeler köyünde yaşayan İdris Kaplan (66) rahatsızlanınca, yakınlarının 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarı üzerine yolu kardan kapalı köye paletli ambulans yönlendirildi.
Yaklaşık üç saatlik uğraşın ardından köye ulaşan ekipler, KOAH ve diyabet hastası Kaplan’a ilk müdahaleyi yaptı.
Paletli ambulansa alınan Kaplan, daha sonra yolun ulaşıma açık kısmında bekleyen ambulansa ulaştırıldı.
Kaplan, sevk edildiği Artvin Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı.
Öte yandan, Karayolları ekipleri, Efeler köyünün de bulunduğu Camili havzasındaki 6 köye ulaşımın sağlandığı Camili Geçidi’nde karla mücadele çalışmalarına devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amasya Valiliği koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında, Göynücek ilçesinde annelere yönelik farkındalık semineri gerçekleştirildi.
Annelerin uyuşturucuyla mücadeledeki rolüne dikkat çekilen seminerde, annelere bu konuda bilgi verilerek, farkındalık oluşturuldu.
Göynücek Kaymakamı Mustafa Kartal, uyuşturucuyla mücadelenin her bireyin sorumluluğunda olduğunu vurgulayarak, “Anneler çocukların en yakın rehberleridir. Bu nedenle onların bilinçlendirilmesi, geleceğimiz için çok önemlidir. Bu projeyi hayata geçiren ve destek veren herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gerçek adı Adela Özcan olan sanatçı, Münir Özkul, Tarık Akan ve Kemal Sunal ile başrolleri paylaştığı Yeşilçam filmlerinde, şefkatli anne rollerini başarıyla canlandırdı.
Usta sanatçı, Türk tiyatrosunun “Komik-i Şehir” ünvanlı tuluat ustası Naşit Bey ile sonradan Emel adını alan Amelya Hanım’ın kızı olarak, 17 Haziran 1930’da İstanbul’da dünyaya geldi.
Dedesi kemani Yorgo Efendi, anneannesi ise zamanın meşhur kantocularından biri olan sanatçı, usta oyuncu Selim Naşit’in de kardeşiydi.
Naşit Bey’in Muhsin Ertuğrul’a oyuncu olması için götürdüğü sanatçı, babasının 1943’te vefat etmesinin ardından oyuncu olmaya karar verdi ve 1944’te çocuk oyunlarıyla tiyatroya başladı.
Sanatçı, ilk ve orta öğrenimini bitirdikten sonra 14 yaşında okuldan ayrıldı. Sinemaya, 1947’de “Yara” filmiyle adım atan Naşit, 1950 yapımı müzikal film, Lüküs Hayat’taki rolüyle dikkati üzerine çekti. Adile Naşit, 1948’den 1951’e, komedi oyuncuları Aziz Basmacı ve Vahi Öz’le kurdukları toplulukla çalıştı.
Tiyatro sanatçısı Ziya Keskiner’le 1950’de evlenen sanatçının oğlu Ahmet, 1952’de dünyaya geldi ancak kalbindeki delik nedeniyle 16 yaşında hayata veda etti.
ÇOCUK PROGRAMLARINA YÖNELDİ
Usta oyuncu, 1954’te girdiği Muammer Karaca Tiyatrosu’nda yaklaşık 6 sene görev yaptı. Sanatçının eşi ve kardeşiyle 1961’de kurduğu Naşit Tiyatrosu, bir süre sonra dağıldı. Adile Naşit, 1963-1975’te Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü tiyatrosunda yer aldı.
Tiyatroya 1970’li yıllara kadar daha çok ağırlık veren sanatçı, Yeşilçam’ın en çok ağlatan filmlerinden 1975 yapımı “Bizim Aile”de rol aldı. Sanatçı, 1976’da “İşte Hayat” filmindeki rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.
Naşit’in eşi Ziya Keskiner 1982’de vefat etti. Sanatçı 16 Eylül 1983’te Cemal İnce ile evlendi.
Oğlu Ahmet’in vefatının ardından çocuklara yönelen Naşit, 1980’de TRT Ankara Televizyonu prodüktörlerinden İlhan Şengün’ün yapımcısı olduğu “Uykudan Önce” adlı çocuk programını sunmaya başladı. Programın ardından daha çok sevilen sanatçı, “masalcı teyze” diye anılmaya başladı.
Usta oyuncu, daha çok Ertem Eğilmez ve Kartal Tibet filmlerinde rol aldı. Sanatçının, Münir Özkul ve Kemal Sunal ile oynadığı filmler halen Türk televizyonlarının en çok izlenen yapımları arasında yer alıyor.

ADİLE NAŞİT ÖLDÜ
Canlandırdığı rollere verdiği ruh kadar jest ve mimikleriyle de Türk halkının beğenisini toplayan sanatçı, “Hababam Sınıfı”nda haylaz öğrencilere arka çıkan Hafize Ana ve aile temalı filmlerde çocukları için her şeyi göze alan anne karakterleriyle hafızalarda yer edindi. Tiyatro ve sinemada canlandırdığı anne tiplemesi, kendine has üslubu ve kahkahası, onu Türk sinemasının unutulmaz isimleri arasına yerleştirdi.
Canlandırdığı anne karakterleri nedeniyle 1985’te “Yılın Annesi” seçilen unutulmaz oyuncu, kalın bağırsak kanseri sonucu 11 Aralık 1987’de İstanbul’da vefat etti ve cenazesi Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bosna Hersek’in halk ezgilerini simgeleyen ve bir kişiye, kente veya duyguya olan aşkı anlatan “Sevdalinka”nın UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edilmesi kapsamında başkent Saraybosna’da basın toplantısı düzenlendi.
Bosna Hersek Federasyonu Kültür ve Spor Bakanı Sanja Vlaisavljevic, bu kararın ülke için önemli bir tarih olduğunu söyledi.
Bosna Hersek Federasyonu Kültür ve Spor Bakan Yardımcısı Mirela Milicevic Secic de Bosna Hersek’in kültürel mirası “Sevdalinka”nın artık dünya kültür mozaiğine de dahil olduğunu belirtti.

MELODİK TONDA SESLENDİRMELER
Saraybosna Üniversitesi Müzik Akademisinden Tamara Karaca Beljak ise Sevdalinka’nın tanıtımı için çalışmalarına devam edeceklerini aktardı.
Basın toplantısı kapsamında, bir Sevdalinka seslendirildi.
Bosna Hersek’te yüzyıllardır söylenen ve ülke kültürünün önemli bir parçası haline gelen “Sevdalinka” şarkıları daha çok melodik tonda seslendiriliyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Amerikalı dünyaca ünlü şarkıcı, oyuncu ve yapımcı Selena Gomez, kendisi hakkında yapılan sert eleştirilere cevap verdi. Emilia Perez filmiyle gündemde olan ünlü şarkıcı; “Elimden geleni yaptım, nereden geldiğimi biliyorum.” dedi.
Emilia Perez filminin dört kadın oyuncusu, En İyi Kadın Oyuncu ödülünü paylaşarak festival tarihine geçti. Jacques Audiard imzalı filmin oyuncuları Zoe Saldana, Selena Gomez, Karla Sofía Gascón ve Adriana Paz, En İyi Kadın Oyuncu ödülünün sahibi oldu.
Ana dili İspanyolca olmayan Gomez, Jacques Audiard imzalı fimde Jessi del Monte karakterini canlandırıyor.

“NEREDEN GELDİĞİMİ BİLİYORUM”
Selena Gomez, eleştirilere “Nereden geldiğini anlıyorum. Bana verilen sürede elimden gelenin en iyisini yaptığım için üzgünüm. Bu, filme ne kadar emek verdiğim gerçeğini değiştirmiyor.” yanıtını verdi.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Devlet Tiyatrosu, 10-14 Aralık’ta Mecidiyeköy Büyük Sahne’de “Ebedi Barış”, Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de “Mumyalar”, 10-15 Aralık’ta Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Sonbahara Son Güller”, Üsküdar Stüdyo Sahne’de 10-13 Aralık’ta “Bir Nefes Dede Korkut”, Garibaldi Salon’da ise 12-15 Aralık’ta “Tamamen Doluyuz” oyunlarını sahneleyecek.
Şehir Tiyatrolarında 11-14 Aralık’ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Savaş ve Barış”, Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde “Tartuffe”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de “İkinci Perdenin Başı”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Ağrı Dağı Efsanesi”, Ümraniye Sahnesi’nde “Yenilmez”, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde “Gök Kubbe”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde “Yaftalı Tabut”, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde ise 14 Aralık’ta “Oscar” oyunları tiyatroseverlerle buluşacak.
Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) 13-15 Aralık’ta “Profesyonel” oyunu sahnelenecek, 11 Aralık’ta “Don Giovanni” opera gösterisi, 14 Aralık’ta “Fındıkkıran” bale gösterisi, 15 Aralık’ta ise “Khan Sultan Operası” sanatseverlerle buluşacak.
KONSERLER
Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda 11 Aralık’ta “Piatango ft. Melis Sökmen, Şirin Vatan”, 14 Aralık’ta “İBB Kent Orkestrası”, 15 Aralık’ta ise “Kebyart Saksafon Dörtlüsü-Pablo Barragan-Amadeus Wiesensee” konserleri müzikseverlerin beğenisine sunulacak.
“Kozmoz Opera Halkası Kış Konseri” KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde, “Mor ve Ötesi Akustik” konseri İş Sanat İş Kuleleri Salonu’nda 11 Aralık’ta gerçekleşecek.
Melike Şahin, Volkswagen Arena’da 11-12 Aralık’ta, Cem Adrian, IF Performance Hall’de 13 Aralık’ta, Hande Yener JJ Arena’da 14 Aralık’ta konser verecek.
İstanbul Filarmoni Derneğinin “80. Yıl Konserleri” kapsamında, 13 Aralık’ta Surp Asdvadzadzin Ermeni Katolik Katedrali’nde “IFD Quartet Konseri”, 14 Aralık’ta Kadıköy Surp Levon Ermeni Katolik Kilisesi’nde “Brooklyn Chamber Opera-Kış Konseri” düzenlenecek.
İtalyan opera sanatçısı Alessandro Safina, 15 Aralık’ta İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Oditoryumu’nda hayranlarıyla buluşacak.
Özbek müzisyen Alisher Nazirov 15 Aralık’ta Maximum Uniq Açıkhava’da sahne alacak.
AKM’de yarın “Şeb-i Arus Hz. Mevlana’nın 751. Vuslat Yıl Dönümü Özel Sema Mukabelesi” ve “Yücel Paşmakçı’ya Vefa Konseri”, 12 Aralık’ta “İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Denizbank Konserleri-Holst Gezegenler”, 14 Aralık’ta “Türk Telekom Prime Kahve Konserleri 3 Hisar” izlenebilecek.

SERGİLER
“Konuşan Resimler 10. Yıl Veda Sergisi”, 13 Aralık’ta AKM’de sanatseverlerle buluşacak.
Kış atmosferini sanatla buluşturmayı hedefleyen “Winter Tale” sergisi, The Stay Boulevard Nişantaşı’nda görülebilecek.
Ressam Ertuğrul Ateş’in, Denizbank iş birliğinde hazırladığı “40. Yıl Ertuğrul Ateş” sergisi, Galeri Deniz’de sanatseverlerle buluşuyor.
Hattat Hasan Çelebi ve Muhammet Mağ’ın eserlerinden oluşan “Kadim Şehrin Sanatkarları” sergisi Erzurumlular Kültür ve Dayanışma Vakfı Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebiliyor.
Yerli ve yabancı sanatçıların eserlerine yer verilen, karma resim sergisi “Vizyon”, Kelimat Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
Hattat Mustafa Cemil Efe’nin “Tecelli” isimli 13. kişisel hüsnühat sergisi, Saray Koleksiyonları Müzesi Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde 18 Aralık’a kadar devam edecek.
Türkiye-Japonya diplomatik ilişkilerinin 100. yılı dolayısıyla düzenlenen “Wabi-Sabi-Lotus 5 Grubu Japon Sanat Sergisi”, Beyoğlu Belediyesi 6. Daire Sanat Galerisi’nde devam ediyor.
Rahmi M. Koç Müzesi’nin 30. yıl kutlamaları kapsamında, binek araçların kronolojik değişimini ele alan, “Beygir Gücü” sergisi Rahmi M. Koç Müzesi’nde görülebilecek.
İngiliz sanatçı Ian Berry’nin “Denim Ötesi” (Beyond Denim) sergisi, Kalyon Kültür’de 14 Şubat 2025’e kadar açık olacak.

FİLİSTİN HALKI DİRENİYOR
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin “NATO’ya ve savaşa karşı kaleminle, boyanla, fırçanla ses ver!” çağrısı kapsamında 5 Filistinli sanatçının hazırladığı “Filistin Halkı Direniyor” sergisi, Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde devam ediyor.
Fotoğraf sanatçısı İzzet Keribar’ın bir buçuk milyona yakın kareyi içeren arşivinden bir seçkinin yer aldığı “Renklerin Yolculuğu” sergisi, İstanbul Modern’de ziyaret edilebilir.
İtalyan ressam Fausto Zonaro’nun eşi, fotoğraf sanatçısı Elisa Zonaro’nun eserlerine odaklanan “Elisa Zonaro’nun İstanbul’u” sergisi, Kazlıçeşme Sanat’ta 31 Ocak 2025’e kadar görülebilecek.
AKM Galeri’de yer alan “Pablo Picasso: Resimden Seramiğe Bir Serüven” sergisi, ünlü sanatçının orijinal gravürleri, çizimleri, posterleri, litografileri ve fotoğraflarından oluşan 170 eserini, 31 Aralık’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından 1’inci Anadolu Opera ve Bale Festivali kapsamında, Şırnak Valiliği ve Şırnak Üniversitesi’nin katkılarıyla ‘Şehr-i Nuh Konseri’ düzenlendi.
Şırnak Üniversitesi 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi salonunda düzenlenen konsere Vali Birol Ekici, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Tan Sağtürk ile vatandaşlar katıldı.
Orkestra Şefi Sunay Muratov’un yönetimindeki Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü sanatçıları tarafından seslendirilen şarkılarla binlerce kişi gönüllerince eğlendi.
“ŞIRNAK’I FESTİVALİMİZİN BAŞLANGIÇ NOKTASI OLARAK SEÇMEMİZ TESADÜF DEĞİL”
Konserde konuşan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Tan Sağtürk, festivalin sadece sanat etkinliği değil, kültürel diyalog ve kucaklaşma olarak gördüklerini belirterek, şöyle konuştu:
Bugün burada bir ilki gerçekleştirmenin, 1’inci Anadolu Opera ve Bale Festivali’ni Şırnak’ta başlatıyor olmanın gururunu yaşıyoruz. Şırnak yalnızca festivalimizin ilk durağı değil, aynı zamanda sanatın birleştirici gücünün Anadolu’nun her köşesine ulaşacağına olan inancımızın da bir sembolüdür. Şırnak’ı festivalimizin başlangıç noktası olarak seçmemiz tesadüf değil. Şırnak’ın zengin kültürel dokusunu evrensel sanatlarla buluşturmak, hem tarihi mirasına bir saygı duruşu hem de geleceğe uzanan bir köprü kurma arzusudur. Ülkemizin her köşesinde sanatın, yaşamın her alanına dokunabilen gücünü sergilemek ve opera ile balenin aslında ne kadar bizden bir dil olduğunu paylaşmak bizim için büyük bir mutluluk. Bu festivali yalnızca bir sanat etkinliği olarak değil, bir kültürel diyalog, bir kucaklaşma olarak görüyoruz.

AMAÇ SANATA HERKESİN KOLAYCA ERİŞEBİLMESİ
Anadolu’nun her köşesine uzanan bu yolculukta en büyük amacımız, sanatı ulaşılamaz bir yerde değil, herkesin kolaylıkla erişebileceği bir noktada konumlandırmaktır. Yıllardır düzenlediğimiz turnelerde, Anadolu insanının opera ve baleye duyduğu merak ve sevginin derinliğini görme fırsatı bulduk. Bu coşku, festivalimizi hayata geçirirken en büyük ilham kaynağımız oldu. Ancak bu yolculuğumuz sadece bir sanat etkinliğiyle sınırlı değil. Festivalimiz, sanatı toplumun her kesimiyle buluşturmayı ve bazen yanlış algılarla örülen mesafeleri ortadan kaldırmayı da hedefliyor.

“ŞIRNAK’TA BALEYİ KONUŞABİLMEK BİLE BİZİM İÇİN ÇOK KIYMETLİ”
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu ise festivallerle ilk etapta 5 ilde vatandaşları sanatla bir araya getirdiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
Bugün burada 1’inci Anadolu Bale ve Opera Festivali’nin başlangıcını yapıyoruz. Çok gururlu ve heyecanlıyız. Şırnak’ta baleyi konuşabilmek bile bizim için çok kıymetli. Her zaman nereden nereye paylaşımlarım vardır. Bugün de o günlerden bir tanesi. Nereden nereye. Şırnak’ta bugün operamızın çok kıymetli sanatçıları ile çok güzel eserler icra edeceğiz. Tabii ki Kültür yolu festivalleri ile ülkemizin birçok şehrinde Kültür ve sanatı bir araya getirdik. İnsanlar ile bir turizm etkilemişi yaratarak bakanımızın sunduğu ender projeler ile ilerliyoruz. Tabii ki büyük şehirlerimiz haricinde sayın genel müdürümüzün de her zaman söylediği gibi ‘O ana damarın kılcal damarları olarak’ Şırnak’ta, Erzincan’da, Kırklareli’de, Hatay’da Opera Genel Müdürlüğümüz Anadolu festivalimiz ile 5 şehirde milletimizi, halkımızı sanat ile bir araya getiriyoruz.

“ŞIRNAK’IN KUZULARINI, CİZRE’NİN KUZULARINI ÇAKALLARA YEM ETMEYECEĞİZ”
Bugün çok heyecanlıyız. Gerçekten çok mutluyuz. Beklediğimizin çok üstünde bir talep ile halkımızın katılımı, teveccühü ile güzel bir geceyi sonuçlandırdık. Opera ve Bale Müdürlüğü’nün tüm sanatçı ve teknik arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bir teşekkürü de Şırnak halkına ediyorum. Gerçekten çok güzel bir gün geçirdik. Şırnak’ın kuzularını, Cizre’nin kuzularını çakallara yem etmeyeceğiz. Kültür ile sanat ile hep beraber burada güzel zaman geçirdik. Terörün kan dökmüş olduğu yerlerde artık ekonomik veriler, kültür sanat, bu tür etkinlikler konuşuluyor.

PETROLÜN BAŞKENTİNDE MÜZİK ŞÖLENİ
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a festivali Şırnak’tan başlattığı için Şırnaklılar adına teşekkür eden Vali Birol Ekici, şöyle konuştu:
Şırnak petrolün başkenti. Güneydoğu’nun da tanıtımının başkenti olacak. 1.200’e yakın vatandaşımız bugün coşkulu bir şekilde sevginin, umudun, kardeşliğin türkülerini hep birlikte söyledik. Sesimizi aha yüksek bir şekilde sevgiyi, umudu ve kardeşliği daha yüksek bir şekilde şarkılarla söylemeye devam edeceğiz.




Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeni yıla girmeye az bir süre kala 2024 yılının da enleri belli olmaya başladı. Sanat, sinema, edebiyat ve diğer alanlardaki en iyiler açıklanmaya devam ediliyor. Buna göre dünyanın saygın dergilerinden olan Time dergisi 2024 yılında en iyi filmleri okuyucularına duyurdu.
İşte o filmler…

BABYGİRL İLK SIRADA
İlk sırada Nicole Kidman’a Venedik’te En İyi Kadın Oyuncu Ödülü getiren Babygirl yer aldı. Hint yapımı “All We Imagine as Light” ikinci, Muhammed Resulof’un hapis ve kırbaç cezası yüzünden İran’dan kaçmasına neden olan “The Seed of the Sacred Fig” üçüncü, Cannes’da Altın Palmiye kazanan “Anora” dördüncü, Timothee Chalamet’nin Bob Dylan’a hayat verdiği ve Oscar’a aday olacağına kesin gözüyle bakılan “A Complete Unknown” beşinci oldu.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yönetmen Şerif Gören, İstanbul’da tedavi gördüğü Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti.
22 Kasım’da evindeki merdivenlerden düşerek başını yere çarpan 80 yaşındaki Gören, kaldırıldığı Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde entübe edilmiş veyoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyordu.
Türk sinemasını önemli ölçüde etkileyen toplumsal gerçekçilik akımının ikinci kuşağını oluşturan başlıca yönetmenlerden olan Gören’in vefat haberini, Kültür ve Turizm Bakanlığı sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla duyurdu.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI MESAJ YAYINLADI
Kültür ve Turizm Bakanlığı X’ten yaptığı açıklamada, “Türk sinemasına unutulmaz eserler kazandıran, usta yönetmen Şerif Gören’in vefatını derin bir üzüntüyle öğrendik. Sanat dünyamızda bıraktığı eşsiz iz ve emekleri daima hatırlanacaktır. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve sinema camiamıza başsağlığı diliyoruz.” ifadelerini kullandı.
SİYAD’TAN BAŞ SAĞLIĞI
Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) da “Sinemamızın çok değerli yönetmeni, Yol, Derman, Katırcılar, Almanya Acı Vatan, Sen Türkülerini Söyle, Polizei, Kurbağalar, Tomruk, Yılanların Öcü, Firar, Beyoğlu’nun Arka Yakası ve daha nice unutulmaz filme imza atan sevgili Şerif Gören’i kaybettik. Hepimizin başı sağ olsun.” açıklamasını paylaştı.
NAZİF TUNÇ: FİLMLERİ BÜYÜKTÜ KİMSE İNKAR EDEMEZ
Yönetmen ve yapımcı Nazif Tunç ise sosyal medya hesabından, şu ifadelerle üzüntüsünü dile getirdi:
Bu dünyaya gelmek, gitmek içinmiş. Gelen duramıyor. Her şey ölümlü. Çok azı da yetenekleriyle, eserleriyle, yaptıklarıyla kalırlar. Sonsuza kadar anılacaklardan biridir Şerif Gören. Ne mutlu ona. Kendi de mütevaziydi, yolu da mütevaziydi. Filmleri büyüktü kimse inkar edemez.

ŞERİF GÖREN
Türk sinemasının bol ödüllü filmlerine imza atan Şerif Gören, 14 Ekim 1944’te Yunanistan’ın İskeçe şehrinde doğdu.
1956’te kazandığı bursla Türkiye’ye gelerek İstanbul Erkek Lisesi’nde okuyan Şerif Gören, 1962’de kurgucu olarak işe başladığı Erman Film Stüdyosu ile sinemaya ilk adımını attı.
Filmlerinin belirgin özelliği olan hızlı kurgu anlayışını burada kurgucu olarak çalıştığı dönemde kazandı.

TÜRK SİNEMASINA FİLMLERİYLE İZ BIRAKTI
Şerif Gören, Türk sinemasının dönüm noktasına “Yılanların Öcü”, “Derman”, “Umut” ve “Yol”, “Köprü”, “Katırcılar”, “Derman” ve “Almanya Acı Vatan” gibi filmlerle imza attı.
Şerif Gören, 1974’te, çekimin ilk günlerinde Yılmaz Güney’in tutuklanması üzerine ‘Endişe’nin yönetmenliğini üstlendi. Bu ilk filmi ile Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazanan Gören, senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı ‘Yol’ ile Cannes Film Festivali’nde ‘Altın Palmiye’ ödülünü kazanarak büyük başarı elde etti.
Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Selçuklular tarafından Antalya’nın tarihi Kaleiçi bölgesinde inşa edilen Antalya Mevlevihanesi; Rum, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin izlerini bir arada barındırarak ziyaretçilerini zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. Yat Limanı’nı hilal gibi saran Kaleiçi’nin büyüleyici atmosferine Kale Kapısı’ndan adım atan ziyaretçiler, Türk-İslam eserlerinin izinde bir keşfe çıkarken, 768 yıllık geçmişiyle Antalya Mevlevihanesi Müzesi’ni görme fırsatı buluyor. Müze, tarihi Yivli Minare’nin yanı başında yer alıyor ve eşsiz bir kültürel deneyim sunuyor.
MEVLEVİLİĞİ ANLATAN CANLANDIRMALAR
Mevlevihane Müzesi, aynı kompleks içinde Zincirkıran Mehmet Bey ve Nigar Hatun türbelerini barındırıyor. Ziyaretçiler, ney dinletisinin ruhani atmosferi eşliğinde müzeyi gezerken Mevleviliğe dair canlandırmaları, kıyafetleri, sanatsal eserleri ve dönemin günlük eşyalarını inceleme imkânı buluyor. Yerli ve yabancı turistler, burada Mevlevi kültürüne dair derinlemesine bir anlayış kazanıyor.

ANADOLU’DA KURULAN 5. MEVLEVİHANE
Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Ögke, Antalya Mevlevihanesi’nin Anadolu’da kurulan beşinci Mevlevihane olduğunu belirtti. Ögke, Sultan II. Bayezid’in oğlu Şehzade Korkut’un kurduğu vakıf aracılığıyla yıllar boyunca Kaleiçi’nde yardıma muhtaç halka yemek dağıtıldığını da sözlerine ekledi.

2018’DE “YAŞAYAN MÜZE” OLARAK HİZMETE AÇILDI
1925 yılında tekkeler, zaviyeler ve türbelerin kapatılmasının ardından Antalya Mevlevihanesi de kapatılmış, zamanla yıpranan yapı, 1972’den itibaren devlet güzel sanatlar galerisi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, 2018 yılında kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçerek “yaşayan müze” konseptiyle aslına uygun şekilde yeniden kapılarını açmıştır.

MÜZEDEKİ FAALİYETLER
Mevlevihanede 90 yıl aradan sonra yeniden sema ayinleri düzenlenmeye başlandığını vurgulayan Ögke, müzenin faaliyetlerini şu sözlerle anlattı:
Mesnevi dersleri, divan okumaları, İslam düşüncesi dersleri, Kur’an ve tefsir dersleri, sema ayin-i şerifleri, hat, tezhip, ney ve makam kursları gibi etkinlikler düzenliyoruz. Ayrıca Mevleviliğe ait birçok tarihi eseri sergileyerek ziyaretçileri kültürle buluşturuyoruz. Her gün yüzlerce yerli ve yabancı turist Mevlevihaneyi büyük bir dikkat ve hayranlıkla ziyaret ediyor. Müzenin çeşitli bölümlerinde, sema ve Mevlevilik uygulamaları hakkında İngilizce ve Türkçe açıklamalar içeren bilgilendirici levhalar bulunuyor.
Bu “yaşayan müze” geçmişin kültürel mirasını günümüze taşıyarak ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunmaya devam ediyor.



Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu hafta da sinema salonları dopdolu. Her hafta olduğu gibi bu hafta da yepyeni filmler vizyona girdi.
İşte haftanın filmleri…
AMOR
Sylvester Stallone, Josh Wiggins, Dash Mihok ve Jason Patric’in başrollerini paylaştığı “Armor”, gerilim ve aksiyon meraklılarının ilgisinin çekmeye aday olacak.
BANGKOK DOG
Chaya Supannarat’ın yönettiği Tayland yapımı “Bangkok Dog”, haftanın diğer aksiyon filmi olacak.
D.Y. Sao’nun başrolünde oynadığı film, insan kaçakçılığı yapan bir suç örgütünün ele başı ve bu suç örgütünü çökertebilmek için görevlendirilen teşkilat ajanının mücadelesini konu alıyor.

YILDIZLARARASI
Christopher Nolan imzalı “Yıldızlararası” filmi, Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain, Casey Affleck, David Oyelowo, John Lithgow, Ellen Burstyn, Wes Bentley, Topher Grace, Timothee Chalamet, Collette Wolfe ve Mackenzie Foy gibi isimlerin yer aldığı geniş bir oyuncu kadrosu ile yeniden izleyicinin karşısına çıkacak.
ÇAKALLARLA DANS 7
Şevket Çoruh, Timur Acar, Murat Akkoyunlu, Didem Balçın, Toygan Avanoğlu, Rojda Demirer, Ege Kökenli ve Hakan Bilgin’in başrollerinde oynadığı “Çakallarla Dans 7”, yerli komedi meraklılarını sinema salonlarına çekmeyi amaçlıyor.
Murat Şeker’in yönetmen koltuğunda oturduğu serinin yedinci halkası, ekibin dünya çapında bir güzellik yarışmasının organizasyonunda görev almak için gittikleri İzmir’de yaşadıkları maceraları takip ediyor.

ÇAM YARMASI 2
Murat Kuşçu’nun çektiği komedi türündeki “Çam Yarması 2”, başlarının belada olduğu mafya babasından kurtulmak için zorlu bir göreve çıkan üç kardeşin hikayesini anlatıyor.
KIZI KAZAN AŞK
Pelin Öztekin, Ferdi Sancar, Tuan Tunalı ve Burak Alkaş’ın rol aldığı “Kızı Kazan Aşk” haftanın bir diğer yerli komedi filmi olacak.
Yönetmenliğini Onur Öğden’in yaptığı film, büyük şehirde yaşayan ve hayattan bezmiş şekilde hayatına devam eden genç bir kızın, arkadaşıyla oynadığı kazı kazan biletine çıkan para ikramiyesi ile başlayan macerasını odağına alıyor.

RM: RİGHT PEOPLE WRONG PLACE
Güney Kore’nin ülke sınırlarını aşan üne sahip grubu BTS’nin lideri Kim Nam-joon ya da sahne adıyla RM’yi konu edinen “RM: Right People, Wrong Place”, izleyicileri albüm yolculuğuna çıkartıyor.
BTS’in lideri RM, ikinci solo albümü “Right Place, Wrong Person”ın yazım ve prodüksiyonuyla geçen sekiz ay boyunca sinema izleyicisine stüdyosunun ve kalbinin kapılarını açıyor.
HAFTANIN KORKU VE ANİMASYON FİLMLERİ
Naser Maratibavil’in yönetmenliğini yaptığı TRT ortak yapımı “Nasreddin Hoca Zaman Yolcusu: Kadim Medeniyetler” animasyon film, antik medeniyetlerin gizemli dünyasına zaman yolculuğu yapan Nasreddin Hoca ve genç dostlarının maceralarını konu ediniyor.
Adam Elliot yönetmenliğinde çekilen Avustralya yapımı “Bir Salyangozun Anıları” haftanın bir diğer animasyonu olacak.
Fransa ve Kanada yapımı “Gece Kasabı” ile Mehmet Ali Tugay’ın “Vebal” adlı filmi, haftanın korku filmleri olarak vizyonda yerini alacak.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sinema salonlarında bu hafta aksiyondan komediye, korku ve gerilimden animasyona 11 film, izleyici ile buluşacak.
Aaron Taylor-Johnson, Russell Crowe ve Ariana DeBose’nin başrollerini paylaştığı “Avcı Kraven”, bilim kurgu, macera ve aksiyon meraklılarının ilgisini çekmeye aday olacak.
Yönetmenliğini J.C. Chandor’un üstlendiği film, babasının kendisini ölüme terk ettiği aslan saldırısından özel güçler kazanarak çıkan Sergei Kravinoff’un Avcı Kraven’a dönüşümünü işliyor.
İşte haftanın filmleri…
HAİN
Haldun Dormen, Mustafa Alabora ve Meltem Beydilli’nin oynadığı “Hain”, haftanın yerli macera ve gerilim filmi olarak beyaz perdedeki yerini alacak.
Berke Üzrek’in yönetmenliğini yaptığı film, kendilerini özel ve dokunulmaz gören, sonsuz güç ve servet sahibi bir grup insanın karmaşık ve entrikalarla dolu dünyasına ışık tutuyor.
BAŞLANGIÇLAR
Ahsen Eroğlu, Hazal Subaşı ve Zeynep Dinsel’in rol aldığı “Başlangıçlar”, bir dram hikayesini beyaz perdeye taşıyacak.
Ozan Yoleri yönetmenliğinde çekilen film, beklenmeyen bir kaza sonucu akademik ve özel hayatı alt üst olduğu için Paris’ten İstanbul’a dönen genç resim restoratörü Defne’nin hikayesini odağına alıyor.

HEP OTUZ ÜÇ YAŞINDA
Hüseyin Soysalan ve Birhan Tut’un yönettiği “Hep Otuz Üç Yaşında”, İslam kültür ve medeniyetinin 15 asırlık serüvenine ilişkin İslam coğrafyasında telif edilmiş ve tamamlanmış ilk özgün ansiklopediyi konu ediniyor.
HER ŞEYİN BAŞI MERKÜR
Sinem Kobal, Alp Navruz, Yılmaz Bayraktar, Neslihan Yeldan, Devrim Yakut, Derya Alabora, Tamer Levent, Kayhan Açikgöz ve Buse Kara’nın rol aldığı “Her Şeyin Başı Merkür”, yerli komedi meraklılarının ilgisini çekmeye aday olacak.
Yönetmenliğini Ali Balcı’nın üstlendiği film, idealist hayallerle mesleğe başlayan fakat kendini bir anda astroloji yazarı olarak bulan genç bir gazetecinin iş ve aşk hikayesi etrafında şekilleniyor.
HEMME’NİN ÖLDÜĞÜ GÜNLERDEN BİRİ
Murat Fıratoğlu’nun çektiği; Sefer Fıratoğlu, Salih Taşçı ve Güneş Sayın’ın oynadığı “Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri”, bir dram hikayesini konu ediyor.

HAFTANIN ANİMASYONLAR
Kenji Kamiyama’nın yönetmen koltuğunda oturduğu “Yüzüklerin Efendisi: Rohirrim’in Savaşı”, ünlü Rohan krallarından Miğfer Tokmakel döneminde Dunlandlılar ile yaşanan savaşı ve daha sonra Yüzüklerin Efendisi: İki Kule’de Orta Dünya’nın kaderini etkileyen Borukent Savaşı’nın geçtiği Miğfer Dibi’nin kralın ismiyle anılmasına sebep olan olayları anlatıyor.
Çinli yönetmen Lin Yongchang’un anime filmi “Ayı Kardeşler: Zaman Yolculuğu”, büyük şehirde yaşayan ve büyülü bir ormanla ilgili tuhaf rüyalar gören Vick’in, arkadaşlarını kurtarmak için uzay ve zamanda çıktığı macera dolu yolculuğu ele alıyor.

HAFTANIN KORKU FİLMLERİ
Colton Tran’ın çektiği, Kathleen Kenny, Reid Miller ve Mike Manning’in rol aldığı “Gece Bekçisi”, belgesel çekmek için ıssız bir kampa giren bir grup arkadaşın, kıyamet senaryosuna dönüşen yolculuklarını odağına alıyor.
Fransız yönetmen Abel Danan’ın filmi “Killer Influence”, yazlık evine arkadaşlarını davet eden influencer Alex’in, paranormal olayları videoya çekmek için başlayan tatilinin, gizemli bir yabancının gelmesiyle hayatta kalma mücadelesine dönmesini konu ediniyor.
Tolga Öztürk’ün çektiği “Cintihar”, annesinin gizemli intiharını araştıran bir adamın hikayesini anlatıyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Christie’s, Sotheby’s gibi dünya devi müzayedelerde yılın satış bilançosu belli olmaya başladı. Çağdaştan moderne pek çok başyapıt yıl boyunca rekor üstüne rekor kırdı. Artam, 2024’ün en pahalı eser seçkisini yayınladı.
Listenin ilk sırasında Mica Ertegün’ün koleksiyonundan sunulan René Magritte’in ünlü tablosu “L’empire des Lumières” var. Kasımda Christie’s’te satışa çıkan tablo, 121.16 milyon dolara alıcı buldu.
Ed Ruscha’nın Synthesis And Climax eseri yine kasım ayındaki Christie’s müzayedesinde 68.26 milyon dolara satıldığında sanatçı, açık artırma rekorunu kırarak ikinci sıraya yerleşti. Claude Monet’nin “Nymphéas”ı Sotheby’s, New York’taki kasım müzayedesinde 65.5 milyon dolara ulaşarak en pahalı üçüncü eser oldu.

LİSTEDEKİ DİĞER ESERLER
Jean-Michel Basquiat, “Untitled (ELMAR)”, 1982, 46.48 milyon dolar, René Magritte, “L’ami intime”, 1958, 42.12 milyon dolar, Andy Warhol, “Flowers”, 1964, 35.48 milyon dolar, Claude Monet, “Meules à Giverny”, 1893, 34.8 milyon dolar, Vincent van Gogh, “Coin de jardin avec papillons”, 1887, 33.19 milyon dolar Mark Rothko, “Untitled (Yellow and Blue)”, 1954, 32.47 milyon dolar.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Antalya’nın Demre ilçesinde dünyada ‘Noel Baba’ olarak bilinen Aziz Nikolaos’un adını taşıyan kilisedeki kazı çalışmalarında, bölgenin tarihine ışık tutacak tarihi bir keşif yapıldı.
Kiliseyi güneyden çevreleyen iki katlı yapının alt katındaki sondaj çalışmalarında bir lahit açığa çıkarıldı.
Kilisenin avlusunu güneyden sınırlandıran 2 katlı yapı içinde yürütülen sondaj çalışmalarında tespit edilen lahitle ilgili kazı ekibi şu ana kadar kapak kısmını yüzeye çıkardı.
Kazı çalışmaları dikkatli bir şekilde sürdürülen lahit, Orta Çağ döneminde bölgede meydana gelen deprem ve tsunami sonrasında alüvyonlarla kaplanan, eski dönem kilisesine ait zeminin altından çıktı.
AZİZ NIKOLAOS’IN MEZARI OLABİLECEĞİ TAHMİN EDİLİYOR
Kaynaklara göre Myra’da kutsal temenos veya nekropol yakınında bir yere gömüldüğü bilinen Aziz Nikolaos’a ait mezar olabileceği de değerlendiriliyor.
6 Aralık ölüm yıl dönümü olan Aziz Nikolaos’un mezarıyla ilgili büyük heyecan yaratan lahit bulgunun toprak altında kalan kısmının kazılarda ortaya çıkarılması ve yapılacak bilimsel çalışmalarla bilgiler daha da netleşecek.
2 METREYE YAKINI DAHA TOPRAK ALTINDA
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Kazı Başkanı Doç. Dr. Ebru Fatma Fındık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kilisedeki kazı çalışmaları ve ‘Geleceğe Miras’ projesi kapsamında devam eden kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan lahdin kilisenin avlusunu güneyden sınırlandıran 20 metre uzunluğundaki iki katlı yapının içerisinde bulunduğunu açıkladı.
Doç. Dr. Fındık, şunları söyledi:
Söz konusu yapının içindeki sondaj çalışmalarında sürpriz bir lahitle karşılaştık. Bezemesiz lahit grubu içinde yer alan bu eser yerel taştan yapılmış olup, kapağı hafif yüksek beşik çatılıdır. Dar yüzde yarı dairesel çıkıntı oluşturan kapağın tutamağı bulunur. Yaklaşık 2 metre uzunluğundaki lahdin toprak altındaki bölümünün 1,5-2 metre yüksekliğe sahip olduğu tahmin ediliyor.
İlk değerlendirmelere göre bölgedeki lahit tipleri ile benzerliği dikkati çekiyor. Ayrıca sondajda lahde ulaşmadan önce çok sayıda pişmiş toprak kandil parçası ve hayvan kemiği ortaya çıkarıldı. Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında ilk defa ‘in situ’ olduğunu düşündüğümüz bir lahitle karşılaşıyoruz.
Aziz Nikolaos’un mezarını barındırdığı düşünülen kilisenin çok yakınında bir lahit ortaya çıkarılmış olması bizi son derece heyecanlandırmaktadır. Proje kapsamında lahdin bulunduğu mekanın kazı çalışmaları ve restorasyonunu tamamlayarak ülkemiz turizmine kazandırmaktan mutluluk duyacağız.

ORTA ÇAĞ DÖNEMİ KALINTISININ ALTINDAN ÇIKTI
Orta Çağ dönemindeki tsunami sonrasında alüvyonlarla kaplanmış olan kilisenin eski dönemine ait zeminde ortaya çıkan lahitle alakalı bilgi veren Doç. Dr. Ebru Fatma Fındık, tsunami sonrası oluşan çok kumlu ve çakıllı tabakayı kaldırdıklarında, altında lahitle karşılaştıklarını açıkladı.
Yakında bu konuyla ilişkili jeologların da geleceklerini, bunu araştıracakları ve inceleyeceklerini ifade eden Doç. Dr. Fındık, “Çünkü aynı zamanda buranın tarihinde seller ve tsunamiler olmuş, biliyoruz. Dolayısıyla bu çok önemli bir veri, lahdin de olasılıkla henüz bilmediğimiz bir tarihte bir sel ya da tsunaminin getirdiği bu çakıl ve kum tabakasıyla kaplandığını, o nedenle günümüze sağlam bir şekilde ulaşabildiğini tahmin ediyoruz” diye konuştu.
YEREL MALZEME KİREÇ TAŞINDAN YAPILMIŞ
Lahdin hemen üzerinde bir duvar yer aldığını belirten Doç. Dr. Fındık, “Bu duvar bize şunu gösteriyor aslında, lahit gördüğünüz gibi duvardan daha alt seviyede ve bu duvarın yapıldığı dönemde olasılıkla sel baskını diye şimdilik adlandıralım. Bu kum tabakasının altında kaldığı için lahit, o duvarın yapıldığı dönemde onu göremediler. O nedenle günümüzde bu şekilde sağlam bir şekilde ulaşabildi. Lahit aslında yerel bir malzemeden, kireç taşından yapılmış. Son derece sade, bezemesiz bir lahit ama aynı zamanda bölgesel karakter de gösteriyor. Şu an için tarihi konusunda henüz bir şey söylemek için erken. Çünkü sadece lahdi değil, lahidin çevresindeki diğer buluntuları da değerlendiriyoruz. Ve bilimsel çalışmayı gerçekleştirdikten sonra lahdin tarihiyle ilgili bilgileri bilim dünyasıyla paylaşacağız” diye konuştu.

MYRA’NIN KUTSAL TEMENOS ALANINA YAKIN
Bu lahidin neden bu kadar önemli olduğuna dair de açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Ebru Fatma Fındık, “Burası gördüğünüz gibi aslında bir yapının içi. Bir mekan var ve ondan da öncesinde bir başka yapıyla karşılaşıyoruz. Yapı kalıntılarıyla, mimari verilerle karşılaşıyoruz. Biz 5’inci yüzyıl kaynaklarını incelediğimizde ve sonrasındaki Aziz Nikolaos’la ilgili kaynakları incelediğimizde Aziz’in Myra kentinin kutsal temenos alanına, yani mezarlık alanına, yakınına gömüldüğünü biliyoruz. Ve bu veri aslında bugüne kadar açığa çıkarılmış kilisedeki in situ, yani kazılar çalışmasında açığa çıkarılmış ilk lahit olarak söz edebiliriz” dedi.
‘AZİZ NİKOLAOS’UN BURAYA GÖMÜLDÜĞÜNÜ KANITLAYAN VERİLERDEN’
Bu verinin önemini de açıklayan Doç. Dr. Fındık, “Kaynakları doğrulayıcı bir arkeolojik bulgu olarak görüyoruz. Yani Aziz Nikolaos’un bugüne kadar mezar yeriyle ilgili tartışmalar hala devam ederken, biz bu lahit sayesinde şunu önerebiliyoruz; Gerçekten Aziz, Myra Kenti’nin kutsal temenosuna yani nekropol alanının yakınına bir yere gömülmüştür. Bu da şu demektir aslında, olasılıkla lahit daha erken bir evreye gitse bile bize Aziz Nikolaos’un gerçekten buraya gömüldüğünü kanıtlayan verilerden. Yani kilisede gerçekten Aziz Nikolaos’un mezarının bulunduğuna ilişkin verilerden birini oluşturuyor. Bir diğer deyişle aslında dönem kaynaklarını doğrulayıcı bir veri sunuyor bize” diye konuştu.

LAHDİN GÖMÜLÜ KISMINDA KİTABE OLABİLİR
Şu ana kadarki kazılarda sadece kapak kısmı görülebilen lahdin zemine gömülü kalan kısmıyla ilgili kazı çalışmalarının devam edeceğini belirten Doç. Dr. Fındık, lahdin devamının gömülü olduğunu da söyledi. Doç. Dr. Fındık, “1,5-2 metre daha aşağıya, yani lahdin konulduğu döneme, evreye ineceğiz. Bu da çok daha aşağıda demek ve ondan sonra olasılıkla lahdin yan yüzeyinde bir kitabe bekliyoruz. En büyük beklentimiz bu yönde daha doğrusu. Kitabeyle birlikte de lahdi aydınlatmış olacağız” dedi.
KİLİSE MEZARININ YANINA İNŞA EDİLMİŞ
Kilisedeki ilk kazı çalışmalarının 1989’da başladığından da bahseden Doç. Dr. Ebru Fatma Fındık, bu kilisenin Aziz Nikolaos’un mezar yerinin yakınına yapılmış kilise olarak tanımlandığını söyledi.
6’ncı yüzyıldaki kaynakların da Aziz Nikolaos’un mezar yerinin Myra’da olduğunu belgelediğini anlatan Doç. Dr. Fındık, “Bilindiği üzere Aziz Nikolaos, Patara’da doğmuş ve Myra’da psikoposluk yapmıştır. Ölümünden sonra da burada gömülü olduğunu kaynaklar belgelemektedir. Araştırmacılar 529 yılındaki depremden sonra Aziz’in mezar yerinin yakınında bir kilise inşa edilmiş olabileceğini öne sürer. Bu kilise 6’ncı yüzyıldaki kilise, olasılıkla bir bazilikaydı. Bu bazilikaya ait verileri 2022 yılındaki sondaj çalışmalarımız sırasında açığa çıkarmıştık ilk defa. 6’ncı yüzyılda inşa edildiği düşünülen bazilikanın olasılıkla bir deprem sonrasında tahrip olmasının ardından 8’inci ya da 10’uncu yüzyıllarda yapı bugün görünen kubbeli yapı planında yeniden inşa edilmiştir” dedi.

DÜNYA ‘NOEL BABA’ OLARAK BİLİYOR
Tüm dünyanın ‘Noel Baba’ olarak tanıdığı Aziz Nikolaos, Likya Birliği Meclis Binası’na ev sahipliği yapan dönemin önemli liman şehirlerinden Patara’da zengin bir buğday tüccarının oğlu olarak dünyaya geldi. Kaş ilçesindeki Patara’dan Demre ilçesindeki Myra’ya geçen Aziz Nikolaos, uzun yıllar burada yaşadı ve M.S. 4’üncü yüzyılda psikoposluk yaptı ve ölümünden sonra burada gömüldü.
KİLİSE ANIT MÜZEYE DÖNÜŞTÜ
Myra Piskoposu olarak 365 yılının 6 Aralık günü 65 yaşında öldüğüne inanılan Aziz Nikolaos’un, Demre’de adını taşıyan Aziz Nikolaos Kilisesi, Hristiyan dünyasında özellikle Ortodokslar için kutsal değere sahip. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca Aziz Nikolaos Anıt Müzesi’ne dönüştürülen kiliseyi, her yıl binlerce turist ziyaret ediyor.

‘NOEL BABA’ FİGÜRÜNÜN ESİN KAYNAĞI
Yaşam öyküsünde geçen üç küçük çocuğu kurtarması ve ihtiyacı olanlara gizlice yardımda bulunmasıyla tanınan Aziz Nikolaos, popüler bir imge olan ‘Noel Baba’ figürünün ortaya çıkmasındaki esin kaynağı. Kilise duvarlarında Aziz Nikolaos’a ait freskler yer alırken, bir de ona ait olduğu düşünülen balık pulları ve akanthus yapraklarıyla süslü Roma Dönemi’ne ait lahit bulunuyor.
MEZARI BU KİLİSEDE
Bugün mezarının olduğuna inanılan kilise, Antalya’nın Demre ilçesinde bulunuyor. Bu kilisenin güneyindeki mezar odasında azizin yaşamına ait duvar resimleri Türkiye’de benzersiz. Hristiyan dünyasının saygı duyulan azizlerinden olan Nikolaos, özellikle Rus Ortodoks inancında iyileştirici gücü ve hastalara şifa vermesi dolayısıyla çok önemli yere sahip. Bu nedenle her yıl binlerce turist kiliseye gelerek mezarı olduğuna inanılan mermer lahdin önünde dilekte bulunup, dua ediyor.

İNANÇ TURİZMİ AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ
Özellikle Hristiyan Ortodokslar için büyük öneme sahip kilisede her yıl Aziz Nikolaos’un ölüm yıl dönümü 6 Aralık günü ayin düzenleniyor. Kiliseye yılda 500 binin üzerinde Ortodoks ziyaretçi geliyor.
Öte yandan 2022 yılındaki kazılarda Akdeniz’de suların yükselmesi ve alüvyonlarla kaplanmasıyla 7-8 metre gömülmesi öncesindeki, 3-4’üncü yüzyıldaki kilisenin naos (ana) kısmında, Aziz Nikolaos’un yaşadığı ve ayak bastığı mozaik zemin de ortaya çıkarılmıştı.



Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atina ziyareti sırasında Türkiye-Yunanistan arasında düzenlenen 5. Turizm Karma Komisyon Toplantısı’na katıldı. Toplantı kapsamında Yunanistan Turizm Bakanı Olga Kefaloyanni ile bir araya gelen Bakan Ersoy, ortak basın toplantısında turizmin, kültürel bağları güçlendiren ve milletleri yakınlaştıran önemli bir araç olduğunu vurguladı.
Ersoy, şu ifadeleri kullandı:
Kültür ve turizm, ülkeler arasındaki işbirliğini artıran ve halkların birbirini daha iyi anlamasını sağlayan etkili bir yumuşak güç unsurudur. Son yıllarda Yunanistan ile turizm alanında yakaladığımız işbirliği, karşılıklı turist trafiğinde ciddi artışlara yol açmıştır.
Kefaloyanni ise turizmin halkları birbirine bağlayan bir köprü olduğunu belirterek, iki ülkenin bu alandaki işbirliğini daha da ileriye taşımak konusunda kararlı olduğunu söyledi.

LİDYA SİKKELERİ, YURDA GERİ DÖNDÜ
Bakan Ersoy, temasları kapsamında Atina Nümizmatik Müzesi’ni ziyaret ederek Yunanistan Kültür Bakanı Lina Mendoni ile bir araya geldi. Burada düzenlenen törende, Yunanistan’ın Kipi Sınır Kapısı’nda ele geçirilen ve Türkiye’ye ait olduğu tespit edilen M.Ö. 7. ile M.Ö. 5. yüzyıllar arasında basılmış 1055 sikke Türkiye’ye iade edildi.
Törende konuşan Bakan Ersoy,sözlerini şöyle sürdürdü:
Bu sikkeler, tarihte ilk madeni parayı basan Anadolu uygarlığı Lidyalılara aittir. Ayrıca Tarsus, Side, Aspendos ve Soli-Pompeiopolis gibi kadim şehirlerde basılmış örnekleri de barındırıyor. Ait oldukları topraklara dönmeleri, iki ülke arasındaki kültürel işbirliğinin gücünü göstermesi açısından çok anlamlıdır.
Ersoy, Türkiye ve Yunanistan arasında 2013 yılında imzalanan kültür varlıklarının yasadışı ithali ve ihracının önlenmesine yönelik anlaşmanın bu süreçte etkin bir rol oynadığını da belirtti.

“PARTHENON MERMERLERİ, ANAVATANINA DÖNMELİ”
Bakan Ersoy, Türkiye’nin kültürel mirasın korunması konusundaki hassasiyetini vurgulayarak, Almanya’dan Türkiye’ye iade edilen Boğazköy Sfenksi sürecinde Yunanistan’ın desteğini hatırlattı. Aynı anlayışla Türkiye’nin, Yunanistan’ın İngiltere’den Elgin Mermerleri’nin iadesi yönündeki çabalarına destek verdiğini ifade eden Ersoy, şunları söyledi:
Bu eserlerin, Yunan halkına ve ait oldukları topraklara dönmesi, adaletin yerini bulması anlamına gelir. Parthenon Mermerleri’nin bir arada sergilendiği günleri Yunanistan’da hep birlikte görmeyi içtenlikle temenni ediyorum.
Yunanistan Kültür Bakanı Lina Mendoni ise tarihi eser kaçakçılığının hem Türkiye’nin hem de Yunanistan’ın mücadele ettiği ortak bir sorun olduğunu belirterek, Lidya sikkelerinin iadesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Mendoni ayrıca, Türkiye’nin Elgin Mermerleri konusundaki desteği için teşekkür etti ve bu işbirliğinin devam edeceğini vurguladı.
Törenin ardından Lidya uygarlığına ait olduğu belirlenen 1055 sikke, Bakan Ersoy’a teslim edildi. Bu tarihi iade, Yunanistan’dan Türkiye’ye gerçekleşen ilk eser dönüşü olarak kayda geçti.




Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk sinemasının usta yönetmenleri Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan’ın çektiği fotoğraflar sergi oldu. İkili arasında yıllardır küskünlük devam ediyor ama aynı zamanda rekabetleri de hız kesmiyor.
Eye Filmmuseum, Altın Palmiye ödüllü yönetmen ve fotoğraf sanatçısı Nuri Bilge Ceylan’ın fotoğraflarını “Inner Landscapes” adlı sergiyle Hollanda’ya taşıyor. 17 Ocak-11 Mayıs tarihlerinde görülebilecek sergiye, film gösterimleri ve söyleşiler eşlik edecek.
Zeki Demirkubuz’un yeni solo sergisi ise Eylül 2025’te İstanbul’da ArtOn’da açılacak. Dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanından seçilmiş fotoğrafların bir araya geldiği bu sergi ardından farklı şehirleri gezecek.
KÜSLER
İki yönetmen geçen yıl yine iki fotoğraf sergisine imza atmıştı. Ceylan, İstanbul Modern’de, Demirkubuz ise Müze Gazhane’de izleyiciyle buluşmuştu.
Türk Sineması’nın iki usta yönetmeni Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan arasında yıllardır devam eden küskünlük var. Zeki Demirkubuz’a göre, kendi senaryosu olan Üç Maymun’u Nuri Bilge Ceylan kendi eseriymiş gibi kullandı ve filmini çekti.
Bunun üzerine iki yönetmen arasına kara kediler girdi desek yeridir. Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan’ın eskiden çok sıkı dost olduğunu not düşelim.
İki yönetmenin de Türk Sineması’na büyük katkıları oldu. Uluslararası festivallerde ve organizasyonlarda yaptıkları filmlerle Türkiye’yi en iyi şekilde temsil ettiler. Her iki yönetmenin de seveni oldukça fazla.

HAYATIN İÇİNDEN HİKAYELER
Ve ilginçtir; izleyicileri arasında bile kamplaşmalar zaman zaman oldu. Nuri Bilge Ceylan, Yılmaz Güney’den sonra Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü aldığında hepimizin göğsü kabardı.
Zeki Demirkubuz’un da filmlerine verilen ödüller çoğunlukta. İki yönetmenin işledikleri konular da farklılık göstermektedir. Nuri Bilge Ceylan daha çok sanat ağırlıklı filmler çekerken; Zeki Demirkubuz ise hayatın içinden izleyicilerine hikayeler anlatıyor.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SON BİR STRATEJİ
Geçtiğimiz yıllarda ABD’deki Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi Nörolojik Bilimler Enstitüsü tarafından yapılan çalışmada, titremenin vücudun şiddetli soğuk bir ortamda hayatta kalmak için iç sıcaklığını korumak için kullandığı son strateji olduğu belirtilmişti. Ayrıca titremenin oldukça fazla enerji gerektirdiği kaydedilmişti. Öte yandan korku veya panik ataklar gibi psikolojik faktörler de titremeye yol açabilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DAMAR SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ
İyi kolesterolün yükselmesinin kalp damar sağlığı için çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Uçar, “Kalp üzerinde koruyucu bir etkiye sahiptir. Özellikle damar duvarında biriken kolesterolün azalmasına ve karaciğere taşınmasına neden olacaktır. Bu süreç, damarlarda plak oluşumunu ve tıkanıklığı önleyerek, kalp krizi ve kalp damar hastalık riskini azaltır. İyi kolesterolün yüksek olması çok fayda sağlar” dedi.

KALP KRİZİNE NEDEN OLUR
Kolesterol yüksekliğinin zaman içerisinde damar duvarındaki kolesterol içeriklerinin artışına neden olarak, kalp krizine yol açtığını belirten, Prof. Dr. Uçar, “İyi kolesterolün düşük olması damar duvarlarındaki yağlanma artışıyla birlikte; erken dönemde kalp krizi, felç ve şah damarı hastalıklarına neden olabilir. İyi kolesterolün düşüklüğü, muayene ve dışarıdan gözlemle anlaşılan bir durum değildir. Kan değerlerine bakılarak ortaya çıkar. Sağlıksız yaşam tarzı, dengesiz ve düzensiz beslenmek, spor yapmamak, hareketsiz kalmak iyi kolesterolü düşüren en önemli sebeplerdir” dedi.

İYİ KOLESTEROL NASIL YÜKSELTİLİR?
PROF. Dr. Uçar, iyi kolesterolü yükseltmek için şu tavsiyelerde bulundu:
HAFTADA 6 GÜN 45 DAKİKA YÜRÜ- YÜN: En önemli maddelerden bir tanesi kesinlikle egzersiz yapmaktır. Haftada 6 gün 45 dakikalık tempolu yürüyüşler yapılmalıdır. Yaştan bağımsız olarak her yaş için tempolu yürüyüş önerilir.
AKDENİZ TİPİ BESLENİN: Meyve ve sebzeleri taze tüketmeye özen gösterin. Zeytinyağlı ve sebze yemekleri yiyin. Omega 3 bakımından zengin olan balık ve fındık, ceviz gibi kuruyemişlerle beslenin. Kırmızı etin daha az olduğu bir diyet alışkanlığı oluşturun.
SİGARA VE ALKOLDEN UZAK DURUN: Kalp ve damarlarda yağlanmalara, kalp krizlerine ve damarlarda patlamalara neden olur. Alkolün kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü yükselttiğine dair bilinen bir yanlış vardır. Ancak böyle bir şey söz konusu değildir.
EN AZ 6 SAAT UYUYUN: Uyku düzeni ve alışkınlığı kişinin enerjisi ve günün ritmi için de çok önemlidir. Belirli hormonlar sadece uykuda salgılanır ve bu hormonlar, kalp sağlığı için de çok önemlidir.
KİLO ALMAYIN: Kiloyu kontrol ederek obezite ile savaşılmalıdır. Boy ve kiloya göre hesaplanan vücut kitle indeksi 20-25 arasında olmalıdır. İyi kolesterol seviyesini artırmak, obeziteyle mücadelede önemli bir hedeftir.
STRESİ AZALTIN: Stresle mücadele etmek, iyi kolesterol seviyelerini olumlu yönde etkileyebilir. Sürekli stres, iyi kolesterol seviyelerinin düşmesine yol açabilir.
KONTROLLERİNİZİ AKSATMAYIN: Düzenli kontroller, check-up programları, erken tanı algoritmaları ve en ufak şikâyette kardiyoloji muayenesi yaptırmak gerekir. Periyodik testler, erken müdahale şansı sağlar. Düzenli sağlık kontrolleri, iyi kolesterol seviyelerinin izlenmesi ve genel kalp sağlığının korunması açısından kritik öneme sahiptir.
MENOPOZ SONRASI DİKKAT: Menopoza kadar kadınlarda genellikle daha yüksek olan iyi kolesterol, menopoz sonrası düşebilir. Bu dönemde düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi önem kazanır. Ancak kötü kolesterolde cinsiyet ayrımı yoktur. Risk faktörleri cinsiyetten bağımsız olarak daha ön plandadır.
İLAÇLARI İHMAL ETMEYİN: Kolesterol ilaçlarının kalp sağlığına önemi çok büyüktür. Bu ilaçlar doktor değerlendirmesiyle verilir. Damarlarında tıkanmalar olan, stent takılan, bypass ameliyatlı hastalar kesinlikle ilaçlarını kullanmalı ve doktor tavsiyesi olmadan ilaçlarını bırakmamalıdır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ETKİSİ UZUN SÜRÜYOR
Özellikle derin uykunun, hafıza gelişimine katkıda bulunduğunu belirten Dr. Mikaela Bloomberg, “Bulgularımız, egzersizin kısa süreli hafıza üzerindeki etkilerinin, düşündüğümüzden daha uzun süre devam edebileceğini gösteriyor. Bu faydalar egzersiz sonrası birkaç saat değil, ertesi güne kadar sürebilir. Düzenli egzersiz, bilişsel fonksiyonların gelişmesine katkı sağlıyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇOCUKLAR DAHA ÇOK NEZLE OLUYOR
Uzm. Dr. Vural, kış hastalıklarından nezle ve soğuk algınlığı ile ilgili şunları söyledi: “Soğuk algınlığı; çeşitli virüslerin yol açtığı ve üst solunum yollarında bazı yakınmalarla seyreden hafif seyirli bir hastalık olarak tanımlanıyor. Hemen herkes yılda 1-2 kez soğuk algınlığına yakalanıyor. Özellikle mevsimlerin değiştiği aylarda ani ısı değişiklikleri nedeniyle soğuk algınlığı görülme sıklığı artıyor. Kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçirme, güneş ışınlarından daha az yararlanma ile kötü havalandırma koşulları, enfeksiyonun gelişmesini ve yayılmasını hızlandırıyor. Hastalığa yakalanmanın yaş ve cinsiyetle ilgisi olmasa da çocuklar erişkinlere oranla daha fazla nezle oluyor.”

KOKU VE TAT KAYBI
Soğuk algınlığının hapşırık ve öksürük ile havaya yayılan virüslerin solunması sonucu bulaştığını belirten Uzm. Dr. Vural, “Solunum yoluyla ve el temasıyla da virüs yayılabiliyor. Virüs bulaştıktan birkaç saat sonra soğuk algınlığı belirtileri başlayabiliyor. Halsizlik, hafif baş ağrısı, hafif bir ateş, öksürük, gözlerde kızarma ve yaşarma, üst solunum yollarında yanma hissi ile burun akması, soğuk algınlığının en önemli belirtilerini oluşturuyor. Koku ve tat duyusunun azalması, kulaklarda basınç hissi ile ses kalitesindeki değişikler gibi yakınmalara da rastlanıyor” dedi.

GRİP SALGINA BİLE NEDEN OLABİLİYOR
Kış hastalıkları deyince gribin (influenza) başı çektiğini belirten Uzm. Dr. Vural, şu uyarılarda bulundu: “Grip, bulaşıcı bir akut virüs hastalığı olarak tanımlanıyor. İnfluenza virüsünün yapısı çok sık değiştiği için toplumda herhangi bir dirençle karşılaşmadan hızla yayılabiliyor. Tüm dünyayı etkileyen salgınlara yol açabiliyor. Grip; küçük çocukları, vücut direnci düşmüş yaşlıları ve hasta kişileri daha çok etkisi altına alıyor. Okul, kışla, fabrika, hapishane ve bakımevi gibi toplu yaşanılan yerlerde virüs daha kolay bulaşıyor ve hastalık hızla yayılıyor. Kış mevsimlerinde toplu ulaşım araçları, sinema ile tiyatro gibi kalabalık grupların bulunduğu yerlerin de hastalığın bulaşmasını kolaylaştırdığı biliniyor.”

YÜKSEK ATEŞE DİKKAT
İnfluenza virüslerinin tükürük damlacıkları yoluyla bulaştığının altını çizen Uzm. Dr. Vural, “Grip virüsü bulaştıktan 1- 3 gün sonra belirtiler gelişmeye başlıyor. Titremenin de eşlik ettiği ateş, 39–40 dereceye çıkıyor. Başta, eklemlerde ve kaslarda, özellikle sırt ile bel bölgesinde ağrı oluşuyor. Bunların yanı sıra halsizlik ve bitkinlik, bazen de mide bulantısı ile kusma da görülebiliyor. Boğaz ağrısı, şiddetli öksürük ve göğüste yanma gibi yakınmalara da sıkça rastlanıyor” dedi.

YATAĞA DÜŞÜREBİLİYOR
Gribin etkin bir şekilde tedavisi için öncelikle yatak istirahati önerildiğini belirten Uzm. Dr. Vural, “Hasta vücudunda oluşan ağrılar ve halsizlik nedeniyle yatağa düşebiliyor. Bu nedenle yatak istirahati öneriliyor. Yüksek ateşin düşürülmesi ve kas ağrılarının dindirilmesi tedavide en önemli hedefi oluşturuyor. Sanılanın aksine gribin tedavisinde antibiyotiğe gerek duyulmuyor. Bol bol sıvı tüketmek ve C vitamininden zengin besinleri sofradan eksik etmemek gerekiyor. İstirahat ve uyku düzenine dikkat etmek de genel halsizlik ile kas ağrılarının giderilmesinde oldukça yarar sağlıyor. Grip aşışınızı yaptırmayı da ihmal etmeyin” dedi.
KOVİD-19 DA ETKİLİ
Son yıllarda Kovid-19’un da etkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Vural, “Belirtileri grip enfeksiyonuna benziyor. Yine de farkı ortaya koyabilmek için testlerin mutlaka yapılması gerekiyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekranların fenomen yarışmalarından ‘Kısmetse Olur: Aşkın Gücü’nün sevilen isimlerindenYaren Dağ’dan yeni haber var.
Ünlü gelin adayı şimdi de yeni bir kararla gündeme geldi. Dağ, sosyal medya hesabındaki tüm fotoğraflarını kaldırdı.
Yaren Dağ ilk olarak namaz kıldığı anları paylaştığı bir gönderiyle dikkat çekti. Ardından, başörtülü pozları ile gündem oldu.
“SARSILIN NAMAZ KILIN”
Kısmetse Olur Yaren, “Sarsılın namaz kılın” diyerek şunları ekledi: “Radikal ve çok huzurlu kararlarla döneceğim.”





Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü iş insanı Fatih Kıral, uzun süre böbrek nakli için beklemiş ve geçen yıl bir çalışanın verdiği böbrekle hayata tutunmuştu. Ancak bir süre sonra Kıral’a nakledilen böbrekte de sorun yaşanınca iki hafta önce hastaneye kaldırılmıştı. Fatih Kıral, hastanede hayatını kaybetti.

SABAH yazarı Bülent Cankurt, Kıral’ın sağlık durumuna ilişkin iki hafta önce şunları yazmıştı:
Böbreği iflas eden, geçen yıl bir çalışanının verdiği böbrekle hayata tutunan Fatih Kıral, yeni böbreğiyle de sorun yaşamış ve hastaneye kaldırılmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Ailesi ve sevenleri, üç gün boyunca yoğun bakımda tutulan ve sonrasında normal odaya alınan Fatih Bey’in kısa sürede taburcu olmasını bekliyordu.

Ancak öğrendim ki, 7’den 70’e tanıyan herkesin çok sevdiği Fatih Bey, maalesef halen hastanedeymiş. Nakledilen böbreği de iflas etmiş ve diyalize bağlanmış.

Bu da yetmezmiş gibi bir de kanser illeti musallat olmuş. Kanser tedavisi için geçtiğimiz günlerde bir operasyon geçirmiş.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Her yıl özel sağlık kuruluşlarını olağan ve olağan dışı denetimlerden geçiren Sağlık Bakanlığı, uzman ekiplerle bu çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Bu kapsamda, Ocak 2024’ten bugüne kadar Türkiye genelinde özel sağlık kuruluşlarına yönelik 60 binden fazla denetim yapıldı.
Denetimlerde aykırılık tespitlerine göre, 229 özel sağlık tesisine “faaliyet durdurma”, 1507 özel sağlık tesisine “idari para cezası” verildi, ilgili kuruluşlar hakkında 160 suç duyurusunda bulunuldu.
ÖZEL HASTANELER MEVZUATI TAMAMEN YENİLENECEK
“Yenidoğan çetesi”ne ilişkin soruşturma sürecinde 10 özel hastanenin ruhsatını iptal eden Bakanlık, özel ve kamu hastanelerindeki işleyişin yeniden ele alınması, sistemdeki sıkıntıların tespit edilip sil baştan düzenlenmesine yönelik çalışmalara da hız verdi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatıyla ilk olarak özel hastaneleri de içine alan mevzuatı tamamen yenilemeye hazırlanan Bakanlık, uzmanlar öncülüğünde, özel sağlık kuruluşlarının ruhsatlandırılması, faaliyet sürecindeki hizmet ve kalite standartları, kuruluşların sağlık hizmeti sunarken uyguladığı fiyatlandırma politikaları, denetimler ve uygulanan yaptırımlara kadar birçok başlığı masaya yatırdı.
Ayrıca kamu, özel ve üniversite hastanelerinde sağlık hizmet sunumları ve kalite standartlarına ilişkin ruhsatlandırma ile faaliyet süreçleri de bütüncül bakış açısıyla yeniden ele alındı.
Bu kapsamda, yakın dönemde Özel Hastaneler Yönetmeliği, Hastanelerin Denetleme Yönetmeliği, Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği’nde önemli değişiklikler yapılacak. Özel hastanelerin işleyişi, sağlık meslek mensuplarının serbest meslek icrası kuralları, sağlık yapıları ve sağlık araçlarına ilişkin düzenlemeler de gündeme gelecek.
DENETİM SEFERBERLİĞİ BAŞLAYACAK
Bakanlık, gelecek dönem, kamu, özel ve üniversite hastanelerinin hem yoğun bakımlarında hem de genel bölümlerindeki denetimlerinde şeffaf, bilişim tabanlı, bilimsel verilere ve risk yönetimine dayalı, yapay zekanın kullanılacağı, çoklu denetim mekanizmalarını oluşturmayı da planlıyor.
Türkiye’nin önde gelen 13 yenidoğan yoğun bakım uzmanıyla oluşturulan “Yenidoğan Yoğun Bakım Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu” da tüm yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yönelik habersiz denetimlere başlayacak.
Yenidoğan uzmanlarının da yer alacağı denetimlerde, fiziki incelemelerden ziyade, doğru tedavilerin uygulanıp uygulanmadığına yönelik detaylı, ileri incelemeler yapılacak.
Bakanlık, benzer denetimleri, acil servisler, yetişkin yoğun bakım gibi alanlarda kurulacak komisyonlar öncülüğünde de gerçekleştirecek.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avanos ilçesindeki sanayi sitesinde eşi Ferhat Yoldaş (36) ile kiraladıkları depoyu atölyeye dönüştüren Fatma Yoldaş (32), eşinin yanında çırak olarak başladığı mesleğinde kendini yetiştirdi.
Tornadan spirale farklı aletleri kullanarak ahşap eşya ve aksesuar üreten Fatma Yoldaş, atölyede yoğun mesai yapıyor.
Fatma Yoldaş, AA muhabirine, 2013 yılında evlendiğini, evde oturmak yerine üretmenin daha verimli olacağına karar verip eşiyle atölye kurduklarını söyledi.
Yoldaş, çırak olarak çalışmaya başladığında aletleri tanıma ve kullanma konusunda zorluk yaşadığını ancak eşinin desteğiyle yeni bilgiler öğrenerek tecrübe kazandığını anlattı.
Nevşehir Ticaret Lisesi muhasebecilik bölümünden mezun olduğunu ancak bu alana yönelmediğini, ahşapla uğraşmaktan keyif aldığını belirten Yoldaş, şöyle konuştu:
“Muhasebe mezunuyum, çevremdekiler ve öğretmenlerimin ısrarıyla o bölümü okudum. Eşim bu işlerle uğraşıyordu, ben de evde oturmak istemedim. Normalde onlar çatı işi yapıyordu. Sonra ikimiz marangozluk yapmaya başladık. Her gün düzenli şekilde geliyorum. Eşimle planlama yapıyoruz. Eşim kesme yapıyorsa ben zımparalama yapıyorum. Birlikte karar veriyoruz ama o gün yapacağımız işe göre elime bütün makineleri alıyorum. Kadınlar, ben sanayide çalıştığım için gelip sipariş veriyorlar. Turistik otellere yatak, komodin, ahşap lavabo tezgahı, yatak başlıkları yapıyoruz. Bunları zenginleştirmek için demir ve taş işçiliği de yapıyoruz. Mesela bir yatak başlığına taş döşüyoruz, ayaklarını demirden yapıyoruz. Mesleğimi seviyorum ama biraz tozlu gezdiğim için sosyal hayatta zorlandığım oluyor. Mesleğimin erkek mesleği olduğu ifade ediliyor, bayanın bu işin altından kalkamayacağını düşünüyorlar ama öyle değil, bayanın yapamayacağı hiçbir iş yok.”
Fatma Yoldaş, mesleki başarılarla hemcinslerine ilham olmak için gayret gösterdiğini de dile getirdi.
“Eşim dükkana ikinci usta oldu”
Ferhat Yoldaş ise “Çocukluktan beri ahşap içindeyim, babam çatı işleri yapıyordu. 2013’te evlendik, 5 yıl sonra dükkanı açtık. Eşimle çalışmanın zaman zaman zorluğu olabiliyor ama avantajı yüzde 90 diyebilirim. Bazı durumlarda çatışsak da bayan müşterilerin rahatlıkla gelebildiği bir dükkan olduk. Bu da bizi daha farklı konuma getiriyor. Eşim geçen süreçte mesleği öğrendi, dükkanda ikinci usta oldu.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversite sınavına hazırlandığı dönemde izlediği filmin seramik sahnesinden etkilenen 43 yaşındaki Eren Dereka, Mersin Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu El Sanatları Endüstriyel Cam ve Seramik Bölümü’nü tercih etti.
Dereka, iki yıl süren eğitiminin ardından füzyon cam atölyesinde çalışmaya başladı ve camı işlemeyi hayatının odağına koydu.
Çeşitli atölye ve firmalarda çalıştıktan sonra iş hayatına 10 yıl ara veren girişimci Dereka, bu süreçte cam eritme fırını alarak evinin garajında hobi olarak atık camlardan dekoratif ürünler yapmaya başladı.
Cama ilgisi zamanla tutku haline gelen ve bunu geliştirmek için girişimcilik eğitimleri alan Dereka, Kadın Girişimci Destek Merkezi’nde kendi atölyesini açarak nazar boncuğu, Türk bayrağı ve ağaç gibi dekoratif ürünler yaparak atık camları ekonomiye kazandırıyor.
“Cam belli aşamalarla yapılan bir ürün”
Kadın girişimci Eren Dereka, AA muhabirine, üretim yaparken atık camları değerlendirdiğini söyledi.
Atık camları yeniden şekillendirirken her aşamasına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dereka, “Cam, belli aşamalarla yapılan bir ürün. Kalıpları hazırladıktan sonra camları istenilen şekle ve dizayna göre ayarlıyorum. Önce camları kesiyorum, sonra belirlenen renklere göre boyamasını yapıyorum.” dedi.
Camın tüm aşamalarını tamamladıktan sonra fırınladığını anlatan Dereka, şöyle konuştu:
“Fırınlamada yaklaşık 850 derecede camın ve boyanın birbirine işlenmesini sağlıyoruz. Bu fırınlama işlemi 24 saat sürüyor. Fırını yaktıktan sonra ertesi gün açabiliyoruz çünkü fırınlamada cama verilen tansiyon çok önemli. Cama tansiyonunu veremezsek camda patlama veya boyada yanma yaşanabiliyor. Fırınlama işleminden sonra ürünün süslemelerini yapıp satışa sunuyoruz.”
“Biz kadınlar, her şeyi yapabiliriz”
Dereka, camla iç içe bir hayatının olduğunu, atık camları ekonomiye kazandırmanın kendisine ayrı mutluluk verdiğini söyledi.
İşini özveriyle yaptığını dile getiren Dereka, “Cam, benim için büyülü bir dünya haline geldi. Sıfırdan bir camdan veya atık şişeden çok farklı dekoratif eşya elde etmek, onu yaparken duyduğum heyecan, fırına koyduktan sonra ertesi gün fırından nasıl çıkacağını beklemek, büyük bir heyecanla onun olup olmadığını görmek, büyük bir sevgi ve mutlulukla dolduruyor içimi, ayrıca bir işe yaradığımı hissediyorum. Sıfırdan, olmayan bir şeyden yeni bir ürün çıkarıyorum.” şeklinde konuştu.
Kadınların isterlerse her şeyi yapabileceklerini anlatan Dereka, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Girişimci bir kadın olarak biz kadınların her şeyi yapabileceğini düşünüyorum. Cam kesiyorum ve cam boyuyorum. Bunu görenler, ‘Kadın cam kesiyor’ diye şaşırıyorlar. Biz kadınlar, her şeyi yapabiliriz ve istersek her şeyin üstesinden gelebiliriz. Her şeyi oluşturabiliriz, güzelleştirebiliriz. Evimizde nasıl her şeyi güzelleştirebiliyorsak iş hayatında da yaptığımız işlerle her şeyi güzelleştireceğimize inanıyorum.
Bu yüzden girişimci kadın olduğum için kendimle gurur duyuyorum. Diğer kadınlara da örnek olmak istiyorum. Onlar da isterlerse istedikleri her şeyi yapabilecek güce sahipler.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TERÖR İLİŞKİLERİ RAPORA YANSIDI
Rapora göre; Şüphelilerden Kerem T.’nin terör propagandasından hakkında soruşturma bulunduğu, Mahmut Ç.’nin KCK Türkiye Yapılanması Siyasal Alan Merkezine bağlı olarak örgütsel çalışmaların yürütüldüğü BDP ve HDP Parti Meclisleri içerisinde örgüt adına faaliyetler yürüttüğü, Kazım Ş., Fikret D., Fatmagül D., Alaaddin E., Selma G. ve Ali T’nin Halkların Demokratik Kongresi (HDK) binasında elde edilen dijital materyaller ve dökümanlarda delege listelerinde adlarının geçtiği, Faik K.’nın terörist cenazesinde PKK lehine slogan attığı, Reşat A., Mustafa D. Ve Harun O.’nun terör kayıtlarının bulunduğu, Lezgin B.’nin ise terörle ilgili suçlardan 46 adet suç kaydının bulunduğu ve illegal yollardan yurtdışına kaçtığı bilgilerine yer verildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hüseyin’in durumu, MHP Erzurum İl Başkanlığı’nın desteğiyle gündeme geldi. MHP Kadın Aile Çocuk ve Engelli Politikaları (KAÇEP) İl Başkanı Songül Karaca ve ekibinin girişimleriyle Hüseyin, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Çağatay Engin ile buluşturuldu. Yapılan detaylı muayene sonucunda, Hüseyin’in ameliyat edilebileceği müjdesi verildi. Başarılı bir operasyonun ardından Hüseyin, 17 yıl sonra ilk kez ayağa kalkarak adım attı.
“Tek başıma yürümek bana çok iyi geliyor”
Ameliyat sonrası mutluluğunu dile getiren Hüseyin Dalan, duygularını şu sözlerle paylaştı: “Daha önce babam beni sırtında okula götürüyordu. Artık bir kol değneğiyle bile olsa tek başıma yürüyebilmek bana çok iyi geliyor. Hayalim okuyup meslek sahibi olmak ve kendi ayaklarım üzerinde durabilmek. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.”

Hayallerine adım adım yaklaşıyor
Kendi ayakları üzerinde durmayı hayal eden Hüseyin, meslek sahibi olmayı ve hayatını kendi çabasıyla sürdürmeyi hedefliyor. Dalan, “Hayatımı kurtarmak istiyorum. Bana destek olan herkese minnettarım” diyerek duygularını ifade etti.
“İkizine bakınca üzülüyorduk”
Baba Mehmet Dalan, oğlunun yıllardır çektiği zorlukları anlatarak şunları söyledi: “Hüseyin’in ikiz kardeşiyle kıyaslayınca içimizde büyük bir üzüntü yaşıyorduk. Daha önce birkaç operasyon geçirdi ama başarı elde edemedik. Bu ameliyat sonrası gözlerime inanamadım. 17 yıldır her ihtiyacını ben karşıladım. Hüseyin hep şükretti, duaları kabul oldu. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.”

“Adım atabilmesi büyük bir başarı”
Ameliyatı gerçekleştiren Dr. Muhammed Çağatay Engin, tedavi sürecinin zorluklarına dikkat çekerek, “Hüseyin bize geldiğinde ayakları ileri düzeyde deforme olmuş durumdaydı. His kaybı ve kas fonksiyonları yetersizdi. Ameliyatta sinir fonksiyonlarını geri getirmeyi ve yere düz basan bir ayak elde etmeyi hedefledik. 17 yıl boyunca ayakta duramayan birinin ameliyat sonrası birkaç adım atabilmesi büyük bir başarı. Süreç tamamlandığında Hüseyin’in cihaz yardımıyla kendi ihtiyaçlarını karşılayabileceğini öngörüyoruz. Bu da onun eğitimine ve bağımsız bir yaşam sürmesine büyük katkı sağlayacak” dedi. Fizik tedavi sürecine başlayan Hüseyin, eğitimine daha rahat devam etme fırsatı bulacak. Dr. Engin, “Engellerini ortadan kaldırdığımızda, eğitim süreci daha da kolaylaşacak. Hüseyin’in azmi ve mücadeleci tavrı, bu süreçte en büyük destekçimiz” dedi.
Yurdagül mutluluğuna ortak oldu
Yılalr sonra ilk adımını atan Hüseyin Dalan’ı bu mutlu gününde yalnız bırakmayan MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül ise yürüme mücadelesine dahil oldukları için mutluluk duyduklarını belirtti. Başkan Yurdagül, “KAÇEP eşliğinde Çat’ta yaşayan Hüseyin kardeşimizin ayaklarında sorun olduğunu tespit ettik. Sonra Çağatay hocamızla istişare ederek Hüseyin’in ameliyatına bismillah dedik. Çağatay hocamız kendi alanında Türkiye’de bir numara diyebiliriz. Hocamızın emeğine sağlık. Hüseyin de yıllar sonra ayağa kalkarak yürümeye başlayacak. Vereceği mücadele ile birlikte Allah izin verirse herkes gibi kendi işlerini kendi ayaklarıyla halledebilecek cürete sahip ve mücadeleci de bir tavrı var” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin yoğun çalışması sonucu yangın büyümeden söndürülürken, fabrika çalışanlarının yangın esnasında öğle yemeğinde olması faciayı önledi. İşletmenin bir bölümü yanarak kullanılamaz hale gelirken, ekipler yangının çıkış nedeniyle ilgili çalışma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Türkiye bize kucak açtı, ikinci vatanımız oldu”
2014 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye gelen Weshah, Türkiye’nin misafirperverliğine ve sunduğu imkanlara değinerek, “Biz Türkiye’ye, Humus’tan gitmek zorunda kalırken, ölümle burun buruna geldikten sonra geldik. Şehirlerimiz yıkılmıştı, evimiz yoktu. Humus’tan Mısır’a geçmek zorunda kaldık, ancak orada işkenceye maruz kaldık. Ailemle birlikte uçakla İstanbul’a geldiğimizde, burada hayatımızın en büyük rahatlamasını hissettik. Türkiye bize sadece bir sığınak değil, aynı zamanda yeni bir hayat sundu. Ben burada büyüdüm, eğitim gördüm ve kendimi geliştirdim. Şimdi Atatürk Üniversitesi’nde Moleküler Biyoloji ve Genetik okuyorum. Türkiye benim için ikinci vatan gibi oldu. Ama ne olursa olsun, vatan hasreti bambaşka bir şey. Her zaman memleketimi özlüyorum ve bir gün oraya dönmek, Suriye’yi yeniden inşa etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
“Bedava değil, emekle yaşıyoruz”
Saad Weshah, Türkiye’deki Suriyelilerle ilgili bazı yanlış algılara da açıklık getirdi ve Türkiye’de yaşamın gerçeklerini şu sözlerle anlattı:
“Maalesef insanlar bize ‘Burada bedavaya yaşıyorsunuz, devletten destek alıyorsunuz’ gibi suçlamalarda bulunuyor. Ama gerçek bu değil. Biz burada bedava yaşamıyoruz. Eğitimimiz için ciddi harç ücretleri ödüyoruz; benim bölümümün yıllık ücreti 30 bin lira ödüyorum. Ayrıca Türkiye’de çalışıyorsak, vergilerimizi de ödüyoruz, her türlü katkıyı sağlıyoruz. Türkiye’nin iyiliklerini unutmayacağız, ama bizim de bu ülkeye katkı sağlamak gibi bir sorumluluğumuz var. Eğitimle, çalışarak ve faydalı bireyler olarak bu borcumuzu ödemeye çalışıyoruz. Fakat bu bizim vatan hasretimizi dindirmiyor. Bir gün Suriye’ye dönmek ve ülkemizi yeniden inşa etmek istiyoruz.”

“Türkiye’ye mesleklerimizle katkı sağlamayı sürdüreceğiz”
Saad Weshah, Suriye’nin yeniden inşa sürecine girmesiyle Türkiye’de yaşayan birçok Suriyelinin dönüş için adım atmayı planladığını belirtti. Weshah, “Baas rejimi sona erdi, ama dönüşümüz bir süreç gerektiriyor. Orada hayat yeniden kurulana kadar burada eğitimimizi tamamlayıp, mesleklerimizle katkı sağlamayı sürdüreceğiz. Ancak dönüş hızlı bir şekilde gerçekleşemez. Herkesin evi yok, yıkılmış bir memlekette yeniden yaşamak için önce altyapı sağlanmalı. Eğitimli bireyler ve meslek sahipleriyle bu süreç başlamalı. Ama bu süreç ne kadar uzun sürerse sürsün, biz vatanımıza dönme umudumuzu yitirmeyeceğiz” dedi.
“Türkiye’nin desteğini unutmayacağız”
Erzurum’da yaşayan Suriyeliler, Türkiye’nin kendilerine sağladığı güven ve imkanlar için şükranlarını dile getirirken, Suriye’nin yeniden ayağa kalkması için dua ediyor. Saad Weshah, “Türkiye’de gördüğümüz iyilikleri asla unutmayacağız. Bu ülke bize evlerini, okullarını, hastanelerini açtı. Burada huzur içinde yaşadık, ama hiçbir şey insanın kendi memleketi gibi olamaz. Memleketimizi yeniden inşa etmek, kendi vatanımızda huzur içinde yaşamak istiyoruz. Bu hayalimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Ama Türkiye’ye minnettar kalmayı da sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HALK OTOBÜSÜ İKİ ARACA BİRDEN ÇARPTI
O sırada aynı istikamette seyir halinde olan Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’ne giden Süleyman O.(59) idaresindeki halk otobüsü önce polis aracına, ardından kamyona çarptı. Kazada polis memuru Tahsin K. ve otobüste yolcu olarak bulunan üniversite öğrencileri Şule D. (25), Yakup G. (19), Naz B. (18), Mihriban K. (21) ve Duru P. (21) hafif şekilde yaralandı. Çevredekilerin 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalelerinin ardından yaralılar ambulans ile Burdur Devlet Hastanesine kaldırılırken polis ve jandarma ekipleri güvenlik önlemi aldı. Diğer yolcular ise farklı bir otobüsle üniversiteye götürüldü. Kaza nedeniyle trafik tek şeritten ilerlerken uzun araç kuyruğu oluştu.

İKİNCİ FACİA SON ANDA ATLATILDI
Kaza yapan araçları kurtarma çalışmaları yapıldığı esnada otobüs ve polis aracı çalıştırılarak olay yerinden kaldırılırken arıza nedeniyle hareket kabiliyetinden yoksun olan kamyon için çekici çağırıldı. Olay yerine gelen çekici yanaştığı esnada kamyon geri kaymaya başladı. Yokuş aşağı yaklaşık 30 metre boyunca kayan kamyon, park halinde bulunan biri polis iki araca çarparak şarampole devrildi. Bu esnada polis aracının arkasındaki 15 ABZ 888 plakalı otomobilin içinde oturan bir vatandaş ise son anda arabadan atlayarak araçların arasında kalmaktan son anda kurtuldu. Kazada ikisi polis aracı toplam 5 araçta büyük maddi hasar oluşurken tomruk yüklü kamyon 6 saatlik çalışmanın ardından uygun yere çekildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA tarafından Saripul Kadın Girişimciler ve Ticaret ve Sanayi Odasına bağlı ayakkabı, sandalet ve çanta yapım kurslarına ihtiyaç duyulan üretim araçları ve hammaddeler teslim edildi. Malzemelerin teslim törenine Saripul Vilayeti Vali Yardımcısı Mevlevi Muhammed Nadir Hakju, Saripul Vilayeti İktisat Müdürü Mevlevi Gulam Hayder Hayderi, Saripul Vilayeti Ticaret ve Sanayi Müdürü Mevlevi Abdul Şakir Şahab, TİKA Mezar-ı Şerif Koordinatörü Mikail Taşdemir, kursiyerler ve yerel yetkililer katıldı.
Törende konuşan TİKA Mezar-ı Şerif Koordinatörü Mikail Taşdemir, Afganistan’daki işsizliği azaltmak amacıyla özellikle dezavantajlı kesimler, bedensel engelliler ve ihtiyaç sahibi bireyler için çeşitli meslek edindirme kursları düzenlendiğini ifade ederek, bu kursların bireylerin meslek sahibi olmasına imkan sağladığını ve kadınların ekonomik katkılarının toplum için önem taşıdığını kaydetti. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Her ayın birinci ve üçüncü pazarı gerçekleşen organizasyon, 15 Aralık Pazar günü el emeği ürün meraklılarının buluşmasına imkan sağlayacak.
Talas Belediyesi ile Kadın Girişimi Üretimi ve İşletme Kooperatifi iş birliğiyle yürütülen Maharetli Eller Kadın Üretici Pazarı’nın bu pazar günü de yoğun ilgi görmesi bekleniyor.
Ev hanımları tarafından hazırlanan birbirinden değerli el emeği işlerin sergilendiği pazarda el işi tekstil ürünlerinden kışlık yiyeceklere, ev yemeklerinden süs eşyalarına kadar pek çok ürün satışa sunuluyor. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele konusunda kamuoyu farkındalığını artırmak, toplumsal bilinci yükseltmek amacıyla ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Toplantısı ve Çocuk Koordinasyon Kurulu Toplantısı’ Salihli Öğretmenevi Toplantı Salonunda yapıldı. Kaymakam Ali Güldoğan Başkanlığında yapılan toplantıda konuyla ilgili farkındalık faaliyetlerinin artırılması için paydaş kurumlar ile iş birliği içerisinde yapılan çalışmaların devam etmesine, yayımlanan genelge ve talimatlar doğrultusunda yürütülen çalışmalar gözden geçirilerek kurumların iş birliği ve koordinasyon içinde çalışması için atılacak olan adımlar görüşüldü. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Platform Up Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Öğrenci Topluluğu tarafından, Prof.Dr. Ceyhan Aldemir Konferans Salonu’nda düzenlenen programın açılışına katılan Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi, cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmanın önemini anlattı.
Cinsiyet eşitliğinin yeni bir dünyaya erişmede hız kazandıracağını belirten Babatunde Ahonsi, şöyle konuştu:
“Böylece bu yeni dünya daha refah, daha sakin, daha fazla adaletli olacaktır. Ancak bunu yapmak sadece bir sektörün işi değil. Şirketler, sivil topluluklar, uluslararası kurumlar, genç bireyler yeni bir Türkiye, yeni bir dünya oluşturmamızda her birinin bir adım atması gerekiyor. BM ve Türkiye’nin bir araya gelip bir kolektif çaba sarf etmesi ve harekete geçmesi takdir ettiğim bir durum. Kararlılıkla birlik olmalıyız. Çünkü şu anki durum çok korkunç. Küresel olarak her on dakikada bir kadın öldürülüyor. O nedenle bu korkunç insan hakları ihlalinin önüne geçmeliyiz.”
DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz da hem Türk kültüründe hem de inancında kadına önem verildiğini ifade ederek, üniversitede kadınlara yönelik yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Prof. Dr. Yılmaz, her zaman “kadına şiddete hayır” dediklerini vurgulayarak, “Toplumun hamurunu yapan kadındır, annelerimizdir. Daha huzurlu, sevgi ve saygı ortamında yaşam sağlanması en büyük önceliğimizdir. Devletimiz de büyük önem veriyor.” ifadelerini kullandı.
Platform Up Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Öğrenci Topluluğu Başkanı Pınar Topçuoğlu ise zirvenin düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Turuncu Zirve’nin 25 Kasım-10 Aralık arasında tüm dünyada yürütülen kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetin önlenmesi farkındalık kampanyasına katılan liseler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, iş insanların ve BM ajanslarının buluşma noktası olduğunu aktaran Topçuoğlu, “Bu sene özellikle liselerdeki genç katılımcılarımızın ısrarı nedeniyle zirvemizi 12-13 Aralık tarihlerinde yüz yüze gerçekleştiriyoruz. Katılımcı sayımızın fazlalığı program, konuşma süreleri ve içerik yönetimi açısından bizi zorlasa da her geçen yıl daha fazla gence ulaşabiliyor olmak yarınlara olan inancımızı artırıyor.” dedi.
Programda, DEÜ İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaprak Gülcan, platformun kurucusu Meltem Kolday ve Işıkkent Ortaokulu 8. sınıf Öğrencisi Derin Gökmeral de kadına yönelik şiddet hakkında konuşma yaptı.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için konuşmaların yapılacağı zirve, yarın sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Selendi İlçe Kadın Kolları Başkanlığından geçtiğimiz aylarda istifa eden Ayşe Tokkaş’ın yerine atama yapıldı. AK Parti Genel Merkezi tarafından yapılan atamada Selendi İlçe Kadın Kolları Başkanlığı’na evli ve 2 çocuk annesi Anadolu Üniversitesi sosyoloji bölümü mezunu Feyza Kocademir atandı. Ankara’da AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir’den mazbatasını alan Feyza Kocademir, yaptığı açıklamada “Cumhurbaşkanımızın en büyük desteği ve iradesiyle 22 yıldır bir gelenek oluşturdu. Türk siyasetinde siyasetin aynı zamanda bir ‘Kadın Hareketi’ olduğunu da gösteren bir gelenek bu. Kuruluşumuzdan bugüne Sayın Cumhurbaşkanımızın kadınlarla birlikte yol yürüme inancı bize her daim güç verdi. Bizde kendisi ile bu kutlu dava da yer alacağımız için mutluyuz Selendi’de AK Partimizi yükseltmeye devam edeceğiz aldığımız bu görevi en iyi şekilde devam ettireceğiz Sahada basmadık yer bırakmayacağız, herkesin dertlerini dinleyeceğiz, özveriyle çalışacağız, Yeni yönetim kurulu üyelerimizle birlikte partimizin başarısına, ülkemizin 2053 ve 2071 hedefine birlikte yürüyeceğiz” dedi. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kayacık Mahallesi’nde dükkan kiralayan 62 yaşındaki Nermin Ürgen ile seccade, tespih, tülbent ve oya yapan kadınlar, el işlerini İstanbul ve Kocaeli’deki toptancılara satıyor.
Ürgen, AA muhabirine, 24 ila 75 yaş arasındaki ev hanımlarıyla seccade, başörtüsü, tülbent ve oya yaptıklarını anlattı.
Bu kadar kişiye ulaşmanın kolay olmadığını belirten Ürgen, “Herkes burada sohbet ediyor. Paramızı kazanıyoruz ama asıl amacımız dostluk. Ben herkesin gönlüne dokunmak istiyorum. Kadınlarımıza her geldiğinde iş yok demek istemiyorum, ben yapmayayım, onlar yapıp para kazansın. Torununa, oğluna veya kızına bakıyorlar. Çok büyük paralar kazanmıyoruz ama herkes acil ihtiyacını görüyor.” ifadesini kullandı.
El işi yapan kadınlardan 40 yaşındaki Damla Oruç da 1 yıl önce Nermin Ürgen’le tanışarak el işi yapmaya başladığını, dükkanda ve evde üretim yaparak aile bütçesine katkı sağladığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bayraklı Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü, üreten kadın girişimcileri desteklemek amacıyla el emeği ürünlerini yeni yıl pazarları kapsamında ziyaretçilerle buluşturdu. Kadınların üretken becerilerini yansıttığı takı tasarımlar, ev aksesuarları ve hediyelik eşyalar yılbaşına özel stantlarda beğeniye sunuldu. Çeşitliliği ve ekonomik hediye seçenekleriyle Kültürpark Üretici Pazarı’nda saat 11.00-21.00 arasında, AVM’de ise saat 10.00-22.00 arasında 31 Aralık 2024 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.
Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Kadınların ürettiklerini değerlendirmelerine imkan tanımak adına onları destekliyoruz. Yılbaşı dolayısıyla kurulan standlarımızda hem kadınlarımızın emeğine değer katmak hem de vatandaşlarımızın sevdiklerine uygun fiyatlarla el emeği, göz nuru hediyeler almasını sağlamak istiyoruz. Tüm vatandaşlarımızı stantlarımıza bekliyoruz” dedi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anadolu’nun işgale karşı haklı sesini duyurmak amacıyla 10 Aralık 1919’da Kastamonu’da yapılan ilk kadın mitinginin yıl dönümü kapsamında Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü öğretim üyeleri Prof. Seyhan Yılmaz ve Doç. Firdevs Müjde Gökbel Yavuzoğlu tarafından seramik sergisi hazırlandı.
Saray Hamamı Kültür Sanat Merkezi’ndeki serginin açılışı Kastamonu Valisi Meftun Dallı tarafından yapıldı.
Dallı, yaptığı konuşmada, 10 Aralık’ın önemine değinerek serginin açılmasında emeği geçen akademisyenleri kutladı.
Prof. Dr. Seyhan Yılmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Son Bahar” sergisi oluşturduğunu söyledi.
Kastamonu’nun doğal zenginliklerine dikkati çeken Yılmaz, “Kastamonu doğal güzellikleri insanı kendisine çekmektedir ve sonbaharda bir şölene dönüşmektedir. Bu şöleni eserlerime yansıtmaya çalıştım. Eserlerimde daha çok ağaçları çalışıyorum ama yapraklara da yer verdim. 105 yıl önce kadınlarımızın verdiği bu mücadele, gösterdikleri çaba bize ışık oldu. Onların mücadelesine teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.
Doç. Dr. Firdevs Müjde Gökbel Yavuzoğlu ise ilk kadın mitinginin 105. yılı vesilesiyle sergi açmak istediklerini belirtti.
Sergisine “Yörünge” ismini verdiğini anlatan Yavuzoğlu, “Ben tema olarak yörüngeyi tercih ettim. Farklı gezegenleri temsilen yörüngeler oluşturdum. Bunu seramik sanatının çok eski formlarından biri olan kase ile yapmak istedim. Her bir kase torna ile şekillendirme tekniği ile gerçekleşti. Tek tek elde boyandı. İçlerine bütün insanlığı temsilen farklı yörüngeler oluşturdum. Her insanın kendine dair yörüngesi olduğunu düşünerek yapıtlarımı değerli konuklarla paylaşmak istedim.” ifadelerini kullandı.
Yavuzoğlu, serginin 17 Aralık’a kadar gezilebileceğini kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Samsun İHH önünde, eyleme destek vermek isteyen vatandaşlar ve gönüllüler toplandı.
Samsun İHH Başkanı Mustafa Yeşil, eylem öncesi yaptığı basın açıklamalısında, dünyanın farklı coğrafyalarında devam eden savaş ve çatışmalardan dolayı milyonlarca insanın zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.
Halen evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan insanların olduğunu dile getiren Yeşil, “Bir yanda bütün zenginliklere sahip olan ülkeler varken diğer tarafta temel gıda ve suya ulaşamayan ülkeler var. Her geçen gün milyonlarca insan yaşam, barınma, sağlık, eğitim gibi en temel insan haklarından mahrum kalmakta. Komşumuz Suriye’de 2011’den bu yana devam eden savaşta 600 binden fazla kişi hayatını kaybetti. 12 milyon kişi mülteci konumuna düştü, ülkelerinde kalan 11 milyondan fazla kişi de yardıma muhtaç durumda.” dedi.
İHH olarak yardımseverlerin katkılarıyla milyonlarca kişiye yardım ulaştırdıklarını belirten Yeşil, “Bu özel günde de 81 ilimizden insani yardım tırı mazlumlar için yola çıkıyor. Yıllardır zor şartlar altında ve imkansızlıklar içinde yaşamak zorunda kalan kadınları, yaşlıları ve kimsesizleri asla yalnız bırakmayacağız.” diye konuştu.
Açıklamanın ardından kalabalık, ellerinde “insan hakları Gazze’yi kapsıyor mu?”, ” Filistin’e sahip çıkmak için Müslüman olmaya gerek yok”, “Gazze’de soykırım var”, “Nehirden denize özgür Filistin” yazılı dövizlerle Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü.
Trafikteki araçlar da selektör yaparak ve dörtlüleri yakarak eyleme destek verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Deniz Müzesi Çaka Bey Sergi Salonu’nda ziyarete açılan sergide, gerçek dışı figüratif tarz eserlere yer verildi.
İki sanatçının farklı dünyalarını yansıtan serginin, zaman ve mekan kavramları üzerine kurulu ortak bir söylem oluşturması hedefleniyor.
Feyyaz İnanç sergideki eserleriyle zaman ve mekanın insan üzerindeki etkisine, Nedret Yaşar ise insanın dünyaya yabancılaşmasına ve iletişimsizlik sorununa dikkati çekiyor.
“Serginin ana teması empati”
AA muhabirine açıklamada bulunan Yaşar, kendisi için serginin, bir noktadan başka bir noktaya gelmek gibi bir süreç olduğunu belirterek, “Bir heyecan da yaşıyoruz. Kendimizi sorgulama, bir anlamda anlamaya çalıştığımız bir süreç oluyor. Serginin ana teması benim için empatidir. Kendimi ve çevremi sorgulama anlamı taşıyor. Bu sorgulamayla birlikte aslında içsel bir yolculuk yaparak oradan tekrar geriye dönüp çevremizle bir karşılaşma ve sorgulama sürecine giriyoruz.” dedi.
Resimlerinde insanlık tarihinde var olan konuları işlediğini aktaran Yaşar, “İzleyiciler bu sergide insan olmanın öz değeriyle karşılaşacak. Benim aradığım kavramlar bunlar. Ayrıca insana dair imgelerle de karşılaşacaklar. Umarım karşılaştıkları imgelerle onlar da bir sorgulama süreci yaşayabilir.” diye konuştu.
Sergi, 15 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla Bilge Kağan Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Bilge Kağan Anadolu Lisesinde etkinlik düzenlendi.
Vali Yardımcısı Yeliz Mercan, etkinlikte yaptığı konuşmada insanların bir takım temel haklara sahip olduklarını belirterek, “İnsan hakları her insanın insan olması sebebiyle sahip olduğu hakları ifade eder. Devletlerin bu hakları sağlama konusunda önemli görevleri vardır.” ifadelerini kullandı.
İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar da konuşmasında, dünyada farklı coğrafyalarda görülen zulüm, baskı ve haksızlıkların sona ermesini temenni etti.
Çorum Barosu Başkanı Turan Kalıpcı da, günün anlamını belirten konuşmasında, insan hakları kavramının çıkış noktasının “insan onuru” olduğunu vurguladı.
Etkinlikte, Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla il genelinde düzenlenen kompozisyon yarışmasında birinci olan Bahçelievler Anadolu Lisesi öğrencisi Belinay Türksal, “Haklarımız Umudumuzdur” adlı kompozisyonunu okudu.
Konuşmanın ardından resim ve kompozisyon yarışmasında derece alan öğrencilere ödülleri takdim edildi.
Resim yarışmasında birinci olan Mehmetçik Anadolu Lisesi Öğrencisi Zeynep Beril Karataş ve kompozisyon yarışması birincisi Bahçelievler Anadolu Lisesi öğrencisi Belinay Türksal’ın ödüllerini Vali Yardımcısı Yeliz Mercan, resim yarışmasında ikinci olan Bilge Kağan Anadolu Lisesi öğrencisi Deren Naz Aydoğdu ve kompozisyon yarışması ikincisi Şehit Osman Arslan Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencisi Dilara Hacıismailoğlu’nun ödülünü Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, resim dalında üçüncü olan Güzel Sanatlar Lisesi Öğrencisi Nefise Akbal ve kompozisyon dalı üçüncüsü İnönü Anadolu Lisesi Öğrencisi Aslıhan Gökşen’in ödüllerini ise Baro Başkanı Turan Kalıpcı verdi.
Vali Yardımcısı Yeliz Mercan, Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, Baro Başkanı Turan Kalıpcı, İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar ve davetliler, ödül töreninin ardından Bilge Kağan MTAL Gazetecilik Alan Şefi Hülya Bayrakdar tarafından hazırlanan “İnsan olmak” konulu fotoğraf sergisi ve resim Öğretmeni Sibel Kürtoğlu ile öğrenciler tarafından hazırlanan resim sergisini gezdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Kemal Kızılkaya, Tarım Müzesi ve Eğitim Merkezi’nde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, olgunlaşma enstitülerinin önemine vurgu yaptı.
Şal şepikin geçmişten bu yana tamamen doğal yöntemlerle üretilen, ince işçiliği ve estetik zarafetiyle öne çıkan bir kumaş olduğunu belirten Kızılkaya, ürünün Siirt ve bölgeye özgü kadim ve kıymetli bir el sanatı olduğunu söyledi.
Ürünün tanıtılması noktasında olgunlaşma enstitüsüyle bu yolda çok önemli bir adım atıldığını dile getiren Kızılkaya, şunları kaydetti:
“Yeter ki biz çalışalım, çalışırsak gayret edersek çok güzel şeyler olacağına inanıyorum. Bugün de Siirt’te şal şepik atölyesinin açılmasının bu yolda çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Siirt’imizin coğrafi işaretleri, yani birçok değeri var. Bu coğrafi işaretleri de almamız lazım. Günümüzde artık patent, markalaşma çok kıymetli. Siirt fıstığı diyoruz mesela. Siirt fıstığının coğrafi işareti konusunda önümüzdeki günlerde çok güzel gelişmeleri takip edeceğiz. Onu da kamuoyuyla paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. Bunun yanında 8 coğrafi ürünümüzün şal şepik de dahil olmak üzere coğrafi işaretini aldık. Bir o kadar daha bekleyen, çalışmaları devam eden coğrafi işaretler var. Bunları aldıkça geçmişle günümüz arasındaki bağı daha da kuvvetlendirmiş olacağız.”
Kızılkaya, açılışın ardından atölyeyi gezdi, kursiyerlerle görüştü.
Programa, Vali Kemal Kızılkaya’nın eşi Nurten Kızılkaya ve kurum müdürleri katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçenin Melikşah Mahallesi’nde şifa ve sağlık merkezi olarak kullanıldığı bilinen Roma dönemi eserlerinden Melikşah Hamamı’nda, Anadolu Medeniyetleri Müzesi başkanlığında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesince yürütülen kazıların birinci etabı tamamlandı.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Albayrak, alanda incelemelerde bulunan Çubuk Belediye Başkanı Baki Demirbaş, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Orçan, akademisyenler ve Melikşah Mahallesi Muhtarı Ahmet Saydam’a çalışmaların son durumuna ilişkin bilgi aktardı.
Albayrak, personel ve lojistiğin yanı sıra maddi destek sağlayan Çubuk Belediyesi’nin de katkılarıyla arkeolojik kazının birinci etabını tamamladıklarını söyledi.
Kazının ikinci etabının ilkbaharda başlayacağını belirten Albayrak, şu bilgileri paylaştı:
“Hamamımız mimari özelliğine göre ilk olarak Roma döneminde yapılmış ve 1974 yılına kadar aralıksız bir şekilde korunmuş ve kullanılmıştır. Aşağıda açılan bir sondaj nedeniyle su buradan çekildikten sonra burası kendi kaderine bırakılmış. Nisanda yaklaşık 20 günlük çalışma yaptık bu alanda. Temizlik, ön çalışma oldu. Daha sonra kasım ve aralık aylarında tekrar çalışmaya başladık. Bu çalışmamızda da havuzun içerisine yukarıdan, çatının yıkılarak düştüğüne inandığımız blokları dikkatli bir şekilde kaldırdık ve hamamın havuz kısmını tamamen ortaya çıkardık.”
Albayrak, bu yılki çalışmaları sonlandırdıklarına işaret ederek, “2025 Nisan çalışmalarımızda da hamamın çevresini ve su akıtma kanallarını da temizleyerek, restorasyon projeleri hazırlayarak çıkartmış olduğumuz blokları yerine koyarak hamamı ilk yapıldığı günkü konumuna getirmeye çalışacağız.” dedi.
Kazıda görevli uzmanlardan Damla Zehra Demirer ise “Havuz alanında ciddi çalışmalar yaptık. Burada bulduğumuz bir hat bizi heyecanlandırdı. Bu hamam Roma döneminde kullanılmış. Daha sonrasında birçok dönemde restorasyonu yapılmış. İnşallah bu dönemde de tekrar restorasyonu yapılarak ziyarete açılacak.” diye konuştu.
Ekibi çalışmaları dolayısıyla tebrik eden Belediye Başkanı Baki Demirbaş da ortaya çıkarılacak eserlerin ilçenin turizmine büyük katkısını olacağına inandığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bafra Gençlik Merkezini ziyaret eden Bafra 75. Yıl Huzurevi sakinleriyle gençler sohbet etti.
Bağlama grubu öğrencilerinin düzenlediği türkü konserine katılan huzurevi sakinleri, gönüllerince eğlendi.
Bafra Gençlik Merkezi Müdürü Selim Erdoğan, huzurevi sakinleriyle gençleri buluşturduklarını dile getirerek, “Büyüklerimizin yüzlerinde oluşturduğumuz tebessüm bizleri çok mutlu etti. Yaptığımız etkinliği inşallah başka günlere taşımayı planlıyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİİRT’te, coğrafi işaret alan ‘Şal Şepik’ kumaşının üretilmesi için Tarım ve Ağaç Müzesi’nde dokuma atölyesi açıldı.
Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan 14 Ekim 2022’de coğrafi işaret alan ‘Şal Şepik’ kumaşının üretilmesi için Tarım ve Ağaç Müzesi’nde kurulan dokuma atölyesi, törenle açıldı. Törene Vali Dr. Kamal Kızılkaya, Olgunlaşma Enstitü İl Müdürü Elif Bobuş ve kent protokolü katıldı. Saygı duruşu ve istiklal marşı ile başlayan törende konuşan Vali Kemal Kızılkaya, üretimden birçok kişinin kazanç elde edeceğini hedeflediklerini ifade ederek, “Şal Şepik konusu ülkemizde el yapımı el sanatı olarak bence hak ettiği yeri halen bulmamış ve keşfedilmeyi bekleyen çok değerli bir kültürel ürünümüz. İnşallah bütün Siirt’e, Türkiye’ye ve daha sonra Dünya’ya Şal Şepik kumaşını ihraç edebileceğimiz günleri hayal ettik. Dünya çapında şu kumaşı şu ceketi Avrupa’da, İstanbul’da büyük mağazaların vitrininde göreceğimiz günleri hayal ediyoruz. Bundan çok kişinin kazanç elde edeceği büyük bir rüyanın başındayız” dedi.
“USTALAR TEK BİR KUMAŞIN ÇÖZGÜSÜ İÇİN NEREDEYSE 10 KİLOMETRE YOL KAT EDİYOR’
Kumaşım yapım aşamasında ustaların kilometrelerce yol kat ettiğini belirten Olgunlaşma Enstitüsü İl Müdürü Elif Bobuş, “Siirt’imizin kadım geleneğinden gelen bir miras olup, yöremizin el emeğini, zarafetini ve sanat anlayışını yansıtan önemli biri kültürel değerdir. Ustalar tek bir kumaşın çözgüsü için neredeyse 10 kilometre yol kat etmektedirler. Kumaşa parlaklık veren ve kumaşın mukavemetini kirişleme işlemi için dağlardan topladıkları özel otlarla fırçalarını elleriyle yapmaktadırlar. Ortalama 33 santim ende bin 220 ilmik le sabrın dokuma sürecindeki marifetini sergilemektedir. Şal Şepik kumaşı kadim dokuma sanatının bir yadigarı. Zarafetin ve sadeliğin, dokuma tezgahlarında sabırla, heyecanla, ustalıkla ve emekle somutlaşan halidir. Şal Şepik, geçmiş ile bugünü bir birine bağlayan bir köprü, yitip gitmeye direnen bir hatıradır. Bu atölye kültürel mirasımızı korumasının yanı sıra yeni nesillere bu sanatı öğretmek için bir eğitim merkezi olacaktır” diye konuştu.
Haber-Kamera: Akif ÖZALP/SİİRT,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeşilçam bir çınarını daha kaybetti.
22 Kasım’da evinin merdivenlerinden düşüp başını çarpan ve hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınan yönetmen Şerif Gören, pazar günü hayatını kaybetti.
80 yaşında vefat eden yönetmen için Beyoğlu Atlas Sineması’nda tören düzenlendi. Törene, sanat dünyasından çok sayıda kişi, yakınları ve ailesi katıldı.
Birlikte çalıştığı meslektaşları törende Gören’le ilgili anılarını anlattı.
“SİNEMASINA, İNSANA TUTKUN BİR ADAM”
Törende konuşan Oyuncu Halil Ergün, “Yeşilçam dediğimiz sinemamız, çok sonraları çok daha iyi fark ettim; çok derin bir maceradır. Ve Türkiye’nin, Türkiye halkının insanının toplumsallaşmasında çok önemli işleri yerine getirmiş bir süreçtir o. Büyük rüzgardır.
Bu rüzgarın en önemli kahramanlarından biri de Şerif Gören’dir biliyor musunuz arkadaşlar? Tutkun bir adam sinemasına, insana tutkun bir adam. Onu da kaybettik. Işıklar içinde yatsın. Çok etkilendim. Uğurlar olsun. Hep beraber uğurlar edelim.” dedi.
“OLAĞANÜSTÜ BİR YÖNETMENDİ”
Oyuncu Nur Sürer ise, “İnanılmaz harika bir yönetmen Şerif Gören, olağanüstü bir yönetmendi. Sinemanın, yönetmen olarak son temsilcisi Şerif Gören’i kaybettik, çok üzgünüm. Şahane bir adamdı. Güle güle Şerif. Hep içimizde kalbimizde olacaksın. İyi ruhlu adam.” ifadelerini kullandı.
Şerif Gören’in cenazesi Atlas Sineması’nda düzenlenen törenin ardından Beyoğlu Hüseyin Ağa Camii’ne götürüldü. Gören, ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından Kozlu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

“BİR ARAYA GELEMEDİK”
Cenazeye katılan Orhan Gencebay son zamanlarda görüşememenin verdiği üzüntüsünü ifade ederek, “İşte buna üzülüyorum. Çok oldu. Çok yıllar oldu. Son görüşmemizde telefonla görüştük. Ben bir çalışma yapmak istiyordum. Bir filmi, bir hikayem var onu yapmak istiyordum. Seyfi Baba’yı, Orhan Baba olarak yapmak istiyordum.
Onun çekmesini istemiştim ve aramıştım. Tamam demişti fakat bir araya sonra nedendir gelemedik, olmadı. Yani göremedim. O da ayrı bir üzüntü. Çok uzun yıllar oldu. Dostlar sağ olsun.” dedi.

“HALK ADAMIYDI”
Hülya Koçyiğit ise, “Türk sinemasının sevenlerinin başı sağ olsun. Türk sineması çok değerli bir sanatçısını daha yolcu ediyor bugün. Şerif Gören bir halk adamıydı ve eserleri ürettiği filmler hep halkın sosyal yaşamını ele alan filmlerdi. Toplumsal hikayelerdi.
Çok iyi bir sinemacıydı. Çok mütevazı bir insan, kişiliğini hep korudu. Çok başarılı filmler yaptı. Benim kariyerimdeki en önemli filmlerimi birlikte yaptık. Uzun zamandır da görüşemiyorduk. Çünkü Antalya’da yaşıyordu. Ne yazık ki bir kaza geçirdi ve aramızdan bugün ayrılıyor.” ifadelerini kullandı.


Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Brad Pitt ile Javier Bardem, Formula 1 filminin çekimlerinde, şampanya patlatarak şampiyonluk kutlaması yaptı.
İkiliye ünlü F1 pilotları Charles Leclerc ve George Russell da katıldı.
Haziran 2025’te vizyona girmesi beklenen ve başrolünde Brad Pitt ile Javier Bardem’in yanı sıra Damson Idris’in de yer aldığı Joseph Kosinki filmi, emekli olduktan sonra sonra genç bir yarış sürücüsüne akıl hocalığı yapmak ve onunla takım kurmak için gelen Formula 1 sürücüsü Sonny Hayes’i konu alıyor.
60 yaşındaki Oscar’lı oyuncu Brad Pitt, son bir buçuk yıldır ‘F1’ filmi için çalışıyor ve gerçek Formula 1 yarışlarında çekim yapıyor. Pitt, filmin çekimlerinde tanınmış F1 pilotlarıyla da etkileşim halindeyken görülüyor.
Bütçesinin 130 ila 140 milyon dolar civarında olduğu tahmin edilen filmin oyuncu kadrosunda Kerry Condon, Tobias Menzies, Sarah Niles, Kim Bodnia ve Samson Kayo da yer alıyor.
Film, Formula 1 ve 10 F1 takımıyla sürücüleri ve yarış organizatörleri de dâhil olmak üzere F1 topluluğuyla işbirliği içinde çekiliyor. Yakın zamanda Ferrari ile sözleşme imzalayan, Formula 1’de 7 dünya şampiyonluğu olan İngiliz pilot Lewis Hamilton da filmin hem yapımcıları hem de oyuncuları arasında yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü şarkıcı, tercih ettiği elbisesiyle geceye damga vurdu. Ersoy’un dikkat çekici kıyafeti sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.
Bülent Ersoy, ‘Shrek’ adlı animasyon filmindeki ‘Prenses Fiona’ya benzetildi.
Bazı sosyal medya kullanıcıları ise, Bülent Ersoy’un kıyafetini, marula, lahanaya ve ıspanağa da benzetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>89 yaşındaki Arık’ın cenazesi öğlen namazının ardından İl Müftüsü Celal Büyük tarafından kılındı. Cenaze, gözyaşları arasında cenaze aracına alınarak Hani ilçesine defnedilmek üzere götürüldü.
Gözyaşı döken Kırmızıgül’ü yakınları ve sevenleri yalnız bırakmadı. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig’in 15. haftasında yarın Sivasspor’a konuk olacak lider Galatasaray, Sivas’a ulaştı. İstanbul’dan uçakla Sivas Nuri Demirağ Havalimanı’na gelen sarı-kırmızılı kafileyi, Galatasaray taraftarları çiçekler ve meşalelerle karşıladı.
Sarı-kırmızılı taraftarlar, Teknik Direktör Okan Buruk ve futbolculara sevgi gösterisinde bulundu. Daha sonra güvenlik önlemleri altında takım otobüsüne binen futbolcular ve teknik ekip, havalimanından tezahüratlarla ayrılarak konaklayacağı otele geçti. – SİVAS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AVŞAR’IN ISRARINA DAYANAMADI
Cezaevinden çıktıktan sonra müzik kariyerine odaklanan ünlü şarkıcı, son olarak Hülya Avşar’ın YouTube programına konuk oldu. Avşar’ın ünlü isme cezaevi günlerini sorması Seki’yi gerdi. “Orayı konuşmak istemiyorum” demesinin ardından Hülya Avşar’ın ısrarlı sorularına devam etmesi sonucu Seki, dayanamayarak cevap verdi.
“Ben şunu öğrenmek istiyorum” diyen Avşar’ın sözünü Deniz Seki “Oraları açmayalım ne olur” diyerek kesti. Avşar “Oraları açmayacağım ama” deyince Deniz Seki kendini tutamadı ve “Deyip deyip…” diyerek tepki gösterdi.

Avşar yine devam etti ve “Cezaevine ilk girdiğin gün ne hissettin? O çok fena bir şey gibi geliyor bana” diyen Avşar’a Seki şu yanıtı verdi: “Öldüm dedim ya. Bitti yani. Ama yeniden dirildim. Ben aslında yaşarken öldüm ama dirildim”
Seki’nin cezaevi ile ilgili konuştuğu programdaki o anlar kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özderici için Hulusi Akar Camisi’nde tören düzenlendi.
Törene, Özderici’nin oğulları Ahmet ve Ali Özderici ile kızı Necmiye Özderici Postaağası, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, milletvekilleri, belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.
Özderici’nin cenazesi, öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Asri Mezarlık’ta toprağa verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz günlerde yapılan genel kurulu sonrası yeni yönetimi oluşan ABC üyeleri kahvaltı programında bir araya geldi. Çok sayıda yerel ve ulusal medya mensubunun katıldığı programda üyelerini selamlayan Başkan Çöygün, birlik ve beraberlik mesajları verdi. Derneklerini biri ya da kurumları karşı kurulan bir dernek olmadığını aksine birleştirici bir yapıda hareket etmek üzere yola çıktıklarını dile getiren Çöygün, dernek üyesi olsun ya da olmasın hiçbir medya çalışanını ötekileştirmeden hareket edeceklerini dile getirdi. Başkan Çöygün, “ABC kentte görev yapan bütün medya mensuplarının derneğidir. Biz hiçbir zaman bir arkadaşımızı farklı bir meslek örgütüne üye oldukları için dışlayıp ya da ötekileştirme gayreti içerisinde olmadık, olmayacağız da. Zaten mevcut duruma bakıldığında da bizim bunu yapma gibi bir lüksümüz yok. Çünkü biz isminden de anlaşılacağı üzere meslek örgütüyüz. Dernek başkanı olarak ben de bir medya çalışanıyım yani mesleğimiz dışında farklı bir ideal ya da çıkar amacında değilim. Mesleğimizi deneyimli ve tecrübeli arkadaşlarımızın da yardımıyla hak ettiği yere ulaştırıp, arkadan gelen genç meslektaşlarımıza daha ilkeli ve etik bir sektör oluşması yönünde gayret içerisinde olacağız” dedi. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE’Yİ ESRA NUR TÜRKER TEMSİL EDECEK
The St Regis New Capital Cairo Hotel’de düzenlenecek yarışmanın bu yılki Türkiye temsilciliğini model ve sunucu Esra Nur Türker üstlenecek. 9 Aralık’ta yapılacak yarışmaya, Azerbaycan, ABD, Kazakistan, İngiltere, Fransa, Moldova, Gürcistan, Filipin ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu 50 ülke katılacak.

KAFTAN KIYAFETİYLE PODYUMDA YÜRÜYECEK
10 gündür kampta olan güzeller, yarışmada ülkelerini tanıtan kısa bir konuşmanın yanı sıra yöresel kıyafetleriyle podyumda yürüyecek. Esra Nur Türker ise Türk ve İslam dünyasında kullanılan kaftan kıyafetiyle ülkemizi uluslararası alanda tanıtacak.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SARIGÜL VE TANRIKULU YALNIZ BIRAKMADI
Mahsun Kırmızıgül’ün dün İstanbul’da hayatını kaybeden annesi Faike Arık’ın cenazesi, sabah saatlerinde Yenişehir ilçesindeki Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Camisi’ne getirildi. Burada öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına CHP milletvekilleri Mustafa Sarıgül ve Sezgin Tanrıkulu, oyuncu Zekeriya Karakaş ile vatandaşlar katıldı.

SELFİE ÇILGINLARI PES DEDİRTTİ
Kırmızıgül, annesini son yolculuğuna uğurlarken gözyaşlarına hakim olamazken daha önce de birçok cenazede şahit olduğumuz selfie çılgınlığı burada da kendini gösterdi. Annesinin cenaze namazı için camiye yürümeye çalışan ünlü şarkıcı, selfie çekilmek isteyenler yüzünden zor anlar yaşadı. Çevredeki duyarlı vatandaşlar tarafından uzaklaştırılan selfie çılgınları, ısrarlı tutumlarıyla bir kez daha pes dedirtti.
Cenaze töreninden kareler;





Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ajda Pekkan şu sıralar hakkında çıkan haberlerle uğraşıyor.
Pekkan hakkında, “Ajda Pekkan, Harbiye Açıkhava’daki protokol krizi ve Efes Antik Tiyatro konserindeki gecikmenin faturasını 1.5 yıldır çalıştığı menajeri Sedef Aygün’e kesti. Aygün’le yollarını ayıran Süperstar, Polat Yağcı’yla el sıkıştı” ifadelerinin yer aldığı bir haber çıktı.
Bu haberin basında yer alması üzerine ünlü şarkıcı, sosyal medya hesabından bir açıklama yayınladı.
Pekkan açıklamasında, Sedef Aygün’ün menajeri değil, yakın arkadaşı ve dostu olduğunu söyledi.
Ajda Pekkan, açıklamasında şunları söyledi:
“NEZAKETSİZ HABERLER”
Dün bazı platformlarda yayınlanan gayri ciddi ve nezaketsiz haber, bizleri oldukça üzdü ve bu açıklamayı yapma gereği duydum. Asılsız haberde yazıldığı üzere, çok yakın aile dostlarım olan Sedef Aygün ve ailesi benim menajerim değildir, hiçbir zaman da bana menajerlik yapmamıştır.
İhtiyacım olduğunda her daim yanımda olmuş, projelerime destek vermiş ve her zaman da destek olmaya devam edeceğini bildiğim, değerli aile dostlarım, kardeşim; değerli iş insanlarıdır her şeyden önce.
“ART NİYETLİ VE ASILSIZ”
Art niyetli, asılsız bir içerikle sunulan, dostluğumuza gölge düşürme çabası içeren bu haberler silsilesi, tamamen gerçek dışıdır. Sedef Aygün ile ebedi dostluğumuz devam etmektedir. Lütfen, bizzat benim ağzımdan çıkmadığı sürece, asıllı asılsız yayınlanan haberlere itibar etmeyiniz.



Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahne şovları ve cesur kostümleri ile adından sıkça söz ettiğimiz ünlü şarkıcı Gülşen, olay yaratan kombinlerinden vazgeçmiyor.
Her adımı adeta olay olan Gülşen, dün akşam İstanbul’daki ünlü bir mekanda sahne aldı.
TERS KOMBİN
Sevenlerinin karşısına yine oldukça iddialı bir kostüm ile çıkan Gülşen, bu defa ışıltılı bikini üstü, mavi pantolonu ve pantolonunun üzerine giydiği bikini altı ile dikkat çekti.
Gülşen’in bu farklı tarzı sosyal medyada kısa sürede gündem oldu.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuğunun vesayet davasına bakan hakime yönelik sosyal medya hesabından yaptığı “hakaret” ve “tehdit” içerikli paylaşımları nedeniyle eski manken Deniz Akkaya hakkında gözaltı kararı çıkmıştı.
Deniz Akkaya hakkında iki ayrı suçtan 26 Kasım tarihinde gözaltı kararı verildi ancak ünlü manken henüz gözaltına alınamadı.
9 GÜNDÜR GÖZLATINA ALINMADI
Akkaya 9 gündür firari durumda. Deniz Akkaya’nın nerede olduğu ise bilinmiyor.
Deniz Akkaya yakalanmasıyla birlikte mevcutlu olarak adliyeye getirilerek savcılığa ifade verecek.
Ünlü manken sosyal medyada ise paylaşımlarına devam ediyor.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şems-i Tebrizi Türbesi ziyaretiyle başlayan ‘Hz. Mevlana’nın 751’inci Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri’ne; Konya Valisi İbrahim Akın, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan, protokol üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı. Türbe ziyareti sonrası valilik binası önünden başlayan yürüyüş, yaklaşık 500 metre uzaklıktaki Mevlana Müzesi önüne kadar, Kültür ve Turizm Bakanı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu öncülüğünde yapıldı.
SEMA TÖRENİ İLGİYLE İZLENDİ
Mevlana Müzesi’nde, Mevlana’nın sandukası başında, bir Mevlevi geleneği olan Gülbang duası (Hep bir ağızdan ve makamla yapılan dua) okundu. Daha sonra müze önündeki meydanda ‘Nevbe’ merasimi (Tekkelerde belirli ritim sazlarının ve seslerin iştirakiyle yapılan özel tören) gerçekleştirildi. Ardından Mevlana Kültür Merkezi’nde Kültür Turizm Bakanlığı Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu’nun icra ettiği sema töreni ilgiyle izlendi. ‘Düğün gecesi’ anlamına gelen Mevlana’nın öldüğü gün, 17 Aralık’ta Şeb-i Arus töreni ile son bulacak. Anma törenleri kapsamında sema gösterileri, söyleşiler, resim sergileri gibi çeşitli etkinlikler düzenlenecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kütahya Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Geleneksel Senaryo Yarışması sonuçlandı. Ulusal çapta düzenlenen ve yoğun ilgi gören yarışmada dereceye girenler düzenlenen özel bir törenle ödüllendirildi. Kütahya Hezar Dinari Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa; çok sayıda sanatsever iştirak etti. Alzheimer hastası dedesini anlatıyor. Heyecanlı anların yaşandığı törende Bağcılar Belediyesi Basın ve Yayın Müdürlüğü’nde editör olarak görev yapan Elvan Ezber de ödüle layık görüldü. Ezber’in “Herkes bir gün evine dönmek ister” isimli eseri 3’üncü oldu. Ezber, senaryosunda Alzheimer hastası olan dedesinin son 20 gününü anlatıyor.
Ezber, senaryoda kimi zaman güldürdüğünü kimi zaman ağlattığını belirtti.
Başardığımı görmek bütün yorgunluğumu aldığını ve etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür eden Elvan Ezber, “Hobi olarak yaptığım senaryo yazarlığında başarılı olmaktan dolayı çok mutluyum. Yarışmadan sonradan haberim oldu. Başvuru tarihinin bitmesine 10 gün kala yazmaya başladım. Geceleri yazarak değerlendirdim. Hatta sürenin dolmasına saatler kala senaryoyu sisteme yüklemiştim. Heyecanlı bir süreç oldu. Yoruldum ama başardığımı görmek bütün yorgunluğumu aldı” dedi.
Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir de Ezber’i tebrik ederek başarılarının devamını diledi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rum bir anne ve Ermeni bir babanın oğlu olarak İstanbulHeybeliada’da 1937’de dünyaya gelen Markaris, ekonomi üzerine eğitim aldı.
Edebiyat dünyasına ilk adımını “Ali Reco’nun Öyküsü” ile atan Markaris, “Kral İbu’nun Destanı” ve “Atlar” gibi oyunlar yazdı. Markaris, ünlü sinema yönetmeni Theo Angelopuolos’un”1936 Günleri”, “Sonsuzluk ve Bir Gün”, “Büyük İskender”, “Leyleğin Geciken Adımı” ve “Ulis’in Bakışı” filmlerinin senaryolarını kaleme aldı ve birçok Alman yazarın eserini Yunan diline kazandırdı.
Johann Wolfgang von Goethe’den çevirileriyle büyük başarı kazanan Markaris,1950’li yılların polisiye yazarı Yannis Maris’in geleneğini sürdürerek, Yunanca polisiye romanları kaleme alıyor.
Dünyaca ünlü yazarın kitapları, Alfa Yayınları tarafından Türkçeye aktarılıyor ve dedektif karakteri Komiser Haritos’un maceraları, 2022’den beri Türk okuyucuyla buluşuyor.
“Bir Cinayetin Anatomisi” adlı polisiye dizinin senaryosunu da yazan Markaris, “Komiser Haritos” serisiyle Atina’nın toplumsal ve siyasi derinliklerini irdeliyor.
“Bazen ‘aman bırakayım da kendi İstanbul’umu bulayım’ diye düşünüyorum”
İstanbul’da bir dizi etkinlikte okurlarıyla bir araya gelerek kitaplarını imzalayan Markaris, geçmişte bir dönem yaşadığı şehir olan İstanbul’da karşılaştığı ilgiyi ve yazı hayatını, AA muhabirine anlattı.
Markaris, okurlarıyla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti aktararak, hem şehri yaşamak hem de insanlarla daha fazla zaman geçirmek arasındaki ikilemi “çekişme” olarak tanımladığını söyledi.
Okuyucularıyla temas sağlamak istediğini belirten Markaris, şöyle devam etti:
“Bazen ‘aman bırakayım da kendi İstanbul’umu bulayım’ diye düşünüyorum. Bazen de ‘ayıptır, öbür tarafı bulayım’ diyorum. Bu çekişme her İstanbul’a gelişimde devam ediyor. Yalnız, sakin ve mutlu bir geliş değil bu. Yalnız Heybeliada için söylemiyorum, hangi yoldan geçsem, mesela tünelden İstiklal Caddesi’ne gidiyorum, hemen aklım Avusturya Lisesi’ne çıktığımda nasıl yol aldığımı anımsatıyor. Bu anı çok önemli ama aynı zamanda çok da tehlikeli yazar için. Çünkü her şey öyle bir karanlığa götürebilir ki, insan ayırt edemez. Neyi anlatacağım, neyi bırakacağım.”
“Son romanım, İstanbul’a gelmeden önce bitirdiğim roman, yapay zeka üzerineydi”
Markaris, “Komiser Haritos” serisinin devamının geleceğine işaret ederek, “Benim aklıma öykü, hikaye, kurgu geldiği müddetçe devam edecek. Son romanım, İstanbul’a gelmeden önce bitirdiğim roman, yapay zeka üzerineydi. Bu yapay zeka meselesi beni çok sinir ediyor. Kendi kendime, ‘bu nereye gidecek?’, ‘sonucu ne olacak?’ diye bir cevap almaya çalışıyorum. Kolay değil. Şimdi, yarın aklıma ne gelecek diye bekliyorum. Beni ne kızdıracak? Ona göre yazacağım şeye karar vereceğim.” dedi.
Roman yazmanın ve senaristlik yapmanın farklarından bahseden usta yazar, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Açık söyleyeyim yazarlık ve senaristlik birbirini hiç beslemiyor. Romancılık ve senaristlik arasında büyük bir fark var. Senarist olarak şunu söyleyeyim, yönetmensiz çalışamazsınız. Yazar ve romancı olarak ise kimsenin işinize karışmasına müsaade vermemelisiniz. Aslında ikisinin arasındaki büyük fark budur. Ben bu farkı her zaman uyguladım. Her zaman yönetmen Theo Angelopulos’la böyle çalıştım. Ama bu şu anlama gelmesin, yani bir yönetmenle çalışıyorum demek, yönetmenin her istediğini yapıyorum demek değildir. İtirazlarınız da olur, başka fikirleriniz de olabilir ama sonunda yönetmenle anlaşmalısınız. Yazarlıkta aksine siz kendinizi memnun saydığınızda devam edebilirsiniz. Aradaki fark bu.”
“Dizi çok büyük ilgi ile karşılandı”
Petros Markaris, Alman şair, tiyatro yazarı ve yönetmen Eugen Berthold Friedrich Brecht’in yazarlık serüveninde kendisini çok etkilediğini de söyledi.
Romanlarının diziye uyarlandığını belirten Markaris, “Benim romanlarımı dizi yapan yapım şirketi benden önce Andrea Camilleri romanlarını dizi yapmıştı. Şimdi benim romanlarımı dizi yapıyor. İlk altı bölümü yayınlandı. Çok büyük bir ilgi ile karşılandı. Herkes çok memnundu. İlkbaharda ikinci kısmı çekecekler.” şeklinde konuştu.
Bugün, Pera Müzesi’nde “Romanı Senaryoya Uyarlama Yolculuğu” başlıklı bir masterclass düzenleyecek olan Markaris, ardından Robinson Crusoe 389 İstiklal’de okurlarıyla bir araya gelecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Yardımcısı Mumcu’yu, Vali Birol Ekici ve Vali Yardımcısı Emine Dilce, Valilik girişinde karşıladı.
Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Mumcu ve beraberindekiler, Ekici ile makamında görüştü.
Ziyarette, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk ve Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Volkan Ersoy da yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
– Bir yapımcı olarak, projelere karar verirken nelere dikkat ediyorsunuz ve süreç nasıl ilerliyor?
Her yapımcı, bu konuda farklı ilerliyor. Ben, bugüne kadar komediye ağırlık verdim. Filmlerde, genellikle kendi hikayelerimden yola çıktım. Devam etmekte olan projelerde de genelde bu şekilde ilerliyoruz. Yani, aslında yapım şirketi olarak her şeyi kendi bünyemizde çözüyoruz diyebilir.
Yurtdışına satış için bir dram dizisi projemiz var. Tabi ki, yeni komedi filmi çalışmalarımız da devam ediyor. Bunların dışında, ekip olarak bizi heyecanlandıran yeni projelere de her zaman açık olduğumuzu söylemeliyim.
– İzleyicilerin filmden alacakları mesaj veya deneyim ile ilgili ne gibi beklentileriniz oluyor?
Yaptığımız projelerin, hayatın gerçeklerini yansıtmasına özen gösteriyoruz. Biraz klasik bir cevap gibi görünse de, izleyenlerin filmde kendilerinden bir şey bulması bizim için önemli. Örneğin, Nasipse Olur filmimizdeki Günfer karakterimizde bir çok kişi kendini gördü ve bunu tüm platformlarda paylaştı.

– Sizce sinema sektöründe başarının sırrı nedir?
Burada doğru hikaye, doğru karakter analizi ve tabi ki doğru “senaryo” diye yanıt vereceğim. Ancak, sadece bunlar da bence yeterli değil. Doğru reklam planlaması ve hatta doğru vizyon tarihi seçimi de çok önemli detaylar.
– Kariyerinizde size göre en büyük zorluk neydi?
Sinema, her ne kadar dışarıdan kolay gibi görünse de oldukça zor bir sektör. Sadece bir film için bile en az 1 yılınızı o projeye ayırmanız gerekiyor. Ama, tüm 1 yılın emeği sadece 3 gün içinde karşılık bulması gerekiyor. Çünkü, vizyona girdikten sonraki ilk 3 gün içinde beklenen ilgiyi görmezseniz, vizyonda kalamıyorsunuz.
– Bir yapımcı olarak Vahdet Erdoğan’ın en gurur duyduğu proje hangisi?
Zor bir soru; Nasipse Olur, Silbaştan Kaynanam, C takımı, Veda Partisi, C Takımı2 hepsi ile gurur duyuyorum.
– Filmlerde çalışmaya nasıl başladınız ve bu yolculuk nasıl şekillendi?
Sektöre girişimiz 5 yıl boyunca organize ettiğimiz kısa film yarışmaları ile oldu ilk filmimizi devamında 2019 yılında çektik. Yazmak kısmı ise doğuştan sanırım çocukluğumdan bu tarafa yazıyorum.
– Hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz şu anda? Gelecek projelerinizde izleyicilere ne tür deneyimler sunmayı hedefliyorsunuz?
Şu an C Takımı2 için vizyon hazırlığındayız 14 Şubatta vizyonda olacağız. Aynı anda bir günlük dizi çalışması yürütüyoruz yine şubat gibi çekimlere başlamayı düşünüyoruz. Yaz çekimleri için ise 2 film projesi üzerinde çalışıyoruz. Yine bir youtube dizisi var kafamızda çalışmaları devam ediyor ve son olarak şahsi olarak bir kitap çalışmam var oda 2025 yılı içende çıkacak. Bir solukta saydım ama önümüz çok yoğun.
Vahdet Erdoğan’ın sevilen filmi C Takımı’nın devam filmi olan C Takımı 2, 14 Şubat 2025’te izleyiciyle buluşacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe merkezine 6 kilometre uzaklıkta yer alan Hurma köyünde 70 yaşındaki Halil Sami Eskici’nin evinin bahçesinde bulunan armut ağacı, bu sene ikinci kez meyve verdi.
Eskici, yaptığı açıklamada, armut ağacının meyvelerini temmuz ayında yediklerini, sonbaharda yeniden çiçek açtığını söyledi.
Ağaçta yumurta büyüklüğünde 7 armudun bulunduğunu belirten Eskici, “Armutları gayet güzel. Bu ağacın aralık ayında meyve vermesi şaşırtıcı. 70 yaşındayım, bu mevsimde ilk defa meyve verdiğini gördüm. Biz şaşkınız. Sanırım mevsimlerin değişmesinden ileri geliyor.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ATO Başkanı Gürsel Baran, ATO’nun 60 No’lu Restoran, Lokanta ve Kafe Hizmetleri Meslek Komitesi tarafından Dünya Türk Kahvesi Günü dolayısıyla bu yıl ikincisi düzenlenen “Kahve Zirvesi ve Mini Festivali”ne katıldı. Etkinlikte ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Temel Aktay, ATO 60 No’lu Restoran, Lokanta ve Kafe Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Abdurrahman Işıksever, ATO Komite ve Meclis üyeleri, kahve sektörü temsilcileri ile çok sayıda davetli yer aldı. ATO Meclis Salonu’nda gerçekleşen etkinliğin açılışında konuşan Baran, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu’nun (UNESCO) 5 Aralık 2013’te Türk kahve kültürü ve geleneğini “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi”ne aldığını ve o tarihten bu yana her yıl 5 Aralık gününün “Dünya Türk Kahvesi Günü” olarak kutlandığını hatırlattı. Türk kültüründe önemli bir yeri olan ve birçok kıymetli duygu ve anlamı barındıran Türk kahvesinin tüm dünyada yaygınlaşmasının önemine değinen Baran, Türk kahvesi ile dünyada farkındalık oluşturarak, bu mirası ekonomik katkıya dönüştürmeyi hedeflediklerini belirtti. Baran, şöyle konuştu:
“Türk kahvesi, kültürel hazinemizin en önemli değerlerinden biri. Bizim için bir fincan kahve, içecekten çok daha büyük anlamlar taşıyor. Gelenek ve göreneklerimizin içinde Türk kahvesi var. Bir çiftin evliliğinden küsleri barıştırmaya kadar kahveyle başlayan hikayelerimiz var. Bu mirası gelecek nesillere aktarma sorumluluğumuz var. Türk kahvesi kültürünün korunarak yaygınlaşmasını ve kahve sektörünün güçlenerek dünya pazarlarında yerini almasını istiyoruz.”
“Başkentimizde de kahve sektörü hızla gelişiyor”
Türkiye de dahil olmak üzere hemen her ülkede kahve pazarının hızla büyüdüğünü kaydeden Baran, “Dünyanın en yaygın içeceklerinden biri olan kahve, aynı zamanda önemli bir ekonomi durumunda. Dünya genelinde günde 2 milyar fincan kahvenin tüketildiği belirtiliyor. Küresel kahve pazarı büyüklüğünün ise 460 milyar dolar seviyesine ulaştığı ifade ediliyor. Sektör milyonlarca kişiye de istihdam sağlıyor. Dünyada petrolden sonra en çok ticareti yapılan ürünün kahve olduğu söyleniyor” dedi.
Baran, Türkiye’nin bir kahve ülkesi olma yolunda hızla ilerlediğini vurgulayarak, Türkiye’de kahve üretimine yönelik girişimlerden büyük memnuniyet duyduklarını belirtti. Türkiye’nin kahve ihracatının son 5 yılda 155 milyon dolara ulaştığını ve geçtiğimiz yıl 146 ülkeye kahve sattığını söyleyen Baran, “Başkentimizde de kahve sektörü hızla gelişiyor. Şehrimiz, önde gelen kahve firmalarına ev sahipliği yapıyor” diye konuştu. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Hikmet Şimşek Çoksesli Koro Eseri Beste Yarışması’nda ödül sahiplerinin açıklandığını duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; 4 Aralık 2024 tarihinde tamamlanan değerlendirmeler sonucunda ‘Hikmet Şimşek Çoksesli Koro Eseri Beste Yarışması’nda; 1’incilik ödülüne Onur Arınç Duran, 2’ncilik ödülüne Orhan Veli Özbayrak ve 3’üncülük ödülüne Melda Camuşcu layık görüldü. Ayrıca yarışmada mansiyon ödüllerine Serhat Günay, Volkan Akkoç, Mesruh Savaş, Su Uğurlu ve Orhan Öner Özcan değer bulundu. Yarışmanın Jüri Başkanlığını Güzel Sanatlar Genel Müdürü ve Solist Sanatçı Ömer Faruk Belviranlı üstlenirken; Devlet Çoksesli Korosu Şefi Burak Onur Erdem, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Cemi’i Can Deliorman, Hacettepe ÜniversitesiAnkara Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü öğretim üyesi Turgay Erdener ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesiİstanbul Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Özkan Manav, yarışmanın değerlendirmesinde görev aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın’ın Kayseri’ye kazandırdığı ekonomiye dayalı önemli kültür-sanat etkinliklerinden birisi olan Antika Pazarı, 2019 yılında tarihi Harman Meydanında başlayan yolculuğunu Mevlana Mahallesi Pazar Yeri’nde sürdürüyor. Daha geniş kitlelere ulaşmak amacıyla taşındığı yeni yerinde nostalji meraklılarına renkli seçenekler sunan Antika Pazarında halı, kilim ve seccadelerden tespihe, saat, para ve puldan nostaljik ev eşyalarına kadar binlerce ürün satışa sunuluyor. Kayseri’den olduğu kadar Türkiye’nin değişik bölgelerinden antika satıcılarının da ilgi gösterdiği Antika Pazarı, şehrin en dikkat çeken sosyo-kültürel etkinlikleri arasında yer alıyor.
Her ayın ikinci pazar günü kurulması gelenek haline gelen Antika Pazarı, 8 Aralık Pazar günü yine Talas ve Kayseri halkına farklı bir gün yaşatacak. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RessamEbru Ceylan’ın hazırladığı sergi, 10. yılında, “Konuşan Resimler: 10 Yılın Vedası” başlığıyla izleyiciye veda edecek.
Ahmet Hamdi Tanpınar, Aşık Veysel, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cahit Sıtkı Tarancı, Pir Sultan Abdal, Yunus Emre ve Ferhan Şensoy gibi sanatçıların hayatlarına odaklanan sergide tablolara, hikayeler ve şiirlerin yanı sıra sanatçıların biyografileri de eşlik ediyor.
Ceylan, serginin ortaya çıkış sürecini, içeriğini ve gelecek planlarını AA muhabirine anlattı.
“Toplumu değiştirdiklerine inandığım için edebiyat ve tiyatro sanatçıları üzerinden gittim”
Sergiyi oluştururken iki amacı olduğunu belirten Ceylan, “Birincisi sanatçı olarak farklı fikir ve düşüncedeki insanların topluma faydalı olduğunu ve değiştirdiğini düşündüğüm için buna bir örnek teşkil etmesiydi. Ben ressamlığın dışında sanat ekonomistiyim. Haliyle multidisipliner bir proje çıkarmayı çok istemiştim. Konuşan resimler aslında bu ikisinin harmanı.” dedi.
Ceylan, sergide farklı fikir ve düşüncelerdeki insanların bir araya geldiğini işaret ederek, “Biraz kendi merakım biraz da toplumu değiştirdiklerine inandığım için edebiyat ve tiyatro sanatçıları üzerinden gittim. Zaten tiyatro sanatçıları da bir metin ve hikaye üzerinde çalıştıkları için birbirlerini bağlayıcı bir tarafı oldu. Çıkış kısmı böyle farklı düşüncelerin bir araya gelmesiyle oluştu.” ifadelerini kullandı.
“Güzel bir etkileşim ve deneyim alanı”
Resim yaparken hikayeler de yazdığını dile getiren Ceylan, şunları kaydetti:
“Bu hikayeleri yazarken ciddi bir araştırma sürecine giriyordum. Her şeye objektif olarak bakmanız gerekiyor çünkü bir arşiv çalışması yapıyorsunuz. Yakın fikirde olmayabilirsiniz ya da sanatı size yakın gelmeyebilir ama dönemi için önemli biridir. Haliyle sevdiğiniz bir kişiye yaklaşır gibi ona da aynı yerden ve adaletli yaklaşmanız lazım.”
Ceylan, serginin içeriği bakımından multidisipliner bir yönü olduğuna işaret ederek, izleyici için önemli bir etkileşim ve deneyim alanı sunduğunu söyledi.
“Bu hikayeler tiyatro olacak”
Sergiyi bugüne dek dört temayla izleyiciye sunduklarını aktaran Ceylan, “Bu veda sergimiz aslında ‘Konuşan Resimler’i uğurladığımız bir sergi. Hikayesini ve fikirlerini çoklu olarak anlattı yıllar içinde. Onuncu yılın da vedası için doğru bir zaman olduğunu düşünüyorum. Şimdiye dek dört temamız vardı ama bu sergi hepsinin totalinde unutmamamız gereken insanları anlatıyor. Bu kez Ferhan Şensoy, Muhsin Ertuğrul, Cahide Sonku, Yıldız Müşfik Kenter, Semiha Berksoy hatta Hacivat ve Karagöz’e kadar giden özel bir seri hazırladım.” diye konuştu.
Ceylan, “Konuşan Resimler”in hikayelerine ulaşmak isteyenlerin albümlere müzik uygulamalarından erişebileceğini belirterek, “Aynı zamanda sergi bitiminden sonra kitaplaşması hatta belki dijital ortamda kataloglarına ulaşılmasının da altyapısını hazırlıyoruz. Yeni yılda bu hikayeler tiyatro olacak. Hayatına mecralarını değiştirerek devam edecek. Bunu da sürekli duyuruyor olacağım. İzleyiciler eserlere sergi sonrası ilk aylarda dijital ortamlarda ulaşabilecekler.” ifadelerini kullandı.
Sergi, 19 Aralık’a kadar AKM’de ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Borusan, tüm yıla yaydığı 80. yıl kutlamaları kapsamında, iş, sanat ve medya dünyasından isimlerin katılımıyla gerçekleşen özel bir organizasyona da yer verdi.
Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştirilen konserde, BİFO, müzikseverler için unutulmaz bir akşama imza attı.
Sanat yönetmeni ve sürekli şefi Carlo Tenan yönetimindeki BİFO, başarılı piyanist Marco Vergini’yi ağırladı. Konserde, Vergini Ravel’in Sol Majör Piyano Konçertosunu seslendirdi. BİFO, klasik müziğin büyülü atmosferinde geçen bu özel gecenin programını, Respighi’nin Roma Çeşmeleri ve Schumann’ın 1. Senfonisi ile taçlandırdı.
Konser öncesinde davetliler için Borusan’ın zengin tarihini anlatan “80 Yılın İzinde” isimli belgeselin kısa bir gösterimine yer verilirken, Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeynep Hamedi ve Borusan Grup Üst Yöneticisi (CEO) Erkan Kafadar, yaptıkları konuşmalarda Borusan için 80’inci yılın önemini vurguladılar.
Borusan’ın 80’inci yıl belgeseli, Grubun köklü tarihindeki önemli dönüm noktalarını ve geleceğe yönelik vizyonunu anlatıyor.
Belgeselde şirket hissedarlarının yanı sıra kuruluşundan bugüne kadar emek veren, farklı jenerasyonlardan ve departmanlardan yöneticiler, çalışanlar ve iş ortaklarıyla yapılan röportajlara yer veriliyor.
Geçmişte önemli görevlerde bulunmuş isimler ile halihazırda Grubun yarınlarını şekillendirmeye devam eden yönetici ve çalışanların samimi anlatımları, belgesele duygusal bir derinlik katıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeynep Hamedi, “Borusan’ın 80’inci, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrasının ise 25’inci yılını kutladığımız bu yıl, biz daha yeni başlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Hamedi, umutla attıkları her adımın, özveriyle kurdukları her bağın kendilerini bu noktaya getirdiğini gördüğünü kaydederek, “Bu akşam, o yolculuğun güzel bir durağındayız. Başarılarımızı mümkün kılan değerli anları sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.” açıklamasında bulundu.
Borusan Grup CEO’su Erkan Kafadar da bu yıl 80’inci yıllarını kutlamanın heyecanını yaşadıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Biz aslında daha yeni başladık söylemimizle, köklü geçmişimizle geleceğe dönük vizyonumuzu bir araya getirdik. Borusan’ın temelleri 1944’te, Kurucumuz ve Onursal Başkanımız merhum Asım Kocabıyık’ın, döneminin ötesindeki vizyonuyla atıldı. Bugün 80 yıllık mirasımızdan aldığımız güç, 200 yıl ve ötesinde varlığımızı sürdürme vizyonumuzla paydaşlarımız, müşterilerimiz, iş ortaklarımız, tedarikçilerimiz ve bayilerimiz ile topluma değer katma misyonumuzu devam ettiriyoruz. Ülkemizi sanayi, teknoloji, eğitim, kültür ve sanat alanlarında öncü konuma getirmek küresel arenada daha da yükseklere taşımak istiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Aile ve Gönüllülük Hizmetleri Müdürlüğü, 5 Ekim Dünya Gönüllüler Günü çerçevesinde Türkiye Diyanet Vakfı gönüllülerini ağırladı. Gençlik ve Spor Bakanlığı Marmaracık Kampı’nda gerçekleştirilen etkinliğe, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Huriye Martı, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Recep Şükrü Balkan, Kadın, Aile ve Gönüllülük Hizmetleri Müdürü Hatice Kahyaoğlu katıldı. Etkinlikte ‘İyilik Atölyeleri’ adlı sergi ziyarete açıldı.
“Bir toplumu geliştirmek istiyorsanız, kadınlara ve gençlere emek vermelisiniz”
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Huriye Martı, “Türkiye Diyanet Vakfı 50 yaşında. 50 yıldır iyilik üreten bir vakıf burası. 50 yıldır akışkan ve her sene üzerine koyarak devam eden iyilik yolculuğunda kadınlarla ilgili özel bir birim oluşturulması; o özel birimin kadın ve aile faaliyetleri yapması çok özel bir adımdır. Bir toplumu değiştirmek istiyorsanız kadınlara ve gençlere emek vermelisiniz. Bugün Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Kolları’nın çok büyük bir hızla büyüdüğünü ve geliştiğini görüyorum. Sizlere çok teşekkür ediyorum. Türkiye Diyanet Vakfı’nda Kadın, Aile ve Gönüllülük Hizmetleri bir müdürlüktür başka bir müdürlüğün altında yer alan küçük bir birim değildir. Bunu da böyle planlayan Muhterem Ali Erbaş Hocamızdır” diye konuştu.
“Hanımların elinin değdiği her şey güzelleşir”
Diyanet Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Recep Şükrü Balkan ise, “1975 yılında kurulan Türkiye Diyanet Vakfımız her yıl büyüyen hizmet alanıyla ve hizmet kalitesi ile hem ülkemizde hem de diğer 149 ülkede hizmetlerini ve faaliyetlerini artırarak devam ettirmekte. Yıllardan beri bu hizmetlerde en büyük destekçimiz olan hanım kardeşlerimize bir alan açmak istedik. Türkiye Diyanet Vakfı bünyesinde Kadın, Aile ve Gönüllülük Hizmetleri adı altında bir müdürlüğümüz ve buna bağlı bir kadın kolları birimimiz de kuruldu. Hanımların elinin değdiği, her şey güzelleşir anlayışı bizde hakimdir. Biz de hanım kardeşlerimizin hiçbir karşılık beklemeden tamamen gönüllülük esasına dayalı yapmış oldukları hizmetleri tüm Türkiye genelinde sürdürüyorlar, hepsine teşekkür ediyorum. Bugün yapılan bu çalışmaları bir araya toplamak, motivasyon sağlamak, birbirlerine tecrübelerini aktarmak ve etkileşim sağlamak münasebetiyle böyle bir program gerçekleştirdik. Çok da güzel bir etkinlik oldu. İnşallah hayırlara vesile olur. Herkese teşekkür ediyorum” dedi
“Gönüllülük deyince altında derin anlamlar barındıran bir kelimeden bahsediyoruz”
Gönüllü Kadriye Bilici ise,” Türkiye Diyanet Vakfı olarak sadece bir iyilik kuruluşu değiliz, gönüllülük deyince altında derin anlamlar barındıran bir kelimeden bahsediyoruz. Bu yola çıkarken esas aldığımız şeyler yürekten ve Allah rızası için hareket etmekti. Bugün Dünya Gönüllüler Haftası sebebiyle buradayız. Hem birbirimizi motive etmek, hem birbirimizi desteklemek ve yaptığımız çalışmaları istişare etmek için buradayız” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kendisi gibi fenomen olan Dilan Polat’ların operasyonlarının ardından hakkında dava açılarak mal varlığına el konulan Eylül Öztürk, 2 çocuğunun babası 7 yıllık eşi Barış Kenan Özkan ile boşanma kararı aldıklarını açıkladı.
Instagram hesabından açıklama yapan Eylül Öztürk, şu ifadeleri kullandı:
DETAY YOK
“Bu arada size sözüm vardı bir gün bir şey olursa söylerim diye. Çok detaya girmeyeceğim, dün Kenan ile evleri ve işleri de ayırma kararı aldım. Boşanma sürecini şu anda bulunduğum durumdan ötürü yapamıyorum ama zamanı geldiğinde resmiyette de halledeceğim.
“MERAKLI KÖFTELERSİNİZ”
İki ayağım bir pabuca girdi bu Amerika’da her şey üst üste geldi. Siz meraklı köfte olduğunuz için sormadan ben söyleyeyim dedim. Ben bu şekilde çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Zaten yeni ev alıyorum biliyorsunuz, orada bir düzen kurup biraz kendime de bir fırsat tanımak istiyorum.
“SÜSLÜ KELİMEM YOK”
Çocuklarla düzenli olarak görüşmeleri olacak yanımda görürseniz de şaşırmayın ama durum bundan ibaret. Herkesin hakkında hayırlısı olsun, konu da uzamasın temcit pilavı gibi. Lütfen. Hiç öyle süslü kelimeler de kuramayacağım valla. Neyse o. Siz beni anladınız.”



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AKADEMİSYEN Zeynep Öztürk tarafından Prof. Dr. Erol Bulut anısına hazırlanan ‘Bir Ömür Resim: Erol Bulut’ adlı kitabı ve Bulut’a ait eserlerin yer aldığı resim sergisi DG Art Galeri’de sanatseverlerle buluştu.
Sanatıyla yaşamış, duygularını büyük bir aşkla tuvaline resmetmiş Erol Bulut’un hayatı, fakülte yılları ve sanatına dair ayrıntıların okuyucularla paylaşıldığı kitap; bir yıllık bir hazırlık süreci sonunda hayat buldu.
Zeynep Öztürk tarafından hazırlanan ‘Bir Ömür Resim: Erol Bulut’ kitabında Bulut’un yapmış olduğu resimler incelenirken bir ömür süren sanatına da yer veriliyor. Başta eşi Ümran Bulut olmak üzere dostlarının ve öğrencilerinin kaleminden satırlara yansıyan anılarında yer aldığı kitap, Zeynep Öztürk’ün şiirleriyle de Erol Bulut’un yaşamına, resimlerine bir yolculuk yaptırıyor.
Erol Bulut’un resimlerinin kurgusunda ise simetri, sadelik ve dinginlik olarak çeşitlilik gösteren içsel önermeler göze çarpıyor. Sanatında her nesne, biçim olarak kendi gerçekliği ile resmedilmişken kompozisyon içinde güçlü bir anlatıma yardımcı oluyor.
Resimlerindeki formlar, tabiatı görüş ve yorumlayış tarzı; olgun bir desen anlayışının varlığını açıkça ortaya koyuyor. Güncel sorunlardan insanoğlunun geçmişine uzanan yaşam yorumlarına, insanın varoluşunun gizemine ve kainattaki sırların heyecan verici yanlarına geniş bir perspektiften bakıyor. Sanatçının yapıtlarında; biçim- öz ilişkisinin mükemmel aktarımı, grafik ve renk düzenindeki rahatlık ve orijinal estetik yaklaşım dikkat çekiyor.
Küratörlüğünü Zeynep Öztürk’ün üstlendiği sergi, 08 Aralık’a kadar DG Art Project’te ziyaret edilebilir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Ankaralı Turgut’ olarak tanınan ünlü şarkıcı Turgut Karataş, ağustos ayından beri sağlık problemleri yaşıyor.
Turgut Karataş’ın, akciğer kanseri olduğu ve kanser hücrelerinin karaciğere kadar sıçradığı öğrenilmişti.
ÜZEN HABER GELDİ
Karataş, 5 Kasım’da Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde entübe edildi. Günlerdir hastanede yaşam mücadelesi veren ünlü şarkıcıdan üzen haber geldi.
“UMUTLARIM TÜKENİYOR”
Turgut Karataş’ın kızı Eylem Boran babasının sağlık durumu hakkında açıklama yaptı. Boran; “Bugün babamdan iyi haber beklerken, doktor ‘durumu kötüye gidiyor’ dedi. Umutlarım yavaş yavaş tükeniyor. Babam ne olur beni bırakma” ifadelerini kullandı.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN’in Çamlıyayla ilçesinde 8 asırlık Sinap Kalesi, tarihe meydan okuyor. Definecilerin hedefi haline gelen kalenin iç kısımlarında tahribat oluşurken, Mersin Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Durukan, 8 asırdır ayakta duran yapıya zarar vermek, ülkemize zarar vermekle eş anlamlıdır dedi.
Kuruluşu 12-14’üncü yüzyıla dayanan Mersin’in Çamlıyayla ilçesinde bulunan Sinap Kalesi, tarihe meydan okuyor. Orta Çağ şatosu görünümü ile dikkat çeken kalenin bazı kısımlarında tahribat oluştu. Kale, yayla turizmi kapsamında ziyaretçilerin ilgisini çekerken, define avcılarının da hedefi oldu. Mersin Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Durukan, kalenin günümüzde en iyi korunan örneklerden biri olduğunu söyledi.
‘EN İYİ KONDİSYON SAHİP OLAN SİNAP’
Yapının şato olarak da ifade edilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Durukan, Orta Çağ’dan kalma yapıların güzel örneklerinden biridir. Sadece Çamlıyayla’da değil, benzer örneklerine başka yerlerde de rastlayabiliyoruz. Planları aynı, birbirine benzer 4-5 tane örneğini biliyoruz. Bunlardan 3 tanesi, çok iyi ayakta duruyor. En iyi kondisyona sahip olansa Çamlıyayla’daki Sinap Kalesi’dir dedi.
‘ÜLKEMİZE ZARAR VERMEKLE EŞ ANLAMLI’
Prof. Dr. Durukan, Yapının hem içinde hem dışında maalesef tahribatlar meydana gelmiş. Birçok yerde karşılaştığımız gibi defineciler, altın arayanlar bu tip yapıları çok sık ziyaret ediyor. Bunların içerisinde bir şey bulamayacaklarını söyleyelim. Yapıya zarar veriyorlar. Bu kadar zamandır, 8 asırdır ayakta duran yapıya zarar vermek, ülkemize zarar vermekle eş anlamlıdır diye konuştu.
Haber-Kamera Okan ÇALIŞKAN ÇAMLIYAYLA (Mersin), DHA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kış mevsiminin çetin geçtiği ve uzun sürdüğü illerin başında gelen Ardahan’da, kar yağışı sonrası dondurucu soğuklar etkisini sürdürüyor.
Çalıştığı kurumdan 2016 yılında emekli olduktan sonra zorlu kış koşulları nedeniyle yiyecek bulmakta güçlük çeken sahipsiz hayvanlara hayatını adayan Başdemir, kentte “İsmet amca” olarak tanınıyor.
Soğuk havada yaptığı iyilik hikayesiyle yürekleri ısıtan Başdemir, her gün emekli maaşıyla aldığı buğday ve tavuk etlerini, kış koşullarından etkilenen kedi ve kuşlar için şehrin belirli noktalarına bırakıyor.
Ayrıca yoluna çıkan kedileri besleyip seven ve güvercin sürülerinin bulunduğu alanlara da buğday serpen Başdemir, iyilik hareketiyle takdir topluyor.
“Hayvanlar bize emanettir”
Yazın da sokaktaki hayvanları unutmayan İsmet Başdemir, AA muhabirine, hayvan sevgisinin kendisinde özel bir yer tuttuğunu söyledi.
Bunun için yıllardır başta güvercinler olmak üzere sokaktaki sahipsiz hayvanları beslediğini ifade eden Başdemir, şöyle konuştu:
“Yaz-kış demeden bu işi her gün istisnasız yapıyorum. Bunu kendi alın terimle, emekli maaşımla yapıyorum. Kimseden destek almadan, gönülden, gönüllü olarak yapıyorum. Ben serhat Ardahan halkından hayvanlara karşı merhametli davranmalarını rica ediyorum. Özellikle kışın karda, hayvanlara sahip çıksınlar. Kışın dışarı bırakılan hayvanlar istemiyorum. Bu insanlığa terstir, aykırıdır. İnsanlığa, ülkemize, bize yazıktır. Bizler onlara bakmakla yükümlüyüz. Hayvanlar bize emanettir. Onlara mütevazı davranalım istiyorum.”
Başdemir, hayvanlara yaklaşık bir saatlik yem dağıtımının ardından çay molası verip bu sürede de ısındığını belirterek,”Hayvanlar doydukça bende doymuş gibi his oluyor.” dedi.
Vatandaşlarda Öztürk Nuh da Başdemir’i yıllardır tanıdığını anlatarak, her gün istisnasız sokakta hayvanları yemlemesine şahit olduğunu kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Roma kolonisi olduktan sonra büyük bir liman kentine dönüşen, 1 ila 4’üncü yüzyıllar boyunca büyüyen, güçlü bir ekonomiye sahip olan ve nüfusu 100 binlere çıkan, 11 ila 13’üncü yüzyıllarda ise terk edilen antik kentteki kazı çalışması, 15 bilim insanı ve uzmanının katılımıyla sürüyor.
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında bu sene 1 Temmuz’da başlayan kazıya 1 ay daha devam edeceklerini söyledi.
Odeonda 2020’de başladıkları çalışmalarda önemli bir aşamaya geldiklerini belirten Öztepe, “Henüz yapının küçük bir kısmı gün ışığına çıkarılmış olsa da özellikle 1 aydır burada yaptığımız çalışmalarda yapının sahne binası, orkestra kısmı olan yarım dairesel gösteri alanı ve onun gerisindeki oturma sıralarının bulunduğu alana geçişi sağlayabilecek bir bölüme ulaştık.” dedi.
Öztepe, Alexandria Troas’ın son yerleşimcilerinin, odeonun üst katmanlarında yaşamış olabileceklerini dile getirdi.
Kentin ekonomik gücünü 11’inci yüzyıldan sonra büyük ölçüde yitirdiğini, nüfusun iyice azaldığını aktaran Öztepe, “Bu süreçte civarda ne kadar yapı varsa yine çevreden topladıkları mimari elemanlarla ev, konut tarzında ama basit mimarisi olan barınaklar yapmışlar. O katmanları kaldırdık, altından yoğun bir moloz ve blok taş katmanı geldi. Onların da bir kısmını kenara aldık. Şimdi onun altından mermer kaplama döşemesi ve köşe profilleri, duvar profilleri gelmeye başladı. Bu bizi umutlandırdı.” ifadesini kullandı.
Öztepe, molozun içinde gün ışığına çıkarılan oturma sıralarına ait mermer kaplamalar ve birkaç parça heykeltıraşlık eserin kendileri için umut verici olduğunu vurguladı.
Odeona yarışmada başarılı olan müzisyenin heykeli dikilmiş
Prof. Dr. Öztepe, hem güneye hem doğuya doğru oturma sıralarına ve sahne binasına doğru çalışmaları sürdüreceklerini söyledi.
Birkaç oturma sırasına ve sahne binasının bazı detaylarına ulaşmayı umduklarını anlatan Öztepe, şöyle devam etti:
“Burası bir odeon yapısı yani çatısı olan bir küçük tiyatro alanı. Burada daha çok müzikal etkinlikler gerçekleştiriliyor. Biz bu yapının kent içinde önemli olduğunu biliyoruz. Hemen bu yapının önünde yani denize doğru bakan ana giriş cephesinin önünde 2006 yılında 3 mektubu içeren İmparator Hadrianus dönemine ait yazıt gün ışığına çıkarılmıştı. Bu yazıtta, buradaki festival takvimi, festivale kimlerin nasıl katkı vereceği ve özellikle o dönemde gerçekleşecek yarışmalarda elde edilecek ödüllerin kime nasıl dağıtılacağıyla ilgili bilgiler yer almaktaydı. Bunun dışında 2012 yılında hemen odeonun dışında yani kuzey tarafında bulduğumuz koridor yapımız var. O koridor yapısının içinde bir Yunanca yazıt heykel kaidesinde Midilli Adası’ndan, bugünkü Midilli merkezi olarak adlandırılan yerden bir yarışmaya katılıp, bu yarışmada başarı kazanmış bir müzisyenin heykelinin dikildiğini anlıyoruz. Bütün bunlar odeonun özel bir yapı olduğunu gösteriyor. 1’inci yüzyılın ikinci yarısından itibaren odeon bu işlevini kullanmaya başlamış ama sanırım buradaki etkinlikler Hadrianus döneminde daha önemli bir konuma gelmiş.”
Odeonun yaklaşık 1800 yıllık geçmişe sahip olduğu bilgisini veren Öztepe, bölgede ayrıca duvar derzleri ve sıvalardaki boşalma ve bozulmaları onardıklarını belirtti.
Öztepe, temmuzdan bu yana 3’ü restoratör 6 kişilik ekiple odeonun yakın çevresi, koridorlar ve paralel komşu binaların duvarlarındaki çalışmaları sürdürdüklerini dile getirerek, “Önümüzdeki süreçte kazısı tamamlanmış alanlarda ve bunlara ait binalarda ziyaretçilerin bilgilendirilmelerine yönelik çalışmalar gerçekleştireceğiz. Belki bu binaların üst konstrüksiyonları yapılacak ve ayağa kaldırma çalışmalarını yürüteceğiz. Bunun dijital ortamdaki kısmını bu yıl denedik. Bu çalışmaları özellikle aktif kazı sezonumuz bitse bile yeni yıla taşıyacağız.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çocukluk yıllarından itibaren müziğe ilgi duyan 51 yaşındaki Sonan Yılmaz, 1990’da Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yarı Zamanlı Koro Bölümünü kazanarak müzik kariyerine ilk adımı attı.
Daha sonra Bilkent ÜniversitesiMüzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Opera Şan Sanat Dalında öğrenimini devam ettiren Yılmaz, 1999’da Kültür ve Turizm Bakanlığının sınavlarına girerek Antalya Devlet Opera ve Balesi görevine başladı.
Halen Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde görevini sürdüren Yılmaz, geçen yıl Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü kazandı.
Ankara’dan Yozgat’a hızlı trenle günübirlik gelerek eğitimini sürdüren 2’nci sınıf öğrencisi Yılmaz, ders aralarında notalara çalışarak prova yapıyor, seslendirdiği aryalarla da fakültenin koridorlarını inletiyor.
Zaman zaman yurt dışında Türkiye’yi temsil eden ve uluslararası opera yarışmalarında 11 ödülü bulunan Yılmaz, 12 Aralık’ta İtalya’nın Milano kentinde konser verecek.
Opera sanatını 26 yıldır sürdürdüğünü belirten Yılmaz, AA muhabirine, sinema sanatının inceliklerini öğrenmek, bilinçli bir medya okuryazarı olmak ve bu alanda kendini yetiştirmek için bu bölümünü seçtiğini söyledi.
Haftanın 4 günü Ankara’dan trenle gelip derslere katıldığını anlatan Yılmaz, “Daha önce opera sanatıyla tanışmamış öğrencilerin olabileceğini düşünerek fakültede ders aralarında arya söylüyorum. Opera sanatı farklı bir ses eğitimini gerektirdiği için yüksek frekans ve desibelde sesler çıkartmak gerekiyor. Öğrenci arkadaşlar bunu duyduklarında çok etkileniyor. Bunu nasıl yaptığım ve başarabildiğim konusunda bilgi almaya çalışıyorlar. Bu da beni çok mutlu ediyor.” diye konuştu.
“Bize opera hakkında bilgi veriyor”
Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Müzeyyen Sırım da operaya gidemeyen öğrenciler için Sonan Yılmaz’ın büyük bir fırsat olduğunu belirtti.
Yılmaz’ın ders alarında öğrencilere dinleti sunduğunu aktaran Sırım, “Bize opera hakkında bilgi veriyor, biz de bundan faydalanıyoruz. Şimdiye kadar hiç operaya gitmemiş ya da gitmeye fırsatı olmamış bizler için gerçekten çok güzel bir nimet olarak bakıyoruz. O yüzden mutluyuz.” dedi.
Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Merve Tekinışık ise Sonan Yılmaz’ın ders aralarında arya seslendirdiğini belirterek, “Fakültemizde çok güzel ve eğlenceli zaman geçiriyoruz. Dersten sonra güzel sesiyle bir nevi rahatlama seansı oluyor. Yozgat’ta bu avantajı bulmak bizim için çok önemli.” ifadesini kullandı.
-“Öğrencilere rol model oluyor”
Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zülfiye Acar Şentürk de hem ikinci üniversite olarak tercih edenler hem de hayatına değer katmak için yeni bir üniversite okumak isteyenlerin fakülteye değer kattığını söyledi.
Değer katan öğrencilerden birinin de Sonan Yılmaz olduğunu ifade eden Şentürk, şunları kaydetti:
“Kendisi devlet opera sanatçısı. Koridorlarda billur gibi çok güçlü sesiyle bize küçük mini konserler veriyor. Öğrencilerimiz de bundan çok memnun kalıyor. Hem öğrencilerimize hem de diğer fakültelere örnek oluyor, değer katıyor aslında. Sonan Hanım güçlü bir kadın, güçlü bir ses ve yaşça kendisinden küçük öğrencilere rol model oluyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sinop Gençlik ve Spor Müdürlüğü Meydankapı Genç Ofis’te gerçekleştirilen etkinliğe, Sinop Valisi Mustafa Özarslan, Sinop Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhitdin Yılmaz, akademik ve idari personel, vatandaşlar ve çok sayıda öğrenci katıldı. Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Adem Orakçı’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda, Sinop Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zekiye Tunç, Anadolu Selçuklu döneminin önemli figürlerinden biri olan Muinüddin Süleyman Pervane’nin siyasi kariyeri ve Sinop’a etkilerini derinlemesine ele aldı. Programda, Pervane’nin Selçuklu siyasi hayatındaki rolü, devlet yönetimindeki etkisi ve Moğollar ile olan ilişkisine de değinildi.
Etkinlik, Sinop Üniversitesi müzik Öğrenci Topluluğu’nun sunduğu dinleti ile devam etti.
Program teşekkür belgelerinin takdimi ile sona erdi. – SİNOP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Karadağ Göçmenleri Derneği Başkanı Adil Özuzun’un ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyonda, Karadağ’dan Milletvekilleri Nadja Lakovi ve Gordan Stojovi, İstanbul Konsolosu ve birçok davetli hazır bulundu. Etkinlikte, iş insanı Azka Group Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Kaya, Bodrum-Karadağ arasında gerçekleştirdiği fahri turizm elçiliği görevinden dolayı dernek tarafından plaket ile onurlandırıldı.
Bülent Kaya, plaketini Dernek Başkanı Adil Özuzun’un elinden alırken yaptığı konuşmada, iki ülke arasında turizm ve kültür bağlarını güçlendirmek için çalışmaya devam edeceğini belirtti. Kaya, “Karadağ ile Bodrum arasında bir gönül köprüsü kurmaktan büyük onur duyuyorum. Bu plaket benim için çok değerli ve daha büyük projelere ilham olacak,” dedi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kanal D’nin sevilen dizisi Annem Ankara’nın son bölümü izleyici derinden etkiledi. Mehmet Günsür’ün canlandırdığı Hasan’ın saldırıya uğradığı ve hastaneye kaldırıldığı haberi tüm aileyi gözyaşlarına boğdu. Yeni bölümün fragmanında hastane odasında Hasan’ın başında bekleyen Zuhal, “Sen istesen de istemesen de biz bir aileyiz, ben de oğullarım da senin yanındayız, yaşamak zorundasın Hasan!” dediği anlar izleyicide ‘Hasan yaşayacak mı, Mehmet Günsür diziden ayrılıyor mu?’ sorularını daha da pekiştirdi.
‘BÖYLE VEDALAŞMAMALIYDIK’
Dizide anlatıcı olan ortanca oğul Başar’ın son bölümün finalinde “Böyle vedalaşmamalıydık babamla.” sözleri de akıllarda soru işaretleri bıraktı.
HASAN İÇİN YOLUN SONU MU?
Mehmet Günsür’ün canlandırdığı Hasan karakteri ölecek mi? Mehmet Günsür Annem Ankara’ya veda mı edecek? Tüm bu soruların yanıtları 11 Aralık Çarşamba günü yayınlanacak olan yeni bölümde belli olacak.
GERÇEK BİR HİKAYE
Başak Angigün kendi gerçek hayat hikayesinden yola çıkarak kaleme aldığı, yönetmenliğini Can Ulkay’ın yaptığı, BKM imzalı Annem Ankara’nın başrollerini Mehmet Günsür ve Bergüzar Korel paylaşıyor.
GÜÇLÜ KADRO
Dizinin güçlü oyuncu kadrosunda Korel ve Günsür’ün yanı sıra; Özgürcan Çevik, Gökçe Eyüboğlu, Sevinç Erbulak, Yıldıray Şahinler ve Güler Ökten, Sinem Uslu, Muharrem Türkseven, Mustafa Açılan, Dilek Çelebi, Hakan Akın ,Fatma Toptaş, Durukan Çelikkaya, Ezgi Gör, Selen Özbayrak, Başak Akan, Mustafa Enis Bilir, Beyza Şekerci, Cansu Dağdelen, Ediz Gülsuyu, Mert Tanık, Naz Özgülüş, Egemen Ulaş Önkal Mehmet Can Akça, Yasin Pehlivan yer alıyor.
Gerçek bir hikayeden uyarlanan Annem Ankara, her çarşamba akşamı saat 20.00’de Kanal D’de.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Açıklamalarıyla magazinlere manşet olan oyuncu ve şarkıcı Selen Görgüzel, bir alışveriş merkezinde görüntülendi.

Basın mensuplarıyla ayak üstü sohbet eden Görgüzel, son zamanlarda ünlülerin karıştığı nafaka haberleriyle ilgili yorumlarda bulundu.

Özel hayatıyla merak edilen Görgüzel, sosyal medya hesabında da merak konusu oluyor.

Paylaşımlarıyla adından söz ettiren güzel şarkıcı, takipçilerinden sık sık iltifat alıyor.

“OYUNCULUK İÇİN ÇOK TEKLİF GELİYOR”
Güzel şarkıcı, Yılmaz Bektaş ile olan evliliğinden medyana gelen kızı İlknaz Bektaş’ın da oyunculuk teklifi aldığını söyleyerek, “İlknaz’a çok teklif geliyor oyunculuk için ama kendi istemiyor. Kendi işini yapmak istiyor.” konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KİM DER Kİ 61 YAŞINDA!
Hülya Avşar sahne şıklığıyla yine adından söz ettirdi. Derin yırtmaçlı, göğüs dekolteli elbisesi içinde adeta kuğu gibi süzülen Avşar kızı hayranlarından tam not aldı.

Güzelliği, özel hayatı, yaptığı açıklamaları ve paylaşımlarıyla adından her zaman söz ettiren ünlü sanatçı Hülya Avşar, önceki gece Maslak’ta sahne aldı.

Derin yırtmaçlı siyah elbisesi ile sahneye çıkan Hülya Avşar, arabeskten popa geniş repertuvarıyla hayranlarını coşturdu.

Avşar kızı güzelliği ve şıklığıyla göz kamaştırdı.

Avşar’ı dinlemeye gelenler arasında ünlü işadamları ve oyuncular da vardı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapımını NGM’nin yapımcılığını Nazlı Heptürk’ün üstlendiği, başrollerini Burak Deniz ve Su Burcu Yazgı Coşkun’un paylaştığı dizi hem reytinglere hem de sosyal medyaya damgasını vurdu.

Dizi yayınlandığı süre boyunca sosyal medyada trend listesinde kalan dizi, izleyiciyi ekrana kilitledi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

BİR SALI MASALI
Beğeniyle izlenen dizinin geçtiğimiz akşam yayınlanan on üçüncü bölümü Tüm Kişiler’de %6,80 reyting ve %17,72 izlenme payı alarak en çok izlenen 100 program arasında birinci oldu.
Bir Gece Masalı 14. Bölüm 2. Fragmanı yayınlandı izle!

14.BÖLÜM’DE NELER YAŞANDI?
Mahir, Selim’e korkutucu bir ders verdi ama bu genç adamı daha da öfkelendirdi.
Ferman, Canfeza’ya gördüklerini söylememesi için yalvarır. Mahir durumu öğrenir ve Ferman’a babalık testi yaptırıp yaptırmadığını sorar.
Ailenin kayıp torunu Ceylan ise İstanbul’a gelir ve borçları için dedesinin kapısını çalmak üzere iken Selim ona araba çarpar.

Bu kazada tanışan ikili konuştukça ortak yönlerini fark ederler.
Mahir, Canfeza, Sare ve Salih kampa giderler. İkili Canfeza ile Mahir arasında buzları eritmek için onları baş başa bırakır. Ancak ikisi de inatçıdır, yumuşamazlar ve didişip dururlar.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Tuvana Türkay güzelliği ile dikkat çekmeye devam ediyor.

Instagram hesabından yaptığı paylaşımlar ile büyük beğeni toplayan Tuvana Türkay son iddialı pozuyla adeta olay yarattı.

Tuvana Türkay’ın iddialı pozuna beğeni ve yorum yağdı.


Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Birçok Yeşilçam filminde rol alan Eva Bender, özellikle başrolünü Kartal Tibet’in oynadığı Tarkan serisindeki Büyücü Gosha rolüyle tanınmıştı.

Rol aldığı başlıca yapımlar arasında; Tarkan Viking Kanı, Tarkan Gümüş Eyer, Tarkan Altın Madalyon, Yaşamak Ne Güzel Şey ve Karakolda Ayna Var gibi filmler sayılabilir.

1968’de yönetmen Halit Refiğ ile evlendi, ama iki yıl sonra boşandı.

Bender, bu boşanmanın ardından bunalıma girdi.

1988 yılında bir veda mektubu bırakıp ortadan kaybolan oyuncuyu herkes öldü sanarken yaşadığı ortaya çıktı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1.Bölüm:
Dünya serbest dalış şampiyonu Aydan Türker, yeni rekor dalışına hazırlanmaktadır. Aydan sadece başarılı bir sporcu değil; kalbini çocuklara adamış, girişimci bir kadındır.

En büyük sevdası olan dalıştan elde ettiği tüm geliri, özel eğitim ihtiyacı olan çocukların da dahil olduğu okullarını ayakta tutmak için kullanmaktadır.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu okullardan biri, hayatına Fırat’ı ve komiser Kerem’i getirecektir.

Ülkenin en büyük holdinglerinden Altınordu Holding, Aydan Türker’in sponsorudur.
Holding 1. Bölüm 6. Fragman yayınlandı izle!

Osman Altınordu liderliğinde kızları Ebru, Ceyda ve Sema’nın başarılarıyla günden güne güçlenen holdingin bu parlak imajının ardında; büyük güç savaşları, aile kavgaları ve karanlık bir geçmiş gizlenmektedir.
Atv’nin yeni dizisi Holding’ten yeni tanıtım yayınlandı | Video
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1995 yılında Miss Türkiye güzeli seçilen Demet Şener, Instagram hesabında kendisinin ve ağabeylerinin fotoğrafını paylaştı.

Ünlü mankenin fotoğrafına “Yazıyı görmeden kardeş olabilirler dedim, çok benziyorlar” yorumları geldi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Demet Şener güzelliği ve fit haliyle sosyal medyada ismini sık sık duyuruyor.

Özel hayatı ile adından söz ettiren Şener, göz dolduran fiziğiyle de sevenlerinin yakından takip ettiği bir isim haline geldi.

“NE KADAR GURUR DUYSAN AZDIR”
Demet Şener, sosyal medya hesabında ağabeyi Ercüment ve Enis’in fotoğrafını paylaşarak, “Hayattaki en güzel şey aile. Ben dünyanın en şanslı kız kardeşiyim çünkü muhteşem iki abiye sahibim.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ Adliyesi’nde çalışan; aralarında yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, avukat ve infaz koruma memurlarının olduğu 21 kişi bir araya gelerek, Türkiye’nin ilk adliye ritim topluluğunu oluşturdu. Bugüne kadar hiçbir müzik ve ritim bilgisi olmayan kişilerden oluşan grup, kurulduktan 10 ay sonra ilk konserini verdi.
Kayseri Adliyesi’nde çalışan; aralarında yazı işleri müdürü, zabıt katibi ve mübaşirlerin olduğu kişiler bir araya gelerek Resen Ritim Topluluğu isimli bir grup kurdu. Sosyal medyada grubun videolarını paylaşması sonrası topluluğa avukat ve infaz koruma memurları da katıldı. 21 kişiden oluşan ve Türkiye’nin ilk adliye ritim topluluğu olma özelliği taşıyan grup, mesai saatleri dışında adliye konferans salonunda çalışmalar yaparak, 10 ayda konser verebilecek düzeye erişti. Topluluk, bugün kentteki 1500 kapasiteli Kadir Has ve Kültür Merkezi’nde ilk büyük konserini verdi. Konsere, Kayseri Cumhuriyet Başsavcısı Habib Korkmaz, Başsavcı vekilleri Tuncay Yılmaz, Ahmet Yılmaz ve Ömer Demirgöz ile Adalet Komisyonu Başkanı Hacı Mustafa Yazıcı ile hakim ve savcılar ile çok sayıda adliye personeli katıldı. Konser öncesi açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Başsavcısı Habib Korkmaz, “Bugün daha önce verilmiş bir sözün yerine getirilmesi amacıyla bir araya geldik. Adliyemizden ve ceza infaz kurumlarımızdan müziğe gönül vermiş yetenekli arkadaşlarımızın oluşturduğu ritim topluluğunu adliye konferans salonumuzda dinlemiştik. Çok beğenmiştik. İnsanın kulağını ve gönlünü şenlendirdiğini görünce en kısa zamanda güzel bir salonda büyük bir katılımla bir konser düzenlemek istemiştik. Geçen süre zarfında arkadaşlarımız hazırlandılar. Bugün de memleketimizden çeşitli ezgileri dinleyeceğiz” dedi.
‘HOBİ EDİNELİM İSTEDİK’
Resen Ritim Topluluğu kurucusu ve şefi zabıt katibi Emre Taştan (37) ise iş stresini ritim topluluğu sayesinde attıklarını söyleyerek, “Bu topluluk yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, infaz koruma memurları, avukatlar ve hizmetli arkadaşlardan oluşuyor. Adliye çalışanları olarak insanların dışarıdan duyduğu ya da gördüğü olaylara bizler adliyede birebir şahit oluyoruz. Bizim bir sosyal hayatımız neredeyse yok. Bu nedenle de bir aktivite yapalım ve hobi edindirelim istedik. Gayet başarılı da bir iş çıkarmaya başladık. Sonrasında da konser kararı aldık. Çalışmalarımızı adliye konferans salonunda yapıyoruz. Başsavcımızın destekleri ile çalışmalarımızı yapıyoruz” diye konuştu.
‘BAKANLIĞIMIZIN DESTEK ÇIKMASINI İSTİYORUZ’
Daha önce hiçbir müzik ve ritim bilgisi olmayan kişilerden topluluğu oluşturduklarını söyleyen Taştan, “Hobi edinmek isteyen kişiler geldi. Müzik ile pek alakası olmayan insanlardan oluşan bir grup kurduk. Özellikle böyle bir grup oluşturduk ki müzikle alakası olmayan kişiler bir hobi edinsinler istedik. Grup sıfırdan başlayıp inanılmaz bir seviyeye geldi. Bu kadar büyük bir başarı bekliyordum ama bu seviyede bir konsere çıkacağımızı açıkçası beklemiyordum. Grup üyeleri birbirine çok kenetlendi. Herkes birbirine destek verdi. Bakanlığımızın bize destek çıkmasını istiyoruz. Eğitim daireleri olur, başka adliyeyeler olur, eğitim merkezleri olur biz oradaki meslektaşlarımıza da bu işi yapabildiğimizi göstermek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Konser, topluluk üyelerine plaket takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“TÜRKİYE’DE GÖZLERİM BAYRAM EDİYOR”
Turist kadın,videosuna ” Türkiye’de gözlerim bayram ediyor ve hepsi parlak cildim ile gözlerini şenlendiriyor.” notunu düştü. Video sosyal medyada defalarca tıklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gordion Vakfı (GORVAK) Yönetim Kurulu Başkanı Emekli Albay Kadim Koç ve Yüzüncü Yıl Tarih Kültür Sanat ve Fotoğraf Derneği Başkanı Yaşar Saygılı, belediyeyi ziyaret ederek kültürel iş birliği konularını ele aldı.
Ziyarette, özellikle Kültür Yolu Projesi kapsamında yeni müzelerin kurulması ve bu alanda yapılması gereken çalışmalar masaya yatırıldı. Projenin, Kütahya’nın tarihi ve kültürel zenginliklerini daha geniş kitlelere tanıtarak şehir turizmini canlandırması hedefleniyor.
Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, görüşmenin oldukça verimli geçtiğini ve bu iş birliğinin şehrin kültür ve turizm potansiyelini artıracak önemli bir adım olduğunu vurguladı. Kahveci, nazik ziyaretleri ve değerli paylaşımlarından dolayı misafirlere teşekkür ederek, projeye desteklerinin artarak devam edeceğini ifade etti. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, farkındalık oluşturmak amacıyla “Gümbür Gümbür Show” adlı tiyatro oyunu, Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, farkındalık çalışmalarının yalnızca bir güne sığdırılmaması gerektiğini belirtti.
Genç, özel gereksinimli bireylerin, bireysel ve toplumsal hayatlarına katkı sağlayacak projeler üretmek için çalıştıklarını anlatarak, şunları kaydetti:
“Özel bireylerimiz için gayretle çalışan eğitim kurumlarımız ve yöneticilerimizle birlikte, bir aile olmanın bilinciyle hareket ediyoruz. Çünkü biz, ‘Herkes mutlu olursa mutlu bir şehir oluruz’ anlayışıyla yola çıktık ve bu doğrultuda özel bireylerimizin bireysel ve toplumsal hayatlarına katkı sağlayacak projeler üretmeye çalıştık. Daha fazlasını yapmak için de büyükşehir olarak tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Ancak bu çabalar sadece 3 Aralık’la sınırlı kalmamalı, bu farkındalığı her güne yaymalıyız.”
Avrasya Engelsiz Yaşam Derneği Başkanı Savaş Yol ise derneğin çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Program, tiyatro oyununun ardından şarkıların seslendirilmesiyle sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atakum Belediyesi Düğün Salonunda yapılan programda, Yaşam Park Kültür Merkezi öğrencilerinin dans gösterileri ve seslendirdikleri şarkılar, katılımcılara sanat şöleni yaşattı. Yaşam Park öğrencilerinin resim ve el sanatları sergisi, ziyaretçilerin büyük beğenisini toplarken programda engelli bireylerin yaşadığı sorunlara dikkat çekildi.
“Her birimiz engelli adayıyız”
Programda konuşma yapan Atakum Belediye Başkan Yardımcısı Suat Yıldız, “Her birimiz bir engelli adayıyız. Atakum Belediyesi olarak, Atakum’u engellerin aşıldığı kent haline getirmek için adım atıyoruz ve çalışmalarımıza yön veriyoruz. Atakum Belediyesi yönetimi ve çalışanları olarak, bir engelli dostu belediye yapma çabası içerisindeyiz. Atakum, engelleri kaldırarak yoluna devam edecek ve Atakum’da hiç bir şeyin engeli olmayacak. Demokrasi, hukuk, insan, sokak ve düşünce engeli olmayacak. Atakum’u, sizlerle beraber ilerleteceğiz. Engelli Yaşam Merkezimiz, her zaman sizin hizmetinizde olacak. Atakum Belediye Başkanımız Serhat Türkel başta olmak üzere, bizler de meclisiyle, encümeniyle, başkan yardımcılarıyla engelli dostlarımıza ve ailelerine hizmetkar olmaya devam edeceğiz” dedi.
“Engelliler kanunu güncellenmelidir”
Atakum Belediyesi Yaşam Park Engelli Kültür ve Sanat Eğitim Koordinatörü Mehmet Yaşar konuşmasında, “TBMM’de 2005 yılında yasalaşan 5378 sayılı Engelliler Kanunu, ülkemizde en kapsamlı Engelliler Kanunu olmuştur. Eksiklikler olsa da hiç yasa olmamasından daha iyi olan yasamızın daha hızlı ve kapsamlı, eksik kalmış yerlere ihtiyaç duyduğumuz yenilikleri de ekleyerek yasanın güncellenmesi konusunda isteklerimizin, arzularımızın ve şikayetlerimizin dikkate alınmasını tüm engelli camiası olarak arzulamaktayız” ifadelerini kullandı.
“Engelli olmak tercih değildir”
Atakum Kent Konseyini temsilen konuşma yapan İhsan İkiz ise şunları söyledi:
“Engelli olmak bir tercih değildir. Günün bizlere neler getireceğini bilmiyoruz. Dolayısıyla hepimiz Suat Bey’in söylediği gibi, birer engelli adayıyız. Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey. ” – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kış ayları, çoğu insan için keyifli bir mevsim gibi görünse de, özellikle kısa günler ve uzun karanlık geceler, psikolojik sağlığı olumsuz yönde etkileyebilir.
Düşen sıcaklıklar, azalan güneş ışığı ve sosyal etkinliklerin azalması gibi faktörler, kış depresyonu ve diğer ruhsal sağlık sorunlarına yol açabilir.
Peki, bu psikolojik etkiler neler olduğunu ve bu durumla nasıl başa çıkılabileceğini sizin için derledik.
MEVSİMSEL DUYGU BOZUKLUĞU (SAD)
Kış aylarında, bazı bireylerde Mevsimsel Duygusal Bozukluk (SAD) olarak bilinen bir tür depresyon gelişebilir.
SAD, mevsimsel değişikliklerle ilişkili bir ruhsal bozukluktur ve özellikle sonbahar ve kış aylarında belirginleşir.
Bu durum, genellikle güneş ışığının azalması, hava koşullarının kötüleşmesi ve günlerin kısalması ile tetiklenir.

BELİRTİLERİ
Belirtileri ise, kişi genellikle üzgün, depresif ve umutsuz hisseder. Yorgunluk, halsizlik ve genel bir isteksizlik hali hakimdir. Kışın özellikle karbonhidrat ve tatlılara yönelik bir iştah artışı gözlemlenir.
Nedenleri ise, Kış aylarında günlerin kısalması, vücudun biyolojik saatini etkiler ve melatonin ile serotonin seviyelerini dengesiz hale getirir. Melatonin, uyku düzenimizi kontrol ederken, serotonin ise ruh halimizi düzenleyen bir nörotransmitterdir.
Kışın dışarıda vakit geçirmek daha zor hale gelir, bu da sosyal izolasyona neden olabilir. İnsanların dışarıda aktif olmamaları, yalnızlık duygusunu pekiştirebilir.

DEPRESYON VE KAYGI BOZUKLUKLARI
Kış aylarında psikolojik sağlığı olumsuz etkileyen diğer bir durum ise, depresyon ve kaygı bozukluklarının artmasıdır.
Mevsimsel değişiklikler, insanların ruh halini doğrudan etkileyebilir ve bazı kişilerde kaygı seviyelerinin artmasına yol açabilir.
BELİRTİLERİ
Bu bozukluğa sahip kişilerde duygusal iniş çıkışlar, ilgisizlik, umutsuzluk duygusu ve başlamakta zorlanma gibi durumlar gözlemlenir.
Ayrıca, endişe, stres ve huzursuzluk duygularının artması olağandır. İnsanlar gelecekle ilgili kaygılarını daha fazla hissettiklerinde, genel olarak da ruh halleri olumsuz etkilenebilir.
Nedenleri ise, güneş ışığı, serotonin üretimi için gereklidir ve bu nörotransmitterin eksikliği depresyon belirtilerini tetikleyebilir.
Soğuk hava, fiziksel aktiviteyi kısıtlar. Fiziksel egzersiz, endorfin salgılar, bu da kişinin kendini iyi hissetmesini sağlar. Yetersiz egzersiz, depresyonun kötüleşmesine yol açabilir.

SOĞUK HAVALARDA SOSYAL İZOLASYON
Kışın etkisiyle insanlar evde daha fazla vakit geçirebilir ve sosyal etkileşimler azalabilir. Bu durum, özellikle yalnız yaşayan bireylerde sosyal izolasyona yol açabilir. İnsanlar dışarıda vakit geçirmeye çekindikçe, yalnızlık duyguları pekişebilir ve bu da genel ruh halini daha da olumsuz etkileyebilir.
BELİRTİLERİ
Kişi sosyal etkinliklere katılmadığında veya arkadaşlarıyla dışarıda vakit geçiremediğinde yalnızlık duygusu artabilir.
Sosyal izolasyon, ruh halini olumsuz etkileyebilir ve kişinin huzursuz, depresif hissetmesine neden olabilir.
Nedenleri ise, insanlar soğuk ve karlı havalarda dışarıda uzun süre vakit geçirmeyi istemeyebilir ve böylece sosyal etkinliklere katılım azalır.
Özellikle tatil dönemlerinde yalnızlık duygusu daha belirgin hale gelebilir. Ailevi bağların zayıflaması veya sosyal çevredeki değişiklikler, kışın yalnızlık hissini artırabilir.

NASIL BAŞA ÇIKILIR
Kış aylarında yaşanan bu olumsuz psikolojik etkilerle başa çıkmak için bazı yöntemler vardır. İşte bilimsel olarak desteklenen başlıca stratejiler:
DÜZENLİ FİZİKSEL AKTİVİTE
Egzersiz, ruh hali üzerinde doğrudan olumlu etki yapar. Fiziksel aktivite, endorfin salgılar ve kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Kışın dışarıda egzersiz yapmak zor olabilir, ancak kapalı alanlarda yapılabilecek aktiviteler de mevcuttur (yoga, pilates, dans, bisiklet vb.).
Fiziksel etkinlikler, endorfin seviyelerini artırır ve depresyonu hafifletir. Kaygıyı azaltır ve enerji seviyelerini yükseltir.
SAĞLIKLI BESLENME VE YETERLİ UYKU
Kışın insanların metabolizması daha yavaş çalışabilir ve bu da ruh hali üzerinde etkili olabilir.
Düzensiz beslenme, düşük enerjili yiyecekler ve uyku eksikliği, depresif belirtileri artırabilir.
Bu nedenle dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeni ile yeterli uyku almak çok önemlidir.
Yapılması gerekenler ise sadece şunlardır; taze sebzeler, meyveler ve omega-3 yağ asitleri gibi besinleri tüketmek, düzenli uyku saatleri belirlemek ve uyumadan önce rahatlamayı teşvik eden bir rutin oluşturmak.

SOSYAL BAĞLARI GÜÇLENDİRMEK
Sosyal izolasyonla başa çıkmanın en etkili yolu, sosyal bağlantıları sürdürmektir.
Kışın dışarıda vakit geçirmek zor olabilir, ancak online iletişim araçları, telefon görüşmeleri veya sanal etkinlikler sosyal bağları canlı tutmaya yardımcı olabilir.
Bu nedenle, aile üyeleriyle düzenli telefon görüşmeleri yapmak, arkadaşlarla sanal aktiviteler düzenlemek veya açık havada kısa yürüyüşler yapmak ruhsal problemler yaşamam adına gayet olumlu seçeneklerdir.
ÖZ BAKIMA AĞIRLIK VERMEK
Stresle başa çıkmak için rahatlama teknikleri oldukça etkilidir. Meditasyon, derin nefes alma egzersizleri ve farkındalık (mindfulness), kaygıyı azaltabilir ve zihinsel sağlığı iyileştirebilir.
Örnek teknikler;
Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İ L A N
DOSYA NO: 2022/736 Esas
KARAR NO: 2024/676
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme suçundan TCK 265/1 maddesi gereğince 9 AY 10 GÜN HAPİS, Kamu Malına Zarar Verme suçundan 152/1-a maddesi gereğince 10 AY HAPİS, Mala Zarar Verme suçundan TCK 151/1 maddesi gereğince 6 ay 20 gün Hapis cezası ile cezalandırılan Ali ve Meryem oğlu, 1966 İran doğumlu, MECİT HAYDARİ tüm aramalara rağmen bulunamamış, gerekçeli karar tebliğ edilememiştir.
1- 7201 sayılı Tebligat Kanununun 29. maddesi gereğince hüküm özetinin BİR GAZETEDE , BİR İNTERNET HABER SİTESİ VE AYRICA BASIN İLAN KURUMU İLAN PORTALINDA İLANEN TEBLİĞİNE,
2- Hüküm fıkrasının ilan tarihinden itibaren 15 gün sonra tebliğ edilmiş sayılacağına, bu tarihten itibaren 2 HAFTA içinde mahkememize verecekleri dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye mahkemesi nezdinde İSTİNAF YOLU açık olmak üzere , süresinde istinaf yoluna gidilmediği takdirde kararın kesinleşeceği İLAN OLUNUR. 29/11/2024
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02132521
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sayı : 2023/424 08/11/2024
Konu: Gaiplik İlanı
Maliye Hazinesine İzafeten İstanbul Muhakemat Müdürlüğü ile Kayyım İstanbul Deftardarı arasında mahkememizde görülmekte olan gaipliğe karar verilmesi davası nedeniyle;
İstanbul ili, Küçükçekmece İlçesi, Altınşehir Mahallesi, 1 Pafta, 1 Parsel sayılı 101,47 m² yüzölçümlü, arsa vasıflı taşınmazın maliki Artin oğlu Kabarit Cebeci’nin gaip olması nedeniyle, 5737 Sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca gaipliğine ve belirtilen hissenin davacı hazine adına tescili talep edilmiş olmakla; TMK’nın 33/2 maddesi uyarınca yukarıda belirtilen taşınmazın maliki Artin oğlu Kabarit Cebeci’nin hayat ve memadı hakkında bilgisi ve görgüsü olanların ALTI (6) AY İÇİNDE KÜÇÜKÇEKMECE 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’nin 2023/424 Esas sayılı dosyasına müracaat etmeleri İLANEN TEBLİĞ OLUNUR.08/11/2024
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02132481
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESAS NO: 2024/346 Esas
DAVALI: ARİF BARAKAT Yavuz Selim Mahallesi, 1075 Sokak, Taş Apartmanı, 2. Blok, No:12/1Bağcılar/ İSTANBUL
Davacı Raşa Barakat tarafından aleyhinize açılan Boşanma (Fiili Ayrılık Nedenine Dayalı Boşanma) davasının yapılan yargılamasında;
Mahkememizce dava dilekçesi ve tensip zaptı adres araştırmasından netice alınamadığından ilanen tebligat yoluyla yapılmış, duruşma gününün de ilanen tebliğine karar verilmiştir.
18/02/2025 günü saat: 09:45’te duruşmada bizzat hazır bulunmanız gerektiği, belirtilen tarihte ön inceleme duruşması yapılacağı, bu tarihe kadar sulh için gerekli hazırlığı yapmanız gerektiği ve duruşmaya gelmediğiniz taktirde karşı tarafın isteği halinde yokluğunuzda duruşma yapılacağı ve aleyhinize yapılan işlemlere itiraz edemeyeceğiniz, ilanın yayınlandığı tarihten 7 gün sonra başlamak üzere iki haftalık kesin süre içerisinde dilekçenizde gösterdiğiniz ancak henüz sunmadığınız belgeleri mahkemeye sunmanız veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmanız, bu hususların verilen süre içerisinde yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınıza karar verilebileceği hususlarının ihtarına, ilanın yayınlanması ile ihtarın yapılmış sayılmasına, ön inceleme davet tutanağı yerine geçerli olmak üzere ilanen tebliğ olunur. 29/11/2024
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02132578
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İ L A N DOSYA NO : 2022/442 Esas
KARAR NO : 2024/229
Bina İçinde Muhafaza Altına Alınmış Olan Eşya Hakkında Hırsızlık, Mala Zarar Verme suçundan Mahkememizin yukarıda esas ve karar numarası yazılı 28/03/2024 tarihli ilamı ile hakkında 142/2.h.2 maddesi gereğince, 4 YIL 2 AY HAPİS cezası, 151/1 maddesi gereğince BERAAT verilen Davut ve Hanife oğlu, 03/01/1985 doğumlu, İstanbul, Şişli, Kuştepe mah/köy nüfusuna kayıtlı EMRE AÇIKBAŞ tüm aramalara rağmen bulunamamış, gerekçeli karar tebliğ edilememiştir.
1-7201 sayılıKanunun 28-29. Ve müteakip maddeleri uyarınca YURT GENELİNDE YAYIN YAPAN TİRAJI 50.000 ÜZERİNDE BİR GAZETEDE İLANEN TEBLİĞİNE,
2-Hüküm fıkrasının ilan tarihinden itibaren 15 gün sonra sanığatebliğ edilmiş sayılacağına,
3-Sanığın, kararın tebliğ tarihinden başlayarak 7 günlük süre içerisinde CMK’nın 272. ve 273. maddeleri uyarınca mahkememize dilekçeyle veya zabıt katibine beyanla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olarak ve süresinde istinaf edilmediği takdirde hükmün kesinleşerek infaz edileceğine dair karar verildiği ilanen tebliğ olunur. 29.11.2024
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02132636
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir’in Aliağa Belediyesi’nde hizmetli olarak çalışan 7 çocuk annesi Ummuhan Balcı, 5 yıl önce aralarında şiddetli geçimsizlik bulunan ve kendisine şiddet uygulayan eşi beyaz eşya satıcısı Ahmet Balcı’ya boşanma davası açtı.

Eşini ölümle tehdit ettiği için hakkında birçok kez uzaklaştırma kararı çıkartılan Ahmet Balcı, dün saat 08.00 sıralarında, boşanma davasının karar duruşmasından önce, Ummuhan Balcı’nın çocuklarını da yanına alarak sığındığı teyzesinin evine gitti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

PUSU KURDU
İddiaya göre, Ahmet Balcı, elindeki bıçakla, eşinin ve çocuklarının bulunduğu evin önünde pusu kurdu.

Hemşire kızı Betül Balcı’nın, evden çıkacağı sırada Ahmet Balcı kapıya yöneldi. Betül Balcı, babasının içeri girmesine engel olmak istedi.

Ancak Ahmet Balcı, kızını sol bacağından bıçakla yaraladı. Ardından içeri giren Ahmet Balcı, hakkında koruma kararı bulunan eşi Ummahan Balcı’ya saldırıp, başı, sol kolu ve göğsünden aynı bıçakla onu da yaraladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOŞANAMIYORLAR
Mauro Icardi ile Wanda Nara’nın boşanmalarının Türk hukuku hükümlerine göre gerçekleşmesi söz konusu değil. Son günlerde sık sık Mauro Icardi’nin boşanma davasını Türkiye’de açması halinde eşinin kendisini aldatması nedeniyle tazminat ve nafaka ödemek zorunda kalmayacağı, iki kızlarının velayetini alabileceği yazılıyor.
Ne var ki Mauro Icardi ile Wanda Nara’nın Türk hukukuna göre boşanmaları söz konusu değil. Milletlerarası Özel Hukuk’a göre, boşanma hükümleri, çiftin evlendiği ülkenin hukukuna göre gerçekleşmek zorunda. Yani çift sadece Arjantin hukukuna göre boşanabilir.
Milletlerarası Özel Hukuk’a göre;
MADDE 14 – (1) Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri, eşlerin müşterek millî hukukuna tâbidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları hâlinde müşterek mutad mesken hukuku bulunmadığı takdirde, Türk hukuku uygulanır.
(2) Boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri hakkında birinci fıkra hükmü uygulanır. Bu hüküm ayrılık ve evlenmenin butlanı hâlinde de geçerlidir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KISMETİMDE BALIK DA YOK”
Erbil, ev hapsi cezasının kaldırılmasının akabinde soluğu İstanbul Boğazı’nda aldı. Balık tutmaya çıkan Erbil, o ana ait fotoğrafı sosyal medya hesabından “Kısmetimde balık da yok” mesajıyla yayınladı.

“KARAR HASTALIĞIM SEBEBİYLE BENİ TEDİRGİN ETMİŞTİ”
30 Aralık’ta 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak olan Erbil ev hapsi cezasının kaldırılmasının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:
“Beni tanıyanlar çok iyi bilirler. Hayatım boyunca başıma gelen kötü olayların sebebi hep iyi niyetimin kullanılmış olmasıdır. Nitekim bu son olayda da benzeri bir durum yaşadım. Ben hiçbir zaman kanunlara aykırı bir davranış içine girmedim; girmem de. Hakkımda verilen elektronik kelepçeyle ev hapsi kararı hastalığım sebebiyle beni çok tedirgin etmişti. Acil durumda hastaneye yetişememenin düşüncesi bile çok üzücü. O yüzden bugün bu kararın kaldırılmasına çok sevindim. Yargılama devam ettiği için fazla yorum yapamam ancak. Yüce Türk adaletine güvenim sonsuz. Sadece bu kadarını söyleyebilirim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Basın açıklamasını, Altınordu ilçesi Ceren Özdemir Meydanı’nda Genç İHH gönüllüsü Emir Yusuf Sakarya okudu.
Sakarya, savaşın ve krizlerin oluşturduğu insani trajedilerin, dünya genelinde milyonlarca insanı temel ihtiyaçlardan yoksun bıraktığını söyledi.
Türkiye’nin önde gelen çok sayıda sivil toplum kuruluşunun, “Sizi Bekliyorlar” projesiyle güçlerini birleştirerek bu zor durumdaki insanlara umut olmaya devam ettiğini belirten Sakarya, “Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları, bugüne kadar savaş ve kriz bölgelerinde yürüttükleri çalışmalarıyla milyonlarca hayatı etkileyen projelere imza attı. Suriye, Filistin, Doğu Türkistan, Lübnan, Yemen, Afganistan, Somali gibi çatışma ve krizlerin sürdüğü bölgelerde ve savaş dolayısıyla göç eden insanların sığındığı topraklarda, insanların en temel ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir özveriyle çalışmaktadır.” dedi.
Birçok alanda yapılan yardımları anlatan Sakarya, yardımların insanlığın dayanışma ruhunu güçlendirerek kriz bölgelerine umut taşımaya devam ettiğini dile getirdi.
Sakarya, dünyada savaşların bitmediğini, kriz bölgelerinde durumun her geçen gün kötüleşmeye devam ettiğini belirterek, insanlar savaşın, göçlerin, yoksulluğun ve hastalıkların gölgesinde yaşam mücadelesi verirken bölgelerdeki insani ihtiyaçların da her geçen gün artmaya devam ettiğini vurguladı.
Milyonlarca kişinin, güvenli bir yaşam sürmek için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duyduğuna işaret eden Sakarya, “Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları olarak dünyanın dört bir yanında bizi bekleyen mazlumlara umut olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ayna karşısında verdiği bir pozu sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaşan Derici’ye bir kişi, “Yine Allah bilir nereni yaptırdın?” diye sordu. Derici ise bu yorum üzerine oldukça sinirlendi.

Verdiği yanıtla herkesi şaşırtan İrem Derici, “Ç.kümü kestirdim” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BTK Başkan Yardımcısı Abdulkerim Gün, Florida’da 13 yaş altı çocuklara sosyal medya kullanımının yasak olduğunu, İngiltere ve Rusya’da da 13 yaş altındakilerin çevrim içi platformlarda hesap açmalarının sınırlı olduğunu bildirdi. Avustralya’da 14 yaş altına uygulanan yasağın 16 yaşa çıkarılmasının gündeme geldiğini hatırlatan Gün, Türkiye’de de 13 yaş altı çocukların sosyal medya ve ağlarına girmesini kısıtlayacak bir çalışma yaptıklarını söyledi. Buna ek olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uzmanları da çocuklara yönelik siber zorbalığa dikkat çekti ve Çin ve Güney Kore’de 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya hesabı açmasının ebeveyn iznine bağlı olduğu belirtildi.
Komisyona bilgi veren Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tuncay Dilci ise, 13 yaş altındaki çocuklara akıllı telefonun yasaklanması gerektiğini vurguladı. Güvenlik ve haberleşme için tuşlu telefon kullanılmasını önerdi.
Sonuç olarak ortada yürürlüğe giren bir karar bulunmamakla birlikte çalışmalar devam ediyor. Yeni düzenlemenin detaylarının önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.
İlginizi çekebilir:
Çocuklarımızın karşı karşıya kaldığı tehlike: Siber zorbalık
Medyanın çocuğa etkileri nasıl olumlu hale getirilir?


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhtiyaçlarınızı listeleyin
Bu sadece indirim değil tüm alışverişlerinizi için çok önemli bir madde. Özellikle ekonominin sıkıntılı olduğu günlerde paranızı çarçur etmek size zarar verir. O nedenle eğer ihtiyacınız gerçekten yoksa bir şey satın almayın. Büyük indirimler büyük bir oranda çok önceden belli oluyor. Tüm ihtiyaçlarınızı listeleyin ve indirim gününü bekleyin. Eğer liste yapmadan alışveriş yaparsanız kendinizi alışverişte kaybeder ve faturasını ağır ödeyebilirsiniz.
Almak istediğiniz şeylerin provasını yapın
Eğer ana akım markalardan alışveriş yapacaksanız indirim başlamadan önce beğendiğiniz ürünleri üzerinizde denemek için mağazalara gidin. Böylece üzerinizde nasıl durduğunu görmüş olursunuz. Ürünün o anki güncel fiyatını da not ederseniz gerçekten fiyatının inip inmediğinden de emin olmuş olursunuz. Ürünü denediğiniz için de indirim günü o kalabalık mağazalara gidip alışveriş yapmaktansa evinizden sipariş verebilirsiniz.
Mağazaları karşılaştırın
Eğer farklı markalarda bulabileceğiniz ürünler satın alacaksanız diğer mağazaların da indirimini karşılaştırıp sizin için en ucuzunu seçmeniz yararınıza olur. Fiyat kıyaslaması yaparken kozmetik gibi ürünlerde ürün gramajını öğrenmeyi ihmal etmeyin. Yoksa daha ucuza diye seyahat boy ürünlerden satın almış olabilirsiniz.
Ucuza şık olma taktikleri
Online alışverişe öncelik verin
Büyük indirimlerde mağazalarda gerçekleşen izdiham görüntüleri herkesin hafızasında yeniden canlandırabileceği kadar taze. İndirim olduğunda pek çok kişi mağazaya koşuyor. Bu nedenle indirim döneminde ürünü mağazadan almak yerine internetten alışveriş yaparsanız canınızı kurtarabilirsiniz.
Sepetinizi önceden hazırlayın
Online alışverişin bir diğer havalı ve kolaylaştırıcı yanı ise istediğiniz ürünleri indirim öncesi sepetinize taşıyabilmeniz. İndirimden 1 saat kadar önce sepetinizi hazırladığınızda eliniz ayağınıza dolaşmadan alışverişinizi stressiz bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.
B planı yapın
Eğer çok pahalı ve büyük bir ürün alacaksanız ve bu indirim dönemi çok avantajlıysa ürünün tamamen satılmış olması gibi bir riskle karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu nedenle beğendiğiniz ürünün muadili bir başka ürünü de değerlendirmenize almanızda yarar var.
Ekonomik alışveriş rehberi
Akıllı alışveriş etmeyi biliyor musunuz?
1. Geçen yılbaşı bütçeniz şaştı ve bunun nasıl olduğunu anlamadınız bile. Evet. Hayır. Hatırlamıyorsunuz.
2. Yeni bir giyim mağazası açılıyor ve ilk gün bütün ürünlerde yüzde 50 indirim var. Şüphesiz mağazaya ilk girenlerden biri siz olacaksınız. Mutlaka uğrayacaksınız. Vaktiniz olursa gideceksiniz.
3. Markete gidiyorsunuz ve her defasında eve alışveriş listenizde olmayan şeylerle dönüyorsunuz. Evet. Hayır. Bazen.
4. Gardırobunuzda bazen varlığını bile unuttuğunuz giyeceklerinizle karşılaşıyorsunuz. Evet. Hayır. Bazen.
5. İkinci el mağazalardan alışveriş etmeye bayılıyorsunuz. Evet, gardırobunuzda belki senede bir kez bile giymeyeceğiniz parçalar var.Bazen bakıyorsunuz. Yolunuz düşerse bakarsınız.
6. Bir düğüne davetlisiniz, gece elbiseniz yok ve siz: Hemen bir tane satın alıyorsunuz.Kiralıyorsunuz. Vaktiniz varsa satın almak istersiniz, istediğiniz gibi bir şey bulamazsanız bir yakınınızdan ödünç elbise alırsınız.
7. Günlük ayakkabıya ihtiyacınız var ve indirimler başladı. Madem indirim var, birden fazla çift ayakkabı alıyorsunuz. Nasıl bir ayakkabı alacağınızı biliyorsunuz ve eve sadece onunla dönüyorsunuz. Belki beğendiğiniz ayakkabıdan iki çift alırsınız.
8. Küçük ev aletlerinde yüzde 50’ye varan indirim yapan bir internet sitesinin ilanını tıkladınız. Mutfağınızda olmayan bir parça sipariş etme ihtimaliniz çok yüksek.İndirimin bir önemi yok, ihtiyacınız yoksa kesinlikle almazsınız. Şöyle bir bakarsınız, belki bir-iki alet alabilirsiniz.
9. Şu an arasanız, evde kullanmadığınız ve birilerine verebileceğiniz eşya veya giyecek bulmakta hiç zorlanmazsınız. Evet.Hayır.Belki.
10. Makyaj çantanızda asla kullanmayacağınız renkte far, ruj veya göz kalemi var. Evet.Hayır.Bakmanız lazım.##title####description## ##totalQuestion## SORUDAN ##correctChoiceCount## TANESİNE DOĞRU CEVAP VERDİNİZ!
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eğer daha önce terapi aldıysanız ya da kişisel gelişim konusunu incelediyseniz, içsel konuşma kavramıyla muhtemelen karşılaşmışsınızdır. İçsel konuşma, herkesin tahmin ettiği gibi, kişinin kendi kendisiyle konuşma şeklidir. Sağlıkla yakından ilişkili olan içsel konuşmalarımız, bize ya yardımcı olur ya da zarar verir. Olumsuz içsel konuşma olarak adlandırdıklarımız ise genellikle strese, depresyona ve anksiyeteye sebep olur. Buna alternatif olarak, daha pozitif bir konuşma şeklini tercih etmenin de düşünme, hissetme ve davranış şeklimizi güçlü bir şekilde etkilediği ortaya çıkmıştır.
Özellikle kendinize karşı acımasızca konuşma eğilimindeyseniz içsel konuşma şeklinizde belirgin değişiklikler yapmak, kendinize özen göstermenizi sağlayacak en önemli yollardan biridir. İçsel konuşmanızı daha pozitif bir hale getirip öz bakıma dönüştürmenin ilk adımı, düşüncelerinizin farkına varmaya başlamaktır. Kendinizle nasıl konuştuğunuzu düzenli olarak fark etmektir. Çoğu insan, kendisine neler söylediğinin çok da farkında değildir; ya bu konuya dikkat edemeyecek kadar kafası dağınıktır ya da bu şekilde konuşmaya o kadar alışmıştır ki kendi üzerindeki negatif etkilerini fark edemiyordur. İşe içsel konuşmanızda neler söylediğinizi, kendinize nasıl davrandığınızı fark etmekle başlayın. Size yararı olmayan düşüncelerden vazgeçin. İçsel konuşmanızda kulandığınız tonu fark ederek içsel deneyimizi daha olumlu bir hale dönüştürün.
Şiddetsiz iletişimin gücüyle daha barış dolu bir dil
İçsel konuşmanızı daha pozitif bir hale dönüştürmenin ikinci aşaması ise kendinizle kurduğunuz diyalogların kontrolünü ele almaktır. Herkesin içinde bir eleştirmenin yattığı bir gerçektir ve bu eleştirmen, oldukça zalim ve taş kalpli olabilir. Bazı insanlar için bu içsel eleştirmen, günün her dakikasını ızdıraba çeviren bir zorbadır. Bu kadar uç noktada olmasa da içsel konuşmalarınızın belirli bir ritmi olduğunu ve eğer dikkatli olmazsanız bu ritmin size zarar verecek şiddette olabileceğini fark etmelisiniz.
Bu bağlamda öz bakım, kendinizle yaptığınız yıkıcı bir eleştirel konuşmayı fark edip onu daha olumlu içsel bir anlatıya çevirmek demektir. Eğer öz bakıma giden içsel konuşmanın ne demek olduğunu anlamakta zorlanıyorsanız, kendinizle sevgi dolu bir ebeveyn nasıl konuşursa o şekilde konuşun. Kendinize gönderdiğiniz mesajlar nazik, yüreklendirici, hassas ve cömert olsun. Beklentilerinizi gerçekçi tutun, olanları kabul edin ve daha affedici olun. Zamanla, içsel konuşmalarınız daha besleyici bir hale gelerek ruhsal ve duysal sağlığınızı geliştirecek. Böylelikle, genel sağlığınız da desteklenecek.
Öz bakım önemlidir ve buna daha çok dikkat etmenin size yarar sağlayacağı da kesindir. Öz bakımınızı sağlıklı beslenerek ya da dinlenerek yapsanız bile buna değer olduğunuzu anlamalı ve öz bakımızı önceliğini haline getirmek için kendinize izin vermelisiniz. İçsel konuşmalarınız, öz bakımınızı önemsemenizi ve ihtiyaçlarınızı görmezden gelmekten vazgeçmenizi sağlayacak ilk şeydir. Bu nedenle, kendinizle nasıl konuştuğunuzu fark edin ve kendinizi önemseye başlayın.
İngilizce aslından çeviren: Dilara Koru
Referanslar:
Psychology Today. “Fournier, Denise. Why a Shift in Self-Talk Is the Ultimate Self-Cae Strategy.” Şuradan alındı: https://www.psychologytoday.com/us/blog/mindfully-present-fully-alive/201901/why-shift-in-self-talk-is-the-ultimate-self-care-strategy
Kendimizi affetmenin 3 adımı
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ordu’nun Gölköy ilçesinde yarın kar nedeniyle tüm okullarda, Mesudiye ve Akkuş ilçesinde ise bazı okullarda eğitime bir gün ara verildi.
Valilikten yapılan açıklamada, kentin yüksek kesimlerinde don riski ve buzlanma olduğu belirtildi.
Açıklamada, Gölköy ilçesindeki okulların tamamında, Akkuş ilçesinde Kurtboğaz ve Yeşilgüneycik mahallerindeki okullar hariç diğer eğitim öğretim kurumlarında, Mesudiye ilçesinde ise taşımalı eğitim yapılan okullarda 28 Kasım Perşembe günü eğitim öğretime ara verildiği bildirildi.
Tamamen ve kısmen eğitim öğretime ara verilen ilçelerde, engelli ve hamile kamu görevlilerinin de aynı gün idari izinli sayılacağı kaydedildi.
VAN
Van’ın 3 ilçesinde hava koşulları nedeniyle yarın eğitime ara verildi.
Valilikten yapılan açıklamada, Meteoroloji 14. Bölge Müdürlüğünün yaptığı değerlendirme sonucu Van’da gece ve yarın sabah saatlerinde hava sıcaklığının sıfırın altında 6 dereceye düşeceğinin öngörüldüğü belirtildi.
Bu nedenle kentte buzlanma ve don olayının meydana geleceğine yer verilen açıklamada, “Kara ulaşımında oluşabilecek olumsuzluklardan dolayı öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin can güvenliğini tehlikeye atacak olası kaza riskine karşı 28 Kasım Perşembe günü İpekyolu, Edremit ve Tuşba ilçelerine bağlı resmi ile özel tüm örgün ve yaygın eğitim kurumlarında eğitim öğretime bir gün süreyle ara verilmiştir. Ayrıca hamile ve engelli kamu personeli de bir gün süreyle idari izinli sayılacaktır.” ifadelerine yer verildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkent Tunus’taki Tunus Belediye Tiyatrosu’nda sahnelenen Nikolay Vasilyevic Gogol’un eseri “Palto” isimli tiyatro oyununu, Tunus’taki misyon temsilcileri ile ülkede yaşayan Türkler ve Tunuslu sanatseverler izledi.
Oyunun kahramanı Akakiy Akakiyeviç’in eski paltosu yerine elindeki tüm parayla diktirdiği paltosunu çaldırmasının ardından, çalınan paltosunu bulmak için verdiği mücadelenin anlatıldığı, Abdullah Arif Atalay’ın yönetmenliğindeki oyunda Yılmaz Karakuzu, Özlem Çiftçi Sak, Özlem Uslu, Ergenekon Cemil Başdoğan, Onur Emre Teber, Halit Burak Günuğur ve Berkay Alkan rol alıyor.
Büyükelçilik personeli ile oyunu izleyen Türkiye’nin Tunus Büyükelçisi Ahmet Misbah Demircan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Ülkeler arasındaki ilişkinin çok değişik yöntemleri var ama kültür en etkilisi. Türkiye ile Tunus arasında kültürel ve tarihi bağlar çok derin. Bugün bu bağları tazeleyen güzel bir etkinliğe hep birlikte imza atıyoruz. Tunus’ta kültürel faaliyetlerde aktif olmaya devam edeceğiz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müdürlükten yapılan açıklamaya göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürlüğünce Kahramanmaraş’ta bir otelde 18 çocuk için sünnet töreni yapıldı.
Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürü Erdoğan Tunç, törende, böylesi etkinliklerle hem vakfiye şartlarını yerine getirmenin ve gelenekleri yaşatmanın huzurunu hem de hayır ve bereketi paylaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.
Sultan 2. Beyazıd Vakfı’nın vakfiyesinde, “ülke çapında aileler belirlenip, çocuklarının sünnet cemiyetinin yapılması” hayır şartının yer aldığını belirten Tunç, şunları aktardı:
“Böylesi yardımlaşmaları hayır şartı haline getiren binlerce vakfımız var. Ne mutlu ki, yardım konusunda her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen ve bunu nezaketle gerçekleştiren bir ecdadımız olmuş. İşte biz de bugün burada, ecdadımızın iyilik mirasını paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Vakıflar, ‘iyilik ve takvada yarışınız’ ilahi emrinin tecessüm etmiş halidir. Çok şükür ki Vakıflar Genel Müdürlüğümüz bu doğrultuda, ihtiyaç duyulan her an, vakıf kültürünün ve geleneğinin gerektirdiği şekilde çalışmaktadır. Genel Müdürlüğümüz bu iyilik yarışında tüm vakıflarımızın en güçlü destekçisidir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu tür etkinliklerle geleneklerimizi yaşatmaya vesile olacak, hep birlikte dayanışmayı, yardımlaşmayı artıracağız.”
Gönülden gelen bir samimiyet ve gayretle ortaya konulacak çalışmaların bereketinin çoğaltacağını ve millet olarak bağların güçlendireceğini kaydeden Tunç, bu paha biçilemez birlikteliğe güç vermeye, destek olmaya davet edeceklerini ekledi.
Çocuklara yönelik çeşitli etkinliklerin düzenlendiği programda, ayrıca çocuklara bisiklet ve takı hediye edildi.
Programa Kahramanmaraş Vali Yardımcısı Muhammed Akın, İl Kültür Müdürü Ayten Şenel, Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Ayşe Taşkıran, çocuklar ve aileleri katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESKİŞEHİR’de seramik sanatçısı Merve Bekket (35), ev hanımı annesi Nuran Bekket’e (59) mesleğini öğreterek birlikte atölye kurdu. Seramikten hediyelik eşyaların yanı sıra otellere pano, seramik rölyefler ve özel tasarımlar yapan anne-kız, açtıkları dükkanda ürünlerini satıyor. Nuran Bekket, “Üretimi ikimiz beraber yapıyoruz, o kendi tasarımlarını yapıyor, ben kendi tasarımlarımı yapıyorum” dedi.
Merve Bekket, 2012 yılında Isparta’da Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü’nü bitirdikten sonra memleketi Eskişehir’e döndü. Bir süre farklı alanlarda çalışan Bekket, cam ve seramik ürünler tasarladığı atölyesini açtı. Gelen taleplere yetişemeyen Merve Bekket, yardım istediği annesi Nuran Bekket’e de kısa sürede mesleğini öğretti. Anne-kız seramik ustası olurken, atölyede ürettikleri tasarımları da birlikte durdukları dükkanda satmaya başladı.
‘ÖNCE KÜÇÜK BİR ATÖLYE KURDUM’
Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre farklı yerlerde çalıştığını söyleyen Merve Bekket, “Tabii herkes mezun olunca hemen iş bulamıyor maalesef. Öyle olunca da ben de birkaç yerde çalıştım. Sonra artık kendi şirketimi kurdum. Önce küçük bir atölye kurdum, ondan sonrasında yavaş yavaş 7 kadın birlikte kadın kooperatifi kurduk, sonra da tarihi Odunpazarı evlerinin bulunduğu turistlik alanda dükkanı satış ofisi haline getirdik. Atölyemde ürettiğim ürünleri burada satmaya başladım” dedi.
‘ANNEM ÇOK ÇABUK ADAPTE OLDU’
Gelen taleplere yetişemediği için annesi Nuran Bekket’ten yardım istediğini anlatan Merve Bekket, “Annem yardım ederken gördüm ki bu konuya çok yatkın. Kısa süren bir eğitim sürecinin ardından mesleğimi anneme de öğrettim. Şimdi birlikte kurduğumuz atölyede kendimize özgü seramik hediyelik eşyalar, pano, seramik rölyefler ve özel tasarımlar yapıyoruz. Annemin de el işi konusunda bir geçmişi var, işte dikiş yapıyor, boyamalar yapıyor. Öyle olunca da annem de ister istemez çok çabuk adapte oldu. Kendisi de tasarımlar yapmaya başladı. Daha sonra annem ‘Merve şu tasarım çok güzel, bunu da yapalım, şunu da yapalım’ derken bir başladık, beraber devam ediyoruz. Sadece seramik hediyelik eşya değil, oteller için de panolar, seramik rölyefler, özel tasarımlar yapıyoruz. Ayrıca seramik dersleri, ebru dersleri ve çini dersleri veriyorum. Annemle iş arkadaşı olduğum için çok mutluyum” diye konuştu.
‘YENİ ŞEYLER ÜRETMEYİ ÇOK SEVDİM’
Ev hanımı olduğu için daha önce hiç çalışmadığını ancak seramik tasarımı öğrendikten sonra çok sevdiğini söyleyen Nuran Bekket de kızıyla birlikte çalışmanın kendisini çok mutlu ettiğini söyledi. Atölyede hevesle çalıştığını ve yeni tasarım yapmanın çok harika bir duygu olduğunu anlatan Bekket, “Kızımın yoğunluğundan dolayı yetiştiremediğini görünce yardım etmek istedim. Ondan sonra fincanların kulplarını takmaya başladım. Seramik tasarımı, yeni şeyler üretmeyi çok sevdim. Hiç çalışmadım, ev hanımıyım. Daha önce Halk Eğitim Merkezi’nde boyama ve dikiş kursuna gitmiştim. El yatkınlığım belki de oradan geliyor. Üretimi ikimiz beraber yapıyoruz, o kendi tasarımlarını yapıyor, ben kendi tasarımlarımı yapıyorum” dedi.
Haber-Kamera: Sarp DEMİRHAN/ESKİŞEHİR,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUĞLA – 1919 yılında İtalyanlar tarafından Muğla’nın Yatağan ilçesi ile Aydın’ın Çine ilçesi arısında sevkiyat yapmak amacıyla kaynak kullanmadan ısıya duyarlı yapılan tarihi demir köprü 2008 yılında mermer blok taşıyan kamyonun geçişi sırasında çökmüştü. 16 yıl aradan sonra Ulaştırma Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından tarihi demir köprü aslına uygun olarak tekrar yapılıyor.
İtalyanların Muğla’yı işgali sonrası 105 yıl önce Aydın Çine ilçesine ulaşımın sağlanması ve malzeme taşınması için İtalyanlar tarafından yapılan Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunca tescilli tarihi Kayırlı demir köprü, 2008 yılında mermer blokları taşıyan bir kamyonun köprüden geçişi esnasında çöktü.
Tescilli tarihi köprünün yıkılmasının ardından köprüyü mahallelerinin ulaşımında kullanan 5 kırsal mahalle sakini mahallerine ulaşabilmek için 5 kilometre daha fazladan yol gitmek zorunda kalıyordu. Yava, Memişler, Kayırlı, Kocamustafalar ve Çobanlar mahallelerinde yaşayan vatandaşların ilgili kurumlara yaptıkları başvurmalarına rağmen köprünün tescilli yapı olması nedeniyle sonuç alamamışlardı.
Tarihi demir köprü Ulaştırma Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2024 yılının başlarında aslına uygun bir şekilde yapımı için ihaleye çıktı. İhaleyi alan yüklenici firma aynı zamanda Çine sınırları içinde yer alan Adnan Menderes Barajının en büyük su kaynağının bulunduğu Dipsiz çayının üzerindeki tarihi demir köprüde çalışmaları tamamlamak üzere.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(HATAY) – 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında kadınlar Türkiye’nin dört bir yanında eylemdeydi. Antakya’da da sokağa çıkan kadınlar, depremin üzerinden 21 ay geçmesine rağmen hala aydınlatılmayan karanlık sokaklarda yürüdü. Kadınlar, “Bu şehri kadınlar aydınlatacak” sloganı attı.
Defne ilçesi Aşağıokçular mahallesinde toplanan kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında “jin jiyan azadi”, “kadınlar birlikte güçlü” “mare haya hürriya” “bu kenti kadınlar aydınlatacak” sloganları, alkış ve zılgıtlarla yürüdü. Kadınlar adına açıklama yapan Yaren Sakar, hem Türkiye hem dünyada hükümetlere başkanlık eden otoriter liderlerin; cinsiyetçi, dinci, milliyetçi ideolojileriyle kadının bedenine, kimliğine ve emeğine dönük saldırılarını sürdürdüğünü belirtti.
Kayıp kadınların, şüpheli ölümlerin, intiharların arttığı bu dönemde Türkiye’nin tüm kentlerinden okul önlerinden üniversite kampüslerine mahallelerden kent meydanlarına kadar örgütlü ses yükseldiğini vurgulayan Sakar, kadın cinayetlerinin münferit değil politik olduğunun altını çizerek şöyle konuştu:
” İstanbul Sözleşmesi’ni feshederek, 6284’ü etkin uygulamayarak, kadınların güvenli ve güvenceli yaşamasına dönük politikalar geliştiremeyen iktidarın var olanlara saldırdığını kaydeden Sakar, “Bizler kadına yönelik şiddetin münferit olmadığını biliyoruz. Bu düzen erkek yargısıyla tetikçilerini, iyi halden, kanıt yetersizliğinden serbest bırakıyor ve cezasızlık zırhıyla koruyor. Hayatta kalmak için kendini savunmak zorunda kalan kadınlara ise verebileceği en ağır cezaları veriyor.”
Deprem bölgesinde kadınların ve çocukların yaşadıkları sorunları da aktaran Sakar açıklamasında şunlara değindi:
“Toplu ulaşım hala yok. Hayatımızı güvenli olmayan konteyner kentlerde 21 metrekarenin içine sığdırmaya çalışanlardan, bizlerin ve çocuklarımızın yaşadığı şiddeti, tacizi görmeyenlerden hep birlikte hesap soracağız. Verdiğimiz mücadeleyi, kazanımlarımızı değersizleştirmeye, hayatlarımızdan ve haklarımızdan çalmaya çalışan iktidarlara inat evlerimizde, işyerlerimizde, konteynerlerimizde sesimizi yükseltiyor ve artık yeter diyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(SAMSUN) – 25 Kasım Dünya Kadına Şiddet ile Mücadele gününe Samsun Barosu tiyatro kulübü, Düşevi Oyuncuları tiyatrosundan oyuncu Ferda Kaynar’ın yazdığı “3. Sayfadan Kadın Hikayeleri” tiyatro oyunuyla destek verdi.
25 Kasım dünya kadına şiddet ile mücadele günü nedeniyle Samsun’daki Düşevi Tiyatrosu’nun oyuncularından Ferda Kaynar’ın yazdığı, “3. Sayfadan Kadın Hikayeleri” oyununu, Samsun Barosu Tiyatro kulübü Samsun Adliyesi İsa Fidan salonunda avukatlara ve adliye personeline sergilendi.
25 Kasım dünya kadına şiddet ile mücadele gününde 3. Sayfadan kadın hikayeleri oyununu yöneten ve oynayan Avukat Hilal Serdar, şu açıklamalarda bulundu:
“Bugün için özel bir oyun hazırladık. “3. Sayfadan kadın hikayeleri” Bu oyuna tiyatro kulübümüzle birlikte hazırlandık. Kadın hakları komisyonumuz tarafından bu oyunun sergilenmesi konusunda bir karar almıştık. Kadına karşı uygulanan her türlü şiddete karşı burada temsil edeceğiz. Kadınların sesi olmak için, burada bizde kendi sesimizi çıkartacağız. Bugün bu yüzden burada bulunmaktayız. Bu oyun çok zordu bizim için, çok kısa bir sürede çalışmamız gerekti. Ancak çok maalesef tanıdık olduğumuz şeyler olduğundan dolayı, içimizden gelerek çalıştık. Bu yüzden oyunun hazırlanması noktasında duygusal anlamda çok zorlanmışta olsak maalesef zihinsel anlamda bu oyunu oynamaya çok hazırdık.”
Oyunculardan Avukat Kübra Akça, “Öncelikle bu oyunun teksini bizimle paylaşan oyunla ilgili alt yapı çalışması yapmamıza yardımcı olan, Düşevi Sanat Merkezine teşekkür ediyoruz.” dedi.
“Kadınlara yalnız olmadıklarını söylemeye çalışıyoruz”
25 Kasım dünya kadına şiddet ile mücadele gününde 3. Sayfadan kadın hikayeleri oyununun hazırlanıp sergilenmesiyle ilgili olarak Samsun Barosu Başkanı Avukat Pınar Gürsel Yıldıran’da şunları söyledi.
“Öncelikle dayanışma ve farkındalık yaratmaya ihtiyacımız olan böyle anlamlı bir günde bizlerle birlikte olduğunuz için basınımızın değerli temsilcimize teşekkür ediyoruz. 25 Kasım aslında çok acı bir kaybın hatırasını taşır. Dominik Cumhuriyeti’nin diktatörlükle yönetilmesine karşı mücadele veren 3 kız kardeşin Maribal adıyla bilinen 3 kız kardeşin hedef gösterilerek öldürülmesinin yıl dönümüdür. 1999 yılında Birleşmiş Milletler genel kurulu kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü olarak bugünü kabul etmiştir. Bizler kadına yönelen şiddetle mücadele den kurumlar olarak öncelikle Samsun Barosu Kadın Hakları komisyonu ve dava takip komisyonu olarak, farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Mahallelerde kadınlarımıza haklarıyla ilgili eğitimde veriyoruz. Şiddeti önlemeye çalışıyoruz. Ancak bu şiddet vuku bulduysa adalet yolunda da ellerinden tutuyoruz. Davalarını takip ediyoruz. Ne yazık ki verilere baktığımızda sadece Ekim ayında 48 tane kadın cinayetine kurban gitti. Yaşamdan kopartıldı. Böyle günlerde daha çok katılımlarla farkındalığı arttırmalıyız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ – Kayseri’de Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği üyesi kadınlar, şiddete karşı farkındalık oluşturmak amacıyla tiyatro oyunu sahneledi.
Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği tarafından oluşturulan ve kadına yönelik şiddeti içeren ‘Bana Ellerini Ver’ tiyatro oyunu Melikgazi Belediyesi Tiyatro Salonu’nda sergilendi. Tiyatro gösterisine Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Oyun hakkında bilgi veren dernek Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, tiyatro alanında ilk deneyimleri olmasından dolayı dernek olarak çok heyecanlı olduklarını söyleyerek, “Bugün 25 Kasım kadına şiddete karşı mücadelede uluslararası bir gün. Bizde bugün bu farkındalık gününde bir farkındalık yapmak istedik. Bu benim ilk yönetmenlik deneyimim olacak. Biz bir eser yapalım ama bu tamamen Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği’nden çıksın istedik. Yazanı da, yöneteni de, oyuncuları da oradan olsun istedik. Canlandıracağımız karakterlerin hepsi gerçek hayattan esinlenilmiş karakterler. Bugün burada bir drama izleyeceğiz. Ancak bir umutla bitirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Ankara Kadın Kolları İl Başkanlığı, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yürüyüş düzenledi. Kadınların slogan atarak ve meşale taşıyarak yaptığı yürüyüşe CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya da katıldı. İktidarı, İstanbul Sözleşmesi üzerinden sert ifadelerle eleştiren Kaya “CHP iktidarında İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülecek. 6284 etkin uygulanacak” ifadelerini kullandı.
Hacı Bektaş-ı Veli Parkı’nda konuşan Kaya şunları söyledi:
“Kadın yol arkadaşlarımızla eşitlikçi erkek yol arkadaşlarımızla “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganlarıyla hep birlikte Mamak’tan ses yükseltiyoruz. Yasımızı isyanımızla Türkiye’ye duyuruyoruz. Biz öyle Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylediği gibi marjinal gruplar da değiliz. Türkiye’nin son yerel seçimlerdeki birinci partisindeyiz. ve o yerel seçimlerden bu yana da birinci partisi olma konumunu halkın nezdinde korumuş bir partiyiz. ve tekrar diyoruz buradan ses yükseltiyoruz. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Biz buraya gelirken Anıtsayaç 411 diyordu. Ki bu sayı sayılardan ötedir. İnsan söylerken içini acıtıyor. Evet bu yılın bugüne kadarki gelen kısmında 411 kadın hayatan ayrıldı, erkek şiddetiyle katiller tarafından hayattan koparıldı. Dönüp bakıyoruz, ‘İstanbul Sözleşmesi sanal bir tartışmadır.’ diyenlere ‘İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı yıl 102’ kadın katledildi diyor. O günden bugüne bakıyoruz. Rakam katlanarak artmış, dört katına. Şüpheli ölümlerle beş katına. Çünkü hiçbir zaman şeffaf veriyi paylaşmayan bu iktidar kadın cinayetlerini de gizlemeye devam ediyor. Kadın örgütleri mecbur kalıyor, kendi verilerini kendileri toplamaya.
“İktidarınızı korumak için İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçtiniz”
Kadın cinayetleriyle ilgili kafa yormayan AKP iktidarı kafayı İstanbul Sözleşmesi’ne takmış. Buradan tekrar söylüyoruz, İstanbul Sözleşmesi sizin 22 yıllık iktidarınızda yaptığınız en iyi şeydi. Ama ne yaptınız siz iktidarınızı korumak adına, bir seçim uğruna, yüzde birlik bir oyu olmayan ismini dahi buradan anmayacağımız mecliste koltuk işgal eden kadın düşmanlarının, medeni kanun düşmanlarının oyları için o yüzde birlik oy için iktidarınızı korumak için İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçtiniz. Bir gecede hukuksuzca bir kalemde çıktınız ve o günden bu yana da durduramıyorsunuz kadın cinayetlerini. Ne kadın cinayetlerini durdurabiliyorsunuz ne de çocuk katliamını durdurabiliyorsunuz.
“İsminden kadını sildiğiniz bakanlığınız sadece bir tweet atmakla yetiniyor”
İsminden kadını sildiğiniz bakanlığınız sadece bir tweet atmakla yetiniyor. ‘Şiddete sıfır tolerans kadın cinayetleriyle hiç durmadan mücadeleye devam edeceğiz’ peki nasıl mücadele ediyorsunuz? Bir belediye meclis üyesi çıkıyor ve diyebiliyor ki ‘öldüren kadar ölen de suçludur’ diyor. İçişleri Bakanı çıkıyor diyor ki ‘hanımefendiler bizim ikazlarımıza uymayarak kapıyı açtılar ve öldüler’. Yani yine ölenler suçlu. O kadınlar neden o kapıyı açtılar? Kendilerine şiddet uygulayanlara, ölümle tehdit edenlere, acaba neden kapıyı açmak zorunda kaldılar? 3 ay sığınma evinde kaldıktan sonra hayata tutunamayıp tekrar şişddet gördüğü belki de katledileceği eve neden dönmek zorunda kaldılar? Çünkü siz o kadını ekonomik hayata istihdama dahil etmiyorsunuz. O kadını eşitsizlik hayattan koparıyor. O kadını eşitsizlik tekrar katledileceği eve mahkum ediyor. Sizin eşitsizlik politikalarınız kadını bugün katledendir. Bugün kadını özgürleştiren, eşitleştiren politikaları uygulamadığınız için olan yasaları etkin uygulamadığınız için hani diyorsunuz ya ‘Sözleşme değil, yasalar korur’ olan yasayı da 6284’ü de etkin bir şekilde uygulamıyorsun. Eğer etkin bir şekilde uygulasaydınız birçok kadın bugün aramızda olacaktı belki de. Biz bunu biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında İstanbul Sözleşmesi’ne ilk olarak geri dönülecek. 6284 etkin uygulanacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(SAMSUN) – Tez-Koop-İş Sendikası Samsun Şubesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yürüyüş düzenledi.
Tez-Koop-İş Sendikası Samsun Şubesi üyeleri, İlkadım ilçesinde bir avm önünde bir araya gelerek 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yürüyüş düzenledi.
Tez-Koop-İş Sendikası Kadın Meclisi Sözcüsü Fidan Mocik, basın açıklamasında şunları söyledi:
” Türkiye’de kadınlara ve çocuklara karşı şiddet tırmanıyor. Gün geçmiyor ki kadınlar ve çocuklar şiddet görmesin, hatta öldürülmesin! Bu konuda toplumsal duyarlığı, farkındalığı geliştirmek, şiddete karşı mücadele etmek zorundayız. Başta yaşam hakkı ihlalleri olmak üzere şiddetin nedenlerini, türlerini ve şiddeti önleme konusunda devletlere, kamu yöneticilerine, topluma, eğitim sistemine ve tek tek bireylere düşen görevleri öğrenmek ve şiddeti önlemek konusunda ciddi bir uğraşı içinde olmak zorundayız. Niçin 25 Kasım? İşte, şiddete karşı mücadeleyi daha yoğun biçimde tartıştığımız Kasım ayı geldi. 25 Kasım 1960’ta, ‘Mirabal Kardeşler’ olarak andığımız üç kız kardeş, ABD destekli Dominik Cumhuriyeti diktatörü Trujillo’ya karşı çıktıkları için öldürüldüler. Mirabal Kardeşlerin direnişi, bir yandan otoriter rejimlerine karşı mücadelenin, diğer yandan kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin sembolü halini aldı. 25 Kasım günü, 1981 yılında Latin Amerikalı ve Karayipli Kadınlar Kongresi; 1999 yılında ise Birleşmiş Milletler tarafın dan Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan edildi. Mirabal Kardeşleri ve yaşam hakkı ellerinden alınan tüm kadınları ve çocukları sevgi ve saygı ile anıyoruz.
“Şiddetten uzak bir dünya için…”
Bugün, dünyanın dört bir yanındaki kadınlar, şiddetten arınmış evler, okullar ve işyerleri, şiddet ten arınmış sokaklar, köyler ve kentler, şiddetten uzak ulusal, yerel yönetimler ve şiddetten uzak bir dünya için seslerini yükseltiyorlar. Kadınlar, her 25 Kasım günü, kadın mücadelesinin bir günle sınırlı olmadığını, her yeni günde var olma mücadelesi verdiklerini eşanlı olarak haykırıyorlar. Türkiye’deki bir kadının sesi, Suriye’deki bir kadınınkine karışıyor. Latin Amerikalı bir kadın, Avrupa’daki kız kardeşleriyle aynı sloganı farklı dillerde hay kırmanın umudunu taşıyor. Şiddetin kaynağı nedir? Bu konu üzerine düşünmek zorundayız! Neden büyük bir çoğunlukla erkekler, gündelik yaşam içinde iletişimin başka bir yolunu bulamazlar da çeşitli tür ve düzeyler de şiddet uygularlar? Bu konuda ortaya çıkarılmış devasa bir bilgi birikimi var. Üniversitelerin kadın çalışmaları ve erkeklik konularına ilişkin çok ciddi araştırmaları bulunuyor.”
Ayrıca KESK Samsun Şubesi’nin binasında yapılan açıklamada ise şunlar kaydedildi:
“İktidarın politikaları sadece kadınları değil çocuklarımızın da hayatlarını ellerinden alıyor”
“Bu ülkenin evleri işyerleri, sokakları, caddeleri, kampüsleri yani yaşamın her alanı biz kadınlar ve çocuklar için suç mahalline dönüştü. Sadece 2024 Ocak ayından bu yana erkekler, 327 kadını, en az 39 çocuğu öldürdü, 240 kadının ölümüyse “şüpheli” olarak kaydedildi. Sadece Ekim ayında ölen 48 kadının yaklaşık yüzde 90’ı iktidarın kutsadığı ailenin üyesi olan erkekler tarafından katledildi. İktidar ne kadar kadın cinayetlerinin sebebini ‘münferit’ olarak göstermeye çalışsa da biz biliyoruz ki Kadın cinayetleri münferit değil politiktir. İktidarın şiddeti meşrulaştırılan ve erkek şiddetini besleyen politikalarıdır. İktidar, İstanbul Sözleşmesi’ni feshederek, 6284’ü etkin uygulamayarak, kadınların güvenli ve güvenceli yaşamasına dönük politikalar geliştirmediği gibi var olanlara saldırıyor. Gerçek adalet değil erkek adaleti işleterek, kadına yönelik şiddet faillerini iyi halden, kanıt yetersizliğinden serbest bırakarak bir cezasızlık zırhıyla koruyor, hayatta kalmak için kendini savunmak zorunda kalan kadınlara ise verebileceği en ağır cezaları veriyor. İktidarın bu politikaları sadece kadınları değil çocuklarımızın da hayatlarını ellerinden alıyor. Sıla, Narin ve daha nice çocuğumuzun mezarı da yine en güvendikleri ‘kutsal aileleri’ oluyor. Sesini asla duyuramayan engelli çocuklar, devletin korumasında olması gereken kimsesiz çocuklar, yurtlarda, tarikat kıskacında cinsel istismarın, şiddetin hedefi oluyor ve kapitalizmin doymayan iştahı yeni doğan bebeklerin kanından besleniyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gaziantep İl Kadın Kolları Başkanı Av. Müge Düşün, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yaptığı açıklamada, CHP’nin iktidara gelmesi halinde Kadın ve Eşitlik Bakanlığı’nı hayata geçireceklerini belirtti. Düşün, açıklamasında kadına yönelik şiddetle mücadelenin temelinin toplumsal cinsiyet eşitliği olduğunu vurgularken, kadın haklarını güçlendirecek politikalarla toplumda adaleti sağlamayı hedeflediklerini ifade etti.
Kadın cinayetlerinin Türkiye’de sistematik bir sorun haline getirildiği vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Şiddetten öte artık bir kadın katliamı yaşanıyor. Her gün yasta, her gün isyandayız. CHP, Türkiye’nin 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin, kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir geri adım oldu. Sözleşmeden çekilmenin, kadınları korumak için geliştirilen kurumsal ve siyasi mekanizmaları zayıflattı. İstanbul Sözleşmesi’ne derhal dönülmesi gerekiyor. Mevcut politikaların kadın haklarını aile politikalarına indirgeyen bir anlayışla yürütülüyor. CHP olarka iktidara geldiğimizde Kadın ve Eşitlik Bakanlığı’nı kuracağız ve kadınların toplumsal yaşamda eşit şekilde yer almasını sağlayacak düzenlemeler yapacağız. Şiddeti durdurmaya yönelik somut adımların ivedilikle atılması gerekiyor. Kadına yönelik şiddetin sadece bireysel bir sorun değildir, toplumsal ve yapısal boyutlarıyla ele alınması gereken bir insan hakları ihlalidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Samsun’da yüzlerce kadın İlkadım ilçesinde toplandı. Samsun Kadın Dayanışması’nın düzenlediği yürüyüş sonrası basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını Samsun Kadın Dayanışması adına Şafak Aydın, Emel Çakır okudu.
Şafak Aydın “İsyandayız çünkü; kadınlar İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için öldürülüyor” diyerek şu açıklamalarda bulundu:
“Bugün 25 Kasım. Biz kadınlar dünyanın dört bir yanında eşitsizliği, yoksulluğu, savaşları ve şiddeti üreten erkek egemen kapitalizme karşı isyanımızı meydanlara taşımak, kadın dayanışmasının sınırları aşan gücüyle buluşmak ve itirazımızı hep birlikte duyurmak için sokaklarda ve isyandayız. İsyandayız çünkü; dünya genelinde her gün yüzlerce kadın, yakınındaki erkekler tarafından fiziksel ya da cinsel şiddete maruz bırakılıyor ve öldürülüyor! İsyandayız çünkü; kadınlar İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için öldürülüyor! İsyandayız çünkü; kadınlar yeterli sığınak ve danışma merkezi açmaya bütçe ayrılmadığı için şiddete mahküm ediliyor ve öldürülüyor. İsyandayız, çünkü on binlerce kadın ve yüzlerce çocuk cezaevlerinde yokluğa mahküm ediliyor. 498 çocuğun anne ve babası tutuklu 706 çocuk ise yasaya aykırı olarak anneleri ile cezaevlerinde büyüyor. Türkiye’de de yıllardır devam eden mücadelemiz geçtiğimiz aylarda önce Narin’e, Sıla bebeğe yaşatılanlar, evlatlarını doyurmak için kağıt toplayan kadının evde bırakmak zorunda kaldığı 5 çocuğun yanarak can vermesi, yine Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner’in vahşice katledilmeleri kadınların öfkesini ve mücadele direncini arttırdı. Türkiye’nin tüm kentlerinden okul önlerinden üniversite kampüslerine mahallelerden kent meydanlarına kadar örgütlü bir ses yükseldi Kadın cinayetleri münferit değil politiktir.”
“Devlet şiddeti ise yıllardır hız kesmeden devam ediyor”
SKD adına Emel Çakır’da şöyle konuştu:
“Kadınlar evlerinde, en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor. 2024’ün ekim ayı son 14 yılın en çok kadın cinayeti işlenen ayı oldu. Bilinen verilere göre 23’ü şüpheli 71 kadın cinayeti yaşandı. Bu cinayetlerin de yarıya yakını evde ve evli olduğu erkek tarafından gerçekleştirildi. İktidarın günden güne büyüttüğü gerici dilin, gerici politikaların en ağır sonuçlarını yaşıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden, 6284 ve Medeni Kanun’a saldıran, 9. Yargı Paketi ile saldırılarını yükselten; makbul kadın sınırını aile içine hapseden kadının soyadı tartışmasıyla, toplumdaki varlığını eş ve çocuk üzerinden dizayn etmesiyle, nasıl giyindiği, nasıl yürüdüğü, nasıl kahkaha attığına karışmasıyla bu iktidarın kadınların hayatlarına nasıl bir karabasan gibi çöktüğünü görüyoruz. Şiddeti yaratan toplumsal, ekonomik, politik koşulları unutturmak için gerici açıklamalara sarılıyor ve bahanelerini “laiklik karşıtı ajandaları” için fırsata çeviriyorlar. Devlet şiddeti ise yıllardır hız kesmeden devam ediyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği tarafından oluşturulan ve kadına yönelik şiddeti içeren ‘Bana Ellerini Ver’ tiyatro oyunu Melikgazi Belediyesi Tiyatro Salonu’nda sergilendi. Tiyatro gösterisine Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Oyun hakkında bilgi veren dernek Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, tiyatro alanında ilk deneyimleri olmasından dolayı dernek olarak çok heyecanlı olduklarını söyleyerek, “Bugün 25 Kasım kadına şiddete karşı mücadelede uluslararası bir gün. Bizde bugün bu farkındalık gününde bir farkındalık yapmak istedik. Bu benim ilk yönetmenlik deneyimim olacak. Biz bir eser yapalım ama bu tamamen Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği’nden çıksın istedik. Yazanı da, yöneteni de, oyuncuları da oradan olsun istedik. Canlandıracağımız karakterlerin hepsi gerçek hayattan esinlenilmiş karakterler. Bugün burada bir drama izleyeceğiz. Ancak bir umutla bitirmek istiyoruz” şeklinde konuştu. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü” kapsamında düzenlenen söyleşinin açılış konuşmasını yapan CHP Hopa Kadın Kolları Başkanı Şeniz Aytaş şunları söyledi:
“Siyaset yapmaktan da emeğimizin hakkını savunmaktan da vazgeçmeyeceğiz. Eşit, özgür ve demokratik bir gelecek; biz kadınların ellerinde yükselecek. Yaşamın her köşesini sevgiyle, barışla, kardeşlikle ve güvenli bir gelecekle donatmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. El birliğiyle dünyayı değiştireceğiz. Cesaret biziz, azim biziz, emek biziz. Biz kadınız. Biz her iki kişiden biriyiz. Bugün burada ortaya konulan görüşler ve işbirliği ruhu, hepimizin bu hayatta ne kadar önemli bir role sahip olduğumuzu bir kez daha gösterecektir.
“Kadın Cinayetleri Politiktir”
Zeliha Yıldırım, Hopalı kadınlar adına yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bundan 64 yıl önce, 25 Kasım 1960 tarihinde Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşler, faşist diktatörlükle yönetilen ülkelerinde özgürlük mücadelesi verdikleri için rejim güçleri tarafından tecavüze uğradılar ve katledildiler. Kadınların bu mücadelesi bize ilham olmaya devam ediyor. Bu hikaye, kadınlara yönelen tüm şiddet biçimlerine karşı direnmenin, mücadele etmenin ve aynı zamanda demokrasi ve eşitlik mücadelesinin sembolüdür. Hem Türkiye’de hem de dünyada hükümetlere başkanlık eden otoriter liderler, cinsiyetçi, dinci, milliyetçi ideolojileriyle kadının bedenine, kimliğine ve emeğine dönük saldırılarını sürdürüyor. Sağ muhafazakar iktidarların kadın bedeni üzerinden yürüttükleri kadın kazanımlarına dönük saldırılar arttıkça kadınların mücadeleleri de büyüyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gaziantep’te gerçekleştirilen basın açıklamasında, İran’dan Hindistan’a uzanan örneklerle otoriter rejimlerin kadın bedenine yönelik baskılarına dikkat çekildi. İran’da Masha Amini’nin ölümünün ardından büyüyen protestolar ve Hindistan’da bir kadın doktorun tecavüz edilerek öldürülmesi sonrası yapılan kitlesel eylemler, kadınların mücadelesine örnek gösterildi.
Açıklamada, kadına yönelik şiddetin münferit olaylar değil, politik bir mesele olduğu vurgulandı.
İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi ve 6284 sayılı kanunun etkin uygulanmaması nedeniyle kadınların korunmasız bırakıldığı belirtilen açıklamada, “Kadın cinayetleri münferit değil politiktir” sloganıyla, hükümetin erkek egemen politikalarının şiddeti beslediğine işaret edildi. Kadın emeğinin giderek daha fazla sömürüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, Türkiye’de kadın işsizliğinin en yüksek seviyelerde olduğu, kadınların güvencesiz ve esnek çalışma koşullarına mahküm edildiği belirtildi. Ekonomik kriz ve artan vergilerin kadınları daha da yoksullaştırdığı ifade edildi.
“Haklarımız İçin Mücadeleye Devam”
Eylem sonrası konuşan Gaziantep MilletvekiliSevda Karaca, iktidarın kadına yönelik şiddetle mücadelede yetersiz kaldığını belirterek, kadınların eşit ve özgür bir yaşam mücadelesini sürdüreceğini vurguladı. İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar uygulanması gerektiğini ifade eden Karaca, kadınların yaşadığı can korkusunun asıl sorumlusunun iktidar olduğunu söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN – Mersin’de kadına yönelik her türlü şiddete son vermek ve bu konuda toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla bando eşliğinde farkındalık yürüyüşü gerçekleştirildi. Vali Ali Hamza Pehlivan’ın da katıldığı yürüyüş sonunda katılımcılar, bir panoya boyalı ellerinin izini çıkardı, turuncu balonlar uçurdu.
Mersin Valiliği öncülüğünde, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından ‘Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ çerçevesinde gerçekleştirilen yürüyüş, Ulu Camii önünden başladı. Vali Ali Hamza Pehlivan, eşi Yıldız Pehlivan, AK Parti Mersin MilletvekiliAli Kıratlı, İl Emniyet Müdürü Kamil Karabörk, İl Milli Eğitim Müdürü Fazilet Durmuş, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Naci Yılmaz ile kadınların da katıldığı yürüyüş, Cumhuriyet Meydanında sona erdi. Katılımcılar, Atatürk Caddesi boyunca bando eşliğinde gerçekleştirilen yürüyüşte, ‘Kadına Şiddete Hayır’ yazılı pankart da taşıdı.
Katılımcılar, Cumhuriyet Meydanında, bir panoya boyalı ellerinin izini çıkardı ve turuncu balonlar uçurdu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Sancaktepe Belediyesi tarafından, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı (CEMR)” imza töreni düzenlendi. Törenin ardından basına açıklamada bulunan Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, “Sancaktepe’yi birçok alanda dünyanın gelişmiş yerel yönetim sözleşmeleriyle entegre şekilde yöneteceğiz” dedi.
Sancaktepe Belediyesi tarafından, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Programda ilk olarak “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı (CEMR)” imza töreni yapıldı.
İmzaların atılmasının ardından Dr. Ayşe Kaşıkırık moderatörlüğünde “Şiddetsiz Bir Hayat Dayanışma ile Mümkün” konulu panel düzenlendi. Panele Medya İletişim Uzmanı Derya Kap, Klinik Psikolog Deniz Karakaya, Mor Çatı Gönüllüsü Ceren Karaca ve Kadın İnsan Hakları Derneği Koordinatörü Dr. Ezel Buse Sönmezocak konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar, kadın hakları, kadının sosyal ve siyasal hayattaki rolü, kadına yönelik şiddet gibi konularda konuşmalar gerçekleştirdi.
Törende konuşma yapan Sancaktepe Belediye Başkan Yardımcısı Zeynep Karaman, “Yan yana durmanın ve dayanışmanın önemini bir kez daha vurgulamak üzere bu haftayı çeşitli etkinliklerle geçireceğiz. Bugün ilk olarak Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı’nı imzalayarak toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması noktasında önemli bir adım atıyoruz” şeklinde konuştu.
Programın ardından açıklamada bulunan Başkan Alper Yeğin, “Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü. Biz de Sancaktepe Belediyesi olarak Mayıs ayında Belediye Meclisimizde Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği ile ilgili meclis kararımızı almıştık. Bugün de protokolümüzü imzaladık. Sancaktepe’yi birçok alanda dünyanın gelişmiş yerel yönetim sözleşmeleriyle entegre şekilde yöneteceğiz. Bunu da zamanla hep birlikte göreceğiz” dedi.
Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitlik Şartı
Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR), Avrupa’da yerel ve bölgesel düzeyde toplumun tüm kesimlerinin hizmetlerden eşit bir şekilde faydalanmaları amacıyla, 2006 yılında, hem siyasi bir belge hem de pratik bir araç niteliğinde olan “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı”nı geliştirdi. Söz konusu Şart, belediye hizmetlerinin planlanması, uygulanması ve izlenmesi süreçlerinde vatandaşların katılımını desteklemekte. Farklı kesimlerin farklı ihtiyaçları olabileceğini ve belediyenin buna göre hizmetlerini şekillendirmesi gerektiğine vurgu yaparak bunu insan hakları temelinde değerlendiren bu şart üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde imzacı tarafların çalışmalarında benimseyeceği temel ilkeler yer alıyor. İkinci bölümde imzacı taraflardan Şart’ın hükümlerinin uygulanması amacıyla gerçekleştirmesi beklenen adımlar bulunuyor. Üçüncü bölüm, yerelde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması konusunda somut taahhütleri içeriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yürüyüşe, DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, DEM Parti Van MilletvekiliPervin Buldan, Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Neslihan Şedal, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, kentteki ilçe belediye eşbaşkanları ve meclis üyelerinin yanı sıra çok sayıda kadın katıldı.
Bir avm önünde bir araya gelen kadınlar, Kent Meydanı’na yürüdü. “Öldürdüğün Kadın Öldürdüğün Yaşamdır” dövizi taşıyan kadınlar, sık sık “Jin, jiyan, azadi” sloganları attı.
DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün 25 Kasım kadına yönelik şiddete mücadele gününde Van’da direnen kadınlarla birlikte bir aradayız. 64 yıldır kadınlar meydanlarda sokaklarda alanlarda, erkek devlet şiddetini teşir etmeye devam ediyor. bugün 25 kasımda Amed’den Van’a, Hakkari’den İstanbul’a Ülkenin dört bir yanında kadınlarlar isyan ediyor. Bu hükümetin kadın düşman politikalarına karşı isyan ediyor. bu toplumda yükselen cinsiyetçiliğe karşı isyan ediyor. bu ülkede kendisine oluşturmaya çalışılan sermayenin sömürü düzenine karşı isyan ediyor. ve Dünya’da şuan herkes bir anda bu ülkelerin bu şekilde yönetilme krizine karşı erkek eğemenliğine karşı kadınlar sokaklarda, meydanlarda şiddetin her halini teşhir ediyor.
“Kayyum atamaları ve kadın…”
Sadece 22 yıllık AKP iktidarının kadın politikaları, ne yazık ki kadınları inkar etmek üzerine kurulmuştur. ve diyoruz ki bizim bir kimliğimiz var ve kadın kimliğimiz özgür kadın kimliği üzerine kuruludur. Bizler irade sahibiyiz, nasıl seçme hakkımız varsa, seçilme hakkımız da var. Eğer bugün kayyum atamalarıyla kadınların seçme hakkı var deyip seçilme hakkı yok diyorsanız siz o zaman kadınlara ‘siz kendinizi yönetemezsiniz’ diyorsunuz. Eğer bugün kürtlere seçme hakkınız var ama seçilme hakkınız yok diyorsanız bugün siz kürtlere kendi kendinizi yönetemezsiniz diyorsunuz. işte tamda budur erkek egemen sistem dediğimiz. İşte egemen ulus devlet aklının halklara ve kadınlara nasıl bir gelecek ve yaşam vadettiği budur. Savaşın hedefinde kadınlar vardır. sadece geçen yıl BM raporuna göre her 10 dakikada bir kadın katledildi. bu katliamlar bir kırım politikası haline geliyor. işte bu yüzden savaş politikalarından vazgeçin derken aslında kadınların çocukların şiddetin hedefi haline gelmesinden vazgeçin diye uğraşıyoruz. şavaşın olduğu yerde özgürlük ve eşitlik olmaz. savaşın olduğu yerde şiddetten kurtuluşta olmaz. O yönüyle daha çok barış diyeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda Beyoğlu’nda yapılacak yürüyüşlerin yasaklanmasının ardından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Taksim’e izinsiz yürümek isteyen gruba, polis ekipleri barikat kurarak önlem aldı. Tüm uyarılara rağmen dağılmayan bir grup kadın, polise biber gazı ve sprey boya sıktı. Bunun üzerine gruba müdahale eden polis, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAZADA YARALANANLAR HASTANEYE SEVK EDİLDİ
İhbar üzerine bölgeye sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık personelince Geyve İlçe Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılardan Ülkiye K. müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Öte yandan kazada ağır yaralanan İ.K’nin Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiği öğrenildi.
Yerel Haberlersakarya3-sayfaSağlıkGüncelUlaşımTarımGeyve
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>



GENÇ TEKNİSYENİN CANSIZ BEDENİNİ BULUNDUĞU YERDEN İNDİRMEK İÇİN YOĞUN UĞRAŞ VERİLDİ
İhbar üzerine olay yerine itfaiye arama kurtarma ve sağlık ekipleri ile jandarma sevk edildi. Sağlık ekipleri şahsın hayatını kaybettiğini belirlerken, itfaiye ekipleri genç teknikerin cansız bedenini yoğun uğraş sonucu kurtardı. Teknikerin cansız bedeni İnegöl Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Ulu’nun cenazesi savcılık incelemesinin ardından kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Adli tıp kurumuna gönderildi. Jandarma komutanlığı ekipleri olayla ilgili soruşturma başlattı.
Yerel HaberlerGüvenlikJandarma3-sayfaSağlıkEnerjiİnegölbursaKaza
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hava sıcaklığı: Yurt genelinde mevsim normallerinin altında seyredeceği tahmin ediliyor.
Rüzgar: Genellikle kuzeyli yönlerden, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu, Doğu Anadolu’nun güneydoğusu ile zamanla Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında güneyli yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Akdeniz ve Orta Karadeniz’de kuzeyli yönlerden, zamanla Samsun ve Ordu çevrelerinde güneyli yönlerden yer yer kuvvetli olarak 40-70 km/saat) esmesi bekleniyor.
Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:
Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı hafif kar yağışlı 1
İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu 9
İzmir: Az bulutlu 13
Adana: Çok bulutlu 12
Antalya: Parçalı bulutlu 14
Samsun: Çok bulutlu, kıyı kesimleri aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı, iç ve yüksek kesimleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı 7
Trabzon: Çok bulutlu, kıyı kesimleri aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı, iç ve yüksek kesimleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı 9
Erzurum: Çok bulutlu, kuvvetli ve yer yer yoğun olmak üzere aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı -2
Diyarbakır: Çok bulutlu, ilk saatlerde yağmurlu, yüksek kesimleri karla karışık yağmurlu 7 – İSTANBUL

Meteoroloji Genel MüdürlüğüYerel HaberlerHava DurumuistanbulSağlıkYerelYaşamkar
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“TÜM İŞARETLERİ İYİYE GİDERKEN HAYATINI KAYBETTİ”
Ailesi, lenfoma hastası Yeter Altıntaş’ın bir ay yoğun bakımda tedavi gördüğü, tüm işaretlerin iyiye gitmesine karşın yaşamını yitirdiğini söyledi.
“BİR GÜN HABERİMİZ OLMADAN BİR BAKTIK ENTÜBE YAPILMIŞ”
NTV’den Osman Terkan’ın haberine göre,Turgut Altıntaş, hastanenin haksız kazanç sağladığını söyledi. Altıntaş şu ifadeleri kullandı; “Her gün başka bir şey. İyileşecek, çıkacak. Bir gün haberimiz olmadan bir baktık entübe yapılmış. Bizden yoğun bakımda yattığı için fizik tedavi yapılacak o yüzden para istendi.
“DOKTOR OLMADIĞINI ÖĞRENDİK AMA PARA ALINDI”
Fizik tedavi doktoru olmadığını öğrendik ama para alındı. O kadar yoğundu ki yoğun bakım o kadar doldurulmuştu ki, her gün biri cenazesini alıyordu.”

Yenidoğan ÇetesiYenidoğanTürkiyeHastane3-sayfaSağlıkYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YARALANAN 30 KİŞİ ÇEŞİTLİ HASTANELERE KALDIRILDI
Kazada yaralananlar olduğu ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi. Sağlık görevlileri yolcu otobüsünde yaralanan 30 kişiyi Afyonkarahisar’daki çeşitli hastanelere kaldırdı. Yaralıların durumunun iyi olduğu öğrenildi. Kazaya karışan araçlar ise çekiciyle yoldan kaldırıldı.


Güvenlik3-sayfaEmirdağtrafikSağlıkGüncelAfyon
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karapınar Mahallesi Adnan Menderes Caddesi’nde yaşayan Aydın Eren, Zeynal, Elif, Ali ve Neval Fırat, evlerinde yarı baygın bulundu.
İhbar üzerine eve gelen 112 Acil Servis ekipleri, Fırat ailesinin karbonmonoksitten zehirlendiğini tespit etti.
Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan 5 kişi tedavi altına alındı.
Acil ServisGüvenlik3-sayfaSağlıkGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşitme ve konuşma engelli olan Rohitash, yerel bir barınakta kalırken ağır hastalanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Doktorlar durumunun kötüleşmesi üzerine onu ölü ilan etmişti. Ancak doktorlar gerekli ölüm sonrası muayeneyi yapmadan, sadece evrak işlemlerini tamamlayıp cesedi yakılması için göndermişti.
Rohitash, soğuk morgda üç saat kaldıktan sonra, yakılmak üzere odun yığınına konulduğu sırada nefes aldığı fark edildi. Olay yerindeki görüntülerde, battaniyeye sarılı olan adamın etrafında şaşkın bir kalabalık görülüyordu.
Hemen ambulans çağrılarak Rajkiya Bhagwan Das Khetan Hastanesi’ne götürüldü. Ancak üzücü haber iki gün sonra geldi: Rohitash, yoğun bakımda yapılan tüm müdahalelere rağmen 22 Kasım sabahı hayatını kaybetti.
Olaydaki ihmal nedeniyle başhekim ve üç doktor görevden uzaklaştırıldı. Polis Müdürü Sharad Chouodhary, “Doktorlar gerekli kontrolleri yapmadan, sadece kağıt üzerindeki işlemleri tamamlamışlar” açıklamasında bulundu.
Benzer bir olay geçen yıl Amerika’nın Iowa eyaletinde de yaşanmıştı. Bir bakım merkezinde ölü ilan edilen 66 yaşındaki bir kadın, cenaze evinde ceset torbasının içinde nefes alırken bulunmuştu.



İnsan HaklarıHindistanSağlıkHukukYaşamDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Demirözü, Tarihi Kapalı Çarşı içerisindeki Bakırcılar Çarşısı’nda 7 yaşında babasının dükkanında ilk adımını attığı mesleğinde zamanla ustalaştı.
Şanlıurfa’nın son bakırcılarından Demirözü, babasının 1978 yılında vefat etmesinin ardından devraldığı mesleğini sürdürmeye çalışıyor.
Demirözü, AA muhabirine, babasının yanında başladığı bakırcılığı 62 yıldır yaptığını, mesleğini icra ederken de eğitimine devam edip liseyi bitirdiğini anlattı.
Babasının ölümüyle işin kendisine kaldığını aktaran Demirözü, “Gücüm yettiği kadar Şanlıurfa’ya özgü bakır mutfak ürünleri yapmaya devam ediyorum. Eskilerden ben ve bir usta kaldı, birkaç da genç ama onlar daha çok hediyelik ürünler yapıyor. Eskisi gibi bakır mutfak ürünleri talep görmüyor, bazı meraklıları gelip bakır mutfak eşyası alıyor, onun dışında süs eşyası olarak satıyoruz.” diye konuştu.
“Evde oturmam lazım ama çok sevdiğim için bırakamıyorum”
Demirözü, 1990’lı yıllara kadar bakır ürünlerin kullanıldığını ancak teknolojiye direnemeyen ustaların dükkanlarını kapatmaya başladığına değinerek, şöyle devam etti:
“Eskiden evlenecek kızların çeyizinde mutlaka bakır ürünler bulunurdu. Bizden sonra bu mesleği yapacak kimse kalmadı. Yanımda şu anda bu mesleği öğretebileceğim kimse yok. Daha önceleri açılan kurslara da kimse ilgi göstermeyince yeni ustalar yetişmedi. Mesleği canlandırmak için son dönemlerde bazı lokantalardan bakır ürünlere yönelik talepler oldu. Konukevleri ve lokantalar bu ürünlerimizi kullansa hem işimiz hem sanatımız canlanır.”
Bu sanatın devam etmesi için yetkililerden destek beklediğini söyleyen Demirözü, bu konuda elinden gelen çabayı harcamaya hazır olduğunu dile getirdi.
Demirözü, evde oturmayı sevmediğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yaşım 69, normalde 65 yaşından sonra bu işi bırakıp evde oturmam lazım ama çok sevdiğim için bırakamıyorum. Yaşlı olanlara varsa mesleklerini sürdürmelerini tavsiye ediyorum. Meslek kaybolmasın diye, insanların ihtiyaçları karşılansın diye elimden geldiğince çalışıyorum. Mesleğimi severek ve canıgönülden yapıyorum. Son dönemlerde bazı vatandaşlarımız bakırdan yapılan mutfak ürünlerinin faydalı olduğunu öğrenince gelip alıyor. Bakır kaplarda pişen yemekler hem sağlıklıdır hem daha lezzetli olur.”
Yerel HaberlerKültür SanatMehmet NurEkonomiYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ailesiyle 12 yaşındayken katıldığı düğünde silahla havaya ateş açılması sonucu omuriliğine kurşun isabet eden yüzme sporcusu Öznergiz, yürüyebilmek için koltuk değneğine mecbur kaldı.
Öznergiz, bedensel engeline rağmen yeniden başladığı yüzmede ulusal şampiyonalarda yarıştı.
Aldığı dereceler sayesinde 2018’de Paralimpik Yüzme Milli Takımı’na seçilen Öznergiz, 2023’te İstanbul’da düzenlenen Marathon Masters yüzme yarışmasında 1 altın ve 1 bronz madalya, nisanda Muğla’da gerçekleştirilen AguaRally yarışmasında da altın madalya kazandı.
Kariyerine 20’den fazla madalya ekleyen Öznergiz, öğretmenlik hayalini gerçekleştirmek için eğitimini sürdürdüğü Anadolu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden 4 yıl önce mezun olup Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı’na girdi.
Sınavdaki başarısıyla Milli Eğitim Bakanlığınca geçen yıl Seyhan ilçesindeki Şehitlik Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne tarih öğretmeni olarak atanan Öznergiz, koltuk değneğiyle katıldığı derslerdeki azmiyle öğrencilerine örnek oluyor
“Çocuklardaki enerjiye hayranım ve onlarla çalışmaya bayılıyorum”
Volkan Öznergiz, AA muhabirine, çocukların öğrenme heyecanına tanık olmanın güzel bir duygu olduğunu söyledi.
Mesleğini severek yaptığını belirten Öznergiz, şöyle konuştu:
“Sınıfa girdiğinizde karşınızda 30-40 pırıl pırıl göz size bakıyor. Sizden bir şeyler öğrenmek istiyor ve heyecanlarını size aktarıyorlar. Bu, hiçbir meslekte olmayan çok farklı bir duygu. Onlardaki enerjiyi görmek, bilgiler aktarmak, hikayelerini dinlemek ve hikayenizi anlatmak muhteşem bir duygu. Çocuklardaki enerjiye hayranım ve onlarla çalışmaya bayılıyorum.”
Öznergiz, öğrencilerinin azim ve kararlıkla geleceğe ilerlemesi için çalıştığını anlattı.
Göreve başladıktan kısa süre sonra çocuklarla kaynaştığını dile getiren Öznergiz, “Öğrencilerim tarihe ilgi duyuyor, dersleri severek dinliyorlar. Onlarla tarih sayfalarını çevirmeyi çok seviyorum. Bana tekrar bir şans verilseydi yine öğretmenliği seçerdim. Ders işlerken öğrencilerimin düşüş yaşadığını gördüğümde hayat hikayemden bahsediyorum. Bunun olumlu etki sağladığını görüyorum.” ifadelerini kullandı.
Öznergiz, engelli bireylerin hayata küsmemesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Hayatta her zaman bir şans, ışık vardır. Bu nedenle engelli bireylerin hayata tutunması ve hayallerinin peşinden gitmesi gerekiyor. Günümüzde engelli bireyler basketbol ve masa tenisi gibi birçok sporu yapabiliyor. ‘Engelim var bunu yapamam’ diye düşünmemeleri gerekir çünkü günümüzde potansiyellerini ortaya çıkarabilecekleri pek çok imkan var. Engelli bireylere önerim, asla vazgeçmesinler, hedefleri doğrultusunda hareket etsinler ve başaracaklarına her daim inansınlar.”
Kültür SanatadanaSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yanlış: Her gün nemlendirici uygularsanız cildiniz tembelleşir ve nemlendiriciye alışarak kendi kendine nemli kalma yeteneğini kaybeder.
Doğru: Cilt nemlenmeye “alışmaz” ve kendi başına nasıl nemli kalacağını unutmaz. Vücudunuzun nasıl yiyecek ve suya ihtiyacı varsa ve cildinizin de nemli kalmak yardıma ihtiyacı var, sadece farklı bir şekilde.
Zamanla cilt, doğal olarak nemli kalma yeteneğini kaybeder. Bu durumun iklim gibi farklı sebepleri de olabileceği gibi genellikle yaş ve güneş hasarı ile ilgilidir. Özellikle hava değişikliklerinde veya kış mevsiminde cildinizin daha fazla neme ihtiyacı olabilir. Cilt ayrıca aşındırıcı sert temizleme fırçaları ve kokulu ürünler gibi kötü cilt bakım ürünleri kullanmaktan da kuruyabilir. Çoğu zaman, cildi normale döndürmek için gereken tek şey, iyileşmesi için daha iyi ürünler kullanmaktır. Cildinize zarar vermeyi bıraktığınızda kuruluk sorunu ortadan kalkabilir.
Yanlış: Cilt nemlendiriciye bağımlı hale gelebilir.
Doğru: Bu biraz kafa karıştırıcı çünkü cildiniz genetik sebeplerle doğal olarak kuruysa veya güneş hasarı ve yaş nedeniyle bozulmuş yüzey bariyeri nedeniyle kurursa, bu durum bir nemlendiricinin rutin uygulanmasıyla hafifleyecektir ancak, kuruluğa neden olan asıl sebebi onaramazsınız sorunu hiçbir zaman çözmüş olmayacaksınız. Cilt, bir kişinin sigara bağımlısı olabileceği şekilde nemlendiriciye fiziksel veya psikolojik olarak bağımlı hale gelemez. Yüz veya vücut nemlendiricisinin rutin kullanımıyla, cildimizin hissine ve belirli bir şekilde görünmesine alışmamız ve cildimizin nemlendirilmemiş durumundaki hissinden hoşlanmamamız olabilir. Bu yüzden sevdiğimiz hissi korumak için nemlendirici sürmeye devam ederiz. Bu bağımlılık değildir; bunu yapıyoruz çünkü cildimizin böyle hissetmesini seviyoruz.
Yanlış: Cildinizi her gün yıkıyorsanız sadece nemlendirmeniz yeterlidir.
Doğru: Bazıları cildinizi aşırı temizler ve bu da cildi sağlam ve nemli tutan doğal maddeleri (seramidler, nasinamidleri, yağ asitleri veya hyaluronik asit gibi) sürekli olarak tüketir. Ancak nazik, kokusuz bir yüz yıkama ürünü, yumuşak, sabunsuz bir vücut temizleyici kullanarak ve cildin nem koruma bariyerine zarar veren uzun banyolardan veya duşlardan kaçınarak, cildi kurutma endişesi duymadan günlük olarak temizleyebilirsiniz.
Yanlış: Nemlendiriciye yalnızca gözle görülür şekilde kuru, pul pul dökülen bir cildiniz varsa ihtiyacınız vardır.
Doğru: Öyle değil ve buna inanmak korkunç bir hata olur! Cilt tipiniz ne olursa olsun, faydalı içerikli ve cilt tipine uygun bir dokuya sahip bir nemlendirici (kuru ciltler için krem, yağlı ciltler için jel veya sıvı, normal ve karma ciltler için losyon) seçtiğiniz sürece kesinlikle harika sonuçlar elde edebilirsiniz. Ancak, sahip olunması gereken bu bileşenleri diğer cilt bakım ürünlerinden de (yüz serumları, bakımlar, güçlendiriciler ve tonerler gibi) alabilirsiniz; Cildinizin sağlıklı olması için ihtiyaç duyduğu şeyi elde etmesi için bir ürünün “nemlendirici” olarak etiketlenmesi veya kremsi bir dokuya sahip olması gerekmez.
Yanlış: Vücudun farklı bölgeleri için farklı nemlendiricilere ihtiyacınız var.
Doğru: Bu tamamen cilt tipinize ve koşullarınıza bağlıdır. Örneğin, yağlı bir cildiniz varsa ancak bacaklarınızda kuru bir cilde sahipseniz, evet, iki farklı nemlendirici kullanmaktan faydalanırsınız. Kişisel tercih de bir rol oynar: hafif losyonları veya jel yüz nemlendiricilerini tercih edebilir veya besleyici bir vücut kreminin bıraktığı koruyucu hissi sevebilirsiniz. Ayrıca doğru olan şu ki, herhangi bir yüz nemlendiricisi boyundan aşağı da uygulanabilir ve yüz cilt tipinize uygun olduğu varsayılarak, iyi formüle edilmiş herhangi bir vücut nemlendiricisi yüzünüzde de kullanılabilir.
Vücudun herhangi bir yerindeki cilt, antioksidanların, cilt yenileyici bileşenlerin ve cilt yenileyici bileşenlerin rutin uygulamasından faydalanacaktır. Bunların tümü cildi sağlıklı, esnek ve esnek tutar ve bunları yüzünüze, boynunuza ve vücudunuzun geri kalanına krem, losyon, jel veya sıvı halinde uygulayabilirsiniz.
Kaynak: Bryan Barron. “Moisturizer Myths You Should Stop Believing Now”. Şuradan alındı: https://www.paulaschoice.com/expert-advice/skincare-advice/moisturizers/5-moisturizer-myths-you-should-stop-believing-now.html


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çıkış noktası rahatlık olan bu moda akımı birçok maskülen parçayı bünyesinde barındırıyor. Erkek reyonlarındaki parçaların ve “erkek çocuk” hissiyatının hakim olduğu trendi yansıtmak için nelerden yararlanabileceğinizi biliyor musunuz?

Cap şapkalar
Tomboy trendi için “cap” şapkalar vazgeçilmezler arasında yer alıyor. Bunu birçok ünlünün maç stilinde de görmüşsünüzdür. Maskülen parçalarla çok rahat kombinlenebilir ve özellikle saçlarınızla uğraşmak istemediğiniz günlerde kurtarıcınız olabilir. Spor kombinlerin aranılan parçası olduğundan biz özellikle gümüş renkli takıların daha iyi uyum sağlayacağını düşünüyoruz.

Baskılı üstler
Birçok ünlü markanın erkek reyonlarında önü veya arkası baskılı tişört, sweatshirt ve hoodielere rastlayabilirsiniz. Erkek arkadaşınızın, babanızın veya kardeşinizin kıyafetlerini giymek her zaman eğlenceli olmuştur. Bol panrolonlar, baskılı üstler ve cap şapkalarla yapılan tomboy kombinlerini şimdiden hayal edebiliyoruz.

Oversize blazer ceketler
Daha şık olmak istediğiniz günlerde feminen görünümden biraz uzaklaşmak için oversize kesimdeki blazer ceketlerden yararlanabilirsiniz. Üstelik birçok tarzla uyum sağlayabildiğinden eşofman takımlarından hoodie ve kumaş pantolonlara kadar birden fazla parçaya eşlik edebilirler.

Kargo pantolonlar
Özellikle genç erkeklerde son zamanlarda görmeye alışık olduğumuz kargo pantolonlar hem rahatlıkları hem de havalı görünümleriyle birçok kadının da beğenisini kazanmış durumda. Rahatlığınızdan ödün vermeyip havalı olmak istediğiniz günlerde özellikle soğuk havalarda sweatshirt-kargo pantolon ikilisi kurtarıcınız olabilir.

Bol+Bol
Bu tarzda bol veya oversize diyebileceğimiz birçok parçayı bir araya getirebilirsiniz. Bedeniniz olduğunuzdan daha geniş dursa bile bol kumaş pantolonlar, bol eşofmanlar ve bol kesim kot pantolon ve kot şortlarla başladığınız kombini havanın sıcaklığına göre oversize tişört, gömlek ve hoodielerle bitirebilirsiniz.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BÜYÜK KORKU YAŞANDI
Yangın anında içerideki müşteriler tarafından çekilen görüntüler, olayın ne denli büyük bir panik ve korku içinde yaşandığını gözler önüne serdi. Görüntülerde içerideki müşteri ve çalışanların panik halinde dışarı çıkmaya çalıştıkları anlar görülüyor. Yangının hızla yayılması ve alevlerin restoranın ahşap yapısında büyük hasara yol açması, içerideki kişilerin tahliye sürecini zorlaştırdı. Görüntülerde bina içerisinde çökme anları ve müşterilerin büyük korku yaşadığı anlar dikkat çekti.

“ANNEM, ANNEM!” DİYE BAĞIRARAK İÇERİ GİRMEYE ÇALIŞTI
Görüntülerde yer alan bir başka detay ise, dışarı çıkan bir kişinin “Annem, annem” diyerek tekrar içeriye girmeye çalışması oldu. Panik anında yanındakilerin “Az sonra çıkar” diyerek şahsı sakinleştirmeye çalıştığı görülüyor. Yangının ardından olay yerine gelen itfaiye ekipleri, alevleri kontrol altına almak için büyük çaba sarf ederken, Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı ve yetkililer de olay yerinde incelemelerde bulundu. Yangının çıkış nedeni hakkında soruşturma başlatılırken, olay anında yaşanan panik, cep telefonu görüntüleriyle ortaya serildi.

Restorandaki odun sobası faciası: Görüntüler dehşete düşürdü!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin yıllardır çeşitli şekillerde çalınarak yurt dışına kaçıran kültürel mirası, devletin diplomatik girişimleri sayesinde ana vatanına geri getiriliyor.
Her yıl 14 Kasım’da Türkiye’de kutlanan Uluslararası Kültür Varlığı Kaçakçılığıyla Mücadele Günü’ne özel etkinlikler düzenleniyor.
GERİ GETİRİLEN KÜLTÜREL MİRAS, GALATA’YA YANSITILDI
Bu kapsamda, Kültür ve Turizm Bakanlığı, kültürel miras kaçakçılığına dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla, yurtdışına yasa dışı yollarla çıkarılmış ve ardından çeşitli çabalarla geri getirilen Türkiye’nin kültürel hazinelerine ait görselleri, Galata Kulesi’ne haritalama tekniğiyle yansıttı.





Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van türkülerini derleyen bir kitap hazırlamak amacıyla 2003 yılında çalışmalara başlayan Van YYÜ Öğretim Görevlisi ve Van Toplum Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Mehmet Murat Oto, bu süreçte TRT kayıtları üzerinde de araştırmalar yaptı.
Oto, 1967 yılında Muammer Sun ve Cenan Akın tarafından hazırlanan ‘Birinci Folklor Derlemesi’ adlı çalışmanın Van’a ait kayıtlarına ulaştı. Bu arşiv taramasında, Van’ın Gürpınar ilçesinin Yoldüştü köyünden Hüseyin Elmas tarafından Atatürk için yazılan bir ezgiye rastladı. Atatürk’ün yaşadığı dönemde yazılmış ve okunmuş olan bu Kürtçe ezgi, ilk kez 57 yıl önce Hüseyin Elmas’ın oğlu Ali ve yeğeni Babacan Elmas tarafından seslendirilip kayda alınmıştı.
90 YIL ÖNCE ATATÜRK’E KÜRTÇE GÜZELLEME
Mehmet Murat Oto, yaklaşık 90 yıl önce Atatürk için yazılmış olan Kürtçe güzellemeyi, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde, 2 konservatuar öğrencisiyle birlikte seslendirdi. “Kemal yüzü güzeldir, Kemal bizim Ata’mızdır, Allah Kemal’i bağışladı, Ankara’da oturdu” şeklindeki ezgiyi 57 yıl sonra ilk kez gün yüzüne çıkarmanın kendisini çok mutlu ettiğini belirten Oto, 2003 yılında başladığı Van türkülerinin araştırılması sürecine değindi.

“‘ODAM KİREÇ TUTMUYOR’ VAN TÜRKÜSÜ”
Oto, bu çalışmalara Van Musiki Derneği çatısı altında başladıklarını ve 2010’a kadar devam ettiklerini, “Van Türküleri” kitabının ise 2013 yılında basılmaya başlandığını anlattı. Bu süreçte birçok ilginç veriye ulaştıklarını, örneğin “Odam Kireç Tutmuyor” türküsünün aslında bir Van türküsü olduğunu keşfettiklerini ifade etti.

YOLDÜŞTÜ KÖYÜNDE SÖYLENDİ
Oto, ayrıca 1967 yılında TRT’nin “Birinci Folklor Derlemesi” adlı projesinde ünlü besteciler Muammer Sun ve Cenan Akın’ın bulunduğu ekip tarafından Van’da 700’ün üzerinde ezgi kaydedildiğini ve bu kayıtlarda Yoldüştü köyünden Atatürk’e övgü içeren bir güzelleme bulunduğunu belirtti. O dönemde yaptığı araştırmalar sırasında bu ezgiyi keşfettiğini söyleyen Oto,
Bugün de Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde, Yoldüştü köyünde söylenmiş bu güzellemeyi, konservatuar öğrencilerimizle birlikte seslendirmek istedik. Atatürk’e övgü dolu bu ezgiyi seslendirmek bizi de çok mutlu etti.
dedi.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Konservatuvar öğrencileri Sıla Babahan ve Esra Keskin ise Atatürk için yazılmış ve 1967 yılında kayda alınmış olan bu ezgiyi seslendirmekten büyük bir mutluluk duyduklarını ifade etti.


Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kurulduğu günden bu yana çok sayıda rock ve metal grubuna ilham kaynağı olan Wishbone Ash, The Wish List Tour 2025″ turnesi kapsamında ülkemize gelecek. İngiltere’nin köklü rock grubu, 25 Şubat 2025’te Milyon Performance Hall Ankara ve 27 Şubat 2025’te If Performance Hall Beşiktaş İstanbul ‘da sahne alacak.
ÖNEMLİ MÜZİK GRUBU
Bestelerinde ve canlı performanslarında ikili solo gitar kullanımı ile dikkat çeken Wishbone Ash, bugün artık bir kilometre taşı olmuş Metallica, Thin Lizzy, Judas Priest, Iron Maiden, Lynyrd Skynyrd, Dream Theater ve Opeth gibi toplulukların üzerinde derin bir etki bırakmayı başardı.

SEVİLEN PARÇALARINI SESLENDİRECEK
The Wish List Tour 2025″ turnesi kapsamında ülkemize gelecek olan İngiliz grup, hayranlarına sevilen parçalarını seslendirecek.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sinema Genel Müdürlüğü verilerine göre; 2023 yılında 147’si yerli 224’ü yabancı film olmak üzere toplam 371 film vizyona girmiştir. 2023 yılında sinema salonu sayısı 2 bin 618 olurken, sinema salonlarındaki koltuk sayısı 286 bin 603 oldu.
Sinema seyirci sayısı 2023 yılında 31 milyon 5 bin 844 kişi oldu. Yerli film seyirci sayısı 13 milyon 716 bin 5 kişi olurken, yabancı film seyirci sayısı 17 milyon 289 bin 839 kişi oldu.
Tiyatro salonu sayısı 2022/’23 sezonunda 808 olurken tiyatro salonu koltuk sayısı 326 bin 713 oldu.
TİYATRO SEYİRCİSİ DE ARTTI
Tiyatro seyirci sayısı 2022/’23 sezonunda yüzde 15,2 artarak 6 milyon 279 bin 512 oldu. Tiyatro salonlarında oynanan eser sayısı geçen sezona göre yüzde 1,7 azalarak 8 bin 223 oldu. Tiyatroda çeviri eser seyirci sayısı yüzde 37,5 artarak 1 milyon 726 bin 3 olurken, telif eser seyirci sayısı geçen sezona göre yüzde 8,5 artarak 4 milyon 553 bin 509 oldu.

ÇOCUK OYUNLARINA İLGİ
2022/’23 sezonunda tiyatro salonlarında oynanan çocuk eseri gösteri sayısı yüzde 20,2 artarak 11 bin 551 olurken, yetişkin eseri gösteri sayısı yüzde 2,2 artarak 15 bin 848 oldu. Aynı sezonda çocuk eseri seyirci sayısı yüzde 25,1 artarken, yetişkin eseri seyirci sayısı ise yüzde 9,8 arttı.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BKM ve Kabare Dada’nın ortaklığında sahnelenmeye başlanan ve prömiyeri Maximum Uniq Hall’da gerçekleştirilen Drakula oyununa yoğun ilgi gösterildi.
Okan Bayülgen’in Drakula’yı, bugüne kadar birçok sinema filmine de konu olan vampir avcısı Van Helsing karakterini Hayko Cepkin’in canlandıracağı oyunun, gelecek yıl marta kadar olan biletleri satışa çıktı.
Şef Kemal Alpan’ın yönetimindeki oyundaki orkestrada ünlü caz piyanisti Uraz Kıvaner, caz davulcusu Ayhan Öztoplu, gitarist Sertan Küley ve Kurtalan Ekspres’in bas gitaristi Ahmet Güvenç yer alıyor.

OYUNCU KADROSU
Bayülgen, Drakula’yı yeniden yazarken hikayeyi romanın 77 yıl sonrasına taşıyor. Oyunda ayrıca Gizem Erdem, Nihal Usanmaz, Gökşen Ateş, Devrim Özder Akın, Korhan Başaran, Cüneyt Üstün, Su Sonia Herring, Onur Şenol, Dilay Yıldız ve Gürdal Tak rol alıyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tarihi eserlerin bir ülkeden başka bir ülkeye kaçırılması pek sık rastlanan bir olaydır. Fakat aynı tarihi eserleri tekrar ülke kültürüne ve sanatına kazandırmak, ciddi diploması çaba gerektiriyor.
Bu diploması çabalarından biri de geçtiğimiz günlerde yaşandı. Buna göre, ABD’nin Hindistan’dan bugüne kadar çaldığı 440 tarihi eser, Hindistan’a iade edildi.
Toplam değeri 10 milyon doları bulan eserler arasında, 1980’lerde bir tapınaktan çalınan Göksel Dansçı heykeli ve 1960’larda Hindistan’ın kuzeybatısından yağmalanan Tanesar Ana Tanrıça heykeli de bulunuyor.

SORUŞTURMALAR SONUCUNDA ORTAYA ÇIKTI
Eserler, aralarında Subhash Kapoor ve Nancy Wiener’ın da bulunduğu kaçakçılık şebekelerine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Magazin dünyasının iki ünlü ismi Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yasa dışı bahse teşvik iddiasına ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alındı. Serdar Ortaç ve Mehmet Ali Erbil ev hapsine çarptırıldı.
Vermesi planlanan 18 konseri iptal edilen şarkıcı, yine sosyal medyaya sardı.
Operasyon sonrası sosyal medya hesaplarını kapatan Serdar Ortaç kısa süre içinde geri döndü.
ESKİLERE GİTTİ
Nostaljik paylaşımlar yapmaya başlayan şarkıcı, ilk otomobilinin fotoğrafını paylaştı. Arabasının önünde poz veren sanatçı paylaşımına “İlk arabam Çekmece 1989” notunu düştü. Ortaç’ın paylaşımına yorum ve beğeni yağdı.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ÇOK YORULDUM”
Takvim’in haberine göre, Mehmet Yılmaz Ak ve Buğra Gülsoy ile başrolü paylaştığı Bahar dizisinin setinde sık sık duygusal anlar yaşayan Evgar, “Çok yoruldum. İşler çok yoğun ve çocuğuma vakit ayıramıyorum.” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.
Yoğun iş temposu ve set programı nedeniyle özel hayatına ve ailesine vakit ayıramadığı, bu yüzden tükenmişlik sendromunun pençesine yakalandığı iddialarına Demet Evgar cephesinden henüz bir açıklama gelmedi.
Öte yandan geçtiğimiz aylarda Demet Evgar’ın sete sıklıkla geç geldiği ve kaprisleriyle set çalışanlarını canından bezdirdiği öne sürülmüştü. Orel Deniz isimli kullanıcının Demet Evgar hakkında ortaya attığı iddialar sosyal medyada çok ses getirmiş, dizi ekibi iddiaları yalanlamıştı.

Demet EvgarTelevizyonMagazinSanatBaharYaşamDizi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güneydoğu Anadolu’nun tarihi şehri Şanlıurfa, yalnızca Türkler için değil, tüm insanlık için son derece önemli bir kent olma özelliğini taşıyor.
Neolitik dönemin önemli yerleşimleri arasında yer alan Şanlıurfa’daki Karahantepe Ören Yeri, asırlar sonra bile tarihe ışık tutmayı sürdürüyor.
Türkiye’de neolitik döneme ilişkin 60 yıl kazı yapan Türkiye Bilimler Akademisi Üyesi 81 yaşındaki Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Karahantepe’de gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
EZBER BOZAN ESERLER ORTAYA ÇIKTI
Özdoğan, ortaya çıkarılan eserlerin ezberleri bozduğunu ve doğru anlaşılması için de zamana ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Neolitik dönemin önemli yerleşim yerleri arasında gösterilen Karahantepe’yi ziyaret eden Özdoğan, kazı alanındaki 14 farklı noktayı ilerleyen yaşına rağmen tek tek gezip çalışmaları fotoğrafladı.

KAZILARA İLİŞKİN ÖNERİLERDE BULUNDU
Öğrencilerinden biri olan Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul’dan kazıya ilişkin bilgi alan Özdoğan, kazılara ilişkin tecrübesini paylaşıp çeşitli önerilerde bulundu.
Özdoğan, Türkiye’nin birçok kentinde neolitik döneme ilişkin 60 yıl kazı çalışması yaptığını söyledi.
İlk kazı deneyimini Şanlıurfa’da yaşadığını belirten Özdoğan, “Çalışmaya 1964 yılında başladım. İlk gittiğim kazı Şanlıurfa Bozova’daydı daha sonra 32 yıl Güneydoğu’nun farklı kentlerinde neolitik dönem üzerine çalıştıktan sonra Trakya’da çalışmaya başladık, 30 yıldır da Trakya’da kazıyorum, araştırıyorum.” dedi.
“ÖNEMLİ BİLGİLER ORTAYA ÇIKIYOR”
Özdoğan, neolitik döneme ait kazıların sürdüğü Karahantepe’de ortaya çıkarılan eserlerin tarihe yeni yorumlar getirebileceğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
Bizim burada düşündüğümüz yeni bir yaşam. Neolitik dediğimiz şey yerleşik yaşamın tarımın, üretimin başladığı bir dönemdir, aynı zamanda mülkiyet ve miras hakkının hukukunun başladığı dönemdir. Bizim kafamızda bazı modeller vardı o zamanlar ama son yıllarda özellikle Şanlıurfa’da Taş Tepeler Projesi’nde sadece burası değil Yukarı Fırat Dicle Havzası’nda yapılan kazılar bizim bütün bildiklerimizi yeniden düşünmeye zorluyor. Bu bölgede şu anda ben çalışmıyorum ama benim en eski öğrencilerimin bir kısmı çalışıyor. Çok yoğun bir çalışma var, hepimizi şaşırtan, ezberlerimizi bozan, bildiklerimizi yeniden düşünmemizi, yorumlamamızı gerektirecek kadar önemli bilgiler ortaya çıkıyor, bunu tam doğru anlamak için biraz daha zamana ve yeni çalışmalara ihtiyaç var.

“ORTAYA ÇIKAN ESERLER TOPLUMLA PAYLAŞILMALI”
Neolitik döneme ilişkin Karahantepe’nin önemli bir merkez olduğunu anlatan Özdoğan, ortaya çıkarılan eserler için erken yorum yapmanın isabetli olmayacağını dile getirdi.
Bilim insanlarının ortaya çıkan eserleri sindirdikten sonra toplumla paylaşması gerektiğini aktaran Özdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Karahantepe, bunların en görkemli ve büyük olanlarından herhalde birisidir. Bu kadar görkemli bir kültürün bir avcı topluluk tarafından yapılması için burada büyük bir bolluk ve refahın olması lazım. Bunların olduğu dönemde bu kadar insanı burada barındırıp besleyecek büyük milyonlarca ceylan sürülerini düşünmek, bunların çok iyi ve büyük bir organizasyonu olduğunu düşünmek lazım. Bunların nasıl olup da bu kadar o büyük bir inşaat işini yaptıklarını da bizim önce bilim insanları olarak anlamamız, sindirmemiz lazım.
“KUŞAĞIMIN SON TEMSİLCİSİYİM”
Arkeologlardan övgüyle bahseden Özdoğan, şunları kaydetti:
Ben kuşağın son temsilcisiyim, benden iki kuşak sonrası artık çalışıyor. Bugünkü hocalarımız bizim kuşağımızdan çok daha iyi hem dünya ile yarışmaktan korkmuyorlar hem daha iyi ve doğru işler yapıyor hem de yeni kuşakların yetişmesini sağlıyor. Bu ister benim yetiştirdiğim öğrenci olsun ister başka hocaların yetiştirdiği öğrenci olsun önemli değil. Türkiye’nin bilim gücünü gösterir, ülkede oluşan yeni bilim gücünün ne kadar yeşerdiğini, bizim zamanımızda atılan tohumların nasıl yeşerdiğini, Türkiye’de yeni bir kuşağın ne kadar başarılı olduğunu gösterir, bu da çok güzel bir şey.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Antakya ilçesi Küçükdalyan Mahallesi’ndeki hipodromda, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğündeki “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında desteklenen kazılar, saray alanı olarak adlandırılan bölgede yoğunlaştı.
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Pamir başkanlığındaki 20 kişilik ekibin, Antik Çağ Antakyası’nın kent dokusunu ortaya çıkarma hedefiyle yürüttüğü çalışmada, pişmiş topraktan iki heykelcik parçası (figürin) bulundu.



ERKEN HELENSTİK DÖNEM’E AİT
Ekibin ilk incelemesinde, başı ile gövdesinin bir kısmı sağlam kalan parçanın sofist olarak tanımlanan Antik Çağ filozoflarını tasvir ettiği ve milattan önce 300 ila 200 yılları arasını kapsayan Erken Helenistik Dönem’e ait olduğu belirlendi.
Diğer heykelcik kafasının tarihinin de milattan önce 2’nci yüzyılın sonuna uzandığı ortaya çıkarıldı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Edebiyat ve düşünce hayatının önemli isimlerinden şair, yazar ve fikir insanı Sezai Karakoç, vefatının üçüncü yılında hayır ve dualarla yad ediliyor.
Karakoç’un vefatının seneyi devriyesi sebebiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir paylaşımda bulundu.
“RAHMETLE YÂD EDİYORUM”
Erdoğan yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
Ortaya koyduğu müstesna eserlerle edebiyatımızda derin izler bırakan Diriliş Şairimiz Sezai Karakoç’u ebediyete irtihalinin yıl dönümünde rahmetle yâd ediyorum.

Hayatını “Diriliş Nesli” dediği, yeni bir gençliğin yetişmesine adadı…
Tam adı Ahmet Sezai Karakoç olan mütefekkir şair, 22 Ocak 1933’te, Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas cephesinde çarpışırken Ruslara esir düşen tüccar Yasin Bey ile Emine Hanım’ın oğlu olarak Diyarbakır Ergani’de dünyaya geldi.
Çocukluğunu Ergani, Maden ve Piran’da (Dicle) geçiren Karakoç, ilkokulu 1944’te Ergani’de tamamladı. Parasız yatılı kaydolduğu Maraş Ortaokulu’nu 1947’de bitiren şair, 1950’de Gaziantep Lisesi’nden mezun oldu.

“BÜYÜK DOĞU” DERGİSİNİN TUTKULU BİR OKUYUCUSU
Sezai Karakoç, ilkokulda Battal Gazi kitaplarını, Ahmediye ve Muhammediyeleri okuyup, dinledi; ortaokulda ise Namık Kemal, Ziya Paşa, Tevfik Fikret ve Ziya Gökalp’in eserlerini okudu.
20. yüzyıl İslamcılık düşüncesi içinde yazdığı kitaplar, şiirler ve kurduğu parti, düşünce ve hareketi ile ayrı bir yere sahip olan Karakoç, okumaya büyük bir sevgi besledi ve lise yıllarında Batı klasiklerine başladı.
Mütefekkir Karakoç, Necip Fazıl Kısakürek’in çıkardığı “Büyük Doğu” dergisinin tutkulu bir okuyucusu oldu.

NECİP FAZIL’IN YANINDAN HİÇ AYRILMADI
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin (SBF) sınav sonuçlarını beklerken, Necip Fazıl ile tanışmak üzere yanına giden Karakoç, Kısakürek ile tanıştıktan sonra bir daha hiç ayrılmadı.
Karakoç, 1950’li yıllarda Büyük Doğu’nun sanat edebiyat sayfalarını yönetti, 1955’te ise üniversitenin maliye bölümünden mezun oldu.
Maliye Bakanlığında Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi bölümünde 1955’te çalışmaya başlayan edebiyatçı, girdiği sınavı kazanarak 11 Ocak 1956’da maliye müfettiş yardımcısı oldu. Karakoç, 1959’da gelirler kontrolörü olarak İstanbul’a atandı, görevi gereği yurdun birçok yerini görme imkanı buldu.
Usta edebiyatçı, askerlik vazifesini ise 1960-1961’de Ankara ve Ağrı’da yaptı.
İLK YAZILARI BÜYÜK DOĞU’DA YAYINLANDI
İlk yazılarını 1950’li yıllarda Büyük Doğu’da yayınlayan Karakoç, 1963’ten itibaren Yeni İstanbul gazetesinde “Karakoç” imzasıyla günlük yazılar kaleme aldı.
Diriliş dergisinden önce ve derginin yayına ara verdiği dönemlerde A Dergisi, Akpınar, Büyük Doğu, Düşünen Adam, Hilal, Hisar, İslam Düşüncesi, Mülkiye, Papirüs, Pazar Postası, Soyut, Şiir Sanatı, Türk Dili, Türk Yurdu gibi dergilerde deneme ve şiirleri yayınlandı.
İlk şiir kitabı Körfez 1959’da yayınlanan Karakoç, 1960 baharında bir “siyaset, düşünce ve edebiyat dergisi” olarak nitelediği Diriliş’i çıkarmaya başladı.
27 Mayıs ihtilalinin arifesinde çıkan dergi, Nisan ve Mayıs aylarında iki sayı çıktı ve ihtilal yüzünden yayına devam edemedi.
16 Aralık 1963’ten itibaren Yeni İstanbul gazetesinde “Farklar” sütununda bir süre günlük yazılar yazan Karakoç, Mart 1966’da Diriliş’i yeniden çıkarmaya başlamışsa da Mart 1967’de kapatmak durumunda kaldı. Bu arada İslâmın Dirilişi ve İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü adlı kitapları ile İslâm, Farklar, Diriliş Çevresinde isimli üç eseri ise ilk olarak Yazılar adı altında tek kitap halinde basıldı.
Temmuz 1967’de yeniden yayın hayatına dönen Büyük Doğu’da yazmaya başladı, bu dönemdeki yazılarının kitaplaşmasıyla da Kıyamet Aşısı adlı kitabı ortaya çıkmış oldu.
“SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE”
4 Aralık 1967’den itibaren Babıali’de Sabah gazetesinde 10 ay süreyle “Sütun” başlığı altında yazılar yazdı; Mağara ve Işık, Gül Muştusu kitapları da aynı dönemde basıldı.
Yazar Karakoç, aralarında Yeni İstiklal, Babıalide Sabah ve Milli Gazete’nin de bulunduğu gazetelerde günlük yazılar yazmaya devam etti ve 1975’ten itibaren kendi çıkardığı “Diriliş” dergisi dışında hiçbir yerde yazmadı.
Türk edebiyatının en sevilen şiirlerinden biri haline gelen “Mona Rosa” şiiriyle okuyucunun kalbinde taht kuran Karakoç, “Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” şiirini ise çok sevdiği İstanbul’a yazdı.
DİRİLİŞ PARTİSİ’Nİ KURDU
Şiir ve yazılarında, dergilerinde, kitaplarında ortaya koyduğu dünyayı gerçekleştirmek üzere 1990’da Diriliş Partisi’ni kurdu.
Karakoç, 7 yıl partinin genel başkanlığı görevini yürüttü. Diriliş Partisi, 19 Mart 1997’de kapatıldı.

MÜSLÜMANLARIN UYANIŞI İÇİN ÇABALADI
Dünya savaşlarından yenik çıkan İslam dünyasının yeniden dirilişini amaç edinen ve yazı hayatı boyunca “diriliş” kavramı çevresinde zinde bir bilinç uyandırmaya çalışan mütefekkir Karakoç, eserleriyle dünya Müslümanlarının uyanışını sağlamayı amaçladı.
Düşünce dünyasını sistematize eden diriliş kavramını ilk kez 1954’te kullanan Karakoç’un Tunus ve Cezayir’deki bağımsızlık savaşlarını konu alan “Bir Milletin Basübadelmevti” yazısının yer aldığı ilk dergi girişimi Yeni Ay, savcılığın izin vermemesi sebebiyle dağıtıma çıkmadan toplatıldı.
Sezai Karakoç, ikinci dergi girişimini ise üniversite son sınıftayken iki sayı çıkan “Şiir Sanatı” dergisiyle yaptı. Garip akımının yalınlaştırdığı şiir ortamına bir lirizm aşısı yapan dergide Karakoç’un yanı sıra Cemal Süreya, Gülten Akın, Orhan Duru, Muzaffer Erdost, Rami Ayas, Seyfettin Başçıllar, Erdal Öz, Nuri Pakdil, Güner Başar, Nahit Güçlü, Baha Galip Tunalıgil, Abdullah Rıza Ergüven ve Şahinkaya Dil’in şiirleri yer aldı.
DİRİLİŞ İLE BİR NESLİN FİKİR DÜNYASINI YOĞURDU
Yayınlandığı yıllarda içerdiği yazılar nedeniyle defalarca kapatılan ve toplatılan Diriliş dergisi, bir edebiyat ve sanat dergisi olmasının yanı sıra, İslam düşüncesi ve siyasetinin şekillendiği bir yayın organı da oldu.
Karakoç, 1960’ta Diriliş Dergisi’nin ilk sayısını çıkardı. Gazete formatında da yayınlanan Diriliş Dergisi’nin yayımını aralıklı olarak 1992 yılına kadar sürdürdü. Dergide İslam klasiklerinden, çağdaş İslam düşünür ve edebiyatçıların eserlerinden çevirilere yer verildi. Bunun yanı sıra Batı klasiklerinden ve çağdaş Batı edebiyatı ve düşüncesinden birçok metnin tercümesi yayınlandı.
Dergide, bir taraftan Seyyid Kutub, Malik bin Nebi, Muhammed Hamidullah, Malcolm X, Muhammed İkbal, Seyyid Hüseyin Nasr Türk okuyucuyla tanıştırılıp, çağdaş Afrika edebiyatı tercüme edilirken, bir taraftan da başta Mesnevi olmak üzere Kuşeyri, İbni Hazm, Niyazi Mısri, Muhyiddin Arabi, Firdevsi, Aziz Mahmut Hüdayi’nin eserleri tercüme edildi.
Doğu kadar Batı düşüncesi ve edebiyatına da açık olan Diriliş’te; Kierkegaard, Heidegger, Rene Guenon, Erich Fromm, Goethe, Rimbaud, Rilke, Ezra Pound, Virginia Wolf ve Faulkner’in de aralarında bulunduğu çok sayıda edebiyatçının yazı ve şiirleri okuyucuya sunuldu.
2021’DE DÜNYA SÜRGÜNÜNÜ TAMAMLADI
Sezai Karakoç, yazın hayatı boyunca kendi adının yanı sıra Mehmet Leventoğlu, Zülküf Canyüce, Sait Yeni, M. Cemil, Mehmet Yasin, M. Yasin, Mehmet Yasinoğlu, Zafer Karip, M.B.Y., S.K., S.Y., M.L., M.Y., M.S. Karakoç, Mehmet C. Güneş müstearlarını kullandı.
Usta edebiyatçı, 1968’de “MTTB Milli Hizmet Armağanı”, 1970’te sürgündeki Macar yazarlarının takdir ve şükranlarının nişanesi olarak “Gümüş Hürriyet Madalyası”, 1982’de “Türkiye Yazarlar Birliği Hikaye Ödülü”, 1988’de “Üstün Hizmet Ödülü”, 1991’de ise 22. Dünya Şairleri Kongresinde “World Academy of Art and Culture Ödülü”ne layık görüldü.
Diyarbakır’da bir bulvara adı verilen Karakoç, 16 Kasım 2021’de İstanbul’daki evinde, kendi ifadesiyle “dünya sürgünü”nü tamamladı. Karakoç’un cenazesi “Şehzadebaşı’nda Gün Doğmadan” şiirinde “Yerleşecek yer aramamak, caminin avlusunda, soğuk bir taşa oturmak, gün doğmadan Şehzadebaşı’nda” mısrasıyla yer verdiği Şehzadebaşı Camii Haziresi’ne defnedildi.

ESTETİK AŞAMASI VE HAKİKAT AŞAMASI
Sezai Karakoç, şiirinde “estetik aşama” ve “hakikat aşaması”, birbirini olumlayan ve besleyen iki akıntı olarak yan yana devam etti. Bu iki katmanın temel karakteristiği, algının daima bir metafizik boyuta gönderme yapması.
Şiirdeki poetik ben, daha ilk ürünlerinde “Ben öteliyim” vurgusunu öne çıkarıyor. Karakoç’un sıklıkla dile getirdiği bu yaklaşım, “Yağmur Duası”nda, “Bana ne geldiyse geldi yukarıdan” dizesinde benzer şekilde vurgulanıyor.
Nitekim ilerleyen “sağnak“ sürecinde de şairin sesinin “öte”ye ait bir tonu korumaya dikkat ettiğini söylemek mümkündür. Bu hassasiyet en veciz ifadesini “Kalbimde Allah’ın elleri durur.” dizesinde buluyor.
SAYGI VE RAHMETLE
Biz de büyük şair Sezai Karakoç’u sevdiğimiz dizeleriyle, saygı ve rahmetle anıyoruz…
“Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim”
Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Işıkhan, 18 yaş altı tip 1 diyabet çocukların sensörlü şeker ölçüm cihazlarının Sosyal Güvenlik Kurumu’nun geri ödeme listesine alınması için çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Işıkhan, gerekli iş ve işlemlerin kısa sürede tamamlanacağını, Hazine ve Maliye Bakanlığının da olumlu görüş bildirdiğini, en kısa zamanda sonucu kamuoyuna duyuracaklarını ifade etti.
*Haberin görseli İHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sunuculuğunu halk müziği sanatçısı Turgay Başyayla’nın yaptığı, amatör ve profesyonel herkesin katılımına açık olan “Sen Türkülerini Söyle” yarışmasının jürisinde halk müziği sanatçıları Aysun Gültekin, Özhan Eren, Emre Yücelen, Öykü Gürman ve İsmail Altunsaray yer alacak.
Jüri karşısında türkülerini seslendirecek yarışmacılar, gecenin birincisi olmak ve 750 bin lira ödüllü “Süper Final”de yarışmaya hak kazanabilmek için performans sergileyecek.
Katılımcılar 10 tam puan alabilmek için yarışacak
Yeni sezonun her bölümünde katılımcılar, jüriden 10 tam puan alabilmek ve gecenin ödülü olan 100 bin lirayı kazanıp birinci olmak için yarışacak.
Yarışmacılar ayrıca Türkiye’nin çeşitli yörelerinden sevilen eserleri de türküseverlerin beğenisine sunacak.
Aşık Veysel’den Neşet Ertaş’a birçok ustanın eserlerinin seslendirileceği yarışma programının yeni sezonu 10 bölümden oluşacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Cumhuriyet Başsavcılığı, yasadışı bahis soruşturması kapsamında Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’a verilen ‘Ev hapsi’ kararına itiraz etti. Savcılık, Ortaç ve Erbil’in tutuklanmalarını talep etti.
TUTUKLANMALARI TALEP EDİLDİ
Pazartesi günü yasadışı bahis soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve emniyette işlemleri tamamlanan 16 şüpheli, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından, tutuklanma talebiyle mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç, ‘Ev hapsi’ kararıyla serbest bırakıldı. Diğer yandan, Sefa Caner Sarıcam, Esma Sözen, Muzaffer Zorbey Erkoçlar ve sosyal medya fenomeni İbrahim Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın ‘Ev hapsi’ kararıyla serbest bıraılmasına itiraz etti. Başsavcılık Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın tutuklanmalarını talep etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KANAL D’nin merakla beklenen dönem dizisi Annem Ankara’dan yeni bir tanıtım filmi geldi. Yeni fragman, baba-oğul hesaplaşmasını gözler önüne serdi. Annem Ankara’da Hasan’ı oynayan Mehmet Günsür’ün babasına söylediği ‘Oğullarıma babalık yapmak için gerçek bir babaya ihtiyacım vardı’ sözlerine babanın verdiği ‘Bir babanın oğulluğu baba olunca biter Hasan’ yanıtı çarpıcı bir etki yarattı.
MEHMET GÜNSÜR SEYİRCİ KARŞISINDA
1990’lı yılların Ankara’sında geçen Annem Ankara’da Mehmet Günsür’lü ilk tanıtım filmi yayınlandı. Yakında Kanal D’de ekrana gelecek dizinin fragmanında Hasan ile duyma sorunları yaşayan yaşlı babası arasında etkileyici bir diyalog yaşandı.
9 YAŞINDA YATILIYA VERDİNİZ
Hasan, babasına “Sen bize ne zaman babalık yaptın da şimdi bana hatırlatıyorsun. Sen ne vakit baba olduğunu hatırladın. Bizim bir aile olduğumuzu ne zaman hatırladın baba. Beni 9 yaşında yatılıya verdiniz. Mühendis çıkana kadar da arayıp sormadınız” sözleriyle sitem etti.
AİLE NE DEMEK?
Babası az duyduğu için sık sık sesini yükselten Hasan, “Ne biliyim aile ne demek. Bilmiyorum aile nasıl çalışır. Bizimkisi aile değil miydi? Sen o zaman neredeydin? Oğullarıma babalık yapmak için gerçek bir babaya ihtiyacım vardı demek ve baba maalesef sen orada yoktun” diyerek babasına yüklendi.
EVLATLIKTAN DEĞİL BABALIKTAN MESULSÜN
Babası da Hasan’a ders niteliğindeki şu cümlelerle yanıt verdi: Benim senden esirgediğimi sen çocuklarından esirgeme o zaman. Doğru bir baba nasıl oluyorsa göster biz de bilelim. Bir babanın oğulluğu baba olunca biter Hasan. Sen evlatlıktan değil babalıktan mesulsün.
BENİM ANNEM DİRENİŞTİ, MÜCADELEYDİ
Bergüzar Korel ve Mehmet Günsür’ü yıllar sonra aynı projede buluşturan Annem Ankara, Babalık nedir görmemiş Hasan ile 3 erkek çocuğuna bakabilmek için erken yaşta emekli olan bir annenin hikayesini anlatıyor. Senaryosunu Başak Angigün’ün kaleme aldığı dizinin yönetmen koltuğunda usta isim Faruk Teber oturuyor.
GENİŞ VE GÜÇLÜ OYUNCU KADROSU
Dizinin oyuncu kadrosunda Bergüzar Korel ve Mehmet Günsür’ün yanı sıra Özgürcan Çevik, Gökçe Eyüboğlu, Sevinç Erbulak, Yıldıray Şahinler ve Güler Ökten, Sinem Uslu, Muharrem Türkseven, Mustafa Açılan, Dilek Çelebi, Hakan Akın, Fatma Toptaş, Durukan Çelikkaya, Ezgi Gör, Selen Özbayrak, Başak Akan, Mustafa Enis Bilir, Beyza Şekerci, Cansu Dağdelen, Ediz Gülsuyu, Mert Tanık, Naz Özgülüş, Egemen Ulaş Önkal, Mehmet Can Akça ve Yasin Pehlivan yer alıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kanal D’nin yeni dizisi Uzak Şehir, ilk bölümü ile ekrana geldi. Alya Albora’nın (Sinem Ünsal) oğlu ve kendisi için verdiği mücadeleyi anlatan dizinin birinci bölümü reyting listelerinin üst sıralarında yer aldı. Seyirci Alya ve oğlu Deniz Cihan’a ağladı.
YAPAYALNIZ KALACAK
Dizinin ilk bölümünde Alya, oğlu Deniz Cihan ile birlikte eşi Boran’ın vasiyetini yerine getirmek üzere Mardin’e geldi. Cenaze arabasını gören Deniz Cihan annesine, “Babamı niye buraya getirdik ki, biz gidince yapayalnız kalacak” sözleri seyircinin kalbine dokundu.
BİLİYOR MUSUN BENİM BABAM ÖLDÜ
Cenaze konvoyunun jandarma tarafından durdurulmasıyla çıkan kargaşada Alya (Sinem Ünsal) ile Cihan Albora (Ozan Akbaba) arasında gerilim dolu anlar yaşandı. Cihan, Alya’nın hırçınlığını bastırmaya çalışsa da başarılı olamadı. Amca ve yeğenin ilk karşılaşması duygusal anlara sahne olurken; Cihan Deniz’in ağzından dökülen “Biliyor musun benim babam öldü” sözleri içleri parçaladı.
KAVUŞABİLMEK BU KADAR MI AĞIR OLMALIYDI?
İzleyicilere derinlemesine bir drama sunan dizinin, öne çıkan sahnelerinden bir tanesi de babaanne ve torunun ilk kez karşılaştığı anlardı. Yıllardır görmediği oğlunun ölümüyle sarsılan Sadakat’in torununa sarılarak “Kavuşabilmek bu kadar mı ağır olmalıydı?” dediği o sahne herkesi gözyaşlarına boğdu.
TORUNUM BURADA KALACAK
Bölüm boyunca Sadakat’in Alya’ya olan sert tavrı, ikili arasında yaşanacakların sinyalini verdi. Oğlu Boran’ın ölümünden gelini Alya’yı sorumlu tutan Sadakat, “İstediğin yere gidebilirsin ama torunum burada kalacak” diyerek Alya’ya gözdağı verdi.
ALYA CİHAN’I VURDU
Geçmişin karanlığı, saklanan sırlar ve bölgenin gerçeği ile yüzleşen Alya, cenaze gecesi kılık değiştirerek çocuğunu da alıp Albora Konağı’ndan kaçmaya çalıştı. Cihan ve Alya arasında yaşanan arbede patlayan bir silahla son buldu. Cihan’ı vurarak talihsiz bir olaya karışan Alya’nın bundan sonra ne yapacağı ise dizinin yeni bölümünde belli olacak.
UZAK ŞEHİR SOSYAL MEDYAYI DA YIKTI GEÇTİ
Uzak Şehir’in birinci bölümü sosyal medyada da gündem oldu. TT listelerinin üst sıralarında yer alan dizi, kullanıcılardan binlerce yorum aldı. Ozan Akbaba ve Sinem Ünsal’ın oyunculuk performanslarının çok konuşulduğu diziye yapılan yorumların bazıları şöyle;
“Ben bunları sahiplendim gitti valla #AlCih #UzakŞehir”
“‘Oğlumu size bırakmam, ölümü çiğnersiniz!’ #SinemÜnsal döktürüyor ???? #uzakşehir”
“O kadar harika ilerliyor ki ekrana kilitledi beni. Gerek oyuncular gerek dizi müzikleri, gerek uyarlamaya olan benzerlik heyecanı kat kat arttırıyor. Reytingi bol olsun #UzakŞehir”
HER PAZARTESİ KANAL D’DE
Senaryosunu Gülizar Irmak’ın kaleme aldığı dizinin yönetmen koltuğunda Ahmet Katıksız oturuyor. Yapımını AyNa Yapım imzalı Uzak Şehir, her pazartesi akşamı Kanal D’de ekrana gelmeye devam edecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fiziksel ve zihinsel yorgunlukla karşı karşıyaysanız sürmenaj olmuş olabilirsiniz.
Genellikle aşırı çalışma, yoğun stres, uykusuzluk, düzensiz beslenme ve sürekli baskı altında kalma gibi faktörlerden kaynaklanır.
Eğer sürmenaj belirtileri yaşamaya başlarsanız, erken dönemde önlem almak tükenmişlik seviyesine gelmeden durumu kontrol altına almanıza yardımcı olabilir.
Sürmenajın anlaşılması, genellikle zihinsel ve fiziksel belirtilerin gözlemlenmesiyle mümkün olabiliyor.
Sürmenajın ana belirtileri şunlar:
Zihinsel yorgunluk ve odaklanma güçlüğü
Fiziksel yorgunluk ve halsizlik
Uyku bozuklukları ve dinlenmiş hissedememe
Baş ağrısı, kas ağrıları, mide sorunları gibi fiziksel rahatsızlıklar
Sinirlilik, depresyon, anksiyete gibi duygusal sorunlar

BELİRTİLER
Bu belirtiler sürmenaj durumunu işaret edebilir:
Yoğun zihinsel yorgunluk:
Kişi sürekli olarak odaklanmakta zorlanır, düşüncelerini toparlayamaz ve zihni dolu hisseder. Bu, karar vermede güçlük ve hata yapma eğiliminde artış olarak kendini gösterebilir.
Fiziksel tükenmişlik:
Dinlenmeye rağmen devam eden halsizlik, güçsüzlük, kas ağrıları, baş ağrısı gibi belirtiler sürmenajın göstergesi olabilir.
Duygusal dengesizlik:
Sürmenaj yaşayan kişiler, genellikle sinirlilik, huzursuzluk, depresyon, kaygı ve motivasyon eksikliği gibi duygusal zorluklar yaşarlar. Duygusal tepkilerde ani dalgalanmalar gözlemlenebilir.
Uyku bozuklukları:
Aşırı yorgunluk ve zihinsel yorgunluk uyku kalitesini olumsuz etkiler. Kişi uykuya dalmakta güçlük çekebilir veya gece boyunca sık sık uyanabilir, sabahları dinlenmiş hissetmez.
Bedensel belirtiler:
Baş ağrısı, mide sorunları, sindirim problemleri ve kalp çarpıntısı gibi bedensel belirtiler de görülebilir.
Eğer bu belirtiler bir süre boyunca devam ediyorsa ve günlük yaşamı, iş veya sosyal ilişkileri etkilemeye başlamışsa, sürmenaj yaşanıyor olabilir.
Bu durumda dinlenmeye zaman ayırmak, yaşam tarzında değişiklikler yapmak ve gerekirse profesyonel yardım almak faydalı olur.

NASIL KORUNULUR
Sürmenajdan korunmak için düzenli uyumak, dengeli beslenmek, fiziksel aktivitelere zaman ayırmak ve stres yönetimi becerileri geliştirmek önemlidir.
Bu tür belirtilerle karşılaşıldığında dinlenmek, gerekirse profesyonel destek almak da süreci yönetmeye yardımcı olur.

NASIL ÖNLENİR
Sürmenajı önlemek için hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı destekleyen bazı yaşam tarzı değişiklikleri ve önlemler almak önemlidir. İşte sürmenajı önlemeye yardımcı olabilecek bazı öneriler:
Düzenli ve kaliteli uyku
Yeterince ve düzenli uyku almak, zihinsel ve fiziksel yorgunluğu önlemeye yardımcı olur. Günde en az 7-8 saat uyumak, bedenin ve zihnin yenilenmesini sağlar.
Uyku hijyenine dikkat edin; yatmadan önce elektronik cihazlardan uzak durmak ve uyumadan önce rahatlatıcı aktiviteler yapmak faydalı olabilir.
Zaman yönetimi ve planlama
Günlük görevlerinizi önceliklendirin ve aşırı yüklenmekten kaçının. Yapılacakları küçük parçalara bölerek daha rahat tamamlayabilirsiniz.
Kendinize yeterince dinlenme molası ayırın ve iş dışında dinlenmeye ve eğlenmeye de zaman ayırın.
Stres yönetimi
Stresi yönetmek için nefes egzersizleri, meditasyon, yoga gibi rahatlatıcı aktiviteler yapmak faydalı olabilir.
Olumsuz düşüncelerden uzaklaşmak ve pozitif bir bakış açısı geliştirmek stresi azaltmaya katkıda bulunur.
Dengeli beslenme
Yeterli ve dengeli beslenme, vücut enerjisini korumak ve zihinsel dayanıklılığı artırmak için önemlidir. Özellikle vitamin ve mineraller açısından zengin, dengeli bir diyet uygulamak faydalıdır.
Kafein ve şeker tüketimini sınırlandırmak da ani enerji düşüşlerinin önüne geçebilir.
Fiziksel aktivite
Düzenli olarak egzersiz yapmak, vücutta endorfin salgılayarak ruh halini iyileştirir ve stresi azaltır. Hafif tempolu yürüyüşler, yüzme veya yoga gibi aktiviteler enerji seviyenizi artırabilir.
Sosyal destek
Aile ve arkadaşlarla zaman geçirmek, yaşanan stresi hafifletir ve zor zamanlarda destek sağlar. Duygularınızı paylaşmak, duygusal yükünüzü azaltmaya yardımcı olur.
Sınırları belirlemek
Kendi sınırlarınızı bilmek ve gerektiğinde “hayır” demeyi öğrenmek önemlidir. Aşırı sorumluluk yüklenmek sürmenaja yol açabilir.
Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Balgam, hırıltı ve öksürük gibi belirtiler genellikle soğuk algınlığı, grip, bronşit, alerji ya da akciğer enfeksiyonları gibi durumlarla ilişkilidir.
Bu belirtileri hafifletmek ve iyileşmeyi hızlandırmak için bazı etkili yöntemler şunlardır:
1. BOL SIVI TÜKETİMİ
Su, bitki çayları ve çorba gibi sıvılar balgamın incelmesine yardımcı olur, böylece daha kolay atılır. Gün boyunca yeterli miktarda su içmeye özen gösterin.
2. BUHAR VE NEMLİ HAVA SOLUMAK
Sıcak bir duş almak veya buhar banyosu yapmak solunum yollarını rahatlatır ve balgamın çözülmesine yardımcı olur. Nemlendirici cihazlar da ortam havasını nemlendirerek öksürüğü azaltabilir.

3. BAL VE LİMON
Balın öksürük kesici özelliği vardır. Ilık bir bardak suya bal ve limon ekleyerek içmek boğazı rahatlatır ve balgamı hafifletir. Balın doğal antibakteriyel özelliği de öksürüğün azalmasına katkı sağlayabilir.
4. ZENCEFİL VE KEKİK ÇAYI
Zencefil ve kekik doğal balgam söktürücülerdir. Birkaç dilim taze zencefil veya bir çay kaşığı kekik ile demlenmiş çay, öksürüğünüzü hafifletmeye yardımcı olabilir.
5. TUZLU SU İLE GARGARA
Tuzlu suyla gargara yapmak boğazdaki tahrişi azaltır ve enfeksiyona neden olan mikropları temizlemeye yardımcı olur. Yarım çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suya karıştırarak gargara yapabilirsiniz.
6. EVİ TEMİZ TUTMAK
Polen, toz, hayvan tüyü gibi alerjenlerin solunması öksürük ve hırıltıya neden olabilir. Evinizi düzenli olarak havalandırarak bu etkenleri azaltabilirsiniz.

7. ÖKSÜRÜK VE BALGAM SÖKTÜRÜCÜ İLAÇLAR
Eğer öksürüğünüz çok şiddetliyse veya uzun süre geçmiyorsa, doktorunuzun önerisiyle öksürük veya balgam söktürücü ilaçlar kullanabilirsiniz. Ancak ilaç kullanımında doktor tavsiyesi önemlidir.
NE ZAMAN DOKTORA GİDİLMELİ?
Balgam sarı, yeşil ya da kanlıysa,
Öksürük 2 haftadan uzun sürüyorsa,
Yüksek ateş, nefes darlığı veya göğüs ağrısı eşlik ediyorsa,
Yorgunluk, kilo kaybı veya gece terlemeleri gibi belirtiler varsa doktora başvurmalısınız.
Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’deki New York Üniversitesinden uzmanların yaptığı araştırmada anıların yalnızca beyinde değil vücudun farklı bölgelerinde de saklandığı belirlendi.
HÜCRE TEPKİLERİNİ İNCELEDİLER
Araştırmada bilim insanları, beyin hücreleri arasında iletileri taşıyan “nörotransmitter” adı verilen kimyasallar gibi, sinir dokusu ve böbrekten alınan hücrelerin farklı kimyasal maddelere nasıl tepki verdiğini inceledi.
Bilim insanları, bu hücreleri belli bir süre farklı kimyasal sinyallere maruz bırakarak “anı depolayan genin” ne zaman aktif hale geleceğini takip etti.
Bunu belirlemek için ise uzmanlar, örnek alınan böbrek ve sinir doku hücrelerini tepki vermesi halinde parlayan bir protein üretecek şekilde tasarladı.

“HAFIZA SORUNLARINI TEDAVİ ETMEK İÇİN YENİ FIRSATLAR SUNUYOR”
Buna göre, belirli süre çeşitli kimyasal sinyaller alan bu hücreler, beyin hücrelerinin anıları depolamak için yaptığı davranışı göstererek “anı depolayan geni” aktifleştirdi.
Araştırmanın başyazarı Nikolay Kukushkin, yaptığı açıklamada, “öğrenme ve anı depolama kabiliyetinin genellikle beyin ve beyin hücreleriyle ilişkilendirildiğini ancak bu çalışmanın vücuttaki diğer hücrelerin de aynısını yapabileceğini gösterdiğini” ifade etti.
Kukushkin, araştırmanın hafızanın nasıl çalıştığını anlamak ve hafıza sorunlarını tedavi etmek için yeni fırsatlar sunduğunu kaydetti.
Araştırmanın sonuçları, “Nature Communications” dergisinde yayımlandı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara’nın Mamak ilçesinde yaşayan evli ve 2 çocuk babası Çağlar Güneş, alkole bağlı olarak karaciğer yetmezliğine yakalandı.
3 yıl tedavi gören fakat durumu ağırlaşmaya devam eden genç adam, Etlik Şehir Hastanesi’nde tedaviye alındı.
Durumunun ciddi olmasıyla Güneş’e nakil olması gerektiği belirtildi.
KARACİĞERİNİ EŞİNE BAĞIŞLADI
Ardından eşi Aycan Güneş (33), nakil için donör olabileceğini söyledi.
Yapılan tetkikler sonucunda Aycan Güneş’in eşine organ bağışında bulunabileceğine karar verildi.
Çağlar Güneş, eşinden nakledilen karaciğerle yeniden hayata tutundu.

“UYGUN ÇIKARSA SEVE SEVE VERİRİM DEDİ”
Çağlar Güneş, nakil öncesinde farklı hastanelerde tedavi gördüğünü ancak bir sonuç alamadığını ve son olarak Etlik Şehir Hastanesi’ne başvurduğunu belirterek, “Buradaki doktorlar, artık karaciğerin tamamen yetersiz olduğunu ve nakil olmam gerektiğini söyledi. Bu süreçte eşim, ‘Tetkiklerimiz uygun çıkarsa tabii ki seve seve veririm’ dedi. Yapılan tetkikler sonucunda eşimin donör olmasında herhangi bir sıkıntı görülmedi ve ameliyatımız başarılı bir şekilde gerçekleşti, Eşime teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
‘TEREDDÜT YAŞAMADIM’
Aycan Güneş ise organ nakil listesine girip beklemek istemediklerini söyleyerek, “Çünkü ne kadar bekleyeceğimizi bilmiyoruz. Ve eşim orada sürekli rahatsızlıklar yaşıyordu. O yüzden açıkçası beklemek istemedik. Donörlüğüm de uygun bulununca ameliyat sürecimiz başladı. Çok şükür her şey çok güzel ilerledi.
Hayat kurtarma kısmında asla bir tereddüt yaşamadım ama; işte ameliyat korkusu, nasıl olacak, nasıl yapılacak, uyacak mı, uymayacak mı, daha sonrasında onu iyileştirebilecek miyim? Yoksa hani hayat kurtarma açısından gerçekten asla bir tereddüt yaşanmıyor. Yani en azından ben yaşamadım, kimsenin de yaşamadığını düşünüyorum.” diye konuştu.

“SÜREÇ GÜZEL GEÇTİ”
Organ naklini gerçekleştiren Doç. Dr. Birkan Birben ise “Çağlar Bey’in eşi nakil için gönüllü oldu. Biz de bunları tetkik ettik, değerlendirdik ve verici olarak uygun bulduk ve eşinden canlı karaciğer nakli gerçekleştirdik. Hastamızın süreci boyunca her şeyimiz güzel geçti. Ortalama 23 gün süre zarfında hastamızı taburcu ettik. Hastamız da bu süre zarfından sonra belirli aralıklarla ilaç düzeyleri için bize kontrole geliyor.” dedi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bilim insanları, insanların sağlıklı yaşlanmak için günlük kaç saat uykuya ihtiyaç duyduklarını tespit etti.
Araştırma için 45 yaş ve üzeri yaklaşık 3 bin 500 kişinin 2011, 2013 ve 2015 yıllarında uyku alışkanlıkları kaydedildi.
Bu araştırmaya katılan kişiler, beş yıl sonra sağlık kontrolünden geçirilerek veriler, Çin’deki Wenzhou Tıp Üniversitesi’ndeki ekip tarafından analiz edildi.
DAHA ÇOK UYUYAN DAHA SAĞLIKLI
Çalışma, gece en az yedi saat uyuyanların ileriki yaşlarda daha sağlıklı olduğunu gösterdi.
Katılımcılar, dört yıl boyunca uyku alışkanlıklarına göre, uzun (8-9 saat düzenli uyku), normal (7-8 saat düzenli), az (ortalama 8’in üzerindeyken, 8’in altına doğru) 6), artan (ortalama 6’nın altından 8’in üzerine) ve kısa süreli (düzenli olarak 5-6 saat) olmak üzere beş gruba ayrıldı.
GÜNDE EN AZ 7 SAAT UYUNMALI
Sonuçlar incelediğinde, günde en az 7 saat uyuyanların daha sağlıklı olduğu tespit edildi.
Araştırmacıların makalelerinde sağlıklı yaşlanmak; kronik hastalıklardan uzak olmak, herhangi bir fiziksel bozukluğun olmaması, zihinsel sağlığın iyi olması ve hayata aktif katılım olarak tanımlandı.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’li bilim insanları şaşırtıcı bir araştırma gerçekleştirdi.
Araştırmacılar, beyin dışında başka hangi organların anılarını saklayabildiğini tespit etmek amacıyla bir çalışma gerçekleştirdi.
Uzmanlar, anıların yalnızca beyinde değil, vücudun farklı bölgelerinde de saklandığını belirledi.
BİRÇOK ORGAN ANILARI SAKLIYOR
Bilim insanları, beyin hücreleri arasında iletileri taşıyan ‘nörotransmitter’ kimyasallar gibi, sinir dokusu ve böbrekten alınan hücrelerin farklı kimyasal maddelere nasıl tepki verdiğini inceledi.
Bu hücreler, belli bir süre farklı kimyasal sinyallere maruz bırakılarak ‘anı depolayan genin’ ne zaman aktif hale geleceği izlendi. Uzmanlar, bunu belirlemek için örnek alınan böbrek ve sinir doku hücrelerini tepki vermesi halinde parlayan bir protein üretecek şekilde tasarladı.
TEDAVİLER İÇİN YENİ BİR FIRSAT NİTELİĞİNDE
Belirli süre çeşitli kimyasal sinyaller alan bu hücreler, beyin hücrelerinin anıları depolamak için yaptığı davranışı göstererek ‘anı depolayan geni’ aktif hale getirdi.
Araştırmanın başyazarı Nikolay Kukushkin, öğrenme ile anı depolama kabiliyetinin genellikle beyin ve beyin hücreleriyle ilişkilendirildiğini fakat bu çalışmanın vücuttaki diğer hücrelerin de aynısını yapabileceğini gösterdiğini söyledi.
Kukushkin, araştırmanın hafızanın nasıl çalıştığını anlamak ve hafıza sorunlarını tedavi etmek için yeni fırsatlar sunduğunu da ifade etti.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, tarihi milattan önce 3. yüzyıla uzanan antik kentteki kazı çalışmaları, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izni ve Düzce Belediyesinin desteğiyle Konuralp Müze Müdürlüğü başkanlığınca sürdürülüyor.
Çalışmalarda, kilise yapısının yanında Bizans dönemine ait olduğu tahmin edilen su depolama havuzu bulundu.
Gün yüzüne çıkarılan 2,80×3,90 metre boyutlarında, 1,90 metre derinlikteki su havuzu, dönemin altyapı sistemine ilişkin önemli ipuçları sunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEİJİNG, 9 Kasım (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ile Çin’in başkenti Beijing’de bir araya geldi.
Mattarella, Xi’nin davetiyle resmi ziyarette bulunmak üzere Çin’de bulunuyor.
Görüşmelerin ardından iki cumhurbaşkanı, kültür, bilim, teknoloji, eğitim ve dünya mirası alanlarının korunması konularında çok sayıda ikili işbirliği belgesinin imzalanmasına nezaret etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİKAPI’da 7’nci ErzincanKültür Buluşması gerçekleşti. Burada konuşan Binali Yıldırım, “Ülkemiz, 21’inci yüzyılın Türk Yüzyılı olacağı dönemde daha birçok başarıya yelken açacaktır. Bunu da birlikle, beraberlikle sağlayacağız” dedi. İstanbul Valisi Davut Gül ise, “Ne kadar çok kültürel, sanatsal, sportif faaliyet oluyorsa bu tür geleneksel lezzetlerin yaşatılması, paylaşılması oluyorsa, İstanbullular o kadar mutlu oluyor, biz de mutlu oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Yenikapı’da bulunan etkinlik alanında düzenlenen 7’nci Erzincan Tanıtım Günleri ve Kültür Buluşması 3’üncü gününde devam etti. Etkinliğe, son Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım ve İstanbul Valisi Davut Gül katıldı. Binali Yıldırım ve Davut Gül yöresel ürünlerin satıldığı alanı gezerek, tadım yaptı. Erzincan Dernekler Federasyonu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı, Erzincan Valiliği ve Belediye Başkanlığının desteklediği programa ayrıca; Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Erzincan Milletvekilleri Süleyman Karaman, Mustafa Sarıgül, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, İBB Genel Sekreter Yardımcısı ve Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Mahir Polat, İstanbul’da bulunan Erzincan Dernekleri temsilcileri, ilçe ve belde Belediye Başkanları ile Erzincanlılar katıldı.
‘TÜRKİYE’Yİ, TÜRKİYE YÜZYILI’NA TAŞIYACAK HİZMETLERİ KAZANDIRDIK’
Burada konuşan Binalı Yıldırım, “Etrafımıza bir göz atın. Kuzeyimizde savaş, güneyimizde savaş ve 40 yıldır geleceğimizi karartmaya çalışan terör örgütüyle verilen mücadele. Erzincan her zaman birliğin, beraberliğin, kardeşliğin timsali olmuş bir şehirdir. Erzincan her zaman hoşgörünün engin bir şekilde yaşatıldığı şehirdir. Mezhep, meşrep farkı demeden, etrafı dağlık, ortası bağlık, cennetten biş köşe… Erzincanlılar, bu ülkenin teminatıdır, geleceğin teminatıdır. Sadece Erzincan’a değil, ülkemizin her köşesine Türkiye’yi, Türkiye Yüzyılı’na taşıyacak hizmetleri kazandırdık. İstanbul, yedi tepeli şehir, ülkemizin göz bebeği şehir. Az ileride Avrasya Tüneli var, hemen yanında Marmaray var, onu da yaptık, İstanbul’a kazandırdık. Kuzey Marmara’yı, raylı sistemleri İstanbul’a kazandırdık. Ülkemiz, 21’inci yüzyılın Türk Yüzyılı olacağı dönemde daha birçok başarıya yelken açacaktır. Bunu da birlikle, beraberlikle sağlayacağız” dedi.
Yöresel pazarda keşkek kazanının başına gelen Yıldırım, “Keşkek, bizim düğünlerimizde, bayramlarımızda her türlü etkinliğimizde vazgeçilmez tatlardan biridir. Tatlılar, sarmalar, dönerler, cağ kebabı, aklınıza ne gelirse; bunlar hep memleketimizin lezzetlerini temsil eder. Burada da bugün Yenikapı’da bütün Erzincan’dan gelen ve İstanbul’da yaşayan Erzincanlılar, gelip hasret giderecek, memleket özlemini giderecekler” diye konuştu.
‘BU ETKİNLİKLER İSTANBUL’UMUZA DA ÖNEMLİ KATKI SUNUYOR’
İstanbul Valisi Davut Gül, “Allah birliklerini beraberliklerini, kardeşliklerini daim etsin. Can Erzincan’ı seviyoruz. Burada hemşerilerimizin kendi aralarındaki bu birliktelikleri, bu etkinlikleri, geldikleri memleketlere katkı sunduğu gibi, İstanbul’umuza da önemli katkı sunuyor. Ne kadar çok kültürel, sanatsal, sportif faaliyet oluyorsa bu tür geleneksel lezzetlerin yaşatılması, paylaşılması oluyorsa, İstanbullular o kadar mutlu oluyor, biz de mutlu oluyoruz” diye konuştu.
‘ERZİNCAN BU HALİYLE DE TÜRKİYE’YE MODEL OLABİLECEK BİR ŞEHİR’
Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, “Öncelikle Erzincanlı hemşerilerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Erzincanlının İstanbul’da böyle bir etkinlik böyle bir organizasyon düzenlemesi elbette ki gurur verici. Burada bulunan tüm hemşerilerimizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum” dedi.
Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu ise, “Bugün hakikaten Yenikapı’da tarihi günlerden birini yaşıyoruz. Havada yazdan kalma bir hava. Ben öncelikle Erzincan’dan gelen hemşerilerimize hoş geldin demek istiyorum. Burada da bizi kendi ailelerinden bir fert gibi karşılayan, o samimiyeti, o candanlığı davranışlarında gösteren hemşerilerimize yürekten teşekkür ediyorum. Bu tip şehirlerimizin günlerindeki maksat şu: insanların kaynaşması, gurbette olanların şehirlerinin lezzetlerini, tadını, hatta kokusunu sindirmeleri diyebiliriz. Bugün o günlerden biri. Erzincan bu haliyle de Türkiye’ye model olabilecek bir şehir gerçekten. Kardeşliğin, samimiyetin, candanlığın, davranışsal olarak hayata geçirdiği bir şehir Erzincan. Onun için ben huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzincan’ın kültürel zenginliklerinin tanıtıldığı ve bu yıl 7.’si düzenlenen Erzincan Tanıtım Günleri, ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle devam ediyor. 10 Kasım Pazar gününe kadar sürecek olan etkinliğe, Erzincan Valisi Doç. Dr. Hamza Aydoğdu, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım ve İstanbul Valisi Davut Gül katıldı. Etkinlikte, Erzincan’a özgü yöresel tatlar ve el işi ürünler sergilenirken, Erzincan yöresine ait olan tulum peyniri, bal, sucuk ve tereyağları da vatandaşların beğenisine sunuldu. ‘Gönül Şehri Erzincan İstanbul’a geliyor’ sloganıyla düzenlenen etkinliğe gelen vatandaşlar, yöresel lezzetlerin yanı sıra el işi ürünlere de yoğun ilgi gösterdi.
“Bu birlik ülkemize de katkı sunuyor”
Etkinlikte konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “Mümkün olduğu sürece böyle şeylere katılmaya çalışıyoruz. Erzincanlıların kendi aralarındaki birlik, kendilerine katkı sunduğu gibi ülkemize de katkı sunuyor. Allah daim etsin” dedi.
“Erzincan tüm Türkiye’ye model olan bir şehir”
Ziyaretçiler arasında yer alan Erzincan Valisi Doç. Dr. Hamza Aydoğdu, “Yenikapı’da Erzincan günündeyiz. Tüm hemşerilerimiz burada. İnsanlarımızın burada olması bizim içinde önemli. İnsanlar burada Erzincan’ın tadını kokusunu ve hatıralarını tekrar yaşıyorlar. Ben emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. İnşallah ilerleyen zamanlarda daha güzel Erzincan günleri yapacağız. Kardeşliği, güzelliği ve iyiliği sözde değil yaşamsal olarak kavramış bir şehir” diye konuştu.
“Hemşerilerimiz buralarda kaynaşıyor, bir araya geliyor ve kardeş oluyor”
Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, ” Burada ürünlerini gösteren marifetlerini sergileyen hemşerilerimizin tezgahlarına gittik. Muazzam bir ilgi var. Aslında bu gurbette yaşayan Erzincan’ın nüfusunun 2 katı Erzincanlının buraya gelerek bu tanıtım ve kültür buluşmalarında hasret gidermesidir. Çocukluğunda ve gençliğinde tattığı o tulum peynirinin, tereyağını ve bin bir türlü lezzeti yakından görüp hasretini gidermesidir. En önemli tarafı ise hemşerilerimiz buralarda kaynaşıyor, bir araya geliyor ve kardeş oluyor. Hepimiz aynı değiliz. Kimisinin göz rengi farklı, kimimizin saç rengi farklı kimisinin de teni farklı ama farklı olmayan bir şey var, gözlerimizden düşen damlaların rengi hep aynı. Onun için birlik onun için beraberlik onun için kardeşlik” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Adıyamanlılar Platformu tarafından ‘Adıyaman Kültür Buluşmaları’ Sultangazi Belediyesi Etkinlik Alanı’nda düzenlendi. Programa Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun’un yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, Sultangazi Adıyamanlılar Platformu Başkanı Hakan Mamaş, milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam eden programda 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle belediye tarafından Adıyaman’a yapılan yardımlar video gösterimi ile ekrana yansıtıldı. Programda ardından sanatçılar tarafından Adıyaman türküleri seslendirdi. Alanda yöresel oyunlar oynadıktan sonra vatandaşlara kum saati gösterisi izletildi. Başkan Dursun ise etkinliğe katılan vatandaşlara nar ikram etti.
Programda konuşan Vali Gül, “Belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Bütün ilçeleri geziyoruz. Her ilçede kıymetli işler yapılıyor. Hemşerilerimizi bir araya getirmesi çok kıymetli. Her geldiğimizde hemşerilerimizin bu coşkusunu yaşıyoruz. Bizleri de davet ettiğiniz için teşekkür ediyoruz” dedi.
“Bu festivalle gelenek ve göreneklerimizi yaşatmak istiyoruz”
Adıyamanlıların alanı coşkuyla doldurduğunu dile getiren Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Anadolu Kültür Festivali neticesinde birçok hemşeri buluşması yapıyoruz. Bugün de Adıyamanlı hemşerilerimle bir aradayız. Bu festivalle birlik ve beraberliğe vurgu yapmak, gelenek ve göreneklerimizi yaşatmak istiyoruz. Adıyamanlılar bu alanı coşkuyla doldurdular. Adıyaman nüfusu Sultangazi’nin yaklaşık yüzde 10’una tekabül ediyor. Adıyamanlılar bu topraklarda huzur içinde yaşamış olduklarını gösterdiler. Adıyaman, 6 Şubat’ta büyük bir deprem yaşayıp yeniden ayağa kalkan bir şehir. Bizde bunun gibi faaliyetlerle Adıyaman’a destek olmaya gayret ediyoruz. Çeşitli diğer illerle de güçlü programlar yapmaya devam edeceğiz. İstanbul’un her köşesinden ve Sultangazi’den kardeşlerimizi buraya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.
“Bu tür aktiviteler bizim birlik ve beraberliğimizi sağlıyor”
Festivale katılan Mehmet Demirhan, “Bugün düzenlen etkinliğe katıldık. Bu tür aktiviteler bizim birlik ve beraberliğimizi sağlıyor. Bu günü düzenleyenlere teşekkür ediyorum. Adıyaman’ın çiğköftesi, narı ve insanı meşhur. 6 Şubat’tan beri yaralarımızı sarmak için böyle aktivitelerle motive olmaya çalışıyoruz. Güzel bir etkinlikti” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çorum Valisi Ali Çalgan, Temenne Parkı’nda düzenlenen serginin açılış töreninde yaptığı konuşmada, çalıştay için ilçeye gelen sanatçılara teşekkür etti.
Atatürk’ün sanat ve sanatçılarla ilgili birçok veciz söz söylediğini belirten Çalgan, “Atatürk, ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur.’ demiştir. Maddi kültür varlıklarına mutlaka ihtiyacımız var. Parklar, binalar, yollar yapacağız fakat manevi kültür dediğimiz duygularımıza, iç dünyamıza hitap eden üst düzey kültür etkinliklerini sanattır, resimdir, konferanstır, edebiyattır, bu tür etkinliklerle şehirli oluruz.” diye konuştu.
Çorum’da bu tür etkinlikler düzenlendiğini dile getiren Çalgan, “İskilip ölçeğinde, İskilip büyüklüğünde bu tür etkinlik yapılması bizi çok sevindiriyor. Sizler de buna inandığınız için buradasınız. Bu etkinliğe katılmanıza, bizlerle oluşunuza çok değer veriyorum. Bütün sanatçı arkadaşlarımızı kutluyorum. Bu ölçekteki bu yerde böyle bir sanatsal çalıştayı organize ettiklerinden dolayı yerel yöneticilerimizi kutluyorum.” ifadelerini kullandı.
İskilip Belediye Başkanı İsmail Çizikci de ilçenin tarihi ve kültürel dokusunu çizen ve tarihe kazandıran sanatçılara teşekkür etti.
Konuşmaların ardından sanatçılara katılım belgeleri takdim edildi.
Açılış töreninin ardından Vali Çalgan, Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, İskilip Kaymakamı Ramazan Polat, İskilip Belediye Başkanı Çizikci sergiyi gezerek, ressamlardan çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Çalıştay kapsamında yapılan resimlerin parkta sergilendikten sonra gelecekte inşa edilmesi planlanan bir müzede tekrar sergilenmek üzere muhafaza edileceği öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kastamonu ve Ankara’daki çeşitli hastanelerde 3 defa bypass ameliyatı olan ve 5 stent takılan Sözcü, beş yıl önce Antalya’ya taşınarak, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bayezid ile görüştü.
Burada yapay kalp takılan Sözcü, nakil olabilmesi için ulusal ve uluslararası acil nakil listesine alındı. Gece saatlerinde çalan telefonla en büyük sevinci yaşayan Sözcü’ye, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde Prof. Dr. Bayezid başkanlığındaki ekip tarafından, beyin ölümü gerçekleşen 24 yaşındaki gencin bağışlanan kalbi nakledildi.
REKLAM
Hastanede tedavisi süren Sözcü, ilk kalp krizinde zamanında hastaneye yetiştirildiği için hayatta kalabildiğini söyledi.
Kalp rahatsızlığı yüzünden zorlu bir hayat yaşadığını anlatan Sözcü, “Kalp krizlerinde başlarda bağırış seslerini duyuyordum ancak idrak edemiyordum. Şok cihazıyla hayata döndürülmüşüm. Yapay kalp takıldıktan sonra biraz rahatladım ama merdiven çıkmakta, yürümekte güçlük çekiyordum. Sürekli elektriğe muhtaç yaşıyorsun. Uzun yola şarj kablolu araç olmadan gidemiyorsun. Vücudum için pil lazım, pillerin ömürleri var arada değiştirilmesi gerekiyor. Zor bir hayat.” dedi.
“SİGARA İÇENLER HEMEN BIRAKSIN”
Gece saatlerinde çalan telefonla bağış çıktığının söylediğini ifade eden Sözcü, Antalya’nın Korkuteli ilçesinin dağ köyünden sevinçle en hızlı şekilde hastaneye geldiğini anlattı.
Nakille yeni kalbine kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını aktaran Sözcü, şunları kaydetti: “Organ bağışı yapanlardan Allah razı olsun. İnsana hayat vermekten daha kıymetli ne olabilir ki. Kalp nakliyle ‘pilim bitecek mi’ endişemden kurtuldum. Eli öpülesi hocalarımız sayesinde sağlığıma kavuştum. Çocukluğumdan beri sigara kullanıyordum, ilk kalp krizinde bıraktım. 8 sefer kalp krizi geçirdim. Sigara içenler hemen bıraksın, onun yerine sevgiyi koysun, kimsesiz çocukların eğitimine katkı sunsun. Evcil hayvan alsın, benim kedim var huzur veriyor.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, DSÖ ve ortaklarının oluşturduğu Mpox Erişim ve Tahsis Mekanizmasının (AAM), mevcut Mpox virüsü artışından en çok etkilenen Afrika bölgesindeki 9 ülkeye ilk etapta 899 bin doz aşı tahsis ettiği belirtildi.
Kararın, ülkelerin hazırlığı ve epidemiyolojik verilerden yola çıkılarak alındığı kaydedilen açıklamada, “Etkilenen ülkeler ve bağışçılarla işbirliği içinde alınan bu karar, salgınları kontrol altına almak için sınırlı doz aşıların etkili ve adil bir şekilde kullanılmasını sağlamayı amaçlıyor” ifadeleri yer aldı.
Açıklamada, aşıların, Orta Afrika Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Kenya, Liberya, Nijerya, Ruanda, Güney Afrika ve Uganda’ya ulaştırılacağı aktarılarak, “En fazla doz, bu yıl Afrika’da laboratuvar tarafından doğrulanan her 5 vakadan 4’ünü (yaklaşık yüzde 85) bildiren, en çok etkilenen ülke olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne gidecek” ifadeleri kullanıldı.
DSÖ, “maymun çiçeği virüsü (Monkeypox)” ifadesini, 2022’de ırkçılık ve ayrımcılık kaygısıyla M çiçeği virüsü (Mpox) olarak değiştirmişti.
M çiçeği virüsü, 14 Ağustos’ta DSÖ tarafından “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” olarak ilan edilmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BAĞIŞ SAYISI NE KADAR ÇOK OLURSA KORNEA NAKLİ İÇİN O KADAR ÇOK UMUT OLUYOR”
Bağış sayısı ne kadar fazla olursa kornea nakli için o kadar çok umut olacağını belirten Doç Dr. Karadağ, “Yıllardır korneasında veya görmesinde sorun olduğunu gördüğümüz hastalarda, nakil ile tamamen sağlıklı bir görme elde edebiliyoruz. Hem tam kat nakil hem de kısmi nakiller var. Artık kornea naklinde doku uyumu da gerekmiyor. Herhangi bir ırktan, cinsiyetten bir kan veya doku uyumu olmaksızın, organ nakli her hastaya görme umudu oluyor. Görmek insan için en önemli şartlardan birisi. Görerek okuyoruz, görerek hareket ediyoruz, görerek çalışıyoruz. Bu nedenlerle çok önemli bir organ. Türkiye’de kornea kornea hastalıkları yoğun şekilde görülüyor. En çok nakil yaptığımız hastalar genç grubu. Korneada incelme ve dikleşme olan bir grup var. Tamamen sağlıklı bireyler fakat tek problemleri iyi görememeleri. Bu hastalar kimseye bağımlı olmadan hayatlarını sürdürebilecek duruma geliyorlar. Türkiye’de kornea bağışı bekleyen çok sayıda insan var. Kadavradan bağış bu yüzden bizler için çok gerekli. Bu nedenlerle organ ve doku nakli bizim için vazgeçilmez” diye konuştu.
“HER ORGAN VE DOKU NAKLİ BİR HASTA İÇİN YAŞAM VE UMUT OLUYOR”
Her organ ve doku naklinin diğer bir hasta için yaşam ve umut olduğunu vurgulayan Doç Dr. Karadağ, “Organ nakli hastaların hayatlarını iyi bir şekilde sürdürebilmesi için çok büyük bir imkan sağlıyor. Organ bağışları, hayati öneme sahip. Göz ve kornea nakli hayati bir öneme sahip olmasa da hastanın bağımsız bir hayat yaşayabilmesi için büyük bir önem taşıyan nakillerden. Bu nedenle 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nı iyi değerlendirmeliyiz. Tüm vatandaşlarımızın organ naklinin ne kadar önemli olduğunu düşünmelerini, o insanlar için umut olabileceklerini bilmelerini istiyorum. Kornea bağışlarında gözün bütünlüğünü asla bozmuyoruz. Öldükten sonra hastaların gözünün bütünlüğüne, yapısına dokunmadan gözün önündeki cam tabakayı yani korneayı alıyoruz. Bazı kişiler tüm gözün alındığını düşünerek, bağış yapmaktan korkuyor. Fakat yapısını hiç bozmuyoruz. Korkacaklar hiçbir şey yok. Bağış yapabilirler. Özellikle kornea naklinin önemini belirtmek istiyorum. Birçok kornea bekleyen hastamız var bu nedenle bağış çok önemli” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’DE ORGAN NAKLİ KONUSUNDA ÇOK GERİDEYİZ”
Türkiye’de organ naklinin yeterli seviyede olmadığını bildiren Doç Dr. Karadağ, “Türkiye’de organ nakli konusunda çok gerideyiz. Organ Bağışı Haftası’nda hekimlere ve habercilere organ bağışını duyurma konusunda büyük bir iş düşüyor. Organ bağışını ne kadar iyi anlatırsak o kadar çok bağış kazanabiliriz. Bu sayede birçok hayata dokunabiliriz. Farkındalık yaratmak büyük önem taşıyor. Bize düşen bu haftayı iyi değerlendirip, hem doku hem organ bağışına hastaları teşvik etmek. Türkiye’de canlı bağış çok fazla. İnsanlar ailelerine ve yakınlarına organ bağışlıyor ama kadavra bağışları olabildiğince düşük. Kadavra bağışını artırmak bizim için çok önemli. Her organ bağışı yapan hastanın organları ne yazık ki kullanılamıyor. Bağış için belli kriterler var. Hastanın beyin ölümünün gerçekleşmesi, yoğun bakımda ölmesi gibi kriterler gerekiyor. Sizler bağış yapın, belki de kullanılabilir. Organ bağışı yapıldığında vazgeçilme gibi bir opsiyonda mevcut. Bağışlayan kişilerin vazgeçmesini tabii ki istemeyiz ama bunun bilinmesi de teşvik için önem taşıyor. Özellikle kornea, kalp, karaciğer, böbrek bizim için çok kıymetli. Birçok hasta nakil bekliyor. Bir insan 8 hastaya yetecek kadar doku ve organ bağışlayabiliyor. Bu da bizim için büyük bir önem taşıyor” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlık, Türkiye’de 3 bin 648 kişinin kornea, 270 kişinin pankreas, 1485 kişinin kalp, 214 kişinin akciğer, 2 bin 659 kişinin karaciğer ve 25 bin kişinin böbrek nakli beklediği bilgisini paylaştı.
“ORGAN BAĞIŞI HAYAT KURTARIR”
Organ bağışı çağrısında bulunan Şenol Güneş, “Gerçek miras ardında bıraktığınız hayatlardır. Organlarınızı bağışlayarak birden fazla hayata dokunun” derken, Volkan Demirel, Okan Buruk, Abdülkerim Bardakcı, Giray Altınok, Uğurcan Çakır ve Mert Günok hazırladıkları video mesajda, “Organ bağışı hayat kurtarır. Yaşamak güzel, yaşatmak daha güzel” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Her adet döngüsünde, östrojen ve progesteron başta olmak üzere üreme hormonları birlikte çalışarak yumurtalıkları uyarırlar. Bu uyarıya karşılık, yumurtalıklarda foliküller oluşmaya başlar ve her folikülde, bir olgunlaşmamış yumurta (oosit) büyümeye başlar.
Döngünün başlangıcında birkaç oosit gelişmeye başlayabilir ama genellikle sadece bir dominant yumurta harekete geçer. Eğer iki yumurta tüplere ulaşırsa ve bu sırada döllenirlerse, çift yumurta ikiz gebeliği meydana gelebilir.
Yumurtlama dönemi ne zaman olur?
Yumurtlama, genellikle adet döngüsünün 11 ila 21. günleri arasında gerçekleşir. Ancak her kadının döngü uzunluğu ve hormonal döngüsü farklı olduğundan, sadece gününe bakarak tam olarak hangi günde yumurtlamanın gerçekleşeceğini söylemek mümkün olmayacaktır. Yumurtlamanın adet kanaması başladıktan sonraki 14. günde gerçekleştiğini duymuş olabilirsiniz, ancak 28 günde bir adet gören kadınların bile yalnızca %10’unun 14. günde yumurtladığı bilinmektedir.
Yumurtlamanın tam olarak hangi günde gerçekleştiği ve hamile kalmak için en uygun günün hangisi olduğu, ancak jinekolojik muayene ile kesinleştirilebilir. Bunun dışında, hangi günlerin yumurtlama günleri olabileceğini ve hamile kalmak için en uygun günleri hesaplamak için de bazı yöntemler kullanılabilir.
Hamile kalmak isteyenler nelere dikkat etmeli?
Adet döngüsünün hangi evresinde hamile kalınabilir?
Sperm hücreleri, kadın üreme sistemine ulaştıktan sonra burada 4-5 gün boyunca canlı kalabilirler. Ancak yumurta, yalnızca 24 saat boyunca döllenebilir haldedir. Gebeliğin oluşması için, yumurtanın yumurtlamadan sonraki 12 saat içerisinde döllenmesi gerekir. Bu da demek oluyor ki, yumurtlamadan önce korunmasız cinsel ilişkiye girmek, yumurtanın döllenme şansını artıracaktır. 6 gün kadar süren ve “doğurganlık penceresi” adı verilen bu süreç, hamile kalmak için en uygun zamanlardır.
Yumurtlama dönemi belirtileri nelerdir?
Yumurtlama döneminde olup olmadığınızı anlamak için bazı işaretleri takip edebilirsiniz:
1- Servikal mukus: Vajinal akıntı şeklinde kendini gösteren servikal mukus, doğurganlık döneminde belirgin şekilde yoğunlaşır. Normalde duru ve zayıf bir yapıda olan bu akıntı, yumurtlama dönemine girildiğinde spermin vajinadan yumurtaya kadar rahatlıkla ulaşabilmesini kolaylaştırmak için, daha kaygan ve yoğun bir kıvam alır.
2- Pelvik ağrı: Bazı kadınlar yumurtlama döneminde alt karın bölgesinde hafif bir sızı şeklinde yumurtlama ağrısı deneyimleyebilirler.
3- Vücut ısısı: Yumurtlama döneminde bazal vücut sıcaklığı 0,5 derece kadar artabilir. Yumurtanın döllenmeye hazır olduğunu ve 24 saat boyunca vücutta canlı kalacağını gösteren bu belirtiyi takip etmek için, her gün sabah uyanır uyanmaz vücut ısınızı ölçüp not etmelisiniz. Vücut ısınızın bir miktar yükseldiği günler, yumurtlama günlerinizdir.
4- Genel hassasiyet: Her zaman olmasa da bazı kadınlar, yumurtlama döneminde daha hassas hissedebilirler. koku ve tatlara karşı daha duyarlı olunabilir, memelerde hassasiyet ve karın bölgesinde şişlik görülebilir.
5- Libidoda artış: Hamile kalmaya hazır olduğunuz günlerde genellikle hormonların da etkisiyle cinsel isteğinizde artış görülebilir.
Hamilelik öncesi doktor kontrolü hakkında bilmeniz gerekenler
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Asgari ücretle çalışan 7 milyon kişi bulunuyor ancak maaşı asgari ücrete yakın olanlar, etkilediği alan ve asgari ücretle birlikte değişecek ödemeler açısından Türkiye’nin odağında bulunuyor.
Milyonların beklediği asgari ücret artışı oranına aralık ayının sonunda karar verilecek.
Bu oran için ilgili komisyon çalışmalarına başlamadan önce çeşitli kesimlerden artış için görüş ve öneriler gelmeye başladı.
2025’te uygulacak asgari ücrete, işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Komisyonu karar verecek.
ÜCRETE MÜZAKERELER SONUCUNDA KARAR VERİLECEK
Ücret belirlenirken asgari ücretin sendikaların, işverenlerin ve hükümetin müzakereleri sonucu, tüm tarafları kapsayacak ve refah payısı artıracak bir rakam üzerinde durulacağını açıklandı.
2024 ASGARİ ÜCRETİ
Asgari ücret, 1 Ocak 2024’ten itibaren yüzde 49 artışla brüt 20 bin 3 lira ve net 17 bin 2 lira olarak uygulanıyor.
BUGÜNE KADAR DİLE GETİRİLEN ORANLAR
FATİH KARAHAN: YÜZDE 25 ZAM
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı (TCMB) Fatih Karahan, ABD’deki temaslarında asgari ücret ve enflasyon ilişkisine göre yüzde 25 rakamının değerlendirildiğine vurgu yaptı.
ÖZGÜR ÖZEL: 30 BİN LİRA
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, asgari ücretle ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
CHP tarafından da 30 bin liranın altındaki bir asgari ücreti kabul edene asla ve asla bir gönül bağı kurmayacağız. 30 bin liranın altında bir asgari ücret asla kabul edilemez.
GÜRSEL BARAN: YÜZDE 25 ZAM
Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, TCMB Başkanı Karahan’ın asgari ücrette yüzde 25 civarı artışın 2025 yılı enflasyon görünümüyle uyumlu olacağı mesajını verdiğini belirterek, “Biz de yapılacak zammın bu seviyede olması gerektiği kanaatindeyiz.” açıklamasında bulundu.

ASGARİ ÜCRET BEKLENTİLERİ
Asgari ücret görüşmeleri başlamadan önce tarafların talepleri de belli olmaya başladı.
YÜZDE 20: 20 bin 402,4 lira
EKONOMİ YÖNETİMİ VE İŞVEREN STK (Yüzde 25): 21 bin 252,5 lira
PİYASANIN BEKLENTİSİ (Yüzde 28): 21 bin 762,56 lira
İŞVEREN (Yüzde 29): 22 bin lira
YÜZDE 30: 22 bin 102,6 lira
TCMB YIL SONU ENFLASYONU HEDEFİNE GÖRE (Yüzde 38): 23 bin 462 lira
YÜZDE 40: 23 bin 802,8
OVP ENFLASYON HEDEFİNE GÖRE (Yüzde 41,5): 24 bin 57,8 lira
YÜZDE 45: 24 bin 652,9 lira
UZMANLARIN BEKLENTİSİ (Yüzde 50): 25 bin 503 lira
MUHALEFET (Yüzde 76): 30 bin lira
Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bursa’nın İnegöl ilçesinde bir özel hastanede cildiye muayenesi olan Zeynep O. isimli kişi, doktor M.A.K. hakkında suç duyurusunda bulundu.
Taciz edildiğini iddia eden kadın, doktorun birçok hastasına da bunu yaptığını belirtti.
Zeynep O., daha sonra ise taciz iddialarını sosyal medya hesabından da paylaştı.
GÖZALTINA ALINDI
İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan suç duyurusu ve sosyal medyada yer alan ‘taciz’ iddiasıyla ilgili doktor M.A.K. hakkında gözaltı kararı verdi.
Polis ekiplerince gözaltına alınan M.A.K., işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

TACİZCİ DOKTOR TUTUKLANDI
Savcılıktaki ifadesi sonrası mahkemeye çıkarılan M.A.K., tutuklandı.
Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürdürülüyor.
“BİRÇOK KADININ BEYANIYLA TACİZ SORUŞTURMASI BAŞLATIYORUZ”
Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan Zeynep O., böyle bir olay yaşamış olan kişilerin kendisine ulaşmasını isteyerek, şöyle dedi:
İnegöl’de bir doktorla ilgili birçok kadının beyanıyla taciz soruşturması başlatıyoruz. Dava sürecinin etkilememesi adına isim ve hastane bilgisi veremiyoruz, ancak böyle bir olay yaşamış arkadaşlarımız bana ulaşabilir mi? Daha çok insanın görmesi için lütfen paylaşın.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güvenlik güçlerinin zehir tacirlerine yönelik denetim ve operasyonları aralıksız devam ediyor.
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinasyonuyla Denizli İl Jandarma Komutanlığı, uyuşturucu ile mücadele çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.
29 KİŞİ GÖZALTINDA
Jandarma ekiplerinin gerçekleştirdiği operasyonlar kapsamında, 100 kullanımlık sentetik kannabinoid (uç), 30 gram esrar ve 27 adet uyuşturucu hap ele geçirildi.
Operasyonlar sonucunda 29 şüpheli gözaltına alındı. Ele geçirilen tüm uyuşturucu maddeler koruma altına alınırken, yakalanan şüpheliler hakkında yasal süreç başlatıldı.









Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eski kitap kokusu ve geçmişi uzun yıllara dayanan sahaflık günümüzde ne yazık ki eski talebi göremiyor. Buna sahaflığı seven, sahafları gezen kişileri saymıyoruz ama gerekli önlemler alınmasa bu meslek grubu da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Dilimize Arapçadan geçmiş olan sahaf kelimesi, sahife sözcüğünden türetilmiştir. Sahife, hem sayfa hem de eski kitap demektir. Günümüzde sahafların etkisi maalesef giderek azalıyor.
İkinci el kitapların alınıp satıldığı kitapçılara da sahaf denir. Bu kelime Osmanlıca kaleme alınmış metinlerde sahhaf’ şeklinde de yazılır. Osmanlı Devleti’nin ilk yıllarından bu yana devam eden sahaflık, en eski ve kadim mesleklerden biridir.
Baskısı tükenmiş olan kitapların ve dergilerin satıldığı kitapçılara sahaf adı verilir. Sahafların en önemli özelliği, müşterilerin eski kitaplarını uygun bir fiyata satın almalarıdır. Bazı sahaflarda ise kitap takası yapılabilmektedir.
Osmanlı döneminde açılmış olan tarihi sahaflar, İstanbul, Bursa ve Edirne gibi imparatorluğa başkentlik yapmış olan şehirlerde mesleğini sürdürmektedir.

GÜNÜMÜZDE SAHAFLIK
Günümüzde sahaflık eski dönemlere göre azalma göstermektedir. Eski kitaplara merakı olan ya da baskısı tükenmiş kitapları aramak isteyen kişilerin ilk uğradığı yer her zaman sahaflar olmuştur.
Ama gelişen dijital çağda insanlar her şeye kolayca erişebildiği için sahaflığın da etkisi giderek azalıyor. Bu gerileme kitaplar için de geçerlidir.
Sahaflığın eski bir tarihe dayandığını varsayarsak, İstanbul’da okurların sık uğradığı yerler mevcut. Eski kitap kukusunu içine çekmek, nadir bulunan ve baskısı biten kitapların, çizgi romanların, plakların, içinde kaybolmak ve tarihi keşfe çıkmak isteyenlerin uğrak yeridir sahaflar.

KİTAPSEVERLERİN BULUŞMA NOKTASI
Arkadaşlarınızla ya da bireysel olarak sahaflara gittiğinizde demli çay eşliğinde kitabınızı okuyabilir ya da, plaklardan çalan duygusal müzikle kulağınızın pasını silebilirsiniz. Ne yazık ki, çoğu sahaf saydığım bu imkânları sunmayabilir.
Sürekli gittiğiniz sahafa daha sonra uğramak istediğinizde kapısına kilit vurulduğunu görürseniz şaşırmayın. Çünkü son zamanlarda kapanan sahafların yerini kırtasiye dükkânları ve ya başka isimler altında faaliyet yürüten işletmelerin kurulduğu bir gerçek.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yatırımcılar hangi yatırımın en fazla kazandırdığını merakla takip ediyor.
Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 0,26 azalırken, altının gram fiyatı yüzde 0,53, euro/TL yüzde 0,31, dolar/TL ise yüzde 0,14 artış gösterdi.
BIST 100 ENDEKSİNDE DÜŞÜŞ
BIST 100 endeksi, en düşük 8.846,07 ve en yüksek 9.051,60 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışına göre yüzde 0,26 değer kaybederek 8.885,00 puandan tamamladı.
ALTIN YÜKSELDİ
Kapalıçarşı’da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,53 artışla 3 bin 31 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,60 yükselişle 20 bin 600 liraya çıktı.
Geçen hafta sonu 5 bin 140 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 0,58 artarak 5 bin 170 liraya yükseldi.

DÖVİZ
Bu hafta ABD doları yüzde 0,14 değer kazanarak 34,3360 liraya, avro ise yüzde 0,31 artışla 37,3300’a liraya çıktı.

YATIRIM FONLARI
Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,56 ve emeklilik fonları yüzde 0,38 değer kazandı.
Kategorilerine göre bakıldığında ise yatırım fonları içinde en çok kazandıran yüzde 1,77 ile “kıymetli maden” fonları oldu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Göz alıcı küpelerden oversized şallara, kalın kemerlerden ilginç düğmelere kadar her parça, kıyafetlerinizi tamamlayarak şıklığınızı artırma potansiyeline sahip. Bu sezon, kişisel tarzınızı vurgularken, aynı zamanda rahatlık ve sıcaklık sağlayabilirsiniz.

Kalın kemerler
Bel vurgusu yaparak görünümünüzü daha da şekillendiren bu aksesuarlar, her türlü kıyafeti dönüştürme gücüne sahip. Hem klasik elbiseleri hem de oversized üstleri tamamlayarak stilinize güçlü bir dokunuş katabilirler. Farklı materyal ve renk seçenekleriyle karşımıza çıkan kalın kemerler, hem şıklığı hem de konforu bir arada sunarak kış gardırobunuzun vazgeçilmez parçalarından biri haline geliyor.

Oversized şallar
Oversized şallar, 2024 sonbahar/kış sezonunun en göz alıcı aksesuarlarından biri olarak öne çıkıyor. Hem sıcak tutma özelliği hem de çok yönlülüğü sayesinde, bu büyük şallar farklı stillerle kolayca kombinlenebiliyor. Renkli ve desenli seçenekler, klasik bir görünümü canlandırırken, sade renkler ise minimalist bir şıklık sunuyor.

İlginç ve büyük düğmeler
Büyük ve dikkat çekici düğme tasarımları, ceketlerden elbiselere kadar her parçayı anında şık hale getirirken, kemer görünümlü düğmeler bel vurgusu yaparak silüeti zenginleştiriyor. Bu detaylar, hem vintage bir hava yaratıyor hem de modern kombinlere enerji katıyor.

Dikkat çekici küpeler
Asimetrik tasarımlar, büyük hacimler ve özgün formlar, her kombinasyonu anında canlandırma gücüne sahip. Renkli taşlar, metal detaylar ve farklı materyallerle zenginleştirilen bu küpeler, hem günlük hem de özel davetlerde şıklığınızı ön plana çıkarıyor. Kıyafetlerinizi tamamlayan bu özgün parçalar, kişisel tarzınızı yansıtırken, aynı zamanda modanın eğlenceli yönünü de keşfetmenizi sağlayabilir.

Beyaz çizmeler
arklı stillerle kombinlenebilen bu çizmeler, hem şıklığı hem de modernliği bir araya getiriyor. Özellikle minimalist tasarımları ve keskin hatlarıyla, kıyafetlerinizi anında güncelleyerek çarpıcı bir görünüm sağlıyor. Kot pantolonlardan elbiselere kadar her tarzla uyum sağlayan beyaz çizmeler, kış gardırobunuzda olmazsa olmaz bir parça haline geliyor. Hem rahat hem de stil sahibi olmak isteyenler için ideal bir seçim.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sındırgı Belediyesi, Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde 29 gönüllü korist ve bir orkestra şefi ile iki ay boyunca konser için hazırlandı. Akpınar Yaşam Merkezi’nde düzenlenen konserde Balıkesir Büyükşehir Belediye Orkestrası eşliğinde koro tarafından farklı yörelerden on beş Türk Halk Müziği eseri seslendirildi.
Konserde SamsunÇarşamba yöresine ait “Çarşambayı Sel Aldı” türküsünü Sındırgı Belediye Başkanı Serkan Sak, koro şefi Adem Soyak ile birlikte seslendirdi. Atatürk’ün “Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözünü vurgulayan Başkan Sak, konuşmasında “Sındırgı’yı sanatla, kültürle buluşturacağız. Sosyal ve kültürel etkinliklerle gençlerimizin ufkunu açacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde bu şiarla ilerliyoruz. Halkımızın ruhunu sanatla ve kültürel etkinliklerle besleyeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle başta ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm Kuva – yı Milliye kahramanlarımızı, Makbule Efe’leri, İbrahim Ethem Akıncıları Halil Efe’leri ve sayamadığım nicelerini, aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi, hayatta olan gazilerimizi saygı, rahmetle ve şükranla anıyorum. Cumhuriyetimizin 101. Yılı kutlu olsun. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk” dedi.
İlçe Kaymakamı Didem Dinç Özay “Cumhuriyetimizin 101. Yıl dönümünü iki gün boyunca coşkuyla, sevinçle, birlik ve beraberlik içerisinde birbirinden güzel programlar ile kutladık. Nice 101. Yıllara. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun” dedi.
Programa İlçe Kaymakamı Didem Dinç Özay, Belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve yüzlerce dinleyici katıldı. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

NATALIE PORTMAN KIZ KULESİ’Nİ GEZDİ
43 yaşındaki dünyaca ünlü aktris, İstanbul’a ayak basar basmaz Kız Kulesi’ne gitti. Portman hayranlarıyla da fotoğraf çekildi. Oscar’lı oyuncunun İstanbul’a neden geldiği ise henüz bilinmiyor.
NATALIE PORTMAN KİMDİR?
Luc Besson imzalı “Sevginin Gücü” ( Leon: The Professional) filmiyle, 13 yaşında sinema dünyasına adım atan Natalie Portman, filmde; ailesinin ölümünden sonra bir tetikçinin yanına aldığı bir genç kız olan ‘Mathilda’ya hayat vermişti. “Leon: The Professional” filminden sonra dünya çapında tanınan Portman, Siyah Kuğu filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı.

Kendisini aldattığı iddia edilen eşi Benjamin Millepied ile boşandı. Ünlü çift, 2009 yılında Siyah Kuğu (Black Swan) filminin çekimlerinde tanışmıştı. Millepied ve Portman 2010 yılında nişanlanmış ve 2012’de evlenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koyuncu, “Bu ani nörolojik durumlarda, genellikle bilinç kaybı, konuşma bozukluğu, yutma bozukluğu, ağızda kayma, vücudun sağ veya sol tarafında güçsüzlük gibi ani gelişen sorunlar ortaya çıkabilir. Maalesef dünyada ve ülkemizdeki inme sıklığı, alınan çeşitli önlemlere karşı halen azaltılamamış olmakla birlikte dünyada her yıl yaklaşık 15 milyon kişinin inme geçirdiğini, ülkemizde ise bu sayının 125 bin civarında olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla her gün ülkemizde yaklaşık 350 civarında vatandaşımızın inme geçirdiğini burada belirtmek isterim” diye konuştu.
“RİSK FAKTÖRÜ TÜTÜN KULLANIMI VE YÜKSEK TANSİYON”
İnmenin önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koyuncu, “İnmedeki en önemli risk faktörleri tütün kullanımı ve yüksek tansiyon yani hipertansiyondur. Dolayısıyla tütün kullanımının azaltılması ve hipertansiyonla mücadele inme riskini azaltacak en önemli önlemler arasındadır. Bunun yanında sağlıklı bir yaşam tarzı, sağlıklı bir beslenme, kan şekeri yüksekliğiniz varsa diyabetin tedavisi, kan şekerinin regüle edilmesi, fiziksel olarak aktif kalma ve düzenli uyku gibi önlemlerle, yaşam tarzı modifikasyonlarıyla inme sıklığının önemli bir kısmının azaltılabileceğini vatandaşlarımızın bilmesinde fayda var diye düşünüyorum. İnmede erken tanı ve tedavinin özellikle damar tıkanıklığına bağlı inmede hem sağ kalımı artırdığını biliyoruz hem de engelliliğin derecesinin azaltıldığını biliyoruz. Bunun için belirtileri olan hastaların veya hasta yakınlarının bu durumlarda hemen 112’yi aramaları ve hastaların mümkünse inme ünitesi veya inme servisi olan hastanelere hızlıca nakledilmeleri gerekmekte. Çünkü biliniyor ki ilk 4-5 saatte yapılan müdahaleler inmede sağ kalımı artırıyor ve daha az bağımlı hale gelmelerini sağlıyor. Bu anlamda erken tanı ve erken müdahale inmede çok önemli” dedi.
“ROBOTİK REHABİLİTASYON SİSTEMLERİ KULLANIYORUZ”
Prof. Dr. Koyuncu, inme hastalığının tedavisinin bir rehabilitasyon ve ekip işi olduğunu kaydederek, “Rehabilitasyon ekibiyle birlikte çeşitli teknolojilerden ve güncel teknolojilerden faydalanabiliyoruz. Ülkemizde de bu teknolojik imkanlara ulaşma şansımız yüksek. Bu anlamda biz de hastanemizde de bu robotik rehabilitasyon sistemlerini kullanıyoruz. Robotik rehabilitasyon sistemi kişinin vücut ağırlığını kısmen destekleyen bir yürüme bandı ve sanal gerçeklikten oluşan bir cihaz sistemi. Bu sistemle birlikte kişiye hem yürüme eğitimini verip hem denge koordinasyonunu sağlayıp hem de bilgisayar fonksiyonlarını geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bu ve buna benzer nitelikte olan cihazların yardımıyla da biz inmeli hastalarımızın hem rehabilitasyon tedavisine uyumlarını artırmaya hem de tedavide daha başarılı olmaya çalışıyoruz. Sistemler farklı olabilir; kimi cihaz kişinin vücut ağırlığını daha fazla destekler, kimi kısmen destekler. Dolayısıyla hastaya göre bu rehabilitasyon teknolojilerini hem yürüme amacıyla hem de el ve kol rehabilitasyonu amacıyla kullanabiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlaçların usulü ve tekniğine uygun olarak kullanılmazsa beklenen etkiyi göstermeyeceğini vurgulayan Özlü, “Astım ve KOAH hastalarının tedavisinde inhaler ilaç dediğimiz nefes yoluyla alınan ilaçları biz çok sıklıkla kullanıyoruz. Bu ilaçlar ağızdan alınan hap gibi ilaçlara göre çok daha güvenli, çok daha etkili ve daha düşük miktarlarda dozla tedavi imkanı veriyor. Dolayısıyla bu ilaçlar gerçekten astım ve KOAH tedavisinde vazgeçilmez, yeri doldurulmaz ilaçlar. Ama ne var ki bu ilaçların kullanımı özel bir beceri ve koordinasyon gerektiriyor. Maalesef hastalarımızın birçoğu bu koordinasyonu sağlamakta güçlük çekiyorlar. İşin garip tarafı eğer bu ilaçlar usulüne ve tekniğine uygun olarak kullanılmazsa da beklenen etkiyi göstermeyebiliyor. Hastalar bazen ‘İlaçları kullanıyorum bana bir faydası olmuyor’ diyor. Aslında teknik olarak yeterli, efektif kullanamadığı için fayda görmüyor olabilir. O açıdan hastalarımıza bu ilaçların doğru kullanımını gösteriyoruz. Hasta kontrole geldiğinde de onun bu ilaçları nasıl kullandığını kendisine yaptırarak gözlüyoruz. Bu şekilde hatalar varsa ona geri bildirimde bulunup bu doğru kullanma tekniğini geliştirmeye çalışıyoruz” dedi.
“HASTA EĞİTİMİ ÇOK ÖNEMLİ”
İlaçların doğru kullanımına dikkati çeken Prof. Dr. Özlü, “Doğru ilaçları yazmak önemli, doğru tanı koymak ve doğru tedaviyi reçete etmek çok önemli. Ama reçete ettiğimiz ilaçların doğru kullanılması, etkin şekilde kullanılması da tedavi sonucunu son derece etkileyen bir şey. Maalesef burada büyük sorunlar yaşanabiliyor. Bu ilaçlar çok farklı formlarda olabiliyor; bunların hepsinin kullanımı birbirinden farklı. Bazen bu hastalar birkaç farklı ilacı da beraber kullanabiliyorlar. Yani aynı hastaya farklı türden bir iki ilaç reçete edilmiş olabiliyor. Dolayısıyla birinde yavaş, uzun süreli nefes alması gerekiyor. Birinde hızlı, ani nefes alması gerekiyor. Bunları hastanın bilmesi, ayırt etmesi lazım. Burada zorluklar yaşanabiliyor. O açıdan bu inhaler ilaçların çok önemli olduğunu, ama doğru kullanılması gerektiğini, doğru kullanıldığı takdirde etkin olduğunu tekrar vurgulamak isterim. Burada hasta eğitiminin gerçekten çok önemli bir rolü var” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Laçin, gargaraların doğru kullanıldığında ciddi ve etkili sonuçlar verdiğine dikkati çekerek, 2023 yılında yayınlanan bir çalışmanın bazı gargaraların uzun süreli kullanımının olumsuz etkilerini ortaya koyduğunu, aslında bundan önce de benzer sonuçlar gösteren çalışmaların olduğunu belirtti.
“AĞIZ GARGARALARI DOKTOR KONTROLÜ DIŞINDA DÜZENLİ KULLANILMAMALI”
Dr. Laçin, bazı gargaraların uzun yıllar düzenli kullanılması durumunda hipertansiyon üzerinde olumsuz etkileri olabildiğini, özellikle 40-60 yaş arasındaki bireylerde bu etkilerin daha belirgin hale geldiğini vurgulayarak, “Basit ya da başlangıç seviyesinde bir tansiyon durumu varsa buna ‘non-dipper tansiyon’ diyorlar. Yani düşük seviyeli bir hipertansiyon. Bu gargaraların düzenli kullanımıyla bu düşük seviyeli hipertansiyonun yükseldiği görülüyor” diye konuştu.
REKLAM
Gargaraların düzenli kullanımının ağızdaki bazı bakterilerin azalmasına neden olduğunu, bunların nitrik oksit adı verilen bir bileşiği salgıladığını anlatan Laçin, bunun tansiyonu düzenlediğini söyledi.
Dr. Laçin, “Bu bakteriler nitrik oksit salgılar ve bu bileşik kana karışarak damarların genişlemesini sağlar, tansiyonu düzenler. Ancak bu bakteriler ciddi oranda azaldığında, nitrik oksit miktarı da düşer ve bu durum hipertansiyonun yükselmesine yol açar” bilgisini verdi.
Bu yüzden ağız gargaralarının doktor kontrolü dışında düzenli kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Laçin, ağız bakımının kalp sağlığı üzerinde de önemli etkilerinin olduğunu bildirdi.
AĞIZ BAKIMININ YAPILMAMASI KALBİ ETKİLİYOR
Kalp hastalarında ağız bakımının aksatılmasının bakterilerin kan yoluyla kalpte birikmesine yol açabileceğine işaret eden Laçin, “Özellikle diş eti kanaması olan bireylerde ya da kalp hastalığı olanlarda ağız bakımı aksadığında bakterilerin kan yoluyla kalpte birikinti yaptığı, ‘aterom plağı’ dediğimiz kalbe giden damarlarda bazı plak birikintilerine neden olduğu ve bu plakların içinde ağız bakterilerinin de yer aldığı biliniyor” dedi.
Dr. Laçin, ağız bakımının sadece diş fırçalamayla sınırlı kalmaması gerektiğini, bununla birlikte arayüz bakımı için diş ipi, arayüz fırçası ile ağız duşu gibi yardımcı ürünlerin kullanılması gerektiğini bildirdi.
Bu konuda önerilerini sıralayan Laçin, “Doğru teknik ve doğru fırça seçimiyle diş fırçalama, arayüz temizliği ve yüzeylerin mekanik olarak temizlenmesi ağız sağlığını koruma açısından yüksek oranda etkili” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu semptomların görülmesi halinde zaman kaybedilmemesi gerektiğine dikkat çeken Asil, “İnme, ülkemizde ve dünyada önemli bir ölüm ve sakatlık nedeni.” açıklamasını yaptı.
İnmenin yaş, cinsiyet, genetik ve ırk gibi faktörlere bağlı olarak gelişebileceğini ifade eden Asil, özellikle 55 yaş üzeri kişilerde inme riskinin daha yüksek olduğunu, ancak erkeklerde genç yaşlarda da görülebileceğini kaydetti.
Diyabet, hipertansiyon, obezite, yüksek kolesterol ve kalp hastalarının inme açısından riskli grupta olduğunu vurgulayan Asil, “Erken müdahale, felcin kalıcı hasar bırakmasını önleyebilir.” değerlendirmesini yaptı.
Son 20 yılda inme tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Asil, şunları kaydetti:
“Damar tıkanıklığına bağlı iskemik inme, erken dönemde tedavi edilebilen bir hastalık haline geldi. Beyinde tıkanan damarlar ilaçlar ve anjiyografik yöntemlerle açılabiliyor, böylece hastanın şikayetleri kısmen ya da tamamen düzelebiliyor. Tedavide en kritik unsur zamanında müdahale.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu belirtileri gözden kaçırmayın!
Erken tanı diyabetin gözlerde, böbreklerde, sinirlerde ve kalpte yol açabileceği hasarlara karşı önlem alınmasını sağlar. Eğer aşırı susama, sık idrara çıkma, sürekli yorgunluk, bulanık görme ve kilo kaybı varsa mutlaka doktora görünmelisiniz. Ağız kuruluğu, ciltte kaşıntı ve kuruluk, ellerde ve ayaklarda karıncalanma da diyabete işaret edebilir.
Ansızın uyku bastırması, canınızın sık sık tatlı çekmesi de henüz diyabet hastası olmasanız bile sizde büyük ihtimalle insülin direnci sorunu olduğunu gösterir. Bu nedenle mutlaka doktora danışmak gerekir.
Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanın!
Karbonhidrat, yağ ve protein dengesini sağlayan sağlıklı bir beslenme planı, öğün saatlerinin düzenli olması kan şekerinin ani yükselip düşmesini engeller. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapmak (örneğin; gün aşırı 35-40 dk tempolu yürümek), stresi yönetmek, düzenli uyku kan şekerini kontrol altında tutmak için son derece önemlidir. Alkol ve sigaradan kaçınmak gerekir. Alkol yüksek kalori içerir ve tedavinizi aksatmasanız bile kan şekerinizin kontrolünü bozarak komplikasyonları hızlandırabilir. Kalp krizi, bacak atardamarlarında tıkanıklık ve beyin damar tıkanıklığı sonucu ortaya çıkan felç durumu sigara içen diyabet hastalarında daha sık ve daha şiddetli şekilde görülür.
Çok sık yapılan bu hatalardan kaçının!
Diyabet hastalarının bazı hatalara çok sık düştüğünü, bunun da hastalığın kontrolsüz şekilde ilerlemesine yol açtığını belirten Prof. Dr. İsmet Tamer “Örneğin; öğün atlayarak kilo vermeye çalışmak kan şekeri dengesini bozup diyabet yönetimini zorlaştırır. Hastaların kendilerini iyi hissettiklerinde, tatlı yemediklerinde ya da kan şekeri normal çıktığında ilaçları almayı ihmal etmesi de tedavide ciddi zorluklara yol açabilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarına uymamak, fazla karbonhidrat tüketimi, sigara ve alkol kullanımı ile yeterli fiziksel aktivitenin yapılmaması da sık görülen yanlışlar arasındadır” diyor.
Tedavinizi aksatmayın!
Düzenli bir tedavi süreci, hastalığın ilerlemesini ve diyabete bağlı komplikasyonların ortaya çıkmasını önler. Tedavi aksatılırsa kan şekeri seviyeleri kontrolsüz şekilde yükselebilir. Bu da kalp-damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, görme kaybı, sinir hasarı ve şeker koması gibi yaşamsal sorunlara yol açabilir. Bu nedenle tedavinin sürekliliği ve disiplinli olunması hayati önem taşır.
Sadece ilaca güvenmeyin!
Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Prof. Dr. İsmet Tamer, diyabet tedavisinde sadece ilaç kullanımının yeterli olmadığını, bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini belirterek “Bütüncül yaklaşım; sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini, beslenme düzenini, fiziksel aktiviteyi ve düzenli doktor kontrollerini kapsar. Psikolojik desteğin de diyabet tedavisinde önemi büyüktür. Diyabet hastaları genellikle uzun süreli bir tedavi süreci ile karşı karşıya oldukları için stres ve depresyon riskleri yüksektir. Hastaların tedavi sürecine katılımı ve motivasyonu, bu sürecin başarısında kilit rol oynar. Gerekli hallerde psikolojik destek alınması da bütüncül tedavinin önemli bir parçasıdır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“YAŞLI BAKIMI AİLE İÇİ ÇATIŞMAYI ARTIRIYOR”
Bakım probleminin aile içi çatışmaları artırabileceğini söyleyen Prof. Dr. Tufan, “Bakım problemi ülkemizde aile içerisinde büyük sorunları da beraberinde getiriyor. Bizim güçlü aile yapımız şu an buna dirayetli. Ama uzun vadede zedelenebileceğini de göze almak gerekiyor. Gerontologların ortaya koydukları çözüm önerilerine iyi bakmak lazım. Geriatri ve diğer disiplinlerle birlikte bu sorunu ülkemiz için en uygun koşullarda çözebilecek sistemi yaratabiliriz. Ülkemizde bir bakım problemi olduğunu, demans, onun bir türü olan Alzheimer hastalarının sorunlarının ailenin üzerinde bir yük olduğunu, devletimizin, özel sektörün ve yerel yönetimlerin kurumsal kapasitelerinin yeterli olmadığını, kalifiye personel açığımızın çok yüksek olduğunu tartışmaya açmalıyız” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aşağıda okuyacağınız cümleler hastalığa yakalanan kadınlara ait. Bu kadınların bazıları kanser olduğunu tesadüfen fark etmiş bazıları konuyla ilgili hiçbir bilgiye sahip değil bazıları çok genç bazıları ise belirtileri ihmal ettiği için tehlikeye kendi eliyle davetiye çıkartmış. Amaç bu ihmalkârlığı ortadan kaldırmak ve hastalıkla ilgili farkındalık yaratıp bu cümleleri duymamak.
İşte onlardan bazıları:
REKLAM
“Kızımı emzirirken nohut büyüklüğünde bir kitle fark ettim.”
“Bir terslik olduğunu kedim göğsüme atlayıp mememdeki şişlik iltihaplanınca anladım.”
“Teşhis konduğunda 26 yaşındaydım. Ne yapacağımı nereye gideceğimi bilemedim. Aile geçmişimizde olmadığı için konuyla ilgili hiçbir bilgim yoktu.”
“Ağrıdan duramıyordum. Anneannemde fibrokist varmış ve emzirince geçmiş. Annem abarttığımı düşünerek ‘Bir doğum yap, emzirince geçecek!’ diyordu ama geçmediği gibi mememin üstünde su kabarcığına benzeyen ufak yaralar açılmaya başladı.”
“ilk fark ettiğimde nohut tanesi kadardı. Bir buçuk yıl ihmal edince ceviz büyüklüğüne ulaştı.”

“Kanser Savaşçıları” tam da bu cümleleri duymayalım diye kurulmuş. Onlar kanser hastalığının tanı ve tedavi sürecinde ihtiyaç duyulabilecek her türlü bilgiyi doğru ve bilimsel kaynaklardan araştıran, öğrenen ve paylaşan bir sivil inisiyatif. 2011 yılından beri hedefleri, tanı alan kişilerin ve onların yakınlarının hastalıkla karşılaşma anlarından, tedavi ve sonrasındaki sürece kadar olan tüm ihtiyaçlarına çözüm üretmek. Kurumsal kimliklerini 2015 yılında bir dernek haline gelerek kazanmışlar. Gönüllülük esası güden dernekte, konusunda uzman bilim insanları, bilgi ve deneyimlerini hasta ve hasta yakınlarına aktarıyor. Tanı ve tedavi sürecini yaşamış veya yaşıyor olan savaşçılar bu inisiyatif sayesinde birbirleriyle deneyimlerini paylaşıyor. Derneğin en önemli misyonlarından biri de bu zorlu yolu tamamlayanların yeni başlayanlara rehberlik etmesi. Kanser savaşçıları eğitim, farkındalık ve psikolojik destek konusundaki projeleriyle hastalıkla ilgili farkındalığı artırmayı hedefliyor.
REKLAM
Haberimizin konusu derneğin üçlü negatif meme kanseri tanısı alan bireylerin tanı ve tedavi sürecinde yaşadığı sorunları ve ihtiyaçları belirleyerek çözüm üretebilmek adına gerçekleştikleri bilimsel bir araştırma.
Prof. Dr. Gürkan Sert
Araştırmanın yürütücüsü Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Sert. Kanser Savaşçıları Derneği Başkanı Belma Kurdoğlu Akgün, bu araştırmayla “Üçlü negatif meme kanseri” tanısı alan kişi ve yakınlarının kanserle tanışma anından itibaren tedavi ve sonrasındaki süreçlerinde karşılaşabilecekleri ihtiyaçlarına çözüm üretme amacında olduklarını söylüyor.
Akgün açıklamasında “Kanser Savaşçıları Derneği olarak, eğitim, farkındalık ve psikolojik destek konusunda çeşitli projelere imza atıyoruz. ‘Üçlü Negatif Meme Kanserinde Hasta Yolculuğu’ araştırması da bunun bir parçası. Bu kanser tipi tanısı almış kanser hastalarıyla yapılan görüşmelerle gerçekleştirilen araştırmanın, hasta olsun ya da olmasın toplumda farkındalık yaratacağına inanıyoruz” diyor.
PSİKOLOJİK EKONOMİK VE SOSYAL DESTEĞİN ÖNEMİ
Üçlü negatif meme kanseri tanısı alan hastalarla yapılan görüşmelerde, hastalar sağlık durumları hakkında bilgilendiriliyor, tanı alma ve tedaviye erişim süreçleri ile sosyal yaşamları, iş ve aile hayatları ile üreme fonksiyonlarının hastalıktan nasıl etkilendiğine dair veriler elde ediliyor.
Araştırma sürecinde “Üçlü negatif meme kanseri” teşhisi konusunda toplumda yeterli bilinç bulunmadığı, hastaların tanı alma ve tedavi konularında önemli bilgi eksikliklerinin olduğu belirtiliyor. Araştırmada ayrıca hastalık döneminde yaşanacakların öngörülemediği, tanı ve tedavi süreçlerinin hastanın ve ailesinin yaşamında zorluklara neden olduğuna dair bulgular da paylaşılıyor. Uygulanan tedavi ve yenilikçi yaklaşımların kanserle mücadelede önemli bir yer tuttuğunu belirten Prof. Dr. Gürkan Sert, tanıya başvuru, tanı, tedavi ve tedavi sonrası süreçte hasta ve yakınlarının psikolojik, ekonomik ve sosyal yönden desteklenmesinin sunulan tıbbi tedaviler kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor.
REKLAM
ARAŞTIRMANIN ÖNEMLİ BULGULARI
*Hastalar tanı almak için başvurularını ellerine kitle gelmesi nedeniyle tesadüfen gerçekleştiriyor.
*Hastaların tanı alma süreleri başvurdukları sağlık kurumuna göre değişkenlik gösteriyor.
*Genç yaş ve ailede kanser öyküsü olmaması tanı alma süresinin uzamasına neden oluyor.
*Hastaların tanı alma sürelerinin uzaması tedavi süreçlerini güçleştiriyor.
*Tedavinin başlamasıyla birlikte hastalar kemoterapi sürecinde güçlük/ağrı, halsizlik, beslenme sorunları ve psikolojik sorunlar yaşayabiliyor.
*Tedavi sürecinde özel hastane ve kamu hastanelerinden hizmet alanların yaşadıkları süreçler de farklılık olabiliyor.
*Maddi zorluklar hasta ve hasta yakınlarını tedavinin her evresinde doğrudan etkiliyor.
*Kanser tedavisinde kullanılan yenilikçi tedavi seçeneklerine erişimde sorunlar yaşanıyor.
*Tanı ve tedavi hakkındaki bilgi ve bilgilendirilme eksiklikleri hastalarda kaygı ve endişeleri artırıyor.
*Hastalığı konusunda doğru bilgiye ulaşamayan veya eksik bilgilendirilen hastalar internetten bilgi edinme yoluna gidiyor.
*Genç yaştaki hastalarda “fertilitenin (doğurganlık) korunması için tanının ardından tedaviye mi başlamalı yoksa doğurganlığı koruyucu yöntemlere mi öncelik verilmeli” sorusuyla ilgili hızlı karar verme zorunluluğu bulunuyor.
Prof. Dr. Özlem SönmezDAHA ÇOK GENÇ KADINLARDA GÖRÜLÜYOR
Üçlü negatif meme kanseri farkındalığının önemine dikkat çeken İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, “Üçlü negatif meme kanseri (TNBC) alt tipi, küresel ölçekte tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturur. Türkiye’de farklı yıllarda yayınlanan veriler meme kanseri alt tipleri içerisinde TNBC görülme oranının benzer olduğunu gösteriyor. TNBC, hastalık seyri ve tedavi yanıtı açısından diğer meme kanseri tiplerinden farklılıklar gösteriyor. Genellikle genç olan hastaların önemli kısmını ailede kanser öyküsü olan kadınlar oluşturuyor. Hastalığın genç yaştaki kadınlarda geç evrede teşhis edilmesi ve agresif seyirle ilerlemesi nedeniyle, hastaların yenilikçi tedavi seçeneklerine hızlı erişimi çok önemli görülüyor. Bu noktada Sağlık Bakanlığı’nın olumlu adımları bulunuyor. Klinik çalışmalar, uygun hastaların yenilikçi tedavi seçeneklerine erişimini mümkün kılarken, bu süreçte hastaların hekimleri tarafından detaylı ve doğru şekilde bilgilendirilmeleri çok önemli” diyor.
TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN SONUÇLARDAN UZAK OLMANIN YOLU
Hastaların, konunun uzmanı olmayan kişilerce sunulan tedavi yöntemlerine yönelmelerinin tanı ve tedavi süreçlerinde telafisi mümkün olmayan olumsuz sonuçlara yol açabildiğini vurgulayan Sönmez “Bu hastalığın tedavisi ve takibi için hastaların tıbbi onkoloji uzmanına başvurmaları gerekmektedir. Ülkemizde bu alanda çalışan tıbbi onkoloji uzmanlarının güncel bilgi seviyeleri en üst düzeydedir”diyerek devam ediyor; “Hastanın tedavisi süresince hekimini bilgilendirmesi çok önemlidir. Kanserle mücadele eden hastaların doğru bilgi kaynaklarına erişimlerinin sağlanmasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İNSAN SAĞLIĞINI CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLEYEBİLİR”
Gıda katkı maddelerinin, özellikle renklendiriciler, koruyucular, antioksidanlar, tatlandırıcılar ve jelleştiriciler gibi birçok farklı türü olduğunu belirten Diyetisyen Özölmez, bunların yaygın olarak gofret, kek, et ve süt ürünleri gibi paketli gıdalarda bulunduğunu söyledi.
Özölmez, “Bu maddeler, gıdaların raf ömrünü uzatırken, bilinçsiz kullanımda insan sağlığını ciddi şekilde etkileyebilir. Özellikle alerjik reaksiyonlar, metabolik problemler, sindirim sorunları ve bağışıklık sistemi zayıflaması gibi sağlık sorunlarına yol açabilir” diye konuştu.
“RİSK GRUPLARI DAHA DİKKATLİ OLMALI”
Gıda katkı maddelerinin etkileri konusunda risk gruplarını uyaran Özölmez, “Hamileler, emziren anneler, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler, katkı maddelerine karşı daha dikkatli olmalıdır. Bu grupların beslenme alışkanlıklarını düzenleyerek, hazır gıdalardan kaçınmaları ve dengeli bir beslenme programı takip etmeleri büyük önem taşır” ifadelerini kullandı.
DENGELİ VE BİLİNÇLİ BESLENMENİN ÖNEMİ
Beslenme düzeninde, sağlıksız gıdalardan uzak durulması gerektiğini söyleyen Özölmez, “Tek tip beslenme yerine sağlıklı ve dengeli bir beslenme modeli tercih edilmelidir. Bu sayede sağlığımızı koruyabilir ve gıda katkı maddelerinin olumsuz etkilerinden kaçınabiliriz. Katkı maddelerinin beslenme düzeninden tamamen çıkarılması zor. Bu nedenle bilinçli tüketim ve üreticilerin koyduğu miktarların denetlenmesi sağlıklı bir yaşam için kritiktir” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, “Yemen, devam eden insani kriz ve düşük aşılama oranları nedeniyle son 3 yılda bildirilen 273 vakayla, çocuk felci virüsü salgınıyla mücadeleye devam ediyor” ifadelerine yer verildi.
Verilere göre çocuk felcinin Yemen’deki birçok çocuğun hayatını tehdit etmeyi sürdürdüğü belirtilen açıklamada, hastalığın “kalıcı, tedavisi mümkün olmayan felce veya ölüme neden olabileceği bunun da ancak aşılamayla önlenebileceği” uyarısında bulunuldu.
Açıklamada ayrıca “2020 yılına kadar çocuk felcinden arınmış olan Yemen’de, sağlık sisteminin kırılganlığı ve sosyal, siyasi ve güvenlik krizi nedeniyle 2022’de yüzde 58 olan aşılama oranları, 2023’te yüzde 46’ya düştü” ifadesi kullanıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SAĞLIKLI AÇLIK KAVRAMI ÖN PLANA ÇIKMAYA BAŞLADI”
Prof. Dr. Murat Baş, “Aslında ‘aç kalma’ üzerine kurulu beslenme, özellikle son yıllarda artan obezite ve beraberinde artan diyabet ve şeker hastalığı gibi hastalıkların sonucunda çok fazla gündeme gelmeye başladı. Uzun yaşam beklentisinden dolayı hayatımıza bir şekilde girmeye başladı. Aslında açlık, hiçbir şekilde yiyecek ve içecek almadığınızda sağlıklı bir yaklaşım değil. O zaman kas kaybedebilirsiniz ki biz onu asla ve asla istemiyoruz. Bunun karşısında biz ‘sağlıklı açlık’ı öne çıkarıyoruz” dedi.
“AÇLIĞI TAKLİT EDECEK KADAR ENERJİ VE VİTAMİN VERİYORUZ”
Prof. Dr. Baş, “Açlığı taklit eden beslenme programında, aslında ‘sağlıklı açlık’ uygulaması yapılıyor. Sağlıklı açlıkta vücutta fizyolojik faaliyetlerin devam ettiği kadar bir enerji ve mineral takviyesi veriyoruz” diyerek, bu beslenme biçimiyle ilgili merak edilenleri şöyle aktardı:
“‘Açlığı taklit eden beslenme’ 5 gün uygulanan ve tercihen birbirini takip eden 3 ay boyunca 3 periyot şeklinde uygulanması gereken beslenme biçimi. İlk gün bin 100 kalori civarında bir enerji alımı ve fizyolojik ihtiyaçları karşılayacak vitamin, mineral alımı söz konusu. 2,3,4 ve 5’inci günlerde de 800 kalori civarında bir enerji ile beraber o ihtiyacı karşılayacak vitamin minerallerin alınması söz konusu.”
“AÇLIĞI TAKLİT EDEN BESLENME DİYABETİ ÖTELİYOR”
Bu beslenme biçiminin kimler için uygun olduğunu da anlatan Prof. Dr. Murat Baş, “Açlığı taklit eden beslenme tabii ki herkes için uygun değil. Sağlıklı bir metabolizmaya sahip olmak birincil şart. Özellikle, diyabet tanısı almamış ama şeker hastalığına çok yakın olan kişilerde uygulanması çok yararlı etkiler gösterebiliyor ve hastalığı öteleyebiliyor” dedi. Diğer yandan, insülin direnci olanlar ile obeziteyi tedavi etmek için cerrahi bir müdahaleye girmeden önce ve girdikten sonra küre takılma dönemlerinde bu beslenme modelinin uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Murat Baş, şunları vurguladı: “Ama özellikle, tip1 diyabet hastaları yani insüline bağımlı hayatlarını devam ettiren kişiler için uygun değil bu beslenme modeli. 70 yaşın üzerindeki kişiler için de uygun değil. Yeme bozukluğu geçmişi olan ve 18 yaşın altındaki kişilere de önermiyoruz.”
Tıp Fakültesi, Biyoistatistik ve Tıp Bilişimi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Sezerman da yine son dönemin en yaygın araçlarından biri olan yapay zekayı kullanarak kişiselleştirilmiş tıp alanında geliştirdikleri yeni sistemi anlattı. Prof. Dr. Sezerman’ın ‘Geleceğin Tıbbı: Yapay Zekaya Dayalı Omik Veri Analizi ile Kişiye Özel Sağlık Çözümleri’ başlıklı konuşması ilgiyle takip edildi.
Prof. Dr. Uğur Sezerman geleceğin tıbbı olarak adlandırdıkları ve üzerinde çalıştıkları sistemi şöyle anlattı: “Kişiye özel sağlık çözümleri derken, kişinin vücutta ölçülebilen bütün metriklerini kastediyoruz. Bu, DNA’dan başlayarak sizin genetik yatkınlarınız, RNA’dan başlayarak hangi gen ne kadar ifade ediliyor, bunlar nasıl değişmiş ya da epigenetik değişiklikler dediğimiz değişikler bunlar nasıl değişiyor, tüm bunlar inceleniyor ve analiz ediliyor. Metabolitler, protein seviyeleri, bunların fonksiyonel durumları. Bütün bunları dizileme teknolojileri sayesinde bulabiliyoruz. Bu, hastanın sağlık durumunu tüm detaylarıyla belirlememizi sağlıyor. Ve sonrasında sizin karşılaşabileceğiniz hastalıkları belirterek, bu hastalıklara yakalanmamak adına almanız gereken önlemleri belirliyor ve yaşam şekli ve beslenbme alışkanlıklarınıza dair önerilerde bulunuluyor. Aslında koruyucu sağlığı öne çıkarak, hastalanmamak adına yapılması gerekenler hakkında kişiyi yönlendiren bir sistem bu.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Artan şiddet olayları, toplumsal huzursuzluk ve güvensizlik ortamını derinleştirirken; Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli, konunun çözümünün eğitim ve sosyal politikalardaki reformlardan geçtiğini belirtti.
Prof. Dr. Verimli, “Her gün karşılaştığımız kötü haberlerle güven duygusu kaybolur. Herkes gerginleşir. Eski cesaretini ve huzurunu bulamaz. Rahatlıkla dışarı çıkamaz, rahatlıkla gezemez, rahatlıkla çocuklarını topluma sosyalleşmesi için gönderemez” ifadelerini kullandı.
ŞİDDETE KARŞI SIFIR TOLERANS
Yıldırım, “Şiddete herhangi bir kurumda, ailede, toplulukta veya bir devlet kurumunda meşruiyet kazandırdığınız anda önünü alamazsınız. Bugün şiddeti engellemek için önerdiğimiz ceza; idam cezası. Yani bir şiddetle şiddeti cezalandırma talebi. Şiddeti engellemek için önce doğru ve gerçekçi tespitler yapmamız gerekiyor. Tüm dünyada da ülkemizde de şiddeti uygulayanların önemli bir kısmı hasta değil. Bu insanlar suç işliyorlar ve kötüler” diye konuştu.
2024 Eylül ayında erkekler tarafından 34 kadın öldürüldü. 20 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.PLANLI CİNAYETE İYİ HAL, BAŞKALARINI SUÇA YÜREKLENDİRİYOR
Sokak hayvanlarıyla ilgili yasayı tartışırken bile “ölümden” bahsedilmesini eleştiren Yıldırım, “‘Yaşam alanınımızı rahatsız eden birine bunu yapmak doğrudur’ diyorsak, ayrımcı bir dil kullanıyorsak, işte bu, şiddeti meşrulaştıran alanlar açar. Gerekçe bulmayı, cezasızlık kavramında da değiştirmemiz gerekiyor. İyi hal indirimi planlı cinayet işlemiş bir insan için kullanıldığında, başka insana suç işleme özgürlüğü verdiğinizi bilmelisiniz” ifadelerini kullandı.
Toplumdaki şiddeti engellemek için atılması gereken adımlara işaret eden Prof. Dr. Yıldırım, şiddete karşı her yerde sıfır tolerans gösterilmesi gerektiğini söyledi.
ŞİDDET UYGULAYANLARIN ÖNEMLİ BİR KISMI HASTA DEĞİL; KÖTÜ
Prof. Dr. Yıldırım, toplumun, şiddet eylemlerinin nedenlerini hastalıkla ilişkilendirme eğiliminde olduğunu kaydederek, şunları söyledi: “Tüm dünyada ve ülkemizde de şiddet uygulayanların önemli bir kısmı hasta değil. Bu insanlar suç işliyorlar ve kötüler.”
Bu yanlış bakış açısının nelere sebep olduğunu anlatan Yıldırım, “Böylece ruhsal acı yaşayan insanların tedavi olmalarını engelliyorsunuz çünkü insanlar korkuyor. Tedaviye gittiklerinde başkaları tarafından kötü insanmış, zarar verecekmiş, şiddet uygulayacakmış gibi damgalanmalarına yol açıyor” şeklinde konuştu.
Şiddetin azalması için çok önemli bileşenlerin gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Verimli, “Bu insanların çoğunluğu eğitimi yarım bırakmış, meslek edinememiş birtakım suç gruplarıyla temas kurmuş kişilerdir. Burada suçu cezalandırmak söz konusu değil; kişiyi alıp içeri attığınızda ömür boyu gün ışığı görmediğinde neyi çözüyorsunuz? Cezaevinin bir amacı vardır; kişinin hayata tedavi edilmiş olarak geri kazandırılmasıdır. Peki yapabiliyor muyuz? Cevap ortada” dedi.
“TÜRKİYE 20 SENE ÖNCE UYUŞTURUCU TRAFİĞİNİN GEÇİŞ YOLUYDU”
Şiddetin “suç niye oluyor”dan başlayarak önlebileceğini savunan Verimli, “Eğitimsizlikten oluyor, kırsaldan hızlı kentleşmenin getirdiği uyum probleminden, ekonomik güçlükten kaynaklanıyor. Bu gelir gider farkını, işsizlikleri, eğitimsizlikleri çözmeden bu sorunu engelleyemezsiniz” diye konuştu.
Uyuşturucunun şiddet üzerindeki etkilerine değinen Verimli, “Türkiye uyuşturucu trafiğinin geçiş yoluydu. ‘İleride biz pazar olacağız’ diye 20 sene önce söyledim. 20 sene önceden insanlığın uyuşturucuya karşı tutumu belliydi. Araştırıldı, istatistiklerle ortaya konuldu. Ne olduğu da belli. Bu konuda bir şey yapılması gerekirdi. Bugün yeni keşfediliyormuş gibi hareket etmemek lazım. Bunlar yıllarca önce keşfedildi ama herkes kulağını kapattı” ifadelerini kullandı.
HER YIL BİNLERCE KİŞİ AV TÜFEĞİ RUHSATI ALIYOR
Şiddetin yayılmasında bireysel silahlanmanın artışı önemli bir rol oynuyor. Türkiye’de her yıl binlerce yivsiz av tüfeği ruhsatının verilmesini eleştiren Prof. Dr. Yıldırım, “Neden bu kadar çok insanın silaha ihtiyaç duyduğunu sorgulamalıyız. Şiddeti önlemek istiyorsak, şiddetin araçlarını yaygınlaştırmayı durdurmalıyız” ifadelerini kullandı.
ŞİDDETE KARŞI DUYARSIZLAŞIYOR MUYUZ?
Medyanın da şiddetle mücadelede büyük sorumluluk taşıdığını vurgulayan Yıldırım, günümüzde sosyal medya ve haber kanallarının şiddeti sürekli göz önünde tutmasının toplumda şiddete karşı duyarsızlığa yol açtığını dile getirdi.
Yıldırım, “Her gün karşılaştığımız şiddet haberleri, şiddeti neredeyse kabul edilebilir bir olgu hâline getiriyor” dedi.
Toplumsal cinsiyet rolleri gibi kültürel kodların, kadına ve çocuğa yönelik şiddeti normalleştirdiğine dikkat çeken Yıldırım, “Baskıcı dilin ve ayrımcı ifadelerin toplumdaki şiddet eğilimini artırdığı bir gerçek” ifadelerini kullandı. Yıldırım, şiddeti önlemek için toplumun temel değer yargılarını gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı.
GÜVENSİZ ORTAMDA YETİŞEN ÇOCUKLARIN BEYİNLERİNDE DEĞİŞİKLİK MEYDANA GELİYOR
Güvensiz bir ortamda yetişen çocukların beyinlerinde değişikliklerin meydana geldiğini ifade eden Yıldırım, “Çocukların DNA’ları etkileniyor. Güvensiz bir ortamdaysa çocuklar bu güvensizliğe karşı farklı bir profile doğru gidiyor. O yüzden kötü bir ortam yaratırsanız bunun nerede karşınıza çıkacağını bilemezsiniz. O yüzden hepimiz için güvenli, barışın olduğu bir ortamda şiddeti çok daha kolay engelleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
ŞİDDETİ ÖNLEMEK İÇİN NE YAPILMALI?
Şiddete karşı yapılacaklar hususunda değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, “Rasyonel tanımlar yaparsak bu konuda bir adım atılabilir. Öncelikle ceza sistemimizin baştan sona değişmesi ve hakimlerimizin eğitilmesi gerekiyor. İnfaz sistemimizin ve cezasızlık kavramının değişmesi gerekiyor. Şiddet dilinin her yerde azaltılması gerekiyor. Kültürel kodlarımızda şiddeti kabul eden her tür ifadeyi bulup çıkarmamız gerekiyor. Sağlıkta ve eğitimde şiddeti ortadan kaldıralım. ‘Hak etti yaptım’ diyen insanları toplumdan dışlamamaız gerekiyor. Kadının maruz kaldığı şu cinayetleri engelleyelim, sırf boşanmak istediği için şiddete ve toplumdan gördüğü baskıya maruz kalan insanlara karşı bir şey yapalım. Kişilerin cinsel kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz kaldığı bir ortamda şiddeti engelleyemeyeceğimizi bilelim, o yüzden çuvaldızı öncelikle bu ifadelere batıralım” dedi.
Şiddete karşı yapılacaklar noktasında kararların önyargıyla alındığını aktaran Prof. Dr. Verimli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kararlar ön yargıyla alınırsa sonu hüsranla biter. Bilimsel yolla alınırsa başarı sağlanır. Herkesin siyasi ideolojisine göre suçladığı bir grup var. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim açısından yatırımlar yapsa, sosyal çalışmacılıkla ilgili bir meslek istihdam edilse ve bunlar sahada çalışsalar. Her kapıyı çalıp içerideki riskli kişileri önceden tespit etseler ve alınması gereken tedbirleri alsalar. Bu konuya bilimsel yaklaşmadan ön kanaatlerle karar vermek ve nutuk atmak sorunları asla çözmez.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırmacılar, 15 yıl boyunca yaklaşık 600 kişiyi değerlendirdi. 15 sene önce yaş ortalaması 40 olan katılımcılara uyku alışkanlıkları hakkında, “Genellikle uykuya dalmakta güçlük çekiyor musunuz? Geceleri birkaç kez uyanır mısınız? Çok erken mi uyanırsınız?” gibi sorular soruldu.
Katılımcılar, 5 yıl sonra, sağlıksız uykunun 6 özelliğini belirlemek için tasarlanmış olan ikinci bir anketi doldurdu. “Kötü uyku kalitesi, gündüz uykulu olma hali, uykuya dalmada zorluk, uykuda kalma zorluğu, sabah erken uyanma ve kısa uyku süresi” sağlıksız uykunun özellikleri arasında yer aldı.
REKLAM
Her katılımcı, kaç kötü uyku alışkanlığına sahip olduklarına göre 3 gruptan birine yerleştirildi. Bu alışkanlıklardan hiç birisine sahip olmayan veya sadece birine sahip olanlar düşük grup, iki veya üçüne sahip olanlar orta grup ile dört ve üzerine sahip olanlar yüksek grup olarak nitelendirildi.
İkinci anketten 10 yıl sonra araştırmacılar, katılımcıların beyin yaşlarını belirlemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ve çeşitli cihazları kullandı.
Söz konusu sağlıksız uyku alışkanlıklarının çoğuna sahip olan yüksek gruptaki kişilerin ortalama beyin yaşının, düşük gruptakilerden 2,6 yaş daha ileri olduğu tespit edildi.
Orta grubun ortalama beyin yaşının da düşük gruptaki katılımcılardan 1,6 yaş daha ileri olduğu belirlendi.
Çalışmanın yazarlarından olan California Üniversitesinden Prof. Dr. Kristine Yaffe, yaptığı yazılı açıklamada, “Bulgularımız, tutarlı bir uyku programı sürdürmek, egzersiz yapmak, yatmadan önce kafein ve alkolden kaçınmak ve gevşeme teknikleri kullanmak da dahil olmak üzere, beyin sağlığını korumak için uyku sorunlarını yaşamın erken dönemlerinde ele almanın önemini vurgulamaktadır.” ifadelerini kullandı.
Araştırmacılar, Ulusal Yaşlanma Enstitüsü tarafından finanse edilen çalışmalarının, yetersiz uykunun beyin yaşlanmasını hızlandırdığını kanıtlamadığını, sadece ikisi arasında bir ilişki olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Araştırmalara göre, çok fazla veya çok az uyuyanların tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalık, koroner kalp hastalığı ve felç gibi çeşitli hastalıklara yakalanma riski yüksek bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bağırsak mikrobiyomunun kolon yani kalın bağırsakta yaşayan bakteriler, virüsler, mantarlar ve diğer mikroorganizmalardan oluştuğunu belirten Diyetisyen Gündüz, “Ne yediğiniz, soluduğunuz hava, nerede yaşadığınız ve diğer birçok faktör bağırsak mikrobiyomunun yapısını etkiler. Bazı uzmanlar onu gizli bir organ olarak düşünür çünkü vücudun birçok önemli işlevinde rol oynar. Örneğin bağışıklık sisteminin en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olmak, kronik iltihabı azaltmak, bağırsak hücrelerini sağlıklı tutmak ve düzenli bir diyete dahil olmayabilecek bazı temel mikro besinleri sağlamak bu işlevlerin başında gelir” dedi.
REKLAM
Bağırsağın, bağırsak-beyin eksenindeki yollar aracılığıyla beyinle iletişim kurduğuna dikkat çeken Gündüz, bağırsak mikrobiyomundaki değişikliklerin, depresyon ve anksiyete gibi ruh hali ve ruh sağlığı bozukluklarıyla ilişkilendirildiğini ancak, bu değişikliklerin doğrudan bu tür sorunlara neden olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadığını ifade etti.
“YETERLİ LİF TÜKETİMİ, KANSER RİSKİNİ AZALTIYOR”
İşlenmiş gıdaların en az seviyeye indirildiği, sağlıklı bir diyetin sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomu için anahtar olduğunu belirten Gündüz, lif ve fermente gıdaların burada önemli roller oynayabileceğini dile getirdi.
Lifin ana görevinin, dışkıyı yumuşatarak ve hacim ekleyerek sindirimi daha pürüzsüz hale getirmek ve bağırsaklardan hızla geçmesini sağlamak olduğunu anlatan Diyetisyen Gündüz, “Ancak lifin mikrobiyomunuz ve genel sağlığınız için başka faydaları da vardır. Yüksek lifli bir diyet, vücut ağırlığını kontrol altında tutmaya yardımcı olur ve LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürür. Araştırmalar, yeterli lif tüketmenin kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve bazı kanser riskini azalttığını bulmuştur” diye konuştu.
“LİFİN TÜRÜNDEN ZİYADE MİKTARI ÖNEMLİ”
İki tür lif olduğunu söyleyen Diyetisyen Gündüz, çözünmeyen lifin tok hissetmenize yardımcı olup düzenli bağırsak hareketlerini teşvik ettiğini ve çözünür lifin ise kolesterolü ve kan şekerini düşürmeye yardımcı olduğunu belirtti. Ancak son araştırmalara göre lif türünden ziyade diyetteki toplam lif miktarına odaklanmak gerektiğini sözlerine ekledi.
Lif formülünün çok basit olduğunu, tüketilen her bin kalori için 14 gram lif almak gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Gündüz, yiyeceklerdeki lif miktarları hakkında şu bilgiyi verdi: “Her besinin farklı lif miktarı vardır. Örneğin bir orta boy muz yaklaşık 3 gr lif içerirken, bir kase yulaf 16.5 gr lif içerir. 1 tabak ıspanak yemeğinde 2.5 gr iken, bir orta boy domateste 15 gr vardır. Orta boy bir enginar 7, bir kase brokoli 2.5, bir kase havuçta 3.5 gr lif bulunur.”
“BOL SU İÇTİĞİNİZDEN EMİN OLUN”
Diyetisyen Gündüz, günlük kalori alımının, yapılan fiziksel aktivite seviyelerine bağlı olarak değişebileceğini hatırlatarak diyetine lif içeren daha fazla yiyecek eklemeye çalışan kişilere ise şunları anlattı: “Lif açısından zengin yeni alışkanlıklara yavaş yavaş alıştığınızdan ve bol su içtiğinizden emin olun. Sindirim sisteminiz, çok fazla ve çok erken yemek yemenin neden olduğu gaz, şişkinlik, ishal ve mide kramplarını önlemek için yavaşça adapte olmalıdır. Vücudunuz bir hafta veya daha sonra kademeli olarak artan liflere uyum sağlayacaktır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırmacılar, bu kişilerin yaklaşık yüzde 1,2’sine inme, bunama ve depresyon tanısı koyulduğunu aktararak “ideal, orta ve zayıf” gruplardan hangilerinde bu hastalıkların görülme riskinin yüksek olduğunu tespit etti.
Sigara kullanmama, yeterince uyuma, kolesterol ve tansiyon seviyelerinin kontrol edilmesi gibi 8 sağlıklı yaşam alışkanlığını belirleyen araştırmacılar, bunlara uyma konusunda “zayıf” grubundaki kişilerde “ideal” grubundaki kişilere göre inme, bunama ve depresyon riskinin iki kattan daha fazla olduğunu belirledi.
Araştırmacılar, “orta” grubundaki kişilerde de bu hastalıklardan birinin ortaya çıkma riskinin, “ideal” grubundaki kişilere göre yüzde 37 fazla olduğunu aktarırken bu sonuçların sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahip olmamanın, söz konusu hastalıkların riskini artırıp artırmadığını kanıtlamadığını vurguladı.
Araştırmanın yazarlarından Yale Üniversitesi Nöroloji Bölümünde Doktor Santiago Clocchiatti Tuozzo, beyin sağlığının her yaştan insan için önemli olduğunu vurgulayarak “Araştırmamız, sağlıklı yaşam tarzı seçimlerinin orta yaşlarda yapılmasının, yaşamın ilerleyen dönemlerinde beyin sağlığı üzerinde anlamlı etkileri olabileceğini ortaya koymuştur” değerlendirmesini yaptı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özdarendeli, son yıllarda hem iklim değişiklikleri hem de hastalığa sebep olan kenelerin farklı coğrafyalarda görülmesiyle hastalığın geniş bir alana yayılmaya başladığına dikkati çekti.
Keneleri taşıyarak yayılmalarına yol açan konakçı tabir edilen hayvanların iklim değişikliğiyle başka bölgelerde görülmeye başladığına işaret eden Özdarendeli, bu şekilde kenelerin farklı coğrafyalara yayıldığını söyledi.
REKLAM
Özdarendeli, “Sadece ülkemizde değil, Rusya, İran, Yunanistan, Bulgaristan ve İspanya’da ölüm vakalarının olduğunu biliyoruz. İklim değişiklikleri nedeniyle Avrupa’ya doğru yayılıyor, Afrika’da zaten var. Dünya Sağlık Örgütünün önemli 9 patojeninden (Hastalık yapıcı her türlü organizma) birisi çünkü ne aşısı ne tedavisi var. Bu anlamda sadece ülkemizin değil, aslında dünyanın problemi. Böyle bir aşı geliştirildiği zaman insanlığa büyük bir hizmet olacaktır” diye konuştu.
YENİ KKKA AŞISI ÇALIŞMALARI
Uzun yıllardır KKKA hastalığı aşısı üzerine çalıştıklarını anımsatan Özdarendeli, bu çalışmaların Covid-19 salgını döneminde kesintiye uğradığını dile getirdi.
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının (TÜSEB) da desteğiyle KKKA hastalığına yönelik aşı çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Özdarendeli, şunları kaydetti: “Klinik öncesi çalışmalarda son aşamasına geldik. Pandemi döneminden sonra kesintiye uğramıştı, yaklaşık 1,5 yıl önce tekrar dönüş yaptık ve şu anda devam eden bir projemiz var. TÜSEB’in desteklediği bizim ve özel bir şirketin içinde olduğu proje. Bir yıl içinde projenin klinik aşamaya geçmesini umuyorum. Birçok veriyi aldık, toksikoloji deneylerinin yapılması gerekiyor ve birkaç deneyi daha bitirmemiz gerekiyor. Çok uzun yıllar verdik bu projeye. Faz-1 çalışmalarına başlayacağız diye düşünüyorum.”
KKKA hastalığıyla mücadelede inaktif aşı üretilmesine yönelik çalışmada yaklaşık 6 yıl önce Faz-1 noktasına gelinmiş ancak hastalığa karşı daha iyi sonuç veren ve üretimi cansız virüs veya bakteri aşılarına (inaktif) kıyasla daha kolay olan rekombinant aşı için yeni çalışma başlatılmıştı. Çalışması devam eden yeni aşının klinik öncesi verilerinde inaktif aşıdan daha yüksek, daha iyi sonuçlar elde edildiği açıklanmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kekemeliğin konuşma sırasında kelimelerin ya da seslerin tekrarlaması, uzatılması ya da kesintiye uğraması şeklinde ortaya çıkabileceğini anlatan Doç. Dr. Durak, “Kekemelik ile ilgili birçok faktör var. Her semptomu patolojik olarak kabul etmiyoruz. Çünkü çocuk gelişiminde, normal konuşmanın öğrenildiği dönemde fizyolojik olarak da çocuklarda kekemelik görülebilir. Özellikle küçük yaş grubundaki kekemelik birtakım aile bilgilendirmeleri ile geçici olarak görebildiğimiz bir semptomdur. Öncelikle kekemelik neye bağlı olarak ortaya çıkıyor; muayenede bunu belirlememiz gerekiyor. Genetik faktörlere bağlı olarak, ailede varsa bu çocuklarda daha sık görebiliyoruz. Nörolojik bozukluklar eşlik edebilir. Kulak burun boğaz ile ilgili hastalıklarda da kekemelik görebiliriz. Stres ve çevresel faktörlere bağlı da görülebilir” dedi.
“SABIRLA KONUŞMASINI BEKLEYİN”
Kekemelik ya da konuşma güçlüğü yaşayan çocuklara yaklaşımın çok önemli olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Fatma Sibel Durak, “Ailenin nasıl bir tutum sergilediği ve davranışları çok önemli. Aile görüşmesi yaparak onları yönlendiriyoruz. Böyle çocuklarda sabırlı olmak, çocuğun yerine konuşmamak ve sabırla konuşmasını beklemek çok önemli. Tedavi sırasında semptomlar ne kadar işlevselliği bozuyor? Bu bizim için önemli. Aileler önerileri uygulasa da bu sorun işlevselliği bozuyor ya da çocukta başka psikiyatrik semptomlara yol açıyorsa; farklı müdahale yöntemleri kullanmamız gerekiyor. Uygun vakaları konuşma terapistine yönlendiriyoruz” diye konuştu.
“HER SEMPTOM, BİR HASTALIK DEĞİLDİR”
Kekemeliğin daha çok konuşmanın ilk başladığı 2 ile 7 yaş aralığında daha sık ortaya çıkabildiğini anlatan Doç. Dr. Fatma Sibel Durak, beyin gelişiminin de her çocukta farklı ilerlediğini belirterek, “Çocuklar biraz daha acımasız olduğu için kekemelik ile ilgili sıkıntı yaşayanlar, akran zorbalığına uğrayabilir, alay konusu olabilir. Bu konuda erişkinlere büyük görev düşüyor. Çocuklara bir şeyleri anlatmaktan öte bizim nasıl davrandığımız ve onlara nasıl örnek olduğumuz çok önemli. Aileleri bilinçlendirip, rehber öğretmenler aracılığıyla okuldaki arkadaşların nasıl davranması gerektiği anlatılmalı. Kekemelik nedir, nasıl bir bozukluktur konusunda bilgilendirmek önemli. Hepimizin farklılıkları var. Kimseyi eleştirmeden, yargılamadan, empati yaparak hayatımıza devam etmemiz ve çocuklarımıza örnek olarak yaşamamız çok önemli. Bunun dışında her semptom, bir hastalık değildir. Gerektiğinde uzmandan yardım alma konusunda çekinmemek gerekir. Çünkü gerekli yöntemlerle ileriki yaşlarda çoğu vakalar azalarak semptomlar devam edebilir ya da tamamen düzelebilir” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Burada röntgeni çekilen hastanın yemek borusunda 18 santimlik çatal olduğu tespit edildi.
Uzmanlar endoskopi yaparak çatalı ağızdan çıkarmayı denedi. Fakat yemek ve soluk borusuna zarar verme ihtimalinden dolayı midenin kesilerek çatalın çıkarılmasına karar verildi.
ADÜ Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Salih Çokpınar ve Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Akay Edizsoy koordinasyonundaki operasyonla midede kesi açılarak çatal çıkarıldı.
Bir süre yoğun bakımda kalan hasta, durumunun iyiye gitmesinin ardından servise alındı.
Dr. Edizsoy, bozuk para, toplu iğne ve çivi gibi küçük cisimlerin yutulduğuna dair vakaların sık görüldüğünü ancak çatal gibi büyük bir cismin yutulması vakasıyla çok nadir karşılaştıklarını söyledi.
Vakayı ilk duyduğunda şaşırdığını anlatan Edizsoy, “Büyük bir çatalın tamamen yutulması şeklinde ortaya çıkan bu vakayı ilk duyduğumda doğru olmadığını düşündüm. Hasta 18 yaşında ve yabancı uyrukluydu. Türkçesi biraz zayıf olduğu için belki de yanlış anlaşılmalar olabileceğini düşündük. Ama hastanın filmini çektiğimizde gerçekten bir çatalın yemek borusunda olduğunu gördük” dedi.
“ÇİVİ GİBİ İĞNE GİBİ TUTULUP ÇEKİLEMİYOR”
Yemek borusu yaralanmasının ölümle sonuçlanabileceğini vurgulayan Edizsoy, şöyle devam etti: “Biz en çok bu yüzden tedirgin olduk. Ama ciddi bir yaralanma olmadığını da yapılan endoskopiyle gördük. Endoskopi ile çıkarılamadı çünkü oldukça büyüktü ve endoskopik aletler için uygun değildi. Bu büyük bir yemek çatalı olduğu için kendi ağırlığı da var. Bir çivi gibi, iğne gibi tutulup çekilemiyor. Bundan dolayı karında yapılan kesi ile mideye ulaşıp midenin içinden bunu çıkarmak şeklinde bir strateji izledik. Yaptığımız bu ameliyatla da bu çatalı oradan çıkarabildik.”
“BU KADAR BÜYÜK BİR CİSMİN YUTULMASI SIRA DIŞI”
Bu vakayı bilim dünyasına da sunacaklarına dikkati çeken Edizsoy, “Yabancı cisim yutulmasıyla ilgili birçok vaka var literatürde ama bunun gibi sıra dışı cisimler çok fazla yok. O yüzden biz bilimsel olarak da bunu diğer meslektaşlarımızla paylaşmayı düşünüyoruz. Bu konuda bir makale yazacağız. Bu kadar büyük bir cismin yutulması sıra dışı, böyle bir cisim yutulması ile karşılaşmamıştım” ifadesini kullandı.
Edizsoy, hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu aktararak, hayati riskin yüksek olmasına rağmen kötü bir sonuç gelişmeden hastanın iyileşmesinin kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekledi.
REKLAM
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sinema ve tiyatro oyuncusu, senarist, yazar Suphi Tekniker 84 yaşında hayatını kaybetti. Oyuncu Tekiner için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde cenaze töreni düzenlendi. Törenin ardından usta sanatçı Tekiner için Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde öğle namazına müteakip cenaze namazı kılındı. Cenaze törenine, sanatçı Yalçın Boratap, sanatçı Boya Ayanoğlu, sanatçı Erhan Yazıcıoğlu, sanatçı Salim Dündar, sanatçı Fatih Mühürdar, sanatçı Coşkun Demir, sanatçı Rıdvan Çelebi, sanatçı Salih Kalyoncu ile Tekiner’in ailesi ve sevenleri katıldı. Kılınan cenaze namazının ardından Suphi Tekiner Ayazağa Mezarlığı’na defnedildi.
“Suphi abimiz gerçekten çok değerli bir sanatçıydı”
Hayatını kaybeden Suphi Tekiner’in değerli biri olduğunu söyleyen sanatçı Bora Ayanoğlu, “Suphi abimiz gerçekten çok değerli bir sanatçıydı, iyi bir yazardı, iyi bir senaristti, iyi bir sinema ve tiyatro oyuncusuydu. Çok başarılı bir insandı. Hepimizin kalbinde çok büyük yeri olan, çok sevdiğimiz biriydi. Ben onun sayesinde tiyatroya geçtim. Bana rolünü bırakmıştı. Bu rolü sen oynayacaksın demişti. ve onun sayesinde ben imtihan olup kadroya geçtim. Hepimize ufak tefek çok güzel anıları olan ve güzel günler geçirdiğimiz değerli bir abimizdi” dedi.
“Suphi benim 60 yıllık arkadaşımdı”
Tekiner için dünyanın en güzel yüzlü, en güzel gülen insanıydı diyen sanatçı Yalçın Boratap, “Suphi benim 60 yıllık arkadaşım, kardeşimdi. Her biri gittiğinde bir parçamız kopuyor. Dünyanın en güzel yüzlü, en güzel gülen insanıydı. Onu özleyeceğiz” diye konuştu.
“Gönlü rahat film çekimine gitti, umarım gönlü rahat öbür tarafa göçmüştür”
Önemli insanlara keşke göçmeden önce sahip çıkılsa diyen Sanatçı Erhan Yazıcıoğlu, “Tiyatro ve sinema dünyasının başı sağ olsun. Ama ne yazık ki önemli insanları bir bir yitiriyoruz ve gittikleri zaman anmaya başlıyoruz. Keşke göçmeden önce sahip çıkılsa. 1960-1970 yıllarında tiyatroya sezonunda Anadolu’dan bir film teklifi geldi. Gönlü rahat film çekimine gitti umarım gönlü rahat öbür tarafa göçmüştür” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sanatçının oğlu Cem Tekniker ile kardeşi Orhan Tekniker’in taziyeleri kabul ettiği törene, sanatçının dostları ve sevenleri katıldı.
Cenazeye katılan sanatçı Ulvi Alacakaptan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 60 seneden beri Şehir Tiyatrolarını takip ettiğini belirterek, bu sahnede iyi bir oyun izlendiğini kanıtlayacak oyunculardan birisinin Suphi Tekniker olduğunu söyledi.
Tekniker’in çok kıymetli bir sanatçı olduğunu ve bu isimlerin sayısının giderek azaldığını vurgulayan Alacakaptan, “Burada oyuna geldiğim her zaman, fuayedeki resimlere bakıyorum. Şu an duvar dolmuş durumda. Her gün bir yenisi geliyor. Geçmişi bilmeyen hiçbir sanat ileriye gidemez. Tabii ki geçmişe takılıp kalmayacaksınız ama geçmişini de unutmayacaksınız. Şimdi maalesef tiyatro, televizyonun gadrine uğramış durumda. Gittikçe seyirci kaybediyor. Burası bir kaleydi ve o kalenin muhafızlarından bir tanesi de Suphi Tekniker’di. Onun, hem sahnede hem sinemada, hep o muzip gülüşlerini hatırlıyorum. Sanki hep delikanlıydı, hep de öyle olacak sanıyorum.” dedi.
Oyuncu Erhan Yazıcıoğlu da ustalarından birinin Tekniker olduğunu söyleyerek, “O, birçok insana olduğu gibi bana da çok fazla yardımcı olmuş, emeği geçmiş birisiydi. Bana ilk el veren aktör Suphi ağabeydi. 1969-1970 tiyatro sezonunda, ‘Ayrıklar’ adlı bir oyundaki rolünü bana devretmişti. Kendisi bir sinema filmi için şehir dışına çıkacaktı fakat döndüğünde de rolü benden geri almadı. Çok üretkendi ve hep yeni işlerle bizim karşımıza çıkardı. Büyük bir değerimizdi, keşke yaşarken kıymetini bilebilseydik.” ifadelerini kullandı.
Tekniker’in Türk sineması ve tiyatrosu için çok önemli bir oyuncu olduğunun altını çizen müzisyen ve oyuncu Coşkun Demir ise şunları söyledi:
“Onun oyun gücünü özellikle tiyatroda çok methederlerdi. O bana, ‘Coşkun, Muhsin Bey beni hep elmayla beslerdi.’ derdi. Suphi Tekniker, tiyatroya aşıktı ve bir o kadar da mütevazıydı. Çok insana faydası olmuş, son derece örnek bir insandı. Mekanı cennet olsun.”
Suphi Tekniker’in cenazesi törenin ardından Ayazağa Mezarlığı’na defnedildi.
Suphi Tekniker hakkında
Mersin’de, 10 Ocak 1940’ta dünyaya gelen Tekniker, Mersin Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu.
Akrabası Saim Alpago’nun yönlendirmesiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarına giren sanatçı, senaryosunu Erdoğan Tünaş’ın yazdığı, Orhan Günşiray, Fatma Girik ve Suphi Kaner’in rol aldıkları “Cici Katibem” filmi ile 1960’ta oyunculuğa başladı.
“Şoför”, “Talihsiz Yavrum”, “Tatlı Dillim”, “Tarkan Gümüş Eyer”, “Vukuat Var” gibi filmlerde de rol alan başarılı oyuncu, 1975’ten itibaren birçok filmin senaryosunu kaleme aldı.
Tekniker’in rol aldığı tiyatro oyunlarından bazıları şunlar:
“Nuhun Gemisi”, “Evvel Zaman İçinde”, “Romeo ve Jüliet” ve “Kibarlık Budalası” eserleri de yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öğretmen Akademisi Vakfı’nın, Garanti BBVA Yatırım desteği ve İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) iş birliği ile Türkiye genelinde düzenlediği eğitim ve doğa temalı fotoğraf yarışmasının sonuçları açıklandı. Eğitimin doğayla olan bağını keşfetmek ve güçlendirmek için çekilen 177 fotoğraf arasından ödül alan 5 eser ve sergilenmek için seçilen 20 eser 23-25 Ekim tarihlerinde Zorlu PSM Galeri Alanı’nda izleyicilerle buluşacak.
Çoğunluğu eğitimci olan 47 katılımcının 177 eserinin yer aldığı yarışmada birinci ‘Yarışlı Gölü’ başlıklı fotoğrafıyla Ufuk Turpcan oldu. M. Turan Döner, ‘Şimşekler ve Şehir’ isimli fotoğrafıyla ikincilik ödülünü alırken, Muhammet Özen ‘Balıkçı’ isimli fotoğrafıyla üçüncülük, Merve Özen ‘Anne Sevgisi’ isimli fotoğrafıyla mansiyon, Salih Kuş ‘Sabah Vakti’ isimli fotoğrafıyla Garanti BBVA Yatırım özel ödülünün sahibi oldu.
Ücretsiz gezilebilecek sergi ile doğanın öğreticiliği ön plana çıkarılarak, doğaya karşı olan sorumlulukları hatırlatmak amaçlıyor. Sergilenen her fotoğraf ile doğanın sunduğu güzelliklerin ve bilgeliğin yanı sıra, insanın doğaya etkisini düşündürmek hedefleniyor. Sergi, herkesi daha bilinçli ve duyarlı bireyler olmaya davet ediyor. Ödüllü eserlere ve sergilenmek için seçilen 25 esere ÖRAV’ın web sitesinden ulaşılabilir.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Mobius’ ile okurlarını zaman yolculuğu, bilim, felsefe, para ve aşk gibi temalar etrafında örülmüş sürükleyici bir yolculuğa çıkaran Fawer, geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen iki farklı imza gününde okuyucuların yoğun ilgisiyle karşılaştı. İlk imzası 4 saat süren ünlü yazar, önceki kitaplarını da imzalarken, her yaştan hayranının fotoğraf isteğini de geri çevirmedi. Gördüğü yoğun ilgiden memnun olan Fawer, yarın ve Perşembe günü de Ankara’da hayranlarıyla buluştuktan sonra 29 Ekim Salı günü Bağdat Caddesi’ndeki D&R’da imza dağıtacak.
ÜÇLEMENİN SON ESERİ GELİYOR
Cumhuriyetimizin 100. Yılında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen, izleyenler tarafından büyük beğeni toplayıp kapalı gişe oynayan Yüzyıllık Destan üçlemesinin son eseri, Yüzyıllık Destan Bayrak’ın hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor.

Haluk Özenç’in yazdığı, Sibel Erdenk’in yönettiği, süpervizörlüğünü Barış Erdenk’in yaptığı oyunun provalarını Devlet Tiyatroları Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Tamer Karadağlı da yakından takip ediyor. Mustafa Kemal Paşa’yı Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı Emre Başer’in canlandırdığı oyun 29 Ekim Salı günü, Akün Sahnesi’nde perde açacak.
ODABAŞ’TAN YENİ SERGİ
Çalışmalarını yakından takip ettiğim Çağatay Odabaş, nihayet 7 yıl aradan sonra yeni eserleriyle sanatseverlerin karşısına çıktı. Her eseri bir film sahnesi olan kişisel sergisi ‘Işık.

Gölge. Sahneler’de mumu bir metafor olarak kullanarak yaşam ve zaman kavramını ele alıyor. Usta yapımcı, tenor ve besteci Rahman Altın ise ‘Işık. Gölge. Sahneler’ için multidisipliner bir çalışmaya imza atarak özel olarak hazırladığı bestesiyle sergiye eşlik ediyor. Geçtiğimiz günlerde geniş bir davetli grubunun katılımıyla açılışı yapılan sergi, 10 Aralık’a kadar Ruzy Gallery’de ziyaret edilebilecek.
ATA’NIN HAYATI ANİMASYON OLDU
Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını anlatan filmlere bir yenisi daha eklendi. Filmin hedefinde ise bu kez çocuklar var. Çünkü ‘Mustafa’ adlı film animasyon olarak seyirciyle buluşuyor. Dört filmlik animasyon serisinin ilk ayağı olan film 25 Ekim Cuma günü vizyona giriyor.

Yapımcılığını Kamuran Ayna ve Emir Cömert’in üstlendiği filmin, seslendirmesini ise usta oyuncu Altan Erkekli yaptı. Atatürk’ün çocukluğuna, eğitim hayatına, çocukluk hayallerine, büyüyüp yetiştiği çevreye odaklanan filmle birlikte çocuklar, Atatürk’ü ilk kez animasyonla izleme fırsatı bulacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘DELİ MEHMET’ FAKTÖRÜ
Gökova Körfezi’nde yerel halk ve balıkçılar arasında sık kullanılan ‘Deli Mehmet’ rüzgarı yangının kontrol altına alınmasını güçleştiriyor. ‘Deli Mehmet’ rüzgarı, rüzgarın aniden yönünü ve şiddetini arttırması nedeniyle yöre halkı ve balıkçılar tarafından takılan bir isim. Yöre halkının ve balıkçıların anlattıklarına göre, 1970’li yıllarda bölgede yaşayan Mehmet isimli bir balıkçı rüzgarlı bir günde eşiyle tartışır ve denize açılır ama bir daha da geri dönemez. Teknesi günler sonra sahilde bulunsa da Mehmet’in cesedine ulaşılamaz. O günden beri bölgede esen bu rüzgara halk arasında ‘Deli Mehmet rüzgarı’ deniliyor.
GECE ÇALIŞMALARI DRON İLE GÖRÜNTÜLENDİ
Kıran Mahallesi’nin körfeze bakan sırtlarında zaman zaman parlayan alevlere gece boyunca karadan müdahale eden ekiplerin mücadelesi dron kamerasıyla görüntülendi. Bölgede orman, Muğla Büyükşehir ve Menteşe Belediyesi ekiplerinin yanında kurumlar, gönüllüler ve köylüler tarafından alevlerin önünün kesilmesi için mücadele veriliyor. Gökova Körfezi Turnalı mevkiinde başlayan orman yangınında 17’si yazlık 29 yapı zarar görmüştü. Söndürme çalışmalarına 45 arazöz 14 su tankeri 7 dozer ve 313 orman personeli karadan, gündüz saatlerinde ise 16 helikopter ve 8 uçak havadan katılıyor. Jandarma ve emniyet ekipleri de helikopter ve TOMA’larla destek veriyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İddianamede yer alan ve ruhsatı iptal edilen Reyap Hastanesi’ndeki hastalar ve bebekler kamu hastanelerine sevk edilmişti. 2021 yılında bebeği doğan ve solunum yetmezliği teşhisiyle Esenyurt’taki Reyap Hastanesi’ne sevk edilen baba Cemil Imrak tedavi sürecinde kalp muayenesi için kendisinden elden 5 bin lira alındığını ifade etti. Baba Cemil Imrak, yoğun bakıma alınan bebeğini başka bir hastaneye sevk etmek istediğinde kendisine, ‘bebeğiniz yolda ölebilir’ diyerek engel olunduğunu iddia etti.
“BİZİ REYAP HASTANESİNE YÖNLENDİRDİLER”
Basın mensuplarına konuşan acılı baba, “Bizi başka bir hastane Reyap Hastanesine yönlendirdi. Buraya geldi bebeğimiz 2-3 gün kaldı. 3’üncü günde Fırat Sarı ‘bebeğin durumu iyi’ dedi. 4’üncü günde kötüye doğru gidiyor dediler. Bizi çağırdılar ve ‘kaybedebiliriz ama hayata da tutunabilir’ dediler” açıklamasında bulundu.
“BURADAN GÖTÜRÜRSENİZ YOLDA KAYBEDEBİLİRİZ”
Kendisinden 5 bin lira para talep edildiğini ifade eden baba Cemil Imrak, “Kalp doktoru gelip kontrol edecek dediler. Parayı elden verdik. Kalp doktoru demiş ki kalpte sorun yok ama damarlarda gezmiyor kan demiş. Damarların tıkalı olduğunu kanın gezmediğini söylediler. Gerekiyorsa başka hastaneye götürelim elimizden geleni yapalım dedim. Bana, ‘biz burada elimizden geleni yapıyoruz. Buradan götürürseniz yolda da kaybedebiliriz’ dediler. Bebeğimiz ölür korkusunu verdiler bize” dedi.
“BEBEĞİM BURADA VEFAT ETTİ”
Bebeğini kaybeden baba sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bebek burada kaldı aradan 4-5 gün geçti. Bizi aradılar ve bebeğiniz vefat etti başınız sağ olsun dediler. Bebek solunum zorluğu çektiği için burada kuvözde kalacaktı. Bebeğim burada vefat etti. Hakkımı helal etmiyorum. Ben sonuna kadar hakkımı savunacağım.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAKAN TUNÇ: TÜRKİYE BEBEK ÖLÜMLERİNE MÜSAADE ETMEZ
Bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden olan çeteyle ilgili soruşturmada adı geçen hastanelerin ruhsatları bir bir iptal edildi. ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturması ile ilgili konuşan Bakan Tunç, “Türkiye Cumhuriyeti gerek kamu gerek özel hastanelerde bebek ölümlerine müsaade etmez.” ifadelerini kullandı. Tunç, “Dün Sayın Cumhurbaşkanımız Sağlık Bakanımızla bizi kabul etti. Bebeklerin ölümüne neden olan bir durum varsa ne gerekiyorsa yapılması kararlılığını iletti” diye de ekledi.
TAPE KAYITLARI KAN DONDURDU
22’si tutuklu 47 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, 197 suç eylemine ilişkin tape kayıtları yer aldı. Görüşmelerdeki ifadeler kan dondurdu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, suça konu 197 eylem sıralandı. Bu eylemlere ilişkin, şüphelilerin telefon konuşmalarını içeren tape kayıtları ve bunlarla ilgili değerlendirmeler de iddianameye girdi.
ÖRGÜTSEL ŞEMA ORTAYA ÇIKTI
İstanbul’daki “yenidoğan çetesi” soruşturması kapsamında kolluk kuvvetlerince hazırlanan fezlekede, suç örgütünün şeması ve yaptıkları usulsüzlükler yer aldı.


KAHREDEN LİSTE
Soruşturma dosyasındaki uzmanların raporuna göre, çete üyeleri bebekleri, doktorsuz yenidoğan ünitelerine yatırarak, doktor olarak tanıtılan hemşirelerin yanlış tedavileri, besleme eksiklikleri ve pasif ötenazi; yani tedavi etmeyerek ölüme terk etmiş. Bebeklerin ölüm nedenleri, Sağlık Bakanlığı uzmanlarınce şöyle anlatıldı:
1 – Bebek Melek Süleymanoğlu: Beslenme Eksikliği ve Geç Müdahale
2 – Kerem Muhammet Tokluoğlu: Pasif Ötenazi İddiası… Müdahale etmeyip ölümünü beklediler
3 – Miray Sena Bahadıroğlu: Ani Akciğer Kanaması ve Yetersiz Ventilasyon
4 – Mustafa Sezer: Yetersiz besleme ve yetersiz takip
5 – Bebek Kadan: Hatalı Tanı ve Müdahale Eksikliği
6 – Ayaz Karaduman Vakası: Tedavi Gecikmesi ve Yetersiz Müdahale
7 – Michelle Nwando Opara Vakası: Tedavi Hataları ve Sevk Yanlışları
8 – Bebek Kaya Vakası: Yoğun Bakım Yetersizliği ve Müdahale Eksikliği
9 – Havvanur Karakoç Vakası: Yetersiz Beslenme ve Malnutrisyon
10 – Öykü Helvacı Vakası: Yanlış Resusitasyon ve Tedavi Gecikmesi
11 – Mive Serdarova Vakası: Eksik Cerrahi Müdahale ve Yetersiz Beslenme
12 – Bebek Asilhan Dağlı: Beslenme yetersizliği ve eksik takip
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaza sonrası Vinales sağlık kontrolünden geçti ve iyi durumda olduğu açıklandı. Bezzecchi ise durumunun daha ciddi olması nedeniyle hava ambulansıyla Melbourne’daki bir hastaneye kaldırıldı. İlk belirtilere göre Bezzecchi’de ciddi bir yaralanma olmadığı, ancak detaylı tetkiklerin devam ettiği bildirildi.
Kazaya tanık olan diğer bir sürücü, Fabio Di Giannantonio, yaşanan anı “gerçekten korkutucu” olarak nitelendirdi. Di Giannantonio, iki motosikletin adeta patladığını gördüğünü ve kaza parçalarının kendisine kadar ulaştığını, hatta kıyafetinin ve kaskının hasar gördüğünü anlattı.
Olay hala yetkililerce detaylı bir şekilde inceleniyor. Bu kaza, MotoGP’deki güvenlik önlemlerini yeniden gündeme getirdi ve spor dünyasında büyük yankı uyandırdı. Sürücülerin sağlık durumları hakkında güncellemeler bekleniyor.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İLK İHBAR NE ZAMAN GELDİ?
Bakan Memişoğlu, ‘Yenidoğan çetesi’ ile ilgili ilk ihbarın ne zaman geldiğine ilişkin “Bebeklerimizi malesef bakamamış veya ölümüne sebep vermiş insanlık dışı cani bir çeteden bahsediyoruz” dedi. Sadece İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün özel hastanelere son bir senede 4 bin denetim gerçekleştirdiğine vurgu yapan Memişoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu canice çeteyi biz çökerttik. Gizli operasyonlar yönettik. Bu çete bebeklerin canlarını hedef alan cani bir çete. İnsanlıktan nimetini almamış bir çete. İlk ihbar Bakanlık üzerinden Mart 2023’te geldi. Denetleme elemanları ilgili hastanelere giderek denetlediler. Ancak delil anlamında bir şey bulamıyorlar. Denetim ekibi delil bulamadık ama bir sıkıntı var diyerek bana geldiler. Şüphelerimiz vardı ama altını dolduramadık. 26 Nisan 2024’te emniyet tarafından bu çeteye operasyon yapıldı. 24 Kasım 2023 itibarıyla da bakanlık teftiş kurulumuza soruşturma olduğu bildirildi” ifadelerini kullandı.
CİMER BAŞVURUSU İLE ÇETEYİ ÇÖKERTTİK
Biz 2023 Eylül‘ünde, Ekim’de, Kasım’da devamlı denetlemeye devam ettik. Mayıs 2023’te gizli takibe aldık. Denetlemelere devam ettik. Aralık 2023’te müfettiş görevlendirmesi yaptık. 5 Aralık 2023 sonrası süreç kontrol altına alındı. O zamana kadar deliller bizim elimizde değildi. İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanlığı ilk ihbar geldiği andan itibaren büyük bir gizlilik içinde çalıştı. Deliller gelince ruhsatlar iptal edilmeye başlandı. Mali şube delilleri 3 Eylül 2024’te gönderdi. CİMER başvurusu ile çeteyi çökerttik. Bizim insanımızın bebeğimizin canı her şeyden değerlidir. Bu tür çürük elmaları yakalamak bizim boynumuzun borcu. 22 kişi tutuklandı. Bunlar bizim sağlık çalışanlarımız değil. Bunlar bizim çürük elmalarımız. Biz süreci gizli başlattık. Çeteyi çökerttik. 1,5 senedir bizim gündemimizde bu olay. Biz kötülerle mücadelenin iyileriyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız bana ve Adalet Bakanı’na ne gerekiyorsa yapın talimatını verdi.
“10 HASTANENİN KİMLİĞİ ELİNDEN ALINDI”
Hastane yönetimleri ve iddianameler, bu hastanelerin ruhsatlarının iptal edilmesi gerektiğini gösteriyor. Bu hastanelerin kimlikleri ellerinden alınmış durumda. 10 tane hastanenin kimlikleri elinden alındı. Hasta kabul yapamayacaklar. Ama içerdeki hastalar başka hastanelere sevk edilecek. Her ihbar değerlendirilir. 2023’ten beri takip edilen bir konu. Vatandaşın her türlü talebi ilgili birimlere iletiliyor. Biz denetim mekanizmalarımız olduğu için bu çeteyi çökertebildik.
“TÜM YENİDOĞAN ÜNİTELERİNİ DENETLEDİK”
İlk ihbar Mart 2023’te geldi. İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanlığı düzeyinde gizli bir operasyon yürüdü. Mali Şubenin teknik takibi var. 28 Eylül’de komisyon oluşturduk, tüm yenidoğan ünitelerini denetledik, teftiş yaptık. Tutuklanmış olan 22 kişinin, tutukluluk halinin kalkması için savcıyı tehdit ettiler. O kişi de tutuklandı. Bu operasyon 5 buçuk ay önce gerçekleşti. 5 Mayıs 2023’te bizim talebimizle bu kişilerin teknik takibi yapıldı. Bu büyük bir çeteyi çökertme operasyonuydu.
SİSTEMDE BİR REVİZE OLACAK MI?
Sağlık Bakanlığımız devamlı gelişen bir bakanlık. Sistemimizi geliştireceğiz. Sağlık sisteminde denetlememizde bir zafiyet yok. Biz bu adamların delilleri yok etmemesi için operasyonu gizli yürüttük. Çürük elmalar sistemin içinde duramaz.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’yi temsilen katıldığı, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’ndeki “Pekin+30 Bölgesel Gözden Geçirme Toplantısı” çerçevesinde çeşitli ikili görüşmeler de gerçekleştirdi. İlk olarak Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Susanne Raab ile bir araya gelen Göktaş, daha sonra Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Fatmir Limani ile görüştü. Görüşmelerde, aile ve kadınların güçlendirilmesi konuları başta olmak üzere ikili iş birliklerine yönelik görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi.
Toplantılarda Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Burak Akçapar da yer aldı. – CENEVRE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Yenidoğan Çetesi’ soruşturmasında adı geçen mezarlıktaki bazı bebek mezarlarında isimlerin ve taşların olmadığı görüldü. Vatandaşlar ise onlarca bebek mezarının görüntüsünden endişe duyduklarını ifade etti.
“PARA İÇİN BU KADAR CANİLİK YAPILMAZ”
Yenidoğan Çetesi haberlerinin ardından mezarlığa gelen Hatip Çevik, “Buradaki bebek mezarlarını görünce evet insanın aklına bir şüphe geliyor. Acaba bunlar da bilerek mi öldürüldü. Acaba o katliamın içindeki çocuklardan mı? Çok çirkin ve acı verici bir durum. Hastanelerin kapatılması iyi oldu. Vatandaşların çocuklarını katletmişler. Para için bu kadar canilik yapılmaz. Bunu yapanlar insan yerine konmazlar. Hastaneye güvenip gidiyorsun ama bence denetlemede problem var. Artık tereddüt ediyoruz hem özel hem devlet hastanelerine acaba diye aklımızda soru işareti kalıyor” dedi.

“HASTANEYE BURAYA YAKIN”
Medyada bebeklerin ölümü ile ilgili haberlerin üzerine Halit Gür, “Hastane buraya yakın olduğu için ölen bebeklerin buraya defnedilmesi aklımıza geldi. Bebek mezarlarını gördüğümde kendime dedim ki bunla rda onlardan olmasın. Doğum ve ölüm tarihlerine baktığın zaman yakın aralıklarla ölenlerin olduğunu görüyorsunuz” dedi.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi, sürdürülebilir yaşam ve geri dönüşüm konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla örnek bir projeyi hayata geçirdi. Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde düzenlenen atölyede, İleri Dönüşüm Çalışma Grubu üyeleri, daha önce çeşitli etkinliklerde kullanılan ve atıl durumda olan atık malzemeleri yeniden değerlendirdi.
Kadın Meclisi üyelerinin özverili çalışmaları sonucunda, atık malzemeler göz alıcı ve kullanışlı çantalara dönüştürüldü. Sürdürülebilir yaşama dikkat çekmek amacıyla üretilen bu çantaların özel günlerde dağıtılması planlanıyor.
Etkinlikte ayrıca, önümüzdeki bir yılda gerçekleştirilecek benzer çalışmaların takvimi de belirlendi. Nilüfer’de yaşayan tüm kadınlar, düzenlenecek atölye çalışmalarına davet edildi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Susanne Raab ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Fatmir Limani ile ayrı ayrı görüştü.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’yi temsilen katıldığı, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’ndeki ‘Pekin+30 Bölgesel Gözden Geçirme Toplantısı’ kapsamında ikili görüşmeler de gerçekleştirdi.
İlk olarak Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Raab ile bir araya gelen Göktaş, daha sonra Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Limani ile görüştü.
Görüşmelerde aile ve kadınların güçlendirilmesi konuları başta olmak üzere ikili iş birliklerine yönelik görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi.
Bakan Göktaş’ın görüşmelerinde, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Burak Akçapar da yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RUHSATLARI İPTAL EDİLDİ
İstanbul‘da bebekleri anlaşmalı hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan çete hakkında hazırlanan iddianamede yer alan hastaneler, ruhsatlarının iptal edilmesinin ardından kapatılıyor. İstanbul‘da 9, Tekirdağ Çorlu’da bulunan 1 hastanede tedavi gören hastalar Sağlık Bakanlığı ekipleri tarafından kamu hastanelerine sevk edildi.

BEBEKLER KÜVÖZ İÇİNDE SEVK EDİLDİ
Özel Avcılar Hospital Hastanesi ve Esenyurt’ta bulunan Özel Reyap Hastanesi’nde tedavi gören bebekler kamu hastanesine sevk edildi. Bebeklerin kuvöz içerisinde sevk edilme anı cep telefonu kamerası ile görüntülendi. Yaşlı bir hastanın sedye ile çıkarılma anı da cep telefonu kamerasına yansıdı.

BEYLİKDÜZÜ’NDEKİ MEDILIFE HASTANESİNDE PROTESTO
Öte yandan Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi’nin çalışanları, alınan kararı alkışlarla protesto etti. Çalışanların buradaki bekleyişi sürüyor.

Ruhsatı iptal edilen hastaneler:
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi
Özel Birinci Hastanesi
Özel Güney Hastanesi
Özel Bağcılar Medilife Hastanesi
Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel Bağcılar Şafak Hastanesi
Özel Silivri Kolan Hospital Hastanesi
Yenidoğan soruşturmasında adı geçen hastaneler:
Akabe Sağlık Tesisleri
Doğamed Sağlık Hizmetleri
Ekip Sağlık Hizmetleri
Güney Hastanesi Sağlık Hizmetleri
Medilife Sağlık Hizmetleri
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel Avrupa Şafak Hastanesi
Özel Bağcılar Medlife Hastanesi
Özel Doğa Hospital
Özel İstanbul Şafak Hastanesi
Özel İstanbul Şafak Sağlık Hizmetleri
Refik Arslan Sağlik Hizmetleri
Reyap Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi
Silivri Kolan Hastanesi
Yonca Sağlık Hizmetleri
Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketi
GMZ Sağlık Hizmetleri
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

Burada beraberindekiler ile protesto gerçekleştiren yenidoğan yakınları, feryat ederek hastaneyi protesto etti. Mağdur bir kadın ise evladının 2 ay boyunca bu hastanede yattığını söyleyerek, “2 kilo 400 gram ile yattı, 2 kilo 100 gramla çıktı. Süt sağdık getirdik, vermediler. Çöpe attılar. 3 sefer entübe yaptılar bebeğime” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstog Belediyesine bağlı Dobrusha köyünde düzenlenen törene TİKA Başkan Yardımcısı Mahmut Çevik, Kosova Azınlık İşleri ve İnsan Haklarından Sorumlu Başbakan Yardımcısı Emilija Redzepi, Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı, TİKA Priştine Koordinatörü Fulya Aslan, Vas Kutak Kadın Derneği Başkan Yardımcısı Anesa Abazovic ile çiftçiler katıldı.
TİKA Başkan Yardımcısı Çevik, yaptığı konuşmada, Balkanlar’da yaşayan tüm etnik unsurların kalkınmasına yönelik birçok projeyi hayata geçirdiklerini söyledi.
Kosova’da 50’den fazla tarımsal üretime destek projesini hayata geçirdiklerini belirten Çevik, “Biz, kadınlarımızın, kızlarımızın Kosova’nın ekonomisine katkı sağlayacak tarımsal üretimi her zaman projelerimizle ve programlarımızla desteklemek için söz veriyoruz.” dedi.
“Bu, Boşnaklar ve Türklerin yüzyıllardır ne kadar kardeş bir halk olduğunun kanıtıdır”
Başbakan Yardımcısı Redzepi de TİKA’nın desteği sayesinde kadın çiftçilerin yüzlerinin güldüğünü dile getirerek, “Bu, Boşnaklar ve Türklerin yüzyıllardır ne kadar kardeş bir halk olduğunun kanıtıdır.” ifadesini kullandı.
Büyükelçi Angılı da kadın çiftçilerin üretiminin Kosova ekonomisine katkılarda bulunacağını vurgulayarak, “Kosova’nın gelecekte daha güçlü ve müreffeh bir ülke olması için çok büyük önem taşıdığını düşündüğüm kadınları ve tarımsal üretimi bir araya getiren bu proje için huzurlarınızda TİKA’ya şükranlarımı sunmak istiyorum.” dedi.
Vas Kutak Kadın Derneği Başkan Yardımcısı Abazovic de TİKA’nın desteğiyle kurulan seraların, toplumun yaşam standartlarını iyileştirme ve tarımsal üretimi güçlendirme çabalarına destek olacağını vurguladı.
“İstog Belediyesinde Kadın Çiftçilere Sera Desteği Sağlanması Projesi” kapsamında TİKA tarafından çoğunluğu Boşnak olan Vas Kutak Kadın Derneği üyesi kadın çiftçiler için her biri yüzer metrekarelik 23 sera kuruldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Söz konusu suçlamaları kabul etmeyen İstanbul Şafak Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bektaş Yıldırım, konuya ilişkin sorulara şöyle yanıt verdi:
Hastanelerimize bebek ölümleri ile ilgili hiçbir soruşturma ve inceleme belgesi gelmemiştir.
112 tarafından bu süreçte kurumumuza getirilen hiçbir bebek olmamıştır. Biz hastanemizde doğan prematüre bebeklere bakarız. Dışardan gelen herhangi bir bebek almıyoruz.
Önce hasta hastaneye yatar, sonra SGK’ dan onay alınır. Eğer hasta acil bir hastaysa ilk önce gerekli tıbbi girişimler yapılır, yapılacakların tümü tam ve eksiksiz olarak yapıldıktan sonra diğer bürokratik işlemler yapılır
Doğrusu tüylerim ürperdi. Biz doktorlar hastayı yaşatmaya uğraşırız. Hiçbir ayrım yapmadan (din, dil, ırk) son ana kadar emek veririz. Bu olay hiçbir vicdana sığmayacak kadar kötü bir olay, bir doktorun bunları nasıl yapabileceğini 40 senelik bir hoca olarak anlamıyorum.
Herkese sakin olmalarını sükunet içerisinde soruşturmanın nihayetlenmesini beklemelerini tavsiye ederim. Her meslek grubunun içinde iyileri de vardır, böyleleri de maalesef var. Bir iki sağlık çalışanımızın böyle olmasını tüm sağlık çalışanlarına teşmil etmemek gerekir. Hipokrat yemini etmiş biz doktorlar yine hastalarımıza özenle bakmaya onları tedavi etmeye çalışacağız.
Kamu oyunun sağ duyulu olması, olayı serin kanlılıkla takip etmesi ve biz doktorlara güvenmesi lazım. Biz hekimler devletimizin de yardımlarıyla içimizdeki çürük elmaları ayıklarız.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HASTANELERİN RUHSATLARI İPTAL EDİLİYOR
Bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden olan çeteyle ilgili soruşturmada adı geçen hastanelerin ruhsatları bir bir iptal ediliyor. Sağlık Bakanlığı’nın soruşturmada adı geçen hastanelerle ilgili incelemesi devam ederken, Bağcılar Özel Şafak Hastanesi ve Medilife Sağlık Hizmetleri’nin ardından 7 hastanenin daha ruhsatı iptal edildi.
YOĞUNBAKIM’DAKİ YENİDOĞAN BEBEKLER İÇİN AMBULANS VERMİYORLAR
Ruhsatı iptal edilen bir hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki görüntüler bir kez daha dehşete düşürdü. Bugün o hastanelerden birinde çekilen görüntüler sosyal medyada yayıldı. Hastanenin yenidoğan yoğunbakım ünitesine giden aileler bebeklerini götürmek istedi. Hastane tarafından yapılan açıklamada bebeklerin aileleri tarafından kendilerinin götürülebileceği söylendi. Skandal açıklamaya tepki gösteren aileler tepkilerini X hesaplarından dile getirdi.
Ruhsatı iptal edilen hastaneler:
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi
Özel Birinci Hastanesi
Özel Güney Hastanesi
Özel Bağcılar Medilife Hastanesi
Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel Bağcılar Şafak Hastanesi
Özel Silivri Kolan Hospital Hastanesi
Yenidoğan soruşturmasında adı geçen hastaneler:
Akabe Sağlık Tesisleri
Doğamed Sağlık Hizmetleri
Ekip Sağlık Hizmetleri
Güney Hastanesi Sağlık Hizmetleri
Medilife Sağlık Hizmetleri
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel Avrupa Şafak Hastanesi
Özel Bağcılar Medlife Hastanesi
Özel Doğa Hospital
Özel İstanbul Şafak Hastanesi
Özel İstanbul Şafak Sağlık Hizmetleri
Refik Arslan Sağlik Hizmetleri
Reyap Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi
Silivri Kolan Hastanesi
Yonca Sağlık Hizmetleri
Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketi
GMZ Sağlık Hizmetleri
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İŞTE İSTENEN CEZALAR
Sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen’in 10 kez “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “nitelikli dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve 11 kez uygulanmak üzere “resmi belgede sahtecilik” suçlarından toplamda 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9’ar aya kadar hapisle cezalandırılmaları, Gıyasettin Mert Özdemir hakkında ise “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapsi isteniyor.
“ŞİKAYET ETME SEBEBİM…”
”Çete faaliyetleri çerçevesinde doktor yerine epikriz raporu yazdığı, usulsüz ilaç satışı yaptığı” ileri sürülen ifadesi iddianameye giren hemşire Hakan Doğukan Taşçı ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir’i, CİMER’e kendisinin şikayet ettiğini anlattı. “Şikayet etme sebebim bebek tüccarlığı yapmasından dolayı” dedi.
“İŞLER ÇIĞIRINDAN ÇIKTIKTAN SONRA TARTIŞTIM”
27 yaşında lise mezunu olan Hakan Doğukan Taşçı, sağlık üzerine faaliyet gösteren bir şirketin sahiplerinden görünüyor.Taşçı’nın iddianameye giren ifadelerinden bir bölümü şöyle: “Beni usulsüz işlerin içine sokan kişi doktor Fırat Sarı’dır. Kendisi hastanede doktor bulundurması gerekirken doktor yerine beni bırakıyordu. Ben de çocukların sağlığı için elimden geleni yapıyordum. İşler iyice çığırından çıktıktan sonra, çocukların sağlığı tehlikeye girdikten sonra bu kişi ile sürekli tartıştım.
“BEBEKLERİN CANINI HİÇE SAYIYORLAR”
Gıyasettin Mert Özdemir 112’de ambulans şoförü olarak çalışır. Ben bu kişiyi CİMER’e şikayet ettim. Şikayet etme sebebim bebek tüccarlığı yapmasından dolayı. Birçok özel hastane ile iş yapar. Genelde hastanelerde başhekimlerle, hastane müdürleri ile anlaşarak, hastanelere dışarıdan yeni doğan bebeklerin yatışını yaptırıyor ve bu işten kar elde ediyor. Bu işlemlerde hastanenin yeni doğan bebekler için uygun olup olmadığına bakmadan, sadece para kazanmak için bebeklerin canını tehlikeye atarak hastanelere sevkini yapıyor. İstanbul dışı sevk organizasyonu için de Serdar Yüksel isimli şahsı kullanıyor.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da bebekleri anlaşmalı hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan çete hakkında hazırlanan iddianamede yer alan hastaneler, ruhsatlarının iptal edilmesinin ardından kapatıldı. Öte yandan, kapatılan hastanelerde yatan hastaların sevk süreçleri başlatıldı ancak hasta yakınları süreçle ilgili olarak hastane yönetimleri tarafından bilgilendirilmediklerini söyledi.
“KOCAMA İLAÇ VERİP HASTANEDEN MEMNUNUM DEDİRTİP VİDEOSUNU ÇEKTİLER”
Hülya Çelikel isimli hasta yakını, böbrek hastası eşini Esenyurt’ta bulunan REYAP hastanesine getirdiklerini anlatarak, “Eşim burada kötü muamele gördüğünü söyledi ve ‘Beni buradan kurtarın’ diye feryat etti. Oradaki bir hemşire bizim gözümüzü açtı. ‘Sizin ağlamanıza feryadınıza dayanamıyorum evet burada yani REYAP Hastanesinde amcaya çok eziyet yapıyorlar’ dedi. Biz de eşimi çıkarmaya karar verdik ve Medilife hastanesine getirdik” ifadelerini kullandı.
“BANA ORADA İLAÇ VERDİLER KAFAM BULANIKTI”
Hastanede bir doktorun eşine ilaç vererek video çektiğini iddia eden Çelikel, “Biz kocamı ambulansa aldık, Medilife hastanesine getirdik. Sonra kendine gelmeye başlayınca bana ‘bana orada ilaç verdiler benim kafam bulanıktı’ dedi. Kocamı videoya çekmişler. Şikayet etmemizi engellemek için videoya çekmişler. Kimsenin benim kocamı videoya çekmeye hakkı yok. Aldım buraya getirdim” şeklinde konuştu.
“HASTALARIN NEREYE GİTTİĞİ BELLİ DEĞİL”
Medilife hastanesi önünde bekleyişini sürdüren kadın, “Şu anda kocamın durumu ile alakalı hiçbir bilgi alamıyoruz. Nereye sevk edilecek hiçbir şey belli değil. Böbrek için diyalize girmesi lazım. Şimdi buradan alıp diyalize sokmaları lazım. Karar da verilmiyor. Ben hastamı ne yapacağım? Eve mi götüreceğim, diyalize mi sokacağım. Şu anda hiçbir yetkili ile görüşemiyoruz. Ambulansın biri geliyor biri gidiyor. Hastaların nereye gittiği belli değil. Yakınlarına bilgi vermiyorlar” diye konuştu.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AA’nın, Anadolu’daki arkeolojik kazılarda, öngörülenden daha eski dönemlere tarihlenen verilere ulaşılmasına ilişkin dosya haberinin ilk bölümünde, Şanlıurfa’nın merkez Haliliye ilçesi sınırlarında kırsal Örencik Mahallesi yakınlarında bulunan Göbeklitepe’deki bulgular ele alındı.
Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki Örencik Mahallesi’nde, 1963’te yapılan yüzey çalışmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe’de 1995’ten bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde kazı çalışmaları yürütülüyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2018’de dahil edilen Göbeklitepe’deki kazılarda elde edilen sonuçlar hem dünyanın ilgisini bu alana çekti hem de tarih yazımını değiştirecek veriler ortaya koydu.
Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1995’te başlayan kazılarla Göbeklitepe’nin neolitik çağın anıtsal yapılarını barındırdığının öğrenildiğini belirtti.
Kazılarda, M.Ö. 9600’lü yıllar ile 8200’lü yıllar arasına tarihlenen yaklaşık 1500 yıllık süreci yansıtan yerleşim katmanlarının kısmen açığa çıkarıldığını anlatan Karul, burada kamusal özellik taşıyan anıtsal yapıların olmasının arkeoloji camiasında büyük etki yarattığını kaydetti.
Karul, şöyle konuştu:
“Göbeklitepe’nin içerisinde insanların günlük hayatlarını sürdürdükleri konutların da olduğu kamusal yapıların olması, dolayısıyla buraların insanların bir araya geldikleri inançlarla ilgili bir yer olmasından öte bir yerleşim yeri olarak kullanıldığı anlaşıldı.
Nitekim 2021’de Taş Tepeler ile bu bölgedeki Neolitik çağ araştırmaları daha geniş bir bölgeye yayıldığında da benzer sonuçlarla karşılaştık. Bugün Harran Ovası’nın etrafında çok sayıdaki çağdaş yerleşmede yine özel kamusal yapılar ile konutları bir arada gördüğümüz yerleşim yerleri açığa çıkardık.
Göbeklitepe’nin bunların içerisindeki en önemli farkı, bu döneme ilişkin sonraki süreçteki araştırmaları tetikleyen bir yönü oldu. Bunun da başında özellikle buradaki anıtsal yapıların, onlar içerisindeki T biçimi dikili taşlar ve daha da önemlisi T biçimdeki taşların üzerindeki sembollerin varlığı… Bütün bunları bir araya getirdiğimiz zaman bize 12 bin yıl önceki insanın mimarlıkta, teknolojide, sanatta ne kadar ileri toplumlar olduğunu gösterdi diyebiliriz.” dedi.
Tarım ve hayvancılık yerleşikliğin nedeni değil sonucu
Karul, Taş Tepeler Projesi kapsamında Göbeklitepe ve çağdaş alanlarda yürütülen çalışmalarda elde edilen bilgilerle, o dönemdeki yaşama ilişkin önceki düşüncelerin aksine sonuçlara ulaştıklarını, avcı-toplayıcı bir yaşam süren toplulukların yerleşik yaşamı benimsediklerini gördüklerini anlattı.
Yerleşik hayata geçilmesine rağmen bu toplulukların henüz tarım ve hayvancılığı bilmediğinin anlaşıldığını vurgulayan Karul, Göbeklitepe’de yerleşiklikle beraber çevredeki kaynakların daha etkin bir şekilde değerlendirildiğinin görüldüğüne işaret etti.
Dönemin ileri aşamalarında bitki yetiştiriciliği ve hayvan evcilleştirme denemeleriyle karşılaştıklarına dikkati çeken Karul, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yerleşikliğin hemen ardından bitkileri tarıma aldıklarını ve hayvanları evcilleştirdiklerini görüyoruz. Dolayısıyla Göbeklitepe ve benzeri yerlerde yerleşiklikle başlayan süreç, bugünkü toplumsal düzenin temelindeki en önemli girdi olan üretici yaşamın da başlangıcını gördüğümüz bir yer olarak arkeoloji tarihçesinde önemli bir yer tuttu.
Göbeklitepe’yi bu kadar önemli yapan, toplumun büyük bir kısmının ilgisini çeken, dünya ölçeğinde ilgisini çeken şey, bizim geçmişe bakış açımızın, algımızın ne kadar yanlış olduğunu adeta gözler önüne sermesi. Başka bir ifadeyle de yüzümüze vurması oldu.
Bunu nasıl biraz daha açıklayabiliriz derseniz, Göbeklitepe gibi yerlerin özellikle geçmişteki toplumların ilkel, az gelişmiş toplumlar olduğu algısını köklü bir şekilde değiştirdiğini anlıyoruz. Modern insan geçmişe ilerlemiş bir şekilde bakar ve geçmişi düşündüğünde de kendisi zamanın sonunda olduğu için kendisini geçmişe göre en gelişmiş bireyler, insanlar ve toplumlar olarak algılar. Göbeklitepe bize 12 bin yıl önce burada yaşayan insanların anıtsal mimariler yapabilen, bir araya gelip bu yapıların içerisinde meclisler kuran ve o dikili taşları, onların üzerindeki ağırlıklı hayvan betimleriyle oluşturdukları sahneleri işleyebilen ve bunlarla birtakım mitolojik hikayeleri yaşamlarının bir parçası haline getiren topluluklar olduğunu gösterdi.
Böyle düşünüldüğünde 12 bin yıl önce Göbeklitepe’deki insanın bugünkü toplumdan hiç de geri kalmayacak yönlerinin, sanatçılarının, hikaye anlatıcılarının olduğunu, o hikayeleri bu dikili taşların üzerine işleyebilecek sanatkarların, bu binaları yapan, tasarlayan o dönemin mimarları ve ustaları olduğunu gösterdi. Bizim bugünkü bakış açımızın geçmişi ne kadar küçümseyici olduğunu da yüzümüze vurmuş oldu diyebiliriz.”
“Becerilerinin ne kadar üst düzeyde olduğunu gösterdi”
Göbeklitepe ve çağdaşı alanlardaki bulguların tarih yazımını değiştirebildiğini ifade eden Karul, şu bilgileri aktardı:
“Tarih kitapları dünyanın hemen hemen her yerinde son yıllarda kuşkusuz değişiyordur. Özellikle yerleşikliğin nedeninin tarım ve hayvancılık olduğu düşünülürken Göbeklitepe ve çağdaşı yerler, yerleşikliğin nedeninin tarım ve hayvancılık değil, tarım ve hayvancılığın yerleşiminin bir sonucu olduğunu gösteren yerlerin başında geliyor. Bilginin değişmesi bakımından düşündüğümüzde en önemli dizilerden biri.
Yine okul kitaplarında geçmiş dönemdeki, 12 bin yıl önceki insanların yaşam mücadelesi vermekle sınırlı bir hayat sürdürdükleri algısı var. İnsanların mağaralarda yaşadığı ve zorluklar içerisinde yaşadığı gibi bir algı vardı. Göbeklitepe’de bunun ne kadar gerçek dışı olduğunu, 12 bin yıl önceki insanların becerilerinin, başarılarının her anlamda, teknolojide, mimarlıkta ne kadar üst düzeyde olduğunu gösterdiğini de rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Böyle bakıldığında tarih yazımındaki yanlışları büyük bir oranda düzelten arkeolojik keşiflerin başında geliyor diyebiliriz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Taksim Meydanı’nda bir araya gelip Grand Pera’ya yürüyen Frida Kahlo makyajlı ve kostümlü öğrencileri yerli ve yabancı turistler ilgiyle izledi.
Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında sanatseverlerle buluşan sergiyi gezen öğrenciler, sergideki eserleri inceleyerek, fotoğraflar çekti.
“Öğrencilerimizden gelen bütün fikirlere açığız”
Alaeddin Yavaşça Güzel Sanatlar Lisesi öğretmeni Beyza Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerle bütün sanatçıların eserleri üzerine çalıştıklarını belirterek, özellikle yakın dönem sanatçıları öğrencilerin iyi bildiğini söyledi.
Frida Kahlo sergisine böyle bir konseptle gelmenin daha faydalı olacağını düşündüklerini aktaran Yılmaz, “Frida Kahlo’nun yaşantısını ve eserlerini bugüne getirmek için çıktığımız yolda çok güzel şeyler yaşadık. Onlar da çok hevesli ve heyecanlıydı. Hepsi çok güzel hazırlandı.” dedi.
Sergiyi bu konseptle ziyaret etmenin öğrenciler için çok güzel bir anı olacağını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Bu olayın zihinlerinde çok güzel yer edineceğini düşünüyorum. Hepsi zaten bir sanatçı adayı olarak buna hazır. Bugün biz Frida Kahlo olduk. Bizim için her şey çok güzel ilerledi. Onların hayatında da çok güzel anılar biriktireceğini düşünüyorum. Öğrencilerimizden gelen bütün fikirlere açığız. Çünkü onların fikirleri ve yaratıcılıkları geliştikçe ilerleyebiliyoruz. Çıktığımız bu yolda, öğrencilerimizle çok güzel çalışmalar çıkartacağımızı düşünüyoruz.”
“İnşallah bir gün onun gibi bir sanatçı olurum”
Öğrencilerden Ezel Sarıçoban, Kahlo’yu “özgürlük, renk, sevgi ve aşk” kelimeleriyle tanımlayarak, “Frida bence aşkı ve sevgiyi temsil ediyor. Buraya geldiğimde Frida’nın insanı daha mutlu, daha özgür hissettiren, enerji veren ve yaşamın zorluklarına karşı mücadele eden bir insan olduğunu gördüm. Hayatın zorluklarına katlanmış, bir bacağını kaybetmiş ve 30’dan fazla ameliyat geçirmiş bir insan.” şeklinde konuştu.
California Helin Akcan, Frida Kahlo’nun çok güçlü bir kadın olduğuna dikkati çekerek, çok güçlü ve başarılı bir sanatçıyı temsil ettiği için gururlu hissettiğini, sergiyi de çok beğendiğini söyledi.
Asel Karahan, sergiyi çok heyecan verici bulduğunu aktararak, “Alanında öncü isimleri tanımak çok güzel hissettiriyor. Daha yeni bilgiler, kişiler ve tarzlar öğrenmek, bizim hayal gücümüzü ve ufkumuzu daha çok açıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Leylan Değirmenci de Kahlo’nun sanata bakış açısını çok beğendiğini vurgulayarak, “Açıkçası çok şanslıyım böyle bir etkinliğe katıldığım için. İnşallah bir gün onun gibi bir sanatçı olurum.” ifadelerini kullandı.
Duru Çetin ise her sanatçı adayının Frida Kahlo’yu örnek alabileceğinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz özellikle Frida gibi giyinerek onu daha çok benimsedik. Bu da onun gözünden, resimlerine, sanata ve hayata bakış açımızı geliştirdi. Çok güzel tepkiler aldık. Fotoğraflarımızı çektiler, bize hayranlık duydular. Bu da çok hoştu. Bence insanlar bunu bireysel de gerçekleştirebilir.”
Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun kişisel günlüklerinden esinlenerek hazırlanan fiziksel ve dijital sergi, 26 Ekim’e kadar görülebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Cumartesi günü San Gabriel Dağları’nda meydana geldi. Polis, şüphelinin olay yerinden arabayla kaçtığını, ancak kısa bir süre sonra kaza yaptığını bildirdi. Emir Lowe, cinayet şüphesiyle tutuklandı.
Paul Lowe, Londra Sanat Üniversitesi’nde profesördü ve dünyaca ünlü bir foto muhabiriydi. Kariyeri boyunca Berlin Duvarı’nın yıkılışı, Nelson Mandela’nın serbest bırakılması gibi tarihi olayları fotoğraflamıştı. Özellikle Saraybosna kuşatması sırasında çektiği fotoğraflarla tanınıyordu.
Meslektaşları ve arkadaşları, Lowe’u “nazik, coşkulu ve cesur” bir insan olarak anıyor. Bosna Hersek Büyükelçiliği onu “büyük bir sanatçı” olarak nitelendirdi.
Bu trajik olay, fotoğrafçılık ve gazetecilik dünyasında büyük üzüntüye yol açtı. Lowe’un ani kaybı, onun insani değerlerini ve profesyonel başarılarını bir kez daha gündeme getirdi.
Olayla ilgili soruşturma devam ediyor ve Emir Lowe’un önümüzdeki günlerde mahkemeye çıkması bekleniyor.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>14 Ekim’de, Alex Lang adlı paraşütçü, 138 metre yüksekliğindeki piramidin üzerinde uçarken, zirvede hareket eden bir şey fark etti. Yakınlaştığında bunun bir köpek olduğunu gördü. Lang, köpeğin tepede dolaştığını ve yukarıda uçan kuşlara havladığını belirtti.
Bu olağandışı görüntü, sosyal medyada hızla yayıldı ve binlerce beğeni aldı. İzleyenler, köpeğin nasıl bu kadar yükseğe tırmanabildiğini merak etti. Bazıları durumu esprili bir şekilde yorumlarken, diğerleri köpeğin güvenliği için endişelendi.
Büyük Giza Piramidi, yaklaşık 4500 yıl önce Firavun Khufu zamanında inşa edildi ve uzun süre dünyanın en yüksek yapısı olarak kaldı. Bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan piramit, her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor.
Piramitlere tırmanmak yasak olmasına rağmen, bu cesur köpek bir şekilde zirveye ulaşmayı başardı. Köpeğin nasıl tepeyeçıktığı veya ne kadar süre orada kaldığı bilinmiyor. Ayrıca, sonunda nasıl kurtarıldığı da açıklanmadı.
Bu olay, antik yapıların korunması ve güvenliği konusunda yeni tartışmalar başlattı. Yetkililer, benzer olayların tekrarlanmaması için önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
Sonuç olarak, bir köpeğin dünyanın en ünlü antik yapılarından birinin tepesinde görülmesi, hem şaşkınlık hem de eğlence yarattı. Bu beklenmedik olay, Büyük Giza Piramidi’nin hala sürprizlerle dolu olduğunu gösteriyor.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAĞCILAR Belediyesi tarafından düzenlenen 3’üncü Bağcılar Kitap Fuarı, 18 Ekim’de Bağcılar Meydanı’nda kapılarını açıyor. 9 gün sürecek olan fuar sohbetten eğlenceye kadar farklı içerikte birçok aktiviteye ev sahipliği yapacak, kitapseverler de sevdikleri yazarlarla bir araya gelme fırsatı bulacak.
15 TemmuzDemokrasi ve Milli İrade Meydanı, 18-26 Ekim tarihleri arasında 3’üncü Bağcılar Kitap Fuarı’na (BKF) ev sahipliği yapacak. Bağcılar Belediyesi tarafından düzenlenecek fuarın hazırlıkları tamamlandı. Açılış için gün sayan fuar alanında 50 yayınevi kitaplarını sergileyecek. Stantlarda polisiyeden tarihe kadar herkesin ilgisini çekecek eserler yer alacak. 27 gazeteci ve yazarın konuk olacağı alanda kitapseverler, yazarlarla bir araya gelme ve sohbet etme imkanı bulacak.
‘BAĞCILAR OLARAK BİZ KİTAPLA YAŞAYAN BİR İLÇEYİZ’
Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “Bağcılar’ımızda çok ilgi gören kitap fuarımızın bu sene 3’üncüsünü yapıyoruz. En seçkin kitabevlerinin yayınlarıyla ve sevilen yazarlarımızla buluşacağız. İlk fuarımıza 350 bin kişi katılırken geçen yılki 2. BKF’ye 500 bin kişi katılmıştı. Sayının artması bizi sevindiriyor. Sayının bu yıl artarak devam edeceğine inanıyorum. Bağcılar olarak biz kitapla yaşayan bir ilçeyiz. Bu anlamda ilçemizde şu an 117 bin 180 yazılı ve basılı eserden oluşan külliyat sunan 17 kütüphane hizmet veriyor” dedi.
ÜNLÜ İSİMLER KATILACAK
AK PartiİstanbulMilletvekili olan Yücel Arzen’in müzik dinletisinin de yer aldığı özel bir programla açılışı yapılacak BKF’de; AK Parti Manisa Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Bahadır Yenişehirlioğlu, Mete Yarar, Nurullah Genç, Serdar Tuncer, Şermin Yaşar, Hayati İnanç, Ercan Kesal, Türker Akıncı, Turan Kışlakçı, Savaş Barkçin, Zeynep Betül Akyıldız, Onur Erol, Zahide Tuba Kor, Şükran Kaymak, Güven İslamoğlu, Cansu Canan Özgen, Saliha Erdim, Beydan Budak, Yasin Pişgin, Orhan Toker, Fatih Duman, Anıl Basılı, Ayşegül Dede, Sadık Yalsızuçanlar, Turgay Güler ve Sertaç Abi katılacak.
AKTİVİTELER İÇİN ÖZEL BİR PLATO OLUŞTURULDU
Belediyeden yapılan yazılı açıklamada fuar hakkında şu bilgilere yer verildi:
“BKF’ye gelen ziyaretçiler, özel olarak oluşturulan platoda ağırlanacak. Açık alandaki kafede yetişkinler için çay ikram edilecek. Çocuklar da atölyelerde fiziksel ve zihinsel gelişimlerine katkı sunan aktiviteler yapabilecek. Gençler özel hazırlanan Fuar Köşesi’nde hatıra fotoğrafı çekilebilecek. Fuar kapsamında, geçmişten günümüze edebiyat dünyamızda eserleriyle iz bırakan ünlü yazarların fotoğrafları ile hayatlarını anlatan bir köşe de yapıldı. Ayrıca belediyeye bağlı Bilgi Evi öğrencileri ve Kadın ve Aile Kültür Sanat Merkezi kursiyerleri kendi yaptıkları tablo, takı ve benzeri eserleri sergileyecek.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzun yıllar Almanya’da çalıştıktan sonra 2002’de memleketine dönen Albayrak, Ortahisar ilçesine bağlı Akyazı Mahallesi’ndeki evinin bahçesinde, ustasının hediye ettiği şerit testerenin yanı sıra torna makinesi ve çeşitli aletlerin yer aldığı atölye kurdu.
Albayrak, atölyesinde ürettiği masa, sandalye, sehpa, koltuk, arı kovanı ve dekoratif eşyaları yakınlarına, tanıdıklarına hediye ediyor.
Mustafa Albayrak, AA muhabirine, babasının yönlendirmesiyle küçük yaşlarda köyündeki mobilyacının yanında çıraklığa başladığını söyledi.
Ustasının çok güzel mobilya ve oyma işleri yaptığını anlatan Albayrak, “Ben de ‘Bu oyma işini öğrenirsem bana yeter’ dedim. Nihayet öğrendim de oymacılığı.” dedi.
Askerden döndükten sonra da ustasının yanında çalışmaya devam ettiğini belirten Albayrak, “UstamErzurum’a taşınınca benim gitme durumum yoktu bıraktım marangozluğu. Köyde yaşamaya başladım, tütün falan üretmeye başladım ve marangozluğu bıraktım.” diye konuştu.
“Ahşaptan hiç kopmadım”
Albayrak, 1970’te gittiği Almanya’da 32 yıl çalıştığını dile getirerek, şöyle devam etti:
“2002 yılında döndüm. Atölyeyi de birkaç yıl sonra kurdum. Makineleri Ankara’dan alıp getirdim. Şerit testereyi de o zaman ustam verdi zaten, Allah rahmet eylesin. Faal bir şey çalıştığım yok, tanıdıklarımın, kıramayacağım kişilerin siparişi olursa onları yapıyorum. Onlar ahşabı temin ediyor ben de yemek masası, oturma koltuğu, sehpa, arı kovanları yapıyorum.”
Almanya’da inşaatlarda kalıp ustalığı yaptığını ifade eden 5 çocuk babası Albayrak, şunları kaydetti:
“Ahşaptan hiç kopmadım. Sonra buraya geldim kovan yaptım. Almanya’da langstroth tipi kovanlar vardı, ben de kendime onlardan yaptım. Sonra arıları oğluma verdim. Ceviz, gürgen, çam, ıhlamur ağaçları kullanıyorum. Masa, koltuk, sehpa yapıyorum. Onlar olmasa ben öldüm, onlar beni mutlu ediyor. Torna makineleri de aldım, şimdi bahtiyarım. Bu zamana kadar sattığım yok, eşe dosta hediye olarak yapıyorum.”
Mustafa Albayrak, sağlığı el verdiği müddetçe atölyesinde üretmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GÖRMENİN BEDELİ DUDAK UÇUKLATTI
Tema parkına girmenin ve minyatür Galata Kulesi’ni görmenin bedeli ise 109 Suudi Arabistan riyali. Türk lirasına çevrildiğinde bu fiyat yaklaşık 1.000 TL’yi buluyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hazır giyim sektörünün kapsayıcılığı en yüksek sivil toplum kuruluşlarından olan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından düzenlenen 17’nci İstanbul Hazır Giyim Konferansı başladı. Redefine, Realign, Refashion (Yeniden Tanımla, Hizalan, Şekillendir) temasıyla düzenlenen iki günlük konferansın ilk gününde Türkiye’den ve yurt dışından toplam 32 konuşmacı, 17 oturumda bir araya gelerek sektörün gündemindeki konuları ele aldı.
“Birlikte çalışarak maliyetleri optimize edebiliriz”
Jeopolitik ve ekonomik krizler nedeniyle Türkiye’de olduğu gibi dünya genelinde de sektörün son iki yıldır daralma sürecinde olduğunu aktaran TGSD Başkanı Ramazan Kaya, “Özellikle üreticiler olarak karlılıklarımızı giderek kaybediyoruz. Sermayemiz ve enerjimiz de son derece sınırlı. Bu nedenle kaynaklarımızı daha doğru ve pozitif kullanmamız gereken bir dönemdeyiz. Bununla birlikte sektörümüzün yeniden yükselişe geçmesi için krizlerin içindeki fırsatlara odaklanılması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için de artık ‘benim başarım’ değil, ‘bizim başarımız’ demeli, stratejik iş birlikleri geliştirmeliyiz. Bu iş birlikleri, tedarik zincirimizin dayanıklılığını artırırken aynı zamanda inovasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında da güçlenmemizi sağlayacaktır. Birlikte çalışarak hem maliyetleri optimize edebilir hem de üretim süreçlerimizi daha verimli hale getirebiliriz” dedi.
“Son dakikada gelen siparişler Türk hazır giyim sektörünü zorluyor”
Orta Doğu ve Avrupa’daki savaş ile Güneydoğu Asya’da yaşanan doğal afetlerin tedariki olumsuz etkilediğine dikkat çeken Kaya, “Özellikle Uzak Doğu’dan Avrupa’ya uzanan tedarik zincirinde ciddi aksamalar yaşanıyor. Bu noktada da yakından ve güvenli tedarikin, dolayısıyla da Türkiye’nin önemi giderek artıyor. Ancak bu süreçte Türk hazır giyim sanayicileri olarak son dakika gelen siparişler nedeniyle zorluk yaşıyoruz. Mevcut kapasitelerimizi daha verimli kullanabilmek için alım grupları ile daha planlı çalışmamız gerekiyor. Birlikte yapacağımız doğru planlamalar, verimliliği ve rekabetçiliğimizi de artırır” diye konuştu.
“Sorumlu bir üretim anlayışını benimsemek zorundayız”
Global çaptaki iş birliklerinin sektörün sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşması için de büyük önem taşıdığını ifade eden Kaya şöyle devam etti: “Gerek dünyamızın gerekse sektörümüzün geleceği için sorumlu bir üretim anlayışını benimsemek zorundayız. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla kaynaklarımızı daha verimli kullanmalı, atıklarımızı minimize etmeli, sürdürülebilir tasarım ilkelerini benimseyerek, çevresel etkileri en aza indiren koleksiyonlar oluşturmalıyız. Geri dönüşüm ve yeniden kullanım süreçlerine yatırım yaparak, bu dönüşümün öncüsü olmalıyız. Dijitalleşme alanında da birlikte adım atarak dijital platformlarda daha güçlü bir varlık oluşturabilir, tedarik zincirimizi daha şeffaf ve izlenebilir hale getirebiliriz. Sürdürülebilir moda, yalnızca ürünlerin etiketinde değil, her aşamada benimsenmesi gereken bir kültür olmalıdır.”
“Konferansın teması sektörün başarısı için gerekli olan üç temel adımı vurguluyor”
Konferansın bu yılki teması hakkında da bilgi veren Kaya, “Sektörümüz özellikle son iki yıldır zorlu bir mücadele veriyor olsa da aslında oyunun kuralları 2015 yılında açıklanan Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile birlikte yeniden yazılmaya başlandı. Tüketim alışkanlıkları değişirken, ekonomik koşullar rekabetçiliği zorlaştırırken, bizim de bu yeni süreci kabul edip, çevikliğin ve esnekliğin yanına hizalanmayı da eklemekten başka şansımız yok. Son aşamada ise koleksiyonlarımızı ve ürünlerimizi yeniden şekillendirecek, üretici, yenilikçi ve değerli tasarımlarla yolumuzu çizeceğiz. Yani bu yılki temamız Redefine, Realign, Refashion ile hızla değişen trendler, teknolojik yenilikler ve sürdürülebilirlik talepleri ile sürekli bir dönüşüm içerisinde olan sektörümüzün başarılı olması için gerekli olduğuna inandığımız üç temel adımı vurguladık” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler, kaçakçılık suçlarıyla mücadele kapsamında bir grup şüpheli tarafından izinsiz kazı yapıldığını belirledi.
Kültür ve tabiat varlığı bulmak için çukur açan 5 şüpheli, ekskavatör ve çeşitli kazı malzemeleriyle gözaltına alınarak İlçe Jandarma Komutanlığına götürüldü.
Gediz Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla haklarında soruşturma başlatılan şüpheliler A.K, M.D, M.C, F.U. ve E.Ö’nün işlemleri sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya DOB’dan yapılan açıklamaya göre, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde sahnelenecek gösteride, hem klasik hem modern bale yapıtlarının seçkin örnekleri sunulacak.
Riine Sasaki ve Nilay Tahiroğlu gibi ünlü sanatçıların performanslarını sergileyeceği gösteride, Çaykovski’nin “Fındıkkıran” ve “Kuğu Gölü”, Minkus’un “La Bayadere” ve klasik bale repertuvarından “Le Corsaire” ve “Don Kişot” gibi eserler yer alacak.
Ayrıca Carmen’den parçalar ile “İkilem”, “Loneliness”, “Sarcastic” ve “No.7” gibi yenilikçi eserler de sahneye taşınacak.
“Gala Bale” 17 Ekim’de saat 20.00’de Antalya DOB Opera Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DEPREME DAYANIKLI YAPI MALZEMELERİ HAYATİ BİR ÖNEME SAHİPTİR
AFAD Barınma ve Yapım İşleri Genel Müdürü Ahmet Nehar Poçan, PANELDER yönetim kurulunun ziyaretinden memnun kaldıklarını dile getirerek, “Ülkemizde yaşadığımız Şubat 2023 depremi bizleri büyük acılar yaşatırken, artık inşaatta özellikle konutlarda depreme dayanıklı malzemelerin kullanımının önemi bir kez daha gösterdi. Çünkü depreme dayanıklı malzemeler ve ürünler hayati bir öneme sahiptir. Bu anlamda PANELDER üyelerinin ürettiği ürünlerde de son derece depreme ve yangına dayanıklılığı ile güven sağlıyor. Ziyaretlerinden ve bize ürettikleri ürünlerin özellikle hakkında bilgi veren PANELDER Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Hakan Katırcı ve beraberindeki heyete de teşekkür ediyorum” diye konuştu.
PANELDER Yönetiminin AFAD Barınma ve Yapım İşleri Genel Müdürü Ahmet Nehar Poçan’ı ziyaretinde, AFAD Lojistik ve Depo Yönetimi Grup Başkanı Kübra Keleş ve AFAD Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkan Vekili Salih Altınay’la da sandviç panel ve özellikleri hakkında detaylı görüş alışverişinde bulunuldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“DENETİME GELİRLERSE RUHSATI DEĞİŞTİR”
Öte yandan soruşturma kapsamında şüpheliler arasında geçen konuşmalar da fezlekede yer aldı. Örgüt yöneticisi F.S. ile örgüt üyesi H.D.T. arasında geçen denetimle ilgili görüşme dikkat çekti.

İŞTE O KONUŞMALAR:
H.D.T: “Hocam şimdi bu salaklar bana yarın denetime geleceklerini söyledi. ‘2-3 ay sonra denmişti. Şimdi ‘Sabah denetim olacak’ diyorlar.”
Örgüt yöneticisi F.S: “Denetimde bir şey yok ya korkma.”
H.D.T: ” Hocam ruhsat değişecek. Paneller değişecek. Kuvözler değişecek. Monitör yok, biliyorsun. Ben yine alanı elimden geldiği kadar hazırlayacağım.”
F.S: “Hay anasını ya..”
KULLANMADIKLARI İLAÇLARI DA KULLANILMIŞ GİBİ SGK’YA FATURA ETMİŞLER
Soruşturma kapsamında şüphelilerin kullanmadıkları bir sürü ilacı da kullanılmış gibi göstererek Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) fatura ettiği ve haksız kazanç elde ettiği de vurgulandı. Örgüt üyelerinin birbiri arasında çok sayıda EFT hareketinin bulunduğu da soruşturma dosyasına girdi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, 11 Ekim günü Güneykent Mahallesi’nde bir apartmanda meydana geldi. Aile içi tartışma ihbarı üzerine adrese giden polis ekipleri, zemin katta Seyit Can Budak (31) ve Yunus Emre Avcı (26) ile karşılaştı.

Şüphelilerden Seyit Can Budak polis memuruna tabancayı doğrultup ateş açtı. Polis memurları da şüphelilere karşılık verdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kısa süreli çatışmanın ardından şüpheliler yakalanarak gözaltına alındı. 2 şüpheli, bindirildikleri ekip otosunun arka camlarını kırdı.

Şüphelilerden Seyit Canbudak’ın daha önce ‘hırsızlık’ ve ‘yağma’ suçlarından 33 suç kaydı, Yunus Emre Avcı’nın ise ‘taksirle yaralama’, ‘trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma’, ‘konut dokunulmazlığı ihlali suçlarından 26 suç kaydının olduğu ortaya çıktı.

ÇATIŞMA ANLARI GÜVENLİK KAMERASINA YANSIDI
Can kaybı ya da yaralanan kimsenin olmadığı olay, binanın güvenlik kamera görüntülerine yansıdı. Görüntülerde polisin şüphelendiği 2 kişinin ardından gittiği ve uyarıları üzerine şüphelilerin tabancayla ateş açarak karşılık verdiği görüldü.
Gaziantep’te polise silahlı saldırı! Çatışma anları güvenlik kamerasında
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Terme’deki “Miliç Lagünü”, denize paralel uzanan yapısı ve çevresinde oluşturduğu güzelliklerle görenleri kendine hayran bırakıyor.
Yaklaşık 10 kilometre uzunluğundaki lagün, göçmen kuşlar ve su samuru gibi pek çok canlıya ev sahipliği yapıyor.
Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürü Cemal Almaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Miliç Lagünü’nün Türkiye’de çok nadir görülen doğal oluşumlardan biri olduğunu söyledi.
Almaz, Karadeniz Sahil Yolu’nun hemen yanında yalnızca 100 metre yürüyerek bu eşsiz güzelliğin görülebileceğini ifade etti.
Denize paralel uzanan akarsu yatağının deniz ile bağlantısının olmaması dolayısıyla oluşan lagünün yaban hayatı için önemini vurgulayan Almaz, zengin bir habitat barındıran lagünün korunması ve tanıtılması gerektiğini dile getirdi.
Almaz, “Tüm vatandaşlarımızı bu doğal zenginliği keşfetmeye davet ediyoruz.” dedi.
“Turizm potansiyeli çok büyük”
Terme Belediye Başkanı Şenol Kul ise “Miliç Lagünü”nün henüz yeterince tanınmadığını dile getirerek, “Burası Terme’nin gizli kalmış güzelliklerinden biri. Karadeniz ile Samsun-Ordu karayolu arasında kalan lagün, denizle doğrudan bağlantısı olmayan nadir yerlerden biri. Doğal yaşam burada son derece zengin. Su samuru, yaban ördekleri, su tavukları ve birçok balık türü bu bölgede yaşıyor.” diye konuştu.
Lagünün ekolojik dengesini korumanın önemine değinen Kul, şunları kaydetti:
“Burada dört tane köprü var ve bunlar eski yöntemlerle yapılmış. Devlet Su İşleri ile işbirliği yaparak bu köprüleri 30 metre uzunluğunda inşa etmeyi planlıyoruz. Böylece hem suyun doğal akışı sağlanacak hem de ekolojik denge korunacak. Bu düzenlemelerin ardından kano gezileri, tekne turları gibi turistik aktiviteler düzenlemeyi planlıyoruz.”
“Terme, Samsun turizmi için stratejik bir nokta”
Şenol Kul, Karadeniz turlarının güzergahında bulunan Terme’nin turizmde büyük bir potansiyele sahip olduğunu, turlara katılan kişilerin sadece yüzde 5’inin bile ilçede durup gezmesinin Terme ekonomisine büyük katkı sağlayacağını belirterek, “Terme, Samsun’un turizmde yükselen yıldızı olabilir.” ifadelerini kullandı.
Bölgede yapılması planlanan çalışmalarla lagünün doğallığını bozmadan, çevre düzenlemeleri ve altyapı iyileştirmeleri yapılacağını belirten Kul, güneş enerjisiyle çalışan motorlar ve kano turları gibi doğa dostu turistik aktivitelerle lagünü turizme kazandırmayı istediklerini söyledi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Başkanlığınca, kentin güneyinde yeni turizm rotalarının oluşturulması için çalışma yapıldı.
“2025 Turizm Başkenti” ilan edilen kentin, Karayazı, Tekman, Hınıs, Karaçoban, Köprüköy ve Pasinler ilçelerindeki tarihi tabya, türbe, köprü, kilise, cami, mağara ve kaleler ile kanyon, vadi gibi doğal güzelliklerin bulunduğu alanlar, turizm rotalarına eklendi.
Büyükşehir Belediyesi, belirlenen rotaların turizm potansiyelini tanıtmak amacıyla, akademisyenler ve üniversite öğrencilerinin katılımıyla tur düzenledi.
2025’e hazırlanan şehrin kültürel zenginlikleri tanıtılacak
Bölgenin yöresel lezzetlerini tadıp tarihi ve doğal güzelliklerini gezen katılımcılar, şehrin güneyindeki yeni turizm rotasına hayran kaldı.
Yeni turizm rotalarıyla 2025’teki organizasyonlara hazırlanan şehrin, kültürel zenginliklerinin dünyaya tanıtılması hedefleniyor.
Büyükşehir Belediyesi Şehir Tanıtım Uzmanı Canan Şimşek, AA muhabirine, kentin Ekonomik İşbirliği Teşkilatınca “2025 Turizm Başkenti” seçilmesiyle belediye olarak ilk kez profesyonel anlamda güney ilçelere gezi programı gerçekleştirdiklerini söyledi.
Gezinin ilk durağının Tekman olduğunu ifade eden Şimşek, şöyle konuştu:
“Tekman’ın Akpınar köyünü ziyaret ettik ve orada 41 çeşit gastronomi öğesini gördük. Daha sonra Hınıs ilçesine geldik ve turistlerle tarihi Ulu Cami ile Hınıs Kanyonları’nı gezdik. Turistler, burada ovaları, meyve bahçelerini, kilise, cami ve her döneme ait tarihi, doğal güzellikleri görebilecek. Yeter ki turistler bu bölgelere gelsin. 27 kişilik bir kafileyle geldik. Öğrencisinden akademisyenine kadar misafirlerimiz var. Misafirlerimiz buraları çok beğendi.”
“Buralara sahip çıkılmalı”
Geziye katılan Zeynep Soytürk ise ilk kez bölgeye geldiğini ve çok beğendiğini anlattı.
Arkadaşlarını ve çocuklarını artık bölgeye getireceğini belirten Soytürk, “Buraya aşık oldum. Tekman, Hınıs kanyonları ve Karayazı’da bulunan mağaralar adeta birer saklı cennet. Çok güzel yerler. Eskiden insanlar hep bu mağaralarda yerleşik bir şekilde yaşamış. Bu bölgeler herkes tarafından keşfedilmeli ve buralara sahip çıkılmalıdır.” dedi.
Selçuk Yeşilyurt da Erzurum Büyükşehir Belediyesi ile kentin tanınmayan, görünmeyen yerlerini gezdiklerini ifade etti.
Gezi kapsamında gördüğü yerlere hayran kaldığını söyleyen Yeşilyurt, “Tekman’da yöresel ürünleri tattık, Hınıs’ta ise tarihi ve doğal yerleri gezdik. Çok faydalı bir gezi oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’de, Danişmendliler Beyliği’nin 3’üncü hükümdarı Melik Mehmed Gazi tarafından yaptırılan, yaklaşık 900 yıllık caminin minaresi, 1714 yılındaki depremde yıkıldı. Bir süre sonra restore edilen minareye, yıkılmadan önce şerefesinin altındaki çiniden yapılma kitabe yeniden uygulanmaya çalışıldı. Kitabe, parçalar halinde toplandı ancak okunabilirliğini yitirdi. Tarihçi yazar Mustafa Cingil, “Baktığımızda yazı yazıyormuş gibi görünüyor. Ne yazık ki oradaki yazı bir sır gibi okunamıyor” dedi.
Melikgazi ilçesi Camikebir Mahallesi’ndeki Ulu Cami, türbe ve medrese, Danişmendli hükümdarı Melik Mehmed Gazi tarafından 1100’lü yıllarda inşa edildi. Minaresiz olarak inşa edilen camiye, 1205 yılında deprem sonrası tadilat çalışmalarında minare eklenip, üzerine çinilerle kitabesi yapıldı. 1714’te kentte yaşanan deprem sonrası minarenin bir kısmı yıkıldı. Yaklaşık 10 yıl atıl halde bırakılan minare, bir süre sonra restore edildi. Yıkılmadan önce şerefesinin altında bulunan çiniden yapılma kitabe yeniden uygulanmaya çalışıldı. Kitabe, parçalar halinde toplandı ancak okunabilirliğini yitirdi. Tarihçi yazar Mustafa Cingil, “Ulu Cami, Danişmendli Beyliği’nin çok önemli eserlerindendir. Burası, Danişmendlilerin 3’üncü Sultanı Melik Mehmed Gazi tarafından 1134-1142 dönemleri arasında yapılmış bir camidir. Cami, yapılışından bir müddet sonra 1205 yılında bir deprem geçirdi. Depremden sonra 1206 yılında tadilata alınır. Tadilat sırasında camiye minare eklenir. Minare sonradan yapılmıştır. Ayrıca doğu ve batı kapısına ilaveten kuzeyde o dönem bir kapı daha açılır” ifadelerini kullandı.
‘ORİJİNALİNE GÖRE RESTORASYON ÇALIŞMALARI YAPILAMADI’
Caminin yaklaşık 300 yıl önce çok ağır bir deprem geçirdiğini söyleyen Cingil, “İlk depremden sonra, 1714 yılında çok daha ağır bir deprem geçirir. Mihrap önü kubbesi ve minarenin şerefesinden sonraki kısmı yıkılır. Yaklaşık 10 yıl atıl vaziyette bırakılmıştır. Çünkü 1700’lü yıllar Osmanlı İmparatorluğu’nun epeyce zayıfladığı ve mali yönden de sıkıntılı olduğu dönemlerdir. Buranın tamiri gecikir. 1723 yılında İstanbul’dan Matbah Emini Halil Efendi tarafından tadilata alınır. Ödenek sıkıntısı da vardır. Böyle bir ortamda yapının orijinaline göre restorasyon çalışmaları yapılamadı” diye konuştu.
‘ORADAKİ YAZI BİR SIR GİBİ OKUNAMIYOR’
Depremde minarenin bir kısmının yıkıldığını aktaran Cingil, “Şerefenin üzerindeki kısım yıkılmıştır. Oraya alttaki dokudan farklı olarak Kayseri taşlarından minarenin üst kısmı yapılmış. Buradaki en önemli olay ise şerefenin altındaki kufi yazıyla olan minarenin kitabesidir. Bu çinidir. Depremde bunun hemen hemen hepsi dökülmüştür. Daha sonra tadilat sırasında ustalar tarafından bilinçsizce rastgele yerlerine konulmuştur. Buradan baktığımızda yazı yazıyormuş gibi görünüyor. Ne yazık ki oradaki yazı bir sır gibi okunamıyor. Biz buranın dronlarla çekimini yaptırıp çeşitli yerlere okunsun, öğrenilsin diye gönderdik. Ne yazık ki oralarda da okunamadı. Ulu Cami’nin minaresindeki bu kitabe, Kayseri’de 4 üniversite olmasına rağmen okunamamış durumda. Bu da Kayseri’ye bir ayıp olsa gerek” dedi.
Haber-Kamera: Furkan KAVUKLU/KAYSERİ,
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(SAMSUN) –Kadın cinayetleri, tacizler ve tecavüzlere karşı tüm ülkede olduğu gibi Samsun’da da kadınlar eylemdeydi… Samsun Kadın Dayanışması üyeleri ve yüzlerce kadın Şehir Kulübü önünde bir araya geldi, sloganlar eşliğinde yürüyüp tepkilerini dile getirdi.
İstanbul’da İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in öldürmesinden sonra ülke geneline yayılan protesto eylemlerinden biri de Samsun’da yapıldı. Samsun Kadın Dayanışması üyeleri ve yüzlerce kadın kent merkezinde bir araya geldi. Kadınlar katliamlara dikkat çekerek “AKP, MHP ve artıkları cinayetin suç ortağıdır” açıklaması yaptı.
Samsun Kadın Dayanışması adına ilk açıklamayı yapan Ayten Kutlu, şunları söyledi:
“Kadınlar bu topraklarda her gün ya öldürülüyor ya da tacize tecavüze uğruyoruz. Katledilen, şiddete uğrayan her kadının sorumlusu iktidara geldiği günden beri kadın düşmanı politikalarıyla hayatımızı kuşatmaya çalışan AKP’dir. Failleri cezasızlık politikalarıyla ödüllendirip cesaretlendiren erkek adaletin ellerinde kadınların kanı var. Her yer suç mahalli.
Öfkeliyiz, artık yeter. Yaşamak istiyoruz. İstanbul’da yarım saat arayla bir erkek iki kadını katlederken devlet önleyici ve caydırıcı hiçbir adım atmamaktadır. Şiddetten korunmak isteyen, kadınların isyanını görmeyen kolluk güçleri, kadınların şiddet karşıtı her eyleminde engelleyebilmek için kadınlardan da önce alanlarda olmaktadırlar. Devlet yargısıyla, kolluğuyla, şiddet ve mağdurlarının beyanlarına göre değil, sosyal medya tepkilerine göre adaleti sağlamaktadır. Şiddet gören kadınlar sesini duyurmak için karakollara değil, sosyal medyaya başvurmaktadır. Karakollardan faillerin elini kolunu sallayarak çıktığını, çıktığı gibi kadınları katletmeye devam ettiklerini biliyoruz, görüyoruz. Cezasızlık politikalarının kadınları yaşamdan kopardığını her gün görmekteyiz, yaşamaktayız. İktidarın cezasızlık politikaları failleri cesaretlendirmektedir.”
“Devlet kadınların öldürüldüğü bir ülkede erkek şiddetini önlemelidir”
Samsun Kadın Dayanışması adına Betül Aksu ise açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Sokakları kadınlar için güvencesiz ve tedirgin hale getirmeye çalıştığınızı biliyoruz. O saatte dışarıda ne yapıyordu? Sözlerini güçlendirmek için, ‘Aile Birliği’, politikalarınızı güçlendirmek için bizleri dört duvara mahküm etmek istediğinizi biliyoruz. Kadınların kahkahasına, kaç çocuk yapacağına, hangi saatte, hangi sokakta olacağına karar vermeye çalışan cinsiyetçi diliniz erkek şiddetini cesaretlendiriyor. Kadınları makul ailenin makul ferdi haline getirmek istiyorsunuz. Kadın düşmanı politikalarınıza itirazımız var. Kadınların nasıl doğuracağı, doğurup doğurmayacağını denetlemek bu devletin görevi değildir. Sağlık Bakanlığı’nın yapmış olduğu ‘doğal olan normal doğum” temalı toplantı ise kadınların bedeni üzerindeki tahakkümü yeniden üretmektedir. Devlet kadın bedeni üzerinden ellerini çekmeli, kadınların öldürüldüğü bir ülkede erkek şiddetini önlemelidir. Hukuken Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin ayrıldığına ilişkin beyanı bir anlam ifade etmese de toplum nezdinde bu çıkış erkek şiddeti önündeki barajı yıkan ve o günden bu yana hızla ve katlanarak artan kadın cinayetlerinin politik olduğunun en önemli kanıtıdır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malatya Demokratik Kadın Platformu İstanbul’da İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in katledilmesiyle ilgili basın açıklaması yaptı. Platform adına konuşan Sağlık Emekçileri Sendikası Malatya Şube Temsilcisi Elif Bali, kadın cinayetlerinin önlenmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Bali şu ifadelere yer verdi:
“4 Ekim’de bu ülkenin karşılaştığı en korkunç günlerden biri daha yaşandı: İki kadın göz göre göre vahşice katledildi. Semih Çelik, İstanbul’da yaklaşık 1 saat içinde iki kadını vahşice katletti. Daha 19 yaşındaki Ayşegül Halil ve İkbal Uzuner, sosyal medyasından açıkça katliam çağrısı yapan, suç kayıtlarına rağmen herhangi bir kovuşturma yapılmayan, yargılanmayan Semih Çelik tarafından katledildiler.
Başka bir kadın sokakta yürürken, iki erkek tarafından taciz edildi. Dakikalarca süren tacizde saldırganlar önce gözaltına alınıp sonra serbest bırakıldı. Daha sonra sosyal medya baskısı ile tekrar gözaltına alınan saldırganlar, ses çıkarılmamış olsaydı bugün sokakta dolaşmaya devam edecekti. Daha bu haberlerle yeni karşılaşmışken, dün bir kadının Mezitli’de katledildiğini öğrendik. Sonay Öztürk Aslan, Uğur Araç isimli bir erkek tarafından katledildi. Yine DiyarbakırSur’da Uzman Çavuş Muhammed Recai Işık, boşanma aşamasında olduğu Bedriye İşık’ı katletti.
“Açık açık soralım kanınız donmuyor mu?”
Oysa bu ülkede yurttaşlar en temel eleştiri hakkını kullanan bir paylaşım yapmış olsaydı, sabah kapısına dayanılırdı. Halkı kin ve öfkeye sevk etmekten! Artık açık açık soralım. Bir annenin önüne çocuğunun cesedinin parçalarını atmak kimsede infial, öfke yaratmıyor mu, kanınız donmuyor mu? Kadın cinayetlerini önleyecek tedbirler almayan, adil yargılamayan, cezasızlık politikalarıyla cinayetlere yol veren iktidar güdümlü yargı ve her seferinde suçu mağdura yıkan siyasal iktidar sahipleri ve iktidarın taliplileri siz nasıl uyuyorsunuz? Kadınları hedefe koyan ataerkil kapitalist sisteminiz, kadınlara dar etmeye çalıştığı sokakları, vahşetle mi teslim almaya çalışıyor!
Bizler, katledilen kadınların adını bir an bile dilimizden düşürmeden bu öfke ve isyanla karşınızda durmaya devam edeceğiz. Cinayet mahalli haline gelmiş bu ülkede yaşamlarımız özgürlüklerimiz, haklarımız için yakanızda olmaya devam edeceğiz. Uygulamadığınız yasalar yüzünden, istismarı aklayan, katilleri öven düzeniniz yüzünden, kana bulanmış ellerinizle tutunduğunuz koltuklarınız yüzünden hayatta olmayan her bir kadın, her bir çocuk için ses olmaya devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi, 6284 sayılı yasanın etkin bir şekilde uygulanması ve kadın cinayetlerinin son bulması için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz! Şiddete, karanlığa, hukuksuzluğa geçit yok, kadınlar var! Laiklik için, eşitlik için, özgürlük için, adalet için her yerdeyiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KESK Samsun Şubeler Platformu Kadın Meclisi İstanbul’da öldürülen İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil ile birlikte kadınların son süreçte karşı karşıya kaldığı tacizlere ilişkin basın toplantısı düzenledi. KESK Samsun Şubeler Platformu Kadın Meclisi basın açıklamasını yapan SES Samsun Şubesi Kadın Sekreteri Yasemin İğci “Cinayet mahalli olan bu ülkede güvende değiliz” dedi.
İğci açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“4 Ekim’de bu ülkenin karşılaştığı en korkunç günlerden biri daha yaşandı. İki kadın göz göre göre vahşice katledildi. Daha 19 yaşındaki Ayşegül Halil ve İkbal Uzuner sosyal medyasından açıkça katliam çağrısı yapan suç kayıtlarına rağmen herhangi bir kovuşturma yapılmayan, yargılanmayan katil Semih Çelik tarafından katledildi. Başka bir kadın sokakta yürürken iki erkek tarafından taciz edildi. Dakikalarca süren tarihinde saldırganlar önce gözaltına alınıp sonra serbest bırakıldı. Daha sonra sosyal medya baskısı ile tekrar gözaltına alınan saldırganlar ses çıkarılmamış olsaydı bugün sokakta aramızda dolaşmaya devam edecekti. Nedense adalet tecelli etmek için tepkilere göre hareket ediliyor. Bu yıl boyunca neredeyse her gün bir kadın arkadaşımız erkekler tarafından katledildi.
“AKP ve MHP iktidarına karşı sokakları terk etmeyeceğiz”
“Biz biliyoruz ki bu cinayetlerin sorumluları 6284 sayılı kadına karşı şiddetle mücadele yasasına saldıranlar, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz çıkanlar, kadınlara karşı şiddeti kadınların çözmesi gereken bir sorun olarak gören, iktidardan muhalefete kadınların eşitlik mücadelesini gözlerini kapatanlardır. Ama bizler yaşadığımız tüm acılara ve size rağmen bizi hayattan koparmaya çalıştığınız politikalarınıza karşı direnmeye, kadın cinayetlerinin politik olduğunu haykırmaya devam edeceğiz. Katilleri, tecavüzcüleri, tacizcileri koruyan, aklayan ve cezasızlık politikalarıyla öldüren AKP, MHP iktidarına karşı sokakları asla terk etmeyeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATV’nin reyting rekortmeni programı Esra Erol’da, her hafta olduğu gibi bu hafta da izleyicilerin büyük beğenisini kazandı.

Esra Erol’da programına geçtiğimiz yıl katılan Betül Yorulmaz, eşinin kendisini aldattığını belirterek boşanmak istediğini dile getirmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İKİZ BEBEK BEKLİYORLARDI
Geçtiğimiz yıl Betül Yorulmaz, eşinin Özge isimli bir kadınla birlikte olduğunu ve eşinin dini nikahlı sevgilisinin ikiz bebek beklediğini açıkladı.

MİLYONDA BİR GÖRÜLEN İHTİMAL GÜNDEME OTURMUŞTU
DNA testinin sonuçlarına göre Veysel Yorulmaz’ın bebeklerden sadece birinin babası olduğu ortaya çıkmıştı.
Esra Erol şüpheli ölümü aydınlattı! Esra Erol’da şüpheli ölümde korkunç detay!

BİR SENE SONRA PROGRAMA BAŞVURDU
Betül ve Veysel Yorulmaz’ın boşanmasından bir sene sonra Betül tekrar programa başvurdu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medyada lüks harcamalarıyla ünlenen ardından da vergi kaçırma ve kara para aklama suçlamasıyla cezaevine giren Polat çifti, geçtiğimiz günlerde tahliye olmuştu.
İFADE VERDİLER
Dilan ve eşi Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 28 sanığın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından yargılaması, Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.
Dava kapsamında yargılanan Polat çiftinin de aralarında bulunduğu 6 sanık hakkında ayrıca “vergi kanununa muhalefet” suçundan ayrı bir soruşturma yürütülüyor.
Bu soruşturma kapsamında Dilan ve Engin Polat çifti ifade vermek için Anadolu Adalet Sarayı’na geldi.
Soruşturmanın yürütüldüğü Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Vergi Suçları Soruşturma Bürosu’na çıkan Polat çiftinin “şüpheli” sıfatıyla ifadeleri alındı.
4 ŞÜPHELİNİN DAHA İFADESİ ALINACAK
Dilan Polat’ın ifadesinde “vergi kanununa muhalefet” konusuyla ilgili bir bilgisinin olmadığını iddia ettiği, eşi Engin Polat’ın ise şirketlerindeki eyleme ilişkin, “gerçek ticaret yaptık” şeklinde beyanda bulundukları öğrenildi.
Soruşturmada, baba Sezgin Polat’ın da aralarında bulunduğu diğer 4 şüphelinin de ifadesinin alınacağı belirtildi.
Öte yandan, soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda, incelenen 7 şirketin kamuyu 295 milyon lira zarara uğrattıklarının tespit edildiği yer aldı.
İLGİLİ HABERDilan Polat: Tahliye olduğu gün paylaşım yaptığım için Engin duvara kafa attıSeçil Selen Balık
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kollarınızda yeni doğmuş bir bebek sahibi olmak, özellikle ilk kez ebeveynler için oldukça ezici bir duygu olabilir. Yeni doğmuş bir bebek sahibi olmanın getirdiği kafa karışıklığı ve bitkinlik ilk başta korkutucu gelebilir. Yeni doğan bebeğinize herhangi bir hata yapmadan iyi bakma konusunda sürekli endişe duymak, ilk birkaç hafta içinde zihninizi yoğun bir şekilde bulandırabilir. Endişelenme, çünkü işleri berbat etme korkusu, ilk kez anne-baba olacaklar için yeni bir şey değil ve çoğunlukla oldukça anlaşılabilir.
Yeni doğmuş bir çocuk, şimdiye kadar elinize aldığınız her şeyden daha kırılgandır ve bu nedenle ekstra özen ve önlem gerektirir. Bununla birlikte, bunaltıcı olmak zorunda değildir, çünkü sonuçta yeni doğmuş bir bebeğe bakmak, hayattaki diğer her şey gibi bir beceridir ve zamanla öğrenilebilir. İşte, yeni doğmuş bir bebeği ilk hafta idare etmek için ipuçları;

1. TEMİZLİK VE HİJYENE ÖNEM VERİN
Yenidoğanın bağışıklık sistemi çok zayıftır ve bu nedenle birçok enfeksiyonu savuşturamaz. Bebeğin yanındayken kendinizi her zaman dezenfekte etmeniz çok önemlidir. Her seferinde bebeğe dokunmadan önce ellerinizi yıkayın veya dezenfektan kullanın. Ayrıca bebeğin çevresinin de hijyenik olduğundan emin olmalısınız. Bebekle temas edebilecek herhangi bir oyuncak veya eşyanın herhangi bir enfeksiyon veya hastalığa yakalanma olasılığını önlemek için belirli bir hijyen seviyesine sahip olması gerekir.
Temizlikten bahsetmişken, kaçınılmaz olarak ortaya çıkan bir şey banyo yapmaktır. Yeni doğmuş bir bebeği yıkamak, küçük ve kırılgan vücudu nedeniyle zor olabilir. Yeni doğmuş bir bebeğin haftada iki veya üç defadan fazla yıkanması gerekir. Ayrıca, banyo yaparken aşırı sıcak veya soğuk havalarda bebeğin cildini tahriş etmemek için suyun daima hafif ılık olduğundan emin olun. Her zaman akılda tutulması gereken en önemli şey, banyo yaparken bebeği asla gözetimsiz bırakmamaktır. Bunun nedeni banyoların çok su içermesi ve bu nedenle bebeklerin orada boğulma veya başka kazalara meyilli olmalarıdır.
2. GAZINI ÇIKARMAYI İHMAL ETMEYİN
Yenidoğanın genellikle her iki ila üç saatte bir beslenmesi gerekir. Bebeğinizin ne zaman ve ne kadar beslenmeye ihtiyacı olduğunu değerlendirebilmeniz önemlidir. Tipik olarak bir bebek, açlığını bastırmak için yumruklarını emmek veya dudaklarını şapırdatmak gibi bazı ipuçları verir. Bu olduğunda onları beslemeyi deneyebilirsiniz. Onları beslemek için ağlamaya başlayana kadar beklemeyin, çünkü bu bebeği gereksiz yere huzursuz eder ve işleri olması gerekenden daha zor hale getirebilir. Bebeği emmeyi bıraktıktan sonra beslemeyi bırakabilir ve nazikçe gazını çıkartabilirsiniz. Herhangi bir boğulma tehlikesini önlemek için bebeğinizi her beslenmeden sonra gazını çıkarmanız çok önemlidir.
3. DOĞRU ŞEKİLDE DESTEKLEYİN
Yeni doğmuş bir bebeğin vücudu çok kırılgandır. Sağlıklı bir duruşta kalabilmek için uygun ve doğru desteğe ihtiyacı vardır. Ebeveynler, çocukta talihsiz kazalara veya uzun süreli sağlık sorunlarına neden olabilecek bükülmeleri önlemek için her zaman bebeğin başını ve boynunu özellikle desteklemelidir. Ayrıca, yenidoğanın vücuduna aşırı baskı veya baskı uygulamaktan kaçınmak için, çocukları üzerinde tuttukları tutuşun güvenli ancak nazik olmasını sağlamaları da önemlidir.
4. HAREKETLERİNİZDE NAZİK OLUN
Yenidoğanın en ufak bir baskıya veya sarsıntıya bile tahammül etme kapasitesinin olmadığı unutulmamalıdır. Ağlarken onu sakinleştirmek için bebeğinizin etrafında biraz hareket etmek cazip gelebilir, ancak bebeği nasıl hareket ettirdiğinize dikkat etmelisiniz. Bebeği asla hızlı veya sert bir şekilde sallamamalı veya hareket ettirmemelisiniz. İç kanamaya neden olabilir ve hatta bebeklerde ölümcül olduğu kanıtlanabilir. Bir bebeği taşıyabilir ve gerekirse onu yatıştırmak için kollarınızda çok nazikçe hareket ettirebilirsiniz.
Bebeği uyandırmak için fiziksel olarak hareket ettirmeniz gerekmez. Bunu, parmağınızı tabanlarının etrafında hafifçe hareket ettirerek ve onları orada gıdıklayarak yapabilirsiniz. Ayrıca onları uyandırmak için hafifçe üfleyebilirsiniz.
5. PAMUKLU GİYSİLER TERCİH EDİN
Belirtildiği gibi, yeni doğmuş bir bebeğin cildi hala yapım aşamasındadır ve bu nedenle çok pürüzlü ve sert değildir. Bebeği giydirirken buna dikkat edilmelidir. Bebek, bol kesimli yumuşak, rahat kumaşlar giydirilmelidir. Bebeğinize rahatsız edici veya dar giysiler ve kumaşlar giydirmek cildini tahriş edebilir veya kızarıklık ve enfeksiyona neden olabilir. Bunun yerine, nefes alabilen ve pamuk gibi hafif kumaşlar yenidoğan için harika bir seçim olabilir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pek çok kişi gerçek aşkı bulmanın önemini bilir ve hayatında doğru kişiyi arar. Ancak bazen yanlış kişiyi doğru insan sanma ihtimalimiz oldukça yüksek. İşte karşınızdaki kişinin doğru insan olduğunu gösteren 7 önemli işaret…
Doğru kişiyi bulduğunuzu gösteren 7 önemli işaret!
Hemen herkes hayatı boyunca gerçek aşkın peşinde koşar. Ancak bir ilişkide uyum sağladığınız biriyle olmak her şeyden daha önemlidir. Hayatınızdaki kişinin sizin için doğru insan olup olmadığını anlamanın oldukça pratik birkaç yolu vardır. Bunlardan bazılarını sizin için derledik.
1. Her zaman ilgilenir ve sıkılmaz

Eğer sizin için doğru olan bir erkekle birlikte olursanız, size olan ilgisine dikkat etmelisiniz. Çünkü doğru insanda asla ilgi eksikliği hissetmezsiniz. Eğer size olan ilgisinin az olduğunu ve yalnızca bazı zamanlar sizinle ilgilendiğini düşüyorsanız doğru kişi ile karşı karşıya değilsiniz. Sizi gerçekten seven kişi mecbur olduğu için değil, gerçekten sizi sevdiği için ilgisini eksik etmez.
2. Sizi kaybetmekten çok korkarlar

Doğru kişi olarak ifade edebileceğimiz bu insanlar, sizi kaybetmekten çokça korkarlar. Diğer insanlar sizin kırıp dökerken, sizden ayrı olma fikri bu insanları çok korkutur ve bu sebeple size daha çok değer verirler. Hayatın anlamının siz olduğunu ve hayatın sizinle daha anlamlı olduğunu düşünürler.
3. Hem duygusal hem zihinsel ihtiyaçlarınıza kayıtsız kalmaz

Hem evlilik hem de sevgililik için eğer doğru kişiyle birlikteyseniz, duygusal, fiziksel ve zihinsel tüm ihtiyaçlarınızı karşılar. Karşıdaki kişi tarafından her zaman korunduğunuzu hissedersiniz ve güvende olma hissi doğurur. Kendinizi yalnız ya da hayâl kırıklığına uğramış şekilde hissetmezsiniz. Ayrıca sizi çok fazla önemsedikleri için o kişiyle beraberken hiçbir duygunun eksikliğini hissetmezsiniz.
4. Söz verdiğinde arkasında durur

Pek çok insan verdiği sözü tutma konusunda oldukça sıkıntılıdır. Fakat gerçekten sizi seven kişiler verdiği sözü her daim tutar ve buna hep özen gösterir. Verdiği sözleri tutmamanın sizi üzeceğini bilerek buna göre hareket eder ve sizi asla hayâl kırıklığına uğratmaz. Bu özellikleri onlara daha da fazla güvenmenizi sağlar. Böylece karşılıklı bir güven duygusu sağlanır. Ve bir evliliğin sürmesi için neredeyse en önemli özellik güven duygusudur.
5. Ailesiyle ve çevresiyle tanıştırır

Eğer ilişkinizdeki erkek sizi ailesi ile tanıştırmayı çokça istiyorsa bu kişinin sizin için doğru insan olabileceğini söyleyebiliriz. Ancak sizi ciddiye almayan ve ciddi bir ilişki ya da evlilik düşünmeyen bir insanla karşı karşıyaysanız aile ve çevresiyle sizi uzun süre tanıştırmayacaktır.
Doğru ve ciddi düşünen kişiler için ailesi ile tanışmanız oldukça önemli olacaktır.
6. Tuhaf alışkanlıklarınızı dahi yargılamaz, her halinizle sever

Doğru kişi sizi hiçbir durumda, asla yargılamaz. Sizi bütün tuhaf alışkanlıklarınıza ve çılgınlığınıza rağmen sever. Bu sebeple onunla birlikteyken kendinizi gizlemek zorunda kalmazsınız. Öyle ki diğer insanlar sizi eleştirdiğinde kırılmamanız ve üzülmemeniz için çaba gösterirler ve size destek olurlar.
7. Hayallerinize destek olup sizi cesaretlendirirler

Doğru kişide bulunacak en önemli özelliklerden biri hayatınıza giren kişinin hayâllerinizi ve tutkularınızı gerçekleştirmeniz için size destek olup cesaretlendirmesidir. Ayrıca duygusal ve zihinsel desteğe ihtiyacınız olduğunda yine sizin yanınızda olurlar. Desteğini esirgemeyen bu insanlar ile beraber siz de hayâllerinizi gerçekleştirmek için daha cesur davranabilirsiniz.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kadınlar için oldukça önemli olan kirpikler, yüz güzelliğinin önemli bir parçasıdır. Pek çok kişi kirpiklerin hem daha uzun hem de kıvrık görünmesi için farklı ürünler kullanmaktadır. Ancak bu durum kişinin kendi doğal kirpiklerine kimi zaman zarar da verebilmektedir. Özellikle içinde kimyasal maddeler barındıran rimeller bazı kişilerde alerjiye neden olurken, takma kirpik de doğal kirpiklerde tahribata neden olabilmektedir.
Ok gibi kirpikler için sihirli ve doğal formül!
Çok eski zamanlardan beri kullanılan maskaralar, bu sebeple kirpiklerin uzun süre etkileyici bir şekilde durmasını sağlasa da, kimi zaman kirpiklerde dökülmeye neden olabilmektedir.
Kirpiklerin dökülmemesi ve doğal yoluyla uzaması için düzenli olarak bakım yapmak da oldukça önemli. Bunun yanı sıra maskarayı tam olarak temizlemek de oldukça önemli koşullardan biri.

Ayrıca kirpiklere sürülen kimi kimyasal yağlar, kirpik ve göz yapısına zarar verebilmekte. Ancak kirpiklerinize süreceğiniz doğru, doğal ve besleyici olan yağlar çok daha uzun ve dolgun kirpiklere sahip olmanıza yardım edebilir. İşte kirpiklerinizi doğal yollarla uzatmak için sihirli formül…
Kirpikleri uzatmak için hazırlayacağınız doğal formülün malzemeleri:
Birkaç damla badem yağı
2 yemek kaşığı kadar Hindistan cevizi yağı
1 ila 2 çay kaşığı kadar Hint yağı
Hazırlanışı:
Öncelikle bütün elinizdeki yağları bir kabın içerisine alarak hepsini iyice karıştırın. Sonrasında temiz bir maskara fırçası ya da kulak çöpü vasıtasıyla karışımı tüm kirpiklerinize sürün. Bu işlemi farklı günlerde de yapabilir ve bir ay boyu tekrarlayabilirsiniz. Böylece sonuç almanız hızlanacaktır.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pek çok kişi farkında olmadan doğru temizleyici ya da doğru metaryal kullanmıyor ve makyaj temizleme işlemini yaparken cildine büyük zararlar veriyor. Makyaj temizleyici seçimi yapılırken ise mutlaka cilt tipine uygun şekilde yapılması gerekmekte. Hem makyaj temizleyicinin, hem de kullanılan bütün cilt bakım ürünlerinin cilt tipine uygun olması gerekmekte. Peki en çok yapılan makyaj temizleme hataları neler?
Makyaj temizlerken sakın bunları yapmayın!
Makyaj temizleyiciler genellikle yüz için özel şekilde yapılmıştır. Örneğin yüzümüzde bulunan bazı kısımlar, yani gözler ve dudaklar diğer bölgelere göre daha farklı yapıda ve hassas olduğu için bu kısımların temizliğinde özel geliştirilmiş bazı ürünler yer almalıdır.
Eğer makyajı tek bir ürünle çıkarmak istiyorsanız, kullanacağınız ürünün gözlerinize ve dudaklarınıza uygun olmasına mutlaka dikkat etmelisiniz. Bunun yanında kullandığımız makyaj malzemeleri son derece kaliteli de olsa cildimizde istenmeyen problemlere sebep olabilmektedir.
Makyajı temizlemenin ihmal edilmesi halinde ciltte çeşitli kalıntılar ve izler kalabilmektedir.
Temizlerken oldukça narin olmalısınız!

Makyajlı cildinizi temizlerken sert hareketlerden kaçınmalısınız. Nazik masaj hareketleriyle temizlemeye dikkat etmelisiniz. Makyaj temizleyiciler içerisinde pek çok farklı madde içermektedir.
Cildinizin pH değerine mutlaka dikkat edin
Bunun yanı sıra kullanacağınız makyaj temizleyicinin içeriğine dikkat etmeli ve cildinizin pH değerini önemsemelisiniz. Kullandığınız ürünler aon derece kaliteli olmalı, çünkü kalitesiz makyaj temizleyicilerin makyajınızı tamamen çıkarmadığı bilinmekte.
Yalnızca su ile temizliyorsanız dikkat!
En fazla yapılan yanlışlardan biri yüzü yalnızca su ile temizlemek olarak biliniyor. Makyajı tamamen çıkarmadan su ile temas temizlik hissi yaratabilir ancak bu olay derinlemesine temizlik sağlamamakta. Yani makyaj hala yüzünüzde kalmaya devam eder.
Bu sebeple ilk aşamada ‘misel su’ denilen bir makyaj temizleyici kullanılmalı. İkinci aşamada ise temizleme jelleri, köpükler gibi ürünler kullanılabilmektedir.
Cilt temizliği yapılırken sıklıkla yapılan hatalardan biri de sıcak su ile yıkamaktır. Sıcak su cildimizin yağ dengesini bozduğu için tavsiye edilmez. Cildi aşırı ovmadan hafif bir masaj gibi ılık suyla temizlemek en iyisidir. Cilt soyucu, maske gibi ürünleri kullanırken dikkatli olunması gerekir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sabahları karışık ve kıvırcık saçlarla mı uyanıyorsunuz? Bu hemen hemen hepimizin başına gelmiş olabilir. Karışık, düğümlü ve dağınık buklelerinizi fırçalamanız gerektiğini anladığınız an, çok fazla saçınızın döküleceğini de fark ediyorsunuz. Ama burada umutsuzluğa kapılmayın!
Karışık saçlarla uğraşmak gerçekten dağınık, zaman alan ve acı verici olabilir, bu saç durumundan kurtulmak için bir çözüme ihtiyacınız var. işte, dolaşmayan saçlarla uyanmak için ipuçları;

1. İPEK YASTIK KILIFI KULLANIN
Geceleri dolaşan saçların önüne geçmek için atabileceğiniz en sağlıklı adım, pamuklu yastık kılıfını ipek bir yastık kılıfına geçirmektir. Pamuk ve diğer malzemeler sürtünmeye neden olur ve ayrıca saçı esansiyel doğal yağlardan yoksun bırakır, bu da saçların kurumasına ve karışmaya meyilli olmasına neden olur. Saç derisinin etrafındaki ipek bir yastık kılıfı veya ipek bir eşarp, kısa sürede pürüzsüz görünen buklelere sahip olmanızı sağlayacaktır.
2. GEVŞEK BİR ÖRGÜ YAPIN
Yatmadan önce saçınızı bölümlere ayırın ve ipek bir toka ile gevşek bir örgü yapın. Bu, yağların saç boyunca dağılmasına ve dolaşıklığın önlenmesine yardımcı olacaktır.
3. SAÇ UÇLARINI YAĞLAYIN
Saçınız karışmaya meyilliyse yağ sürmelisiniz, bunu yapmak elektriklenmeyi ve kırılmayı azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca, yağlama saçı nemli tutabilir, saç büyümesini iyileştirebilir, kepeği önleyebilir ve parlaklık ve parlaklık sağlar. Saç yağlama, yağ gece boyunca saçta bırakıldığında en faydalıdır.
4. ODA SICAKLIĞINI NORMALDE TUTUN
Saçın kurumasını önleyeceği için oda sıcaklığını normal seviyede tutun. Bu önemlidir çünkü yaz sıcağı saçınızı kuru ve sert yapabilir ve kış da saçlarınız için sert olabilir. Ancak normal sıcaklıkta kalmak saçın kurumasını ve kırılmasını önler.
5. SAÇINIZI TARAYIN
Her gece saçınızı nazikçe aşağı doğru tarayın. Ancak saçınızı önce parmaklarınızla nazikçe açın ve ardından tarayın. Sabahları bile, budakları nazikçe aşağı doğru fırçalayın. Dolaşmaları ayırmak için dolaşık açıcı ürünler de kullanabilirsiniz.
6. SAÇ KREMİ KULLANIN
Şampuanlamadan sonra daima saçınızı şekillendirin. Koşullanmamak için hiçbir mazeret yoktur. Saç tipinize göre uygun bir saç kremi kullanın. Klimalar nemi hapseder ve siz dönerken ve dönerken dolaşmayı önler.
7. ISIL İŞLEMLERDEN KAÇININ
Bukle maşası, düzleştirici veya fön makinesi gibi ısıyla şekillendirme aletleri hassas saçlarınızı etkileyebilir. Bu nedenle ısıl işlemlerden kaçının ve bu tür tedavileri almanız gerekiyorsa, bukleleri pürüzsüz ve düğümsüz tutmak için haftada iki kez nemlendirici saç maskesi kullandığınızdan emin olun.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Koronavirüs pandemisinde vücut ağırlığı eğitimi ve ev egzersizleri büyük bir popülerlik kazanmıştır. Her gün spor salonunda egzersiz yapmak zorunda değilsiniz. Zinde ve sağlıklı kalmak için ihtiyacınız olan tek şey biraz disiplin, tutarlılık ve vücut ağırlığınız.
Vücut ağırlığı eğitimi, birçok faydası olduğu için her yerde sağlık uzmanları tarafından tavsiye edilir. Gücünüzü, dayanıklılığınızı, esnekliğinizi geliştirmenize yardımcı olur ve her yerde yapılabilir. Bu spor salonu üyeliğine harcadığınız paradan tasarruf edebileceğiniz için bu egzersiz formu uygun maliyetlidir.
Vücut ağırlığı egzersizi söz konusu olduğunda, ilk akla gelen şınavdır. Bununla birlikte, günlük antrenman rejiminize dahil edebileceğiniz başka egzersiz türleri de vardır. İşte, vücut ağırlığı antrenmanından elde edebileceğiniz bazı faydalar;

1. VÜCUDUZUN GÜCÜNÜ ARTIRIR
Vücut ağırlığı antrenmanına yeni başlayan biri için ilk başta zor olabilir. Ancak düzenli uygulamada olduğu gibi endişelenmeyin, vücut tüm rejime uyum sağlar. Antrenmanınıza başlamadan önce hareketlilik egzersizleri yaparak başlayabilirsiniz. Vücudunuzun ısınmasına ve yaralanma riskinin önlenmesine yardımcı olacaktır.
Squat, bacak kaslarınızı güçlendirmeye yardımcı olduğu için bacaklar için de harika bir egzersizdir. Bacaklar vücudumuzun temeli olduğu için onlara odaklanmamız ve çalışmamız önemlidir. Lunges ve şınav ile karıştırın ve aynı anda güzel bir üst ve alt vücut egzersizi yapabilirsiniz. Şınav, göğüs, triseps ve karın kaslarını çalıştırır ve harika bir üst vücut egzersizidir.
2. KARDİYO İLE BİRLİKTE YAPILABİLİR
Kardiyo antrenmanı vücut için eşit derecede önemlidir ve öncelik verilmelidir. Kuvvet antrenmanı ile aynı anda yapılabilir. Sadece biraz burpe ile karıştırın ve şınav ve ağız kavgası arasında ip atlama egzersizi yapın. Bu şekilde bir yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman seansınız olur. 20 dakikalık bir seans eğitimi vücudunuz için harikalar yaratabilir ve meşgul insanlar için daha az zaman alır. Bu eğitim devreleri sadece kardiyo sistemini hedef almakla kalmaz, aynı zamanda bir bireyin gücünü ve dayanıklılığını arttırmaya da yardımcı olur.
3. VÜCUDUNUZU TAM ÇALIŞTIRIR
Vücut ağırlığı antrenmanıyla ilgili bir başka iyi şey de, tam vücut antrenmanı olduğu için çok fazla kalori yakmaya yardımcı olmasıdır. İyi bir vücut ağırlığı antrenmanı seansı vücudunuzun tüm kaslarında çalışabilir. Squat, lunges ve baldır yükseltmeleri bacak kaslarınız için harika egzersizlerdir. Oysa şınav göğüs, triseps ve omuzlarınızda çalışır. Pull-up’lar sırt kaslarınız ve pazılarınız üzerinde iyi çalışır. Tüm bu egzersizlerin bir kombinasyonu, genel güç oluşturmaya yardımcı olur ve bir kişiyi günlük görevlerine hazırlar.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hamilelik süreci birçok kadın için farklı bir şekilde geçer. Kimi kolayca sürecini tamamlarken kimi de zorluklar ve sıkıntılar içinde bunalarak tamamlayabilir.
Hamilelikte ruh sağlığı, hormonlar ve çevre anne adayının doğum süreci boyunca etkili olur.
Anne adaylarının en büyük problemlerinden biri de bilimsel olmayan söylentilere inanarak hareket etmeleridir. Herkesin anne adayının iyiliğini düşünerek söylediği şeyler bilimsel değilse geri dönüşü olmayan yollara itebilir.
Bunları engellemek için anne adaylarının doktorlar ve bilimsel bilgiler haricinde her söyleneni ciddiye alması çok sağlıklı bir durum değildir.
Bu yazımızda tam da bu problemle ilgili hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışları ele aldık. İşte hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışlar…

1. ”Anne adayı 2 kişilik yemek yemelidir”
Uzmanlar bu düşüncenin hatalı bir beslenme şekli olduğunu nitelendiriyor.
Anne adayının doyacak kadar sağlıklı beslenmesi yeterlidir.
2. ”Bebeğin çok saçı varsa hamilelik dönemi bulantılarla geçer”
Bu düşünce doğru değildir. Bulantı durumu hamileliğin ilerleyen haftalarında bebeğin diyafram ve mideye baskı yapmasından kaynaklı yaşanır.
3. ”Hamile kadın aşerdiği gıdayı tüketmezse bebeğin bir uzvu eksik olur”
Bu düşünce de doğru bilinen yanlışlardandır. Aşermek psikolojik bir durumdur.
Anne adayının aşerdiği gıdayı tüketme imkanı yoksa da çocuğun herhangi bir uzvunun eksik olacağına inanmak doğru değildir.
5. ”Anne güzelleşirse erkek, çirkinleşirse kız olur”
Yaygın olan bu inanış doğru değildir. Anne karnının aldığı şekil bebeğin cinsiyeti hakkında bir şey ifade etmez çünkü hamilelik sürecinde karın şekli değişkenlik gösterebilir.
6. ”Gebeyken hiç hareket etme yoksa bebek zarar görür”
Bu düşünce yanlıştır. Riskli bir gebelik süreci yoksa anne adayı aşırı hareketler yapmadan gerekli hareketlerle vücudunun esnekliğini artırarak hamilelik sürecine hazırlıklı olmalıdır.
7. ”Bebekler hiçbir şey hissedemezler”
Bu yaklaşım da doğru değildir. Bazı bebekler döllenme sürecinden itibaren bazen de 20. haftadan itibaren dışarıyı hissetmeye başlarlar.
8. ”Anne bebeğin doğumdan sonra hemen karşılaşması önemli değildir”
Bu inanç da doğru değildir. Doğum şekli ne olursa olsun bebeğin hayatının güven ve kalitesi için anne ve bebeğin en kısa sürede kavuşması son derece önemlidir.
Aşağıya bıraktığımız videodan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz…
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sanat tarihçisi ve yazar Zerrin İren Boynudelik, seriye başlamadan önce içindeki öğrenme ve merak hevesini başkalarına da bulaştırabileceğini düşünmüştü. Kitapların hazırlanma sürecinde, bir resmi bazen saatlerce, hatta günlerce inceledi.
Resimde yer alan çeşitli nesnelerin, duruşların ve ifadelerin farklı katmanlardaki anlamlarını çalıştı ve görünenin ardında gizli olanı açığa çıkaran rehber nitelikli kitaplar hazırladı.
Bugüne dek seriden üç kitap çıktı: İkonografi, Mitoloji ve Emine Önel Kurt’la beraber kaleme alınan Günlük Hayat. Serinin dördüncü kitabı olan Alegori de Nisan ayında İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’nca yayınlandı.

Okur için okuma tavsiyesi
Kitap, şair ve yazar Hilmi Yavuz’un Alegori’den ‘Ulusal Alegori’ye Bir Kültürel Okuma Denemesi başlıklı sunuşuyla açılıyor. Zerrin İren Boynudelik, kitapta geç Orta Çağ, Rönesans ve Barok dönemlerde yapılan ve alegorik anlatımlar içeren 183 Avrupa resmini inceliyor.
Alegorinin en yaygın kullanıldığı alanlarda; erdemler ve günahlar, özgür sanatlar, esin perileri (müzler), duyular, elementler ve mevsimlerin dünyasında dolaşıyor. Kitabın sonunda yer alan simgeler tablosu, bu konuda çalışmış sanatçıların referans aldıkları yazılı kaynakların bilgileri ve sözlük de alegorik anlatımların anlaşılmasını okur için kolaylaştırıyor.
İletişim için:
Kitap@ensonhaber.com.tr
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hayat stresi, gelecek kaygısı, aile hayatı gibi durumlar ilişkinizde çeşitli sorunlar yaşamanıza sebep olabilir. Yaşadığınız bu durumları aşarak sağlıklı bir ilişki kurabilirsiniz. Ancak yaşanan sorunlar normalden çok daha büyük ve hayatınızı fazlaca etkiliyorsa toksik bir ilişki yaşama olasılığınız oldukça yüksek. Peki toksik ilişki nedir?
Toksik ilişkin nedir?
Pek çok kişi toksik ilişkinin ne anlama geldiğini merak ediyor. Toksik ilişki, en basit tabiriyle enerjinizi tüketen ilişki tiplerine verilen isimdir. Toksik ilişki türlerinde karşı taraf enerjinizi adeta emer ve size zehrini akıtır. Siz ise o negatif enerjiyi ve zehri günden güne taşımakta zorlanırsınız. Yaşanan bu toksik durum size kısa ve uzun vadeli duygusal zararlar vermiş olur.
Bu ilişki türünün en bilinen belirtilerinden biri de bağımlılık yapmasıdır. Her ne kadar olumsuz ve negatif enerjili bir ilişki olduğunu bilseniz de partnerinizden asla vazgeçemezsiniz. Siz “Düzelir mi?” diye düşünseniz de durum genellikle aynı şekilde devam eder. Ancak artık ilişkiniz tahammül edemediğiniz bir noktaya geldiyse bu kez yardım almanız gerekebilir.
Toksik ilişki belirtileri neler?
1. Sizi herkesten izole etmeye çalışıp yalnızlaştırıyorsa
Eğer partneriniz sizi yakınlarınızdan, aile ve arkadaşlarınızdan uzak tutmaya çalışıyorsa toksik bir ilişki yaşama ihtimaliniz çok yüksektir. Yalnızca onun odağında bir hayatınız olması için çabalaması bunun en büyük belirtilerinden olabilir. Çünkü toksik ilişkilerde baskın olan taraf, bağımlılık duygusunu daha da artırmak için partnerini sevdiği diğer yakınlarından izole edip uzaklaştırmaya çalışır.
2. İletişim kurmak çok zordur
İlişkinizde yanlış bir şeyler olduğunu fark ettiğinizde ve bunu partnerinize söylediğinizde düzgün bir yanıt alamazsınız. Öfke krizleri veya ani patlamalar yaşanabilir. Sorunlarınızı bir türlü konuşamıyor ve iletişim kurmakta zorlanıyorsanız ilişkiniz toksik olabilir.
3. Veren taraf hep siz oluyorsanız
Eğer toksik bir ilişki yaşıyorsanız alttan alan, fedakarlık yapan taraf hep siz olursunuz. Ayrrıca verdiğiniz desteğin karşılığını göremezsiniz. Bunun yanı sıra yalnızlık hissiyle baş başa olursunuz.
4. Şaka görünümü altında sizi aşağılar
Eğer partneriniz sizi küçük düşüren davranışlarda veya sözlerde bulunup sonrasında şaka yaptığını söylüyorsa toksik ilişki yaşama ihtimaliniz bulunuyor. Partnerinizin sergilediği bu tavır, kendinizden şüphe etmenize yol açmakta ve özgüveninizi düşürmektedir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Adil Yargılanma Hakkı” temasıyla gerçekleştirilecek olan 14. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde ödüller, 21 Kasım’da düzenlenecek açılış töreninde sahiplerine takdim edilecek.
REKLAM
‘Sinema Onur Ödülü’: Füsun Demirel
1980’de Almanya Berlin Kollektiv Theater’da Vasıf Öngören’in yazıp yönettiği ‘Zengin Mutfağı’ oyunuyla adım attığı profesyonel sanat hayatına Türkiye’ye döndükten sonra bugün hayranlıkla izlediğimiz birçok isim gibi Dostlar Tiyatrosu, Devekuşu Tiyatrosu ve Dormen Tiyatrosu topluluklarında devam eden Füsun Demirel, 1984’te Atıf Yılmaz imzalı ‘Bir Yudum Sevgi’ ile sinema perdesine geçti yaptı. Bu başlangıcın ardından, ‘Züğürt Ağa’, ‘Asiye Nasıl Kurtulur?’, ‘Ah Belinda’, ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’, ‘Camdan Kalp’, ‘Berdel’, ‘Ay Vakti’, ‘Böcek’, ‘Büyük Adam Küçük Aşk’, ‘Eğreti Gelin’ ve sinemamızın mihenk taşı sayılan başka pek çok filmde canlandırdığı karakterlerle aranan ve unutulmaz bir oyuncu haline geldi.
Bugünkü başarılı kariyerini oluşturan rolleriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali ve Ankara Film Festivali başta olmaz üzere birçok festivalden ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülüyle döndü. Demirel, izleyiciyi içtenliğiyle ve gücüyle etkileyen oyunculuğu sayesinde dram ya da komedi ayırt etmeksizin her birinde devleştiği performanslar sergiledi. Sinema, televizyon ve tiyatroda 90’dan fazla projede izlediğimiz usta oyuncu, ilk aşkı tiyatro ile bağını da Dario Fo ile Franca Rame’nin toplam 27 oyununu Türkçeleştirerek hiç koparmadı. Bu yıl festivalde Sinema Onur Ödülü’nü alacak Füsun Demirel, 40 yılı aşan kariyerinde her daim üretmeye ve izleyicide hayranlık uyandırmaya devam ediyor.

‘Sinemaya Katkı Ödülü: Çetin Tunca
‘Menekşe Gözler’, ‘Üç Arkadaş’, ‘Gülşah’, ‘Selvi Boylu Al Yazmalım’, ‘Talihli Amele’, ‘Şalvar Davası’, ‘Hayallerim, Aşkım ve Sen’, ‘Köpekler Adası’…
Her biri Türkiye sinemasının klasiği olan bu filmlerden aklımızda kalan sahnelerdeki görüntülerin mimarı Çetin Tunca, bu yıl 14. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nden Sinemaya Katkı Ödülü alacak. ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’da Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın karşı konulmaz bakışları, ‘Şalvar Davası’nda Müjde Ar’ın tüm köye başkaldırdığı unutulmaz çatı aktarma sahnesi ya da ‘Üç Arkadaş’ filminde İstanbul’u filmin bir diğer başrolü haline getiren görüntüler bugün 86 yaşındaki Çetin Tunca’nın kamerası aracılığıyla belleklerimizde yer etti. Yeşilçam’da başladığı kariyerine 127 film ve televizyon dizisi sığdıran Tunca, iki kez Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘Altın Portakal’ ödülüne layık görüldü. Bugünün teknolojisi ve dijital imkânları düşünüldüğünde, o dönemin imkânsızlıkları içerisinde yaratıcılığı ve yeteneğiyle kurgu masasına gelmeden filmin görsel dünyasını sette oluşturan usta isim Çetin Tunca, 2007’de Türkan Şoray’ın başrolünü üstlendiği Engin Ayça filmi ‘Suna’ ile görüntü yönetmenliğini bıraktıysa da yönettiği belgesellerle sinemamıza katkı sunmaya ve üretmeye devam ediyor.

‘Akademik Onur Ödülü’: Prof. Dr. Sami Selçuk
14. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin Akademik Onur Ödülü bu yıl, Yargıtay Birinci Başkanlığı’ndan emekli Prof. Dr. Sami Selçuk’a takdim edilecek. Prof. Dr. Sami Selçuk, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra, önce Ankara, daha sonra Konya ve Balıkesir yargıç / savcı adayı olarak mesleğe başladı. Sırasıyla Sütçüler, Akşehir, Yenice Asliye Mahkemeleri nezdinde Cumhuriyet savcı yardımcısı ve Cumhuriyet savcısı, 1972’den sonra ülkemizde bilinen deyişle Yargıtay Cumhuriyet başsavcı yardımcısı, doğru terimle “Yargıtay nezdinde Cumhuriyet başsavcı yardımcısı” olarak çalışan Selçuk, 1982’de Yargıtay üyesi oldu.Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nca, 1990, 1994 ve 1998’de Dördüncü Ceza Dairesi Başkanlığı’na; 1999’da Yargıtay Birinci Başkanlığı’na seçildi. Emekliliğinin ardından İ. D. Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde dersler veren Prof. Dr. Sami Selçuk’un Varlık, Adam Sanat, Türkiye Günlüğü, Revue des deuxmondes (Paris), Revue de droit pénal et de criminologie (Brüksel), Archiviopenale (Milano), Cuadernos de politíca criminal (Madrid) gibi birçok yerli ve yabancı dergiler ile günlük basında incelemeleri ve çevirileri yayınlandı. Selçuk’un hukuk, dil, laiklik, Atatürkçü anlayış ve benzeri konularda incelemeleri ve çevirileri İmge Kitabevi tarafından yayımlanmaya devam ediyor.
Hukuk alanındaki akademik programı, uzun ve kısa metrajlı uluslararası film yarışmaları, Adalet Terazisi film seçkisi, yan etkinlikleri ve film endüstrisine yönelik VisionIst bölümünden oluşan zengin bir programı ‘Herkes İçin Adalet’ ilkesi çerçevesinde bir araya getiren, Prof. Dr. Adem Sözüer’in başkanlığında, Prof. Dr. Bengi Semerci’nin direktörlüğünde düzenlenen festivale dair detaylar önümüzdeki günlerde açıklanacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden senarist ve yönetmen Tomris Giritlioğlu için dün Mecidiyeköy’deki İstanbul Devlet Tiyatroları sahnesinde tören düzenlendi.
Tomris Giritlioğlu için ikindi namazının ardından Teşvikiye Camii’nde cenaze namazı kılındı. Giritlioğlu’nun cenazesi bugün Hatay’a getirildi.
GÖZYAŞLARIYLA UĞURLANDI
Antakya Asri Mezarlığı’nda Tomris Giritlioğlu için tören düzenlendi. Törene Giritlioğlu’nun ailesi ve sevenleri katıldı.
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk’ün de katıldığı cenaze namazının ardından Tomris Giritlioğlu, gözyaşları arasında toprağa verildi.



Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Dilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu sene 61’incisi düzenlenecek AntalyaAltın Portakal Film Festivali’ne sayılı günler kalırken, detaylar da netleşmeye başladı.
5-12 Ekim tarihleri arasında yapılacak festivalde yarışacak filmlerin sayısı da belli oldu.
Bu kapsamda da festivalde; Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 12 film, Kısa Film Yarışması’nda 10 film, Belgesel Yarışması’nda ise 8 film yarışacak.
Festival öncesinde gelenekselleşen, halk ile festivale gelen sanatçıların buluştuğu kortejin bu sene yapılıp yapılmayacağı henüz netleşmedi.
BİRÇOK USTA İSİM OLMAYACAK
Kortejde ünlü oyuncularla birlikte Yeşilçam’ın usta isimleri de halkla buluşuyordu. Bu sene yapılacak festivalde, 2024 yılında yaşamını yitiren Yeşilçam’ın birçok usta ismi yer alamayacak. Bu sene hayatını kaybeden Altın Portakal ödüllü Genco Erkal, Kenan Işık, Sevda Ferdağ, Kayhan Yıldızoğlu, Türker İnanoğlu, Fatma Karanfil, Ayla Algan, Tomris Giritlioğlu ve Sema Çeyrekbaşı gibi isimler festivalde yer alamayacak.
‘GENCO’ BELGESELİ GÖSTERİLECEK
Festivalle aynı tarihlerde Karaalioğlu Parkı’nda Yeşilçam Festivali yapılacak. Festival kapsamında Yeşilçam sanatçılarının görselleri, söyleşiler, dönemde kullanılan film makinesinden Yeşilçam film gösterimleri gerçekleştirilecek.
Öte yandan festivalde yönetmenliğini Selçuk Metin’in yaptığı ‘Genco’ belgeseli, Genco Erkal’ın anısına özel gösterim ile izleyicisiyle buluşacak.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yenişehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelindeki marketlerde düzenli olarak yaptığı denetimlerde bir zincir markette son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışa sunulduğunu belirledi. Belediye tarafından Akkent Mahallesi’ndeki bir markette yapılan kontrollerde, son kullanma tarihi geçen bebek maması ve bebek bisküvilerinin satılmak üzere reyonlarda olduğu tespit edildi. Bebek mamalarıyla birlikte 65 adet gıda ürününün son kullanma tarihi geçtiği halde satışa sunulmasını belirleyen zabıta ekipleri, market hakkında yasal işlem başlatarak, ürünleri imha etti.
“Çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda, sorumluluğumuz katbekat artmaktadır”
Vatandaşların sağlığını tehdit edenlere yönelik denetimlerinin aralıksız bir şekilde devam edeceğini belirten Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, “Son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışa sunulması halk sağlığına yönelik ciddi bir tehdittir ve bu konuda hiçbir taviz vermeyeceğiz. Özellikle çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda, sorumluluğumuz katbekat artmaktadır. Tüm vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimini sağlamak adına yaptığımız bu çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz. Vatandaşlarımız da bu tür durumları ‘153 Alo Zabıta’ hattımıza ya da ‘444 33 54’ numaralı Yenişehir Halk Masa’mızı arayarak bildirebilirler” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurumdan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden gönüllü gençler, Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı, Yeşilay Danışmanlık Merkezi ve Yeşilay Rehabilitasyon Merkezi ile savunuculuk eğitimi ve temel bağımlılık eğitimleri üzerine yuvarlak masa toplantılarında bir araya geldi.
Forumda gençler 4 gün boyunca atölyelere katılarak, bağımlılıkla mücadele konusunu farklı yönleriyle ele aldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, kurum olarak önceliklerinin gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak ve onların önce kendilerine ve ailelerine, sonra topluma yararlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak olduğunu, bunu yaparken de en önemli desteği üniversiteli gönüllülerden aldıklarını belirtti.
Dinç, “Gençleri bağımsız, çalışkan ve sağlıklı bir toplum, müreffeh bir toplumdur. Gönüllülük gençlere hem manevi tatmin sağlıyor hem de onların kişisel gelişimine katkıda bulunuyor. Bu süreçte öz güvenlerini artırıyor, ekip çalışması becerilerini geliştiriyor, yeni arkadaşlıklar kuruyor ve farklı ilgi alanları keşfetme fırsatı buluyorlar.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükçekmece Belediyesi tarafından 12 Eylül 2024 tarihinde başlatılan projeye ilgi büyüyor. Proje kapsamında 176 sokak köpeği sahiplendirildi.
Büyükçekmece Belediyesi, Sahipsiz Hayvanlar Bakım Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde binlerce can dosta bakım ve tedavi hizmeti veriyor. Başlatılan yeni proje kapsamında sahipleri tarafından sokaklara terk edilen cins köpeklerin bakım ve tedavileri tamamlandıktan sonra, ilçede faaliyet gösteren fabrika, şantiye, lojistik firması ve atölyelere gönüllük esasıyla sahiplendiriliyor. Büyükçekmece’deki işletmeler belediye web sitesi üzerinden seçtikleri köpekleri talep edebiliyor. Gelen talepler üzerine randevu usulüyle işletmeleri ziyaret eden belediye yetkilileri, koşulları uygun işletmelere köpekleri protokolle teslim ediyor.
“Sokaktaki köpeklerin sayısının azaltılması tabii ki hedefimizdir”
Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, sokakta yaşayan canların en iyi şekilde ağırlanmasının görevleri olduğunu belirterek, “Sokaktaki köpeklerin sayısının azaltılması, kedi ve köpek sayısının azaltılması tabii ki hedefimizdir. Bunların en iyi şekilde bakılması, sokak arkadaşlarımızın en iyi şekilde ağırlanması da insani görevimizdir. Büyükçekmece’deki sokak hayvanlarımız kedilerimiz, köpeklerimiz bundan sonra yeni ailelerine daha yoğun şekilde kavuşacaklar. Hepsinde cip var. Takipleri yapılacak. Ne kadar atölye, fabrika varsa, çok miktarda var. Büyük çapta fabrikalar var. Her birini bu işe özendirerek, sürekli görüşüyorum arkadaşlarımızla. Karşılıklı protokol yapıyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, İnegöl’ün kırsal Gülbahçe Mahallesi’nde meydana geldi. Bilal A. (28), motorlu testereyle ağaç kesimi yaparken bir anlık dikkatsizlik sonucu sol elinden yaralandı. 2 parmağı kopan genç özel araçla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yapılan tetkiklerin ardından yaralı genç ambulansla Bursa Şehir Hastanesine sevk edildi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da kalp nakli olduktan kısa süre sonra hayatını kaybeden Esila Tüfekçi’nin (16) nakil beklediği dönemde çizdiği resimler, Dünya Kalp Günü etkinliklerinde sergilendi.
Rize’de, ‘Dünya Kalp Günü’ dolasıyla kentte farkındalık organizasyonları düzenlendi. Alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, Ankara’da 5,5 yıldır aralıklarla tedavi gören ve bu süre içerisinde uyumlu kalp naklini bekleyen Esila Tüfekçi anıldı. Nakil beklediği dönemlerde çizdiği resimlerle organ bağışına dikkat çeken Tüfekçi’nin eserleri, AVM’de sergilendi. Sergiye katılan Tüfekçi’nin ailesi, ziyaretçilere eşlik etti. Sergi alanında İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kurulan stantta, vatandaşlar organ bağışı hakkında bilgilendirildi.
‘HASTANEDE YATTIĞI SÜRECE HEP SESİNİ DUYURMAK İSTEDİ’
Kızının sesini duyurmak için resimler yaptığını söyleyen Esila’nın annesi Zeynep Tüfekçi, “Benim kızım 5,5 yıl boyunca kalp bekledi. Sonunda geldi ama geç kalındı. Şunu söylemek istiyorum, organ bağışının önemini birbirimize anlatalım. Hepimizin başına gelebilir. Esila sağlıklı bir çocuktu. Sonradan geçirdiği enfeksiyon kalbe tutundu. Bu yüzden sürekli hastanede yattı. Cihaz takıldı, yoğun bakımda kaldı, çok zorlu bir mücadele verildi. Hastanede yattığı sürece hep sesini duyurmak istedi. Bunun için resimler yaptı. Sadece kendisi için değil, kendisi gibi bekleyenlerin de sesi oldu. Bize yetişmedi, umarım başkalarına yetişir. Onun için mücadelemizi devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.
‘ORANIMIZ ÇOK DÜŞÜK’
Bu etkinliklerle kadavradan nakil oranını artırmak istediklerini dile getiren Rize Devlet Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Oğuz Polat da “Organ bağışı tabii ki halk arasında bilinen ama daha çok yanlış bilinen bir durum. Kişinin beyin ölümü gerçekleştikten sonra organlarını bağışlama işlemine biz organ bağışı diyoruz. Yaşarken herhangi bir organ bağışında insanlar bulunmuyor. İki türlü organ bağışımız var. Bir canlıdan canlıya nakil, iki kadavradan yani ölmüş kişiden nakil. Biz ülkemizde şu anda daha fazla canlıdan canlıya nakil gerçekleştiriyoruz. İstemediğimiz bir durum. Kadavradan oranımız çok düşük. Bu tarz etkinliklerimizi, bu tarz seminerlerimizi kadavradan donörü arttırmak için yapıyoruz. Halkımızda en azından bir farkındalık, bir bilinçlendirme oluşturmak için yapıyoruz. Hep beraber bu etkinlikte buluştuk ve inşallah birisine faydamız dokunur, birisinde bir farkındalık oluşturmuş oluruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN – Samsun’da polis tarafından düzenlenen operasyonunda 92 bin 400 adet sentetik ecza ele geçirildi.
Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet MüdürlüğüNarkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Canik ve İlkadım ilçelerinde operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında gözaltına alınan 2 kişinin ikamet adreslerinde yapılan aramalarda 92 bin 400 adet sentetik ecza, 1 adet ruhsatsız tabanca, 71 adet tabanca fişeği ve uyuşturucu ticaretinden elde edildiği değerlendirilen 25 bin TL nakit para ele geçirildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİRLEŞMİŞ Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Suriye ofisi, Lübnan’da yerinden edilen sivillerin sığındığı barınaklardan görüntüler paylaştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, İsrail’in saldırılarında son 24 saat içerisinde 105 kişinin hayatını kaybettiğini, 359 kişinin ise yaralandığını duyurdu. UNHCR Suriye ofisi, bölgedeki gerilimin giderek artması sebebiyle bu hafta 70 binden fazla Lübnanlının yerinden edildiğine dikkat çekerek, yerinden edilmiş sivillere barınaklar kurduğunu ifade etti. Sınır bölgesinde kurulan barınaklardan paylaşılan görüntülerde, insanların çadırlarda kaldığı, yatak yerine kartonların kullanıldığı kaydedildi. BM’ye bağlı Uluslararası Göç Örgütü (IOM) dün paylaştığı verilerde, Lübnan’da son bir hafta içinde 118 bin kişinin yerinden edildiğini açıkladı. Ekim 2023’ten bu yana ise 211 bin kişinin yerinden edildiği ifade edildi. IOM açıklamasında, “Yüzde 42’si Bent Jbeil’den, yüzde 17’si Sour’dan ve yüzde 14’ü Marjaayoun’dan. Geri kalan yüzde 27’lik kesim ise Baalbek, Baabda, El Nabatieh, Saida, Hasbaya, Beyrut, El Hermel, Jezzine, Batı Bekaa, Zahle ve Chouf olmak üzere 11 farklı bölgeden gelmektedir. Bu dönemde en çok yeni yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan ilçeler Beyrut, Chouf, Baabda, Saida ve Aley’dir” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yenişehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelindeki marketlerde düzenli olarak yaptığı denetimlerini sürdürüyor. Ekipler, Akkent Mahallesi’ndeki bir markette yapılan kontrollerde son kullanma tarihi geçmiş bebek maması ve bebek bisküvilerinin satılmak üzere reyonlarda olduğunu tespit etti. Bebek mamalarıyla birlikte 65 adet gıda ürününün son kullanma tarihi geçtiği halde satışa sunulduğunu belirleyen ekipler, market hakkında yasal işlem başlatarak, ürünleri imha etti.
“Çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda, sorumluluğumuz katbekat artmaktadır”
Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, vatandaşların sağlığını tehdit edenlere yönelik denetimlerinin aralıksız bir şekilde devam edeceğini ifade etti. Özyiğit, “Son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışa sunulması halk sağlığına yönelik ciddi bir tehdittir ve bu konuda hiçbir taviz vermeyeceğiz. Özellikle çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda, sorumluluğumuz katbekat artmaktadır. Tüm vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimini sağlamak adına yaptığımız bu çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz. Vatandaşlarımız da bu tür durumları zabıta hattımızı ya da Yenişehir Halk Masa’mızı arayarak bildirebilirler” dedi. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EDİRNE’nin Keşan ilçesinde çeltik hasadının ardından yasak olmasına rağmen yakılan anızlar nedeniyle kent duman altında kaldı.
Keşan’da tarlaların ikinci ürüne daha hızlı hazırlanmasını sağlamak amacıyla yasak olmasına rağmen yakılan anızlar, kenti dumana boğdu. Anız dumanı nedeniyle bazı bölgelerde görüş mesafesi düştü. Açık alanda nefes almak dahi zorlaşırken bazı apartmanların çatı ve balkonlarına kül yağdı. İlçede hava kalitesi düşerken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Sürekli İzleme Merkezi bünyesindeki Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı verilerine göre, atmosferin hava kalitesini etkileyen partikül madde oranlarında artış görüldü. Dünya Sağlık Örgütü’nün metreküp başına 50 mikrogram olarak belirlediği partikül madde sınır değeri, ilçede 56 mikrograma yükselerek ‘orta’ değerlere çıktı. Vatandaşlar yasak olmasına rağmen anız yakılmasına devam edildiğini ve yakılan anızların duman ve külleri nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını belirterek, cezaların ağırlaştırılmasını istedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yozgat Valiliği’ni ziyaret eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, çıkışta basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Bakan Memişoğlu, yaptığı konuşmada ülkedeki sağlıkla ilgili hizmetlere de değindi.
“ÜRETİMİNİ, TEKNOLOJİSİNİ ÜRETMEK İÇİN ÇABA HARCIYORUZ”
Kemal Memişoğlu, sağlık hizmetlerini değerlendirmek ve daha iyi hizmet sunmak için Yozgat’a geldiğini söyleyerek şöyle dedi:
Cumhurbaşkanımızın ‘Hayalim’ dediği, şehir hastanelerimizin ilkini Yozgat’ta hizmete açmıştık. Sağlık hizmetleri anlamında Yozgat iyi yerlerde ve daha da iyi olması için çabalıyoruz.
Özellikle üniversite hastanemiz ve sağlık hizmetleri sunan şehir hastanemiz ile beraber burada sağlığı değerlendiriyoruz.
Türkiye sağlıkla ilgili hizmeti iyi sunan, dünyanın sayılı ülkelerinden bir tanesi. Bunun yanında üretimini, teknolojisini ve bilgisini de üretmek için çaba harcıyoruz.

“KENDİLERİNİ İZOLE ETMELERİNİ ÖNEMSİYORUZ”
Özellikle toplumumuza sağlığın kıymetini bilmesini, hastalanmadan sağlığını ve bedenini korumasını öneriyoruz. Özellikle bağımlılıklardan, kilodan, yanlış beslenmeden, hareketsizlikten uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.
Malum ekim ve kasım ayları üst solunum yolları enfeksiyonunun arttığı dönemler.
Onun için hijyen kurallarına, kapalı alanlarda, eğer hastalıklar varsa oradan uzak durmalarını veya hastalanmışlarsa kendilerini izole etmelerini öneriyoruz.

TÜRKİYE’NİN SAĞLIK HİZMETLERİNE VURGU
Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık hizmetinde iyi yerlere gittiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
Türkiye sağlıkla ilgili iyi yerlere gidiyor. Ben özellikle, Yozgat’ın altyapısıyla, hizmetleriyle çok iyi yere geldiğini gördüm, bundan da memnuniyet duydum.
Özellikle son 15-20 senedir Yozgat’ın gerçekten devlet yatırımı anlamında çok iyi işlere imza attığını ve bu konuda büyük bir gelişim içinde olduğunu görmekten de memnuniyet duydum. Emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum.
İnşallah bu birliktelikle Türkiye çok daha iyi yerlere gelecektir. Yozgat bunun bir örneği. Bu konuda, bu başarıyı gösteren herkese de teşekkür ediyorum.


Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Silivri Zabıtası, halk sağlığını korumak amacıyla denetimlerine devam ediyor. Zabıta ekipleri tarafından yapılan denetimlerde son kullanma tarihi geçen ve halk sağlığını tehdit eden ürünler raflardan toplanarak imha ediliyor. Son denetimlerde, son kullanma tarihi geçmiş 400 kiloya yakın ürün toplandı.
Ekipler, sağlıklı çevre ve güvenli gıda temini için denetimleri sıklaştırıp imha etme çalışmalarını güvenli bir şekilde sürdüreceklerini bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dilan ve Engin Polat çiftinin avukatı Enes Çetinkaya’nın sevgilisi olan sosyal medya fenomeni Kübra Aykut, evinin 5. katından düşerek hayatını kaybetti.
Aykut’un cenaze töreninde teyzesi, “Sanırım olaydan bir gün önce çocukla ayrılmışlar. Ertesi gün de bu olay yaşanıyor” diyerek Çetinkaya’yı işaret etti. Tam bunun üzerine de Çetinkaya’dan dikkat çeken sosyal medya paylaşımı geldi.
“BIRAKIP GİTTİN”
Kübra Aykut defnedildikten sonra yaptığı paylaşımda fotoğraflarını paylaşarak “Bırakıp gittin…” notunu yazdı.
Hemen sonra bir paylaşım daha yapan Çetinkaya, bu paylaşımında ise eski bir videolarını paylaştı ve “Üzmeyeceğim seni gitmeyecğim demiştin” diye yazdı.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında ATO Congresium’da düzenlenen ‘FreshAnkara 3’üncü Çağdaş Sanat Sergisi’, ‘Yüzü Yüze Çocuk Atölyeleri’ ve ‘Asya’dan Anadolu’ya Türk El Halısı’ sergilerini ziyaret etti.
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran ile Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü ve Türkiye Kültür Yolu Festivali Direktörü Selim Terzi, Bakan Ersoy’a eşlik etti.
SERGİLERİ ZİYARET ETTİ
Ersoy, ‘FreshAnkara 3’üncü Çağdaş Sanat Sergisi’nde, güzel sanatlar eğitimi alan 17-27 yaş arasındaki gençlerin eserlerini inceleyerek bilgi aldı.
Sergide, 65 ilden gelen 779 başvuru arasından, seçici kurul tarafından belirlenen 100 genç sanatçının 300 eseri yer aldı.
Çocukların yaratıcılıklarını geliştirmeyi, potansiyellerini gerçekleştirmeyi ve yaşam becerilerini geliştirmeyi amaçlayan ‘Yüz Yüze Çocuk Atölyeleri’nde gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi alan Ersoy, çocuklarla sohbet etti.

EN ESKİSİ 17’NCİ YÜZYIL…
Geleneksel Türk El Sanatları Vakfı (GESAV) tarafından, Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında hazırlanan ‘Asya’dan Anadolu’ya Türk El Halısı Sergisi’ni ziyaret eden Ersoy, GESAV Başkanı Kerim Sefer’in koleksiyonuna ait, en eskisi 17’nci yüzyıl olan ve 60 halıdan oluşan Anadolu el dokuma halılarını inceledi.
Sergide ayrıca, Altaylar’ın Pazırık bölgesinde keşfedilen ve dünyanın bilinen en eski halısı Pazırık halısına ilişkin görsel yer aldı.






Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAMPİYASADAKİ ÜRÜNLERİN İÇERİĞİ BİLİNMİYOR
Özellikle koronavirüs pandemisiyle üst solunum yolları rahatsızlıklarını tedavi etmek amacıyla kozalak şuruplarına talebin arttığını ifade eden Nadide Seyhun, piyasada bulunan ürünlerin ağırlıklı olarak çevrimiçi alışveriş sitelerinde satışa sunulduğunu, bu ürünlerin içeriği, üretim şekli gibi kriterler hakkında yanlış ya da yetersiz bilgi olduğunu dile getirdi. Piyasadaki ürünlerin herhangi bir standardizasyonunun olmadığına vurgu yapan Seyhun, “Ürünlerin üretim şekilleri, kaynağı ve fizikokimyasal özellikleri hakkında bilgiye ulaşılamaması, ürünlerin gıda güvenliği açısından bir risk içerip içermediği hakkında soru işaretleri oluşturuyor” diye konuştu.
KOZALAK ŞURUPLARININ ANALİZİ YAPILDI
Proje için yapılan ön denemelerde piyasadan alınan bazı kozalak şuruplarının analizlerinin yapıldığını dile getiren Nadide Seyhun, “Bu ürünlerde HMF (hidroksimetil furfural) adı verilen ve kanserojenik potansiyeli olan bir bileşiğin yasal sınırların üzerinde olduğu görülmüştür. Projemizin ana hedeflerinden birisi, fonksiyonel özellikleri güçlü ve gıda güvenliği açısından risk oluşturmayan kozalak şurubu elde etme şartlarının araştırılmasıdır” ifadelerini kullandı.
AKCİĞER KANSERİNE ETKİSİNE DE BAKILACAK
Kozalak şurubunun halk arasında başta öksürük olmak üzere mide rahatsızlıkları, astım, bronşit gibi çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanıldığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Seyhun, “Ancak kozalak şuruplarının sağlık üzerindeki etkileri ve uygun kullanım dozları hakkında yeterli çalışma bulunmamaktadır. Proje kapsamında 4 farklı türden elde edilen kozalak şuruplarının güvenli kullanım dozlarının belirlenmesi amacıyla toksik etkileri karşılaştırmalı olarak çalışılacaktır. Proje kapsamında bu testler hem sağlıklı hem de kanserli akciğer hücre kültürlerinde yapılacak, böylece kozalak şuruplarının akciğer kanserinde kullanım potansiyeli olup olmadığına dair ön veri elde edilmesi de sağlanacaktır” dedi.
GELENEKSEL ÜRETİMLE KARŞILAŞTIRMA
Proje kapsamında kozalak şurubu üretiminde yaygın olarak kullanılan kızılçam ve karaçam kozalaklarının yanı sıra Anadolu’ya özgü türler olan Toros göknarı ve Toros sediri kozalakları da kullanılacağını aktaran Seyhun, şunları sözlerine ekledi: “Göknar ve sedir kozalaklarından elde edilecek olan kozalak şuruplarının fizikokimyasal ve duyusal özellikleri ile toksikolojik profilleri incelenecek ve geleneksel üretimde kullanılan kızılçam ve karaçam kozalakları ile üretilen kozalak şurubunun özellikleri ile karşılaştırılarak aralarında fark olup olmadığı araştırılacaktır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri, Ordu’ya otobüsle 300 kilo et gönderildiği ihbarı üzerine harekete geçti.
Altınordu Otobüs Terminaline gelen ekipler, otobüste soğuk zincir kurallarına uygun olmayan koşullarda paketlenmiş 11 poşetteki ete el koydu.
Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü ekiplerince etler imha edildi, sipariş veren işletmeye de ceza uygulandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Fevziçakmak Aile Sağlığı Merkezi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre; merkezdeki 4 aile hekiminden biri olan A.D. isimli kadın personel, başka bir aile hekimine kayıtlı Y.C. adlı kadının çocuğunu muayene etti. Aile hekimi, yaptığı kontroller neticesinde çocuğun bir sağlık sorunu olmadığını belirledi. Anne Y.C. oğluna rapor verilmesi talebinde bulunurken, aile hekiminin olumsuz yanıt vermesi üzerine taraflar arasında tartışma çıktı.
Kafasını dolaba vurarak yere düşen aile hekiminin kafasını defalarca yere vurdu
Hakaretler savuran öfkeli anne, kadın aile hekimine saldırıda bulundu. Y.C.’nin şiddet uyguladığı sırada aile hekimi A.D, kafasını evrak dolabına çarpıp yere düştü. Ardından saldırgan kadın aile hekimi A.D’nin üzerine çıkarak kafasını defalarca yere vurdu. Odadan gelen sesleri duyup gelen hemşireler ve bu sırada muayene için bekleyen hastalar ise içeri girerek yaralı aile hekimini saldırgan annenin elinden güçlükle kurtardı.
Yaraladığı aile hekimini sedyeyle taşındığı esnada da tehdit etti
İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Servis ekipleri ve polis sevk edildi. Yaralı kadın aile hekimi A.D. Eskişehir Şehir Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. ‘Beyaz kod’ verilmesi üzerine kısa sürede olay yerine gelen polisler tarafından saldırgan Y.C. gözaltına alındı. Saldırgan Y.C’nin kafasından aldığı darbelerle yaralanan aile hekimi A.D’ye sedye ile taşındığı esnada da, “Rapor vermedin dayağı yedin. Senin parmaklarını da kıracağım” dediği bilgisi edinildi.
Saldırıyı öğrenen Eskişehir Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, yaralı aile hekimi A.D’yi tedavi altına alındığı Şehir Hastanesi’nde ziyaret etti. Bildirici, yaralı aile hekimine geçmiş olsun dileğinde bulundu.
Tomografisi çekilen yaralı aile hekimi A.D’nin müşahede altında tutulduğu ve olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Genel temizlik ve sağlıklı gıda maddesi satışı konusunda çalışmalarını aralıksız sürdüren Odunpazarı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe sınırları içerisindeki okul kantinlerini denetledi. Zabıt ekipleri, okul kantinlerinde bulunan gıda maddelerini inceledi. Ekiplerce sağlığa uygunluk, işyeri açma çalışma ruhsatı, gıda maddesi ürünlerinin hazırlanması, çalışma ortamı, çöp kovaları, yangına karşı alınan tedbirler, haşere ve kemirgenler için alınan önlemler gibi birçok konuda denetim gerçekleştirdi.
“Kantinlerde ürünlerin üzerinde etiket bulunması zorunludur”
Okul kantinlerinde hazırlanarak satılan tost, sandviç gibi bozulabilecek gıda maddelerinin insan sağlığı açısından yüksek risk taşıdığına dikkat çeken Zabıta Müdürlüğü ekipleri, “Kantin işletmecilerinin, kantinde satılan ürünlerin hazırlık aşamasında kullanılan malzemelere, kullanım şekline ve depolanmasına kadar her aşamada hijyen kurallarına uyması gerekir. Kantinlerde ürünlerin üzerinde etiket bulunması zorunludur. Kurallara uymayan ve ruhsatı olmayan işletmelere cezai işlemler uygulanmaktadır” dedi.
Zabıta Müdürlüğü ekipleri, okul kantinlerine yönelik denetimlerin devam edeceğini söyledi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Havza Kaymakamlığı tarafından Türk Kızılay Havza Temsilciliği ve resmi kurumların desteğiyle düzenlenen kan bağışı kampanyası, 3 gün sürecek.
Kaymakam Mustafa Ayvat, Mehmetçik Meydanı’na konuşlandırılan kan bağış tırı ve çadırında devam eden bağış kabul çalışma alanını ziyaret etti.
Kana her an ihtiyaç duyulabileceğini vurgulayan Ayvat, “Unutmayın ki kan bağışı acil değil, sürekli bir ihtiyaçtır ve tek kaynağı insandır. Zorda olan hastalarımıza yardımda bulunmak, can kurtarmak bir insanlık görevi ve kutsal bir vazifedir. Bu bilinçle tüm halkımızı kan vermeye davet ediyorum.” dedi.
Bir program dahilinde tüm kurumların kan bağışında bulunacağını anlatan Ayvat, “Bugün jandarmamız, polisimiz, sağlıkçılarımız, orman işletme şefliklerimiz ile bazı resmi kurumlarımız kan bağışında bulundu. Yarın ise milli eğitim müdürlüğümüz ve diğer resmi kurumlarımız kampanyaya destek verecek. Kan bağışında bulunan herkese teşekkür ederim.” diye konuştu.
Ayvat, daha sonra Kızılaya kan bağışında bulunarak gümüş madalya almaya hak kazan öğretmen Erdem Ünal ve gazeteci Özgür Uyaroğlu’na madalyalarını verdi.
Kızılay Samsun Kan Bağışı Merkezi Müdürü Ergin Erdoğan ise Kaymakam Ayvat’a, desteklerinden ötürü Kızılay logolu fincan takımı hediye etti.
Erdoğan, Havza’da 2’si gümüş, 18’i de bronz olmak üzere 20 kişinin madalya almaya hak kazandığını ifade etti.
Kan bağışı kabul çalışmalarına İlçe Jandarma Komutanı Astsubay Başçavuş Özkan Parlak, İlçe Emniyet Müdür Vekili Başkomiser Metin Tekinasa, İlçe Sağlık Müdürü Hakan Kursal, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Oğuz Ertuğ, Havza Muhtarları Derneği Başkanı Adem Şahin ile resmi kurum çalışanları katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜNİVERSİTENİN AKADEMİK DERSİ AÇILIŞINA KATILDI
Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, hastane ziyaretinin ardından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Fakültesi FTR Yüksekokulu Sağlık Hizmetleri MYO Akademik Açılış Dersi programına katıldı. Burada konuşan Bakan Memişoğlu, “Biz aynı zamanda sağlığın bilgisini de teknolojisini de üretmek zorundayız. Bizler bununla ilgili inanılmaz çabalıyoruz. Emin olun bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bir ekosistem oluşturmaya çalışacağız sizin için. Ama özellikle sizler, dünyanın sağlık bilgisi konusunda aynı sağlık hizmetini sunan birkaç ülkesinden biri olduysak, bunu da başarmak zorundasınız. Onun için ben üniversitelerin, akademik insanların bu konuda büyük çaba harcamasını, bizim de idari olarak akademik camiaya destek verip yol açması gerektiğini düşünüyorum. Bizim ülke olarak, Türk toplumu olarak kadim medeniyetin varisleri olarak daha çok çalışmamız, daha çok üretmemiz gerekiyor” dedi.
Bakan Memişoğlu, “Biz iyilik, merhamet medeniyetimizi yeniden ayağa kaldıracaksak, yüzyıllar önce burada Ahilik sistemini kuran insanların cesareti ve bilgisini yeniden sizlerin taşıması gerekiyor. Hacı Bektaş’ların, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin bilgisi kadar etik değerlerini, çalışkanlığını, insaniyetlerini dünyaya hüküm sürecek hale getirmek sizin zamanınızın, sizin kuşaklarınızın, sizin çocuklarınızın kuşaklarının yapabileceği bir şey. Biz sadece buna öncülük etmeye çalışıyoruz. Bugün 40 bin insanı, vahşi bir medeniyet herkesin gözü önünde yok edebiliyorsa bu, bizim çalışmamamız veya üretmememizin sebebidir. Birlikte olmamızı, daha çok bilgi üretip daha çok çalışmamızı gerektirir” ifadelerini kullandı.
‘ÖZEL SEKTÖRDEKİ HEMŞİRELERİN ÖZLÜK HAKLARIYLA İLGİLİ BAZI DEĞİŞİKLİKLERE GİDECEĞİZ’
Bir öğrencinin sağlıktaki atamalarla ilgili sorusunu yanıtlayan Bakan Memişoğlu, “Çalışma şartları diyorsanız, şimdi herkes bakıyor. Bir genel cerrah olarak söyleyeyim bunu. Mesela nöbet tutmamam gerekiyor diyebilir miyim? Diyemem. Eğer nöbet tutmayacaksam genel cerrah olmamam lazımdı zaten. Sağlıkçının böyle bir durumu var. Özlük hakkı dediğiniz, çalışmayla ilgili ortamsa biz değiştiremeyiz onu. Ben genel olarak ameliyata da girmek zorundayım, nöbet de tutmak zorundayım. Mesleğin cilvesi bu. Özlük haklarıyla ilgili elimizden geleni yapıyoruz. Ama şu var; özellikle hemşire ve ebeler için söylüyorum. Türkiye’nin halen daha ebe açığı çok fazla. Sağlık yönetimindekiler için söylemiyorum. Ama hemşire ebe açığımız var. Bunu bilin diye söylüyorum. Hekim açığımız da var. Bu yapılanmalarla bizim bunlara ihtiyacımız var. Bugün özel sektör bize, ‘hemşire yok’ diye çok şikayette bulunuyor. Bunu bilin diye söylüyorum. Ama özel sektördeki hemşirelerin özlük hakları ve kurallarıyla ilgili bazı değişikliklere gideceğiz. Çünkü kamuda özlük hakları çok iyi, kötü değil. Ama özel sektörün bu konudaki çalışma prensiplerini biraz daha revize edeceğiz. Bunu size söz veriyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>-“İyi hemşirelere Türkiye’nin her yerinde ihtiyaç var”
KIRŞEHİR – Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Kongre ve Tıp Merkezi’nde Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi açılış dersine konuk olan Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, “Kadro ilanından sonra KPSS puanı ile dağıtım yapacağız” dedi.
Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi inşaat alanında yaptığı inceleme sonrasında Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi açılış dersine geçen Bakan Memişoğlu’na Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Öğrencisi sağlık alanında yapılacak atamaları sordu. Bakan Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, “Kadro ilan edilecek ve KPSS puanına göre de dağıtım yapacağız. Hemşireliğe inanılmaz ihtiyaçlarımız var. Türkiye, Avrupa ortalamasının yaklaşık 3’te birine kadar hemşire ihtiyacı var. Sen iyi hemşireysen Türkiye’de her yerde sana iş var ve ihtiyaç var” yanıtını verdi.
“Etik değerler ve çalışkanlık korunmalı”
Kırşehir’de, öğrencilere hitap eden ve ilk dersi veren Bakan Memişoğlu, etik değerler ve çalışkanlığın korunması gerektiğini belirtti. Öğrencilere anlatımda bulunan Bakan Memişoğlu, açıklamasında, “Hacı Bektaşi Veli, Mevlana, Yunus Emre bilgisi kadar etik değerlerini, çalışkanlığını insaniyetliğini dünyaya hüküm sürecek hale getirmek sizin ve sizin çocuklarının kuşaklarının yapabileceği bir şey. Bizler; bu duruma sadece öncülük etmeye çalışıyoruz. Bugün 40 bin insanı herkesin gözü önünde vahşi bir medeniyet yok ediyorsa bu bizim çalışmamamız ve üretmememizin sebebidir” dedi.
Öte yandan programda konuşan Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Mustafa Kasım Karahocagil’de, üniversitede yaşanan kalite süreçleri hakkında bilgiler aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, 21 Eylül Alzheimer Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Tepebaşı Belediyesi Melih Savaş Yaşam Köyü’nde hizmet veren Alzheimer Konukevi ile hastalara ve yakınlarına destek olmaktan büyük gurur duyduklarını ifade eden Başkan Ataç, “Amacımız, Alzheimer hastalarına ve yakınlarına destek olabilmek. Çünkü Alzheimer hastalarımızın bakımı gerçekten kolay değildir. Burada kalan hastalarımız, işinde uzman personel gözetiminde yaşamlarına devam ediyor. Hastalarımız, burada yaptıkları çeşitli aktivitelerle sosyalleşiyor. Sosyalleştiklerinde ise hastalıklarının daha kötüye gitmesinin engellendiğine şahit oluyoruz. Böyle bir yer Türkiye’de ilk ve tek noktalardan bir tanesidir. Bugüne kadar misafir ettiğimiz hasta sayımız 334 oldu ve böyle bir merkezimiz olduğu için büyük gurur duyuyoruz. Burada bizim için en güzel şey de hasta yakınlarının memnuniyetlerini ifade etmeleri. Bunun mutluluğu ve huzuru, paha biçilemez bir duygu. Tepebaşı Belediyesi’nin 5 olan Alzheimer Konukevi’nin sayısını 6’ya yükseltiyoruz. 23 Eylül Pazartesi günü açılışını gerçekleştireceğimiz 6’ncı konukevimizle daha çok hastaya hizmet vereceğiz” diye konuştu. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baygınlık geçiren genç hastaneye götürüldü
O anlar kameraya yansırken, gencin yardımına çevredeki vatandaşlar koştu
ANTALYA – Antalya’da kaldırımda arkadaşıyla birlikte yürüdüğü sırada rahatsızlanan 15 yaşındaki genç, bir anda yere yığıldı. Güvenlik kamerasına yansıyan ve yardımına çevredeki vatandaşların koştuğu genç adam, sağlık ekiplerince ambulansla hastaneye götürüldü.
Antalya’nın Manavgat ilçesi Aşağı Hisar Mahallesi’nde meydana gelen olayda 15 yaşındaki Erhan K. Y., bir anda yere yığılarak bayıldı. Gencin yardımına arkadaşı ve çevredeki vatandaşlar koşarken, baygın vaziyetteki genç, 112 sağlık ekibinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla Manavgat Devlet Hastanesine kaldırıldı. Genç adamın hastanede yapılan müdahalenin ardından kendine geldiği öğrenilirken, o anlar ise bir işyerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, gencin arkadaşının yere yığıldığını görmeden yoluna devam ettiği, olayı fark edince hemen yanına geldiği, ilk olarak yoldan geçen bir araç sürücüsünün durduğu, ardından da çevredeki esnaflar ve vatandaşların yardıma koştuğu görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bayburt Üniversitesi Rektörlüğünden yapılan açıklamaya göre, “Zamana Yenilmiyoruz, Yenileniyoruz” sloganıyla hayata geçirilen projenin özellikle 55 yaş üstü bireylerin bilgi ve becerilerini geliştirmesi amaçlanıyor.
Proje kapsamında Rektör Prof. Dr. Mutlu Türkmen, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Salih Köse ve Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdür Vekili Nihat Kaya arasında protokol imzalandı.
Proje koordinatörlerinden Dr. Öğr. Üyesi Özge Esgin, katılımcılara bilgi sundu.
Başvuruların, 4 Ekim’e kadar Bayburt Üniversitesi Dede Korkut Külliyesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı’na yapılması gerekiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydın’da 4 Eylül akşamı Karacasu-Tavas kara yolunda feci bir kaza yaşandı. A.G. yönetimindeki 45 RA 7474 plakalı kamyonet, karşı yönden gelen Melike Seven idaresindeki 34 ZC 701 plakalı otomobille çarpıştı.

Kazada 1’i ağır 5 kişi yaralandı. Otomobil sürücüsü Melike Seven araçta sıkıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralılar ambulanslarla Nazilli Devlet Hastanesi’ne götürüldü

Tedaviye alınan yaralılardan Melike Seven’in 17 Eylül’de öğle saatlerinde beyin ölümü gerçekleşti. Nazilli Devlet Hastanesi Organ Bağış ekibinin durumu bildirdiği Seven’in ailesi, organlarını bağışlama kararı aldı.

Seven’in bağışlanan organlarından kalbi, karaciğeri ve böbrekleri ameliyatla alındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Can Sinan Tekgündüz’ün ölüm haberini, Hamdi Alkan, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla duyurdu.
Hamdi Alkan, yaptığı paylaşımda; “Can dostumuz, birlikte gülüp birlikte ağladığımız, sinema ve televizyon dünyamızın başarılı senaristlerinden Can Sinan Tekgündüz’ü geçirdiği rahatsızlığın ardından tedavi gördüğü hastanede kaybettik. Ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı dileriz. Cenaze detaylarını netleştikçe duyuracağız” ifadelerini kullandı.
Fotoğraflar: Instagram, AA
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1980’li – 1990’lı yıllardan günümüze kadar uzanan başarılı kariyer yolculuğu ile geçtiğimiz hafta müzik ve eğlence sektörüne olan olağanüstü katkıları nedeniyle London Fashion Week’te (Londra Moda Haftası) ikon ödülü alan ve canlı performansıyla gecenin en çok konuşulan isimlerinden biri olan Kym Mazelle, Türk müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

House müziğin öncülerinden biri olarak kabul edilen ve müziğinde house, disco, soul ve pop müziğini ustaca birleştiren ABD’li şarkıcı Kym Mazelle, BKM Organizasyonu ile 28 Eylül’de Maximum Uniq Açıkhava’da düzenlenecek “Beynelminel Bir Buluşma” etkinliğinde Selda Bağcan’dan hemen önce sahnede olacak.

Sanatçı Hakkında: İlk kez 1990’lı yıllarda Türkiye’de konser veren Mazelle, 1980’li yılların sonu ve 90’ların başında Avrupa ve Birleşik Krallık’ta House müziğinin yayılmasında öncü bir rol oynadı. Dünya müziğine kazandırdığı eşsiz tarzıyla “House Müziğinin First Lady’si” olarak tanınan Mazelle, kariyeri boyunca Mick Jagger, Chaka Khan, David Guetta ve Grace Jones gibi efsanevi isimlerle çalışarak müzik dünyasında önemli bir iz bıraktı. Sanatçı, 1996 yapımı Baz Luhrmann filmi William Shakespeare’in Romeo + Juliet’inde ve ayrıca yönetmenin Something for Everybody adlı remiks albümünde yer alan “Young Hearts Run Free” adlı şarkının cover versiyonunu yayınladı. Film müziği, Amerika Birleşik Devletleri’nde üçlü platin aldı.

Türk müzik kültürünün dünyadaki en önemli seslerinden Selda Bağcan, sınırları aşmış sesi ve yorumuyla 28 Eylül’de Maximum Uniq Açıkhava’da sahnede olacak. Sahneyi tarzının en güçlü yorumcularıyla paylaşacak. Müziğin birleştirici gücü ile sahnede olacak olan isimler; soul müziğin efsane ismi Kmy Mazelle, genç müzik janrının yükselen ismi Kum ve Dj Artemis unutulmaz bir konser verecek.
28 Eylül Maximum Uniq Açıkhava Akış
18:00: Kapı Açılış
18:00 – 19:00: DJ Artemis
19:45: Kum
20:45: Kym Mazelle
21:30: Selda Bağcan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>42 yaşındaki Galler Prensesi, dün eşi Prens William ile birlikte kurdukları Kraliyet Vakfı’nın bir parçası olan ve yardım programları geliştiren Erken Çocukluk Merkezi’nin ekip üyeleriyle bir araya geldi. Merkez, erken çocukluk gelişimi üzerine araştırmalar yürütüyor.
Kraliyet ailesinin günlük faaliyetlerinin resmi kaydı olan Mahkeme Genelgesi’ne göre toplantı, Windsor Kalesi’nde gerçekleşti.
Toplantı, Prenses Kate’in 9 Eylül’de sosyal medyada yayınlanan bir video aracılığıyla kemoterapiyi tamamladığını açıklamasının ardından geldi. 42 yaşındaki Prens William’ın yanı sıra çiftin 3 çocuğu Prens George (10), Prenses Charlotte (9) ve Prens Louis’nin (6)de yer aldığı video, Prenses Kate’in yakın gelecekte kraliyet görevlerine dönüş yapacağının sinyalini vermişti.
Prenses Kate Middleton’a ocak ayında geçirdiği karın ameliyatı sonrası teşhis konulmuştu. Kemoterapi sürecini tamamladığını samimi görüntülerin olduğu bir aile videosuyla duyuran Middleton, kanserin teşhisi sonrasını fırtınalı sular olarak tarif etmiş ve yaşadığı tecrübeyi “karmaşık, korkulu ve öngörülemez” olarak tanımlamıştı.
Prenses’in bu yılın devamında birkaç resmi etkinlikte yer alabileceği ifade edilirken, saray kaynakları Middleton’ın tam anlamıyla eski hayatına dönüşü için daha çok yolu olduğunu belirtmişti.
Prenses de videoda bundan sonraki tedavi süreci için, “Tam iyileşme için yolum uzun, günbegün yaşamaya devam ediyorum” demişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başrollerinde Halil Ergün, Ali Kürşat Uzun ve Erkan Petekkaya’nın yer aldığı, güçlü oyuncu kadrosu ve duygusal hikayesi ile merakla beklenen ‘Dedemin Gözyaşları’ sinema filmi 20 Eylül’de vizyona giriyor.
Yıldıray Gürgen’in müziklerine hayat verdiği; sevgi, umut ve fedakarlığın iç içe geçtiği bu dokunaklı hikâye, izleyicileri hem hüzünlendirecek hem de gerçek dostluğun ve dürüstlüğün gücünü hatırlatarak, hayatın anlamını ve sevdiklerimize sahip çıkmanın önemini en derinden hissettirecek ve kalplere dokunacak.
FİLMİN KONUSU:
Lösemiyle mücadele eden torunu Mustafa’yı büyük bir sevgiyle büyüten Kemal’in hayatı, hiç beklemediği bir anda, bambaşka bir yöne savrulur. Küçük bir sahil kasabasında, dedesinin yanında mutlu bir çocukluk geçiren Mustafa’nın 10 yaşında yakalandığı amansız hastalık hem Kemal’i hem de tüm mahalleyi derinden etkiler. Bu zorlu süreçte, dede Kemal ile tanışan bir muhabirin gerçek kimliğini saklayarak haber peşinde koşması, beklenmedik olayların fitilini ateşler.
OYUNCULAR:
Halil Ergün, Ali Kürşat Uzun, Erkan Petekkaya, Cem Kılıç, Seda Tosun, Turgay Tanülkü, Ali İpin, Aliye Uzunatağan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Geçen pazar, acil servise gittikten sonra alt karın ağrımın evre 3C yumurtalık kanseri nedeniyle olduğunu öğrendim” diyen ünlü model; “Korku, acı ve gözyaşlarıyla ama çoğunlukla sevgi, umut, kahkaha ve güçle dolu bir haftaydı” ifadesini kullandı.
“Önümde uzun bir yol var ama bunun üstesinden geleceğimi biliyorum” diyen Bianca Balti; “Şimdiye kadar, kanser bana hayattaki engellere rağmen güzel şeylere tutunma şansı verdi” mesajını paylaştı.
3 kız çocuk annesi Bianca Balti; “Çok daha iyiyim ve bunu öğrendiğim için çok mutluyum” derken, ameliyattan yeni çıktığını ve kemoterapiye hazırlandığını belirtti.
Ünlü model, ameliyat sonrası durumunu şu sözlerle özetledi: Çok iyiyim, yemin ederim. Her şey için çok, çok, çok büyük umutlarım var. Benim için endişelenmeyin ve beni yakında çok sağlıklı göreceksiniz.
Bianca Balti daha önce de sağlık sorunları hakkında açıklama yapmıştı. Ünlü model, 2022’de verdiği röportajda, taşıdığı BRCA1 geni nedeniyle hayatı boyunca meme kanseri olma ihtimalinin yüzde 50 ve yumurtalık kanseri olma ihtimalinin yüzde 30 olduğunu söylemişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Heykel’deki Valilik Binası’nda gerçekleşen ziyarette Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ne ve Bursa basınına ilişkin bilgi veren BGC Başkanı Nuri Kolaylı, Anadolu’daki ilk matbaanın Erzurum’dan sonra Bursa’da kurulduğunu, ilk yerel gazetenin de Bursa Valiliği tarafından yayınlanan Hüdavendigar olduğunu anlattı.
Demokrasilerin gelişmesinde yerel basının büyük öneme sahip olduğunu vurgulayan BGC Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı, Bursa’nın köklü basın kuruluşlarına sahip olduğuna dikkat çekti.
1947 yılında kurulan Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin 550 üyesiyle sektöre ve sektörde çalışan basın mensuplarına hizmet ürettiğini ifade eden Kolaylı, BGC tarafından Bursa’ya kazandırılan Basın Kültür Sarayı’na ilişkin bilgi verdi. BGC Başkanı Kolaylı, şunları söyledi;
“1997 yılında aldığımız cemiyetimize ait olan arsayı kat karşılığı müteahhide vererek Basın Kültür Sarayı’nın yapımını sağladık. Basın Kültür Sarayı bünyesinde mülkiyeti Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ne ait olan Kültür Bakanlığı onaylı Bursa Basın Tarihi Müzesi, Uğur Mumcu Etkinlik Salonu, BGC Nilüfer Sahnesi, BGC Merkezi, BGC Lokali, sergi salonları, Nilüfer Belediyesi’yle birlikte oluşturduğumuz Akkılıç Kütüphanesi ve alışveriş birimleri yer alıyor. Programınız uygun olduğunda sizi kendi binamızda ağırlamaktan mutluluk duyarız.”
Ziyarette konuşan Bursa Valisi Erol Ayyıldız da, basının doğru ve tarafsız habercilik yaparak kent yöneticilerine bir anlamda ayna tuttuğunu ifade ederek, Zonguldak, Aydın, İzmir ve Eskişehir Valisi olarak görev yaptığı dönemlerde, basınla iş birliği içinde çalışmaya özen gösterdiğini söyledi.
Aynı iş birliği anlayışını Emniyet Genel Müdürü olarak görev yaptığı dönemde de sürdürdüğünü ifade eden Bursa Valisi Erol Ayyıldız, “Bursa’da da sizlerle iletişim halinde olacağız ve halkımızın hızlı, doğru ve tarafsız haber alması için birlikte çalışmaya özen göstereceğiz. Zor bir mesleğiniz var ve yazdıklarınız geniş kitlelere ulaşıyor. Bursa’da vatandaşımıza hizmet için çalışacağız” dedi.
Ziyarete Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’nın yanı sıra Başkan Yardımcıları Fuat Kars, İhsan Altıkardeş ve Erdinç Aksoy, Genel Sayman Tevfik Fikret Sönmez, Yönetim Kurulu üyeleri İbrahim Öge, Kenan Kibar, Burhan Kaya, Necat Kırbulut, Eyüp Turan ve Genel Sekreter Sinan Tunç katıldı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>LİMAK Vakfı tarafından kurulan ve bu yıl 7’nci yaşını kutlayan Limak Filarmoni Orkestrası, Anadolu’nun türkülerini, ‘Murat Karahan ile Anadolu’nun Eşsiz Hazineleri’ konseriyle 4 Ekim’de Ankara izleyicisiyle buluşturuyor. Anadolu’nun kültürel derinliğini yansıtan ve halk müziğinin örneklerinin yer aldığı konser, Congresium Ankara Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşecek.
Limak Filarmoni Orkestrası ve Tenor Murat Karahan, Anadolu’nun türkülerini senfonik yorumla başkent izleyicisi için sahneye taşıyacak. Orkestranın sanat yönetmeni Murat Karahan’ın solist olarak sahne alacağı konserde, halk müziği eserleri modern orkestrasyon eşliğinde senfonik bir tarzda yorumlanacak. Konserde Karahan’a ve 70 enstrümandan oluşan Limak Filarmoni Orkestrası’na, Orkestra Şefi İbrahim Yazıcı eşlik edecek. Konser, 4 Ekim’de Congresium Ankara Kongre ve Sergi Merkezi’nde saat 20.30’da gerçekleşecek.
Konserde, farklı yörelerden seçilmiş türkülerin seslendirilmesi ve Anadolu’nun zengin kültürel mirasının filarmonik dokunuşla daha geniş kitlelere ulaştırılması amaçlıyor. Konserin tüm geliri, Türkiye’nin Mühendis Kızları Programı’na aktarılacak. Biletler, online olarak satışa sunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kültür ve tabiat varlıklarının korunması ile kaçakçılığın önlenmesine yönelik çalışma gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalarda, ele geçirdikleri tarihi eserleri piyasaya sürerek haksız kazanç elde etmeye çalışan bir şebeke takibe alındı. Yürütülen soruşturma çerçevesinde Fatih ilçesinde tespiti yapılan 3 ayrı adrese 13 Eylül’de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.
Adreslerde yapılan aramalarda ise, 15, 16, 17 ve 18’inci yüzyıla ait olduğu değerlendirilen, bir kısmı Bizans Erken Roma ve Geç Roma İmparatorluk, bazıları klasik ve batılılaşma dönem Osmanlı devirlerine tarihlendiği değerlendirilen farklı ebat ve boyutlarda altın malzemeden imal edildiği düşünülen 435 sikke grubu, Hristiyanlık (Ortodoks/Katolik) inancına ait olduğu değerlendirilen, üzerinde Hz. İsa ile Hz. Meryem ve Hristiyanlık inancı gereği ruhani kabul edilen aziz ve azizelerin resmedildiği, ahşap malzemeden imal edilmiş farklı boyut ve ebatlarda 199 ikona grubu ve 162 Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet devirlerine tarihlendiği düşünülen, halkın sosyal, ekonomik ve kültürel miras değerlerini yansıtan, günümüzde imal ve devamı bulunmayan çeşitli malzemelerden üretilmiş edilmiş etnografik eserler olmak üzere toplam 796 sikke ve obje ele geçirildi.
Operasyon çerçevesinde yakalanan şüpheliler sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Zanlılar hakkında 2863 sayılı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanuna muhalefet” suçundan başlatılan işlemler devam ederken, ele geçirilen eserlerin İstanbul Ayasofya Müzesi Müdürlüğü, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğüne teslim edileceği öğrenildi.
Öte yandan ele geçirilen tarihi eserler emniyette sergilendi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEİJİNG, 18 Eylül (Xinhua) — Çin halkı, bu yıl 17 Eylül’e denk gelen Güz Ortası Festivali’nde üç gün süren tatilin keyfini çıkardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>200 yıllık düğün geleneğini yaşatıyorlar
ŞIRNAK – Şırnak’ta 200 yıllık düğünlerde tepsi ile para toplama geleneği yaşatılıyor. Düğünlerde gelin ve damada takı takma işlemi tepsi tutularak sürdürülüyor. Herkesin kendi imkanı kadar isim yazmadan tepsiye attığı takı ve paralarla hem evlenen çiftlere destek sunuluyor, hem kimin ne taktığı belli olmuyor.
Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Dağdibi köyünde yaşayan Sindi aşireti mensubu binlerce vatandaş 200 yıllık düğün geleneğini yaşatıyor. Gelin ve damat için 2 gün 2 gece yapılan düğünlerde takı takma merasimleri ise tepsiyle yapılıyor. Damadın amcası eline aldığı tepsiyle düğüne katılan misafirlerin yanına giderek takı takmalarını istiyor. Dünya evine giren Fatih ve Fatma Ata çifti düğününde davetliler saatlerce süren para toplama işlemiyle para ve takılarını tepsiye koyuyor. Tepsi ile yaklaşık 700 bin lira toplanırken, köydeki bu geleneği yaşatan aşiret mensupları yardımlaşma ve dayanışmanın böyle olması gerektiğini söylüyor. Düğüne katılan herkes imkanları ölçüsünde altın ve paraları tepsiye atarak yeni evli çifte destek oluyor.
Ahmet Ata adındaki vatandaş düğün geleneğinin eskiden beri devam ettiğini söyledi. Ata, “Bu adeti terk etmiyoruz. 2 gün sürüyor düğünlerimiz. Fakir zengin kim gelirse gelsin eşit şekilde para toplanıyor. Kimse arasında rencide olmamak için böyle bir geleneği sürdürüyoruz. 200 yıldan beri var bu gelenek. Düğünden düğüne değişiyor 300 binden 700 bin liraya kadar böyle para topluyoruz” dedi.
Köyün kanaat önderleri 200 yıldan fazla olan bu geleneği yaşatmanın tek nedeninin olduğunu söyledi. Bunun, maddi durumu iyi olmayanlar için tepsiye kimin ne kadar attığının belli olmadan evlenen çiftlere destek sağlamak olduğunu belirtildi.
(SRD-AKK-Y)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çaycuma Müftülüğü tarafından düzenlenen “Peygamberimiz ve Şahsiyet İnşası” konulu konferans, Mevlid-i Nebi Haftası ve Camiler ve Din Görevlileri Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi. Etkinliğe, Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya da katıldı. İlçe halkının yoğun ilgi gösterdiği konferansta, İslam’ın temel değerleri ve Peygamber Efendimizin (S.A.V) örnek kişiliği üzerinde duruldu. Konferansın konuşmacısı, Tekirdağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Hızır Yağcı, İslam’ın şahsiyet inşası üzerindeki etkilerini ve camilerin toplum hayatındaki rolünü anlattı. Dr. Yağcı, dinin ve din görevlilerinin toplum üzerindeki olumlu etkilerine vurgu yaparak, Peygamber Efendimizin örnek kişiliğinden ilham alınması gerektiğini belirtti.
Kaymakam Kaya, etkinliğin sonunda yaptığı konuşmada, din görevlilerine ve cami cemaatine teşekkür ederek, bu tür etkinliklerin toplumun manevi değerlerini güçlendirdiğini söyledi. Konferans, hem katılımcılar hem de eğitimciler açısından verimli geçti.
Konferansa katılan ilçe halkı, programdan duydukları memnuniyeti dile getirerek, bu tür etkinliklerin devam etmesini temenni etti. Özellikle gençler için büyük bir rehber niteliği taşıyan bu tür organizasyonların, toplumun manevi kalkınmasına katkı sunduğu ifade edildi. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kars Ticaret ve Sanayi Odası (KATSO)’nun ev sahipliğinde, coğrafi işaret tescil başvurusunda bulunulan yerel ürünlerin değerlendirilmesi amacıyla düzenlenen toplantıya; Belediye Başkanı Ötüken Senger, Serhat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Nurullah Karaca, Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı Subutay Kılıç, İl Kültür ve Turizm Müdürü Hayrettin Çetin ile Tarım İl Müdürlüğü ve Kars Kafkas Üniversitesi’nden temsilciler katıldı.
Toplantının ana gündem maddesi, tescil başvurusunda bulunulan yerel ürünlerin Kars ekonomisine ve kültürel mirasına sağlayacağı katkılar oldu.
Toplantının açılış konuşmasını Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kadir Bozan yaptı.
Coğrafi işaretli ürünlerin bölgenin kalkınmasına ve yerel üreticilerin desteklenmesine önemli katkılar sunacağını ifade eden Başkan Bozan, “Kars Ticaret ve Sanayi odası olarak ilimizle özdeşleşen 4 ürün için coğrafi işaret tescili aldık ve 7 ürün için ise tescil başvurusunda bulunduk. İlimiz gastronomi kaçışından son dönemlerde gelişme göstermekte ve tanınırlığı her geçen gün artmaktadır. İlimize gelen yerli ve yabancı turistler ilimizde kendilerine ikram edilen yemekleri beğeni ile karşılamaktadırlar. Bizler de bu durumdan ilham alarak ilimiz açısından önemli gördüğümüz ve beğeni toplayan 7 gastronomi ürünlerimiz için coğrafi işaret tescili başvurusunda bulunduk” dedi.
Bozan, “Şu an bu ürünlerimizin ilimize sağlayacağı katma değeri ve kültürel mirasımıza sahip çıkma yolunda çıktığımız yolu anlattığımız coğrafi işaretler tescil süreci toplantısını gerçekleştiriyoruz. Toplantımızın ana gündemi tescil başvurusunda bulunulan yerel ürünlerin Kars ekonomisine ve kültürel mirasına sağlayacağı katkılardır. Kars’ın zengin mutfak kültürünün korunması ve tescillenmesi yönündeki çalışmalarda, yerel kurumlar arasındaki iş birliğinin ve ortak çalışmaların önemi büyüktür” diye konuştu.
KATSO Başkanı Kadir Bozan, “Serhat Kalkınma Ajansı’mıza teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Kalkınma Ajansımız kültürel mirasımızın korunması ve gelecek nesillere aktarılması hususunda her zaman destek olmakta ve bizlere yol göstermektedir. Şu an başvurusunu yapmış olduğumuz 7 coğrafi işaretli ürünlerimizi de Serhat Kalkınma Ajansımızın destekleri ile gerçekleştirdik. Buradan SERKA Genel Sekreterimiz Nurullah Karaca’ya şükranlarımı sunuyorum” şeklinde konuştu.
Toplantıda, coğrafi işaret tescil sürecinin hızlandırılması ve bu süreçte karşılaşılan zorlukların aşılması adına izlenecek stratejiler görüşüldü.
Toplantı sonunda, Kars’ın yerel ürünlerinin ulusal ve uluslararası alanda tanıtımına yönelik çalışmaların daha etkin bir şekilde yürütülmesi kararlaştırıldı. – KARS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy:
“35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık”
“Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu”
“Türk milleti aradan kaç yıl geçerse geçsin, Anadolu coğrafyasından kaçırılan eserin peşine düşer, o eseri bulur ve iadesini gerçekleştirir”
ÇANKIRI – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 1980’li yıllardan yurtdışına kaçırılan 2 bin 500 yıllık eserin Türkiye’ye iade edilmesini sağladıklarını açıklayarak, “Türünün nadide örneklerinden birisi. 1980’li yılların başında Manisa bölgesindeki bir mezardan kaçak kazı ile kaçırıldığı ortaya çıkartılan bir eser. Ama ne yaptık, 35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bir dizi programa katılmak üzere Çankırı’yı ziyaret etti. Bakan Ersoy’un Çankırı’daki ilk durağı Çankırı Valiliği oldu. Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar’ı ziyaret eden Bakan Ersoy, daha sonra AK Parti tarafından düzenlenen Türkiye Buluşmaları programına katıldı. Programda konuşan Bakan Ersoy, 1980’li yıllarda Türkiye’den kaçırılan 2 bin 500 yıllık bronz sedirin iadesinin sağlandığını açıkladı. Bakan Ersoy iadesi sağlanan eser ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısının 36 olduğunu belirtti.
“20 yılda ülkemize gelen turist sayısı 12 milyondan 60 milyona ulaşmış durumda”
Turizm alanında yapılan çalışmalarla ilgili de açıklamalarda bulunan Ersoy, “Türkiye’de turist sayısının geliştirilmesi için yapılan çalışmalarla ilgili de bilgi veren Bakan Ersoy, Bakın, 2002 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı 12 milyondu. Bugün, 2024 yılı itibariyle bizim ülkemize beklediğimiz turist sayısı 60 milyon. AK Parti iktidarımızla geçen 20 yılda ülkemize gelen turist sayısı 12 milyondan 60 milyona ulaşmış durumda. 2002’de turizmden gelirimiz ne kadardı; 13 milyar dolar. Bugünkü hedefimiz ise 60 milyar dolar. Bu rekorları kırmamız elbette tesadüfle açıklanamaz. Bu başarıları elde etmek için gece gündüz demeden çalıştık, doğru politikalar geliştirdik ve bu politikaları etkin bir şekilde uyguladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’de turizm alanında büyük dönüşümler gerçekleştirdik. Turizmin niteliğini arttırmaya dönük projeleri hayata geçirdik. Ülkemizin, şehirlerimizin tanıtımına ayrı bir önem verdik. 200’den fazla ülkede, dünyanın en çok takip edilen medya kanallarında ülkemizi ve turizm bölgelerimizi tanıttık. En önemlisi Türkiye’de turizmi 12 aya yayma hedefiyle çalışmalar gerçekleştirdik. Bu çerçevede sadece sahil turizmini değil bunun yanında tarih, inanç, kültür, doğa, sağlık, gastronomi gibi alanlarda da önemli çalışmaları hayata geçirdik. Biliyoruz ki turizmin 12 aya yayılmasının kültür turizmiyle doğrudan bir ilişkisi söz konusu. Bu çerçevede uzun yıllar ihmal edilen kültürel mirası ayağa kaldıracak çalışmaları hayata geçirdik. Birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu topraklarının dört bir yanında saklı olan, fakat geçmiş dönemlerde ihmal edilen kültürel mirası gün yüzüne çıkardık. Ülkemizin dört bir yanında kazı çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Kazı alanında şu anda dünyada bir numarayız” dedi.
“Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu”
Türkiye’ye iadesi sağlanan eslerle ilgili de detaylara yer veren Bakan Ersoy, “Kültürel mirasa sahip çıkma konusu sadece kazı çalışmalarımızla da sınır değil. Kültürümüze, tarihimize ait tüm eserlerin izini sürerek, o eserleri bulup ülkemize getiriyoruz. Bununla ilgili olarak bakanlık bünyesinde bir başkanlık kurduk. Bu çerçevede bize ait olan, ama bir şekilde yurt dışına kaçırılan tüm eserleri tespit ediyoruz, o eserin peşine düşerek, alıp ülkemizin kültürel mirasına geri kazandırıyoruz. Bunun son örneğini bugün Çankırı’da açıklamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Yaklaşık 2 bin 500 yıllık bronz bir sedir, Paul Getty müzesinden iade alındı. Türünün nadide örneklerinden birisi. 1980’li yılların başında Manisa bölgesindeki bir mezardan kaçak kazı ile kaçırıldığı ortaya çıkartılan bir eser. Ama ne yaptık, 35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık. Elbette bu iade operasyonunda bizlerle ortak çalışma yürüten Getty Müzesi’ne de teşekkür ediyorum. Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu. Değerli arkadaşlar 2018 yılından bu yana, yani sadece son 6 yılda bu şekilde 7 bin 840 eserin ülkemize iadesini sağlamış durumdayız. 2002 yılından bu yana getirilen eser sayısı ise 12 bin 155. Bugün artık dünyada herkes şunu biliyor, Türk milleti aradan kaç yıl geçerse geçsin, Anadolu coğrafyasından kaçırılan eserin peşine düşer, o eseri bulur ve iadesini gerçekleştirir” diye konuştu.
“Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yıldızını parlatmaya devam edeceğiz”
Son olarak partililere seslenen Bakan Ersoy, ” Türkiye Yüzyılı’nda önümüze çıkan engelleri bir bir aşarak, inşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yıldızını parlatmaya devam edeceğiz. Bu konuda sizlerin desteğine, gayretine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Sizlerin desteğini aldıktan sonra, konuşmamı başında da söylediğim bir cümlenin altını çok kalın şekilde çizmek istiyorum. Yaparsa Ak Parti yapar, yaparsa Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yapar” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KadıköyModa’da bir ev boşaltılırken fark edilen robdöşambr, mirasçılar tarafından önemli bir eser olabilir düşüncesiyle antikacıya iletildi. Eserin teslim edildiği antikacı, robdöşambrın önemini fark ederek, ünlü modacı Cemil İpekçi ile akademisyenlerin görüşüne başvurdu. Eser daha sonra koleksiyoner Şadiye Ulusoy tarafından, analiz edilmek üzere enstitüye teslim edildi.
İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü Taşınabilir Kültür Varlıkları Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarına getirilen robdöşambrın madde tayini ve iplik analizleri, Prof. Dr. Hülya Tezcan danışmanlığında, Doç. Dr. Meral Özumay tarafından yapıldı.
Çalışmaları 6 ay devam eden eserde kullanılan malzeme ve boyar maddenin sentetik olduğu tespit edildi. Sonuçlar, eser sahibi Ulusoy’a sunuldu.
“Boyamasını doğal boyayla gerçekleştiriyoruz”
Laboratuvar ekibinden konservatör Elif Sıla Mollaalioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, robdöşambr sürecinin en önemli kısmının belgeleme aşaması olduğunu belirterek, “Biz bu aşamaları, fotoğraflama, visual (görsel) analizler ve daha sonrasında mikroskobik analizler, hepsini birlikte değerlendirerek, eseri bir sonraki aşamaya getirdik. 6 ay gibi bir süreç içerisinde eserin tamamlanmasını sağladık.” dedi.
Boyama Laboratuvarı yürütücüsü Benan Bayram da kurumda restorasyon ve konservasyon laboratuvarının dahilinde, doğal boyama laboratuvarında çalıştıklarını aktardı.
Bayram, sürece dair şu bilgileri verdi:
“Burada eserler geldikten sonra bütün çalışmalar tamamlanıyor. Hatta analizleri de bittikten sonra gerekli tekstil eserlerde parça kayıpları, süzülmeler varsa tamamlanıyor. Biz buralarda genellikle ipek kullanıyoruz. Boyamasını doğal boyayla gerçekleştiriyoruz. Daha sonra arkadaşlarımız restorasyonu tamamlayarak eseri bütünlemeye gayret ediyor. Bu eserde de gerekli analiz yapıldıktan sonra doğal boyama üzerine çalışmalarımızı ve denemelerimizi yaptık. Denemeler neticesinde esere en uygun renk tonunu, yine doğal boyar maddelerle, kök boyayla neticeye ulaştık. İpek kumaş ve ipek iplik olmak üzere boyamalarımızı tamamladık. Daha sonra da arkadaşlarımız bu kumaş ve iplikle restorasyonu tamamladı.”
Olgunlaşma Enstitüsünde restorasyon bölümünde çalışan Kübra Kılınç ise çeşitli ipeklerle çalışmaları sürdürdüklerini dile getirerek, “Doğal boyamadan gelen kumaşlar, ilk önce Ödemiş ipeği yerleştirip puntolama tekniğiyle dikildi. Ondan sonra Lyon ipeğinin üzerine kaplanarak tekrardan eserimiz puntolama tekniğiyle dikilerek sağlamlaştırıldı. Prof. Dr. Hülya Tezcan’ın dediği gibi, eser Abdülhamid’e özel, yurt dışında dikilmiş. Ona özel dikildiği ve kullanıldığı söyleniyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Roma’nın ilk imparatoru Augustus tarafından milattan önce 20 yılında kurulan, dönemin en güçlü kentleri arasında yer alan Uşak’ın Sivaslı ilçesi Selçikler beldesindeki Sebaste Antik Kenti’nde kazı çalışmaları sürüyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izniyle Uşak Arkeoloji Müzesi başkanlığında yürütülen çalışmaların bilimsel danışmanlığını Uşak Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden öğretim üyeleri Doç. Dr. Emre Taştemür ve Doç. Dr. Münteha Dinç yürütüyor.
Sebaste’de bu yıl büyük kilisenin yer aldığı bölgede yoğunlaştırılan kazı çalışmalarında, Anadolu’daki antik kentlerde daha önce 5 örneğine rastlanılan “opus spicatum” diye adlandırılan pişmiş topraktan saç örgüsü şeklinde yapılmış taban döşemesi bulundu.
“Çok önemli bir buluntu”
Kazı çalışmaları bilimsel danışmanı Doç. Dr. Münteha Dinç, AA muhabirine, Bizans döneminde de yaşamın kesintisiz devam ettiği antik kentin döneminin önemli bir piskoposluk merkezi olduğunu söyledi.
Dinç, büyük kısmı toprak altındaki büyük kilisede yapılan çalışmalarda bu yılın en önemli mekanını açığa çıkardıklarını ifade ederek, “Opus spicatum dediğimiz bir mozaik, pişmiş toprak taban döşemesiyle karşılaştık. Sebaste’nin ne kadar önemli olduğunu gösteren verilerden biri oldu.” dedi.
Bu tip taban döşemesinin Roma döneminde en çok tercih edilen modeller arasında yer aldığını anlatan Dinç, şöyle devam etti:
“Toprak tuğlaların saç örgüsü şeklinde birbirine eklenmesiyle oluşturulan bir taban döşemesi. İtalya’da milattan sonra 1. ve 2. yüzyılda Roma’da ilk örnekleriyle ya da en erken örnekleriyle karşılaşmaya başlıyoruz. Anadolu’da da belli başlı merkezlerde var. Özellikle Sebaste’ye çok yakın Laodikya, yine Frigya bölgesinde Hierapolis’te, Kibyra’da, Patara’da, Stratonikeia’da bu taban döşemesi örnekleriyle karşılaşmış bulunuyoruz. Sebaste’de böyle bir örneğin ortaya çıkmış olması, bölge arkeolojisi açısından son derece önemli bir buluntu. Şimdiye kadar bilinen 5 örnek, Sebaste’nin çok yakınındaki örnekler. Sebaste de altıncı örnek olarak bu yılki kazı çalışmalarıyla arkeoloji literatürüne eklenmiş oluyor. Bu açıdan da çok önemli bir buluntuyla karşılaştığımızı söyleyebiliriz.”
Taban döşemesinin 3 metre uzunluğunda ve 1 metre genişliğindeki kısmını açığa çıkarttıklarını kaydeden Dinç, bu döşemenin koridor boyunca uzandığını tahmin ettiklerini belirtti.
Opus spicatum tipi döşeme modelinin kullanım kolaylığının olması, kolay tamir edilmesi ve su tutma özelliğinin bulunması dolayısıyla özellikle Roma döneminde tercih edildiğini dile getiren Dinç, “Daha çok ana caddelerde, üstü açık alanlarda, avlularda, villalarda iç avlularda, yine iç mekanlarda, dükkanlarda bu tür taban döşemeleri örnekleriyle biz karşılaşıyoruz. Yine hamam yapılarında bu örneklerle karşılaşıyoruz. Sebaste’deki kilisenin hamamdan dönüştürüldüğüne dair bir soru işareti, bir veri bu yılki kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkmış oluyor. Bunun araştırılması gerekiyor.” diye konuştu.
Dinç, döşemenin milattan sonra 4. ve 7. yüzyıllar arasında kullanılmış olabileceğini tahmin ettiklerini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Karaköy’de 66 yıl önce yıkılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin ihya çalışmalarına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin engel olduğu ortaya çıktı. 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile onaylanan ihya projesine rağmen cami inşasının bekletildiğini ifade eden Gazeteci Tolga Saçıkara, “Arazi İBB ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait. İBB’ye ait olan ise büyük kısım. Kültür ve Turizm Bakanlığı 4 senedir ihya etmek istiyor, İBB’den bir türlü netice çıkmadı. Cami, siyasi kavgaya kurban gidecek bir eser değil, bir an evvel geri yapılması lazım” dedi. Öte yandan, caminin ihya edilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün araziye karşılık İBB’ye birçok noktadan arsa teklif ettiği öğrenildi.
Karaköy’de Fatih Sultan Mehmed döneminde ahşap tekke olarak inşa edilen yapı yıkılınca, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa kendi adını verdiği bir cami yaptırdı. 17. yüzyılda yaptırılan cami zamanla metruk hale dönüşünce de 1903 yılında Sultan Abdülhamid Han tarafından tekrar inşa edildi. Tarihi caminin yeninden inşasının ardından yanındaki binaya 5 yıl sonra Masonların Türkiye’deki ilk locası kuruldu. Binada masonluğun sembollerinden olan Hiram Usta ve Dul Kadın heykelleri yer alıyor. 1958 yılında ise ‘İstanbul Nazım Çalışmaları’ sırasında Yahudi Mimar Aron Angel’ın hazırladığı planlar sonucunda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii bir kez daha yıkıldı. Kınalıada’da yeniden kurulmak üzere bütün taşları numaralandırılarak sökülen caminin iki parçası dışındaki bölümleri geminin yan yatması ile birlikte kayboldu.
Vakıflar, İBB’ye tarihi caminin arazisine karşılık İstanbul’un birçok noktasındaki mülk teklif etti
2020 yılında 66 yıldır ihya edilmeyi bekleyen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin projesi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile onaylandı. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yüzde 38, İBB’nin yüzde 61.70 mülk sahibi olduğu arazideki ihya çalışmalarına İBB’nin engel olduğu iddia edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, İBB’ye arazideki payına karşılık İstanbul’un birçok noktasından mülk teklif ettiği öğrenilirken, 4 yıldır yapılan tekliflerin İBB tarafından kabul edilmemesi tarihi caminin ihya çalışmalarına engel oldu. Yıkıldığı günden bu yana ihyası defalarca gündeme gelen eserin, masonik yapılar tarafından engellendiği de iddialar arasında yer aldı. Mehmed Şevket Eygi tarafından yazılan ‘Yakın Tarihimizde Cami Kıyımı’ adlı kitapta Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin İstanbul’un en tezyinatlı camisi olduğu anlatılırken, kasten yıkıldığı da belirtildi.
Tarihte Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin bulunduğu, bugün ise boş kalan arazi havadan görüntülendi. Görüntülerde, tarihi caminin yanına inşa edilen Masonların Türkiye’deki ilk loca binasındaki Hiram Usta ve Dul Kadın heykelleri görüldü. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii arsa takasının ardından ihya edileceği günü bekliyor.
“Masonların Türkiye’deki ilk locası”
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin yanına Masonların Türkiye’deki ilk locasının inşa edildiğini anlatan Gazeteci Tolga Saçıkara, “Sultan Fatih döneminde bir tekke olarak inşa edildi. Sonraki yıllarda atıl duruma düştü. 17. yüzyılda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa burada bir cami ihya etti. Bu cami de zamanla metruk hale geldi. 1903 yılında Sultan Abdülhamid Han döneminde İtalyan bir mimar tarafından tekrar geri yapıldı. 5 sene sonra arkasında bulunan taş bina yapılıyor. Burası içinde Masonların Türkiye’deki ilk locası olduğu iddia ediliyor. Bunu nereden anlıyoruz? Hem farklı Mason localarının dergilerindeki kaynaklardan hem de ön tarafında Hiram Usta ve Dul Kadın’ın heykelleri var. Masonluğun büyük sembollerinden olan 2 tane heykel. Hatta Hiram Usta’nın heykeli, hilafet merkezi olan Topkapı Sarayı’nı işaret etmektedir. 1 sene sonra Sultan Abdülhamid tahttan indirildi. Ardından zaten mevcut durumlar yaşanıyor” ifadelerini kullandı.
“Karaköy meşhur olduğunun aksine aslında çok mübarek bir yer”
Karaköy’deki binaların altlarında binlerce mübarek zatın haziresinin bulunduğunu belirten Saçıkara, “Karaköy aslında çok önemli bir yer. Hemen arka tarafta Yeraltı Camii var. Yeraltı Camii’nde 3 tane sahabe efendimiz var. İlk Hicri 48’de sahabe efendilerimiz buraya geldiler. Yani Peygamber Efendimizin vefatından 38 sene sonra. Farklı kaynaklarda belirtildiği üzere 200 bin civarı buraya İslam ordu geldi. Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü’nün bir çalışması vardı; Bizans ve Araplar diye. Orada 200 bin gibi bir rakam geçiyordu. Fatih alınamıyor ama o dönemde Karaköy alınıyor. Birinci kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre, burada binlerce sahabe efendimiz ve tabiin efendilerimizin bulunduğunu biliyoruz. Burası çok mübarek yerler, belki binaların altlarında onlarca mübarek zatın yeri var. Karaköy meşhur olduğunun aksine aslında çok mübarek bir yer. Binlerce Ashabı-ı Kiram haziresine veyahut tabiin haziresine ev sahipliği yapıyor. Karaköy’ün sembol eseri de aslında burada olması gereken Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii” şeklinde konuştu.
“Menderes yıkımlarını organize eden isim Aron Angel isimli Yahudi bir mimar”
Tarihi caminin Yahudi mimar Aron Angel tarafından yıkıldığını dile getiren Tolga Saçıkara, “Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii 1958 yılında yıkıldı. ‘Menderes Yıkımı’ diye bilinen yıkımlarda. Menderes yıkımlarını organize eden isim Aron Angel isimli Yahudi bir mimar. Bugün Bağdat Caddesi’ni yapan mimar. 2000’li yıllarda vefat etti. Onun hocası ise Henry Prost’tur. Prof. Semavi Eyice’nin sömürge mimarı dediği bir isim. İstanbul’u talan eden nazım çalışmalarını başlatan isim. Onun talebesi Aron Angel döneminde de Merzifonlu Kara Mustafa Camii yıkıldı. Buradaki parçalar aslında Kınalıada’ya gönderilecekti. Gemi yan yatmış ve iki parçası kurtarılmış. Kınalıada’da ihya edilmesi gündeme alındı ama olmadı, maalesef birçok parça denize gömülmüş oldu. Aslında burası Menderes Yıkımları diye adlandırılıyor ama o tarihte Adnan Menderes’in arka tarafında iş çeviren farklı isimlerde görüyoruz. Mesela 1958 yılında burası yıkılırken, Menderes’in özel kalemi arkadaki Mason Locası’nın da üstadı olan Ahmet Zeki Korur. Caminin Ahmet Zeki Korur’un emriyle de yıktırıldığını iddia eden tarihçilerimiz var” diye konuştu.
“Kültür Bakanlığı 4 senedir tarihi camiyi ihya etmek istiyor ancak İBB’den bir türlü netice çıkmadı”
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin ihya çalışmalarını İBB’nin engellediğini iddia eden Tolga Saçıkara, “2012 yılında burayı ihya etmek için merhum Kadir Topbaş döneminde bir planlama yapıldı. Birçok aksaklığa uğrayarak bekletildi. 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ihya edilmesi kararlaştırıldı. Burada şöyle bir sorun var; bölgenin üç tane kuruma ait olduğunu görüyoruz. İBB, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Beyoğlu Belediyesi’ne ait. İBB’ye ait olan büyük kısım. Yüzde 61.70 İBB’nin arazisi olarak görünüyor. Yüzde 0.3 ufak bir kısım Beyoğlu Belediyesi’ne ait görünüyor. Geriye kalan yüzde 38’lik kısımda Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait görünüyor. Burayı Kültür ve Turizm Bakanlığı 4 senedir ihya etmek istiyor. Yalnız İBB’den bir türlü netice çıkmadı. Farklı kurumlardan birçok yetkili ile görüştük, bu neticeye vardık. Hatta İBB’deki bazı arkadaşlar şunu iddia ettiler; İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın 2028’de bir seçim yatırımı gibi burayı ihya etmek istediğini söylediler. Bu aslında siyasi kavgaya kurban gidecek bir eser değil. Bir an evvel geri yapılması gerekiyor. Karaköy’e ve İstanbul’a kazandırılması lazım” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mersin’de hayvanseverlerin severek katıldığı dost canlısı festivalde; köpeklerin eğitim gösterileri, sahiplendirme alanı, sahipli hayvanlar için oyun alanı, workshoplar gibi farklı başlıklarda etkinliklerin yanı sıra, çocuklar için de etkinlik alanları oluşturulacak. Patifest, gün sonunda yapılacak konser ile son bulacak.
Patifest’e özel resim ve fotoğraf yarışması
Patifest için geleneksel hale gelen bir diğer etkinlikte yarışmalar. Geçtiğimiz yıl sadece resim üzerine yapılan yarışmaya bu yıl üniversite öğrencileri de çektiği fotoğraflar ile dahil olacak. İlk ve ortaokul öğrencilerinin resim, üniversite öğrencilerinin ise fotoğrafla katılabileceği yarışmada, katılımcılardan evcil ya da sokaktaki patili dostları anlatmaları istenecek.
16-27 Eylül tarihleri arasında resim ve fotoğrafların kabul edileceği yarışmayla ilgili bilgiye ‘sahiplen.mersin.bel.tr’ adresinden ulaşılabilecek. Özel oluşturulacak jüri üyeleri tarafından değerlendirilecek olan resim ve fotoğraflarda dereceye girenlere ödülleri Patifest’te Başkan Vahap Seçer tarafından verilecek. Ayrıca dereceye girenlerin resim ve fotoğrafları Patifest’te açılacak sergide yer alacak. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAĞCILAR Belediyesi, İsrail’in Gazze’de yok ettiği zeytin ağaçlarına dikkat çekmek amacıyla Filistin ve Doğa İçin Dayanışma Etkinliği gerçekleştirdi. Bu kapsamda ilçede eğitim gören bir grup ortaokul öğrenci, Filistin bayraklarıyla süslenen alanda ‘Zeytin Çekirdeğinden Tespih Yapım Atölyesi’nde bir araya geldi. Tespihlerin satışından elde edilecek gelir Gazze’deki Filistinlilere bağışlanacak.
Programda Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, sanatçı Turan Erdiren ve öğrenciler birlikte zeytin çekirdeklerinden tespih yaptılar. Bu tesbihlerin satışından elde edilen gelir, Filistin’deki zeytin ağaçlarının korunmasına ve tahribata uğrayan tarım alanlarından kaynaklanan gelir kaybını telafi etmeye yönelik olarak Filistinlilere bağışlanacak.
‘TESBİHLERİMİZ, ONLARIN HATIRASINI YAŞATMAK İÇİN BİRER SİMGE OLACAKTIR’
Etkinliğin sadece bir doğa koruma hareketi değil, aynı zamanda bir dayanışma olduğunu dile getiren Özdemir, “Bir yandan Filistinli kardeşlerimizin katledilmesini protesto ederken diğer yandan da katledilen doğanın, zeytin ağaçlarının durumunu tüm dünyaya ilan etmek ve bu duyarlılığı ortaya koymak maksadıyla bir aradayız. Çok kıymetli bir çalışma. Fabrikalardan alınan zeytin çekirdeklerinden tespih yapıyoruz. Tesbihlerimiz, hem bu ağaçlara olan saygımızı ifade etmek hem de onların hatırasını yaşatmak için birer simge olacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sabah uyandığınızda ilk işiniz bir fincan kahve içmek oluyorsa siz de bu sorunu yaşıyor olabilirsiniz.
Kahve içmek bazı kişilerde hemen tuvalete gitme ihtiyacı yaratabiliyor.
Bilim insanları yaptıkları araştırmalarda bunun ardında yatan gerçeği açıkladı.
BAĞIRSAK HAREKETLERİNİ TEŞVİK EDİYOR
Kahve, sindirim sistemini uyararak bağırsak hareketlerini teşvik edebilir.
Bunun nedeni, kahvenin kafein ve diğer bileşenlerinin bağırsaklardaki hareketliliği artırmasıdır.

KAHVE İÇİNCE NEDEN TUVALETE GİTME İHTİYACI HİSSEDERSİNİZ
Doktor Hussain Ahmad, kahve içmenin vücutta nasıl değişikliklere yol açtığını anlattı.Dr. Ahmad, “Kahve içmek, kafeinin kolonunuzu hareketlendirmesi ve atıkların sisteminizde hareket hızını artırması nedeniyle daha sık tuvalete gitme ihtiyacınızı artırabilir.” dedi.
Kafeinsiz olanlar bile bu etkiye sahip olabilir, çünkü sindirim sisteminizi tetikleyebilecek asitler ve yağlar içerir.Bu yüzden birçok insan kahve içtikten sonra tuvalete çıkma isteği duyuyor.
Gastroenterolog Kenneth Brown da bu sorunun sizi nasıl etkilediği hakkında konuştu.
Dr. Brown, kafeinin kabızlık çekenler için doğal bir çözüm olabileceğini söylüyor. “Ancak bazı kişilerde ishale de neden olabiliyor” diyor.
Ayrıca kafein mide asidi üretimini artırabilir, bu da mide ekşimesi veya asit reflüsüne neden olabilir, bu da rahatsız edici ve hatta ağrılı olabilir.

KAHVENİN BAĞIRSAKLARINIZ ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ SINIRLAMAK İÇİN NE YAPABİLİRSİNİZ
Kahvenin sindirim sisteminiz üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle kahve içmekte zorluk çekiyorsanız, Dr. Ahmad ilk olarak tüketiminizi azaltmanızı öneriyor. “Aç karnına içmekten kaçının veya farklı kahve çeşitlerini deneyin” diye ekliyor. Dr. Brown, eğer bu sorunla mücadele etmek gerekirse, bu sorunun çözümünde büyük yardımı olacağını söylediği dört noktayı dile getirdi.
– Bir seferde daha az miktarda kahve içmeyi deneyin. Bu, sindirim rahatsızlığına neden olabilecek kahvedeki kafein ve diğer bileşenlerin miktarını azaltmaya yardımcı olabilir.
– Günün çeşitli saatlerinde kahve içmeyi deneyin. Sabahları kahve, midedeki hormonların rektumun kasılmasını söylediği gastro-kolik refleksi uyaracaktır.
– Farklı demleme yöntemlerini deneyin. Bazı insanlar soğuk demleme veya French press kahvenin normal filtre kahveden daha az mide rahatsızlığına neden olduğunu görüyor.
– Kahvenize çok fazla krema veya şeker eklemekten kaçının. Bunlar bazı kişilerde tetikleyici olabilir ve özellikle IBS (irritabl bağırsak sendromu) gibi sorunlarınız varsa mide rahatsızlığına katkıda bulunabilir.

BİR BARDAK KAHVENİN VÜCUDA ETKİLERİ
– Kahvenin vücutta birçok etkisi olabilir, çünkü içerdiği kafein ve diğer bileşenler üzerinde çeşitli fiziksel ve zihinsel süreçlere etki eder.
– Kahve, kafein içeriği sayesinde merkezi sinir sistemini uyarır ve bu da uyanıklık, dikkat ve enerjiyi artırabilir. Kafein, adrenalin salgısını artırarak enerji seviyelerini yükseltebilir.
– Metabolizmayı hızlandırabilir ve yağ yakımını teşvik edebilir. Kafein, termojenezi artırarak kalori yakımını destekleyebilir.
– Bağırsak hareketlerini teşvik edebilir ve bazı insanlar için sindirim sistemini hızlandırabilir. Aynı zamanda gastrin hormonunun salgılanmasını artırabilir, bu da mide asidini artırabilir.
– Kafein, kalp atış hızını artırabilir ve kan basıncını geçici olarak yükseltebilir. Ancak, bu etkiler genellikle kısa süreli olup, düzenli tüketimde tolerans gelişebilir.
– Kahve, zihinsel performansı geçici olarak artırabilir, konsantrasyonu ve hafızayı güçlendirebilir. Ancak, aşırı tüketim kaygı ve huzursuzluğa yol açabilir.
– Kahve, önemli miktarda antioksidan içerir. Bu, hücrelerin serbest radikallerden korunmasına yardımcı olabilir ve bazı sağlık yararları sağlayabilir. Kafein, uyku düzenini etkileyebilir ve uykusuzluğa yol açabilir. Özellikle yatmadan birkaç saat önce kahve içilmesi tavsiye edilmez.

Furkan Can
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye sağlık alanında ilerlemeye ve güçlenmeye devam ediyor.
Özellikle Türkiye’nin birçok bölgesinde yükselen şehir hastaneleri, sağlık alanında dikkati çekiyor.
Bunlardan birisi de Samsun’da yapıldı.
Samsun Şehir Hastanesi inşaatının son durumu, hastanenin bölgeye ve şehre katacağı sağlık hizmetleri hakkında bilgi veren Sağlık İl Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras açıklamalarda bulundu.
“15 BİN HASTAYA HİZMET VERECEK”
Müdür Mustafa Uras, “Sağlık Bakanlığımızın Karadeniz bölgesindeki en büyük sağlık yatırımlarından biri olan Samsun Şehir Hastanemiz hizmete girdiğinde, sağlık hizmetinin kalitesine hem nicelik hem de nitelik bakımından büyük katkı sağlayacak, bizde sağlık çalışanları olarak artan yatak sayıları ve ameliyat odalarıyla daha fazla sayıda vatandaşımıza kaliteli sağlık hizmet sunma rahatlığına kavuşacağız
. 21 sağlık tesisine sahip ilimizde, Samsun Şehir Hastanemiz bin 500 yatağa ulaşan kapasitesiyle, tek başına, Gazi, Bafra, Vezirköprü, Çarşamba Devlet Hastanelerinin de aralarında bulunduğu 12 Devlet Hastanemizden daha büyük bir sağlık gücü haline gelecek, adeta ilimizde tek bir hastane değil, 12 yeni hastane hizmete girmiş olacak.
Günlük yaklaşık 15 bin hastaya hizmet vereceğini ön gördüğümüz Samsun Şehir Hastanemizin sağlık alanında ilimize ve bölgemize katacağı gücü, onu şehrimizin en büyük hastanesi olan Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanemizle kıyaslarsak daha iyi anlayabiliriz” dedi.

SERVİS VE AMELİYATHANE SAYILARI
Müdür Uras şunları söyledi:
Eğitim Araştırma Hastanemiz ana binada hali hazırda 15 yataklı servisle hizmet verirken, Samsun Şehir Hastanemiz 36 servisle hizmet verecek. Yine şu an Eğitim ve Araştırma Hastanemizde 18 ameliyathaneyle verilen cerrahi hizmetler Samsun Şehir Hastanemizde 40 ameliyathaneyle; 89 poliklinikle verilen ayaktan hasta muayene hizmeti ise 275 poliklinikle verilmeye başlanacak.
Yani Samsun Şehir Hastanemiz hizmete girdiğinde, tüm temel sağlık hizmetlerinde bölgemizin sağlıktaki en büyük gücü Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanemize kıyasla yüzde 100’ün üzerinde kapasite artışıyla Samsun’a ve çevre illere hizmet verecek ve bölgemiz ve şehrimizin sağlığının geleceğini teminat altına alarak adeta Karadeniz Bölgesi’nin sağlıktaki amiral gemisi olacak.
Böylece geçtiğimiz yıllarda yaşanan ve tüm dünya sağlık sistemlerini derinden etkileyip sarsan pandemi felaketinde bile güçlü yapısıyla tüm dünyaya örnek olan sağlık sistemimiz, sağlığın yeni amiral gemileri olan şehir hastaneleriyle gelecekte de bizim en büyük güvencemiz olmaya devam edecek.



Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİTLİS’in Adilcevaz ilçesindeki Arin Gölü flamingolarla şenlendi. 3 ay boyunca burada konaklayan flamingolar, özellikle doğa tutkunu fotoğrafçıların ilgi odağı oluyor.
Adilcevaz’a 35 kilometre uzaklıktaki, 14 kilometrekare alana sahip Arin Gölü, bu yıl da göçmen kuşların uğrak yeri oldu. İran’daki Urmiye Gölü’nden göç eden flamingolar, her yıl ağustosta Bitlis’e gelerek Arin’de konaklıyor, 3 ay sonra havaların soğuması ile Afrika ülkelerine doğru yola çıkıyor. Bu yıl geçen yıllara göre daha fazla sayıda olan flamingolar, doğa tutkunu fotoğrafçıların da ilgi odağı oluyor. Çevre il ve ilçelerden de çok sayıda doğasever flamingoları görmek için bölgeye geliyor.
Ahlat Fotoğrafçılar Derneği Başkanı Özkan Olcay, bu yıl flamingoların Arin Gölü’ne yoğun bir şekilde geldiğini, bu görsel şöleni görüntülemek için fotoğrafçıların birbirleriyle yarıştığını söyledi. Olcay, “Arin Gölü’nün renkli misafiri olan flamingoları çektik. Bölge bir kuş cenneti ve çok sayıda kuş türünü barındırıyor. Ama bunların içinde en güzel olan kuş türü ise flamingolar. Yaklaşık 3 ay burada konaklıyorlar. Ekim ayının sonuna kadar burada kalacaklar. Flamingoların bu görsel şölenini dron ile görüntüledik. Çektiğimiz bu fotoğrafları arşivimize kattık. Herkesin burayı görmesini tavsiye ediyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Damla Projesi’nin Afyonkarahisar’daki dokuzuncu gününe enerjik bir şekilde başlayan gönüllüler, sabah sporuyla güne zinde başlama fırsatı buldular. Fiziksel aktivite, gruptaki herkesin hem bedensel hem de zihinsel olarak güne daha hazır hissetmesine yardımcı oldu. Ardından yapılan kahvaltı ile gönüllüler, günü dolu dolu geçirecekleri gezilere hazırlanarak Afyonkarahisar’ın tarihi yerlerini keşfetmek üzere yola koyuldular. Gönüllüler, ilk durak olarak Afyonkarahisar Kalesi’nin eteklerinde dolaşarak tarihi evleri ziyaret ettiler. Karahisar Kalesi, şehrin simgelerinden biri olup, geçmişteki zaferlerin ve şehrin direniş ruhunun bir sembolüdür. Kalenin eteklerindeki tarihi evler ise, Osmanlı dönemine ait mimarisiyle gönüllüleri büyüledi. Gönüllüler, bu evlerin geçmişteki yaşamı yansıtan detaylarını keşfederek tarihin içinde bir yolculuğa çıktılar.
Tarihi evlerin ardından, gönüllüler Afyonkarahisar’ın önemli ibadet merkezlerinden olan Ulu Camii ve Mevlevi Camii’yi ziyaret ettiler. Gönüllüler, caminin iç mekanında vakit geçirerek hem ibadet edenlerin huzurlu atmosferine şahit oldular hem de bu muhteşem yapının tarihsel önemini öğrendiler. Ardından, Mevlevi Camii’yi ziyaret eden gönüllüler, buradaki manevi atmosferi hissederek Mevlevilik kültürünü yakından tanıma fırsatı buldular. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Üniversitenin eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine üst düzey destek vermesi amacıyla kurulan BUÜ Uluslararası Akademik Danışma Kurulu çalışmalarına başladı. Dünyaca tanınmış uzman isimlerden oluşan kurul, ilk toplantısını yaptı. Bursa’da düzenlenen toplantıya BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcıları, dekanlar, enstitü müdürleri, ilgili birim koordinatörleri ve idari personel katıldı.
Üniversite tarihinde ilk
Toplantıda kısa bir açılış konuşması yapan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, kurulun üniversitenin uluslararasılaşma hedeflerine yönelik son derece kıymetli katkılar yapacağına inandıklarını vurguladı. BUÜ’nün uluslararası alanda daha etkin bir rol alması için kurulun sunacağı öneriler doğrultusunda çalışmalar yürüteceklerini aktaran Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, “Yarım asırlık eğitim-öğretim tarihimizde ilk kez Uluslararasılaşma konusunda bir kurul oluşturduk. Bugün yaptığımız toplantı ile de kurulumuzun çalışmalarını başlatmış olduk. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığımızın belirlediği hedeflere yönelik olarak Uluslararasılaşma konusunda özel bir çaba sarf ediyoruz. Dünyanın önde gelen üniversitelerinde çalışan ve alanında tanınmış isimleri kurulumuza aldık. Bizleri kırmayarak bu kurulda yer aldıkları için kıymetli akademisyenlerimize şükranlarımızı iletiyoruz. İşbirliği içerisinde çalışacak ve üniversitemizi uluslararası arenada çok daha görünür hale getireceğiz. Hocalarımızın üniversiteleri başta olmak üzere, dünya çapındaki yükseköğretim kurumlarıyla özel projelere imza atacağız. Uluslararası Akademik Danışma Kurulumuzun üniversitemiz, akademik camiamız ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.
Uluslararası Akademik İlişkiler Koordinatörlüğü’nün gerçekleştirdiği sunum ile devam eden toplantı, soru-cevap bölümü ve karşılıklı görüş alışverişinin yapılmasının ardından sona erdi. Üniversite yönetimi daha sonra kurul üyeleri için kapsamlı bir Bursa gezisi düzenledi.
Dünyaca tanınmış bilim insanları
BUÜ yönetimi tarafından üniversite tarihinde ilk kez oluşturulan Uluslararası Akademik Danışma Kurulu’nda dünyanın önde gelen üniversitelerinden farklı alanlarda çalışan üyeler görev aldı. Toplam 10 üyenin bulunduğu kurul üyeleri ve görev yaptığı üniversiteler şu şekilde sıralanıyor: Prof. Dr. Cezmi Akdiş-UniversityZurich- İsviçre (Tıp), Prof. Dr.PetraCagnardi-University of Milan- İtalya (Veterinerlik), Doç. Dr. M.E. Medhat-University of Chinese Academy of Sciences-Çin (Fizik), Doç. Dr. George Lavidas Delft-University of Technology- Hollanda (Mühendislik), Prof. Dr.Mehmet Asutay-DurhamUniversity- Birleşik Krallık (İktisat), Doç.Dr. Fozia Bora-University of Leeds-Birleşik Krallık (İlahiyat), Prof. Dr.Kati Mkitalo-University of Oulu- Finlandiya (Eğitim), Prof. Dr.JosepJoanMoresoMateos-UniversitatPompeuFabra- İspanya (Hukuk), Dr.Talal Al Azem- Cambridge MuslimCollege-Birleşik Krallık (Tarih), Dr.MuthukumarappanKasiviswanathan- South Dakota StateUniversity-ABD (Biyosistem Mühendisliği). – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRK sinemasının unutulmaz oyuncularından Adile Naşit’in Avcılar’daki heykelinde bulunan okul zili kimliği belirsiz kişiler tarafından çalındı.Avcılar Belediyesi zilin yenisinin yapılması için harekete geçti. İstanbul’da bulunamayan heykele uygun ölçü ve renkteki zil Amasya’da bulunarak yerine takıldı.
Türk sinemasının unutulmaz oyuncularından Adile Naşit’in ‘Hababam Sınıfı’ filmlerinde canlandırdığı ‘Hafize Ana’ karakteriyle özdeşleşen heykelin elindeki okul zili kimliği belirsiz kişiler tarafından çalındı. Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Merkez mahallesinde bulunan heykeldeki zilin yerine yenisinin takılmasını istedi. Ancak zilin heykelle renk ve ölçü açısından uyumlu örneği İstanbul’da bulunamadı. Bunun üzerine Park ve Bahçeler Müdürlüğü Erol Mumcu Kültür ve Sanat Parkı’ndaki heykelden çalınan zilin temin edilmesi için çalışmalara başlandı. Amasya’daki bir ustaya yaptırılan okul zili, Avcılar’daki heykelin eline yerleştirildi. Konuyla ilgili konuşan Park ve Bahçeler Müdürü Emre Remzi Gülşen, ‘Geçtiğimiz günlerde sanat parkımız içerisinde Türk sinemasının efsane isimlerinden Adile Naşit’e ait olan heykelimizde bir olumsuzluk yaşandığını tespit ettik. Hızlı bir şekilde zarar gören zilin yeniden temin edilerek ait olduğu yerde tekrardan halkla buluşmasını sağlıyoruz’ dedi. Yeni zili heykele takan Yusuf Biçer ise Amasya’dan özel olarak İstanbul’a geldi. Biçer, ‘Adile annemizin zilini çalmışlar, beni de aradılar. İstanbul’da bulamadılar, Amasya’da buldum getirdim. Zili, Adile annemizin eline yine taktık. Güzel de oldu’ diye konuştu. Biçer yeni zili taktıktan sonra Adile Naşit heykeliyle fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİTLİS’in Adilcevaz ilçesindeki Arin Gölü flamingolarla şenlendi. 3 ay boyunca burada konaklayan flamingolar, özellikle doğa tutkunu fotoğrafçıların ilgi odağı oluyor.
Adilcevaz’a 35 kilometre uzaklıktaki, 14 kilometrekare alana sahip Arin Gölü, bu yıl da göçmen kuşların uğrak yeri oldu. İran’daki Urmiye Gölü’nden göç eden flamingolar, her yıl ağustosta Bitlis’e gelerek Arin’de konaklıyor, 3 ay sonra havaların soğuması ile Afrika ülkelerine doğru yola çıkıyor. Bu yıl geçen yıllara göre daha fazla sayıda olan flamingolar, doğa tutkunu fotoğrafçıların da ilgi odağı oluyor. Çevre il ve ilçelerden de çok sayıda doğasever flamingoları görmek için bölgeye geliyor. Ahlat Fotoğrafçılar Derneği Başkanı Özkan Olcay, bu yıl flamingoların Arin Gölü’ne yoğun bir şekilde geldiğini, bu görsel şöleni görüntülemek için fotoğrafçıların birbirleriyle yarıştığını söyledi. Olcay, “Arin Gölü’nün renkli misafiri olan flamingoları çektik. Bölge bir kuş cenneti ve çok sayıda kuş türünü barındırıyor. Ama bunların içinde en güzel olan kuş türü ise flamingolar. Yaklaşık 3 ay burada konaklıyorlar. Ekim ayının sonuna kadar burada kalacaklar. Flamingoların bu görsel şölenini dron ile görüntüledik. Çektiğimiz bu fotoğrafları arşivimize kattık. Herkesin burayı görmesini tavsiye ediyoruz” dedi.
Haber: Özcan ÇİRİŞ/ BİTLİS,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA’nın Kumluca ilçesinde halk oyunları, yeni evlenecek çiftlerin düğünleri için vazgeçilmezi haline geldi. Pek çok gelin ve damat, düğün salonuna çeşitli halk oyunları eşliğinde girmek için profesyonel ekipleri tercih etmeye başladı.
Kumluca’da son günlerde halk oyunları düğünlerin vazgeçilmezi oldu. En mutlu günlerinde çeşitli halk oyunları figürleri sergileyerek salona girmeyi tercih eden çiftlerin bu konudaki en büyük yardımcısı ise profesyonel ekipler oldu. Profesyonel halk oyunları ekipleri eşliğinde salona gelen çiftler evliliğin yanında hayallerini gerçekleştirmenin de mutluluğunu yaşadı. Çiftlerin en fazla tercih ettiği ise Teke ve Ege yöresine ait oyunlar oldu.
‘MESLEK HALİNE GETİRİYORUZ’
İlçede faaliyet gösteren halk oyunları ekibinin kurucusu Alperen Töre (21), “Düğünlerde pek yaygın değildi. Evlenecek çiftler düğünlerde gördükçe talep etmeye başladı. Bu zamana kadar geldi. Daha önce böyle şeyler yoktu. Bir iki kere yapıldı. Artık yaygın hale geldi. 13 yaşında başladım, 8 yıldan beri halk oyunları oynuyorum. Düğünlere ücretli gidiyoruz. Şu anda ek gelir olarak yapıyorum, ana mesleğim değil ama ana meslek haline getiriyoruz. Mesleğim sadece bu iş olmasını istiyorum. Düğünlerde Ege ve Teke yöresi oyunları oynuyoruz” dedi.Düğününde halk oyunu oynayan Rabia Öncel, “Türkçe öğretmeniyim. Bu yüzden kendi düğünümde Türk kültürünü yansıtmak istedim. Kendim de zamanında çok halk oyunu oynamıştım. Her kızın hayali olur ya düğünümde salona ilk girişte zeybek oyunuyla girmeyi hep hayal etmiştim. Bu küçüklüğümden beri olan bir hayaldi. Düğünden önce eşime de söyledim o da seve seve kabul etti. Zeybek bizim kültürümüz bu kültürü düğümüzde yaşatmak istedim” dedi.Damat polis memuru Tolga Öncel de şunları söyledi: “Düğünden önce eşim halk oyunları oynamamızı teklif etti. Daha önce gittiğim düğünlerde görüyordum ama bu kadar dikkatimi çekmiyordu. Ben de düğünümüzde farklı bir etkinlik olmasını istiyordum. Kültürümüzü yaşatalım düşüncesine girmiştik. Yaptık çok güzel oldu. Memnun kaldım.”
HABER- KAMERA: Ramazan SARIKAYALI/ KUMLUCA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kümbet Mahallesi sakinlerinden Hacı Selami Aydın’ın başlattığı 1001 Hatim okumalarının bu yılki duası yapıldı. Palandöken Müftüsü Ahmet Gözcü, “Yıllardır süregelen bir gelenek var. Burada Kur’an sevdalısı güzel insanlar var ve yıllardır çok sayıda hatimler okunuyor. 7 den 70 e küçüğü büyüğü cemaatimiz buradaki dostlarımız kadın erkek herkes katkı sağlıyorlar ve hamdolsun bu sene de bin 780 tane hatim okundu ve bu gün cemaatimizin iştirakiyle duamızı yaptık sohbetimizi yaptık ilahiler kasideler okundu. Hoş bir zamanı anı değerlendirdik” dedi.
Mahalledeki 1001 Hatim programını organize eden mahalle sakinlerinden Hacı Selami Aydın, mahallede bu etkinliğin 10 yıldır devam ettiğine vurgu yaparken, “Pirimiz Pir Ali Baba onun makamı cennet olsun. Onun sayesinde bunu yürütüyoruz. Hocalarımız hafızlarımız geliyor, inşallah bunu davet ettireceğiz” sözlerini ekledi.
Kümbet Mahallesi Camii’nde yapılan dua programına Palandöken İlçe Müftüsü Ahmet Gözcü, Yakutiye İlçe Müftüsü Selim Şahin, Aşkale İlçe Müftülüğü Vaazı Asım Yeşilyurt, Yenişehir önceki dönem Belediye Başkanı Sıddık Polat, Din Görevlileri Dernek Başkanı Erzurum Ulu Camii İmam Hatibi Emrullah Kaçar, program sunuculuğunu yapan Erzurum Yakutiye Bakırcı Camii İmam Hatibi Ömer Turhan, Şükrüpaşa Kardeşler Camii Müezzin Kayyımı Cevat Karabıyık, Kümbet Mahallesi İmam Hatibi Abdullah Yılmaz, Erzurum’dan imam hatipler, emekli imam hatimler, hafızlar ve mahalle sakinleri katıldı.
Sonrasında uzaktan gelen misafirleri mahalle sakinleri evlerinde misafir ederek yemek ikram etti. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
LOCAVORE KÜLTÜRÜ BENİMSENİYOR
Healin, sürdürülebilirliği desteklemek amacıyla “locavore” konseptini benimsemiş. Bu yaklaşım, restoranın 160 km’lik bir yarıçap içindeki yerel tarım ve hayvansal ürünleri tercih ederek karbon ve su ayak izini minimize etmesini sağlıyor. Çevresel etkileri azaltmak adına yerel ve mevsimsel ürünlere öncelik veriliyor. Ürünlerin uzak mesafelerden taşınması durumunda hem karbon salınımı hem de su tüketimi artmakta, bu da fiyatların yükselmesine sebep olabiliyor. Healin, doğa dostu reçetelerle misafirlerine hem lezzetli hem de çevreye duyarlı bir gastronomi sunuyor.

“COVER HITS”: SAĞLIKLI YORUMLARLA POPÜLER YEMEKLER
Healin, popüler yemekleri ve tatlıları sağlık dostu bir şekilde yeniden yorumlayarak menüsüne ekliyor. “Cover Hits” adı verilen bu yaklaşım, sağlıklı beslenme protokolüne uyan bireylerin bile bu lezzetlerden mahrum kalmamasını sağlıyor. Restoranın bu inovatif tarzı, gastronomiyi sağlıkla birleştiren özel bir deneyim sunuyor.

LEZZET: 8.000.000.000
Healin, gastronomiyi sadece tat ve lezzet üzerinden değil, aynı zamanda duyusal bir deneyim olarak ele alıyor. Lezzet, tat ile koku ve aromanın birleşimi olarak tanımlanıyor ve bu algı kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Her insanın duyusal yeteneklerinin farklı olmasından dolayı, yeryüzünde 8 milyar farklı lezzet anlayışı olduğu vurgulanıyor.

MÜZİK VE LEZZET BULUŞMASI
Restoranın bir diğer vazgeçilmezi ise müzik. Yapılan araştırmalara göre müzik, ruhsal anlamda bizi dönüştürmekle kalmıyor, aynı zamanda tüketim alışkanlıklarımızı da etkiliyor. Dinlediğimiz müziğin temposu, yemek yeme hızımızı ve yeme deneyimimizi doğrudan etkileyebiliyor. Yavaş ritimli müzikler yemekleri daha yavaş yememizi sağlarken, hızlı tempolu müzikler ise daha hızlı hareket etmemize yol açabiliyor. Aynı zamanda, müzik, tat algımızı da değiştirebiliyor. Örneğin, tiz sesler tatlının şekerli tadını daha baskın hale getirirken, sert tonlu müzikler baharatlı tatların daha güçlü hissedilmesine neden olabiliyor.
Healin restoranı, gastronomi, sağlık ve müzik üçlüsünü bir araya getirerek misafirlerine unutulmaz bir yemek deneyimi sunmaya devam ediyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şuhut Belediye Şelale Düğün Salonunda düzenlenen 102 hafızın Hafızlık İcazeti merasimine Afyonkarahisar Vali Yardımcısı Fatih Topuz, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Av. İbrahim Yurdunuseven, İl Müftüsü Lütfi İmamoğlu, Şuhut Kaymakamı İzzet Cem Eser ve protokol üyeleri katıldı.
Törende konuşan Müftü İmamoğlu, icazet alan hafızların, hafızlığın gereğini yerine getirdiğinde hem dünyada hem de ahirette aileleriyle beraber Kur’an’ın korumasında olacağını belirterek öğrencilere, hocalarını ve velilerini bir kez daha tebrik ettiğini ifade etti.
Konuşmaların ardından hafız olan öğrencilere belgeleri protokol üyeleri tarafından verildi. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adıyaman Belediyesi tarafından Eğriçay Parkında düzenlenen Nurettin Rençber Konserine vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Adıyamanlı olan Nurettin Rençber, halkına olan sevgisini türkülerle dile getirdi. “Bu toprakların sesini taşımak benim için bir gururdur” diyen sanatçı, izleyenleri hem nostaljiyle hem de coşku dolu anlarla baş başa bıraktı. Konser alanında duygusal anlar yaşanırken, bazı vatandaşlar gözyaşlarına hakim olamadı. Nurettin Rençber’in ardından sahneye çıkan Adıyaman Belediyesi Konservatuvarı Müzik Topluluğu ise adeta gecenin ritmini zirveye taşıdı. Topluluk, coşkulu performansları ve halk müziğine getirdikleri modern yorumlarla binlerce seyirciyi adeta büyüledi.
Yediden yetmişe herkesin büyük bir coşkuyla katıldığı bu özel gece, uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir müzik şöleni olarak hafızalara kazındı. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Silifke’de sağlık çalışanı Seher Öz ve Uzman Çavuş Ahmet Doğan dünya evine girdi. Gelin Seher Öz’ün babası Ali Öz ve damat Ahmet Doğan’ın babası Ali Doğan, Silifke ilçesinde çilek ve sebze üretimi ile geçimlerini sürdürdükleri için, düğünde genç çiftlere beşi bir yerde altın yerine beşi bir yerde sebze tohumu taktı.
Düğünde takı merasimini yapan Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut, “Biliyorsunuz biz bu bölgede tarımla uğraşıyoruz. Çiftçilikle geçiniyoruz. Adet olmuştur. Genelde düğünlerde para ve altın takılır. Biz bugün çok daha değerli bir şey takacağız. Genç çiftlerimize tohum takacağız. İnşallah bereketli ve hayırlı olur. Bol ve bereketli bir yaşamları olur. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Damat Ahmet Doğan da, “Silifke yöresinde, bölgemizde çiftçilikle uğraşılmaktadır. Babalarımız çiftçilikle uğraştığı için bugün bize tohum takıldı” diye konuştu.
Gelin Seher Öz ise, “Beşi bir yerde altın yerine tohum takıldı. Ülkemizde daha bereketli ürünler yetiştirilir inşallah” şeklinde konuştu. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Asrın felaketi olarak nitelendirilen depremlerde, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ağır hasar almıştı. 2017 yılında hizmete açılan Hatay Eğitim Araştırma Hastanenin yıkımına geçtiğimiz günlerde başlandı. Antakya ilçesi Uydukent Mahallesi’nde bulunan 6 katlı hastanenin bir bloğu, iş makinesiyle kontrollü olarak yıkıldı. Binanın yıkılma anıysa kameralara yansıdı. Hastanenin bir bloğunun yıkımı esnasında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı. – HATAY
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla başlatılan çalışma kapsamında, “Kültürel ve Doğal Miras Değerlerinin Korunması” başlıklı 9 Temmuz’da yayımlanan emirle, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda kentin savunmasında önemli rol oynayan 23 tabyanın sorumluluğu, kurum, dernek ve sivil toplum kuruluşlarına verildi.
Bu kapsamda Kiremitlik Tabyası da Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü sorumluluğuna bırakıldı.
Bunun üzerine çalışma başlatan müdürlük personeli ile onlara destek veren Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) ve Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) üyeleri, söz konusu tabyada büyük çaplı mıntıka temizliği gerçekleştirdi.
GSİM Müdürü Levent Çakmur, tabyada paydaş kurum ve kuruluşlarla birlikte çevre temizliği yaptıklarını belirtti.
Tarihi tabyanın önemini vurgulayan Çakmur, “Bundan sonra projelendirme çalışmalarını başlatarak Kiremitlik Tabyası’nın çehresini değiştireceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sivrisineklerin yayılmasını önlemek amacıyla başlatılan mücadele, haşerelerin üreme alanlarına yönelik çalışmalarda gerçekleştiriliyor.
Çevre ve insan sağlığını koruyan yöntemlerle yürütülen ilaçlamalarla, şehirdeki sivrisinek gibi haşereler ve larvaların etkisini minimize edilmesi hedefleniyor.
Kentteki ilaçlama çalışmalarının düzenli olarak devam edeceği de ifade edildi. – BARTIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“15 EylülDünya Lenfoma Farkındalık Günü” dolayısıyla kanser hastaları ve hekimler, “Lenfoma için pedalla” etkinliği düzenledi.
Etkinlik kapsamında, AOÇ Gazi Park’ta bir araya gelen katılımcılar bisikletleriyle Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kadar bisiklet sürdü.
Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, etkinlik öncesi yaptığı konuşmada, lenfomanın erken teşhisinin mümkün ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirtti.
Altuntaş, lenfoma için obezite, sigara, alkol ve hareketsizliğin risk faktörü olduğuna dikkati çekerek, bunların kontrolüyle hastalığın önlenebileceğini aktardı.
Lenfoma belirtilerini aktaran Başhekim Altuntaş, “38 ve üzeri yüksek ateş, son 6 ayda yüzde 10’un üzerinde kilo kaybı, gece terlemesi, koltuk altı, boyun ve kasıklarda ele gelen bezeler, halsizlik, kaşıntı varsa doktorunuza başvurun, bu şekilde erken teşhis etmek mümkündür. Lenfoma, tamamen yok edilebilir bir kanser türü, erken evrede bazı lenfoma türlerinde yüzde 95’e varan başarı mümkün. Bu nedenle erken teşhisin altını çizmek istiyoruz. Günün sloganı olarak ‘farkında ol, risk alma’ diyoruz. Lenfomalı hastalara diyoruz ki ‘tam doz ve tam sürede tedavilerinizi alın, tedavilerinizi aksatmayın.'” diye konuştu.
Fevzi Altuntaş, lenfoma hastalığında yeni tedavi yöntemleri için klinik çalışmaların yapılması gerektiğini belirterek, hastalara klinik araştırmalarında gönüllü olmaları çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dumlupınar Aile Sağlığı Merkezinde görevli doktor Can Cevher Gürler’i dün aralarında çıkan tartışma sırasında darbeden Seracettin D’nin (48), Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri tamamlandı.
Adana Adli Tıp Birimi’nde sağlık kontrolünden geçirilen Seracettin D, adliyeye sevk edildi.
Şüpheli, savcılıktaki işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
Öte yandan, Seyhan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan doktorun tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
Seracettin D, dün Dumlupınar Aile Sağlığı Merkezinde görevli doktor Can Cevher Gürler’i aralarında çıkan tartışma sırasında darbettiği gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tüm dünyada etkisi gösteren ve Türkiye’de de hissedilen iklim değişiklikleri sebebiyle son yıllarda Karadeniz Bölgesi ile Kastamonu’da sel, su baskını ve taşkın gibi olaylarda artış görülmeye başlandı. Bunun yanı sıra Kastamonu’nun Karadeniz’e bulunan 120 kilometrelik sahil şeridi ile baraj, göl, gölet, akarsu gibi iç sularda boğulma vakaları da sıklıkla görülmeye başlandı. Bu kapsamda İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne bağlı Arama Kurtarma Ekibi, Kastamonu’daki diğer müdahale ekipleri Jandarma Arama Kurtarma Ekibi (JAK) ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibine (UMKE) etkin bir çalışma gerçekleştirmesi için ortak tatbikat düzenlendi. Kastamonu’da bulunan arama kurtarma ekiplerinin beceri ve etkinliğinin arttırılması, bilgi ve tecrübe paylaşımının sağlanması amacıyla Devrekani’de Beyler Barajında “Suda Arama Kurtarma ve Bot Eğitimi” düzenlendi. Eğitimlerde, arama kurtarma ekiplerine başta boğulma vakaları olmak üzere suda arama kurtarma çalışmaları anlatıldı. – KASTAMONU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İNTERPLAST Türkiye Derneği Başkanı Prof. Dr. Osman Metin Yavuz ve beraberindeki gönüllü 12 hekim, tedavileri yapılamadığı için yıllardır deri ve kemik kanseri, doğuştan dudak ve damak yarığı ve dev yumuşak doku tümörü gibi çeşitli hastalıklarla mücadele eden 22 Kosovalı hastayı toplamda 53 ayrı ameliyatla sağlığına kavuşturdu.
Adana merkezli İnterplast Türkiye Derneği, Kosova Cumhuriyeti’nin daveti üzerine 20-28 Temmuz tarihleri arasında başkent Priştine’de gönüllü cerrahi yardım aktivitesi düzenledi. Başkan Prof. Dr. Osman Metin Yavuz ile birlikte İstanbul, Adana, Konya ve Aksaray’dan plastik cerrahi ve anestezi uzmanlarından oluşan ekip, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Priştine’ye götürüldü. Ekipteki 3 profesör, 1 doçent, 1 doktor öğretim üyesi, 1 uzman, 3 doktor araştırma görevlisi ile yardımcı sağlık personeli yer aldı. Kosova Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın üstlendiği aktiviteye Kosova’dan da 4 plastik cerrahi uzmanı ile bir maksillofasiyal cerrahi uzmanı katıldı. Aktivitede, Priştine Üniversitesi Hastanesi çalışanlarına Prof. Dr. Şule Akın tarafından, ‘Dudak-Damak Yarıklı Hastalarda Anestezi Prensipleri’ konulu konferans verildi. Türk hekimleri, tedavileri yapılamadığı için yıllardır deri ve kemik kanseri, doğuştan dudak ve damak yarığı ve dev yumuşak doku tümörü gibi çeşitli hastalıklarla mücadele eden hastaları muayene ettikten sonra 22 kişiyi ameliyat programına aldı. Hastalar, 9 günde 49’u genel, 4’ü lokal anestezi altında yapılan 53 ameliyatla sağlığına kavuştu.
COĞRAFYADA İLK KEZ YAPILAN AMELİYAT
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Osman Metin Yavuz, operasyonlar hakkında bilgi verdi. Yavuz, “Vakalar arasında, kanser olup yıllardır ameliyat edilemeyen, Kosova Cumhuriyeti Devleti tarafından bütçe ayrılarak, yurt dışında operasyon sırasını bekleyen hastalar da bulunuyordu. Çene kemiğini eriten büyüklükte ağız tabanı kanseri olan bir hasta, operasyon programına alındı. Tümör çıkarıldıktan sonra, bacaktan damarları ile hazırlanan, kemik ve deri dokusu, mikrocerrahi teknikle çene bölgesine taşındı ve damarlar mikroskop altında anastomoz edildi. Serbest flep cerrahisi olarak adlandırılan bu işlem, 15 saat sürdü. Ameliyata dahil olan Kosovalı cerrahlar, böyle bir ameliyatın bu coğrafyada ilk defa yapıldığını söylediler. Kosova’daki cerrahi ekip tarafından düzenli takipleri yapılan hastalarda herhangi bir sorun ve komplikasyon yaşanmadı. Gönüllü olarak katıldığımız bu aktivitede, Kosova’da başta çocuklar olmak üzere yıllardır hastalıkla mücadele eden kişileri eski sağlıklarına kavuşturduğumuz için hem mutlu hem de gururluyuz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da doktorlar ve sağlık çalışanları, lenfoma hastalığına farkındalık oluşturmak için bisiklet turu düzenledi.
Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Kliniği hekimleri tarafından, ‘Dünya Lenfoma Farkındalık Günü’ dolayısıyla Atatürk Orman Çiftliği Gazi Park’ta, ‘Lenfoma İçin Pedalla’ etkinliği düzenlendi. Doktorlar ve sağlık çalışanları, bisiklet turu yaparken, lenfoma tedavisi tamamlanan hastalar ve yakınları da Gazi Park’ta buluştu. Hastanenin başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, lenfomanın erken teşhisinin mümkün ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirterek, “Biz bugün ‘Lenfoma için pedalla’ diyoruz. Lenfoma için farkındalık oluşturmak istiyoruz. ‘Farkında ol, risk alma’ diyoruz. Lenfomanın önlenebilirliği konusunda farkındalığı artırmak lazım. Lenfoma önlenmesi mümkün olan hastalıklardan biri. Lenfoma için bazı risk faktörleri var. Obeziteyle mücadele ederek, sigara içmeyerek, alkol kullanımını önleyerek, her gün de fiziksel aktivite yaparak lenfomayı önlemek mümkün” diye konuştu.
‘ERKEN EVREDE YÜZDE 95’E VARAN BAŞARI MÜMKÜN’
Lenfoma belirtilerini anlatan Prof. Dr. Altuntaş, “38 ve üzeri yüksek ateş, son 6 ayda yüzde 10’un üzerinde kilo kaybı, gece terlemesi, koltuk altı, boyun ve kasıklarda ele gelen bezeler, halsizlik, kaşıntı varsa doktorunuza başvurun. Bu şekilde erken teşhis etmek mümkündür. Lenfoma, tamamen yok edilebilir bir kanser türü. Erken evrede bazı lenfoma türlerinde yüzde 95’e varan başarı mümkün. Bu nedenle erken teşhisin altını çizmek istiyoruz. Günün sloganı olarak ‘Farkında ol, risk alma’ diyoruz. Lenfomalı hastalara diyoruz ki, tam doz ve tam sürede tedavilerinizi alın, tedavilerinizi aksatmayın” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Altuntaş, lenfoma hastalığında yeni tedavi yöntemleri için klinik çalışmaların yapılması gerektiğini vurgulayarak, hastalara klinik araştırmalarında gönüllü olmaları çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melikgazi ilçesindeki Hava Ambulans Merkezi’nde görevli 3 doktor, 2 sağlık teknikeri, 5 pilot ve 1 yer personeli, tam donanımlı helikopterle hastaların hayatını kurtarmak için zamanla yarışıyor.
Sorumluluk sahasındaki il ve ilçelerdeki sağlık kuruluşlarından gelen ihbar üzerine önce meteorolojik şartlara bakan ekipler, gerekli izinleri alarak uçuş rotasını belirliyor.
Bilgi alarak göreve çıkan hava ambulansı ekibi, hasta ya da yaralıyı zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına götürüyor.
Zorlu arazi ve doğa şartlarına rağmen acil tedaviye ihtiyaç duyan ya da çeşitli nedenlerle yaralananların imdadına yetişen ekip, bu yılın ilk 8 ayında helikopterle 126 kişinin hastaneye ulaştırılmasını sağladı.
Hava ambulans ekibi, hasta taşımanın yanı sıra organ nakli gibi zamanla yarışılan olaylarda da hızla hareket ediyor.
İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan AA muhabirine, 13 bin sağlık çalışanının görev yaptığı Kayseri’de 59 istasyonda 87 ambulans ve 726 personelle vatandaşlara acil sağlık hizmeti sunduklarını dile getirdi.
2024 yılının ilk 8 ayında Acil Çağrı Merkezi’ne 257 bin çağrı geldiğini ifade eden Erşan, günlük ortalama 486 vakaya ambulansla müdahale ettiklerini söyledi.
İhbar edilen vakaya en hızlı şekilde müdahale etmek adına tüm ekiplerin gayret gösterdiğini ifade eden Erşan, kentsel vaka ulaşım süresinin ortalama 7,5 dakika, kırsal vakalarda 16 dakika olduğunu belirtti.
Sağlık Bakanlığı tarafından coğrafi şartlar, stratejik alanlar ve nüfus yoğunluğu gibi hususlar dikkate alınarak Türkiye’nin 7 bölgesinde 14 şehre ambulans helikopter konuşlandırıldığını ifade eden Erşan, bu iller arasında Kayseri’nin de bulunduğunu söyledi.
“İhtiyaç duyulan her an vatandaşlarımızın yanındayız”
Vatandaşların sağlık hizmetlerine en hızlı şekilde ulaşması için ellerinden gelen bütün gayreti gösterdiklerini ifade eden Erşan, şunları kaydetti:
“Şu anda 7 bölgede 14 ambulans helikopter hizmet vermekte. İlimizin bulunduğu bölge itibariyle Kayseri’nin dışında ambulans helikopterimizle Nevşehir, Kırşehir, Yozgat’ın tamamına, Niğde ve Adana’nın ilimize yakın ilçelerine hizmet vermekteyiz. 2024 yılının ilk 8 aylık periyodunda ambulans helikopterimizle 13’ü yeni doğan olmak üzere 126 vatandaşımıza hizmet vermiş olduk. Ambulans helikopterimiz toplam 255 saatlik uçuş süresine ulaşmış durumda. Ambulans helikopterimiz gün doğumu ve gün batımı arasında hizmet verdiğinden il dışına gidecek nakiller için Sağlık Bakanlığımız koordinasyonunda çalışan uçak ambulanslarla bu vakalar gidecekleri hastanelere nakledilmekte. Bu yıl içinde 5 hastamızın da uçak ambulansla hastanelere nakli gerçekleştirildi. İlimizde acil sağlık hizmetleri ile ilgili araç gereç, tıbbi donanım ve personel noktasında herhangi bir eksiğimiz olmayıp, tüm unsurlarımızla ihtiyaç duyulan her an vatandaşlarımızın yanındayız.”
Erşan, hastaların acil sağlık hizmetine en kısa sürede ulaşmalarını sağlayan, hastaların iyileşmesi için gayret gösteren tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kentte 20 Ağustos’ta Bayraklı ilçesi Turan Sahili’ne ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için çalışmalar devam ediyor.
Bu kapsamda EÜ Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alper Doğan koordinatörlüğündeki uzmanlar, “İzmir Körfezindeki Balık Ölümleri ve Kötü Kokunun Nedenlerinin İncelenmesi” başlıklı rapor hazırladı.
Prof. Dr. Alper Doğan, AA muhabirine, körfezde daha önce bu boyutta bir tür ve birey kaybı görmediklerini, daha çok balık ölümleri konuşulmasına rağmen deniz dibindeki canlılığın da önemli ölçüde yok olduğunu saptadıklarını aktardı.
Deniz dibinde neler olduğunu anlamak için çalışma yaptıklarını anlatan Doğan, şunları kaydetti:
“Çünkü denizel ortam sadece balıklardan ibaret değil diğer canlılar bundan nasıl etkilendi diye örnekleme yaptık. Kıyıda yaptığımız örneklemelerde ki bunlar çok dayanıklı canlılar; midyelerin tamamen öldüğünü, bir tane bile canlı birey kalmadığını tespit ettik. İç körfezde yıllardır izleme yaptığımız nokta var, tekrar örnekleme yaptık ve hızlı biçimde bunu değerlendirdik. Geçen yıl 19 türe ait 1486 birey tespit ettiğimiz örnekleme sahasında bu yıl 4 türe ait 7 birey var. Maalesef çok çarpıcı bir sonuç.”
Tek beklenti havaların soğuması
Alper Doğan, ölümlerin önüne geçmek için kısa vadede tek beklentinin havaların bir önce soğuması olduğuna dikkati çekerek, “Havalar soğudukça canlıların metabolik faaliyetleri ve dolayısıyla oksijen ihtiyaçları kısmen azalırken suyun oksijen tutma kapasitesi de artıyor. Bunun dışında iç körfezde sıkıntının yoğun olduğu bir kesimde belirlenecek en azından bir bölgenin güçlü biçimde havalandırılması ile o bölgedeki balıkların ve diğer canlıların hayatta kalmalarına katkı sağlanabilir.” diye konuştu.
Orta körfezin de çok kirli olmasının canlıların iç körfezden dış körfeze kaçmalarını önlediğini aktaran Doğan, bunun balık ölümlerinin bu kadar yüksek olmasında etkili olduğunu düşündüklerini dile getirdi.
Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önceki dönemlerde sıkıntı sadece iç körfezdeydi. Orada sıkıntıyı gören canlı, dış körfeze doğru gittikçe orta körfezden sonra rahatlıyordu. Şimdi orta körfez de kirletildiği için körfezi terk etmek isteyen balıklar muhtemelen daha da sıkıntılı bir ortamla karşılaşıyorlar ve maalesef ölümler yaşanıyor.”
Su Ürünleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Tolga Dinçer, balık ölümlerinin iç körfezdeki kirlenme kaynaklı olduğunu, alınan numunelerde mikrobiyolojik veya paraziter bir bulguya rastlamadıklarını, bunun da oksijen eksikliğini gösterdiğini aktardı.
Rektör Prof. Dr. Necdet Budak ise İzmir Körfezi’ndeki soruna karşı duyarlı olduklarını, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü çalışmalara bilimsel katkı sunmaya devam edeceklerini bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, dün Seyhan ilçesine bağlı Dumlupınar Mahallesi’ndeki aile sağlı merkezinde meydana geldi. İddiaya göre, Seracettin D., eşine rapor almak için aile sağlığı merkezindeki Doktor Can Cevher Gürler’e geldi. Seracettin D., raporda sıkıntı çıkması üzerine doktor Gürler ile tartışmaya başladı. Seracettin D., tartıştığı doktoru öldüresiyle darp edip olay yerinden kaçtı. Gürler, hastaneye kaldırılırken şüpheli Seracettin D. ise polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı.
“Bu insanlık dışı saldırıyı şiddetle kınıyoruz”
Yaşanan darp olayının ardından Adana İl Sağlık Müdürlüğü önünde hekimler ve sağlık çalışanları basın açıklaması düzenledi. Grup adına konuşan Adana Tabip Odası Başkanı Özden Polatöz, “Meslektaşımız Dr. Can Cevher Gürler in Dumlupınar Aile Sağlığı Merkezi’ndeki muayene odasında uğradığı saldırıyı büyük bir üzüntüyle kamuoyuna duyuruyoruz. Meslektaşımız halen yoğun bakımda tedavi altındadır. Kendisine acil şifalar diliyor, bu insanlık dışı saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik maalesef her geçen gün artan ve kaygı verici boyutlara ulaşan bir sorundur. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, son 5 yılda 30 binden fazla sağlık çalışanı şiddete maruz kalmıştır. Şiddet olaylarının önemli bir kısmı hastanelerde, aile sağlığı merkezlerinde ve acil servislerde yaşanmaktadır. Her gün 100’den fazla sağlık çalışanı sözlü ya da fiziksel saldırıya uğramaktadır. Bu durum, sağlık hizmeti sunan çalışanların güvenli bir çalışma ortamına sahip olmasını imkansız hale getirmektedir” dedi.
“Meslektaşımızın yanındayız ve bu olayın takipçisi olacağız”
Sağlıkta şiddetin yalnızca bireysel sorun olmadığını tüm toplumu etkileyen yapısal bir kriz olduğunu ifade eden Polatöz, “Sağlık çalışanlarının güvenli ve onurlu bir şekilde mesleklerini yapabilmeleri için ciddi adımlar atılmalıdır. Yetkililerin bu konuda acilen etkili önlemler alamsını, sağlık çalışanlarının korunması adına yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Dr. Can Cevher Gürler’in yaşadığı bu elim olay, sağlıkta şiddet sorununun ne denli ciddi olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Adana Tabip Odası olarak, meslektaşımızın yanındayız ve bu olayın takipçisi olacağız. Sağlıkta şiddete karşı mücadelemizi sürdürecek, meslektaşlarımızın güvenliği ve onuru için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz” şeklinde konuştu. – ADANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KESİN ÖLÜM NEDENİ OTOPSİ SONUCUNDA BELİRLENECEK
Çocuğun cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla otopsi için Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞİKAYETE GÖRE ETKEN MADDE
Her ürünün cilde etkisinin farklı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Yıldırım, “Örneğin cilt kuruluğu ya da egzama şikâyetiyle başvuran hastada, seramidler, gliserin, mineal yağlar, pantenol, shea yağı gibi nemlendirici özellikli dermozkozmetikler tercih edilirken, akne ve yağlı bir ciltten yakınan hastada salisilik asit, laktik asit gibi aktif içeriklerin olduğu ürünler kullanılır” dedi.

ÜRÜNLERİN İÇERİĞİNİ KONTROL EDİN
“Doğal terimi, kozmetik endüstrisinde bir ürünün doğadan türetilmiş bileşenler içerdiğini veya kimyasal olarak daha az işlem gördüğünü ifade eder” diyen Uzm. Dr. Yıldırım, şunlara dikkat çekti: “Ancak, doğal ifadesi standartlaştırılmamış bir terimdir. Bu nedenle ürünlerin içeriklerini kontrol etmek önemli. Organik ve doğal ürünleri belgeleyen, belirli standartları karşılayan ürünlere verilen sertifikalar vardır, bunlar ürünün doğal olduğunu doğrulayabilir. Bazı doğal ürünler, üretim sürecinde belirli kimyasal işlemlerden geçebilir. Ayrıca yatkınlığı olan bireylerde doğal bileşenler de alerjik reaksiyona neden olabilir. Bir ürünün doğal olması, onun cilt tarafından iyi tolere edilebileceği anlamına gelmez. Doğada bulunan ve belirli cilt problemlerine iyi geldiği düşünülen bitkilerin doğrudan cilde uygulanması doğru değil. Bu şekilde uygulandığında kızarıklık, tahriş, egzama gibi olumsuz sonuçlara yol açabilir.”

PARFÜMÜNÜZÜ 20 CM MESAFEDEN SIKIN
PARFÜM ve deodorant uygularken 15-20 cm mesafeden vücuda püskürtmek gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Yıldırım, “Deodorantı temiz ve kuru cilde uygulamak daha etkili olacaktır. Parfümün doğrudan cilde temas etmesinde sakınca yoktur ama hassasiyeti bulunan kişiler giysilere uygulamayı tercih edebilir” dedi.
MAKYAJ MALZEMESİ SEÇERKEN BUNLARA DİKKAT EDİN
MAKYAJmalzemeleri seçerken yağlı, kuru, karma cilt tiplerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Yıldırım, şu uyarılarda bulundu:
Karma, yağlı veya sivilceye eğilimli bir cildiniz varsa gözenekleri tıkamayan ürünleri tercih etmelisiniz.
Hassas cilde sahipseniz, alerjen ve parfüm içeren makyaj ürünlerinden kaçınmanız gerekir. İçeriği alerjen maddelerden mümkün olduğunca arındırılmış olan hipoalerjenik ürünleri tercih edebilirsiniz.
Marka seçimi de tabii ki önemlidir. Güvenilir markaların ürünlerini, ürün etiketlerini okuyarak almalısınız.
Yeni bir makyaj ürünü almadan önce mümkünse örnekleri deneyerek ve test ederek, nasıl bir etki yarattığını gözlemlemek mantıklı olacaktır. Ancak bu noktada dikkatli olunmalıdır. Tek kullanımlık testerlar kullanılmalıdır.
Mağazalarda bulunan ve insanların birbiri ardına deneme yaptığı tester ürünler enfeksiyon riski taşır. Örneğin aynı ruj farklı kişiler tarafından denendiğinde uçuk virüsü veya çeşitli bakteriyel enfeksiyonlar bulaşabilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılına ilişkin “Kültürel Miras İstatistikleri”ni açıkladı. Milli Saraylara ait istatistikler, Cumhurbaşkanlığına bağlı Milli Saraylar Başkanlığından 2023 yılından itibaren derlenmeye ve yayımlanmaya başlandı.
Buna göre, Türkiye genelinde müze sayısı geçen yıl 2022’ye göre yüzde 7,1 artarak 606’ya çıktı. Bu müzelerin 212’si Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde, 376’sı ise özel müze kategorisinde yer alırken, Milli Saraylar Başkanlığına bağlı 18 müze faaliyet gösterdi. Ören yeri sayısı ise 144 oldu.
Müzelerdeki eser sayısı, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 2,9 azalarak 3 milyon 900 bin 331 olarak kayıtlara geçti.
Bakanlığa bağlı müzelerdeki eser sayısı da bu dönemde yüzde 0,5 artarak 3 milyon 341 bin 162 olurken, özel müzelerdeki eser sayısı ise yüzde 32,5 azalışla 286 bin 334’e geriledi. Aynı dönemde Milli Saraylar Başkanlığına bağlı müzelerdeki eser sayısı yüzde 2,2 artışla 272 bin 835 oldu.
Bakanlığa bağlı müzelerdeki eserlerin yüzde 60,1’i sikke, yüzde 27,6’sı arkeolojik materyal, yüzde 6,6’sı etnografik materyal, yüzde 3,6’sı tablet oldu.
SİT ALAN SAYISI ARTTI
Müze ve ören yeri ziyaretçi sayısı, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 6,2 artarak 55 milyon 752 bin 208’e yükseldi. Ziyaretçilerin yüzde 54,7’si Bakanlığa bağlı müze ve ören yerlerini ziyaret etti. Bakanlığa bağlı ücretli müze ve ören yerlerini ziyaret edenlerin sayısı 17 milyon 673 bin 661 olurken, bunun toplam ziyaretçiler içindeki payı yüzde 31,7’yi buldu.
Özel müze ziyaretçi sayısı da yüzde 22,5 artarak 18 milyon 236 bin 130’a, Milli Saraylar Başkanlığına bağlı müze ziyaretçi sayısı ise yüzde 5 yükselerek 7 milyon 27 bin 103’e çıktı.

ZİYARETLERDEN ELDE EDİLEN GELİR
Bakanlığa bağlı ücretli müze ve ören yeri ziyaretlerinden 2 milyar 666 milyon 691 bin 663 lira gelir elde edildi. Bakanlık tarafından satılan müze kartı sayısı 4 milyon 214 bin 303 oldu. Taşınmaz kültür varlıklarının sayısı 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 2,1 artarak 124 bin 671’e çıktı. Bu kültür varlıklarının en çok bulunduğu il 33 bin 869 ile İstanbul olurken, bu ili 7 bin 976 ile İzmir ve 4 bin 948 ile Muğla takip etti.
Toplam sit alanı sayısı 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 4,9 artarak 24 bin 786’ya ulaşırken, sit alanlarının yüzde 97’sini arkeolojik sit alanları oluşturdu.

TABİAT ANITI SAYISINDA DÜŞÜŞ
Milli parkların sayısı 2023 yılında bir önceki yıla göre değişmeyerek 48 oldu. Milli park alanı yüzde 0,2 azalışla 909 bin 158 hektara geriledi. Tabiat parkı sayısı yüzde 1,9 artarak 266 olurken, tabiat parkı alanı yüzde 0,3 azalışla 108 bin 36 hektar olarak kayıtlara geçti. Tabiatı koruma alanı sayısı ise önceki yıla göre değişim göstermeyerek 31 olurken, tabiat anıtı sayısı yüzde 2,7 azalarak 110’a düştü.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnceleme sonucunda, Alzheimer vakalarının geceleri yapay ışığın daha fazla bulunduğu bölgelerde daha yaygın olduğu sonucuna ulaşan araştırmacılar, yapay ışığın vücudun biyolojik saatini ve uyku düzenini bozarak bilişsel gerilemeye yol açabileceğini tespit etti.
Araştırmacılar, dış mekanlarda maruz kalınan yapay ışığın 65 yaş altındakiler için Alzheimer’a yakalanma riskini alkol kullanımı, kronik böbrek hastalığı ve obezite gibi diğer etkenlere oranla daha fazla artırdığını belirledi.
Araştırmacılardan Robin Voigt-Zuwala, “Değiştirilebilir bir çevresel faktör olan gece ışık kirliliği, (Alzheimer’a yakalanmada) önemli risk oluşturabilir.” ifadesini kullandı.
Geceleri maruz kalınan yapay ışığın olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla karartma perdesi ya da göz bandı kullanılması önerildi.
Araştırma, “Frontiers in Neuroscience” dergisinde yayımlandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KOCAELİ Valisi İlhami Aktaş’ın Antalya‘da yoğun bakım hemşiresi olarak çalışan kardeşi Sinan Aktaş (49), evinde ölü bulundu.
Antalya‘da, Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakım hemşiresi olarak görev yapan, aynı zamanda Yeni Sendika Antalya İl Temsilcisi olan Sinan Aktaş’tan haber alamayan yakınları jandarmaya ihbarda bulundu. Öğle saatlerinde Aktaş’ın Alanya ilçesine bağlı Mahmutlar Mahallesi’ndeki evine giden jandarma ekipleri, kapıyı açtıklarında Aktaş’ı yatak odasında hareketsiz halde buldu. Sağlık ekibinin yaptığı kontrolde Sinan Aktaş’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Aktaş’ın cenazesi otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Aktaş’ın ölüm nedeni yapılan otopsinin ardından belirlenecek. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Marmara Üniversitesi’nde Eczacılık bölümü öğrencisi olan 19 yaşındaki Heval Pekgöz, iddiaya göre burnunda bulunan etten dolayı nefes alma zorluğu yaşamaya başlayınca ameliyat olmak istedi. Evine yakın olduğu gerekçesiyle Maltepe ilçesinde bulunan Ersoy Hastanesi’nde muayene olan ve ameliyat olma kararı veren Pekgöz, önce aynı hastanenin Kurtköy ilçesinde bulunan merkezine daha sonra bir devlet hastanesine sevk edildi ve o hastanede yaşamını yitirdi. Pekgöz’ün ailesi hastanenin ihmalkarlığı olduğunu belirterek suç duyurusunda bulundu. Hastane ile aile arasındaki hukuk mücadelesi devam ediyor.
Başsavcılık kamera kayıtlarını istedi
Şikayet üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu soruşturma başlattı. Savcılık hastaneden kamera kayıtlarını temin etti. Doktorlar için ise soruşturma izni istedi.
“Yalan, yanlış bilgi vererek hastane hastane dolaştırdılar”
Süreci anlatan baba Ferhat Pekgöz, “Kızımın burun etinde bir sorun vardı horlama ve nefes zorluğu yaşıyordu. Temmuz ayında bir devlet Hastanesi’nde randevu alarak gösterdik ameliyat olması gerektiği kanısına varıldı daha sonra evimize yakın olması nedeniyle Maltepe’de bulunan bu hastanede 10 Ağustos Cumartesi günü için ameliyat tarihi aldık. Ameliyat öncesinde gerekli tahliller yapıldı ve bir problem olmadığı söylendi. Ameliyat günü geldiğinde 08.50 gibi ameliyata aldılar bize de beklememiz gerektiğini söylediler, biz öncesinde hastanede yoğun bakım ünitesi var mı diye sormuştuk her şeyin tam olduğunu endişelenmemiz gerektiğini söylemişlerdi. Yaklaşık 1 saat sonra bizi başhekimin odasına çağırdılar ve kalbinin 1 dakika durduğunu ve kalp masajı ile çalıştığını ama bir problem olmadığını sadece tedbir amaçlı Kurtköy’de bulunan hastanelerine sevk etmek istediler. O hastaneye gittiğimizde hastayı yoğun bakıma alarak bizi temkin ettiler. Bize kızımızın kalbinde problemler olduğunu söyledi ve anjiyo yapılması gerektiğini söylediler biz gerekiyorsa yapılsın dedik ama yapamayacaklarını ve devlet hastanesine için kayıt açtıklarını sevk edileceğini söylediler. Sevkten sonra doktor dedi ki, kızınızın kalbinde bir problem yok beyninde hasar oluşmuş başka yoğun bakımı olan bir hastaneye sevk edilmesi gerektiğini söylediler. İlk hastane bize kalbin bir kere durduğunu söylemişti ama yalan ve yanlış bilgi vermişler bir kaç defa kalbi durmuş. Beyni uzun süre oksijensiz kaldığı için bütün yetilerini kaybetmiş. Bu özel hastanede ya geç muayene ettiler, ya kalp durduğunu fark etmediler. ya ekipmanları yoktu. Bunların geç ve ihmalkar tavırları yüzünden kızım 30 Ağustos günü yaşamını yitirdi” dedi.
“Benim çocuğumun mezarıyla okul yan yana”
Anne Özlem Pekgöz, “Kızımı ihmalden dolayı kaybettim. Bize geç haber verildi ve istediğimiz hastanelere sevk edilmedi. Yoğun bakım var denildi ancak yoğun bakım olmadığı ortaya çıktı. Bana panik yapmamam gerektiği söylendi ve sürekli hiç bir şey yok taburcu edeceğiz dediler. Kızımın kalbinde problem olduğunu söylediler genetik kalp rahatsızlığı var mı diye üstelediler sürekli böyle bir şey yok ama. Anjiyo yapıldığında kalbine hiç bir problem olmadığı ortaya çıktı. 2 saat içerisinde çocuğumuz 3 hastane değiştirdi. Ben doktorla muhatap oldum ve her şey var denildi. Biz evimize yakın olduğu için bu hastaneyi tercih ettik. Güle oynaya girdiğimiz hastaneden çocuğumuzun ölüsünü çıkarttık. Yetkililerin ceza almasını istiyorum ben hepsinden şikayetçiyim. Benim çocuğumun mezarıyla okul yan yana, okullar açılınca herkes çocuğunu okula gönderirken ben çocuğumun mezarına gideceğim” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşte FSA uzmanlarının dondurulmuş gıdalarla ilgili ipucu ve uyarıları:
1. Gıda yalnızca alındığı gün mü dondurulur?
Bir FSA araştırmasına katılanların %43’ü öyle olduğuna inanıyor ama kuruma göre bu bilgi yanlış.
FSA uzmanlarına göre gıdalar son kullanım tarihine kadar her an dondurulabilir.
Gıda bekledikçe tazeliğinden kaybettiği için zamanla besin değeri düşebilir ama tehlikeli değil.
2. Gıda derin dondurucuda uzun süre beklerse bozulur mu?
FSA araştırmasına göre halkın %38’i gıdaların derin dondurucuda da bozulabileceğine inanıyor.
Ancak kurumun genel müdürü Steve Wearne’e göre bu doğru değil.
Wearne’e göre zamanla buz kristallerinin artması yüzünden gıdanın tadı ve dokusu değişse de besin zehirlenmesi riski yok:
“Gıda derin dondurucuda güvendedir ama zamanla kalitesi düşer. Dolayısıyla da dondurulduktan sonra 3-6 ay içinde tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Tabii paketlenmiş hazır gıdaların üzerindeki etiketlere de bakılmasında fayda var.”
3. Gıdayı çözdürdükten sonra ne kadar zamanda türketmeliyiz?
Bakteri türlerinin çoğu, derin dondurucuda ölmüyor. Ancak düşük ısı ve susuzluk yüzünden pasif hale geçiyor.
Bu nedenle gıdanın buzu çözüldüğünde bozulma süreci de yeniden başlıyor.
Steve Wearne “Derin dondurucu, gıdalar için kumandadaki ‘bekle’ düğmesi gibidir. Zamanı durdurur” diyor.
“Ama buzu çözülünce, duran zaman yeniden akmaya başlar. Bu nedenle gıdaları ancak yiyeceğiniz zaman çözdürün, buzu tamamen çözüldükten sonra da 24 saat içinde yiyin.”
4. Dondurulmuş gıdayı çözdürmek için en iyi yöntem hangisi?
Bakteriler genel olarak sıcakta ürediği için gıdayı yavaş yavaş çözdürmek en iyisi.
Aksi halde bakterilerin hızla artması riski var.
FSA’ya göre en güvenli yöntem, kullanmadan bir gece önce buzdolabına aktararak orada çözdürmek.
5. Bir gıdayı ikinci kez dondurmak tehlikeli mi?
Dondurulup çözülmüş gıda bozulma sürecine kaldığı yerden devam ediyor.
Ancak çözüldükten sonra yeniden dondurulursa, ikinci kez çözüldüğünde bakteriler çok hızla çoğaldığı için zehirlenme riski artıyor.
Dondurulup çözülen gıda pişirilmişse, örneğin çiğ tavuktan tavuklu bir yemek yapılmışsa, o zaman zararlı bakteriler ölüyor ve gıdanın yeniden dondurulması riskli olmuyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MALATYA – Malatya’nın tek ‘sakin şehir’ unvanına sahip kentin en önemli çekim merkezlerinden biri olan Arapgir ocak-eylül döneminde 500 bin yerli yabancı turisti ağırladı.
Malatya’nın tek ‘sakin şehir’ unvanına sahip kentin en önemli çekim merkezlerinden biri olan Arapgir ilçesi zengin tarihi birikimi, doğası, kültürel çeşitliği ve eşsiz doğal güzellikleriyle binlerce yerli ve yabancı ziyaretçinin akınına uğruyor.
Kültürel ve doğal güzellikleriyle popüler bir tatil noktası olan Arapgir ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatırken, doğal güzelliklerinin en etkileyici olanı Kozluk Çayı- Kayaarası Kanyonu Malatya ve çevre ilçelerin yanı sıra komşu illerden de gelen binlerce yerli ve yabancı turistle buluşuyor.
“Bir milyon hedefine yaklaşacağız”
Sadece Kurban bayramı arefesinde 100 bin kişiyi ilçede misafir ettiklerini aktaran Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu,” Şuana kadar çeşitli organizasyonlarla bölgeyi ziyaret eden insanların toplamdaki sayısı 500 binin üzerine çıktı diye tahmin ediyoruz. Hareketlilik devam ediyor. İşletmelerimiz otellerimiz dolu durumda. Sürekli haftalık ve günü birlik turlar geliyor. Arapgir buna hazırlığını 15 yıldır yaptı. Hedefimiz bir milyon turisti ağırlamaktı bu rakama ulaşamayacağız gibi görünüyor ama yaklaşacağız. On beş gün içerisinde bir 100 bin kişinin daha bölgeyi ziyaret etmesini bekliyoruz. Buradan herkese Arapgir’i görmeye deneyimlemeye davet ediyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM – Erzurum’da, Osmanlı Devletince doğu sınırlarının korunması amacıyla yapılan ve “93 Harbi” olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın en çetin muharebelerinin geçtiği tabyalardan birisi olan Mecidiye Tabyası, ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor.
Mecidiye Tabyası, Erzurum’un doğusunda şehir merkezine yaklaşık 2 km mesafede, Nene Hatun Tarihi Milli Parkı içerisinde Topdağı mevkiinde bulunuyor. Topdağı üzerine yaptırılan ilk yapı olma özelliği taşıyan tabya, Sultan Abdülmecid tarafından, Erzurum’u doğudaki Deveboynu ve kuzeydeki Gürcü Boğazı istikametlerinden gelen düşman saldırılarından korumak amacıyla 1852 yılında özel olarak hazırlattırılan proje dahilinde Erzurum Valisi Zarif Mustafa Paşa’nın nezaretinde yaptırıldı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Erzurum şehrinin düşmemesini sağlayan en önemli faktör olarak değerlendirilen tabya, tamamen iyi tür küfeki taşından yaptırıldı ve dışardan düz toprak damla örtüldü. Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın, 9 Kasım 1877 sabahı Firdevsoğlu Kışlası’ndan Mecidiye Tabyası’na gelerek savaşı buradan yönettiği biliniyor. Erzurum’a hakim bir tepede yapılan Mecidiye Tabyası, karakol ve kışla olarak kullanıldı. Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Mecidiye Tabyası başta olmak üzere tüm tabyaların geleceğe taşınması için tüm kurumlarla birlikte el ele verip çalışacaklarını dile getirdi.
Tabyaların içinden en eskisi
Erzurum’a hakim bir yerde bulunan Topdağı’nın kuzey ucunda 2042 metre yükseklikte konumlandırılan Mecidiye Tabyası doğudaki Yanık dere ve kuzeydeki Gürcü boğazından gelebilecek saldırılara karşı durmak amacıyla Sultan Abdülmecit tarafından yaptırıldı. Mecidiye Tabyası geniş bir avluya bakan yay şeklinde bir plan üzerine kurulmuş yan yana koğuş odalarından meydana geliyor. Kuzey-güney istikametinde uzanan yayın orta kısmının uzunluğu 63,85 metre, yan kısımlar ise 20,20 metredir. Tabyanın batısında geniş bir avlu bulunmaktadır. Mecidiye Tabyası küfeki taşından yapıldı ön ve arka cepheye bakan duvarlar taşıyıcı özelliğe sahip olmadığı için biraz ince tutulmuş, bu duvarlar arasında dikey olarak uzanan ve koğuş odalarını meydana getiren duvarlar daha kalın inşa edildi. Tabya dıştan düz toprak damla kapatılmıştır. Mecidiye Tabyası 21 tabya içerisinde en eski tabya olması nedeniyle sonrasında yapılan tabyalarda bulunan pusu ve topçu odaları, karargah odası gibi yenilikler bulunmuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı, merhum şair ve düşünür Sezai Karakoç’un hatırasını yaşatmak amacıyla özel bir program düzenledi. Saat 18.00’de Kurşunlu Cami alanında gerçekleştirilen buluşmaya gençler yoğun ilgi gösterdi.
Etkinlikte, katılımcılar sevdikleri kitaplarla bir araya gelerek, Sezai Karakoç’un düşünce dünyasına dair sıcak sohbetler gerçekleştirdi.
İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programda, Sezai Karakoç’un edebi ve düşünsel mirası bir kez daha hatırlatılarak, Diyarbakır’ın kültürel değerlerine sahip çıkılması gerektiği vurgulandı. Gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleşen buluşmada, çay eşliğinde yapılan sohbetler, katılımcılara hem derin bir kültürel deneyim hem de keyifli anlar yaşattı.
AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı, bu tür etkinliklerin devam edeceğini belirterek, tüm Diyarbakır halkını benzer programlara katılmaya davet etti. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kore Savaşı’nda esir düşen Türk askerlerinin dosyalarını inceleyen Dr. Ece Aynur Onur:
“Esir olan askerlerimizin esaret hayatları boyunca gün yüzüne çıkmamış yeni bilgilere ulaştık”
“Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok”
BURDUR – Burdur’un Karamanlı ilçesinde yaşayan Askeri ve Medikal Antropoloji alanında doktora yapan Dr. Ece Aynur Onur, Amerikan Ulusal Arşivi’nde yer alan ve ABD ordusu tarafından askeri tutanaklara geçirilen raporlara ulaştı. Dr. Onur raporlarda yaptığı incelemede sonucunda, “Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok” dedi.
Burdur’un Karamanlı ilçesinde yaşayan, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan Indiana Üniversitesi’nde Askeri ve Medikal Antropoloji alanında doktora yapan Dr. Ece Aynur Onur, doktora çalışmaları sırasında Kore Savaşı Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Türk askerleri üzerine yapılan araştırma raporlarına ulaştı. Arşivde karşılaştığı raporlarda yer alan “Kore Savaşı’nda esir olan Türk askeri, esir kamplarında neden ölmedi?” sorusunun dikkatini çekmesi üzerine Onur, 2017 yılında ABD’nin resmi makamlarına başvurarak bu araştırmanın dayandığı belgeler ve sorgu tutanaklarına ulaşmak istedi.
2017 yılında esir olan rütbeli askerlerin dosyalarına ulaşmak için 7 yıl beklediğini söyleyen Onur, “O dönemde özellikle alt rütbeli askerlerimizin sorgu tutanakları açıktı ve sorgu tutanaklarını aldım. Amerikan ordusunun askerlerimiz hakkında yaptırdığı bir çalışmanın raporunu bulmuştum. Bu raporu sorgu tutanakları ile beraber mukayeseli bir şekilde okudum. Ancak o dönemde üst rütbeli subaylarımızın dosyaları açık değildi. 2017 yılında yaptığım başvuru birkaç gün önce sonuçlandı ve esir tutulan en üst rütbeli Yüzbaşı İhsan Serim’in dosyası tarafıma ulaştırıldı. Daha önce sorgu tutanaklarından ve Amerikan ordusunun yaptırdığı çalışmalardan ‘Kore Savaşı’nda Türk Esirler’ isimli bir kitap yazmıştım ancak Kore Savaşı’nda esir olan askerlerimizin bu esaret hikayesinin en önemli yani yapbozun en önemli parçası eksikti. Yüzbaşımızın dosyasıyla beraber onların o kahramanlık hikayeleri tamamlanmış oldu” dedi.
“Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok”
1953 yılında Kore Savaşı’nın ardından ateşkes imzalanması ile birlikte savaşın tarafları esir askerleri takas etmesinin ardından Amerikan askeri istihbaratının Amerikalı askerlerle birlikte Türk askerlerini de sorguya aldığını söyleyen Onur, “Savaş boyunca esir kamplarından çeşitli istihbaratlar ulaşmış Amerikan ordusuna. Amerikalı esirlerin kara kuvvetleri ve esirlerin özellikle sorgu son haklarına baktığımızda yüzde ellisinin hayatını kaybettiğini görüyoruz esir kamplarında. Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok. Yine Amerikalı esirlerin komünist Çin kuvvetleri ile esir kampında özellikle yüzde 15’in iş birliği yaptığını görüyoruz yani düşmanla iş birliği yaptığını görüyoruz. Sorgu tutanaklarına baktığımızda Amerikan ordusunun Türk askerleri üzerine yaptırdığı çalışmaya baktığımızda; iki askerimizin düşmanla bir defaya mahsus olarak iş birliği yaptığını, Türk askerlerimiz tarafından esir kampında organize edilen bir Divan-ı Harp’te iş birliği yapan askerlerimizin yargılandığını, yargılanma sonucunda ceza olarak ağır şekilde darp edildikleri ve esaretlerinin sonuna kadar göz hapsine tutulduklarını görüyoruz. İki ordunun esir askerleri arasında böyle ciddi bir esaret performans farkı oluşunca ki özellikle de Amerika o dönemde Türkiye’ye askeri ve ekonomik yardım yapan bir ülke. Amerikan ordusu Türk askerlerimize sorgu tutanaklarını askeri ve sivil kurumlara vererek bilimsel çalışmalar yaptırmış. Bu bilimsel çalışmaların sonucunda raporlar oluşturulmuş bu raporlara ulaşmıştır” şeklinde konuştu.
“Esir olan askerlerimizin esaret hayatları boyunca gün yüzüne çıkmamış yeni bilgilere ulaştık”
2017 yılında Türk askerlerine ait sorgu tutanaklarının peşine düştüğünü söyleyen Onur, “Dosya tarafıma iletildi ve bu sayede orada esir olan askerlerimizin esaret hayatları ve deneyimleri hakkında daha önce gün yüzüne çıkmamış yeni bilgilere ulaştık. Bu bilgiler özellikle Amerikan ordusunda, NATO ve askeri çevrelerinde sık sık dile getirilen fakat belgelendirilemeyen iddialar vardı, savaş efsaneleri vardı. Örneğin esir kaplarında askerlerimizin kendi aralarındaki emir komuta zincirini asla bozmadıkları, üst rütbeli bir subay Çinliler tarafından aralarından alındığı zaman hemen alt rütbedeki askerimizin komutayı devraldığı, aralarındaki birlik ruhunu kesinlikle bozmadıkları, hayatı idame yeteneklerinin çok güçlü olduğuna dair gurur verici iddialar vardı. Ancak bunları ilk defa yüzbaşı İhsan Serim’in sorgu tutanaklarında elle tutulur gözle görülür bir şekilde isim isim ve tarihleri ile beraber görebiliyoruz. Amerikan Ordusu’nun Türk esir askerlerimiz üstüne yaptırdığı çalışmanın sonuç kısmı ile 1955 yılında yayınlanan ve hala kullanımda olan Amerikan muharip askerinin el kitabı bire bir örtüşmektedir. Bu da bize şunu gösteriyor; Amerikan ordusu Kore’de esir olan askerlerimiz üzerinde yaptırdığı bilimsel çalışmalarını kendi askeri eğitimlerini yeniden yazmak için kullanmıştır. Hayatı idame, kaçma kurtulma, sorguya mukavemet eğitimleri de Kore’de esir olan askerlerimizden örnek alınarak, esinlenerek hazırlanmıştır. Amerikan ordusunun yaptırdığı çalışmanın sonuçları arasında şu çok çarpıcıydı benim için. Türkler hayatı idame ve mukavemet güçlerini nereden alıyorlar ve bu sorunun cevabı şuydu; tarihlerinden, kültürlerinden alıyorlar” dedi.
Esir askerlerimizin dosyalarına ulaştığım için mutlu ve gururluyum
Kore Savaşı’nda esir olan Yüzbaşı Ihsan Serim Ispartalı olduğunu belirten Dr. Onur, dosyalar gönderildiği zaman heyecanını askerlerin aileleriyle paylaştığını vurgulayarak, “Ben de Burdurlu olduğum için aslında bir anlamda hemşehrim sayılır. Kendisinin evladı da yok. Belki olsaydı babasının sorgu tutanaklarının peşine düşerdi ama olmadığı için ben de dosyalarla karşılaştığım için kendime görev edindim ve yedi yıl boyunca dosya alabilmek için bekledim. Dosyayı aldıktan sonra iki yeğenine ulaştırdım ve onlar da ‘kendi evladı olsaydınız ancak bu kadar uğraşırdınız’ diye çok teşekkür ettiler. Ben de kendilerine çok teşekkür ediyorum. Dosyalarla ben de ilk karşılaştığım için, Allah nasip ettiği için çok mutluyum ve çok gururluyum” açıklamalarında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KİLİS – Kilis İl Sağlık Müdürü Kadir Söylemez, uyum haftasıyla birlikte okula yeni başlayan çocuklarda enerji kaybı, isteksizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, baş ağrısı gibi şikayetlerin okul fobisinin belirtileri olduğunu açıkladı.
2024-2025 eğitim öğretim yılının uyum haftasıyla başlamasıyla birlikte aileler ve öğrencilerde okul telaşı başladı. Kilis İl Sağlık Müdürü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Söylemez, okul telaşı yaşayan öğrenciler ile velilere hem uyarılarda bulundu hem de karşılaşılabilecek durumlar karşısında nelere dikkat edilip nelerin yapılması konusunda önerilerde bulundu.
Her yıl milyonlarca çocuğun okula başlamasıyla birlikte gerçekleşen okul fobisinin, her yüz çocuktan 4-5 tanesinde görüldüğünü belirten İl Sağlık Müdürü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Söylemez, okulun, çocuk için daha önce hiç tanımadığı kadar çok sayıda insan, arkadaşla, çocukla tanışma ve karşılaşma süreci olduğunu belirtti. Söylemez, bununla birlikte uyulması gereken kurallar ve başarılması gereken öğrenim süreçleriyle birlikte yepyeni çevre olduğunu deneyimi yaşandığını da kaydetti.
Okulların başlamasıyla birlikte okula gitmek istemeyen çocuklarda ‘okul fobisi’ olduğunu söyleyen İl Sağlık Müdürü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Söylemez, “Okul fobisi, çocuğun annesinden ayrılmak istememesi, evden uzaklaşmak ve tek kalmak istememesi, okula gittiği zamanlarda ise kendini gergin, huzursuz ve kaygılı hissetmesi şeklinde ifade edilebilir” dedi.
“Okula başlayan çocuklardaki karın ağrısının en büyük sebeplerinden birisi de okul kaygısı”
Genellikle evden ve aileden ilk defa uzaklaşan çocuklarda karın ağrısı, baş dönmesi, iştah kesikliği ve okula başlayan çocuklarda ilk zamanlarında ani sinirlenmelerin olduğunu söyleyen Söylemez, ” Okula başlama dönemi çocukların anne ve babalar için önemli bir geçiş sürecidir. Çocuklarımızın bir çoğu okula başlamak için istekli olmalarına rağmen okula gitme zamanı geldiğinde uyumsuzluk gösterebilir. Bu sekte, çocuk ilk güven duyduğu kişi olan annesinden veya diğer ebevynden ayrılmak zorunda kaldığı için bir takım kaygılar yaşayabilir. Ailesini bulunmadığı bu yeni ortam ve yeni çevre okula alışma konusunda biraz zamana ihtiyaç vardır. Okul uyum süreci bireysel farklar göstermektedir. Kimi çocuk baştan itibaren tepkiliyken, kimi çocuklar ise kısa bir süre sonra tepki gösterebilirler. Bu tepkiler evden ayrılırken ağlayarak, kendini yerlere atma ve fizyolojik rahatsızlığı yokken baş ağrısı, mide, bulantısı gibi şikayetlerde bulunuyor. Anne ve babalar bu süreçte öğrencilerin öğretmenleriyle iletişim halinde olmalı ve süreci beraber yürütmelidirler. Çocuğun okula başlayacağı fikrini aile ilk olarak kendine alıştırmalıdır. Çocuğun okula başlaması ile ilgili hissettiklerini anlatmasına izin verilmeli ve onu dinleyip duygularına çocuğa gösterilmelidir. Bu dinleme süreci ise çocuğa verilen duygusal destek uyum sürecini kolaylaştıracaktır” şeklinde konuştu.
İlkokul 1’inci sınıfa giden Umay Alkan, “Okula gitmek için çok heyecanlıyım. Okulda yeni arkadaşlarım olacak. Okulda öğretmenimle tanışıp güzel zamanlar geçirmek işitiyorum. Teneffüs zamanında arkadaşlarımla eğleneceğim. Diğer zamanlarda ise okuma ve yazma öğrenerek derslerime çalışmak istiyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bağcılar Belediyesi Vefahane Yaşam Merkezi’nde verilen ücretsiz diyetisyen hizmetinden ilçede ikamet eden yaşlılar, yararlanıyor. Belediyenin bu hizmeti sayesinde vatandaşlar, hem kilo kontrolü yaptırarak doğru beslenme yöntemlerini öğreniyor hem de sağlıklı bir yaşamın kapısını açıyor. Merkeze gelen hastaların metabolizma yaşı, yağ, kas, kemik durumu ölçümleri yapılarak sağlıklı yaşam hakkında bilgiler veriliyor. Kan tahlilleri doğrultusunda uzman diyetisyen tarafından diyet programı yapılarak takibi de sağlanıyor. Diyetisyenler, her bireyin beslenme problemlerini ortadan kaldırmak amacıyla ellerinden gelen bütün çalışmaları sergiliyor.
“Anne sütü bile almadım”
vegan olduğunu ve hayatını bu şekilde sürdürdüğünü söyleyen 59 yaşındaki Hatice Alsaç, Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğini ifade etti. Hiç anne sütü almadığını belirten Alsaç, “Doğduğum günden beri sütten ete kadar hayvansal hiçbir şey yiyemiyordum. 7 yaşında doktor bana vegan olduğumu söyledi. O günden sonra hayatıma vegan olarak devam ettim ve bu yaşıma kadar yeşillikle, baklagillerle beslendim. Balık, et, tavuk, yumurta, peynir hiçbirini yemedim” dedi.
Eşim et yemeyi çok seviyor
Çevresini vegan olduğu yönünde ikna etmekte zorlandığını da belirten Alsaç, “Bir arkadaşım gerçek vegan olduğumu test etmek için yaptığı keşkek yemeğinin içine benden gizli et suyu kattı. Bir kaşık yedikten sonra midem bulandı, karın ağrısı başladı. Böyle olunca o da yaptığını itiraf etmek zorunda kaldı. Eşim de et yemeyi çok seven bir insan. Ben etin kokusuna bile katlanamıyorum ama o çok sevdiği için mecburen pişiriyorum. Yemek pişirirken eldiven kullanıyorum sonra da kokusu gitsin diye çamaşır suyuyla temizlik yapıyorum. İlk başlarda zor geliyordu ama sonra alıştım” diye konuştu.
“Vefahane’de bana çözüm ürettiler”
Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğine vurgu yapan Alsaç, şöyle devam etti: “Burada diyetisyenimiz benimle çok ilgilendi. Vegan olduğumu söyleyince de çözümler üretti. Bana yiyebileceğim peynir, bademden süt ve pirinçten yoğurt yapmayı öğretti. Sebze ve baklagiller dışında yiyecekler de yiyorum.”
“Büyüklerimiz bizim için çok değerli”
Yaşlıların sağlığına önem verdiklerini kaydeden Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “2023 yılında açtığımız Vefahane Yaşam Merkezi’miz’de 60 yaş üstü hemşehrilerimize 17 branşta hizmet veriyoruz. Büyüklerimiz bizim için çok değerli. Onların burada her türlü bakımını yapıyoruz. Diyetisyenlik hizmeti de bunlardan birisi. Kurumumuzda çok mutlu ve sağlıklı olmaları için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Ayrıca tesise gelenleri servis araçlarımızla sabah evlerinden alıyor, akşam tekrar geri götürüyoruz” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜTAHYA’nın Emet ilçesinde bir dönem halk sağlığı için büyük tehlike oluşturan şebeke suyundaki arsenik miktarı, yeni kaynaklarla yıllar içerisinde büyük oranda azaltılırken, ilçenin düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümünde, ‘sağlıklı şebeke içme suyu’ açılışı yapıldı. İlçe halkı, 12 yıllık çalışmanın ardından ‘arseniksiz’ içme suyuna kavuştu.
Sağlık Bakanlığı tarafından tehlike sınırı litrede 10 mikrogram kabul edilen arsenik miktarı, yaklaşık 22 bin kişinin yaşadığı Emet ilçesindeki şebeke suyunda geçmiş yıllarda 600 mikrograma kadar ulaştı. Emet Belediyesi, arsenikli su sorununa çözüm bulmak için 2005 yılında yaptığı çalışmalarda, ilçeye yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Köprücek mevkisindeki arsenikli su çıkan kuyuları kapatarak, yine aynı bölgede yeni kaynaklardan getirilen suyun ilçede kullanılmasını sağladı. İlçe Halk Sağlığı ekiplerince her ay yapılan biyolojik ve kimyasal ölçümlere göre, içme suyundaki arsenik miktarı mevsim şartlarına bağlı olarak 20 ila 25 mikrogram arasında değişirken, 2012 yılında Yeniceköy’deki Sorgun mevkisinde yapımına başlanan göletin yanına kurulan arıtma tesisi ile ilçe halkı, 12 yıl sonra sağlıklı içme suyuna kavuştu.
‘3 EYLÜL 2024, ARSENİKLİ SUDAN KURTULUŞ GÜNÜ OLACAK’
Emet’in düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümü kutlamaları ve ‘arsenikli su’ sorununun çözülmesi dolayısıyla, Hükümet Meydanı’nda tören düzenlendi. Törende konuşan Emet Belediye Başkanı Mustafa Koca, ilçe için büyük öneme sahip ‘arsenikli su’ sorununu çözmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Koca, ilçedeki arsenik oranı yüksek olan içme suyu sorununu çözmek için 12 yıl önce çalışma başlattıklarını dile getirerek, “12 yıl önce Emet’imize sağlıklı içme suyu kazandırmak için dağ tepe gezdik. Yüksek rakımlarda su aradık. Şu an göletimizin olduğu yerde, 957 metre rakımda ölçümler yapıldı. Gölet yapımı başlarken; ilçede içme suyu, kanalizasyon, yağmur kanalları yenilenmesi ve su depoları, isale hatları yapımı için proje ihalelerini gerçekleştirdik. Gölet yanına yapılan arıtma tesisimizde, 15 gündür test uygulamaları gerçekleştirildi. Bugün de ilçemize göletten ilk suyu akıtıyoruz. 3 Eylül 1922 Emet’imizin düşman işgalinden kurtuluşu, 3 Eylül 2024 ise Emet’imizin arsenikli sudan kurtuluş günü olacak. Belediye olarak 3 vardiya ekip kurarak, 2-3 ay içerisinde yeni hattan tüm Emet halkına, sağlıklı içme suyunu vermek için çalışacağız. Daha sağlıklı nesiller için hayırlı olsun Gazi Emet” diye konuştu. Konuşmaların ardından, gölet suyu vanası açılarak ilçeye ilk su verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, eğitim aldığı okulda darp edilen otizmli gence şiddet uygulayan kişininin gözaltına alındığını duyurdu. Bakanlığın resmi X hesabından yapılan açıklamada otizmli genç ve ailesine yönelik uzman ekipler tarafından psikososyal destek sürecinin başlatıldığı ve şiddet uygulayan kişinin en ağır cezayı almasının yakın takipçisi olacağı belirtildi.
Bakanlık’tan yapılan açıklama şöyle:
” İstanbul’da bir Otizm Spor Kulübünde gerçekleştiği tespit edilen görüntülerin ardından İstanbul İl Müdürlüğü ekiplerimiz emniyet birimleri ile koordineli bir şekilde harekete geçmiştir. Şiddet uygulayan şahıs ifadesinin alınmasının ardından gözaltına alınmıştır. Otizmli gencimiz ve ailesine yönelik uzman ekiplerimiz tarafından psikososyal destek süreci başlatılmıştır. Bakanlık olarak yargı sürecine müdahil olarak şiddet uygulayan şahsın en ağır cezayı almasının yakın takipçisi olacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Deprem sonrasında hizmet verecek UMKE lojistik merkezi hazır: Afet durumunda 600 kişi tedavi edilebilecek
BİNGÖL – Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerinin ardından uzmanların sık sık uyarıda bulunduğu Bingöl’de, UMKE Lojistik Merkezi kurulumu tamamlandı. Deprem sonrasında 600 kişinin tedavi edilebileceği sahra hastaneleri de hazırlandı.
Geçtiğimiz yıl 6 Şubatta Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından uzmanların en çok uyarılarda bulunduğu ve geçmişte büyük depremlerin yaşandığı Bingöl’de hazırlıklar sürüyor. Muhtemel bir depreme hazırlanmaya devam eden kentte, 105 bin metrekare alanda UMKE Lojistik ve Operasyon Merkezi kuruldu. İçerisinde 3 tip sahra hastanesinin yer aldığı lojistik merkezinde 6 ameliyathane, helikopter pisti, 2 mobil mutfak, 30 yaşam konteynırı, toplantı odaları, koordinasyon merkezi, haberleşme konteynırı, kurtarma araçları, mobil banyo ve tuvalet gibi alanlar muhtemel depremde kullanılabilecek. 200 veya daha fazla yatak kapasitesini de içerisinde barından alanda yine muhtemel bir deprem durumunda 175’e yakın personel görev alacak. Her gün 18 personelin hazır bulunduğu lojistik alanı inceleyen Bingöl Valisi Ahmet Hamdi Usta, ilgili kurum amirinden çalışmalar hakkında bilgi aldı. 6 Şubat depremlerinin ardından lojistik merkez için çalışmalara başladıklarını belirten Vali Usta, örnek bir alan kurduklarını belirtti. Vali Usta, “29 Ağustos’ta bölgesel anlamda 7 ilimizi etkileyen ve depremden etkilenen iller dışındaki illerden destek aldığımız bölgesel bir tatbikat gerçekleştirdik. Bu kapsamda da UMKE sahra çadırlarıyla beraber aktif bir şekilde rol aldı. Tatbikatımız çok başarılı geçtikten sonra bugün tekrar yapılan çalışmaları yerinde görmek için UMKE lojistik merkezine geldik. Bu merkezin şuan da Türkiye’de iki örneği var. Biri Edirne’de biri de Bingöl’ümüzde. Özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra basın, yayın, akademisyenler muhtemel bir depremin Bingöl’de olacağını belirtti. Biz de bunun ardından hazırlıklarımızın önemini kavradık ve Bingöl’ü tüm Türkiye’ye örnek olacak şekilde lojistik merkez haline getirdik” dedi.
“600 kişiye hizmet verebilecek bir hastane haline getirebiliyoruz”
Alanın 105 dönüm üzerine kurulduğunu aktaran Vali Usta, “Burada 2 mobil mutfağımız, 105 konteynırımızda yaşam alanları, makineler, teçhizatlarımız, sağlıkla ilgili ekipmanlarımız, yaşam alanlarımız, haberleşme merkezlerimizle beraber burası 105 dönüm üzerine kurulu Lojistik Merkez. İçinde 3 sahra hastanemiz var. Sahra hastanemizi kurduğumuz zaman 500 metrekarelik bir alanda 600 kişiye hizmet verebilecek bir hastane haline getirebiliyoruz. Her türlü acil, poliklinik, ameliyathane gibi alanlarımız var burada. İnşallah ihtiyacımız olmaz ama ihtiyaç olduğu zaman da bunun altından kalkabilecek bir altyapıya sahibiz” şeklinde konuştu.
UMKE Lojistik ve Operasyon Merkezi hakkında bilgiler veren UMKE sorumlusu Hasan Akkuş ise “İlimizde yapılan bölgesel saha tatbikatı sonrasında bu alanda neler yapabildiğimizi valimize aktardık. Kendisi alanı ziyaret etti. Biz her an deprem olacakmış gibi hazırlık içerisindeyiz. Alanımız zaten Türkiye’de örnek bir alan. Altyapısı, sahra hastanesi alanıyla, helikopter pistiyle, lojistik depolarıyla, koordinasyon merkezleriyle sürekli aktif. Burada 18 arkadaşımız sürekli olarak çalışmakta. 175 ayrıca da gönüllümüz var. Olası bir afet durumunda beraber çalışacağımız arkadaşlarımız var. İnşallah böyle bir afet yaşamayız” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELAZIĞ – Elazığ Fethi SekinŞehir Hastanesi’nde ileri evre parkinson hastalarına endoskopi eşliğinde Jejunal tüp ile perkütan endoskopik gastrojejunostomi işlemi yapılmaya başlandı.
İleri evre parkinson hastalarında hastaya verilen ilacın mide asiti tarafından etkilenmesini engellemek amacıyla uygulanan PEG-J yöntemi Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde uygulanmaya başlandı. Bu yöntem sayesinde ileri evre parkinson hastalarının daha etkili bir şekilde tedavi edilebileceği bildirildi.
Yöntem ile hastaya verilecek olan ilacın mide asidi ile parçalanmasını engellemiş olduklarını belirten Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Dr. Sadık Keşmer, “Bu gün burada parkinson hastası olan bir hastamıza jejunal tüp takıldı. Bu işlem endoskopik olarak yapılıyor. Hastamızda daha öncesinden Endoskopik olarak Perkütan Endoskopik Gastrostomi takmıştık. PEG hastalarında veya PEG’i olmayan hastalarda Perkütan Endoskopik Gastrostomi yöntemiyle midesinin içinden geçirdiğimiz tüpü ince bağırsağın üst kısmı dediğimiz jejunuma kadar ilerletiyoruz. Jejunal tüpü mideden en az 35 – 40 santim uzaklaştırmış oluyoruz. Bu sayede ilacın mide asidi ile parçalanmasını engelleniyor. Endoskopik olarak tüp yerleştirildikten sonra nöroloji uzmanlarımızın kontrolünde ilaç infüzyonu ve ilaç tedavisi yapılıyor” dedi.
Op. Dr. Keşmer, “İleri evre parkinson hastalarında kullanılan en iyi tekniklerden biri olan bu yöntemde özel bir pompa vasıtası ile takılan kataterden doğrudan ince barsağın jejunum kısmına sürekli infüzyon şeklinde ilaç uygulanabiliyor. Böylece kullanılan ilaç en iyi emilim yeri olan jejunuma doğrudan uygulanarak, hızla beyne ulaşmasına olanak sağlanıyor. Endoskopi eşliğinde PEG-J (perkütan endoskopik gastrojejunostomi) adı verilen bir yöntem ile mideden ince barsağın jejunum parçasına bir tüp yerleştirilir. Karın duvarında kalan yaklaşık 10 santimetre uzunluğunda veya daha uzun olarak 0,5 santim çapında tüp bırakılır. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanemizde bu işlemi ilk kez gerçekleştirmiş olduk. Hastamız Nöroloji kliniğimizde bu açılan tüpten ilaçlarını almaya başlayacak inşallah. Bu işlemden daha fazla fayda görmesini bekliyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vegan kadın, 59 yaşına kadar yeşillikle beslendi
İSTANBUL – Bağcılar’da yaşayan vegan Hatice Alsaç (59), bu yaşına kadar yeşilliklerle beslendiğini söyledi. Ancak Alsaç’ın hayatı 6 ay önce başladığı Bağcılar Belediyesi Vefahane Yaşam Merkezi’nde değişti. Alsaç, burada öğrendiği tariflerle artık veganlara özgü yoğurt, peynir ve kefir gibi gıdalar yaparak besleniyor.
Bağcılar Belediyesi Vefahane Yaşam Merkezi’nde verilen ücretsiz diyetisyen hizmetinden ilçede ikamet eden yaşlılar, yararlanıyor. Belediyenin bu hizmeti sayesinde vatandaşlar, hem kilo kontrolü yaptırarak doğru beslenme yöntemlerini öğreniyor hem de sağlıklı bir yaşamın kapısını açıyor. Merkeze gelen hastaların metabolizma yaşı, yağ, kas, kemik durumu ölçümleri yapılarak sağlıklı yaşam hakkında bilgiler veriliyor. Kan tahlilleri doğrultusunda uzman diyetisyen tarafından diyet programı yapılarak takibi de sağlanıyor. Diyetisyenler, her bireyin beslenme problemlerini ortadan kaldırmak amacıyla ellerinden gelen bütün çalışmaları sergiliyor.
“Anne sütü bile almadım”
vegan olduğunu ve hayatını bu şekilde sürdürdüğünü söyleyen 59 yaşındaki Hatice Alsaç, Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğini ifade etti. Hiç anne sütü almadığını belirten Alsaç, “Doğduğum günden beri sütten ete kadar hayvansal hiçbir şey yiyemiyordum. 7 yaşında doktor bana vegan olduğumu söyledi. O günden sonra hayatıma vegan olarak devam ettim ve bu yaşıma kadar yeşillikle, baklagillerle beslendim. Balık, et, tavuk, yumurta, peynir hiçbirini yemedim” dedi.
Eşim et yemeyi çok seviyor
Çevresini vegan olduğu yönünde ikna etmekte zorlandığını da belirten Alsaç, “Bir arkadaşım gerçek vegan olduğumu test etmek için yaptığı keşkek yemeğinin içine benden gizli et suyu kattı. Bir kaşık yedikten sonra midem bulandı, karın ağrısı başladı. Böyle olunca o da yaptığını itiraf etmek zorunda kaldı. Eşim de et yemeyi çok seven bir insan. Ben etin kokusuna bile katlanamıyorum ama o çok sevdiği için mecburen pişiriyorum. Yemek pişirirken eldiven kullanıyorum sonra da kokusu gitsin diye çamaşır suyuyla temizlik yapıyorum. İlk başlarda zor geliyordu ama sonra alıştım” diye konuştu.
“Vefahane’de bana çözüm ürettiler”
Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğine vurgu yapan Alsaç, şöyle devam etti: “Burada diyetisyenimiz benimle çok ilgilendi. Vegan olduğumu söyleyince de çözümler üretti. Bana yiyebileceğim peynir, bademden süt ve pirinçten yoğurt yapmayı öğretti. Sebze ve baklagiller dışında yiyecekler de yiyorum.”
“Büyüklerimiz bizim için çok değerli”
Yaşlıların sağlığına önem verdiklerini kaydeden Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “2023 yılında açtığımız Vefahane Yaşam Merkezi’miz’de 60 yaş üstü hemşehrilerimize 17 branşta hizmet veriyoruz. Büyüklerimiz bizim için çok değerli. Onların burada her türlü bakımını yapıyoruz. Diyetisyenlik hizmeti de bunlardan birisi. Kurumumuzda çok mutlu ve sağlıklı olmaları için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Ayrıca tesise gelenleri servis araçlarımızla sabah evlerinden alıyor, akşam tekrar geri götürüyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz yıl 6 Şubatta Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından uzmanların en çok uyarılarda bulunduğu ve geçmişte büyük depremlerin yaşandığı Bingöl’de hazırlıklar sürüyor. Muhtemel bir depreme hazırlanmaya devam eden kentte, 105 bin metrekare alanda UMKE Lojistik ve Operasyon Merkezi kuruldu. İçerisinde 3 tip sahra hastanesinin yer aldığı lojistik merkezinde 6 ameliyathane, helikopter pisti, 2 mobil mutfak, 30 yaşam konteynırı, toplantı odaları, koordinasyon merkezi, haberleşme konteynırı, kurtarma araçları, mobil banyo ve tuvalet gibi alanlar muhtemel depremde kullanılabilecek. 200 veya daha fazla yatak kapasitesini de içerisinde barından alanda yine muhtemel bir deprem durumunda 175’e yakın personel görev alacak. Her gün 18 personelin hazır bulunduğu lojistik alanı inceleyen Bingöl Valisi Ahmet Hamdi Usta, ilgili kurum amirinden çalışmalar hakkında bilgi aldı. 6 Şubat depremlerinin ardından lojistik merkez için çalışmalara başladıklarını belirten Vali Usta, örnek bir alan kurduklarını belirtti. Vali Usta, “29 Ağustos’ta bölgesel anlamda 7 ilimizi etkileyen ve depremden etkilenen iller dışındaki illerden destek aldığımız bölgesel bir tatbikat gerçekleştirdik. Bu kapsamda da UMKE sahra çadırlarıyla beraber aktif bir şekilde rol aldı. Tatbikatımız çok başarılı geçtikten sonra bugün tekrar yapılan çalışmaları yerinde görmek için UMKE lojistik merkezine geldik. Bu merkezin şuan da Türkiye’de iki örneği var. Biri Edirne’de biri de Bingöl’ümüzde. Özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra basın, yayın, akademisyenler muhtemel bir depremin Bingöl’de olacağını belirtti. Biz de bunun ardından hazırlıklarımızın önemini kavradık ve Bingöl’ü tüm Türkiye’ye örnek olacak şekilde lojistik merkez haline getirdik” dedi.
“600 kişiye hizmet verebilecek bir hastane haline getirebiliyoruz”
Alanın 105 dönüm üzerine kurulduğunu aktaran Vali Usta, “Burada 2 mobil mutfağımız, 105 konteynırımızda yaşam alanları, makineler, teçhizatlarımız, sağlıkla ilgili ekipmanlarımız, yaşam alanlarımız, haberleşme merkezlerimizle beraber burası 105 dönüm üzerine kurulu Lojistik Merkez. İçinde 3 sahra hastanemiz var. Sahra hastanemizi kurduğumuz zaman 500 metrekarelik bir alanda 600 kişiye hizmet verebilecek bir hastane haline getirebiliyoruz. Her türlü acil, poliklinik, ameliyathane gibi alanlarımız var burada. İnşallah ihtiyacımız olmaz ama ihtiyaç olduğu zaman da bunun altından kalkabilecek bir altyapıya sahibiz” şeklinde konuştu.
UMKE Lojistik ve Operasyon Merkezi hakkında bilgiler veren UMKE sorumlusu Hasan Akkuş ise “İlimizde yapılan bölgesel saha tatbikatı sonrasında bu alanda neler yapabildiğimizi valimize aktardık. Kendisi alanı ziyaret etti. Biz her an deprem olacakmış gibi hazırlık içerisindeyiz. Alanımız zaten Türkiye’de örnek bir alan. Altyapısı, sahra hastanesi alanıyla, helikopter pistiyle, lojistik depolarıyla, koordinasyon merkezleriyle sürekli aktif. Burada 18 arkadaşımız sürekli olarak çalışmakta. 175 ayrıca da gönüllümüz var. Muhtemel bir afet durumunda beraber çalışacağımız arkadaşlarımız var. İnşallah böyle bir afet yaşamayız” dedi. – BİNGÖL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Özdemir, maymun çiçeği virüsünün direkt temasla bulaşan bir hastalık olduğunu söyleyerek, çocuklar için de risk taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Özdemir, “Kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilirler” dedi.
Prof. Dr. Halil Özdemir, dünya genelinde maymun çiçeği hastalığında son 2,5 yılda 100 binin üzerinde vaka tespit edildiğini ve 200’ün üzerinde de ölüm görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Özdemir, Türkiye’de şu ana kadar bilinen bir maymun çiçeği hastalığına denk gelinmediğini ifade ederek, “Aslında 2 ila 4 hafta arasında kendi kendini sınırlayan ve iyileşen bir hastalık. Bağışıklık sistemi bozulmuş, bağışıklık sistemini bozan ilaç alan kişilerde ve çocuklarda bir miktar ağır seyretmekte. 2022 Kasım’ından itibaren görülen salgında ülkemizde de çeşitli vakalar görüldü. Ancak 2024 yılında ülkemizde doğrulanmış henüz bir vaka bildirimine sahip değiliz. Bizim de kliniğimizde şu ana kadar şüphelendiğimiz 3 vaka oldu. Ancak yapılan tetkiklerinde virüs saptanmadı. 3 hastamız da çocuktu ve 3 yaş ila 6 yaş arasındalardı. Ancak saptanmadı. Henüz biz de vaka yok. Şu ana kadar da Türkiye’de bilinen bir vaka tespiti yok” diye konuştu.
Prof. Dr. Özdemir, hastalığın Covid-19’daki gibi solunum yoluyla bulaşmadığına dikkat çekerek, şöyle dedi:
“Maymun çiçeği hastalığı direkt temasla bulaşan bir hastalık. Bu açıdan şanslıyız. Hatta çok enfekte bireylerle yakın temas halinde, cinsel temas durumlarında, ortaya çıkan bir tablo, bulaş şekli var. Çocuklarda şöyle bir risk söz konusu; kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilir. Çünkü oyuncaklarla oynuyorlar, birtakım şeyler de yapıyorlar, bu durumdan dolayı temasları fazla olduğu için de bir miktar artış olabilir. Ama esas olarak cinsel yolla bulaştığı için çok da artmış bir risk söz konusu değil çocuklar açısından. Hastalık esas insandan insana bulaş şeklinde oluşmaktadır. Başka bir bulaş şekli yok. Hastalık şüphesi olan kişilerle yakın temastan kaçınmak gerekiyor. Temas kurallarına uymamız gerekiyor. Ellerimizi sürekli sabunlu suyla yıkamak gerekiyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler uyuşturucu satışı yaptığı bilgisi üzerine Tuncay Y.’nin aracını durdurup arama yaptı.

Araçta 40 gram bonzai bulan ekipler, Tuncay Y.’nin ilçeye bağlı Ortaköy’deki evinde yaptığı aramada da 110 gram bonzai buldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Gözaltına alınan Tuncay Y. işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edildi.

Adliye girişinde Tuncay Y.’nin babası Bayram Y., görüntü alan basın mensuplarına “Çeksinler daha iyi olur, boş ver” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekiplerin müdahale ettiği yangın, kısa sürede söndürüldü. Dumandan etkilenen bir çalışana olay yerindeki sağlık ekiplerince müdahalede bulunuldu.

Yangının çıkış nedeni araştırılıyor…

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, dün saat 22.00 sıralarında bir otelde meydana geldi. İddiaya göre tatil için Kuşadası ilçesine gelen Bulgaristan vatandaşı Plamen Dinev ile odasının önünden geçen Rus çift arasında tartışma çıktı.

Rus çift, Dinev’in fiziksel ve sözlü tacizine uğradıklarını ileri sürerek durumu otel güvenliğine bildirdi. Olaya müdahale eden güvenlik görevlileri, Dinev’i uyardı ancak sonuç alamayınca polis ekiplerine ihbarda bulundu. Akollü olduğu belirtilen Dinev ile güvenlik görevlileri arasında arbede çıktı. Güvenlik görevlileri, Dinev’e kelepçe taktı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KALP KRİZİ ŞÜPHESİ
Bu sırada Plamen Dinev bir anda yerde kalırken, otel personeli 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, Dinev’in hayatını kaybettiğini belirledi.

Kalp krizi geçirdiği ihtimali üzerinde durulan Plamen Dinev’in cenazesi, otopsi için Kuşadası Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.Çalışma başlatan Kuşadası İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Büro Amirliği ekipleri, güvenlik kameralarını incelemeye aldı.

2’si özel güvenlik görevlisi olmak üzere 14 çalışan, ifadeleri alınmak üzere gözaltına alındı.Soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘İYİ HAL’ İNDİRİMİ İLE 5 YIL HAPİS
Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmaya, tutuklu sanık Sefa Selvi ile kazada hayatını kaybedenlerin yakınları ve taraf avukatları katıldı. Sefa Selvi, son sözünde kazada hayatını kaybedenlerin yakınlarından helallik istedi. Mahkeme heyeti ‘iyi hal’ indirimi uyguladığı Selvi’yi 5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Selvi, kararla birlikte tahliye edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yürekleri sızlatan olay, Tokat’ta bulunan 2 katlı müstakil evde yaşandı.

İddiaya göre alkollü şekilde eve giden 54 yaşındaki A. T. Ö. henüz bilinmeyen bir nedenle yatağını ateşe verdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Olay esnasında dışarıda olduğu öğrenilen talihsiz anne S. Ö. mahalle sakinlerinden yardım istedi.

İhbar üzerine olay yerine giden Tokat Belediyesi itfaiye ekipleri yangını büyümeden söndürdü.

Sinir krizi geçiren S.Ö. kapı önünde çaresizce oturarak gözyaşları arasında yanan evi izledi. Yangın nedeniyle evde maddi hasar meydana gelirken evi yaktığı iddia edilen A.T. Ö. ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Adana’nın Ceyhan ilçesinde çiftçilik yapan 60 yaşındaki Ali Kanalka, ağabeyinin oğlu İsa Kanalka tarafından silahla öldürüldü.

İŞ YERİ ÖNÜNDE SİLAHLI SALDIRIYA UĞRADI
Olay, öğle saatlerinde Ceyhan’ın Zübeyde Hanım Mahallesi Emin Civelek Bulvarı’nda meydana geldi. Çiftçi olan Ali Kanalka, sahibi olduğu traktör galerisinde yanına yaklaşan kişinin silahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Ceyhan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Kanalka, acil serviste yapılan tüm müdahaleye karşın kurtarılamadı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

POLİS ŞÜPHELİYİ YAKALADI
Cinayete kurban giden Ali Kanalka’nın cenazesi, Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken polis olayla ilgili çalışma başlattı. Güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, Ali Kanalka’nın, yeğeni İsa Kanalka tarafından vurulduğunu belirledi.

Olayın ardından otomobille kaçan şüpheli Ali Kanalka, olayda kullandığı suç aletiyle yakalanarak gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
NELER YAŞANMIŞTI?
Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde yaşayan halı fabrikası sahibi Nurhan Ör’den (56), 7 Kasım 2023’ten itibaren haber alamayan yakınları durumu polise bildirdi. Polis ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde Nurhan Ör’ün otomobili Gebze’de terk edilmiş halde bulundu. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince geniş çaplı soruşturma başlatıldı, bin saatlik kamera kaydı incelenerek olay aydınlatıldı.İstanbul Sultanbeyli’de bulunan oto galeriye getirilen Nurhan Ör’ün, darp edilerek bayıltıldığı, daha sonra halıya sarılıp otomobilinin bagajına konularak Kartepe ilçesindeki çiftliğe getirildiği tespit edildi. Ör’ün vücudu burada parçalara ayrılarak, asitle eritildi. Cinayetin ardından gözaltına alınan Işık E. (56), Ahmet T. (57), Bahadır T. (30), Ceyhun A. (57), Emrah D. (34) ve Ferdi G. (37) tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayda en dikkat çeken detay ise, zanlılardan Işık E., Ahmet T. ve Ceyhun A’nın lise yıllarından beri Nurhan Ör ile arkadaş olmalarıydı.
“İLK BAŞTA ÖLDÜRME PLANI YOKTU”
Cinayete dair hazırlanan iddianamede, Nurhan Ör’ün cep telefonunun, şüpheliler tarafından Gebze Güzeller Mahallesi Gençlik Caddesi’nde seyir halindeki bir otomobilin camından atıldığı ve tesadüfen bir kamyonetin kasasına düştüğü belirtildi. Telefonun, saat 22.00 sıralarında çalması üzerine kamyonet sürücüsü H.K.’nın telefonu fark ettiği, gelen çağrıya cevap vererek Nurhan Ör’ün eşi Başak Ör ile görüştüğü ve bu sayede telefonun bulunduğu belirtildi.

“OLAY IŞIK E. TARAFINDAN PLANLANDI”
İddianamede yer alan ifadelere göre, Nurhan Ör olay günü sanık Işık E. ile birlikte Sultanbeyli’deki bir iş yerine gitti. Burada Işık E., Ahmet T., Ferdi G. ile görüşen Ör’ün daha sonra Gebze ilçesinde terk edilmiş halde bulunan aracına, İstanbul’daki oto galeride Emrah D. tarafından kafasına sopa ile vurularak bayıltıldıktan sonra bindirildiği anlaşıldı. Olay sonrası Işık E. tarafından aranan Ceyhun A., Ör’ü Ketenciler köyündeki çiftliğe götürdü. Ceyhun A., burada balta ile Ör’ü parçalara ayırarak, sülfürik asit dolu varillere koydu. Sonrasında, suçta kullanılan eşyaların yakıldığı ortaya çıktı.
“VARİLLERDEKİ ASİTLERE KOYDUK”
Cinayetin detaylarına dair savcılıkta alınan ifadelerde, şüpheli Ceyhun A., Nurhan Ör’ün lise arkadaşı olduğunu öğrendiğinde pişmanlık duyduğunu belirterek, olayın Işık E. tarafından planlandığını söyledi. İlk başta öldürme planı olmadığını, sadece Ör’e senet imzalatılmasının amaçlandığını belirten Ceyhun A., “Ben sadece senet imzalama için yer temini sağlayacaktım. Öldüğünü fark edince cesedi parçalara ayırıp, iki gün önce getirilen varillerdeki asitlere koyduk” ifadelerini kullandı.
“KUAFÖRDE SAKALLARIMI BOYATTIM”
Şüphelilerden Emrah D.’nin, KGYS kameralarına görüntü vermek ve hedef şaşırtmak amacıyla Nurhan Ör’ün kıyafetlerini giydiği, ona benzemek için sakallarını beyaza boyattığı öğrenildi. Olayla ilgili ifadelerinde Emrah D., 6 Kasım 2023’te Ferdi’nin talebi üzerine sakallarını boyattığını, Ferdi’nin iş yerine gittiklerini ve burada Nurhan Ör’ün halıya sarılı şekilde bulunduğu aracı Ferdi’nin talimatıyla Gebze’ye götürdüğünü anlattı.

SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ
Sanık Ahmet T., ifadesinde Işık E.’nin Nurhan Ör’ü öldürme planından daha önce de haberdar olduğunu, ancak böyle bir şeyi doğru bulmadığını söyledi. Ayrıca, kendisinin bu olayda herhangi bir dahli olmadığını ve Nurhan Ör’ün ölümüne ilişkin suçlamaları kabul etmediğini belirtti.
CİNAYETİN İŞLENMEDİĞİ ANLAMINA GELMEZ
İddianamede, Ceyhun A. ve Ferdi G.’nin ifadelerine göre Nurhan Ör’ün cesedinin sülfürik asit dolu varillerde eritildiği belirtildi. Maktulün DNA’sının olay yerinde bulunması, cesede ulaşılamamasının cinayetin işlenmediği anlamına gelmeyeceğini gösteriyor. İddianame, her cinayet vakasında cezalandırmanın cesedin bulunmasına bağlı olamayacağını, bu durumun hukuki ve fiili açıdan mümkün olmadığını vurguluyor.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ
Bu durumun ceza adaletine aykırı düşeceği belirtilirken, sanıkların birden fazla kişiyle ve silah kullanarak Nurhan Ör’ü hürriyetinden yoksun bıraktıkları, suçlarını gizlemek ya da başka bir suçun delillerini yok etmek amacıyla maktulü tasarlayarak öldürdükleri ifade ediliyor. Ayrıca, sanıkların silahlı yağma suçunu teşebbüs aşamasında bıraktıkları ve yasadışı silah bulundurdukları da iddianamede yer alıyor. Bu nedenlerle, sanıkların “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmaları talep ediliyor. Olayla ilgili davaya önümüzdeki günlerde başlanması bekleniyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yoğun dumanın çıktığı Oto tamir ve bakım servisine giren itfaiye ekipleri yangının çıktığı oto fırının etrafına müdahalede bulundu. İtfaiye ekipleri yangına müdahale ederek kontrol altına aldı. Bir süre duman tahliyesi yapıldı. Dumandan etkilenen bir kişi ambulansa alınarak tedavi edildi.


Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, 31 Ağustos’ta Müftü Mahallesi İbrahim Efe Caddesi üzerinde meydana geldi. Düğüne gittiği salonda rahatsızlanan ve göğüs ağrısı şikâyeti yaşayan F.H. isimli kadın, yakınları tarafından yakındaki özel hastaneye götürüldü.

F.H. tedaviye alınırken, yanındaki yakınlarından kalabalık olmaması için dışarı çıkmaları istendi. Hemşire Emine Açıkgöz’ün yaptığı uyarının ardından hasta yakınları ile sağlık çalışanları tartışma çıktı. İddiaya göre hasta yakınları sağlık çalışanlarına hakaret ederek tehditler savurdu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Hemşire Metehan Ölmez de gelerek hasta yakınlarının dışarı çıkmasını istedi. Ölmez’in çabaları sonuç vermeyince sağlık çalışanına şiddet anlamına gelen ‘beyaz kod’ verildi. Bunun üzerine gece amiri V.K. de gelerek hasta yakınlarından dışarı çıkmalarını talep etti.

Tartışma devam edince 2’nci kez ‘beyaz kod’ verildi. Sağlık çalışanları, hasta F.H.’nin oğlu O.H. ile uzman çavuş olduğu öğrenilen akrabaları O.G. ve diğer hasta yakınlarından şikayetçi oldu. OLAY KAMERADA Hastanenin acil servisi ve kapı önünde yaşanan tartışma anları güvenli kameralarına yansıdı. Görüntülerde hastanın hastaneye getirildiği, müşahede odasına alındıktan sonra hemşirenin hastanede bağırılmaması ve kalabalığın dışarıya çıkmasını söylenmesinin ardından yaşanan bağrışma ve acil önündeki tartışma görüldü.

‘HASTALARINA BAKMAYA DEVAM ETTİK’
Olay gecesi hastanın tekerlekli sandalye ile geldiğini belirten hemşire Emine Açıkgöz, “Hasta yakınları içeriye girdi. 20-30 kişilik gruplardı. Bağrışmaya başladılar. Müşahede odasının girişini açmalarını hem de diğer hastalarla ilgilenmemiz için bize müsaade etmelerini istedim. Anladığım kadarıyla alkollü olan bu şahıslar bir arbede çıkartmaya, bağırmaya başladılar. Daha sonra iki kez kendilerini ikaz ettim. Sakin olmalarını, bize engel olmamaları gerektiğini yoksa beyaz kod vereceğimi söyledim. Durmadılar, tehdit etmeye devam ettim.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aynı zamanda çiftçi olan Ali Kanalka, sahibi olduğu traktör galerisinde yanına yaklaşan kişinin silahla ateş açması sonucu ağır yaralandı. Ceyhan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Kanalka, acil serviste yapılan tüm müdahaleye karşın kurtarılamadı.

Ali Kanalka’nın cenazesi, Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Güvenlik kameralarını inceleyen güvenlik güçleri, Ali Kanalka’nın, ağabeyinin oğlu, yeğeni İsa Kanalka tarafından vurulduğunu belirledi. Olayın ardından otomobille kaçan şüpheli, suç aletiyle yakalanarak gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturmalar sürüyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaza, sabah saatlerinde ilçedeki Tufanpaşa Mahallesi Göçyolu Bulvarı’nda meydana geldi. Tahir Ş. yönetimindeki 01 RH 871 plakalı otomobil, fırından ekmek almak için yolun karşısına geçmeye çalışan Rahma Efe’ye çarptı.

Kazada Efe, ağır yaralandı. Çevredekilerin ihbarıyla kaza yerine gelen sağlık ekipleri, Rahma Efe’yi ambulansla Kozan Devlet Hastanesi’ne götürdü. Tedaviye alınan kadının hayati tehlikesinin devam ettiği belirtildi.Öte yandan kaza, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Transfer sezonunun bitmesine 2 hafta kala gerçekleştirilen sürpriz transferlerle Süper Lig’in en pahalı oyuncu listesi anbean güncelleniyor. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor Türkiye tarihinde görülmemiş transfer rakamlarıyla yıldız isimleri kadrolarına dahil edebilmek için masaya oturuyor. Galatasaray’ın Osimhem, Beşiktaş’ın Rafa Silva, Fenerbahçe’nin Amrabat transferleriyle Süper Lig’in en pahalı 20 futbolcusunun listesi haberin devamında…

20. SEMİH KILIÇSOY: 12 MİLYON EURO
Semih Kılıçsoy (15 Ağustos 2005), forvet pozisyonunda oynayan Türk milli futbolcudur. Süper Lig ekiplerinden Beşiktaş forması giymektedir.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

19. İSMAİL YÜKSEK: 12 MİLYON EURO
İsmail Yüksek ( 26 Ocak 1999, Bursa), ön libero mevkiinde oynayan Türk milli futbolcudur. Süper Lig takımlarından Fenerbahçe’de forma giymektedir.

18. ERNEST MUCİ: 13 MİLYON EURO
Ernest Muçi (19 Mart 2001), ofansif orta saha pozisyonunda oynayan Arnavut millî futbolcu. Süper Lig ekiplerinden Beşiktaş forması giymektedir.

17. JAYDEN OOSTERWOLDE: 13 MİLYON EURO
Jayden Quinn Oosterwolde (26 Nisan 2001 ; Zwolle, Hollanda) Hollandalı profesyonel futbolcudur. Süper Lig takımlarından Fenerbahçe’de forma giymektedir. Sol Bek ve sol stoper mevkinde görev yapmaktadır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saç bandı
Bu yöntem saçlarınız uzun ise kolayca uygulayabileceğiniz bir yöntem. Öncelikle lastikli bir saç bandını tam tepeden alnınıza kadar getirin. Daha sonra önceki saçlardan bir tutam alıp saç bandının altından sarın. Her aşamada bir tutam saç ekleyerek saç bandının etrafını dolayın. Daha sonra bir sprey ile saçlarınızı hafifçe ıslatın ve kurumaya bırakın. İsterseniz bir gece boyunca saçınızda bekletebilirsiniz. Saç bandı lastikli olduğu için saçları tutacaktır ve uyurken saçlarınızın bozulmasına izin vermeyecektir. Saçlarınızı açtıktan sonra sprey ile sabitleyin. Dalgalı saçlarınız hazır! Daha volümlü bir model ve daha iri dalgalar yaratmak isterseniz aynı yöntemi eski bir tişörtü kıvırıp simit haline geitrerek de uygulayabilirsiniz.

Saç örgüsü
Daha sık ve yoğun bukleler isteyenler için aslında çocukluktan beri aşina olduğunuz bir püf noktasından faydalanacağız. Bu yöntemi ister düz saçlılar ister kıvırcık ve dalgalı saçlılar rahatlıkla kullanabilir. Düz saçlara istedikleri bukleleri sağlayan bu yöntem kıvırcık ve dalgalı saçlara sahip olanların ise buklelerini şekillendirir. Saçlarınızı ortadan ayırın. İki yandan balıksırtı ya da Hollanda örgüsü olacak şekilde örmeye başlayın ekleyecek saç kalmadığında iki kuyruğu birleştirerek örmeye devam edin. Ertesi gün açtığınızda arzu ettiğiniz görünüme kavuşmuş olacaksınız. Bu uygulamayı özellikle banyodan çıktıktan sonra saçlarınız nemliyken yaparsanız daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz.

Pipet
Saçlarınızda Afrika dalgası görüntüsü yaratmak istiyorsanız kullanabileceğiniz en güzel yöntem pipet yöntemi. Biraz meşakkatli ve zaman alan bir yöntem olsa da sonuçlarına değdiğini göreceksiniz. Bu yöntem aslında bigudi yöntemine benziyor. Elinizde bulunan bir paket pipeti tek tek ince tutamlar ile sarıp bir gece boyunca bekletiyorsunuz. Pipetleri tuturmak için tel tokalardan yararlanmayı unutmayın. Sabah açtığınızda sık buklelere sahip olduğunuzu göreceksiniz. Daha kalın dalgalar elde etmek için daha kalın tutamları birkaç pipete birden sarabilirsiniz.

Minik topuzlar
Bu özellikle dalgalı ve kıvırcık saçlı kadınların buklelerini korumak için kullandıkları bir yöntemdir. Düz saçlı kadınlarınsa dalgalı saçlar elde etmek için bu yöntemi kullanmasında hiçbir sakınca yoktur. Saçlarınızı önce ortadan ikiye ayırın daha sonra ise ayrıdığınız tutamlardan daha küçük tutamlar ayırarak kıvırıp topuz yapın bütün saçlarınızda ayrı ayrı minik topuzlar oluşturun. Saçlarınızı nemlendirip sabah açmak üzere kurumaya bırakın.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alyansların izini 13.yy Roma’sına dek sürebiliyoruz; Papa Innocent III’ün nişan ve evlilik arasında zorunlu bir bekleme süresini uygulamaya sokmasından sonra Hristiyanların bu geleneği benimsemelerine dek. Yüzükleri, önce demirden sonra ise altından yapılan basit halkalardı. Alyansı sol ele takma geleneği ise iddialara göre Yunanların ve Romalıların yüzük parmağından doğrudan kalbe giden ‘Vena Amoris’ adındaki özel damar inançlarından geliyor.
Pırlantalar ise sonradan eklendi. Avusturyalı Arşidük Maximillian, müstakbel eşine parlak mücevher hediye ettiği – 1477 yılında – bilinen ilk erkektir; fakat parlak taşlar, 1930lardaki De Beer’in büyük pazarlama atılımına dek aristokrat olmayan kesimde popüler olmamıştır.
Aatlantic’e göre, 19.yy’ın sonlarında, Güney Afrika’daki büyük elmas madenlerinin keşfinden sonra, De Beers, hem arzı hem de talebi manipüle etti. Firma, yatırımlarını koruyabilmek ve elmas fiyatlarını yükseltebilmek adına elmasların nadir ve tabiatları gereği değerli olduğu yanılgısını sürdürme stratejisini uyguladı. Sonrasında elmas endüstrisini kontrol altında tutabilmek için bir kartel oluşturdu ve elmasları statü sembolü olarak pazarlayabilmek için New Yorklu bir reklam ajansı ile çalışmaya başladı. Ve yapılan reklam kampanyaları sonucunda tüketicilerin pırlanta yüzükleri aile yadigârları olarak görmeleri sağlandı.
Yani buradan şöyle bir sonuca varabiliriz belki de büyükbabalarımız ya da büyükannelerimiz reklamlara duyarlı olmasalardı eğer, parmaklarımızda dikiş yüksükleri ile dolaşıyor olabilirdik.


Bu yüzükleri görmeden evlenmeyin!
Yeni evlenecek çiftler için en güzel yüzük modelleri!
96
























En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karpuz
Sıvı tüketiminizin az olduğu günlerde su ihtiyacınızı biraz da olsa karşılayabilecek meyvelerden olan karpuz kalp ve damar sağlığı açısından oldukça faydalı. Eylül ayında serinlemek ve mevsiminde sağlıklı tüketmek için karpuz yemenizde fayda var.

İncir
Klasiyum açısından oldukça zengin bir meyve olan incir bağırsaklarınıza da iyi gelebilir. Antioksidan özelliği ile de bilinen inciri bu ayda tüketmeniz sağlıklı olacak.

Kızılcık
Reçeliyle öne çıkan kızılcık, kalp hastalığı riskini azaltması ile biliniyor. Özellikle C vitamini açısından oldukça zengin bu meyve, ayın en sağlıklı meyveleri arasında.

Üzüm
Kolestrol dengesini sağlaması, antioksidan özelliği ve daha birçok faydasıyla bilinen üzüm, peynirin eşlik etmesiyl birlikte oldukça lezzetli olmasının yanında ayın meyveleri içerisinde yer alıyor.

Mürdüm eriği
Yüksek C vitamini kaynağı olan mürdüm eriği, kan yapma özelliği ile biliniyor. Yazın son zamanlarına doğru yemesi oldukça keyifli hale gelen eriğin cilde faydalı olmasının yanında mevsimlik tüketilmesi de daha birçok faydayı beraberinde getiriyor.

Börülce
Eylül ayında tüketilmesi gereken en önemli sebzelerden biri börülce. Salatasından yemeğine kadar birçok şekilde değerlendirebilirsiniz börülceyi. Protein kaynağı olarak bilinen börülceyi ay boyunca tüketebilirsiniz.

Domates
En önemli faydalarından biri kanseri önlemeye yardımcı olması olan domates, yaz son bulmadan o harika tadıyla sofralarınızda her türlü yemeğin içinde yer almaya hazır.

Mantar
Kızartmasından haşlamasına kadar birçok yemekte kullanabileceğiniz mantar harika bir protein kaynağı. Öyle ki kırmızı etten daha fazla protein sağladığı biliniyor. Siz de bu ay yemeklerinizde mantara bolca yer vermeyi unutmayın.

Barbunya
Pilakisinin herkesi mest ettiği barbunyanın kilo vermeye yardımcı olduğunu biliyor muydunuz? Diğer besinlerle birlikte dengeli bir şekilde tüketildiğinde faydalarını kendinizde görürken eylül ayı boyunca da harika bir lezzeti yakalamış olacaksınız.

Patlıcan
Vazgeçilmez yemeklerin ana maddesi patlıcan, C ve K vitaminleri bakımından oldukça değerli. Kalp sağlığına katkısı ve anemiye karşı savaşması en önemli özelliklerinden birkaçıyken eylül ayında tüketmek açısından da oldukça mantıklı.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Denizli Büyükşehir Belediyesi 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında usta sanatçı Edip Akbayram’ı ağırladı. Büyük usta son olarak 30 yıl önce Denizli Belediyesinin misafiri olarak halk konseri vermesinin ardından, Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun davetlisi olarak yeniden Denizlililerle bir araya geldi. Konser öncesi düşünceleri paylaşan efsane sanatçı Edip Akbayram, “Bütün samimiyetimle söylüyorum, iki günden beri heyecandan yatamıyorum. Öncelikle 30 sene sonra tekrar Denizlili dostlarla, müzikseverlerle beraber olmak, kavuşmak beni çok mutlu ediyor. İkincisi de çok onurlu bir bayramda o bayramı bir konserle kutlamanın heyecanını yaşıyoruz. Üçüncüsü de tabii buradaki yerel yönetimlerin çok daha ciddi çalışacak bir partiye geçmiş olması bizi çok mutlu etti. Seçimlerde bizi çok mutlu etti. Sanıyorum Denizli bundan sonra yerel yönetimlerde çok daha güzel bir kent haline gelecektir” dedi.
Denizli denilince aklına ilk olarak Pamukkale ve unutulmaz halk ozanı Özay Gönlüm’ün geldiğini belirten usta sanatçı Akbayram, “Denizli deyince bir defa ilk akla gelen Pamukkale. İkincisi de ünlü ozanımız. Bunlardan başka aklımıza ne gelecek? Yani tabii ki dokuma, sanayi buna benzer bir takım güzellikler ama ilk akla gelen bu iki isim. Ben çok teşekkür ediyorum buradan Denizli halkına. Tekrar 30 Ağustos’ta beraber olmanın mutluluğunu yaşadığımı ifade etmek istiyorum. Sevgiler, saygılar sunuyorum” diye konuştu. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yalı Çapkını dizisinde canlandırdığı Seyran karakteriyle dikkatleri üzerine çeken Afra Saraçoğlu, yeni sezona hazır.
Şu sıralar Mert Ramazan Demir ile yaşadığı inişli-çıkışlı aşkıyla gündeme gelen Saraçoğlu, yeni imajıyla konuşuldu.
SAÇLARINI KESTİRDİ
Dizinin üçüncü sezon çekimlerinden saçlarının son halini paylaşan Saraçoğlu’nun fotoğrafı kısa sürede sosyal medyanın gündemine oturdu. Saraçoğlu’nun kısa saçları takipçilerinin dikkatinden kaçmadı.

DİZİ SETE ÇIKTI
Star’da izleyicilerle buluşan Yalı Çapkını dizisi, üçüncü sezonu ile ekrana dönmeye hazırlanıyor. Dizi ekibi dün sete çıktı. Dizinin 13 Eylül’de üçüncü sezonu açması planlanıyor.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Demet Özdemir, geçtiğimiz günlerde bir mekan çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Meslektaşı Birand Tunca ile yemek yiyen ve akabinde de gazetecilerle ayaküstü sohbet eden Özdemir, tenis kıyafetine benzer bir elbise seçiminde bulundu.
“HÜLYA AVŞAR İLE KARŞILIKLI OYNARIM”
Bunun üzerine Demet Özdemir, “Sizi kortlarda görecek miyiz?” sorusuna; “Hülya Avşar ile karşılıklı oynarım ama yenilmeyi göze alırım” yanıtını verdi.
HÜLYA’DAN CEVAP GELDİ
Sosyal medya hesabından Demet Özdemir’e seslenen Hülya Avşar; “O zaman 2 Ekim’de Bodrum’da yapılacak olan Hülya Avşar Cup Tenis Turnuvası’na bekliyorum seni Demetcim. Çok mutlu olurum” dedi.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tatilde, James Allen’in ‘Düşüncenin Gücü’ kitabını okuyan milli voleybolcu, kitaptan bir kesiti paylaştığı fotoğrafların not kısmına ekledi.
Zehra Güneş şu ifadeleri kullandı: Her kitabın bir hikâyesi olduğuna inananlardanım. Her yolculuğumda yanımda bir arkadaş gibidirler. Ve her okuduğum kitap bana ‘o an’a dair bir mesaj verir.
Bunu bir kez daha anladığım, kendime bir şeyler öğrettiğim, doğayı daha çok hissedip kendime döndüğüm, başka topraklardan enerji alıp kendimi yenilediğim, daha yapmak istediğim bir çok şey olduğunu farkedip yeni hayaller kurduğum kısa bir araydı.
Yakında kaldığımız yerden yeni hayallerle, yeni hedeflere devam etmek için çok heyecanlıyım.
“Aklınızda yücelttiğiniz hayal, yüreğinizde taçlandırdığınız ideal her ne ise, hayatınızı bunlarla inşa edersiniz; bunlar olursunuz” – James Allen
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çift, Yıldız Çağrı Atiksoy’un zorlu hamilelik sürecinin ardından kızları Mira Milena’yı kucaklarına almıştı.
Berk Oktay ile Yıldız Çağrı Atiksoy, kızlarıyla birlikte Maldivler’e gitti.
Yıldız Çağrı Atiksoy’un doğum kilolarından kurtulduğu görüldü.
Berk Oktay, eşine iskelede böyle poz verdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konakladıkları otelin plajında görüntülenen ikilinin birlikteliği böylelikle tatilde belgelenmiş oldu.
Danla Bilic, güneşin keyfini çıkarırken Doğan Alemdar, sıcaktan bunalınca bir ara tek başına denize girdi.
Doğan Alemdar, bir süre yüzdükten sonra sevgilisi Danla Bilic’in yanına güneşlenmeye gitti.
Şezlongda güneşlenirken bir yandan da sohbet eden ikilinin o anları objektiflere böyle yansıdı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Usta oyuncunun vefatını Film-San Vakfı duyurdu. Yapılan açıklamada; “Oyuncu Sevil Üstekin’e Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı diliyoruz” denildi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yayımladığı taziye mesajında; “Sanat dünyamızın sevilen oyuncularından kıymetli sanatçı Sevil Üstekin’e Allah’tan rahmet, sevenlerine ve tüm sanat camiamıza başsağlığı diliyoruz” ifadelerine yer verildi.
Acı haber Üstekin’in dostları yasa boğuldu. Nilgün Belgün, “Bu fotoğraf 90’lardan albümünden çıktı karşıma. Dormen Tiyatrosu’nda “Papaz Kaçtı” adlı oyunla İzmir turnesindeydik. Üçümüz aynı evi paylaşıyorduk. Arkadaşım Sevil Üstekin’i bugün kaybettik. O da Ayşen Gruda’nın yanına gitti. Mekânı cennet olsun” ifadelerine dedi.
Sevil Üstekin, Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’nden mezun oldu. Muhsin Ertuğrul’un başkanlığında özel bir tiyatro okulunda LCC Language and Culture Center 3 yıl eğitim gördü.
Bizim Tiyatro, Gazete Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Gülriz Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli – Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu ve Dormen Tiyatrosu’nda çalıştı.
Sevil Üstekin, 1992 yılında ‘Mahallenin Muhtarları’ dizisinde 10 yıl süreyle “Müzevir Müzeyyen” karakterini canlandırdı.
Üstekin, Tarık Akan ve Zihni Göktay ile ‘Koçum Benim’ dizisinde rol aldı. Oyuncu, 2010 yılında ‘Yerden Yüksek’ dizisinde “Ülfet Nine” rolünü canlandırmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rolüne titizlikle hazırlanan Tolga Çevik’in makyajını Suzan Kardeş yaptı. 25 Film imzalı 40 dakikalık filmi Ali Taner Baltacı yönetti.
‘100 Yıllık Armağan’da Celal Bayar’ı; Engin Alkan, bankanın ilk kadın müdürü ‘Hatice Hanım’ı; Burcu Kara, ‘Kumbaracı’yı ise Onur Buldu canlandırdı.
DAHA ÖNCE ATATÜRK’Ü HANGİ OYUNCULAR CANLANDIRDI?
Patrick Magee… Paralı Askerler (1970)
Rutkay Aziz… Kurtuluş (1994)
Rutkay Aziz… Cumhuriyet (1998)
Serdar Orçin… Abdülhamit Düşerken (2002)
Ali Ülvi Hünkar… Kırık Kanatlar (2006)
Alican Yücesoy… Son Osmanlı Yandım Ali (2007)
Yetkin Dikinciler… Mustafa (2008)
Arda Kural… Dur Yolcu (2008)
Halit Ergenç… Dersimiz Atatürk (2010)
Bartunç Akbaba… Veda (2010)
Burhan Güven… Veda (2010)
Sinan Tuzcu… Veda (2010)
Fikret Kağan Olcay… Veda (2010)
Ertan Saban… Balkan Ölmemiştir (2011)
Fikret Kuşkan… Âkif (2021)
Aras Bulut İynemli… Atatürk 1881 – 1919 (2023)
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>81 yaşındaki oyuncunun oğlu Atilla Tamer, uzun süredir kanser tedavisi görüyordu.
“OĞLUMU KAYBETTİK”
Durumu ağırlaşan Atilla Tamer, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Cihat Tamer, acı haberi sosyal medya hesabından “Sevgili oğlum Atilla Tamer’i kaybettik” sözleriyle duyurdu.
Atilla Tamer’in cenazesi, bugün Ataköy Ömer Doruk Camii’nde ikindi namazından sonra Bakırköy’deki aile mezarlığına defnedildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Teoman, verdiği o röportajda; “Taksim’de Norveçli sarışın çocuk görseler ‘Harika’ diyecekler, ama Suriyeli kara çocukları görünce rahatsız oluyorlar. Hepsini tanıyorum. Tam olarak böyle demeseler bile içlerinden geçenleri biliyorum. Benim için “Her yer Arap oldu” demek ırkçılıktır. Türkiye’deki aşırı göçten rahatsızım, bu işler yanlış ve plansız bir şekilde yapıldı, hâlâ da devam ediyor.
Ancak artık bunun çaresi yok; o çocuklar burada büyüdüler. Onları geri göndermek vicdansızlık olur. Ayrıca, Suriyelilerden rahatsız olanların çoğu İngiltere’ye gitmek istiyor, İngiltere’nin Suriyelisi olmak için. Kendine hak gördüğünü başkasına layık görmüyorlar” ifadelerini kullanmıştı.
Bu açıklamanın ardından Yeşim Salkım, sosyal medya hesabından Teoman’a tepki gösterdi. Salkım; “Yaş ilerleyince kafada fosfor kalmıyor tabii, normal. Teoman, bol bol balık ye ve balık yağı iç, belki iyi gelir,” şeklinde yorum yaptı.
Fotoğraflar: DHA, İHA, DepoPhoto, X
Teoman, 2016’da yayınladığı ‘Eski Bir Rüya Uğruna’ albümündeki ‘Limanında’ adlı şarkısı için çektiği klipte mülteci sorununu işlemişti. Klipte; Suriyeli Beriwan ve Wassim’in ikilisinin Türkiye’den Almanya’ya göç etme hikâyesi anlatılmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>8/24 Erzincan Tanıtım Günleri etkinlikleri kapsamında Ordu Caddesi Saat Kulesi arkasında Hünerli Eller Kadın Kooperatifi tarafından açılan stantta yöresel ürünler ile birlikte kooperatifi üyesi kadınlar tarafından yapılan el işleme ürünlerde sergileniyor. Aynı zamanda satışı yapılan ürünlerden elde edilen kazanç kadınların ekonomisine katkı sağladığı gibi ihtiyaç sahibi ailelere, öğrencilere yardım olarak ta değerlendiriliyor.
Açılan stant ile ilgili bilgi veren Hünerli Eller Kadın Kooperatifi üyesi Meryem Akar, “8/24 Erzincan Tanıtım Günleri kapsamında yöresel yemeklerimizi tanıtıyoruz. Yapmış olduğumuz yemekleri halkımıza sunuyoruz. Kooperatifimizin 25 üyesi bulunuyor.” dedi.
Hünerli Eller Kadın Kooperatifi Başkan Yardımcısı Hülya Bakansız ise, “Kooperatif olarak öncelikli olarak Erzincan’ımızın yöresel ürünleri olan el kesme kadayıfının üretimini yaparak lokantalara verilmesini sağlıyoruz, halkımıza sunuyoruz. Ayrıca sipariş üzerine su böreği, zeytinyağlı sarma, etli sarma gibi istenilen her türlü yemek çeşitlerini üreterek, doğum günleri, özel günler, nişan gibi etkinliklerde çeşitlerimizi halkımızın hizmetine sunuyoruz. Dikim evimiz de var. Terzi arkadaşlarımız burada özel dikim alıyorlar. Tamir, tadilat da yaparak hizmet sunuyoruz. Kooperatif olarak elde edilen kazanç girişimci kadınlarımızın evlerine ekonomik katkı sunuyor. Kendi emeklerimiz ile kazandıklarımızı kendimize harcıyoruz. Bunun dışında İhtiyaçlı ailelere yardımlarda bulunuyoruz. Geçen yılki depremde depremzedeler için çalışmamız oldu. Öğrencilere yardımlarda bulunuyoruz.” diye konuştu.
Kooperatif olarak kadınları bir araya getirdiklerini ve kadınların ürettiği ürünlere pazar olduklarını belirten Hünerli Eller Kadın Kooperatifi Başkanı Safure Atasoy’da, “Kooperatifimizde el işlemesinden gıda ürünlerine kadar tüm ürünleri pazarımızda satışını yapıyoruz. Burada el işinin yanında evde yapılan salça, turşu, el açma börek, tatlılar, sarma, mantı gibi çok çeşitli ürünlerimiz bulunmakta. İlimizde her kesime hitap ediyoruz. Bazı ürünlerde bir gün öncesinde sipariş verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. – ERZİNCAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre olay, Batman’ın Gercüş lçesine bağlı Kesiksu köyünde meydana geldi. 5 yaşındaki Z.T. isimli kız çocuğu, 2. katta bulunan evin damında oyun oynarken dengesini kaybederek yere düştü. Z.T. kaldırıldığı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alındı. – BATMAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEL AVİV – İsrail ordusuna bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT), Kerem Şalom Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi’ne 25 bin 100 şişe çocuk felci aşısının giriş yaptığını açıkladı.
İsrail saldırılarının devam ettiği Gazze Şeridi’nde 25 yıl sonra ilk çocuk felci vakasının tespit edilmesinin ardından İsrail ordusuna bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT), Kerem Şalom Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi’ne 25 bin 100 şişe çocuk felci aşısının giriş yaptığını açıkladı.
COGAT, söz konusu miktarın Gazze Şeridi’ndeki nüfusun yarısından biraz fazlasını aşılamak için yeterli olacağını belirtti. Aşıların Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu ile koordinasyon halinde Gazze Şeridi’ne giriş yaptığı ifade eden COGAT, aşıların önümüzdeki günlerde Gazze Şeridi’nin çeşitli yerlerinde henüz aşı olmamış çocuklara vurulacağını belirtti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çankırı Karatekin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüdayi Ercoşkun, tuz tüketimi ile ilgili bilinen yanlışlarla ilgili bilgiler verdi. Tuz tercih edilirken dikkat edilmesi gereken kalite kriterleri ile ilgili tavsiyelerde bulunan Ercoşlun, vücudun demir, kalsiyum ve selenyum ihtiyaçlarının tuz ile karşılanabileceği söylemlerini de yalanladı. Ercoşkun, tuzda seçerken dikkat edilmesi gereken kriterin ise saflık ve temizlik olduğunu belirtti.
“Bir tuzun bu kadar mineral içermesi çokta mümkün değil”
Tuzda fonksiyonları kabul edilmiş ve araştırmaları devam eden 25 mineralin bulunduğunu belirten Doç. Dr. Ercoşkun, “Kaya tuzun içerisinde 80’den fazla mineral olduğu iddia ediliyor. Ancak bu iddia edilen minerallerin çoğu insanlar için oldukça ciddi risklere sahip olan minerallerdir. Kalsiyum, magnezyum, fosfor, demir, iyot, bakır, krom gibi 16 adet mineral var. Henüz kabul edilmemiş ama insan vücudunda fonksiyonları araştırılanlar ile birlikte toplamda 25 mineral söz konusu. Dolayısıyla bir tuzun bu kadar mineral içermesi çokta mümkün değil. Tuzun içerisinde mineral olduğu iddia edilen elementler, insan ihtiyacıyla mukayese edildiği zaman oldukça düşük miktardalardır veya da yok hükmündedirler” dedi.
“Tuzun en önemli kalite kriteri, saflığı ve temizliğidir”
Hiçbir tuzun kalsiyum, demir, selenyum kaynağı olmadığını söyleyen Ercoşkun, “Türkiye’deki tüm kaya tuzlarında yaklaşık 50 miligram bölü kilogram, yani 50 PPM civarında bir magnezyum söz konusudur. Günlük 5 gram tuz tüketimi ile binde 0,1-0,2 gibi magnezyum ihtiyacını tuzdan karşılayabiliriz. Bu ise yok hükmündedir. Binde 0,1’lik magnezyum, magnezyum değildir. Diğer elementler de böyledir. Hiçbir tuz kalsiyum, demir, selenyum kaynağı değildir. Tuzun en önemli kalite kriteri, saflığı ve temizliğidir” diye konuştu. – ÇANKIRI
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kalp sağlığını koruyabilmek için dikkat edilmesi gerekenlerden bahseden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Cengiz Başar, “Kalp sağlığını korumak için günde 7-8 saat kaliteli uyku almak hedeflenmelidir. Her gün çeşitli meyve ve sebzeler tüketmek, kalp sağlığına faydalıdır. Ancak taze meyve yerine meyve suyu tüketmek, kan şekeri seviyelerinin hızla yükselmesine ve kilo alımına neden olabilir. Meyve suları doğal olarak sağlıklı gibi görünse de genellikle yüksek miktarda şeker içerirler ve fazla tüketimleri kalp sağlığının tehdit edebilirler” dedi.
VM Medical Park Maltepe Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Cengiz Başar, sağlıklı bir kalbe sahip olabilmek için nelere dikkat etmemiz gerektiği hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzının ve beslenmenin önemine değinen Uzm. Dr. Başar, “Sağlıklı bir kalbe sahip olmak için kişisel motivasyon yüksek olmalı ve yaşam tarzı sağlıklı bir çerçevede kalmak üzere değiştirilmelidir. Bu değişiklikler hayatın tüm alanlarına sirayet etmeli ki sağlık ve beraberinde mutluluk gelebilsin. Günlük olarak çeşitli meyve ve sebzeler tüketmek, kalp sağlığına faydalıdır. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, kahverengi pirinç gibi tam tahıllar tercih edilmelidir. Haftada en az iki kez Omega-3 yağ asitleri açısından zengin balıklar (somon gibi) tüketmek faydalıdır. Trans yağlardan ve doymuş yağlardan kaçılmalı, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.
‘AŞIRI ALKOL TÜKETİMİNDEN UZAK DURULMALI’
Sigara ve alkol tüketimini bırakmanın kalp sağlığı için en iyi adımlardan biri olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Başar, “Stres yönetimi; meditasyon, derin nefes alma egzersizleri, yoga gibi yöntemlerle öğrenilmelidir. Sevilen aktivitelerle meşgul olmak da stresin azalmasına yardımcı olabilir” diye konuştu.
‘SAĞLIKLI BİR KALP İÇİN GÜNDE 7-8 SAAT KALİTELİ UYKU ŞART’
Tıbbi tetkik ve kontrollerinde sağlığımız açısından aksatılmaması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Başar, “Kan basıncı, kolesterol ve kan şekeri seviyelerini düzenli kontrol ederek, önerilen sağlık taramalarını ve testleri ihmal etmemek gerekir. Kalp sağlığını korumak için günde 7-8 saat kaliteli uyku almayı hedeflenmelidir. Aşırı kilolu veya obez olmak kalp hastalığı riskini artırabilir. Vücut kitle indeksini (BMI) sağlıklı bir aralıkta tutmaya çalışılmalıdır. Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme ile kilo kontrolü sağlanmalıdır. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta (yürüyüş, bisiklet sürme gibi) veya 75 dakika yüksek yoğunlukta (koşu, yüzme gibi) egzersiz önerilir” dedi.
‘SARIMSAK VE ZENCEFİL KALP SAĞLIĞINI KORUYABİLİR’
Bazı diyet alışkanlıklarının ve yaşam tarzı değişikliklerinin özellikle halk arasında pek bilinmediğini, fakat bu faktörlerin ve alışkanlıkların kalp sağlığı açısından faydalı olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Başar, şu bilgileri paylaştı:
“Örneğin; bağışıklığı güçlendirici gıdalar (sarımsak, zencefil ve zerdeçal gibi) aynı zamanda anti-enflamatuar özelliklere sahiptir ve bu da kalp sağlığını koruyabilir. Kakule, kalp sağlığını destekleyen antioksidan özelliklere sahip bir baharattır. Kakule çayı tüketmek, kan basıncını düşürmeye ve kalp sağlığını korumaya yardımcı olabilir. Yüksek tansiyon problemi olmayan kişilerde fermente gıdalar, kırmızı pancar suyu ve turşu suyu, probiyotikler açısından zengindir ve bu da bağırsak sağlığını iyileştirir.”
‘SOĞUK SUYLA DUŞ, KAN DOLAŞIMINI ARTIRABİLİR’
Sağlıklı bir bağırsak mikroflorasının, kalp sağlığını olumlu etkilediğini belirten Uzm. Dr. Başar, “Kırmızı pancar suyu, nitrik oksit üretimini artırarak kan damarlarını genişletir ve kan basıncını düşürür. Aşırı tüketiminden kaçınmak şartıyla yüksek kakao içeriğine sahip bitter çikolata, flavonoidler açısından zengindir. Bu bileşikler kan basıncını düşürebilir, inflamasyonu azaltabilir. Çarkıfelek çiçeği (pasiflora), doğal bir sakinleştiricidir ve stres yönetiminde faydalı olabilir. Stres, kalp hastalıklarının önemli bir tetikleyicisidir. Bu yüzden çarkıfelek çayı tüketmek stresi azaltarak kalp sağlığını destekleyebilir. Bunun yanında soğuk suyla duş almak, kan dolaşımını artırabilir ve kan damarlarının sağlığını iyileştirebilir. Bu, kalp sağlığına dolaylı yoldan fayda sağlayabilir” ifadelerini kullandı.
‘KALBE ZARARLI OLDUĞU BİLİNMEYEN DURUMLAR’
Kalbe faydalı olduğu düşünülen ancak aslında zararlı olabilecek bazı alışkanlıkların veya yiyeceklerin de olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Başar, şunları söyledi:
“Taze meyve yerine meyve suyu tüketmek, kan şekeri seviyelerinin hızla yükselmesine ve kilo alımına neden olabilir. Meyve suları doğal olarak sağlıklı gibi görünse de, genellikle yüksek miktarda şeker içerirler ve fazla tüketimleri kalp sağlığını tehdit edebilirler. Enerji içecekleri, genellikle kalp sağlığına zararlı olan yüksek miktarda kafein ve şeker içerir. Bu içecekler, kalp ritim bozukluklarına, yüksek tansiyona ve kalp krizine yol açabilir.”
‘GLÜTENSİZ ÜRÜN, İŞLENMİŞ ŞEKER VE YAĞ İÇERİR’
Glütene karşı bir hassasiyet veya çölyak hastalığının olmadığı durumlarda glütensiz ürünler tüketmek, bazı insanlar tarafından kalp sağlığı için daha iyi bir seçenek olarak görüldüğünü söyleyen Uzm. Dr. Başar, “Ancak birçok glütensiz ürün, işlenmiş şeker ve yağ içerir, bu da kalp sağlığı için zararlı olabilir. Yüksek protein diyetleri, kalp sağlığına iyi gelebilecek şekilde kas yapımını destekleyebilir. Ancak fazla miktarda kırmızı et ve işlenmiş et ürünleri tüketmek, doymuş yağ alımını artırabilir ve bu da kalp hastalığı riskini artırır. Bazı kilo verme takviyeleri, kalp sağlığına zarar verebilecek uyarıcılar içerir. Kırmızı şarabın, içeriğindeki resveratrol gibi antioksidanlar nedeniyle kalp sağlığına faydalı olduğu düşünülse de aşırı alkol tüketimi, yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları ve diğer kardiyovasküler sorunlara yol açabilir” ifadelerini kullandı.
‘EGZERSİZ YAPARKEN SIVI ALIMINA DİKKAT EDİLMELİ’
Kullanılan ilaçların ya da yemek seçeneklerinin kalp atış hızını ve tansiyonunu artırabileceğine de dikkat çeken Uzm. Dr. Başar, “Bu alışkanlıkların veya yiyeceklerin kalp sağlığı üzerindeki etkileri, bireyin genel sağlık durumu ve tüketim miktarına bağlı olarak değişebilir. Örneğin; yazın spor yapmak ve soğuk duşlar dikkatli bir şekilde uygulandığında kalp sağlığına olumlu katkılarda bulunabilir. Ancak bu aktiviteler, kalp hastalığı riski taşıyan bireyler için bazı tehlikeler içerebilir. Özellikle yazın egzersiz yaparken sıvı alımına dikkat etmek, güneşten korunmak ve soğuk duş sonrası vücuda ani yük bindirmemek önemlidir. Herhangi bir sağlık sorunu veya risk faktörü olan kişilerin, bu tür aktiviteleri denemeden önce doktorlarına danışmaları önerilir. Özetle dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve doktor önerilerine uygun yaşam tarzı değişiklikleri, kalp sağlığını korumak için en iyi yollardandır” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şüpheli G.Y arkadaşı Y.B.T. ile 16 Ağustos’ta Ağrı’dan Muğla’ya tatile geldiklerini aracı Muğla merkezde kiraladıkları paraları bittiklerinden dolayı eylemi gerçekleştirdiğini beyan etti. Araçta yapılan aramada olayda kullanılan 1 âdet üzerinde silah ve 9 âdet fişek ele geçirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BÖLGEYE EKİPLER SEVK EDİLDİ
Yangını gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi.
YANGIN SÖNDÜRÜLDÜ
Kısa sürede bölgeye gelen itfaiye ekipleri, ormanlık alana sıçramadan yangını söndürdü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BÖLGEYE EKİPLER SEVK EDİLDİ
Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Kazada 1’i ağır 15 kişi yaralanan sağlık ekipleri tarafından Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi ile Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Boşanma sürecinde Ezgi Ceken babasının evine döndü. Çarşamba günü Sezgin Ceken kayınpederinin evine gelerek tehditler savurdu. Boşanmak istemeyen adam, eşinden davayı geri çekmesini istedi. Bunun üzerine aralarında çıkan tartışma büyüyerek kavgaya dönüştü. Kavga esnasında Ezgi Ceken silahla Sezgin Ceken’e ateş ederek yaraladı.
TUTUKLANARAK CEZAEVİNE SEVK EDİLDİ
İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, vurulan Sezgin Ceken’in olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Polis ekipleri tarafından Ezgi Ceken gözaltına alındı. Bir çocuk annesi genç kadın emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Ezgi Ceken adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diğer çalışanların ihbarı üzerine olay yerine 112 acil sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralan işçi olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulans ile Viranşehir Devlet Hastanesine kaldırıldı. Çapa, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Hayatını kaybeden Çapa’nın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere adli tıp kurumuna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rusya’nın başkenti Moskova’dan Marmaris’e tatil için gelen Rusya vatandaşı Natalya Somova, 17 Ağustos sabah saatlerinde Karia Yolu parkuru için tek başına çıktığı yürüyüşten dönmedi.

Yakınları 19 Ağustos’ta Rusya’ya dönüş bileti bulunan Somova’ya ulaşamayınca, durumu Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü asayiş ekiplerine bildirdi. Ekipler, Somova’nın bulunması için çalışma başlattı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen ekipler, Somova’nın Karia Yolu parkuruna giriş yaptığını tespit etti.

Marmaris Asayiş Büro ekipleri ve AFAD merkezi ile koordineli olarak Marmaris Belediyesi Arama Kurtarma (MABKE), Datça Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği (MAG-AME-DER), Datça ve Marmaris Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği (MAG/AMESAR), komando ekipleri, Sahil Güvenlik ekipleri ile jandarma iz takip köpekleri, 8 dron, 1 termal dron ve İHA ile arama çalışması başlatıldı.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BÖLGEYE EKİPLER SEVK EDİLDİ
Bölgeye sevk edilen İzmir Orman Bölge müdürlüğüne ait 3 uçak, 4 helikopter ile 17 arazöz, 3 su ikmal aracı, 2 dozer ve 1 yer ekibi yangına müdahale etti. Alevlere havadan ve karadan müdahalenin ardından kontrol altına alındı.

YANGIN KONTROL ALTINA ALINDI
İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde saat 14.00 sıralarında çıkan orman yangını, saat 17.00 sıralarında kontrol altına alındı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2 KİŞİ DUMANDAN ETKİLENDİ
Yangına çok sayıda itfaiye ekibi sevk edilirken, 2 kişinin dumandan etkilendiği öğrenildi.

Ekiplerin yangını söndürme çalışması sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, Mustafa Kemal Paşa Mahallesi, İstiklal Caddesi’nde saat 16.00 sıralarında meydana geldi. Kimliği belirlenemeyen iki kişi, motosikletle sokağa giderek kuyumcu ve cep telefonu dükkanına silahlı saldırıda bulundu.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Polis ekipleri tarafından sokak araç ve yaya trafiğine kapatıldı. Olay yerinde yapılan çalışmalarda iki iş yerine toplam 7 adet merminin isabet ettiği görüldü.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KENDİSİNİ YERE ATARAK SON ANDA KURTULDU
Saldırı anı iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.
İstanbul’da kuyumcuya silahlı saldırı kamerada | Video

Görüntülerde, motosikletle sokağa gelen kasklı iki kişiden artçı olanın iş yerlerine silahla ateş ettiği, o esnada telefonla konuşarak kaldırımda yürüyen bir kişinin kendisini yere atarak son anda kurtulduğu görülüyor.

Polis, olay yerinden kaçan saldırganların yakalanması için çalışma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İnsanların evcilleştirdiği ilk kuş türü olarak kabul edilen ve Kahramanmaraş folklorunda da önemli bir yere sahip olan güvercin yetiştiriciliği uzun yıllardır günümüze kadar gelen ender kültürlerden biri olarak dikkat çekiyor.

Çocukluk yıllarından beri güvercin yetiştiriciliğini sürdürmeyi başaran Hasan Çetinkaya, evinin damında oluşturduğu alan ile güvercin yetiştiriciliğine devam ediyor. Yetiştirdiği güvercinleri bir otomobil fiyatına satan Çetinkaya, bu işi daha rahat yapabilmek adına çalıştığı devlet kurumundan istifa ettiğini söyledi.
Türkiye’de olduğu gibi dünyanın her ülkesinde filo güvercini yetiştiriciliğinin arttığını dile getiren Çetinkaya, yetiştirdiği güvercinleri 5 bin lira ile 750 bin lira arasında sattığını dile getirdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

10 YILDIR TİCARETİNİ YAPIYOR
Çocukluk yıllarından beri gelen hobisini devam ettirdiğini aktaran Hasan Çetinkaya, “Çocukluk merakımız, ilkokul yıllarımda başladım ve hiç ara vermedim. Üniversite yıllarımda evin mutfağında, balkonunda birçok değişik ortamlarda güvercin besledim. Şu anda sosyal medyada aktif olarak son 10 yıldır aralıksız güvercin ticareti yapıyorum. Öncesinde 13 yıldır devlet dairesinde çalışıyordum, son 5 aydır istifa ettim bu işi daha rahat yapabilmek adına.

Şu an Kahramanmaraşgüvercin alımı ve satımı konusunda Türkiye’nin bir numarası konumunda. Güvercinleri güney illerden çok batı illerine ulaşmasını hedefliyoruz. Şu anda binlerce insan bu hobilerin peşinden gidiyor. Biz bunu daha çok kitleye ulaştırmak amacıyla bu işi yapıyoruz. Şu an dünyanın hemen hemen birçok ülkesinde filo kuşları besleniyor, üretimi yapılıyor” dedi.

5 BİN LİRADAN BAŞLIYOR…
Yetiştirilen güvercinlerin hemen alıcı bulduğunu ifade eden Çetinkaya, “Daha öncesinde büyüklerimiz kendi aralarında hediyeleşirlermiş, uçurup yavrulatıp kendi aralarında sosyal aktivite halinde bu işi yaparlarmış ama şu anda bir sektör halinde. Bu tezgahta her kuş 5 bin lira ile 500 bin lira, 750 bin lira gibi rakamlara alıcı buluyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çiftlerin özellikle boşanmasıyla birlikte ortaya çıkan ziynet eşya anlaşmazlığı konusunda Yargıtay emsal nitelikte bir karara imza attı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir davada “ziynet eşyalarının paylaşımında anlaşma bulunmadığı takdirde örf ve adetlerin varlığına göre, aksi takdirde kadın veya erkeğe takılan ziynetlerin kendilerine ait olduğu” kararına hükmetti.

TAKI KİME TAKILDIYSA…
Eski Yargıtay kararının yeniden şekillendiğini söyleyen Avukat Buket Nurşah Tekışık, “‘Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2023/5704 E. 2024/2402 K.’ sayılı ilamında erkeğe takılan takılar da dahil olmak üzere kadına ait olduğu yönündeki görüşünü 4 Nisan tarihi itibarıyla değiştirdi. Yeni içtihata göre, öncelikle bakılması gereken husus, taraflar arasında anlaşma olup olmadığıdır.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Anlaşmanın varlığı halinde ziynetler anlaşmaya göre değerlendirilecektir. Şayet anlaşma yoksa esas alınması gereken husus örf ve adetler olmalıdır. Daha önceki kararda kime ne takıldığına dikkat edilmeden tüm ziynetler kadına aitti. Ancak güncel içtihat; erkeğe takılan ziynet eşyalarının erkeğe, kadına takılan ziynetlerin ise kadına ait olması yönündedir.

Ziynet eşyanın belli bir cinsiyete özgü olması halinde cinsiyete uygunluğa göre karar verilmesi gerekmektedir. Eğer bu konuda bir tereddüt varsa, bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir. Bilirkişi incelemesine giden ziynetin her iki cinsiyet için de uygun olduğu belirlenirse, takılan veya verilen eşe ait sayılacaktır.

Günümüz düğünlerinde artık takılar gelin ve damadın üzerine takılmak yerine sandık, torba gibi ortak bir kesede toplanmaktadır. Bu durumda cinsiyete göre nitelik aranarak karar verilmesi gerekmektedir. Bu yönde özellik tespit edilememesi halinde eşya ortak kabul edilecektir” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kafe olarak işletilen bir iş yerine kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından bilinmeyen bir nedenle silahla ateş edildi. Mermiler iş yerinde bulunan dört kişiye isabet ederken, şüpheli şahıslar olay yerinden uzaklaştı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralı vatandaşları hastaneye kaldırdı. Emniyet şeridi çekerek bölgeyi kontrol altına alan polis ekipleri, silahlı saldırı olayına ilişkin çalışma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YARALILAR MÜDAHALELERİN ARDINDAN HASTANEYE KALDIRILDI
Kazada minibüs içerisinde bulanan aynı aileden Gülcan, Zeki, Hira Nur, Nehir ve Tayyibe Gürüşük yaralandıYaralılar, sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından farklı hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Kaza nedeniyle D-100 kara yolu İstanbul istikametine uzun araç kuyrukları oluştu. Trafik kazaya karışan araçların kaldırılması ile 1 saat sonra normale döndü. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Samsun’un Terme ilçesinde yaşayan Yılmaz ailesinin 3 çocuğundan biri olan ve Ankara’da çağrı merkezinde çalışan Neslin Yılmaz (26), fazla kilolarından kurtulmak için Fatsa ilçesindeki Özel Medi-Tech Hastanesi’nde operasyon geçirmeye karar verdi. 27 Mayıs 2024 tarihinde yapılan tahlillerin ardından aynı gün operasyona alınan Yılmaz, ameliyat sonrası 3 gün hastanede kaldıktan sonra taburcu edildi. Eve döndüğünde rahatsızlanan Yılmaz, yeniden hastaneye gitti. 12 ve 17 Haziran 2024 tarihlerinde her biri yaklaşık 5 saat süren ameliyatlara alınan Neslihan, 21 Haziran 2024 tarihinde hayatını kaybetti.
Kızlarını kaybeden acılı aile, operasyonu gerçekleştiren genel cerrahi uzmanı ve hastane yönetiminden, ‘taksirle ölüme neden olma ve sair suçlar’ gerekçesiyle şikayetçi oldu. Opr. Dr. Erkan Aksoy ise iddiaları yalanladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
15 BİN YABANCI VATANDAŞ YİMER’İ KULLANARAK KURTULDU
YİMER 157’nin acil durumlar için 7 gün 24 saat anlayışına uygun şekilde hizmet sunduğunu aktaran Göç İdaresi Başkanı Atilla Toros, “Acil durumlarda, 1 tuşuna basarak doğrudan yardım hattına geçilebiliyor. Bu kişilerin çağrılarına hızlıca yanıt veriliyor ve konum bilgileri hemen kolluk birimleriyle paylaşılıyor. YİMER 157 ve kolluk birimleri koordinasyonunda 909 acil yardım çağrısı alındı. Bugüne kadar 15 bin 619 kişi, bu merkez aracılığıyla kurtarıldı. Bu yıl içinde ise acil yardım hattı çağrıları üzerinden 231 kişinin kurtarıldı. 9 yıl içerisinde ise; 23 milyon 106 bin 62 çağrı alındığının” bilgisini paylaştı.
Yabancıların kanunlara uygun olarak Türkiye’ye gelmesi, kalması ve ayrılması gerektiğinin altını çizen Toros, yabancılarla Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda ve mevzuata uygun şekilde süreklilik arz eden bir iletişim kurmayı istediklerini kaydetti.
4 MİLYON 425 BİN YASAL SIĞINMACI
Yabancıların Türkiye’ye olan ilgisinin arttığını belirten Toros, bu hareketliliğin hukuka uygun gerçekleşmesini istediklerini vurguladı. Toros, 1 milyon 104 bin 353’ü eğitim, sağlık, turizm ve çalışma gibi nedenlerle Türkiye’ye gelip ikamet izniyle kalanlar ve ülkesini terk etmek zorunda kalarak Türkiye’ye sığınanlarla birlikte toplam 4 milyon 425 bin 230 yasal kalış hakkı olan yabancı bulunduğunu söyledi.
TÜRKİYE’Yİ 56 MİLYON YABANCI ZİYARET ETTİ
Öte yandan, Toros 2023 yılında Türkiye’ye gelen yurt dışı ziyaretçi sayısının 56 milyon 693 bin 837 olduğunu belirtti. YİMER 157’ye en fazla ikamet izni konularında bilgi talebi geldiğini, ayrıca uluslararası öğrenciler için YÖK ile protokol çerçevesinde öğrencilere, yabancı temsilcilerine doğrudan bağlanabilme imkanı sunulduğunu ifade etti.

Başkan Atilla Toros, şunları kaydetti: “Göç İdaresi Başkanlığı olarak, ülkemizin yükseköğretimde uluslararasılaşma hedeflerine daha hızlı ulaşmasına katkı sunmak amacıyla çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. YÖK ile yaptığımız protokol bir milattır. Bu kapsamda YİMER 157’yi arayan uluslararası öğrenciler, YİMER 157’yi aradıktan sonra 2’yi tuşlayarak doğrudan kendi konusuyla ilgili olarak yabancı temsilcisine bağlanabilmektedir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Balıkesir’in Gömeç İlçesi açıklarında batan bir özel teknede yaşanan can pazarı yardıma giden tekneden böyle görüntülendi.

Teknede bulunan ikisi çocuk dört kişi can yelekleri ile denize düştü. Tekne sulara gömülürken civarda buluna bir başka tekne yardıma koştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“KORKMAYIN” DİYEREK KURTARDI
Bu anlarda ise yardıma giden teknenin kaptanı bu korku dolu anları cep telefonu ile kayda aldı.

Kaptan kazazedelere “Korkmayın” diye seslenerek yanlarına kadar gitti.

Kazazedelerin yanına ulaşan kaptan cep telefonu kaydını durdurarak kazazedeleri kurtardı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÖNCE YARDIM ETTİ!
Öncesinde motosikletinin bozulduğunu düşünerek yardım etti. Motosiklet sürücüsü daha sonra motosikletin plakasının olmadığını gördü. Kendisine verdiği ruhsatı incelemesinin ardından adının M.A. olduğu öğrenilen şüphelinin çalıntı motosikleti sürüklediğini belirledi. Bunun ardından durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildiren sürücü, kaçmaya çalışan motosiklet hırsızını yakalayıp bekletti. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri şüpheliyi gözaltına alırken, heyecan dolu anlar motosiklet sürücüsünün kask kamerasıyla görüntülendi.

SONRA POLİSLERE TESLİM ETTİ!
Olayla ilgili açıklama yapan motosiklet sürücüsü, “Bugün yine iyilik kazandı diyebiliriz. Lütfen motorlarınıza sahip çıkın, dikkat edin ve mutlaka önleminizi alın” dedi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
19 Ağustos gecesi Adana’nın Çukurova ilçesi Toros Mahallesi’nde olay meydana geldi. Gündelik işlerde çalışan Cafer Gültekin’in 2 yıllık eşi S.G. (33), şiddetli geçimsizlik nedeniyle evi terk edip, boşanma kararı aldı.

Babaevine dönen S.G., olay günü eşyalarını toplamak için eve gitti. Bu sırada eve gelen Gültekin, eşinden eve dönmesini istedi. S.G. bu teklifi reddedince Cafer Gültekin, çıkan tartışmada kayınpederini darp etti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

S.G., babasıyla birlikte çıkıp, tekrar ailesinin evine döndü.

TABANCAYLA BAŞINDAN VURDU!
Durumu öğrenen S.G.’nin fabrika işçisi ağabeyi 38 yaşındaki Volkan Özdemir, eniştesi Cafer Gültekin’i konuşmak için aradı. Parkta buluşan Özdemir ile Gültekin arasında tartışma çıktı.

Adliyeye sevk edilen Özdemir tutuklandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlk adım: Nemlendirici
Clean girl makyajı, kuşkusuz nemli bir cilt görünümü olmadan düşünülemezdi değil mi? Cildinizi makyaja hazırlamak için onun neme doyduğunu ve ışıltılı durduğunu görmek oldukça tatmin edici. Kuru olmayan ve yağlı da durmayan bir cilt için cildinize en uygun nemlendiriciyi tercih etmenizde fayda var.
Nemlendiriciler ile ilgili doğru bilinen 5 yanlış
Sadece kusurlu bölgelere kapatıcı
Yorgun görünüyorsa göz altlarınıza ve sivilceli bölgelerinize kapatıcı sürmeniz ve cildinizi sakin bırakmanız oldukça önemli bu adımda. Az ürün kullanılmış bir cilt sayesinde daha rahat da hissettiğinizi fark edeceksiniz.
Gösterişli kirpikler
Bu makyajda en dikkat çeken şeylerden biri ıslak bitişli bir rimel sayesinde dikkat çekici bakışlar elde edeceğiniz kirpikleriniz olmalı. Sade tutmuş olduğunuz teninizin aksine kirpikleriniz ne kadar kıvrık, uzun ve hacimli görünürse o kadar iyi. Fakat bu görünümü elde etmek için takma kirpik takarsanız makyajın sadeliğini bozabilirsiniz.
Likit veya krem allık
Doğal makyajların vazgeçilmez ürünü likit veya krem allıklardır. Keskin bir geçişe sebep olmayıp doğal bir bitiş sağladıkları ve ciltle bütünleştikleri için özellikle pek kusurlu cildi olmayanlar için en iyi tercih likit veya krem allıklar. Artık yaz veya kış mevsimi fark etmeksizin pembe allıklar kullanıldığı için biz olsak seçimimizi pembe ve tonlarından kullanırdık.
Kendin yap: Krem allık
Dudak parlatıcısı
Clean girl makyajında kolay kolay mat bitişli rujlara rastlamazsınız. Çünkü cilt bakım temelli bu makyajın en belirgin özelliklerinden biri mümkün olduğunda yüzü doğal göstermek. Bu sebeple renksiz veya renkli dudak parlatıcıları dudağınızı olduğundan canlı gösterecek ve tıpkı cildiniz gibi dudaklarınızın da parlak durmasını sağlayıp makyajınızla bütünlük sağlayacak.


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elektrolitler, yalnızca sıvı dengesi ve kas fonksiyonları için değil, aynı zamanda sinir sistemi ve kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Bu mineraller, vücudun elektriksel sinyalleri iletmesine yardımcı olarak, sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlar ve kalp ritmini düzenler. Ayrıca, elektrolitler besin maddelerinin hücrelere taşınmasına ve atık maddelerin hücrelerden atılmasına yardımcı olur. Bu nedenle, vücudun elektrolit seviyelerinin dengede tutulması, genel sağlık ve enerji düzeylerinin korunması açısından hayati önem taşır.
Düşük elektrolit seviyeleri, halsizlik, kas krampları, baş dönmesi ve düzensiz kalp atışları gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu yüzden, özellikle yoğun fiziksel aktiviteler veya sıcak havalarda terle kaybedilen elektrolitlerin yerine konması önemlidir.
Peki, vücudumuzun daha fazla elektrolite ihtiyaç duyduğunu nasıl anlarız? İşte dikkat etmeniz gereken beş belirti ve elektrolit dengesini nasıl sağlayabileceğinize dair ipuçları.
Sıcak havalarda evde serinleme rehberi
Elektrolit eksikliğinin belirtileri nelerdir?
1. Kas zayıflığı ve kramplar: Kas fonksiyonu için elektrolitler gereklidir. Kaslarınız zayıf veya kramplı hissediyorsa, vücudunuzun bu önemli besin maddelerine ihtiyacı olabilir. Özellikle yoğun egzersiz sonrası bu belirtiler daha sık görülür.
2. Ruh halinde değişiklikler: Elektrolit dengesizliği beyin fonksiyonlarını etkileyebilir ve bu durum ruh hali dalgalanmalarına, sinirlilik veya zihinsel bulanıklığa yol açabilir. Kendinizi normalden daha hassas veya sinirli hissediyorsanız, elektrolit seviyeleriniz düşük olabilir.
3. Mide sorunları: Mide bulantısı veya gastrointestinal sorunlar yaşıyorsanız, bu da elektrolit eksikliğinin bir belirtisi olabilir. Özellikle koşucular arasında bu tür belirtiler sıkça görülür ve sodyum alımının artırılması bu belirtileri hafifletebilir.
4. Düşük sodyum seviyeleri: Elektrolit eksikliği ciddi durumlarda hiponatremiye neden olabilir. Bu durum, yorgunluk, zihinsel bulanıklık, mide bulantısı ve kas zayıflığına yol açabilir. Şiddetli vakalarda, hiponatremi ölümcül bile olabilir.
5. Düzensiz kalp atışı: Potasyum ve kalsiyum gibi elektrolitler, kalp ritminin düzenlenmesinde büyük rol oynar. Elektrolit dengesizliği, düzensiz kalp ritimleri, çarpıntı veya hızlı kalp atışı gibi belirtilere yol açabilir.
Elektrolit ihtiyacını karşılamanın yolları
Elektrolit ihtiyacınızı karşılamak için birkaç basit adım atabilirsiniz. İşte vücudunuzun bu hayati mineralleri yeterince almasını sağlamak için üç öneri:
1. Suyunuzu zenginleştirin: Elektrolit açısından zenginleştirilmiş su bulamıyorsanız, suyunuzu limon sıkıp biraz tuz ekleyerek zenginleştirebilirsiniz. Hindistan cevizi suyu da doğal olarak elektrolit açısından zengindir ve iyi bir alternatiftir.
2. Tam gıdalar tüketin: Meyve ve sebzeler açısından zengin, dengeli bir diyet, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu elektrolitleri sağlamanın en iyi yoludur. Avokado, muz ve ıspanak gibi yiyecekler potasyum açısından zengindir; badem ve tofu gibi yiyecekler ise magnezyum eksikliğinizi gidermenizi sağlar.
3. Takviye kullanın: Bazı günler yeterince meyve ve sebze tüketemiyorsanız veya elektrolit açısından zengin içecekler bulmak zor oluyorsa, takviyeler kullanabilirsiniz. Tablet, toz veya kapsül formundaki elektrolit takviyeleri su veya diğer içeceklerle kolayca alınabilir.
Elektrolitler, vücudumuzun optimal sağlık ve zindelik seviyelerini koruması için hayati öneme sahip. Vücudunuzun elektrolit ihtiyacını karşılamak, kas fonksiyonlarını desteklemekten ruh halinizi düzenlemeye kadar birçok açıdan sağlığınızı iyileştirebilir. Dengeli bir diyet, düzenli hidrasyon ve gerektiğinde takviye kullanımı, bu hayati mineralleri yeterince almanızı sağlar.


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maddi kriz tehdit değil!
Klinik düzeyde, evlilik terapisine başvuran 300 çiftin katılımı ile gerçekleşen ankette, katılımcılara maddi ve manevi iki farklı kriz senaryosu sunuldu. Bu senaryolar üzerinden sorulan sorulara verilen yanıtlara göre, çiftlerin yüzde 35’i maddi sorunlar nedeniyle boşanmanın eşiğine gelebileceklerini ifade ederken, yüzde 65’i, partneriyle arasında doğabilecek iletişim sorunlarının daha önemli olduğunu gösterdi. Çiftler bunlar arasında “sürekli eleştirme”, “sürekli suçlama ve savunma döngüsüne girme”, “sürekli araya görünmez duvarlar örme”, “sürekli küçümseme ve hor görme”, başta olmak üzere, ilgisizliğin, davranış değişikliklerinin, eleştirel dilin ve agresifliğin veya olumsuz kişilik yapılanmalarının, yaşadıkları evliliği daha fazla tehdit edeceği öngörüsünde bulundular.
Sorunları araya almak…
PSİKODER Başkan Yardımcısı Psikoterapist Cem Keçe de, çiftlerle aynı görüşe sahip. Maddi problemlerin günümüzde toplumun her kesiminden insanların hayatında dalgalı bir seyir içinde olduğunu belirten Psikoterapist Cem Keçe, palyatif tedbirlerle bireylerin veya çiftlerin bir şekilde bu durumun üstesinden gelebildiğini söyledi. Özellikle partnerler arasında zamanla meydana gelebilecek iletişim sorunlarının çözümünün, maddi sorunlara göre daha zor belki de imkansız bir hal alabileceğine dikkat çeken Keçe, “Artık günümüzde çiftlerden birinin işsiz kalmasından kaynaklı maddi kriz, evliliklerin karşısına bir sorun olarak çıkabiliyor. Ancak evlilik kurumunun getirdiği sorumluluklardan hareketle, çiftler birbirine anlayış gösterip destek olarak maddi sorunlara genellikle çözüm getirebiliyor, göğüs gerebiliyorlar. Bu tabloyu bir de evde sürekli partneriyle tartışan, onu küçümseyen, eskisi kadar sevgi ve ilgi göstermeyen, agresif, sorumluluklarını yerine getirmeyen bir kişinin getireceği mutsuzlukla karşılaştırmak farklı bir sonucu doğuruyor. Genelde çiftler bu tip bir kriz karşısında bocalıyorlar ve çıkış yolunu bulmakta zorlanıyorlar. Çünkü maddi bir durumda çift birbirine kenetlenip sorunu karşılarına alabiliyor ama sorun partner olunca, taraflar karşılıklı bir çatışma içine girebiliyor ve sorunu aralarına alıyorlar. Çözümden ziyade birbirlerini daha fazla yıpratacak bir mücadele içine giriyorlar” ifadelerini kullandı.
Hayatın tadı kaçmışsa…
Kendisine evlilik terapisi görmek için gelen danışanlarının büyük bir kısmında, partnerler arasında cinsel, davranışsal, iletişimsel sorunlardan kaynaklı problemlerin görüldüğüne dikkat çeken Psikoterapist Cem Keçe, “Birbirlerine eskisi gibi sevgi ve şehvet duymayan, evliliklerinin ilk yıllarında yaşadıkları heyecanı kaybetmiş, sözleriyle ve davranışlarıyla birbirlerini suçlayan, artık tamamen çatışma içine girmiş bir çift için kazanılmış yüksek standartlı bir hayatın anlamı yoktur. Çünkü bu çift için artık hayatın tadı kaçmıştır” yorumunda bulundu.


Boşanmaya götüren kıyamet alametleri…
Çiftleri boşanma kararı almaya kadar götürecek nedenler nelerdir? Hangi davranış kalıpları çifti karşı karşıya getirir? Psikoterapist Cem Keçe, uzun yıllar boyunca edindiği tecrübeler ışığında evliliği istenmeyen sona götürecek 5 tutum saptadığını söyledi. Bunları “küçümsemek, acımasızca eleştirmek, agresif ve savunmacı tavır takınma, sürekli sorunları görmezden gelmek ve sorumlulukları paylaşmamak” olarak nitelendiren Keçe, çözüme kavuşmaması halinde bu davranış şekillerinin evlilik için adeta boşanmaya götüren kıyamet alameti olduğunun altını çizdi. Keçe şu ayrıntıları paylaştı:
Küçümsemek: Partnerlerden biri özel ya da sosyal ortam ayrımı gözetmeksiniz eşiyle dalga geçer, onur kırıcı bir şekilde onunla eğlenir, başarılarını önemsemez, başkalarıyla kıyaslar, başkalarının yanında hakarete varan takma adlar kullanır. Kısacası eşini takdir etmediğini ve kendisi için bir önemi olmadığını gösterircesine tavır takınır. Ayrıca partneri konuşurken dinlememek, sözünü dinlememek, partner için değerli olan aile, iş, kariyer gibi konuları küçümsemek de karşılaşılan bu olumsuz tutumlar içinde yer alabilir.
Acımasızca eleştirmek: Partnerlerden biri diğerin yaptığı en ufak bir hataya bile tolerans göstermez, rahatsız olur ve geçmişte yapmış olduğu hataları da gündeme getirerek durumu daha da ağır bir hale sokar. Genelde bu durum ‘Her zaman her şeyi yanlış yapıyorsun’ ya da ‘Sen bugüne kadar neyi doğru yaptın ki’ şeklindeki genelleyici ve kırıcı sözlerle sonuçlanır.
Agresif savunmacı tavır: Söz gelimi, ortada yanlış alınmış bir karar vardır ve olumsuz bir sonuç verir. Buna neden olan partner kendisini agresif bir şekilde savunmaya çalışır. Böyle bir durumda genelde başvurulan ilk söz ‘Senin yüzünden oldu!’ şeklindedir. Suçlama ile birlikte çift arasında bir haklılık haksızlık mücadelesi başlar ve her ikisi için de acı veren karşılıklı şikayetlerin ve sözlerin sarf edilmesi ile son bulur. Her iki taraf da anlaşılmamış ve haksızlığa uğramışlık duygularıyla diğerinden uzaklaşarak içine kapanır.
Kadınlar evlenmemeli
Sorunları görmezden gelmek: Bazı insanlar ufukta bir fırtınanın geldiğini fark ederler ve mağduriyetleri hızlı bir şekilde ve herhangi bir duygu olmadan yanıtlamayı tercih ederler. Sorunlar hasır altı edilir, hiçbir şey olmamış gibi davranmayı tercih ederler ve belki de hemen çözüme kavuşacak bir sorunun ilerleyen süreçte çığ gibi büyümesine neden olurlar. Ancak sorun çözme kabiliyeti gösterememek, uzlaşamamak, görmezden gelmek gibi kaçınma tavırları, karşı tarafta büyük bir güvensizlik duygusunu hakim kılacaktır.
Sorumlulukları paylaşmamak: Evlilik, sorumlulukların paylaşımı ve yerine getirilmesine dair iki bireyin birbirine verdiği sözler bütünüdür. Bu olgu evlilik kararının en önemli motivasyonlarından biridir. Zaman içinde bir nedenle taraflardan birinin, önemi ne olursa olsun kendisinden beklenen bir sorumluluğu yerine getirmemesi, ileride bu çift için büyük bir güven bunalımı ve huzursuzluk kaynağı olacaktır. Bazı sorumlulukların yerine getirilmemesi ise şüphe götürmez bir boşanma nedenidir.”
Peki ne yapmalı?
Psikoterapist Cem Keçe çiftleri boşanmaya götüren tutumlar için çiftlere önemli tavsiyelerde bulundu. “Çift ilişkisi bir kere bozulmaya başladığında hemen gerekli önlemler alınmazsa ilişkinin bozulma seyri hızlanır. Yokuş aşağı freni patlamış bir kamyon gibi gittikçe daha hızlı ve güç durdurulabilir bir hale gelir” ifadelerini kullanan Keçe, yolun sonuna gelindiğinde de felaketin kaçınılmaz olacağının altını çizdi. Çiftlerin ilişkilerinde bazı şeylerin yolunda gitmediğini görmesi ve çözümsüz kalmaları halinde mutlaka bir evlilik terapistinden evlilik terapisi veya evlilik danışmanlığı gibi profesyonel destek almasının vaktinin geldiğini belirten Keçe, “Burada her sorun yaşayan, kavga eden çiftin hemen bir evlilik terapistine gitmesi gerekir anlamı da çıkarılmamalıdır. Profesyonel destek alması gerekenler, yaşadığı sorunları bir şekilde çözemeyen bunun yerine yukarıda sözü edilen sağlıklı olmayan savunma mekanizmalarını geliştiren, gittikçe ilişkisi kötüleşen çiftlerdir. İlişkiniz, yapıcı ve sevgi dolu bir iletişim yerine, bireyselliğin hakim olduğu bir çatışmaya dönüşmüş, adeta bir savaş ve işkence haline gelmiş ise işte o zaman profesyonel destek almak gerekir. Unutmayın mutlu olmak herkesin hakkıdır ve mutluluk isteyen herkesin biraz çabayla öğrenilebileceği bir beceridir” şeklinde konuştu.
Eşimi aldatmak istiyorum!
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Pirinç ve bakır dekor
Metalik vurgular ve metal dekoratif parçalar, eve ışıltılı ve şık bir izlenim katar. Pirinç ve bakır da özünde modern tasarıma bağlıdır; çoğu tasarımcı, doğru miktarda ışıltı ve etnik vurgu vermek için metal süslemeler kullanır. Her iki metal de her alana zarafet ve lüks katarken hoş ve dingin bir ortam sağlar.

Işıltılı minderler ve yemyeşil kumaşlar
En zarif dekor ilavesi, bir dizi parıldayan minderdir. Bu dekoratif öğeler olmadan her ev eksiktir. Baştan çıkarıcı ve mütevazı dekor parçaları için oturma odasında payetli ve canlı renkli minder kılıfları seçin.

Enerjik duvar dekorasyonu
Duvar dekorasyonu her mekanda pozitif bir etki yaratır. Bu nedenle metal duvar dekoru veya bir sanat tablosu evinize lüks bir şıklık katmak için harika alternatiflerdir.

Taze bitkilerle mekana hayat katın
Ev dekorasyonunda kullanacağınız taze çiçekler ve bitkiler, evinize doğa kokusu eklemenin en basit yoludur! Farklı saklama kaplarını saksı olarak kullanarak benzersiz bir etki yaratabilirsiniz. Eski pirinç kaplar veya ahşap kasalar, dekora ince bir dokunuş katabilir.

Aydınlatma
Doğru aydınlatma bir alana hayat getirmenin en iyi yoludur. Evin dış cephesine şerit ışıklar monte edilebilir. Avize, bazı zarif masa veya zemin lambaları gibi bazı abartılı aydınlatmalar da kullanabilirsiniz.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Boynunuza dolayın
Şalın en bilinen ve yaygın kullanım şekli boyuna dolamaktır. Şalınızı boynunuza sararak basit ama şık bir görünüm elde edebilirsiniz. Soğuk günlerde daha kalın ve yünlü şallar tercih edilirken, yaz aylarında hafif ve ince kumaşlardan yapılmış şallar ideal olacaktır.

Omuzlarınıza atın
Omuzlarınıza şal atarak hem rahat hem de sofistike bir görünüm yakalayabilirsiniz. Bu stil özellikle soğuk havalarda veya akşam davetlerinde şık bir elbisenin üzerine tercih edilebilir. Şalı omuzlarınızın üzerine gevşek bir şekilde bırakabilir veya bir broşla sabitleyerek daha düzenli bir görünüm elde edebilirsiniz.

Çantanıza bağlayın
Şalınızı çantanıza bağlayarak hem renk katabilir hem de aksesuar olarak kullanabilirsiniz. Bu yöntem, sade bir çantayı canlandırmak için mükemmeldir. Şalın boyutuna ve desene bağlı olarak, küçük bir fiyonk yapabilir veya çantanın sapına dolayarak farklı bir hava katabilirsiniz.

Saçınıza bağlayın
Özellikle yaz aylarında şalınızı saçınıza bağlayarak hem güneşten korunabilir hem de retro bir stil yaratabilirsiniz. Şalınızı saç bandı gibi kullanarak açık saçlarınızın arasında, ya da topuz yaparak bağlayabilirsiniz. Bu stil, plajda veya şehirde günlük kombinlerinizi tamamlamak için idealdir.

Belinize kuşak olarak kullanın
Şalı kemer olarak kullanmak, belinizi vurgulamak için harika bir yoldur. Elbise, tunik veya uzun gömlekler üzerine şalınızı kuşak gibi bağlayarak hem şık hem de özgün bir görünüm elde edebilirsiniz. Bu stil, özellikle ince yapılı ve uzun şallarda etkili olacaktır.

Kombininize hareket katın
Düz renklerden oluşan bir kombini canlandırmak için desenli veya canlı renklerde bir şal tercih edebilirsiniz. Şal, kıyafetinizi dengelemek veya tamamlamak için harika bir araçtır. Özellikle sade tonlardaki giysilerle zıt renkte bir şal, kombininizi bir adım öne çıkarabilir.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamilelikte göğüslerde yaşanan değişiklikler nelerdir?
Normal: İlk 3 aydan itibaren östrojen ve progesteron hormonlarından dolayı göğüslerin sertleşmesi ve genişlemesi çok normal. Süt bezleri o dönem oluşmaya başlar. 18. haftadan itibaren eğer her şey normal seyrediyorsa, göğüs uçlarınızın rengi koyulaşabilir. Bu da son derece normal.
Kontrol ettirin: Eğer memeleriniz kırmızı ve kızarıksa ya da yumrular hissediyorsanız doktorunuza başvurmalısınız. Sütünüz bu bölgeyi tıkamış ve mastit geçiriyor olabilirsiniz. Meme uçlarınız kırmızı ve iltihaplı ise bundan doktorunuza bahsetmeyi unutmayın.
Hamileyken memelere ne olur?
Hamilelikte sırt bölgesinde yaşanan sorunlar nelerdir?
Normal: Sırt ağrısı çekmeniz çok normal. Dört hamilenin üçünde bu görülür. Bu, vücuttaki değişimlerle ilgili. Belirtiler, karnınız şişmeden ve doğum sonrasında da devam edebilir.
Kontrol ettirin: Eğer ağrı şiddetli ve sık ise o zaman doktorunuza başvurun. Tedaviye ihtiyacınız olabilir.
Hamileliğinizde bel ağrısı yaşıyorsanız…
Hamilelikte ellerde görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Ellerinize iğneler batıyormuş gibi hissetmeniz doğal. Avuç içlerinizde özellikle de ortalarına doğru… Bu daha çok geceleri hissedilir.
Kontrol ettirin: Eğer bu sizi çok rahatsız ediyorsa, doktorunuza görünün. Büyük ihtimalle ciddi bir şey değildir. Ellerinize giden damarlardan biri kilo alımınıza bağlı olarak tıkanmıştır. Genelde bileklikle tedavi edilir ve doğumdan sonra geçer.
Hamilelikte baş bölgesinde yaşanan sorunlar nelerdir?
Normal: Özellikle hamileliğinizin başında normale göre daha fazla baş ağrısı çekmeniz muhtemel. Kendini iyi hissetmeme ve hastalık belirtileri genelde kandaki düşük şekerle bağlantılı. Bu da hormonlara bağlıdır. Sonuç olarak bu da sizde baş ağrısı yapar.
Kontrol ettirin: Eğer ağrılar şiddetli ve 2-3 gün sürüyorsa, görme bozukluğunuz ya da kusma şikayetleriniz varsa, yüz, el ve ayaklarınızda ani şişmeler oluyorsa doktorunuza başvurun.
Hamilelikte baş ağrıları
Hamilelikte ağızda görülen değişiklikler nelerdir?
Ağız içinizin çok hassas olması normal. Östrojen ve progesteron oranlarının artmasıyla dişetlerinde şişkinlik gözlenir. Fırçalama sırasında kolayca kanayabilirler.
Kontrol ettirin: Çok acıyorlarsa doktora gidin. Bu, bilmediğiniz bir diş problemine işaret ediyor olabilir.
Hamilelikte vajinada görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Vajinal boşaltımınızın artması normal. Bazı kadınlarda kanama bile olabilir. Her 10 anneden 1’i ilk 12 hafta boyunca kanamayla karşılaşır. 16. haftadan sonra kanama devam ediyorsa doktora başvurmalısınız. Belki vajinanızın tipi yüzünden bu tarz kanamalar oluyordur. Bazılarıysa sebepsiz yere kanar. Araştırmak en iyisi.
Kontrol ettirin: Eğer akıntılarınız kötü kokulu ve değişik renkli gelmeye başlarsa, o zaman doktora gitmelisiniz. Çünkü bu bir enfeksiyon olabilir. Bunun oluşma sebebi hamilelik sırasında vajinadaki asit oranlarının değişmesi. Doğum sonrasında kolayca tedavi edilir.
Hamilelikte makatta görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Bu dönemde kabızlık çekmeniz normaldir, hormonal değişimler tüm vücudunuzu etkilediği gibi sindirim ve boşaltım sistemlerinizi de etkiler. Bu durum elbette kilo alımını destekler ve kanın pompalanmasını da hızlandırır. Bu gibi durumlar ve bu durumlara bağlı olarak tuvalette çok uzun süre kalmak hemoroit oluşumunu da tetikleyebilir. Daha önce herhangi bir hemeroit sorununuz olmadıysa bile hamilelikte hemeroitler karşılaşabilirsiniz.
Kontrol ettirin: Eğer canınız çok yanıyorsa ve kanamanız varsa doktora gitmelisiniz. Sürekli su içerek vücudunuzu nemlendirin ve iyi bir diyet yaparak kabızlığı önleyin.
Hamilelikte en sık yaşanan 10 problem
Hamilelikte ciltte görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Cildinizde koyu renkli lekelerin olması normal. Buna hiperpigmentasyon denir. Yüksek seviyede östrojen, progesteron ve melanositten kaynaklanır. Bunlar MSH hormonlarını harekete geçirir ve bu da daha fazla melatonin üretilmesine neden olur. Bazı bölgeler zaten daha koyudur. Mesela göğüs uçları, genital bölge, koltuk altları ve bazen bacak araları. Bu bölgelerin rengi daha da koyulaşır. Bazı kadınlarda göbek deliklerinin altında siyah bir çizgi belirir. Linea nigra denilen bu çizgi çok normaldir. Cildinizde çatlaklarınız da olabilir; göğüslerinizde, karnınızda ve kalçalarınızda… Bunlar oluşur çünkü vücudunuz birden genişlemeye başlar ve cilt elastikiyeti yetmez. Kolajen yetersiz kalır, incelir ve yırtılır. İlk başlarda kırmızımsı mor bir renkte olan çatlaklar daha sonra soluklaşır ve beyaza dönüşür. Ciltteki döküntüler hamilelikte olağan değildir. En yaygını polimorfik döküntülerdir. Bu sadece kırmızı, kaşınan bir döküntüdür ve steroid kremleriyle kolayca tedavi edilir. Karnınız büyüdükçe cildiniz kuruyacak ve kaşınacaktır. Bu son derece normaldir. Bunun için kaliteli bir nemlendiriciyle cildinizi nemlendirin.
Kontrol ettirin: Avuç içleriniz ve ayak tabanlarınız özellikle geceleri çok kaşınıyorsa, döküntü yoksa doktorunuza görünmelisiniz. Çok önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Kimyasal maddeler safra kesesine gideceğine kanınıza karışmıştır. Hayati bir durum olup olmadığını öğrenmek için hemen kan testi yaptırmalısınız.
Hamileler için güzellik önerileri
Hamilelikte pelviste görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Sanki pelvik kemiklerinizin bebeğinizle beraber büyüyormuş gibi garip bir his hissetmeniz normal.
Kontrol ettirin: Eğer hareket edemeyeceğiniz kadar ağrınız varsa, özellikle de geç yaştaki hamileliklerde, doktorunuza başvurmalısınız. Bu semfisis pubis bozukluğu olabilir. Yani bu durumda pelvis kemiği olması gereken yerden kaymıştır ve uterusunuz büyüdükçe daha da açılır. Ayrıca bu, hamilelik süresince tedavi edilemez. Genelde korse verilir ya da koltuk değneği kullanması tavsiye edilir.
Hamilelikte ayaklarda görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Ayak ve ayak bileklerinde şişliklerin olması son derece normal. Bu yaygındır ve doğumdan sonra geçer. Büyüyen uterusunuz, bacak damarlarına baskı yapar ve şişme gözlemlenir.
Kontrol ettirin: Eğer son 3 ay şişkinlik çok yoğunsa doktorunuza gitmelisiniz. Bu sadece yorgunluktan olabileceği gibi başka hastalıkların semptomu da olabilir. Mesela preeklampsi… Doktorunuzla konuşun. O gerekli testler için sizi yönlendirecektir.
Hamilelikte oluşan ödem korkutmasın
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi, Açık Hava Sinema Günleri ile Başkentlileri nostalji yolculuğuna çıkarıyor. ‘Sandalyeni Kap Gel’ sloganıyla düzenlenen ‘Yıldızların Altında Yeşilçam Geceleri’nde 24 Ağustos Cumartesi akşamı saat 21.00’de Atatürk Orman Çiftliği Doğal Yaşam Parkı’nda, Hababam Sınıfı seyirciyle buluşacak. Başkentliler, son gösterimin yapılacağı 14 Eylül’e kadar her cumartesi saat 21.00’de farklı bir film ile buluşmaya devam edecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Menteşe Belediyesi kültür, sanat etkinlikleri kapsamında hayata geçirdiği açık hava sinema günlerine, Çamoluk Mahallesi ile başladı. Etkinliğe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın yanı sıra Belediye Başkan Yardımcısı Merve Fidem Barut, meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Etkinlik kapsamında Belediye tarafından izleyicilere, patlamış mısır ve gazoz ikram edildi.
Belediye Başkanı Gonca Köksal, sosyal belediyecilik anlayışı gereği ilçenin sahip olduğu olanakları kırsal mahallelere taşıdıklarını belirterek, şunları söyledi:
“Menteşe Belediyesi olarak sosyal belediyecilik anlayışımız gereği günlük belediye hizmetlerimizin dışında sosyal ve kültürel alanda çalışmalar yürütüyor, kentin imkanlarını ve olanakları köylerimize ve mahallelerimize taşıyoruz. Sosyal projelerimizin yanında kırsal bölgelerimizde sağlık taraması da yapıyoruz. Sağlık taramasına Dağpınar ve Zeytin Mahallelerimizden başladık. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor. Yine kırsaldaki çocuklara yönelik yaz turnesinde tiyatro etkinlikleri düzenliyoruz. Çocukları tiyatro ile tanıştırıyor, aileleri ile birlikte güzel vakit geçirmelerini sağlıyoruz. Sosyal projelerimiz içinde yer alan sinema günlerinin ilkini de Çamoluk Mahallemizde başlattık. Çamoluklu vatandaşlarımız, Muğla’nın tanıtımına büyük katkı koyan yönetmen – senarist değerli hemşehrimiz Yüksel Aksu imzalı filmlerden, ‘Entelköy Efeköy’e Karşı’ filmini patlamış mısır ve gazoz eşliğinde izlediler. Menteşe Belediyesi olarak amacımız, sinemaya erişimin sınırlı olduğu bölgelerde yaşayan insanların, sosyal bağlarını güçlendirmek ve kültür, sanat etkinliklerine katılımını arttırmak. Açık Hava Sinema Günleri’ni hafta da iki gün farklı mahallelerimizde düzenlemeye devam edeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EBB Şehir Tiyatroları, “Karavan Kukla Tiyatrosu” projesi kapsamında sahnelediği “Pinokyo” adlı kukla oyununu, bir ilke imza atarak şehrin merkezinde yaşayan çocuklarla kendi mahallelerinde buluşturmaya başladı. Etkinliğin ilk ayağında Fevzi Çakmak Mahallesi’nde yaşayan çocuklarla buluşan oyun, mahalleli minik seyircilerinin yoğun ilgisiyle karşılaştı.
Ağustos ayında Yeşiltepe, Şirintepe ve Emek mahallerinde sahnelenecek “Pinokyo”, eylül ayında da farklı mahallelerde ve ilçelerde çocuklarla buluşmaya devam edecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirilen programda Öğütçü, babasının hikaye yazmaya başlangıç serüvenini, ilham kaynaklarını ve Orhan Kemal hikayeciliğinin Türk edebiyatında bıraktığı izleri anlattı.
Öğütçü, Orhan Kemal’in 1940’lı yıllarda, hapisteyken öykülerini yazmaya başladığını belirterek, “O yıllarda çok dikkat çekmemek için ve baskı ortamından dolayı her hikayesinde farklı isimler kullanmış. Babamın kullandığı çok ilginç mahlas isimler var. Ben 24 yıldır babamı araştırarak, mahlas isimlerle yazdığı birçok yazıyı, hikayeyi ortaya çıkardım. Ona dair tam 14 kitap yazdım.” dedi.
“Orhan Kemal’in insana bakışı çok önemli”
Babasının öykü kitaplarında hem yaşadığı Adana’dan hem hapiste gözlemlediği insanlardan malzemeler çıkardığını kaydeden Öğütçü, şunları aktardı:
“Orhan Kemal’in insana bakışı çok önemlidir. O genellikle tanıdığı, sohbet ettiği, konuştuğu insanların hikayelerini yazar. Siz onunla bir sohbette 2 cümle edersiniz, kurduğunuz kısacık cümlelerinizden kocaman bir öykü çıkartır. Genelde bir söz vardır, öyküden roman yazılmaz diye. Orhan Kemal bu kalıbı yıkmıştır. Mesela ‘Devlet Kuşu’ romanını öykü temelli bir konudan yazmıştır. Hepiniz arkadaşınızla sohbet ediyorsunuz, güzel anılar biriktiriyorsunuz ama bu sohbetleri öyküleştirmek aklınıza gelmiyor. İşte yazarın farkı da burada ortaya çıkıyor.”
Işık Öğütçü, Orhan Kemal’in gözlemciliğine de değinerek, “Onun anlattığı çocuk, hayvan ve insan hikayeleri, hayatın içinde geçmiş olayları bir zabıt katibi titizliğiyle ortaya koyuyor. Onun öykülerinde hem kendinizden bir şeyler bulabilir hem de o hayat hikayelerinin ne kadar gerçek olduğunu anlayabilirsiniz. Babam çok iyi bir gözlemciydi. Kahvehanelere gidip oradaki maden işçileri, lağımcılar, işportacılarla sohbet eder, onlardan dinlediği sözleri çok iyi not alıp eserlerine uyarlardı.” şeklinde konuştu.
“40 ülkede Orhan Kemal’in eserleri okunuyor
Orhan Kemal’in, öykü ve romanları çok okunmasına rağmen hayatını sıradan bir vatandaş olarak yaşadığına dikkati çeken Öğütçü, “Bugün etrafta çok sayıda genç yazar var, Wattpad yazarları var. Şimdi bakıyorum, 20’li yaşlarında bir çocuk 600 sayfa roman yazmış. En ufak bir şey yazan herkes meşhur olma havasında. Halbuki babam sıradan bir insan olarak yazdı. Günümüzde bu işi yapanlar, yazarlıkla meşhurluğu aynı şey sayıyorlar. Oysa ki yazmanın, hikayeciliğin amacı bu değil.” değerlendirmesinde bulundu.
Işık Öğütçü, Orhan Kemal’i araştırmanın uzun ve zorlu bir yolculuk olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bazen Orhan Kemal’e dair internetteki blog yazılarını ve sosyal medya yorumlarını okuyorum, çok eğleniyorum. Bir tanesi mesela Orhan Kemal’i okurken ona çok kızdığını söylemiş. Çünkü kitaplarının çok çabuk bittiğinden şikayet ediyor. Yani istiyor ki okuduğu Orhan Kemal kitapları hiç bitmesin. Fakat Orhan Kemal’i kendine has kılan özelliği bu. Az ve öz yazıyor, vuruyor geçiyor ama kısa kitaplarında anlattıkları, birçok uzun romana bedel oluyor. Bugün 40 ülkede Orhan Kemal’in eserleri okunuyor. Dilerim sizler de yeni çevirilerle Orhan Kemal’in daha fazla okunmasına katkıda bulunursunuz.”
Kendisinin de babası gibi öykü yazmak istediğini belirten Öğütçü, taslak olarak öykülerinin bulunduğunu fakat henüz yayına hazır olmadığını dile getirdi.
Programın ardından katılımcılar, Işık Öğütçü ile Beyoğlu’ndaki Orhan Kemal Müzesi’ni gezdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ile Edremit Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği 6. Edremit Kitap Fuarı, 19 Ağustos akşamı kapılarını açtı. Altınkum Fuar Alanı’nda gerçekleştirilen organizasyon, bu yıl da birçok sanatçı ve aydını ağırlamaya devam ediyor.
Fuarın üçüncü gününde sevenleriyle buluşan isimlerden biri de ünlü modacı Barbaros Şansal oldu. Okurlarıyla imza ve söyleşi etkinliklerinde bir araya gelen Şansal, bu yıl içerisinde Edremit’te kadın istihdamı ve emeği üzerine iki yeni proje daha gerçekleştireceklerini açıkladı, Bursa Büyükşehir Belediyesi ile birlikte üretim ve istihdamı artırmak için bir moda akademisi kuracağını duyurdu.
Ustasının ismini verecek
Akademinin adının, onu yetiştiren duayen modacı Yıldırım Mayruk’un ismi olacağını belirten Şansal, şunları söyledi:
“Ben bütün bu haytalıkları yaparken, ustam Yıldırım Mayruk şu an doksan yaşında ve gelinlik dikiyor. O yüzden beni yetiştiren ustam bir terzi, ben ise onun yamağıyım. Onun adını ölümsüzleştirmek için, Bursa Büyükşehir Belediyesi ile üretim ve istihdama yönelik büyük bir Yıldırım Mayruk Moda Akademisi kuruyoruz. Müjdesini de buradan vermiş olayım.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’de 1927 yılında Boğazköprü mevkisinde bulunan Doğu Roma Dönemi’ne ait olduğu değerlendirilen 2 çocuk mumyası, Kayseri Arkeoloji Müzesi’nde ilk günkü gibi korunuyor.
Kocasinan ilçesi Boğazköprü mevkisinde 1927 yılında yapılan Kayseri- Ankara kara yolu çalışmaları sırasında 1’i kız, 2 çocuk mumyası bulundu. Mumyalar gerekli incelemeler yapıldıktan sonra Kayseri Lisesi’ne getirildi. Uzun yıllar lisenin laboratuvarında saklanan mumyalar, 1982 yılında eski müze binasına gönderildi. Bu yılın mayıs ayında da 2021 yılında yapımı tamamlanan ve yaklaşık 1940 esere ev sahipliği yapan Kayseri Arkeoloji Müzesi’ne getirilen mumyalar, burada sergilenmeye başlandı.
KAVŞAK NOKTASINDA BULUNMUŞ
Mumyalarla ilgili bilgi veren Müze Müdürü Gökhan Yıldız, “Doğu Roma Salonu’nda sergilemekte olduğumuz 2 adet çocuk mumyamız, arşiv kayıtlarımıza göre 1927 yılında Boğazköprü mevki olarak bilinen, şehrimizin batısında bulunan kara yollarının kavşak noktasındaki bir alanda bulunduğuna dair kayıtlar bulunmaktadır. Bu 2 mumyamız bulunduktan sonra 1982 yılına kadar Kayseri Lisesi’nde muhafaza edildiğini bilmekteyiz. Sonrasında müzemize nakliyle birlikte eski müze binalarımızda mumyalarımız sergilenmiştir. İçerisinde bulunduğumuz yeni hizmet binamız tamamlanmasıyla birlikte 2024 yılının mayıs ayından itibaren bu iki eserimizi tekrardan Doğu Roma Salonu’nda ziyaretçilerimizin kullanımına sunduk” diye konuştu.
‘BİR CİSİMLE BOĞULDUĞUNU VÜCUDUNDAKİ İZLERDEN ANLAMAKTAYIZ’
Çocuk mumyaların vücut bütünlüklerinin korunduğunu aktaran Yıldız, “Mumyalarımız 1 kız ve 1 erkek mumyasından oluşmakta. Her ikisinin de vücut bütünlükleri büyük oranda korunur durumdadır. Büyük olan kızın yaklaşık 94 santimetre uzunluğunda bir vücut bütünlüğü şeklinde korunmuş olup, muhtemelen zincir tarzında bir cisimle boğulduğunu vücudundaki izlerden anlamaktayız. Her ikisinin de Hristiyanlık dinine mensup olduklarını, kollarının göğüs kafesi üzerinde üst üste getirilmesiyle anlamaktayız. 64 santimetre olan erkek çocuğumuz ise muhtemelen ateşli bir hastalık sonucunda öldükten sonra mumyalandığını bilim adamlarımızın yaptığı araştırmalarla anlamaktayız. Araştırmacılarımızın ortaya koyduğu gibi mumyaların hazırlanış biçimleri ve beden bütünlüklerini de ortaya koyarak M.S. 8-13’üncü yüzyıl Doğu Roma Dönemi ile bu iki örneğimizi tahlil etmekteyiz. Şu ana kadar herhangi bir şekilde ziyaret esnasında vatandaşlarımızca bize olumsuz durumlar aktarılmadığı için eser kondisyonlarını gözlemekle birlikte bu serginin devam ettirilmesini düşünmekteyiz” dedi.
‘150-200 YILLIK BİR DÖNEMDE BU TÜR ÖRNEKLERİ GÖREBİLMEKTEYİZ’
Anadolu’da bulunan mumya örneklerinin çeşitli dönemlerde yaygın olduğunu ifade eden Yıldız, “Mumyalarla ilgili olarak Anadolu’muzda, Doğu Roma Dönemi’nde sınırlı örnekler. Beylikler döneminde de bir dönem bunun Selçuklu’da ve değişik, kısa süreli hüküm süren Anadolu’daki beyliklerin özellikle hanedana ait bireylerin mumyalanması şeklinde yaklaşık 150-200 yıllık bir dönemde bu tür örnekleri görebilmekteyiz. Osmanlı Dönemi’nde ise buna dair bir kayıt veya böyle bir geleneğin olduğunu görmemekteyiz. Mumyaları ziyaret eden vatandaşlarımızla sohbetlerimiz esnasında bu örnekler uzun süredir bizim sergimizde bulunmadığı için dikkat çekti. Daha sonrasında da müzemize gelen her ziyaretçi, çok fazla görünen bir örnek olmaması nedeniyle bu iki mumyamıza ziyaretler esnasında özellikle dikkat etmekte. Tabii ki ilerleyen dönemde bunu kalıcı hale getirmek için belli yaş gruplarına sınırlamak şeklinde bir düşünceyle kalıcı müze alanında 2 mumyanın sergisini sağlamayı planlamaktayız” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Erzurum’da düzenlenen ‘Kültür Yolu Festivali’ kapsamında çocuklara yönelik ‘Kültür koruyucuları eğitim etkinlik atölyesi’ gerçekleştirildi. Çeşitli yaş grubundan 30’a yakın çocuk, eğitim kapsamında önce arkeologlar nezaretinde Erzurum Müzesi’ni gezdi. Müzede yer alan eserler hakkında bilgi verilen çocuklar, daha sonra oluşturulan sınıflarda tarihi eserleri tanıma, kültür varlıkları ve kaçakçılıkla mücadele konusunda bilgilendirildi. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanlığı’nda görevli Arkeolog Meral Özdemir ile Erzurum Müzesi arkeologlarından Doç. Dr. Gülşah Altunkaynak, çocuklara kültür kaçakçılığıyla mücadeleyi ve önemini anlattı. Eğitimler sonunda çocuklara ‘Kültür Koruyucuları’ rozeti takıldı.
‘ÇOCUKLAR ÖNCELİKLİ HEDEF KİTLEMİZ’
Ülkede yaşanan kültür varlıkları kaçakçılığı, kültür varlığı tahribatı ve kültür varlığı bulmak için yapılan kaçak kazıların önüne geçebilmek amacıyla çok yönlü çalışmalar yürütüldüğünü belirten Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanlığı’nda görevli Arkeolog Meral Özdemir, “Kaçakçılıkla mücadele çalışmaları kapsamında eğitim çalışmalarına çok önem veriyoruz. Ülkemiz genelinde eğitim ihtiyaçları belirlenerek hedef kitleye uygun içerikler ve materyalleri hazırlamaktayız. Çocuklar, yetişkinler, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele alanında görev yapan personel gibi farklı birçok hedef kitle için çalışmalar yürütmekteyiz. ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözünden hareketle çocuklar öncelikli hedef kitlemiz. Bu kapsamda da ‘kültür koruyucuları’ projesini yürütmekteyiz. Projeyle, çocukların kültürel mirasına sahip çıkan, kültür varlıklarını tanıyan koruyan bilinçli bir birey olarak kültür koruyucusu olmalarını hedeflemekteyiz. Bu kapsamda yaptığımız çalışmalarda, eğitim çalışmalarında, müzik etkinlikleri, yaratıcı drama etkinlikleri ve atölye çalışmaları yapıyoruz. Bu çalışmaların hedef kitleye uygunluğu açısından çalışmanın akademisyenler, pedagoglar ve tiyatro sanatçılarımızdan destek alıyoruz” diye konuştu.
ÇOCUKLARA YÖNELİK ÇALIŞMALARI ANLATTI
Konuyla ilgili ‘Kültür Koruyucuları’ web sitesini kurduklarının bilgisini veren Özdemir, “Yine kültürel varlıklarımızın korunmasına yönelik olarak bilgilendirici hikaye kitabımız var. Bu hikaye kitabımızı, müzelerimiz kanalıyla okullarımıza, çocuklarımıza ulaştırdık. Kültür varlığı kaçakçılığının önlenmesi temasını içeren somut olmayan kültürel miraslarımızdan ‘Karagöz Kültürel Miras Yüzsüz Deli Hırsız’ gölge oyununu hazırladık. Proje kapsamında kültürel mirasımızın korunmasının önemini vurgularken kaçak kazıların ve kültür varlığı kaçakçılığının suç boyutunu da ele alan özel bir oyun metni hazırlanarak özgün müzikler bestelendi. Kültür varlıklarının korunması ve kaçakçılığın önlenmesine yönelik olarak 15-25 yaş arası gençlerde farkındalığı artırmak amacıyla dijital olarak hazırlanmış yurt dışında bulunan bir eserimizin iade sürecini ve bu süreçte neler yaşandığını anlatan ‘Artemis’in Yolculuğu’ adlı çizgi romanı yayınladık. Başka bir çalışmamız, 2021 yılında hayata geçirilen hedef kitlesini kaçak kazıların yoğunlaştığı alanlarda yaşayan halkın oluşturduğu ‘Köy sohbetleri’. Bu projeyle köyler ziyaret edilerek köy sakinlerine kültür varlıklarının korunmasının önemi, kaçak kazıların verdiği zararın boyutları anlatılmaktadır” dedi.
‘ÇOCUKLARIMIZA ESERLERİMİZİ TANITIYORUZ’
Erzurum Müzesi’ne gelen çocuklara eşlik ederek bilgilendiren Arkeolog Doç. Dr. Gülşah Altunkaynak, “Kültür Yolu Festivali kapsamında çocuklarımıza müze gezisi yaptırıyoruz. Müze gezisinin ardından atölyemizde çocuklarımıza eserlerimizi tanıtıyoruz. Böylece o eserlere daha bir yakınlaşmalarını, daha bir tanımalarını, daha bir özümsemelerini sağlamak istiyoruz. Ardından çeşitli oyunlarımız ve izletilerimiz olacak, müziklerimiz olacak. Böylelikle bugün hem sabah hem öğleden sonra bu programları gerçekleştirerek çocuklarımızı kültür koruyucusu olarak hazırlayıp, onlara rozetlerimizi takıp uğurlamayı planlıyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yiğit, 91. Simav Turizm ve Ticaret Panayırı’nda hemşehrilerine beğenilen türkülerden oluşan geniş bir repertuvar sundu.
Yöresel türkülerle konsere başlayan Yiğit, yöresel kaşık havaları ve oyun havalarıyla izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı.
Simavlı İzzet İren, Yiğit’in “Delhadır Başındayım Simav’ın Kaşındayım” adlı türküyü seslendirdiği sırada efe oyunuyla konsere renk kattı.
Konserin sonunda uzun süre alkışlanan Yiğit’e sürpriz doğum günü kutlaması yapıldı.
Sanatçıya teşekkür ederek hediye veren Simav Belediye Başkanı Kübra Tekel Aktulun, Yiğit’in doğum gününü kutladı.
Ailesiyle sahnede pasta keserek doğum gününü kutlayan Yiğit, Belediye Başkanı Aktulun, belediye personeli ve tüm Simav halkına teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleşen programda personeller iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilgilendirildi.
Programa, Belediye Başkan yardımcıları Abdurrahim Çelik ve Masum Cengiz, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü Rıdvan Akyol, birim müdürleri ve personel katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünyayı alarma geçiren maymun çiçeği virüsü hakkında bilgiler veren Uzman Doktor Oğuzhan Onultan,hastalığın bulaşma yollarının yakın temas, solunum yolları ve cinsel temas olduğunu belirtti.
“BAĞIŞIKLIK SİSTEMLERİ TAM OTURMADIĞI İÇİN 15 YAŞ ALTI GRUPLAR DAHA RİSKLİ”
Maymun çiçeği virüsünden hangi yaş grupları daha çok etkileniyor sorusuna cevap veren Onultan, “Özellikle şunu söyleyebilirim bağışıklık sistemleri tam oturmadığı için 15 yaş altı gruplar, çocuklar daha riskli. Onun dışında göbek kordonu üzerinden bebeğe geçme ihtimali olduğu için gebeler de bu anlamda risk taşıyorlar. Bağışıklık sistemi düşük olan insanlar, yani bazı hastalıklara bağlı kortizon kullananlar veya kemoterapi alan kanser hastaları da özellikle maymun çiçeği virüsünde riskli grup olarak adlandırılıyor.” ifadelerini kullandı.

“MAYMUN ÇİÇEĞİ COVİD KADAR ÖLÜMCÜL BİR HASTALIK DEĞİL”
Virüsten korunmanın yollarına da değinen uzman doktor, tıpkı Covid-19 salgınındaki gibi maske ve hijyen kurallarına uyulması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca Onultan,”Maymun çiçeği Covid kadar ölümcül bir hastalık değil fakat dikkat etmemiz gereken bir bulaşa sahip.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞIRNAK – Şırnak Devlet Hastanesine nefes darlığı şikayetiyle başvuran diyaliz hastası 44 yaşındaki Saadet Pünek, kalınlaşan kalp duvarının alkol ile yakma işleminden sonra sağlığında düzelmeler başladı.
Kardiyoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Emin Gökçe ve Op. Dr. Çiğdem Bahar Çakmak, üst basamak hastaneler ve üniversite araştırma hastanelerinde yapılabilen ameliyatı Şırnak Devlet Hastanesinde yaparak, 12 yıldır diyaliz hastası olan ve nefes darlığı çeken 44 yaşındaki kadın hastayı sağlığına kavuşturdu.
Ameliyat ve yoğun bakım tedavilerinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Emin Gökçe, hastanın aynı zamanda böbrek yetersizliği nedeni ile takipte olup diyaliz almakta olduğunu söyledi.
Polikliniğe nefes darlığı başvurusu sonrası yaptıkları incelemede kalp duvarında kalınlaşma tespit ettiklerini belirten Dr. Gökçe, “Kalp duvarındaki kalınlaşma sonrası ilaç tedavisi başladık. Ancak etkili bir sonuç alamayınca hastamıza kalınlaşan kalp duvarını inceltmek için alkol ile yakma işlemi yaptık. Hastamızın özellikle damarlarında zorlu bir işlemi vardı. Daha önce üst merkezlerde, üniversite hastanelerinde yapılan bir işlemi burada zorlu da olsa başarılı bir şekilde işlemimizi gerçekleştirdik. Hastamıza öncelikle anjiyoya alarak normal anjiyografik yöntemler ile kalp damarına ulaştıktan sonra, kalınlaşma yapan damara ulaştıktan sonra, o damara saf alkol vererek inceltip daha sonra nefes darlıklarını özellikle iki haftadan sonrada hastamızın belirgin düzelmesini bekliyoruz. Takibinde de hastamıza iki gün yoğun bakım takibi ve bir günde serviste takibinden sonra da yarın rahat bir şekilde ve şikayetsiz bir şekilde hastamızı taburcu etmeyi planlıyoruz” dedi.
Saadet Pünek ise, nefesinin kapandığını dile getirerek, “Şırnak Devlet Hastanesi doktorlarına başvurdum. Allah’a şükürler olsun onlarda beni iyileştirdi. Nefes darlığım düzeldi ve şimdi iyi durumdayım. Doktorum sayesinde şimdi iyiyim, kendisine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Et fiyatlarını değerlendiren Kasaplar Odası Başkanı Ömür Şen, “Ben bu yaşıma kadar Samsun’da at ve eşek eti diye bir şey duymadım. İnşallah öyle bir şey de olmaz. Samsun’daki vatandaşlarımız bu konuda içleri rahat olabilir. 14 senedir oda başkanlığı yapıyorum. Mesleğin içindeyim, ben Samsun’da böyle bir şeye rastlamadım. Çünkü içindeyiz, görüyoruz, kimin ne yaptığını biliyoruz. Alışveriş yaparken piyasanın altında bir et fiyatı gördüğümüz zaman şüphelenmeliyiz. Şimdi Samsun’da 360 liraya kıyma satan yerler var. Sen bunu nasıl 360 liraya satabiliyorsun? KDV var, kesim maliyeti var. Bunlar da eşek ve at eti olmayabilir ama her şey olabilir. Ucuz etten insanların uzak durması lazım. Samsun’da at ve eşek etinin olmadığına kesinlikle eminim. Tabii, büyük firmalara ben bir şey diyemem, kefil olamam. Benim dışımdaki firmaları bilmiyorum. Bugün ben 500 liraya kıyma satarken sen 360 liraya nasıl kıyma satabiliyorsun? 355 lira karkasın kilosu iken bunun kemiği var, kesim ücretleri var, KDV’si var, masrafları var. Nasıl satabiliyorsunuz? Sakatat eti mi olur, kelle eti mi olur, ona bir şey diyemem” ifadelerini kullandı.
“At ve eşek eti Samsun’a giremez”
Ucuz etten uzak durulması gerektiğinin altını bir kez daha çizen Şen, “Gerçek anlamda bizim kestiğimiz bugünkü dana etinin fiyatı 500 liradır, 480 falan olur ama 360 lira olmaz. Bunu alan vatandaşlarımız duyarlı olsunlar, ne aldıklarına baksınlar, ne kıyması var baksınlar. Samsun’da at ve eşek eti olmaz, olmadı, olamaz da. Şüpheli eti diğer etlerden vatandaş rengine bakarak ayırt edebilir; kıpkırmızıdır, yağsızdır, zaten onu satıcı tezgaha koyamaz. Ete renk enjekte edeni duyuyoruz, su enjekte edeni duyuyoruz. Biz bunları yaşamadık ama duyduk. Elhamdülillah, kendi esnafımızın her şeyine kefiliz. Zaten devamlı denetim içerisindeyiz. At ve eşek eti Samsun’a giremez” diye konuştu. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sorgun Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ümit Öztürk, AA muhabirine, Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Programı” çerçevesinde bu ödüle layık görüldüklerini söyledi.
Çalışanların sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite yapmalarını, iş yerinde verimliliği artırmayı hedeflediklerini ifade eden Öztürk, “Hastanemiz, Sağlığı Başkanlığımızca sağlıklı yaşam koşullarına uygun bulunmasından dolayı bu unvanı almaya hak kazandı. Bu ödülü almamızda emeği geçen tüm personelimize teşekkür ediyorum.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye değer görülen “Palatal Yaralarda Uygulanacak Mezenkimal Kök Hücre Yüklü Liyofilize Hidrojel Geliştirilmesi” başlıklı proje ile dişeti yarası tedavilerinde klinik ortamda kullanımı kolay ürün geliştirilecek.
Multidisipliner bir ekip tarafından yürütülecek projede Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Ali Batuhan Bayırlı yürütücü; Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Deniz Genç, Muğla Meslek Yüksekokulu Kimya ve Kimyasal İşletme Teknolojileri Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Ezgi Eren Belgin, Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Patoloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Leyla Tekin ve Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Dr. Serhat Sezgin ise araştırmacı olarak yer alıyor.
Damak yaraları için geliştirilen yapışkan hidrojel, rafta saklanabilecek ve kullanıma hazır kök hücre içerikli ağız mukozasına yapışma özelliğinde olacak.
Biyouyumluluk ve düşük toksisitesi dikkate alındığında hidrojeller, içine yerleştirilebilen ilaç veya hücresel içerikleri dağıtım sistemi olarak umut verici malzemelerden biri olarak görülüyor.
Benzer tedavilerde kullanılan ürünlerin hem saklama şartlarının güç olması hem de yara iyileşme hızında belirgin bir artış bulunmaması nedeniyle, ürünün sağlık sektöründe tercih edileceği öngörülüyor.
Ürün aynı zamanda patentlenerek ticarileştirilecek ve üretim aşamasına da geçtikten sonra milli bir ürün olarak ülkemize katma değer sağlayacak.
Proje yürütücüsü Öğr. Üyesi Dr. Ali Batuhan Bayırlı, “Dişeti çekilmesinin tedavisi için damak bölgesinden alınan yumuşak doku sonrası o bölgede yara bölgesi oluşmaktadır. Ağız içi mukozada yer alan yara bölgeleri, hastanın operasyon sonrası ağrı, kanama, enfeksiyon, duyusal işlev bozukluğu gibi semptomlara sebep olmaktadır. Güncel tedavilerde ozon tedavisi, fotobiyomodulasyon tedavisi, düşük seviyeli mikroakım elektroterapisi uygulanmaktadır, ancak yara iyileşme hızında belirgin bir artış bulunmamaktadır. Geliştirdiğimiz bir teknik ile klinikte kök hücre kullanımındaki sınırlamaları ortadan kaldırarak rafta saklanabilen kullanıma hazır kök hücre içerikli ağız mukozasına yapışma özelliğinde bir hidrojel elde ettik. Projemiz desteklenmeye değer görüldü. Mutluyuz, gururluyuz. Umarım hastalarımıza faydalı olur” dedi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Sağlık BakanıKemal Memişoğlu: Maymun çiçeği şu anda ülkemizde yok
Maymun çiçeği şu anda ülkemizde yok, görülmedi. Bu konuda hastanelere başvuran insanlarımız oluyor. Ama şu ana kadar tanı koyulmadı. Eğer böyle bir tanı koyarsak bildireceğiz ve gereğini yapacağız izolasyonlar dahil.
Aşısından testine kadar neler yapılacağı konusunda bakanlık olarak alarmdayız. Korkuya ve paniğe gerek yok. Tedbir ve planlamalarla, yakın takiple şu andaki pozisyonumuzda devam edeceğiz.
Covid gibi salgına sebebiyet vermeyeceği, olsa dahi pandemi oluşmayacağı yönünde kanaat var. Tek tük görülebilir; ama bu salgın olmaz. Şu ada ekstra bir tedbire ihtiyacımız yok.
İnsanlar paniklemesinler, sağlıkçılar olarak her türlü tedbiri almış durumdayız. İnşallah ülkemize gelmez, gelirse de gereğini yaparız. Bu konuda insanların rahat olmasını istiyorum.
Covid aşısını kısa sürede üretebilen bir ülke her türlü aşıyı üretebilir. Gerektiği zaman bu aşıyı hem tedarik edebilecek, hem de üretebilecek gücümüz var. İnsanlar bu konuda tedirgin olmasın.
Sınır kapılarında ciltteki lezyonları tespit edebilecek, bu tür girişleri kontrol edebilecek insanlara daha hassas olmaları konusunda ifadede bulunduk. Bu konuda hassasiyet söz konusu gümrüklerde. Ama özel bir önlem ya da kısıtlama almayacağız.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent genelinde huzur ve güveni sağlamak amacıyla çalışmalarını kesintisiz sürdüren Kuşadası Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, izinsiz seyyar satıcılık yapanlara göz açtırmıyor. Ekipler, bir yandan vatandaşların duygularını istismar ederek dilencilik yapan kişilerle diğer yandan da sahte ürünler satmaya çalışanlarla mücadele ediyor. Bu kapsamda Kuşadası Belediyesi Zabıta Müdürlüğü tarafından Nisan ayından bu yana kentin turistik çarşılarında ve farklı noktalarda yapılan denetimlerde 398 şişe sahte parfüm ele geçirildi. Parfümlere el koyarak imha eden ekipler, ürünleri satan 120 kişiye de 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’nun 37’nci maddesi uyarınca 117 bin 240 lira para cezası uyguladı.
Kuşadası Belediyesi Zabıta Müdürlüğü yetkilileri, ünlü parfüm markalarının isimleri kullanılarak satışı yapılan sahte parfümlerin deri hastalıkları ve alerjik reaksiyonlara sebep olabileceğini belirterek, Kuşadası’nda halk sağlığı için denetimlerin sıklıkla süreceğini bildirdi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir koordinesinde, kentteki sağlık hizmetlerinin son durumuna yönelik Kamu Hastaneleri, Halk Sağlığı, Acil Sağlık Hizmetleri, Destek Hizmetleri ve Personel Hizmetleri başkanlarıyla İl Sağlık Müdürlüğünde toplantı yapıldı.
Toplantıya yönelik AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Bedir, kentte sağlık alanındaki tüm hizmetler ve hasta memnuniyeti gibi konuların ele alındığını söyledi.
Bedir, “İyinin sonu yoktur. Daha iyiye ulaşmak için her zaman bir yol vardır, yeter ki azimle çalışalım” felsefesiyle vatandaşlara daha iyi hizmet için neler yapabileceklerini değerlendirdiklerini anlattı.
“Erzurum Şehir Hastanesi 6 ayda 1 milyon 357 bin 86 hastaya hizmet verdi”
Kentte üniversite hastanesi ile özel sağlık tesisleri haricinde Sağlık Bakanlığına ait sağlık hizmetlerinin verilerini paylaşan Bedir, şunları kaydetti:
“Bu yılın ilk 6 ayında Şehir Hastanesine 1 milyon 357 bin 86 başvuru yapıldı. Aynı süreçte acil servise 338 bin 768 başvuru, ameliyat sayısı 35 bin 299, robotik cerrahi ile yapılan ameliyat 102, doğum sayısı 2 bin 975, yatan hasta sayısı 32 bin 607, yoğun bakım yatan hasta 4 bin 667, 1. Basamak Sağlık Hizmetleri Aile Hekimliği ve diğer hizmetlerde muayene sayısı 2 milyon 567 bin 18, 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde ambulanslarla taşınan vaka sayısı 38 bin 518, helikopter ambulansla taşınan vaka sayısı 217, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ndeki başvuru sayısı 188 bin 862 oldu.”
Bedir, il geneli başvuru sayısının 4 milyon 569 bin 72 olduğunu belirterek, “Sağlıkta kaliteyi önemsiyoruz, en iyi hizmeti sunmak için yoğun gayret içindeyiz. Sağlık Bakanlığının e-Nabız verilerine göre bu yılın ilk 6 ayında yüzde 88,30 hasta memnuniyet oranı bizleri mutlu etse de daha çok çalışma konusunda şevklendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, müdürlükte devir teslim töreni gerçekleştirildi.
Çiçek takdiminin ardından Öğütlü, Özdemir’e “hayırlı olsun” temennisinde bulundu.
Özdemir de bugüne kadar yaptığı hizmetlerinden dolayı Öğütlü’ye teşekkür ederek, devraldıkları hizmet bayrağını en üst seviyeye taşımak için var güçleriyle çalışacaklarını ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eski milli kaleci, teknik direktör Volkan Demirel, üçüncü kez aynı heyecanı yaşıyor! Ünlü teknik adam üçüncü kez baba oluyor!

Ünlü çift Volkan Demirel ve Zeynep Demirel’in geçtiğimiz haftalarda boşanacağı iddia edildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İDDİALARI YALANLADILAR
Konuyla ilgili birlikte açıklama yapan Volkan Demirel ve Zeynep Demirel boşanmayacaklarını söyleyerek iddiaları yalanladı.

İDDİALARI YALANLADILAR
Konuyla ilgili birlikte açıklama yapan Volkan Demirel ve Zeynep Demirel boşanmayacaklarını söyleyerek iddiaları yalanladı.

BÜYÜYEN KARNIYLA POZ VERDİ: FIRINDA…
Zeynep Demirel büyüyen karnıyla poz verdi. Paylaşımının altına ise, “Fırında bir şey pişiyor” notunu ekledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk 2007 yılında hayatını birleştirdiği Nihan Akkuş’tan geçen şubat ayında boşandı. Galatasaray’ın teknik direktörü Okan Buruk, bu kez Hadise ile gündem oldu.

İkilinin geçtiğimiz günlerde katıldığı bir partide baş başa sohbet etmesinin, aşk haberlerinin çıkmasına sebep olduğu iddia edilmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

AKILLARI KARIŞTIRAN HAMLE!
Ancak bu iddialardan sonra bugün akılları karıştıran bir hamle geldi.

ESKİ EŞİN DOĞUM GÜNÜNE KATILDI
Okan Buruk, 6 ay önce boşandığı Nihan Akkuş’un doğum gününe katıldı. Çiftin oldukça samimi olduğu da gözlerden kaçmadı.

YENİDEN Mİ EVLENİYORLAR?
Ortaya atılan iddialara göre çiftin barıştığı, yakında yeniden nikah masasına oturacağı öne sürüldü.
Okan Buruk eski eşi Nihan Akkuş’la yeniden mi evleniyor? Okan Buruk eski eşinin doğum gününde…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bünyan Belediye Başkanı Selahattin Metin; Bünyan Kaymakamı Turgut Gülen, MHP Önceki Dönem İl Başkanım Adnan İncetoprak, Özvatan Belediye Başkanı Halit Demir, İl ve İlçe Protokolünün katıldığı şenlikte Bünyanlı ünlü sanatçı Ayşen Kaya Konser verdi. Katılım sağlayan vatandaşlara ücretsiz olarak pilav, domates ve Bünyan Belediyesince domates çorbası dağıtıldı. Çocuklar için ücretsiz etkinlik düzenlenerek oyun grupları kuruldu.
Yerli yabancı çok sayıda turist ve vatandaşın katıldığı etkinlik sonrası açıklama yapan Başkan Metin, “Güzel şenlikte emeği geçen Bünyan Belediyemiz başta olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Birlik ve beraberliğimizi güçlendiren bizleri bir araya getirerek milli ve manevi duygularımızı pekiştiren bu tür etkinlik ve organizasyonları değerli buluyor ve destekliyoruz. Seneye daha güzel ve daha yoğun katılım ile şenliğimizde görüşmeyi diliyorum” dedi. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kayseri Büyükşehir Belediyesi Sanat Galerisi bu kez çocukları konuk etti. İşletmeler ve İştirakler Daire Başkanı Cenani Ayaydın da öğrencilerin heyecanına ve mutluluğuna ortak oldu. Bünyan Sosyal Yaşam Merkezi’nden kente ziyarete gelen öğrencilerin ilk durağı Büyük Şehir Sanat Galerisi oldu. Ebru Sanatı Workshop’u yapan miniklerin çok eğlendikleri görülürken, sanatsever minikler teşekkürü de ihmal etmediler.
Minik sanatseverler; “Bünyan Sosyal Yaşam Merkezi’nden geldik. Millet Bahçesinde Sanat Galerisi’nde ebru sanatını öğrendik. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Bizi buraya getirdiğiniz için teşekkürler. Çok eğlendik, çok mutluyuz. Memduh başkanımıza teşekkür ederiz” diye memnuniyetlerini dile getirdi. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Yenikapı’da 15 gün süren İstanbul Festivali, konserlerle sona erdi. Melike Şahin’in de sahne aldığı geceye, Zeynep İde’nin söylediği “Sen Ağlama” şarkısı damga vurdu. Şarkı sırasında sahnedeki dev ekranlarda, ağlayan bir sokak köpeğinin fotoğrafı belirdi. Yaşam hakkı savunucuları tarafından “katliam yasası” olarak adlandırılan Hayvanları Koruma Kanunu’ndan yapılan değişikliğe tepki olarak, “Bu şarkıyı tüm canlı dostlarımız için birlikte söyleyelim” diyen sanatçıya alandakiler, yaşlı gözlerle eşlik etti.
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen İstanbul Festivalinin 18. Gününde Melike Şahin ve Zeynep İde rüzgarı esti. Ünlü şarkıcı Melike Şahin’in sevilen şarkılarına on binlerce İstanbullu eşlik etti. Zeynep İde’nin söylediği “Sen Ağlama” şarkısı damga vurdu. Şarkı sırasında sahnedeki dev ekranlarda, ağlayan bir sokak köpeğinin fotoğrafı belirdi. “Bu şarkıyı tüm canlı dostlarımız için birlikte söyleyelim” diyen sanatçı, sokak hayvanlarına, “Sen ağlama, dayanamam, ağlama gözbebeğim, sana kıyamam” diye seslendi. Büyük alkış alan Zeynep İde’nin şarkısına alanda bulunanlar yaşlı gözlerle eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenoemen dizilerden ‘Sen Anlat Karadeniz’de geniş bir hayran kitlesi yakalayan ünlü oyuncu İrem Helvacıoğlu ve iş insanı Ural Kaspar, geçtiğimiz ocak ayında ayrılmıştı.
YATAKTAN PAYLAŞIM
İrem Helvacıoğlu ve Ural Kaspar ilişkilerine yeni bir şans verdi. Oyuncu, sevgilisiyle yatakta sarmaş dolaş pozunu paylaştı.
İrem Helvacıoğlu bu karesine “Ben aşırı seviyorum.” diye yazdı.
Ünlü oyuncu daha önce verdiği bir röportajda ilişkisiyle ilgili böyle konuşmuştu:
“Karşılıklı oldu duygularımız. Anadolu Yakası’nda Ural’ın restoranı var, orada tanıştık. Şimdi iyiyiz, muyluyuz. Güzel, her şey yolunda.”

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sonunda aradığı aşkı bulan güzel oyuncu Hande Erçel, şimdilerde Hakan Sabancı ile yaşadığı aşkla konuşuluyor.
Sevgilisi ile her fırsatta tatile çıkan güzel oyuncu şimdi de Atina’ya gitti.
YENİ TATİL KARELERİ
Siyah beyaz bikinisi, mor mayosu ve leopar desenli pareosu ile pozlar veren Hande Erçel, bu karelerini sosyal medya hesabından peş peşe paylaştı.
Ünlü ismin tatil pozları kısa sürede beğeni ve yorum yağmuruna tutuldu.





Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birçok fenomen yapımda gördüğümüz ekranların ünlü ve güzel isimlerinden oyuncu Nesrin Cavadzade, son dönemde tatil pozlarıyla çok konuşulmuştu.
Tatilden dönen ünlü oyuncu, aaşağının tozuyla İstanbul’da gerçekleşen bir konser etkinliğine katıldı.
YENİ MODAYA UYULDU
Modaya uyup başını örten ünlü isim, tarzıyla adeta dillere düştü. Nesrin Cavadzade beyaz pantolon ve beyaz bir crop giyip, başına eşarp taktı.
HER YER AÇIK BAŞ KAPALI
Kombinini retro güneş gözlükleri ile tamamlayan Cavadzade’nin bu hali hiç beğenilmedi.
Cavadzade’ye sosyal medyada; ‘bu eşarp modası çok alakasız’, ‘her yer açık baş örtülü’, gibi yorumlar yapıldı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Teknik direktör ve eski futbolcu Volkan Demirel ve Zeynep Sever Demirel son dönemde özel hayatlarıyla gündemden düşmüyordu.
Uzun bir süre boşanma aşamasında oldukları konuşulan Volkan Demirel ile Zeynep Demirel çifti, haklarında çıkan iddiaları kesin bir dille yalanlamıştı.
Boşanma iddialarıyla ilgili de Volkan Demirel “Bundan sonra bir 14-15 yıl daha gider diye düşünüyoruz.” demişti.
Evliliklerinden 2 kız çocuğu olan çiftten yeni haber var.
“FIRINDA BİR ŞEYLER PİŞİYOR”
Zeynep Sever büyüyen karnını paylaşarak “Fırında bir şeyler pişiyor.” dedi. Volkan Demirel paylaşımına dua emojisi koyarken tebrik mesajları gecikmedi.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Silah patladı, öldürmek istemedim’
Kerem Can Akkan’ın mahkemede verdiği ifadesinde, silahın birden ateş aldığını Duru’yu öldürmek istemediğini söyledi. Yaşanan olay sonrası 112’yi arayarak haber verdiğini belirten katil zanlısı Akka’n, “Silah belimdeydi. Husumetelilerim var bu yüzden silah taşıyorum. Silahımda tek kurşun vardı. Belimden çıkarıp elime aldığım sırada birden ateş alıp patladı. Nasıl olduğunu anlamadım. Olay kazara oldu”diye ifade verdiği iddia edildi. Akkan’ın 8 ayrı suçtan dosyası olduğu öğrenildi. Olay yerinde bulunan diğer 3 kişi ise Akkan’ın elindeki silahın oynarken patladığı yönünde ifade verdiği öğrenildi.
Hayatını kaybeden Duru Pakarda, Sabuni Mahallesinde Hasan Sezayi Caminde kılanan öğlen namazının ardından şehir mezarlığında toprağa verildi. Genç kızın cenazesinde göz yaşları sel oldu.

Genç kızın ölümüyle ilgili Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Genci suda göremeyen yakınları durumu hemen sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen ekipler, genci bulmak için çalışma başlattı. Uzun süren çalışmalar sonucu 23 yaşındaki genç sudan çıkarıldı. Olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Bozova Mehmet Enver Yıldırım Devlet Hastanesine kaldırdı.
Burada yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>40 HEKTARLIK ALANDA ETKİLİ OLDU
Engebeli olan arazide ekipler yangın söndürme çalışmalarına devam etti. 40 hektarlık alanda etkili olan yangına 73 araç ve 208 personel ile karadan, 2 yangın söndürme helikopteri ile havadan müdahale devam ediyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BÖLGEYE EKİPLER SEVK EDİLDİ
İhbar üzerine bölgeye, Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne ait hava ve kara araçları sevk edildi.
Ekipler, yangını kontrol altına alabilmek için havadan ve karadan müdahale ediyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin en zengin şehirleri belli oldu. Türkiye İstatistik Kurumu, (TÜİK) 2022 yılı “İl Bazında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH)” raporunu yayınladı. Rapor hazırlanırken birden fazla kriter göz önüne alındı. Zirvedeki il ise herkesi şaşırttı. Çünkü ne İstanbul, ne Ankara ne de İzmir, en zengin iller sıralamasında birinci olamadı.

İŞTE İL İL ZENGİN ŞEHİRLER SIRALAMASI
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KİŞİ BAŞINA GSYH LİSTESİ (TL)
81-VAN
54.272

80-AĞRI
55.296

79- ŞANLIURFA
64.416
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhbar üzerine olay yerine deniz polisine bağlı dalgıçlar, Sahil Güvenlik, Samsun Büyükşehir Belediye İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı arama kurtarma ekipleri ile dalgıçlar sevk edildi. Ekipler denizde arama çalışması yaparken, Metehan Gümüş sahile vurmuş olarak bulundu. Ambulansla Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan Gümüş yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muğla’daki iki orman yangını rüzgarın etkisiyle büyüyor! Tahliye çağrısı geldi

TAHLİYE ÇAĞRISI GELDİ
Ekiplerin yangına müdahalesi sürüyor. Rüzgarın etkisiyle büyüyen yangından dolayı belediyeden iki mahalleyi tahliye çağrısı geldi. Ayrıca iş makinesi ve su tankeri olanların yangınla mücadeleye destek vermesi istendi. Duyuruda, “Bölgemizde çıkan orman yangını nedeniyle Nebiköy ve Kafaca Ramada mahallemizin acil olarak boşaltılması gerekmektedir. Tüm vatandaşlarımıza duyurulur” ifadelerine yer verildi
Muğla’daki iki orman yangını rüzgarın etkisiyle büyüyor! Tahliye çağrısı geldi
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Karpuz çiftinin aşk hikayesi herkesi etkiledi… Rize Pazar’da yaşayan Mikail ve Nebahat Karpuz çifti, 1988 yılında aileleri rıza vermeyince kaçarak evlendi.

Dünyaya gelen 2 çocuklarını da evlendiren çift, bu kez 36 yıl önce yapamadıkları düğünlerini yapma kararı aldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Köylüleri ve komşularını davet eden çift, giydikleri özel kıyafetlerle evlerinin önündeki alanda düğün düzenledi. Tulum eşliğinde başlayan düğün renkli görüntülere sahne olurken, davetliler Karpuz çiftini tebrik etti. Gece boyu süren düğünde horon halkası kuran davetliler, atma türkü geleneğiyle eğlendi.

‘HER İNSANA BABASININ DÜĞÜNÜNE KATILMAK NASİP OLMAZ’
Düğüne katılan çiftin oğlu Cihan Karpuz, “Her insana babasının düğününe katılmak nasip olmaz. Bu yüzden ben çok muyluyum. Annem babam 36 yıldır mutlular. Bundan sonra da mutluluklar diliyorum” dedi.

EŞİNE ‘BİZ DE DÜĞÜN YAPSAYDIK’ DEMİŞ
Düğünün hikayesini anlatan köy sakinlerinden İsmet Baltacı, “Bu asırlardır görülmemiş, duyulmamış, yaşanmamış bir düğün merasiminde bulunuyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nehir Gibi Konuşurum
“Ben bir nehir gibi konuşuyorum.”
“Nehir bile kekeliyor. Benim gibi.”
Nehir Gibi Konuşurum, anlatımı ve görselliği ile büyüleyici bir kitap. Okuma sürecinize, gözyaşlarınız da eşlik edebilir. Bana göre, Nehir Gibi Konuşurum’u kalbe bu kadar yakın kılan şey; yazarı Jordan Scott’un, kendi kekemelik deneyimini, iyileştirici bir öyküye dönüştürmüş olması.
Çocuk, okulda konuşmak zorunda kalmamak için sınıfın en arkasına saklanır. Öğretmen bir soru sorduğunda; tüm sınıf arkadaşları dönüp; ona bakar. Çünkü tek duydukları onlar gibi konuşamadığı, tek gördükleri yüzünün nasıl da tuhaf göründüğü ve saklayamadığı korkusudur. En sevdikleri yer hakkında konuşmaları gereken bir günde, o konuşamaz. Babası okul çıkışında onu alır ve nehre götürür. Önce istediği o sessiz alanı sunar ona ve sonra: ”Suyun, nasıl hareket ettiğini görüyor musun? Sen de öyle konuşuyorsun işte” der. Ve çocuk köpüren, girdaplanan, çalkalanan ve çarpışan nehir ile bağ kurar ve bu imge yepyeni bir dil yaratır.
Nehir Gibi Konuşurum, bir çocuğun iletişim kurmakta çektiği güçlüğü ve yalnızlığını, hem içinde hem dışında verdiği savaşı, anlaşılmaya duyduğu özlemi ve bu konuda ona en büyük desteği sunan babasının sözleriyle keşfettiği nehrin büyüsü ile değişen bakış açısını anlatan, iyileştirici bir öykü.
Kanadalı şair Jordan Scott’un yazdığı, Sydney Smith’in ustalıklı desenleriyle güçlendirdiği kitabın çevirisi Gonca Özmen tarafından yapılmış. Kırmızıkediçocuk’un bizlerle buluşturduğu Nehir Gibi Konuşurum, sınıfın arkasına saklanmak zorunda kalanların dokunaklı hikâyesi.

Kirpi Kız
“Ama insanlar…Onlarla baş etmek zordu. Ne aşırı tezahüratlarını anlayabiliyordu ne de iğneleyici cümlelerini. Siyahları çok siyahtı, beyazları çok beyaz…”
“Dostluk böyle bir şey olmalı diye düşündü Kirpi Kız. Hayatında ilk defa anlaşıldığını hissetti. Hem de hiçbir söze gerek duymadan…”
“Bir çift göz, cümle âlemi kapsar da içinde bir minik canlıya nasıl yer bulamazdı?”
Yolda çok tanıdık gelen bir kirpi gören Kil, “ninane”sinin masallarıyla çocukluğuna doğru bir yolculuğa koyuluyor ve yaşıtları sivilce çıkarırken diken çıkaran bir kızın öyküsüne götürüyor bizi. Yaşadığı ilk hayal kırıklığının ardından kalbinin üstünde çıkan ilk diken ve sonrasında canı her yandığında çıkardığı yeni dikenler, küçük dostunun yardımlarıyla onu terk ediyor ve büyütüyor.
İthaki Yayınlarının bizlerle buluşturduğu Kirpi Kız’ın yazarı Merve Yıldıran. Kitapta yer alan görsellerin tamamı yazarın kendi çektiği fotoğraflardan oluşuyor. Fotoğraflarda yer alan figürlerin her biri Merve Yıldıran’ın yetenekli ellerinde hayat bulmuş.
Güçlü ve sevgi dolu bir kız çocuğunun hayata bakış açısından ilham alacağınız, kalpleri pır pır ettirecek, sıra dışı bir hikâye Kirpi Kız. Özgürce yolunda ilerleyebilenlerin hikâyesi.

Hiçbir Şey Yapmama Günü
“Peki, şimdi tabletim olmadan ne yapacaktım? Yağmur damlaları üzerime sanki taş olmuş yağıyorlardı. Kendimi fırtınaya yakalanmış küçük bir ağaç gibi hissediyordum.”
Hiçbir Şey Yapmama Günü, ekranların hipnotize edici etkisine yetişkinlerden daha duyarlı olan çocuklarımızın ellerinden, kendilerini ve doğanın eşsiz güzelliklerini keşfetme hakkını nasıl aldığımızın hikâyesidir.
Çocuğun sıkı sıkıya sarıldığı tabletini suya düşürmesiyle birlikte hikâye; umut, sevgi ve heyecan dolu bir yolculuğa dönüşür. Çocuk; bir ağaca tırmanır, tertemiz havayı içine çeker, ağaçların dallarından süzülen yağmur damlacıklarını içer, daha önce hiç görmediği böceklerle tanışır, bir kuşla sohbet eder, en muhteşem çamur sıçrayışını yapar ve topladığı şeffaf taşların içinden dünyaya bakar. Ve ardından şu soruyu sorar kendisine: “Neden tüm bunları daha önce yapmamıştım?”
Canı oldukça sıkılmış bir halde çıktığı kapıdan içeri girdiğinde; bambaşka biridir artık. Hala bilgisayar başında olan annesi bile gözüne farklı görünür.
Beatrice Alemagna tarafından yazılan kitabın çevirisi, Rüzgâr Rumi tarafından yapılmış. Kitabın duygusunu okuyucuya en iyi şekilde aktarmayı başaran çizimler de, yine yazar Alemagna’ya ait.
Aylak Kitap Yayınlarının bizlerle buluşturduğu bu güzel hikâye vasıtasıyla, çocukların her gününün “Hiçbir Şey Yapmama Günü” tadında olmasını diliyorum.

Hadi Uç:
“Kafanızda bir soru varsa acıkmış gibi hissedersiniz.”
“Öncelikle, artık ona ”kanaryam” demeyeceğim. Kimseye ait olmadığını söyleyeceğim. Bir de çok güzel öttüğünü ve diğer kuşların da onu duymak isteyeceklerini…”
“Uçmak doğalarında varsa neden kafestedir kuşlar?”
Bu sorunun peşinden giden bir çocuğun, hepimizi adım adım kanatlandıracak hikâyesi, Hadi Uç.
Kuzucuk bir gün, Kanarya Biblo’nun neden kafeste olduğunu öğrenmek ister. ”Kanatları varsa uçması gerekmez mi?” diye sorar annesine, ancak beklediği yanıtı alamaz. Böylelikle Biblo’yu tatlı bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Birlikte yağmuru, rüzgârı, bir çatının altındayken hissedemeyecekleri her şeyi hissederler. Her adımda Biblo’nun kanatları özgürlüğe biraz daha açılır.
Paula Carballeira tarafından yazılmış olan Hadi Uç’un, sade çizimleri Laura von Husen’e ait.
Elma Çocuk Yayınlarının bizlerle buluşturduğu bu naif hikâyenin çevirisi Demet Uyar tarafından yapılmış.
Kanatlarımızı keşfedenlere, özene ve özgürlüğe uzatılmış incelikli bir hediye Hadi Uç.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mutlu çiftler kavga etmezler
Öyle de bir ederler ki! Çünkü etmezlerse hangi konularda anlaşabileceklerini asla bulamazlar. Hem herkes için dik durulacak, herkesin asla vazgeçmeyeceği ve sınırlarını zorlamayacağı durumlar vardır, karşı taraf tartışma olmazsa bunları nereden bilecek. Tartışmak iyi bir iletişim yöntemidir, üstelik de karşı tarafın size saygı duymasını sağlar. Biriyle sürekli aynı fikirde olamazsınız çünkü, kavga da sizin de fikirleriniz olduğunu ve onları savunmaya niyetiniz olduğunu gösterir.

Doğru insanla evlenebilirsem, hep aşık oluruz.
Biraz örnekle bunun doğru olamayacağını açıklamaya çalışalım. Hani şu bayılarak aldığınız ve gözünüz gibi baktığınız ayakkabılar var ya. Aylar geçtikçe, mevsimler rengini soldurdu, yağmur çamur yağdı, yıprandı. Artık ilk günkü gibi görünmüyor. Hala güzel evet, sadece ilk günkü gibi değil. Bu kullanılmışlık, bu eski görüntü ona bir karakter bile veriyor üstelik. Biraz kullanılmış olması onu daha konforlu ve biraz daha yıpranmaya alışkın hale getiriyor. İşte evlilik de bu. Botları asla ilk günkü gibi sevmeyeceksiniz belki ama onu kusurları arttıkça, daha fazla sevmenin yollarını bulacaksınız, kusurları da ona çok yakışacak. Kimse, o ilk bakışma anında hissettiği o duygu yoğunluğunu uzun yılların sonunda eşine yeniden hissedemez belki, ama o yıllar size yeri asla başka bir şeyle doldurulamayacak bir duygu yoğunluğu katacak. Daha köklü ve daha sade bir duygu.

Çocuklar eşten önce gelmeli çünkü onların bize ihtiyacı var
Peki yıllar geçtiğinde ve çocuklar gittiğine ne olacak? Sizi bile güç bela arayabilecek kadar meşgul bir iş yaşantıları olursa mesela? Evet, çocukların size hep çok ihtiyacı var. Evet, harika bir anne baba olmalı ve ne zaman ihtiyaçları olsa yanlarında olmalısınız. Ama bu çocuklarınızın ihtiyaçlarıyla sizin evliliğinizden beklentilerinizi yer değiştirmeniz ve evliliği komple görmezden gelebileceğiniz anlamına gelmiyor. Unutmayın ki siz birbirinize çocuklardan bile çok önce evet dediniz. Çocuklar evliliği beslemiyorsa, aranızdaki ilişkiyi güçlendiremiyorsa, çocuklar ortadan kaybolduğunda geriye pek evlilik de kalmayacaktır. Evet belki çocuklardan ayrılıp da karı-koca zaman geçirmek çok zor bir yerden sonra ama belki de evliliğiniz için yapabileceğiniz en önemli şey.

Evlilik, düpedüz iş!
Evliliği yürütmek isteyen insanlar için çaba önemli bir şey evet ama evlilik kendisi iş gibi değil. Evlilik bir bağlılık yemini, eğer bağlılığın iş olduğunu düşünüyorsanız o zaman belki öyledir. Yine de, bağlılık denilen şeyi en az evlilik kadar talep eden çok fazla şey var, hobiler, spor, meslek, bilgisayar oyunları… Hemen hemen her yetenek grubu biraz da olsa bağlılık istiyor mesela. Salsa yapmayı öğrenmeye çalıştığınız zamanlarda da her şey güllük gülistanlık değildi. Yani, en çok istenilen, en çok arzu edilen şey gibi, ne kadar koyarsanız o kadar alırsınız. Bunları yaparken de çabalamış gibi hissetmemişsinizdir, sadece yaparsınız, o kadar.

Sorunlu bir evliliği çocuklar kurtarabilir
Şimdi bu konuda dürüst olalım. Çocuklar evin neşesi, hele bebekler şahane yaratıklar, doğru. Ama bir o kadar da stresli değil mi çocuk sahibi olmak. Anne babalık dediğiniz, fiziksel, duygusal, mental, her açıdan yorucu. Böyle yorucu bir şeyin hali hazırda sorunlu olan bir şeyi kurtarmasını beklemek de çok üzücü olur. Yani bir evlilik kurtarıcısı arıyorsanız, danışmanlık desteği almak daha yerinde, bebek yapmak kurtarmayabilir.

Evliliğin en güzel yılları ilk yıllarıdır
Bunun aslında doğru olduğunu düşünebilirsiniz, ama zaman ilerledikçe bunun da pek öyle olmadığını anlıyor insan. Evliliğin ilk yıllarında insanlar birbirleriyle nasıl iletişim kuracaklarını öğrenirler, hatalı hareketlerini törpülemeyi, birbirini olduğu gibi kabul etmeyi öğrenirler. İlk yıllar olmasa insanlar birbirlerini bu kadar iyi anlamayabilirler. Bir de bu kadar yılın sonunda dönün bakın arkaya, sanki hala liseli gibi, flört gibi, ay!

Evlilik sayesinde insanlar hatalı taraflarını düzeltirler
Doğruya doğru, evlilik insanı değiştirir. Eşiniz için kendinizi tamamen farklı biri yapmak dışında kendinizde değiştirebileceğiniz çok fazla şey var. Ama bir insan ancak istediği kadar değişebilir. Kendi istediği kadar… O zaman bile yalnızca bazı şeyleri değiştirebilir. İşin özü aslında o hatalarla birlikte o insanla evlenmektir. O kısımları da sevebilmek ve kabullenebilmektir. Ne derler, iyi günde, kötü günde…

Evlenince insan artık yalnız kalamaz.
Sanırım bir yerden sonra bu bazı sebeplerden dolayı doğru olabilir. Ama eğer ki kendinize ayırdığınız o özel zamandan memnun değilseniz, evlilik de bu konuda pek işe yaramaz. Evli olduğunuz süre içerisinde, kişiler de bazen kendi yalnızlıklarını yaşamalıdır. Evliliğin içinde boğulmuş olmak yalnız kalmaktan daha kötü bir durum bile olabilir.

Evlilik yarı yarıya kendinden vazgeçmektir.
Yanlış. Evlilik tamamen kendinden vazgeçmektir. Bu yüzden genelde adil olmayan bir şeyler varmış gibi hissederiz. Eşit olmak zorunda değildir çünkü; bazen siz daha çok verirsiniz, bazen de o. Bazen bu durum dengelenir ama çok uzun sürmeyebilir bu denge. Biriyle bir arada olmak ve hayatı paylaşmak demek, tamamen fedakarlık ister. Bu böyle olmasa, zaten bağlılık denilen şey de anlamını yitirir.

Evlilik sıkıcıdır.
Bunu da yaratırsak bizler yaratırız. Hayatta sıkıcı dediğimiz her şeyde olduğu gibi. Evlilikte belki ilk “bal ayı” denilen ilk zamanlar geçtikten sonrası hafiften bir rutinleşme durumu söz konusu olabilir. Olacaktır da zaten. Ama en iyi zaman da belki bir 10 seneyi devirdikten sonrasıdır. O insanla nasıl eğleneceğinizi, nasıl güleceğinizi ve nasıl zaman geçirebileceğinizi öğrenirsiniz. Hala tartışır ama kavga etmezsiniz. Sorunlar büyümez, tam tersine küçülebilsinler diye iki taraf da olanca çabayı gösterir.

İki insanın birlikte upuzun bir hayat geçirmesi demek, çok sağlam bir bağ demek. Birlikte zaman, gözyaşı, emek harcamak demek. Bir şeyleri vermenin karşılığında bunları da almak demek. Her zaman istediğiniz ölçülerde olmayabilir bu ama olur yine de. Hayatta her şey bakış açınız üzerine ne de olsa. Eğer siz o şeyin sıkıcı olduğunu düşünüyorsanız, o şey sıkıcıdır. Ve evet, eğer sizin için çöpü kimin atması gerektiği çok önemliyse, bunun kavgası da büyük bir kavga olur. Ama küçültmek isterseniz, ancak eğlenceli bir anı olur.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Cottagecore mutfak” denince ilk akla gelen tabii ki bitkiler oluyor.

Bu mutfaklarda en çok karşılaşacağınız malzeme ise ahşap olacaktır.

Açık tonların kullanılması, mutfağınızı geniş göstermek için oldukça mantıklı bir yöntem olacaktır.

Açık raflar bu mutfakların vazgeçilmezleri. Kapalı dolap kapaklarının yanında mutlaka açık raflar bulunur.

Geniş beyaz pencereler çiftlik evi havasını yakalamanız için kazanılmaz.

Kuşkusuz bu mutfakların en sevilen ve tercih edilen rengi soft yeşiller. Dilediğiniz kadar kullanın, bitkilerinizle uyumu harika olacak.

İşte diğer ilham alabileceğiniz mutfak önerileri…














Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Üniversitesi Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi
İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ne ait olan arazide kurulmuş olan 19 dönümlük bahçe, aynı zamanda Türkiye’nin ilk botanik bahçesi olma özelliğini de taşıyor. 1932 yılında kurulan botanik bahçesinde bugün Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi öğrencileri ile Fen Fakültesi biyoloji öğrencilerine dersler veriliyor.
9 adet serasında yüzyıllık nadir bitkiler, herbaryumunda da yaklaşık 40 bin kadar bitki bulunuyor. Botanik bahçesinde canlı olarak görebileceğiniz 6000’e yakın bitki türü bulunuyor. Seralarda da farklı tropikal bölgelerden getirtilmiş, Türkiye’nin hiçbir yerinde göremeyeceğiniz 2500 kadar egzotik bitki türü var.

Bahçeyi dolaşmak ücretsiz. Detaylı bir rehberde hangi bitkiyi nerede bulabileceğinizi görüyorsunuz. Grup olarak (okul gezileri vs.) dolaşmak için belli bir ücret alınıyor, dilerseniz yine ücret karşılığında profesyonel bir rehber de size eşlik edebiliyor.
Süleymaniye Camii’ne çok yakın, İstanbul Müftülüğü binasının hemen yanında olan Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi, bitki sevenler için İstanbul’un göbeğinde bir cennet!
1933 yılında üniversite reformu gerçekleştiğinde bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün daveti üzerine Türkiye’ye gelen Prof. Dr. Alfred Heilbronn ve Prof. Dr. Leo Brauner tarafından 1935’te kurulan İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi, Osmanlı döneminde bu alanda Şeyhülislamlık bulunduğu gerekçesiyle Müftülüğe devredildi.
Ziyaret etmek ve detaylı bilgi almak için (0212) 455 57 00’dan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’ne ulaşabilirsiniz.

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi
Ataşehir’de TEM Otoyolu Kavşağı’nda kurulmuş olan Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi, 2002 yılından beri faaliyette. Botanik alanında bilimsel çalışmalar ve araştırmalar, bitki koleksiyonları ve çeşitli eğitimlerin de yapıldığı bahçeyi dolaşmak ücretsiz.
Otobanın ortasındaki bahçe, 1995’te Ali Gökyiğit tarafından, merhum eşi Nezahat Gökyiğit’in adına yapılmış bir hatıra parkı iken 2002 yılında bir botanik bahçesine dönüştürüldü. Şu anda halkın ziyaretine açık olan ve birbirinden farklı bitki türlerinin bir arada görülebileceği farklı bölümlerde canlı bitkiler yetiştirilip sergilenirken aynı zamanda bilimsel çalışmalara katkıda bulunmak amacıyla da çeşitli faaliyetler yapılıyor.

Bitki ressamlığı ve bahçıvanlık gibi kursların yanı sıra “Şifalı Orman Bitkileri”, “Yaz Bitkileri Yetiştiriciliği” gibi tek günlük atölyeler de düzenleniyor. Ayrıca çocuklar için de doğayla yakınlaşmalarına fırsat verecek, eğitici ve eğlenceli atölyeler yapılıyor.
Ayrıntılı bilgi için: (0216) 456 44 37

Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi
Zeytinburnu Belediyesi ve Merkezefendi Geleneksel Tıp Derneği’nin ortak olarak açıp idare ettiği bahçe, 2005 yılında açıldı. 700’den fazla tıbbi bitkinin yanı sıra seralarda egzotik çiçekleri ve bahçedeki çeşit çeşit ağaçları görmek de mümkün.

Bitki meraklıları için Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi’ndeçeşitli etkinlikler ve kurslar da düzenleniyor. Ev tıbbı seminerleri ve kursların yanı sıra çocuklar için de çeşitli etkinlikler her yıl planlanarak duyuruluyor.
Detaylı bilgi almak için (0212) 664 41 55’i arayabilirsiniz.

Bakırköy Botanik Parkı
Mayıs 2013’te Bakırköy Belediyesi tarafından açılan Bakırköy Botanik Parkı, 96 bin metrekarelik bir alanda ziyaretçileri ağırlamaya devam ediyor. Bakırköy e5 üzerinde, İncirli Metrobüs durağına çok yakın. Araçla da, yaya olarak da gitmek kolay…
Park çok geniş bir alana yayıldığından içinde göletler, çocuk oyun alanları, sosyal tesis, otopark da mevcut. Özellikle hafta sonu ailece vakit geçirmek için keyifli bir bahçe.

Bitki meraklıları 11 farklı tematik bahçede yenebilir bitkilerden şifalı otlara, yüzlerce farklı çeşit bitkiyi görebilir…

Atatürk Arboretumu
Belgrad Ormanı’nın tertemiz atmosferinde bir gizli bahçe… Özellikle fotoğrafseverler için bahar aylarında bir fotoğraf cennetine dönüşen arboretum, 345 hektarlık bir alana kuruldu. Tesis, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’ne ait.
Burayı ziyaret etmek de ücretsiz, ancak 20’den fazla kişilik gruplarla gezi düzenlemek isteyenlerin kişi başı belirli bir miktarı ödemesi gerekiyor.

1982 yılına kadar çeşitli projelerle ağaçların ekildiği, yollarının düzenlendiği alan o yıl, Atatürk’ün 100. doğum günü kutlamaları nedeniyle Atatürk Arboretumu adını aldı ve o tarihten beri ağaç meraklılarına hizmet veriyor.
Detaylı bilgi için: 0212 226 19 29

Ziya Soner Çiftliği
Burası bir botanik parkı değil ama İstanbul’da bitki meraklılarının kaçırmak istemeyecekleri bir yer! Ziya Soner, orkide hevesini işe dönüştüren, yetiştirdiği orkidelerle iki kez dünya rekoru kıran bir bahçıvan.
Ziya Soner Çiftliği’nde ayrıca saksı içinde hediye satın alabileceğiniz çeşit çeşit meyve ağacı da bulunuyor. Anneler Günü gibi özel günlerde taleplerin daha çok arttığını belirten Soner, uzun yıllar yaşayacak ağaçlar hediye etme fikriyle de fark yaratıyor.

Birbirinden güzel orkide çeşitleri ve dalından tazecik meyve yiyebileceğiniz ağaçları görmek ve satın almak için, Ziya Soner Çiftliği, Ömerli-Ümraniye’de. Detaylı bilgi için 0532 484 48 44’ü arayabilirsiniz.

Baltalimanı Japon Bahçesi
Japonya’nın Yamaguchi şehri ile İstanbul, 1972’de kardeş şehir ilan edilmiş. Buna istinaden 2003 yılında inşa edilen Japon Bahçesi’nde meşhur Japon kiraz ağaçları ‘sakura’lar, göletler, heykeller ve Japonya’ya özgü çeşit çeşit bitkileri görmek mümkün.

Özellikle bahar aylarında rengarenk çiçek açan ağaçların arasında, mis gibi boğaz havası eşliğinde keyifli bir gün geçirmek için ideal.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hayatımız boyunca, aile ve arkadaşlarımızla o kadar fazla zaman geçiririz ki bazen kendimizi unutabiliriz. Halbuki yalnız zaman geçirmek de oldukça önemlidir. İşte arada bir de olsa dış dünyaya kapıyı kapatıp kendi kendinize vakit geçirmenizi için 9 önemli sebep…

1- Yalnız kalmak zihninizi boşaltır
Her gün medya, arkadaşlar, iş arkadaşları ve ailemiz tarafından aşırı bilgi yükleniyoruz. Üstelik bu bitmek bilmeyen bilgi akışının hayatımızı negatif yönde nasıl etkilediğinin farkına bile varmıyoruz. Bu yüzden, arada sırada kimsenin bizi rahatsız etmeyeceği bir yer ve zamanda zihnimizdekileri gözden geçirmek ve elemek rahatlatıcı bir etkiye sahiptir.

2- Yaratıcı olmak huzur ve sessizlik gerektirir
Yalnız kaldığımızda ve özellikle bir şey üzerinde yoğunlaşmadığımızda, hayal gücü özgürlüğüne kavuşur. Bu da başka türlü yakalanması zor olan muhteşem fikirler geliştirmemizi sağlayabilir.

3- Yalnız olmak, özgüveni geliştirmeye yardımcı olur
İçgüdülerinizi dinlemek ve kendi deneyimlerinize dayanarak durumların eksi ve artı yönlerini gözden geçirmek, bir başkasının fikrine öncelik vererek davranmaktan çok daha önemlidir. Ve bunu gerçekleştirmenin tek yolu da zaman zaman diğer insanları görmezden gelmek ve kendi düşüncelerinizi dinlemekten geçer.

4- Daha bağımsız olunur
Yalnız olduğumuzda, hayal kurmak ve bu hayallere dayanan hedeflere ulaşmak için çabalamak kolaylaşır. Bu, başkalarından bağımsız kişisel gelişim için oldukça önemlidir.

5- Dünyaya bakış açısını netleştirir
Dış dünyanın sebep olduğu duygu ve endişelerden kendini izole etmek, problemlere farklı bir bakış açısı sağlamak ya da doğru kararlar vermek için uygun ortamı sağlar.

6- Yalnız geçirilen tek bir gece stres ve kaygıları azaltmaya yardımcı olacaktır
Uzun ve yoğun bir günün ardından, kendi kendinize kalmak düşüncelerinizi toparlamanız için en doğru imkandır.

7- Öncelikleri belirlemenin en iyi yolu, başkalarıyla olan sürekli iletişim içinde ufak molalar vermektir
Bizim için gerçekten neyin önemli olduğunu anlamanın en iyi yolu yalnız vakit geçirmektir. Kulaklarınızda başkalarının rekabet öncelikleri olmadan, gerçek tutkularınızı idrak edersiniz.

8- Yalnız olmak üretkenliğinizi artırmak için en iyi yoldur
Yalnız kaldığımızda, hayallerimiz ve tutkularımız üzerine yoğunlaşmamız kolaylaşır. Bu heyecan, hedef ve öncelikleri desteklemek üzere belirli eylemler içine bizi iten motivasyonu sağlar. Bizi istekli hale getirir ve bize büyük planı destekleyen şeyler yapmak için enerji verir.

9- Yalnız vakit geçirmek, ikili ilişkileri güçlendirir
İster inanın ister inanmayın, size en yakın insanlar bile sürekli ilginize ihtiyaç duymazlar. Kendimizi anlamak ve takdir etmek için zaman ayırdığımızda, başkalarını anlamak ve takdir etmek kapasitemiz de gelişir.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>17 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda piyasa değeri 10 milyon lira olan 27 bin 859 litre alkollü sıvı, 54 adet dolu alkollü içki şişesi, 200 adet etiket, 60 adet şişe kapağı, 90 adet boş şişe, 14 adet alkol yapımında kullanılan aroma ve alkol yapımında kullanılan çok sayıda malzeme ele geçirildi. Ayrıca, şüphelilerin sahte içkilerin nakliyesinde kullandığı 5 araca el konuldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adliyeye sevk edilen şüphelilerden A.K. ve E.K. çıkarıldıkları hakimlikçe “taksirle orman yangınına neden olma” suçundan tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaza, Yücel’i motosikletiyle takip eden arkadaşının kask kamerasına yansıdı. Kamera kayıtlarında Yücel’in motosikletiyle ilerlerken taksinin kavşaktan yola çıkıp çarptığı görüldü.

Kayıtlarda, çarpmanın şiddetiyle Yücel’in savrulup, düştüğü, diğer motosiklet sürücüsünün, onun yanına gelip ‘Ambulans çağırın’ diye çevredekilerden yardım istediği, ardından da sağlık ekiplerine haber verdiği görüldü.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Y.U.’nun cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Bursa Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeşilçam’ın unutulmaz filmlerinden Hababam Sınıfı’nda ‘Bacaksız’ lakaplı öğrenci rolüyle tanınan Tuncay Akça’dan acı haber geldi. 60 yaşındaki Akça, geçirdiği kalp krizi sonucu İstanbul’da hayatını kaybetti.

EŞİ HAREKETSİZ YATTIĞINI FARK EDİNCE SAĞLIK EKİPLERİNİ ARADI
Eşi sabah kalktığında Tuncay Akça’nın yatakta hareketsiz yattığını fark etti. Bunun üzerine 112 sağlık ekiplerine haber verildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Akça’nın evine gelen sağlık ekipleri oyuncunun kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiğini belirledi.

CENAZESİ BUGÜN YAPILACAK
Tuncay Akça’nın cenazesi ikindi namazını müteakip Üsküdar Şakir’in Camii’nde kılınacak.

TUNCAY AKÇA KİMDİR?
16 Aralık 1963 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi. Tuncay Akça, Hababam Sınıfı’nda “Bacaksız” lakaplı rolü ile tanındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“4 AYDA 1 MİLYARLIK ALTYAPI YATIRIMI”
Etaplar halinde yürütülen çalışmalarla yerleşim yerlerinin altyapı sorununun kalıcı olarak çözüme kavuşturulacağını belirten Başkan Görgel, “Şehir merkezimizde başlattığımız 500 Milyon TL’lik 1. etap altyapı projemizde çalışmalar hızla ilerliyor. Proje kapsamında bugüne kadar 300 Milyon TL’lik yatırımımızı tamamladık. 2’nci etap ihalemizi de yaptık. Bu etabımızın maliyeti de 500 Milyon TL. Sudaki kayıpların çok olduğu bölgelerimizde altyapıyı tamamen yenilemiş olacağız. Göreve geldiğimiz günden itibaren şehir merkezimiz için 1 Milyar TL’lik altyapı projesinin ihalesini yapmış durumdayız” diye konuştu.

“12 MİLYAR TL’LİK YATIRIMLA ALTYAPIMIZI TAMAMEN YENİLEYECEĞİZ”
12 Milyar TL’lik yatırımla şehre bin 350 kilometre içmesuyu, kanalizasyon ve yağmursuyu hattı ile 3 atıksu arıtma tesisi kazandırılacağını vurgulayan Başkan Fırat Görgel, “Deprem sonrası sudaki kayıp oranımız %75’leri aşmış durumda. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde şehrimize sağlanan 12 Milyar TL’lik hibe ile tüm altyapımızı yeniliyoruz. Şehir genelinde toplam bin 350 kilometre içmesuyu, kanalizasyon ve yağmursuyu hattı ile 3 atıksu arıtma tesisi inşa etmiş olacağız. İçmesuyu, kanalizasyon ve yağmursuyunda tamamen modern yeni bir sistemi şehrimize kazandıracağız. Yapacağımız bu çalışmalarla şehrimizin 100 yıllık ihtiyacını karşılayacak altyapı sistemi inşa ediyoruz” cümlelerini kaydetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘OĞLUNU KORUDU, CEZA ALDI’
Baba Bircan Yıldız, bu cezanın az olduğunu belirtip, kararı istinaf mahkemesine taşırken, bir şok daha yaşadı. Katil zanlısı Ramazan Demir, cinayetten 6 ay önce öldürdüğü Yıldız’ın sanayideki işyerine giderek Yıldız’a saldırdı. Bunu gören baba Bircan Yıldız, oğlunu saldırganın elinden kurtardı. İş yerinden ayrılan Demir, kendisini darp ettiğini ileri sürerek baba Yıldız’dan şikayetçi oldu. Hakkında dava açılan Bircan Yıldız, ‘basit yaralama’ suçundan 75 gün karşılığı bin 500 TL adli para cezasına çarptırıldı. Yıldız hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

‘BÖYLE ADALET OLMAZ’
Evladının acısını yaşayamadan birde ceza aldığını belirten Yıldız, “Benim oğlumun canını alan katil, cinayetten 6 ay önce işyerimize gelip oğluma saldırdı. Bir baba olarak oğluma vurmasını mı seyretmeliydim? Araya girip ayırdım ve o katili işyerimden kovdum. İşyerimizde saldırıya uğrayan biziz ceza alanda biziz. Böyle adalet sağlanmaz. Karara itiraz ettim. Birçok kez gelip bize saldırdı. Onlarla ilgili davalarımızda sürüyor” dedi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Manisa’da Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı Dr. Güler Özcan Ülüş, kısa bir süre önce kansere yakalandı. Tedavisine devam edilen ancak durumu ağırlaşan Dr. Güler Özcan Ülüş tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

DAHA 44 YAŞINDAYDI
44 yaşında amansız hastalığa yenik düşerek vefat eden Dahiliye Uzmanı Dr. Güler Özcan Ülüş için Güzelyurt Mahallesi’nde TOKİ 2 Camii’nde cenaze töreni yapıldı. Dr. Ülüş kılınan cenaze namazının ardından Asri Kırtık Mezarlığında toprağa verildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

EVLATLARI TABUTUNUN BAŞINDAN AYRILMADI
Hastane Başhekimi Op. Dr. Mehmet Fatih Zeren başta olmak üzere genç hekimin meslektaşları ve sevenleri camiyi doldurdu.

Sağlık camiasını yasa boğan cenazede, genç hekimin iki çocuğu annelerinin tabutuna sarılarak ağlamasıyla duygulu anlar yaşandı.

Genç doktor, sevenlerin gözyaşlarıyla toprağa verildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bölgeden yükselen dumanları görenlerin ihbarıyla bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait 1 uçak, 3 helikopter, 7 arazöz, 2 su ikmal, 1 dozer ve 1 yer ekibi sevk edildi. İlk müdahalesi 16.55’te yapılan yangına müdahale, havadan ve karadan sürüyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEPREM GÖRSELLERİ SERGİLENDİ
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı Zemin Deprem İnceleme Şube Müdürlüğü tarafından organize edilen sergide, 17 Ağustos Gölcük ve 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinden sonra çekilen, içinde birçok ibretlik karenin yer aldığı fotoğraflar İzmit Cumhuriyet Bulvarı’nda vatandaşların dikkatine sunuldu.

Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği sergide, Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan stantta, depreme ve afetlere yönelik bilgilerin yer aldığı kitapçıklar dağıtıldı. Ayrıca çocuklara yönelik içerisinde balon, düdük ve el fenerlerinin bulunduğu hediye paketleri de verildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SON DAKİKA DEPREMLER! ZBEÜ Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, milattan önce 222 yılına kadar geçmiş depremleri de gösteren, yer hareketlerini uydu verileri ve uzay teknolojileri kullanarak, kendileri geliştirdikleri yazılım ile fay hatlarını inceledi.

17 Ağustos depremiyle fay hattındaki enerjinin boşaldığını belirten Prof. Dr. Kutoğlu, “17 Ağustos’ta kırılan fay hattı Gölcük’ten başlayarak Düzce’ye kadar devam eden hat. Deprem 200 kilometre boyunca bir hattı kırdı. Bu fay üzerinde 200-250 yıl daha enerji birikmesi gerekiyor ki aynı büyüklükte bir deprem meydana gelsin. “
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“Dolayısıyla buradaki enerji şu an için boşalmış durumda. Bu hat üzerinde bu büyüklükte bir deprem beklemiyoruz” dedi.

“YIKICI DEPREMNERE NEDEN OLABİLİR”
Türkiye’de yıkıcı depremlere neden olabilecek faylar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kutoğlu, “Ülke olarak depremlerle sınanan bir ülkeyiz. Bu yüzden depremlerle yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Ne zaman deprem olacak diye endişelenmektense bununla ilgili tedbirlerimizi almak ve artık depremlerde can kayıpları yaşamamak durumundayız. Bunun için de hem yetkililerin alması gereken önlemler var ama öbür taraftan vatandaşlarımızın da alması gereken önlemler var. “

“1999’dan beri birçok yasal düzenleme çıkartıldı ve kentsel dönüşüm yapıldı. Ama henüz istediğimiz seviyede değiliz. Özellikle Marmara bölgesinde yapı stokunun çok eksik ve birçoğunun da mühendislik hizmeti alınmadan inşa edilmiş binalar olduğunu görüyoruz. Bunları hızlı bir şekilde dönüştürmemiz gerekiyor.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
14 Ağustos günü Kadavra köpeklerinin de katıldığı arama çalışmaları sonucu Sezen Sarısaray’ın cansız bedeni evinin 300 metre aşağısındaki dere yatağında bulundu. Olayla ilgili yapılan çalışmalar neticesinde B.K (20), M.T. (19), E.T. (13) ve E.Ş. (19) olmak üzere 4 kişi gözaltına alındı. Cumhuriyet Savcısının incelemesinin ardından ceset, kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumuna gönderilirken, olayla ilgili dün Giresun Adliyesi Sulh Ceza Hakimliği’ne getirilen B.K (20), M.T. (19), E.Ş. (19) E.T. (13) “Kasten adam öldürmek” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Konuyla ilgili Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan açıklama yapıldı. Açıklamada, CMK’nun 153/2-a-1 maddesi gereğince dosya hakkında kısıtlılık kararı verildiği, soruşturma işlemlerinin hâlen devam ettiği ve gerek görülmesi durumunda gelişmelerden ayrıca bilgi verileceği bildirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KAZA GÜVENLİK KAMERASINDA
Kaza anı, bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde; yol üzerinden dönüş yapan İETT otobüsü motosikletliye çarptığı, kazayı görenlerin ise koşarak yaralıya yardım ettiği görülüyor.
Sarıyer’de İETT otobüsünün motosiklete çarpma anı kamerada!
Kaza sonrasında yaşananlarda cep telefonu kamerasıyla kaydedilirken, görüntülerde İETT otobüsünün dönüş yaptığı yönün yasak olduğunu gösteren levha dikkat çekti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÇIKIŞ SEBEBİ PİKNİK ATEŞİ
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Orman yangınlarının 69’u kontrol altına alındı, 6 aktif yangın var. İzmir Ödemiş ve Aydın Didim’deki yangınların kontrol altına alındı. Bolu Göynük yangınının enerjisi düşürüldü. Arazi yapısının çok sarp olması nedeniyle müdahale zorluklarla yürüyor” dedi. Duman nedeniyle görüş alanının düştüğünü belirten Yumaklı, “Bir süre böyle devam edecek, arkadaşlar söndüre söndüre ve soğuta soğuta devam edecekler” dedi. Yumaklı, “Yamanlar’da her iki yangın da ormanlık alanda başladı. Çıkış sebebi 3 kişinin piknik amaçlı yakmış oldukları ateşten maalesef” dedi.
İZMİR YAMANLAR YANGINININ ENERJİSİ DÜŞÜRÜLDÜ
Yumaklı, Karabük Ovacık ve İzmir Yamanlar’daki yangınların da enerjilerinin düşürüldüğünü belirterek, Yamanlar Sancaklı Mahallesi yakınında dik vadiler ve sarp alan olduğuna dikkati çekti. Yumaklı, “Oraya hava araçları müdahale edemiyor. Karadan arkadaşlarımız bütün gece boyunca müdahaleleri yaptılar. Şu anda orası devam ediyor. Şehri ilgilendiren herhangi bir husus kalmadı. Duman tespit ediyorsunuzdur, küller geliyor. Bu dumanın bir bölümü hemen yakınımızdaki Büyükşehir Belediyesinin çöp aktarma tesisi ile alakalı ve onun etrafındaki 1-2 bina, onların dumanı geliyor şehre. Yani halihazırda yangınla ilgili şehri tedirgin edecek herhangi bir husus söz konusu değil” diye konuştu.

ETKİLENEN ALAN 1600 HEKTAR
Yumaklı, “İzmir Yamanlar için söylüyorum, etkilenen alan, bunun içerisinde kırsal alanlar, açık alanlar var, orman alanından bahsetmiyorum. Komple etkilenen alan yaklaşık 1600 hektar civarında. Bunun ne kadarının orman alanı olduğu ve ne kadarı hasar gördüğünü arkadaşlarımız bilahare açıklayacaklar. Halihazırda 2 uçak ve 11 helikopter müdahale etmeye devam ediyorlar” dedi.
MANİSA’DAKİ ORMAN YANGINI 4’ÜNCÜ GÜNÜNDE
Manisa’nın Gördes ilçesinde iki farklı noktada devam eden orman yangınlarına ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sürüyor. Gördes ilçesi Boyalı Mahallesi yakınlarındaki ormanda, 14 Ağustos saat 14.30 sıralarında yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait 2 uçak, 3 helikopter, 8 arazöz, 2 su ikmal aracı, 1 dozer ve 1 yer ekibi sevk edildi. Söndürme çalışmaları sürerken, saat 17.30 sıralarında aynı bölgede başka bir noktada daha orman yangını çıktı. Ekiplere takviye yapıldı, uçak sayısı 5’e, helikopter sayısı 13’e çıkarıldı. Alevlere karadan da 45 arazöz, 15 su ikmal, 4 dozer ve 4 yer ekibi ile müdahale edildi. Havanın kararmasıyla yangına dün sabah saatlerine kadar gece görüşlü helikopter ile müdahale devam etti.

DÜN 2 MAHALLEDE DAHA YANGIN ÇIKTI
Önceki gün, günün ilk ışıklarıyla yangına havadan ve karadan yeniden başladı. Boyalı Mahallesi’ndeki yangına müdahale sürerken, bu kez de ilçenin Kayacık ve Kaşıkçı mahallelerinde 17.30 sıralarında iki farklı yangın çıktı. İlçenin üç farklı mahallesinde devam eden yangınlara, 11 hava aracı, 83 söndürme ekibi, 36 su tankeri, 18 iş makinesi, sağlık, jandarma ve trafik ekipleriyle birlikte toplam 361 personel ile müdahale edildi.
KARAYAKUP MAHALLESİ YANDI
Kaşıkçı Mahallesi’nde tarım arazilerinde çıkan yangın aynı gün içinde söndürülürken, Boyalı ve Kayacık mahallelerindeki orman yangınları ise sürdü. Öte yandan tedbir amaçlı 20 hanelik Karayakup ve 57 hanelik Yeniköy Mahallesi tahliye edildi. Tahliye edilen 20 hanelik 40 kişinin yaşadığı Karayakup Mahallesi’ndeki cami dahil tüm evler yanarak, kullanılamaz hale geldi.
YANGIN SALİHLİ İLÇESİNE ULAŞTI
Gece boyunca, gece görüşlü helikopterler ile müdahale edilen yangında dün 3’üncü gününde de müdahale sürdü. Alevler rüzgarın etkisiyle büyüyerek Salihli’nin kırsal Kale, Kemer, Kurttutan ve Hacıhıdır mahallelerine ulaştı. Yangından etkilenen 4 mahalle tedbir amaçlı boşaltıldı. Mahallelerde yaşayan vatandaşlar, eşyalarını ve hayvanlarını güvenli bölgeye taşıdı. Kale Mahallesi’nde ise bazı evler alevlere teslim olarak tamamen yandı.
VALİ ÜNLÜ YANGIN BÖLGESİNDE
Manisa Valisi Enver Ünlü, yangından etkilenen mahallelerde incelemelerde bulundu. Vali Ünlü yangın bölgesinde Salihli Kaymakamı Ali Güldoğan, Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, Salihli İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Doğukan Karaaslan’dan son gelişmeler hakkında bilgi aldı. Öte yandan yangın bölgesine yakın olan Gölmarmara ilçesinin Yunuslar ve Çamköy mahallelerinin de tedbir amacıyla boşaltılacağı bildirildi. Yangınla mücadelede bugün 4’üncü güne girilirken, günün ilk ışıklarıyla birlikte ekiplerin müdahalesi başladı. Boyalı ve Kayacık mahallelerinde devam eden yangınlara müdahale 7 uçak, 18 helikopter, 61 arazöz, 17 su ikmal aracı, 8 iş makinesi, 7 adet ilk müdahale yer ekibi, 50 teknik eleman olmak üzere 500 personel ile devam ediyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaza, saat 03.30 sıralarında Kayseri- Malatya kara yolunda meydana geldi. Kayseri yönüne giden S.D. yönetimindeki 35 BFA 638 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon kontrolünü yitirmesi sonucu refüje çarparak takla attı.

Kazada, T.A., Z.B., F.B. ve H.A. yaşamını yitirdi, sürücü S.D. ile Z.A. isimli çocuk yaralandı. İhbar üzerine kaza yerine polis, jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Cenaze yolunda feci kaza: 4 ölü, 2 yaralı
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılarak tedaviye alındı. Ölen 4 kişinin cenazesi ise yapılan inceleme sonrası Kayseri Devlet Hastanesi morguna götürüldü.

Erzurum ve Muş’tan yola çıkan ve akraba olan araçtakilerin Konya’da yaşamını yitiren bir yakınlarının cenazesine gittikleri belirtildi.

Kazayla ilgili soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Emniyetteki ifadelerinin ardından sevk edildikleri adliyede nöbetçi mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 7’si tutuklandı, 7 kişi ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Hakkında yakalama kararı bulunan 5 kişi ise aranıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Adnan Göçer, Adli Tıp Kurumu morgunda yapılan otopsinin ardından kardeşinin cenazesini Reyhanlı’ya götüreceklerini ve orada toprağa vereceklerini söyledi.

AYAKLARI BAĞLI İDDİASI
Kardeşinin Antalya Hali’nden çıkarak Konyaaltı Caddesi’ndeki falez kayalıklarına gelene kadarki MOBESE görüntülerinin incelenmesini de isteyen acılı ağabey, “Kardeşim denizde elbiseli, ayakkabılı bulunmuş. Çıkan haberlerde ayaklarının bağlı olduğu iddiası var.” diye konuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

DALGIÇLAR BULMUŞTU
Ahmet Göçer’in canız bedeni Muratpaşa ilçesi Konyaaltı Caddesi üzerinde bulunan falezlerin alt kısmında bulundu. Konyaaltı Sahili’nden tüple dalış yapan iki amatör dalgıç, falezlerin önüne doğru gitti.

Burada suyun içerisinde bir erkeğe ait ceset gördü. Falez kayalıklarının üstünde bulunan kafede oturan müşterilere seslenerek, durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirmelerini istedi.

İhbar üzerine cansız bedenin bulunduğu yere deniz polisi ve sahil güvenlik ekipleri sevk edildi. Ekipler dalış yaparak, kıyafetleri üzerinde erkek cesedini bulunduğu yerden çıkarttı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öte yandan şüphelilerin, bölücü terör örgütü içerisinde geçmiş tarihlerde faaliyet yürüttükleri, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü propagandası yaptıkları, terörizme finansman sağladıkları, terör örgütü adına işbirlikçilik ve kurye faaliyetlerinde bulundukları, bölücü terör örgütünün Avrupa yapılanması içerisinde faaliyet gösterdikleri ve haklarında kesinleşmiş hapis cezası ve aranma kaydı bulunduğu tespit edildi.

‘TERÖRİSTLERE GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ’
Şüphelilerin adreslerine yapılan aramalarda, ruhsatsız tabancalar, ruhsatsız av tüfekleri, çok miktarda döviz ve Türk Lirası ile çok sayıda dijital materyal ve örgütsel doküman ele geçirildi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Teröristlerin hiçbirine göz açtırmayacağız. Güvenlik güçlerimizin üstün gayretleriyle milletimizin huzuru, birlik ve beraberliği için son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yaz okulu programı, afet yönetimi eğitiminin yanı sıra bilimsel kamp, oryantiring, STEM aktiviteleri ve dijital öykü gibi çeşitli etkinliklerle zenginleştirildi. Öğrenciler, farklı disiplinlerde hem bilgi hem de beceri kazanma imkanı buldu. Yaz Okulu Kapanış Programı’nda, öğrenciler yedi hafta boyunca edindikleri bilgilerle geliştirdikleri projeleri ve çalışmaları sergiledi. Veliler ve davetlilerin yoğun ilgi gösterdiği sergide, öğrenciler eserlerini sundu.

TRABZON’UN GELECEĞİ İÇİN DEĞERLİ ADIMLAR
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, “Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın, böylesine önemli bir alanda kendilerini geliştirmelerine katkı sağlamak bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Onları sadece bugünün değil, yarının zorluklarına da hazırlamak, bilimsel meraklarını uyandırmak ve araştırma sevgilerini artırmak amacıyla düzenlediğimiz bu etkinlikler, Trabzon’un geleceği için atılan en değerli adımlardan biridir. Eğitim, bir toplumun kalkınmasının temel taşıdır, ve biz de çocuklarımızı bu temelin en sağlam parçaları olarak yetiştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, Samsun’un Atakum ilçesi Yeşilyurt Mahallesi 75.Yıl Bulvarı’nda 15 Ağustos gece saat 02.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, K.G.(40) adlı şahıs 10 gün önce tanıştığı kız arkadaşı Zeynep Arslanoğlu (32) ile birlikte sahilde alkol alıp daha sonra birlikte denize girdiler.

K.G. genç kadını denizde bırakıp tuvalet ihtiyacı için sudan dışarı çıktı. Bir süre sonra geri gelen K.G. kız arkadaşını denizde ve etrafta bulamayınca polisten yardım istedi. Zeynep Arslanoğlu’nun çantası ve cep telefonu deniz kenarında bulundu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Gece yarısı Karadeniz’in azgın sularında kaybolan Zeynep Arslanoğlu’nu bulmak için Samsun Emniyet Müdürlüğüne bağlı dalgıç polisler ile Sahil Güvenlik ekipleri denizde arama çalışması yaptı. Yapılan arama çalışması devam ederken, kayıp kadının erkek arkadaşı K.G. ise Recep Tokur Polis Merkezi ekipleri tarafından gözaltına alındı. Önceki gün Samsun Adliyesine sevk edilen K.G., savcıya ifade verdikten sonra serbest bırakıldı. K.G., “Denize girdik. Kendisi alkollüydü. Ondan sonra kayboldu” dedi.

CESEDİ ORADA BULUNDU
Arama çalışmalarının üçüncü günü bu sabah saat 08.00 sıralarında Sahil Güvenlik ekipleri ve deniz polisinin yaptığı arama çalışması sırasında kadının cansız bedeni denize girdiği yerin yaklaşık 250 metre uzağında yağmur suyu tahliye borusunun etrafındaki kayalıklar arasında sıkıştığı yerde bulundu.
Gece yarısı yüzerken denizde kaybolan kadının cesedi bulundu

Cesedi sıkıştığı yerden çıkarmak için AFAD, Sahil Güvenlik, deniz polisi ve cankurtaranlar çalışma yaptı. AFAD’a ait kesme ayırma makinesi ile kayalar esnetilerek kadının cesedi sıkıştığı yerden çıkartıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu hafta; Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Masal, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (6-10 Mart 2024)
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur.
Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
MASAL (5+Yaş) (Sözsüz Oyun)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Tasarımcılar, tanıtım afişleri gibi görsel ürünleri istedikleri gibi hazırlamak için yapay zeka destekli uygulamalardan faydalanabiliyorlar. Bir sanatçı, kısa sürede bir şarkı üretebilirken, avukatlık uygulamaları dava dosyalarını anında çözebiliyor. Bu uygulamalar sadece belirli alanlarla sınırlı kalmıyor; sağlık, eğitim, finans, ticaret, ulaşım ve lojistik gibi çeşitli sektörlerde de yaygın olarak kullanılıyorlar.
Akıllı telefonlardaki sesli asistanlar, otonom sürüş sistemleri, akıllı yollar ve araç içi uygulamalar, çevrim içi alışveriş sitelerindeki algoritmalar ve tıbbi görüntüleme alanında kullanılan manyetik rezonans (MR) veya röntgen gibi görüntü analizleri de yapay zeka ile gerçekleştiriliyor.

“Artık birincil kullanıcıya doğru ilerleyen bir yapı söz konusu”
Yapay zekanın geleceği hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Marmara Üniversitesi (MÜ) İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, makine öğrenmesi, derin öğrenme ve dil işleme modellerinin bileşkesinden oluşan yapay zeka sisteminin, Türkiye’de ve dünyada giderek yaygın bir hal almaya başladığını söyledi.
Yapay zekanın Türkiye açısından son derece önemli bir noktaya doğru evrilmeye başladığını belirten Prof. Kırık,Birçok iş koluna, alana yayılmaya başladığını ifade edebiliriz. Başta medya ve eğitimde yapay zekanın çok ciddi manada kullanıldığını görüyoruz. Gerek uygulamalar aracılığıyla gerekse de yapay zeka sohbet robotları aracılığıyla artık birincil kullanıcıya doğru ilerleyen bir yapı söz konusu.dedi.
Kullanıcıların son dönemde çok daha kolay şekilde yapay zeka destekli uygulamalara ulaşma imkanına eriştiğine işaret eden Kırık, bu uygulamaların eğitim alanında başvurulan temel kaynak haline geldiğine değindi.
Prof. Dr. Kırık, bu sistemlerden alınan bilgilerin teyit ve mukayeseye muhtaç olduğuna, bu tarz bilgilerin kullanıcıların yanlış yönlendirilmesine sebebiyet verebileceğine dikkati çekerek, öğrencilerin ödevlerini ve tezlerini yapay zeka uygulamaları üzerinden hazırlayabildiklerini dile getirdi.
Buradan alınan bilgilerin kıyas yapılmadan ve mukayese edilmeden bilimsel kaynaklara eklenmesi, referans gösterilmeksizin çalışmalarda kullanılmasının ciddi problemlere mahal verebildiğinin altını çizen Kırık,
Çünkü yapay zeka her zaman doğru cevabı verecek diye bir kaide yok. Unutmamamız gereken en temel nokta, var olan parametrelerin, verilerin, girdilerin sisteme eklemlenmesi ve daha sonra sorulan sorular üzerine bunların analizi esasına dayanarak cevapların sunulması söz konusu oluyor. İşte burada yanıltıcı bilginin sunulması, ciddi problemlerin ortaya çıkmasına sebebiyet verebiliyor.diye konuştu.

Yapay zeka işsizlik ve istihdam sorununa yol açar mı
Prof. Dr. Kırık, İngiltere’de yapılan bir araştırmada, doktorların teşhis koyamadığı bir hastaya yapay zeka aracılığıyla teşhis koyulduğunu aktararak, Rusya’da yapılan bir çalışmada ise bu ülke menşeili bir yapay zeka sohbet robotunun tıpta yeterlilik sınavından yüzde 83’lük dereceyle geçtiğini, bu nedenle tıp dünyasında yapay zekanın faydalı olup olmayacağı konusunda farkı görüşlerin olduğunu söyledi.
Medya ve eğlence sektöründe de yapay zekanın kullanıldığını, uygulamalar aracılığıyla müzik bestelendiğini ve senaryo hazırlandığını aktaran Kırık, şöyle devam etti:
Bu durum bir işsizlik ve istihdam sorununu beraberinde getirebilir. Çünkü belki birçok insanın yapacağı işi sadece tek bir yapay zeka uygulaması üzerinden gerçekleştirmesinin söz konusu olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Telif davalarının artık medya aracılığıyla açılmaya başladığını da görüyoruz. Özellikle dünyanın en büyük yayın kuruluşları, yapay zeka sohbet robotlarına ciddi telif davaları açmaya başladılar. İzinsiz kullanmaları sebebiyle bu makalelerin tespiti söz konusu oldu.
Bundan sonraki süreçte, burada medya aracılığıyla var olan bilgilerin, içeriklerin yayılması söz konusu olduğu için ilgili yapay zeka sohbet robotlarına telif davaları açılmaya başlandı. Bu da gelecekte hukuki sorunlarla karşı karşıya kalmamızı sebebiyet verebilir. Avrupa Birliği (AB) Parlamentosu bu alanda çalışmalarını sıklaştırmıştı. 2025 yılından itibaren yürürlüğe girecek yapay zeka yasasını çıkarttı. Belki önümüzdeki günlerde Türkiye açısından da bu tarz yasaların çıkması kuvvetle muhtemel olabilir.
Prof. Ali Murat Kırık, yapay zekayı bir bebeğe benzeterek, gelecek yıllarda yapay zekanın büyüyeceğini, gelişeceğini ve yetişkin bir insanın sahip olduğu bütün özellikleri kendi bünyesine dahil edebileceğini anlattı.

Türkiye’de yapay zekaya yatırımlar hızla artıyor
Türkiye’nin yapay zeka konusunda geri kalır bir ülke olmadığına işaret eden Kırık, gerek devlet kurumları aracılığıyla gerekse de özel sektör girişimleriyle yapay zekaya olan yatırımların giderek artmaya başladığını, bu konuda Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTAK) başı çektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Kırık, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) gelecekte somut adımlar atabileceğini, yeni yapay zeka programlarının, lisans ve lisans üstü programların açılacağını, bütün eğitim programlarına yapay zekanın entegre edilip buna uygun bir eğitim sisteminin yer alacağını dile getirdi.
Türkiye’deki yapay zeka sohbet robotlarına dair çalışmaların da tüm hızıyla devam ettiğini belirten Kırık, şunları kaydetti:
ASELSAN ile HAVELSAN’ın bu alanda çalışmalarına şahit oluyoruz. Bununla birlikte özel sektörde Baykar’ın yerli ve milli sohbet robotunu geliştirmesi, bunu yaygınlaştıracak olmasının da ciddi bir avantaj olarak karşımıza çıkacağını ifade edebiliriz. Bunun sebebi şudur: Yerli ve milli teknolojilerin olması, doğru bilgiye ulaşabilme konusunda ciddi bir avantaj sağlayabilir.
Çünkü bildiğiniz üzere dezenformasyon, çağımızın en büyük sorunlarından bir tanesi. Bazen bu tarz sohbet robotlarının yanlı ve taraflı cevaplar verebildiğini görüyoruz, bilgi saklayabildiğine de şahit oluyoruz. Geçmişte nasıl arama motorlarını kullanıyorsak, bugün de yapay zeka sohbet robotlarını kullanmaya başlayacağız.
Orada en azından kıyas ve mukayese yapabilme şansımız söz konusuyken artık sadece soruları oraya sorarak cevapları oradan almaya başlayacağız.
O yüzden yerli ve milli yapay zeka sohbet robotlarının, uygulamalarının gelişim göstermesi oldukça önemlidir. Türkiye’de tabii ki TÜBİTAK’ın başını çektiği ve Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin de bu alanda yapacağı çalışmalar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın aynı şekilde geliştirdiği yapay zeka zirvelerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
]]>Hatipoğlu takım arkadaşlarına zehir zemberek sözlerde bulunurken, ikinci dokunulmazlık oyunu öncesi oyun alanını terk etti. Heyecan dolu yarışmadan önce çıkanlar şu şekilde:

‘TATSIZ İKİ MAĞLUBİYET ALDIK’
Poyraz, “Üç dört gündür tatsız bir hastalığa yakalandım üst solunum yolları enfeksiyonu tadında, ciğerimi ve solunumumu engelleyen, Seda da aynı hastalıktan muzdarip şu an.
Hem Seda hem ben olmayınca, ikimizde istatistikte ilk 5’te yer alan iki yarışmacı olarak takıma katkımız ortadan kalkınca tabi tatsız iki mağlubiyet aldık ama Seda ve benim olmamama rağmen son iki oyundur çok uç uca geçiyor.
O yüzden bu bir yerde takımımızın kalitesini gösteriyor.” dedi.

HAKAN HATİPOĞLU’NDAN ZEHİR ZEMBEREK SÖZLER
Hakan Hatipoğlu, “Derler ya dünyada en tehlikeli insan kaybedecek bir şeyi olmayan insandır. Benim şu an kaybedecek hiçbir şeyim yok. Zaten adayım, beni aday yapmışlar, şimdi onlar düşünsün.
Esas mesele şimdi başlıyor. Bugün Survivor’da bence yapmam gereken en keskin hareketlerden birini yapacağım. Kafaya taktım bunu yapacağım. Bugün ikinci dokunulmazlık oyunu günü şimdi kaybedersek bizden biri yazılacak.
Ben burada kibir abidesi Ogeday için mi mücadele edeceğim, yalan söyleyen bir Poyraz için mi ya da ayrı ayrı oynayan bir Yasin için mi?” ifadelerini kullandı.

‘İYİ BİR ENERJİYLE GİDİYORUZ’
Bozok, “Ben Hakan’ın çıkacağını biliyordum. Hakan kendi de biliyordu. Bence Hakan takımıyla iyi anlaşamıyor, bireysel olmuş, iki üç tane de kız var yanında, onlarla beraber takılıyor.
İlk dokunulmazlığı aldık. Tabi ki de iyi bir enerjiyle gidiyoruz. Fazla konuşmuyoruz bu konu hakkında, bugünü kesin alacağız gibi bir totem yapmadık.” dedi.

‘DÜNE GÖRE DAHA MOTİVEYİZ’
Hilmi Cem, “İkinci erkek dokunulmazlığına gideceğiz. Düne göre daha motiveyiz, daha neşeliyiz çünkü almış olduğumuz galibiyet var. Kazandığın zaman kazanma ruhu denir ama bu oyunda devam edecek mi, göreceğiz.” ifadelerine yer verdi.

HAKAN HATİPOĞLU OYUN ALANINI TERK ETTİ
Murat Ceylan ilk eleme adayı olması sonrasında oyuna başlamadan Hakan Hatipoğlu’na duygu ve düşüncelerini sordu. Hakan Hatipoğlu şu ifadeleri kullandı:
Bizde ne olursa olsun bir liste var koşulsuz, değişmeyen. Bence burada ağzınızda kuş tutsanız bu listenin dışına çıkamazsınız. Sevdiğim bir parkur. Burada oynamayı çok istiyorum açık söyleyeyim ama bugün ne için oynayacağım onu bilmiyorum.
Kadın haftası olsa çok istekli olurdum. Şu an önümde düello var yani burada bazı insanlar için oynamak istemiyorum açıkçası.

Hakan Hatipoğlu sözlerinden sonra Murat Ceylan’dan izin alarak oyun alanını terk etti.
DOKUNULMAZLIK OYUNU
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyunu nefes kesti. Son oyunda Mavi takımdan Yağmur ve Yasin ile Kırmızı takımdan Yunus Emre ile Gizem Meriç yarıştı. Yasin ve Yağmur’un kazanmasıyla Mavi takım 12-7’lik skorla dokunulmazlık sembolünün sahibi oldu.

ELEME ADAYI
Kırmızı takımda konseyde en fazla Mustafa Kemal’in ismi çıktı. Mustafa Kemal, ikinci eleme adayı oldu.
]]>Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti. Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi dükkanında çalıştı.
14 yaşındayken Adana’da ses yarışmasına katıldı
Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti.
Usta sanatçı, yarışmadan sonra “Gürses” soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı.
Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı.
Gürses, müziğe başladığı ilk yıllarla ilgili yaptığı bir açıklamada, “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum.” ifadelerini kullanmıştı.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” büyük başarı yakaladı
Adana’daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.
Müslüm Gürses, bir yandan Adana’da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967’den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu’nda, canlı olarak türküler söyledi.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” adlı 45’liği 1968’de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.
Sanatçı, 29 Mayıs 1969’da babasının annesini öldürmesiyle büyük sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses’in kız kardeşi Zeyno Akbaş’ı da öldüren babası, cezaevine girdi.
Hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul’da, “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu.
Gürses, “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı.
Askerliğini Mamak’ta yapan sanatçı, vatani görevini tamamladıktan sonra Burhan Bayar’ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturdu.
1990’lı yıllarda müzik dünyasında ikinci çıkışını yakaladı
Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı.
Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı.
Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.
Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, “Orhan ağabey bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, ‘Böyle gelmiş, böyle gitmez’ diyor. Bizse ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyoruz” sözleriyle ifade etmişti.
2006’da “Aşk Tesadüfleri Sever” albümünde sınırlarını aştı
Müslüm Gürses, “Gönül Teknem” adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” adlı albümü 2006’da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu.
David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen’in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan’ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile seslendirdi.
Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Şebnem Ferah’ın “Sigara” ve Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da “Sandık”, 2010’da ise “Yalan Dünya” albümlerine imza attı.
Onlarca albüm ve plak yaptı
Gürses’in 1975-1978 yıllarında dört farklı “Müslüm Gürses” adlı albümü yayımlanırken, 1976’da “Öldürdüğün Yetmedi mi”, 1979’da “Gazla Şoför”, “Bağrıyanık”, 1980’de “Umutsuz Hayat”, “Esrarlı Gözler”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1982’de “Müzik Ziyafeti”, “Tanrı İstemezse”, 1983’te “Anlatamadım”, “Dertliler Meyhanesi”, 1984’te “Yaranamadım”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “Gitme”, 1986’da “Sevda Yolu”, “Yıkıla Yıkıla”, “Küskünüm”, “İlk Aşkım Son Sevgilim”, “Hayatımı Sen Mahvettin”, 1987’de “Farketmez”, “Talihsizler”, 1988’de “Aldatılanlar”, “Dertler İnsanı”, “Vefasız Alem”, “Maziden Bir Demet”, 1989’da “Arabeskin Devleri”, “Bir Fırtına Kopacak”, “Bir Kadeh Daha Ver”, “Mahsun Kul”, “Müslüm Gürses Konser albümü”, 1990’da “Meyhaneci/ Kırık Sazım”, “Hüzünlü Günler”, “Arkadaş Kurbanıyım”, “Güle Güle Git”, 1991’de “Bir Bilebilsen/ Zalim”, “Sen Nerdesin Ben Nerdeyim”, “Yüreğimden Vurdun Beni”, “Bir de Benden Dinleyin”, “Her Şey Yalan”, “Yaşamalısın”, 1992’de “Müslümce 92”, 1993’te “Ah Gülüm”, “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Kralların Müzik Şöleni”, 1994’te “Senden Vazgeçmem”, “İnsaf – Kahire Resitali”, 1995’te “Benim Meselem”, “Bir Avuç Gözyaşı”, 1996’da “Topraktan Bedene”, “Şiirlerim Şarkılarım”, 1997’de “Sultanım”, “Usta – Ne Yazar”, “Nerelerdesin”, 1998’de “Müslüm Gürses Klasikleri” albümleri yayımlandı.
“Arkadaşım”, “Garipler” ve “Vay Canım” albümleri 1999’da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000’de “Biz Babadan Böyle Gördük”, “Zavallım”, 2001’de “Müslümce Türküler”, “Sadece”, “Yanlış Yaptım”, “Dünya Yalan”, 2002’de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, “Müslüm Baba ile Yolculuk”, “Paramparça”, 2003’te “Yanarım”, “İkimizin Yerine”, 2004’te “Uyanma Zamanı”, 2005’te “Ayrılık Acı Bir Şey”, 2005’te “Bakma”, 2006’da “Gönül Teknem”, “Aşk Tesadüfleri Sever”, 2009’da “Sandık”, 2010’da “Yalan Dünya”, 2013’te “Veda – Ervah-ı Ezelde”, 2013 ve 2014’te “Baba Şarkılar 1-2” albümleri çıktı.
38 filmde rol aldı
Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen “İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçti.
Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol alan sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.
Sanatçı, 1980’de “Bağrı Yanık”, “İtirazım Var”, “Hasret”, “Kul Sevdası “Zeytin Gözlüm”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1983’te “Anlatamadım”, 1984’te “Ağlattı Kader”, “Bir Yıldız Doğuyor”, “Çare Sende Allah’ım”, “Garibanlar”, “Sev Yeter”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “İkizler”, “Kul Kuldan Beter”, “Yaranamadım”, 1986’da “Beleşçiler”, “Çığlık”, “Seher Vakti”, “Töre”, “Yıkıla Yıkıla”, “Kader Rüzgarı”, “Kısmetin En Güzeli”, “Küskünüm”, 1987’de “Oğlum”, “Talihsizler”, 1988’de “Yalnızlık Korkusu”, 1990’da “Dertler İnsanı”, “Dünya Boştur”, 2000’de “Sevmemeli”, 2002’de “Bir Akıllı Bir Deli”, “Muhabbet Kuşları”, “Ömerçip”, 2005’te “Balans ve Manevra”, 2006’da “Amerikalılar Karadeniz’de 2”, 2008’de “Esrarlı Gözler”, 2011’de “Şov Bizinıs” filmlerinde oynadı.
Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu
Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı.
Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, “Esrarlı gözler” isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.
Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.
44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza attı
Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca “kenar mahalle” ya da “varoş” müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.
Usta sanatçı, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçı solunum cihazına bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti, cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran “Müslüm” filmi ise sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunmuştu.
]]>PINAR’IN KARDEŞİ: KADINA ATILAN TEKME VE YUMRUKLARA GÜLÜNÜYOR
Pınar Saka’nın erkek kardeşi yaşanan şiddetten dolayı insanların gülerek alay etmesi tepki gösterdi. Instagram hesabından sitem eden Hakan Saka şu ifadeleri kullandı: “Belli bir kesim hariç bütün ülke bir olmuş. Sosyal medyada etkileşim uğruna televizyonda bir kadına atılan tekmelere, yumruklara gülüyor. Sesimizi çıkarmayalım dedik ama sustukça yemediğimiz hakaret, küfür kalmadı ve sabrımız taştı. Bu konuyla eğlenen, ‘oh iyi olmuş’ diyen istisnasız herkes Türkiye’nin en büyük kanayan yaralarından biri olan ‘Kadına şiddeti’ şu anda alenen destekliyor.”

“Empati yapamayacak kadar insanlıktan çıktığınız bildiğim için umarım bir gün çekirdek ailenizden birisi bunu yaşar da Pınar Saka’nın ailesinin ve sevenlerinin neler hissettiğini anlarsınız. Son olarak bu durumu meşrulaştırmaya çalışan herkesin attığı twit ve yorum inceleme altına alınıyor. Yazık bu millete.”

PINAR’IN EŞİ: KÜFÜRLERİNİZİN KONUĞU BİZİZ
Pınar’ın eşi Erhan Seçkin ise “Söz her zaman sahibine aittir. Küfürlerinizin şimdilik konuğu biziz. İleride ismimizi bile düşünerek hatırlayacağınız zamanda kim bilir hangi isimler konuk olacak. Ben devlet sanatçılığına, eşim de üst düzey yöneticilik hayatına devam edecek. Ama siz çekirdek çıtlarken yine birilerine küfürler yağdıracaksınız. Sizin yapınız bu, maalesef ki bundan besleniyorsunuz” ifadelerini kullandı.

SEMA, PINAR’I DÖVDÜ
Survivor’ın önceki akşam yayınlanan bölümünde Sema Aydemir, “Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen” diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da “Sana mı soracağım?” cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, “Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma” derken ikili birbirine tekrardan temas etti. Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat attı. Sema araya giren arkadaşlarına “Bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?” dedi. Pınar da “Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece” cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

DİSKALİFİYE EDİLDİ
Sema için acil durum konseyi düzenleyen Acun Ilıcalı ise yarışmacının diskalifiye edildiğini duyurarak “Olayı defalarca seyredip diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk. Sonrasında da bir kanaate ulaştık. Değerlendirme sonucunda açıkçası çok emeğin olan bize de çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin çok yüksek. Sen bana göre örnek bir annesin. Fevri bir olaydan bir yere varmak bence insanı yanlışa götürür. Ancak yaşanan bu olay yarışmanın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’ten ayırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun.
Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı.
Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap.
Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar.
İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım.
Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu.
Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler.
Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık.
Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada.
Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu hafta; Masal (Yeni Çocuk Oyunu), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (28 Şubat-3 Mart 2024)
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir.
Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun. Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı. Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap. Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar. İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım. Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu. Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler. Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık. Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada. Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu ay; Masal (Yeni Oyun), Parkta Güzel Bir Gün (Lefkoşa Belediye Tiyatrosu)(Konuk Oyun), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, İfigenya, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Oscar, Ben Medea Değilim, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Öldün, Duydun mu?, Cadı Kazanı, Yatak Odası Komedisi, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Rüya, Fındıkkıran, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
Behçet Necatigil, Gülten Akın ve Edip Cansever Şiirleri İstanbul Şiirle Buluşuyor Etkinliğine Konuk Oluyor
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10, 24 Mart 2024 tarihlerinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 17 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Mart 2024 Programı
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3, 10, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
Parkta Güzel Bir Gün(Lefkoşa Belediye Tiyatrosu-Konuk Oyun)
Oyunda, parkta güzel bir gün geçirmek isteyen Olivia ve Arthur’u bir ülkenin bantla çizilen yeni sınırı ikiye ayırır. İşe yeni başlayan sınır muhafızının sert bakışları altında iki ülke arasında sıkışıp kalan çift, giderek içinden çıkılmaz bir hal alan bu absürd durumun esiri olurlar. Bizi ayıran hayali çizgileri ve bu çizgileri kırmanın ağır yaptırımlarını konu alan acı-tatlı bir komedi Parkta Güzel Bir Gün. Kieran Lynn’in yazdığı, Kıymet Karabiber’in yönettiği oyunda Aytunç Şabanlı, İzel Seylani, Melihat Beşe Günalp rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 30 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
AY, CARMELA
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde,
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 16 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 23 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir… Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İFİGENYA
Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..
Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Ayşecan Tatari, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
ÖLDÜN, DUYDUN MU?
İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor. Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde,
KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)
Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)
Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır.
Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. B. Çağatay Çakıroğlu ve Ö. Barış Bakova’nın yazıp B. Çağatay Çakıroğlu’nun yönettiği oyunda; Elyesa Çağlar Evkaya ve Seda Çavdar rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>İSTANBUL – Son zamanlar da çekilen dizi ve filmler de sırf takipçi sayısı yüksek diye oyunculuk geçmişi olmayan sosyal medya fenomenlerinin rol alması yeni nesil tiyatro oyuncularının tepkisine neden oldu. Yıllarca tiyatro eğitimi alan ve oyunculuk yapan oyuncular diziler de kendilerinin yerine sosyal medya fenomenlerinin yer almasının dizi ve filmler de kaliteyi düşürüyor.
Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu.
]]>Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi (CBİKO) koordinasyonunda, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde gerçekleşen EGEKAF 24 ikinci gününde de öğrenci ve mezunların yoğun ilgi odağı oldu.
EGEKAF 24’ün ikinci günün devamında gerçekleştirilen kariyer söyleşi etkinliklerinden bir diğeri ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile yapılan “Değişime Cesaretiniz Var Mı” adlı söyleşi oldu. Öğrencilik hayatından ve kariyer hayatından bahsederek başlayan söyleşide ayrıca Tamer Karadağlı öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.
“Değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir.”
Sanatçı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “İyi ki gelmişim, bana da çok büyük bir moral oldu bu. Siz de hoş geldiniz. Ben normalde aslında böyle kalabalıklar karşısında konuşmaya çok alışkınım ama o kadar güzel bir kalabalık var ki şimdi ben heyecanlandım sizin yanınızda. Pamukkale Üniversitesi’ni kutluyorum, müthiş bir iş başarmış. Biraz önce fuar alanını biraz dolaştım, insana gurur veriyor gerçekten. Hocam, canıgönülden tebrik ediyorum, müthiş gerçekten. Birazdan soru cevaba gireceğiz. Sizler merak ettiğiniz şeyleri bana sorun özellikle kariyer ile ilgili ben de bütün samimiyetimle, dürüstlüğümle size cevap vereyim. Başlığımız şuydu: “Değişime cesaretiniz var mı?” bu gerçekten çok önemli bir şey. Çünkü değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir. Sizler şimdi o kadar şanslı bir nesilsiniz ki dünya çok küçük artık. İnternet sayesinde o kadar çok bilgiye o kadar çabuk ulaşabiliyorsunuz ki bu çok büyük bir avantaj. Ben kendi gençliğimi, kendi çocukluğumu düşündüğümde bizde hiçbir şey yokmuş. O yüzden sizler çok şanslısınız. Bizler aslında değişmeye çalışıyoruz. Şimdi, bu soruyu biz de benim jenerasyonum da kendisine soruyor: ‘Değişebilecek miyiz biz? Zamana ayak uydurabilecek miyiz?’ Çünkü bu gerçekten cesaret isteyen bir şey ve buna cesaret etmek gerçekten çok meşakkatli. Ben kendi kariyerimde o kadar çok inişler çıkışlar yaşadım ki çünkü siz beni dizilerden biliyorsunuz. Ama bunun öncesi var: dört yıl oyunculuk bölümünü okudum, bitirdim. Ondan önce kolej yıllarım var TED Ankara Koleji, şimdi TED deniyor. Bizim zamanımızda Ankara Koleji idi ve ben Amerika’dan gelmiştim. 1975’te Amerika’dan geldim. Dokuz yaşındaydım Ankara Koleji’ne yazıldım. Çok küçük yaşta oyuncu olmaya karar verdim. Sebebi de şu: Arkadaşlarım, orta sonda iken lise birde iken zaten karar vermişti ne olmak istediklerine. Ben bir türlü karar verememiştim. Bari oyuncu olayım, bir sürü mesleği oynarım dedim. Sonra güzel kızlarla tanışırım dedim. Sonra tiyatro grubuna girdim okulda ve çok keyif aldım. Bu keyfi profesyonel hayatıma taşımaya karar verdim. Çok meşakkatli bir eğitim aldıktan sonra profesyonel hayatıma başladım. Sürekli karar vermem gerekti. Sürekli bir seçim yapmam gerekti. Sizler de aynı şeyi yaşayacaksınız. Sürekli seçim yapacaksınız ve karar vereceksiniz. İnisiyatif kullanacaksınız. Şunu unutmayın hepiniz kendi hayatınızın mimarısınız. Nasıl bir hayat yaşamak istediğinize siz karar vereceksiniz. Her şey hayal etmekle başlıyor. Ben eğer bugünkü durumumu hayal etmeseydim. Hiçbir zaman yaşayamazdım. Bahsettiğim genel müdürlük kısmı değil oyunculuk kısmı. Genel müdürlük kısmı hiç hayal ettiğim bir şey değildi. Hayatımda bir değişime sebep oldu. ve ben buna cesaret ettim çünkü elli yaşında bürokrasiye girmek gerçekten çok meşakkatli çünkü otuz beş sene boyunca serbest piyasada mücadele ettim.”
“Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim” diyen Karadağlı, şöyle konuştu:
“Başarılarımdan çok başarısızlıklarım oldu. Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim. Sürekli başarılı olmak da sizi bir yere getirmiyor. Başarısızlıklarınız sizi bir yere getiriyor. Çünkü mücadele etmeyi öğreniyorsunuz. Başarının merdivenleri elleriniz cebinde çıkılamıyor ne yazık ki Tırnaklarınızın arasının kirlenmesi gerekiyor. ve benim gerçekten tırnaklarımın arası çok kirlendi. Tam rahat edeceğim, belli bir yaşa geldim, kanıtlayacak bir şeyim yok derken yeni bir mücadele başladı. Bu sefer Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldum. Altı aydır gece gündüz çalışıyorum. Çok yoruluyorum ama inanılmaz keyifli bir yorgunluk.”
Etkinlik sonrası Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, Tamer Karadağlı ile birlikte PAÜ kampüsünde bulunan ve Devlet Tiyatrolarının Denizli gösterilerinin gerçekleştiği Hasan Kasapoğlu Kültür Merkezi’ni gezdi ve Merkez hakkında bilgi verdi. – DENİZLİ
]]>Bu hafta; Maviydi Bisikletim (Yeni Oyun), Fosforlu Cevriye, Ben Medea Değilim, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Yatak Odası Komedisi, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Zehir, Sivrisinekler, Kuğunun Şarkısı, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 25 Şubat 2024 Pazar tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Bu Haftanın Programı (21-25 Şubat 2024)
MAVİYDİ BİSİKLETİM (Yeni Oyun)
Gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemle, ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.
Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 24 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Bir önceki bölümden süre yetersiz olduğu için cezalar açıklanamamış sadece ikinci eleme adayı belli olmuştu konseyde. İkinci eleme adayı Mustafa Kemal olduktan sonra bu bölümde Acun Ilıcalı Acun Ilıcalı yarışmacıları dinledikten sonra verilecek cezaları açıkladı.
Heyecan dolu yarışmadan öne çıkanlar şu şekilde:

PINAR YAŞADIĞI TARTIŞMAYI ANLATTI
Pınar Saka, “Bugün seçmeleri yaparken birbirimizle konuşmadan iletişim eksikliği yaşadığımız bir durum söz konusu oldu ve Mavi takımın geri almak için ölüp bittiği Nefise maalesef oyun dışı kaldı.
Kendi aramızda konuşurlarken de ben hafif olduğum için seçtim bana mı yükleniyorsunuz diye Sema söze girdi. Ben ona buradaki konumuz hafiflik ağırlık değil, burada Nefise’nin oyun dışı kalmaması gerekiyordu.
Konuşmadan çıkmayalım diyoruz bunu söylüyoruz sadece ama hafiflik konusuna giriyorsan da çokta hafif değilsin dedim. Sinirlendi, sen böyle birisinin işte, senin hakkında ben biliyorum neler konuşacağımı, neler yapacağımı gibi şeyler söyleyince konuyu orada kapattık.
Sonrasında tabi çadırımıza gittiğimiz zamanda tekrar bu konu konuşuluyordu. Kızlar da tekrar biz kendi aramızda belirleyip ona göre çıkıyoruz konusu konuşuluyordu. Ona kimse bir şey söylemediği halde bana sen kes sesini, sen işine bak, sana mı soracağım?
Tarzında yaklaşımı olunca otomatikman beni tahrik etmiş oldu. Bende ona bir şeyler söylemiş bulundum.” dedi.

SEMA KENDİNİ İFADE ETTİ
Sema Aydemir, ” Kötü bir niyetim yoktu. Nefise de biliyor zaten ben Nefise’yi dışarıda bırakmak için zaten bir hamle yapmam. Zaten Gizem’le o seçseydi olay buralara gelmiyordu. Ben bunu açıklamaya çalıştım dedim ki, kiloyu konuşmuştuk ya önce üstekinin zayıf olmasını o yüzden bende
Damla’yla yakınız diye seçtim. Sende Gizem’den az değilsin dedi. Gizem’i hem boy olarak hem de kilomuz farklı bizimle. Sonra kavga başladı, işte Hürrem Sultan dönemi bitti. Artık hiçbir şey istediğin gibi olmayacak. Lohusa kadın gibi gelmişsin, bir kurdelen eksik, zorla geldin.
Birincisi ben iki ağır ameliyat geçirdim. Zaten normalde beyaz bir insanım, beyazım diye de birsürü şey söylendi. Hiç kimseye alınmadım. Him kimseye kırılmadım. Çok iyi olduğum dönemde de hiç kimseye böyle davranmadım. Kimsenin kilosuyla nesiyle böyle kırıcı konuşmadım” ifadelerine yer verdi.

‘SENDE NE DEĞİŞİM OLDU?’
Kardeşine söylenen sözlerden sonra dayanamayıp Pınar’ın üstüne koşan Seda şu ifadeleri kullandı:
Kardeşlik bağı bu hayattaki en önemli bağdır. Ayrıca biz tek yumurta ikiziyiz. Hiç kimse benim kardeşimin fiziksel görüntüsüyle dalga geçemez, laf sokamaz. O zaman bende sorarım 3 günlük gelmiş Sema, iki ameliyat geçirdi.
Antreman yaptığı süreçte yemeğini bile yapamayan kardeşime ben baktım ama sorarım ki iki aydır sen buradasın sende ne değişim oldu? O her zaman Sema Aydemir’dir. Senin kardeşliğin nasıldır bilmem, benim kardeşliğim böyle.

HAKAN HATİPOĞLU YAŞADIKLARINI ANLATTI
Hakan Hatipoğlu, “Kötü söz için her zaman üzülüyorum söylediğim zaman ama bende çok yüksekken kendimi tutamıyorum. Bugün onu düşündüm söylediğim kavga ya da tartışma anında söylediğim laflar evet kötü söz ama içeriğinde söylediğim şeyler değil.
Belki burada ağzımdan otomatikman çıkıyor. Belki karşı tarafı kırıyor. Hasar veriyor ya bi aksiyona geçmesini sağlıyor. O kelimeyi anlamıyla söylemediğimi düşünüyorum.
Belki kendimi böyle teselli ediyorum ama o lafı içeriğiyle söylemek gibi bir amacım yok. Hiç kimseye karşı, çünkü üzülüyorum.” dedi.

‘HERKESE VİTESİM BU OLABİLİR’
Ogeday, “Önce bizi izleyenlerden kendi ailemden ve onun ailesinden özür diliyorum. Çünkü bu görüntüleri vermemiz gerekiyordu. 3.sezonumdayım bu zamana kadar hiç bu noktaya gelmedim ama eğer ki benim şahsım üzerinden benim canım kanım dediğim birisine kötü söz kullanıyorlar kimse kusura bakmasın.
Herkes için söylüyorum ve kimseye yapmayacağım için söylüyorum herkese vitesim bu olabilir” ifadeleri kullandı.

YASİN VE ATAKAN ARASINDA GERİLİM
Avatar Atakan, ‘El kol sallayarak gelirsen geri dönemeyebilirsin’ dedi. Yasin’in davranışlarına cevap verdiği için de Yasin kayıtsız kalamadı. Yasin, ‘Hayırdır nereye geri dönemiyorsun’ cevabını verdi. İkili arasında küçük çaplı bir gerilim yaşansa da tatlıya bağlandı.

ACUN ILICALI CEZALARI AÇIKLADI
Hakan’a 2 ödül, Bozok’a 2 ödül, Ogeday ve Seda’ya da fiziksel çabalarından ötürü 2 ödül ceza verildi
ÜÇÜNCÜ ELEME ADAYI
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyununu Mavi takım kazandı. Kırmızı takımdan konseyde en fazla Bozok’un ismi çıktı. Hakan ve Mustafa Kemal’den sonra üçüncü eleme adayı Bozok oldu.
]]>Bu müjdeyi duyan yarışmacılar sevinç çığlıkları attı. Konsey’de Hakan’ın yaptığı kural ihlalini açıklayan Ilıcalı herkesi şoke etti. Hakan yaptığı bu hata ile 3 ödülden men edildi.

DOKUNULMAZLIK KIRMIZI TAKIM’IN
Survivor’da dokunulmazlık oyununda Kırmızı takım 12-6 gibi farklı bir skorla Mavi Takım’ı yendi ve ortam bir anda gerildi. Mavi Takım’daki Ogeday ile Begüm arasında oyunu kaybedince sözlü atışma yaşandı.
Ogeday, atışlarda Begüm’ün durduğu noktaya kızdı. Begüm de “Ne alakası var sen hiç hata yapmıyor musun? 2 ay oldu diyerek beni ne yerine koyuyorsun” dedi ve kısa süreli gerginlik yaşandı.
ANKETİN SONUCU BELLİ OLDU
Acun Ilıcalı sosyal sayfasından yapılan anketi açıkladı. Ankette hangi takımın güçlü olduğu sorulmuştu. Kullanılan oy sayısı 2.5 milyon. Oylamada Kırmızı Takım daha güçlü diyen seyircilerin yüzdesi 69, Mavi Takım da 31 yüzde.
Biz yine seyirciler tarafından maalesef “eşitler” belgesini alamadık. Biz yine son bir deneme yapacağız, takımları yine seyircimize sunacağız. Sonra yine başka şeyler olacak. Bu sene seyircimizi daha fazla oyunun içerisine sokacağız. Sonra sürprizler olacak.

HAKAN 3 ÖDÜLDEN MEN CEZASI ALDI
Acun Ilıcalı “iletişim ödülü daha başlamadı ama sürprizlerimiz olacak” dedi. Ilıcalı, Hakan iletişim ödülü güzel dimi diyerek imalarda bulundu. Çok oldu mu görüşmeyeli? dedi.
Hakan’ı iyice köşeye sıkıştıran Ilıcalı ” Rio’da görüştün mü?” dedi. Hakan da “denedim” dedi. Ilıcalı “Survivor’da bu bir kural bozmaktır. Kural bozmanın çeşitleri var. Yiyecek temin etmeye çalışmak, temin etmek, iletişim vb gibi.
Yarışmacı kuralları bozmaya çalışmakla ilgili girişimlerde bulunur. Başarılı olabilir veya başarısız olabilir. Bu hırsızlık değil. Bu tamamen yarışmacının aldığı risktir. Ama biz öğrenirsek de Hakan yakın olduğum yarışmacılardan biri ama bizim için burada her yarışmacı eşit.
Dolayısıyla Rio’da eşi ile iletişim kuran Hakan’a yaptırım yapmak zorundayız. Hakan’a 2 ödülden men ve ilk iletişimden men olmak üzere toplam 3 ödülden men cezası verildi.

Hakan “Zaten çocuğa iletişim kurduruyorsunuz teşekkür ediyoruz. Yanında Gizem vardı ve kısa süreli konuşma yapabildim. Zaten konuşmamın da yüzde 80’i Survivor dışıydı. Sadece Nagihan sana ne yaptı diye sordu. Hata idi benim için ama kusura bakmayın” dedi.
YARIŞMACILAR İÇİN BÜYÜK MÜJDE GELDİ
Acun Ilıcalı “Sizlere doktorlarımız ile aldığımız bir kararı duyuracağım. Bu sezon şartlarınız açlık ile ilgili çok ağır olmayacak. Bu sene oyunlarımız ve eleme sistemimiz performansa göre. Halk oylaması da yok biliyorsunuz.
Sakatlıklarla ilgili problem yaşamamak adına size doktorlar eşliğinde proteinsel takviyeler olacak. Yarışmacılar 6 saat güneşin altında bekleyerek performans sergiliyor.
Herkesin fiziksel problem yaşamaması adına zaman zaman takviyeler olacak” dedi. Bu açıklama yarışmacılar arasında sevinçle karşılandı.

SAHRA’NIN ADA’DAN AYRILMASI
Ilıcalı “Sahra kendi isteği ile ayrıldı. Survivor, 2 kere geldim rahat geçer 3 kere geldim rahat geçer yeri değil. Burada bazı problemlerin büyümesi, iletişimsizlik, bazı arkadaşlar için yıpratıcı olabiliyor. Sahra da devam edemeyeceğini söyledi ve kendi isteği ile ayrıldı” dedi.

İLK GİTME ADAYI HAKAN OLDU
Konsey’de yapılan oylamada 7 oy çıkan Hakan 1. gitme adayı oldu. Kısa bir konuşma yapan Hakan “Takdiri ilahi, buraya performans için geldik düelloya ihtiyacım olduğunu düşünüyorum. Kendi performansımı görüp elimden geleni yapmaya çalışacağım” dedi.
]]>HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İbrahim K. katılırken, Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu’nu avukatı temsil etti. Sanık İbrahim K. savunmasında “Tebligat dağıtımı konusunda bize herhangi bir bilgi verilmedi. Ben işe girerken sadece kargo dağıtacağımı düşünmüştüm. Ancak işe başlayınca bunun böyle olmadığını gördüm. Hülya Avşar’a daha önce de tebligat yapmıştım. Hatta bir keresinde almadığı için tebligatı muhtara bırakmıştım” dedi.
“TELAŞTAN İMZASINI ALAMADIM”
Olay tarihinde Avşar’ın adrese gittiğin, sitenin güvenlik personelinin haber verdiğini söyleyen İbrahim K., “Hülya hanımın olmadığını, kızı Zehra Çilingiroğlu’nun evde olduğunu söylediler. Bunun üzerine icra tebligatı olduğu için tebligatı kızına yapabileceğimi bildiğimden evine doğru gittim. Yanlış hatırlamıyorsam asansör inişinde Zehra Çilingiroğlu ile karşılaştım. Acelesi olduğundan bahsediyordu. Ben tebligatı ona verdim. Bunu çok net hatırlıyorum. Telaştan imzasını almadım. Daha doğrusu almayı unuttum” diye konuştu.
“İMZAYI BEN ATTIM, KÖTÜ NİYETİM YOKTU”
Sanık yaptığının suç olduğunu bilmediğini ifade ederek “PTT’de imzasız tebligat parçasını sisteme giriş yapılamadığı için ve tebligatı bizzat Zehra Çilingiroğlu’na verdiğimden bir şey olmaz düşüncesiyle imzayı ben attım. Suç işleme kastım bulunmamaktadır. Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Kötü niyetim yoktu” diyerek beraatını talep etti.
AVŞAR’IN AVUKATI SANIĞIN CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ
Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu’nun avukatı ise sanıktan şikayetçi olduklarını ifade ederek, “Sanığın eyleminden dolayı müvekkillerim 600 bin TL’lik teminat senedi vermişlerdir. Mallarına haciz gelmiş maddi ve manevi olarak zor günler geçirmişlerdir” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti.
İMZA VE İSİM SANIĞA AİT ÇIKTI
Tebligatın üzerinde teslim alan olarak yer alan Zehra Çilingiroğlu isimli ile imzanın incelenmesi için alınan bilirkişi raporu da dosyaya eklendi. Raporda isim ve imzanın Zehra Çilingiroğlu’na ait olmadığı tamamıyla sanık İbrahim K.’nın elinden olduğu tespit edildi. Esas hakkında mütalaasını sunan savcı, sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etti.
HÜKMÜN AÇIKLANMASI GERİ BIRAKILDI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık İbrahim K. hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan önce 2 yıl hapis cezası verdi. Sanığın duruşmalardaki davranışlarını dikkate alan heyet, cezayı 1 yıl 8 ay hapis cezasına indirdi. Mahkeme, sanığın daha öncesinden hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Sanık 5 yıl içinde herhangi kasıtlı bir suç işlemezse hakkındaki dava düşecek.
]]>Hesabını ele geçirenlerden şikayetçi olan Sürmeli, sessizliğini bozdu. Yaşananlardan 2 yıllık sevgilisini sorumlu tutan Sürmeli, ortak banka hesaplarındaki paralarının da gittiğini söyledi.
“HESABIMDAKİ TÜM PARAYI BOŞALTINCA KÜSTÜM, GERİ ALMAK İÇİN DE BARIŞMIŞ GİBİ YAPTIM”
Gazeteci Birsen Altuntaş’a konuşan Ali Sürmeli, “Hesabımdaki paylaşımları 2 yıl boyunca sevgili olduğum bir kadın tarafından yapılmış olduğundan şüpheleniyorum. Bunu da zaten savcılığa söyledim.
Bizim ortak bir hesabımız vardı. Kasa almıştık. Oraya bütün çalışmışlığımdan elde ettiğim mal varlığımı koyduk, anahtarları ondaydı… Bütün mali mali işlerimden kendisi sorumluydu.
Kasayı boşaltınca ben de ona küstüm. Geldi sonra barıştık… Bugüne kadar elimde olan tüm mal varlığımı tekrar geri almak için barışmış gibi yaptım.
Oyuncu olduğum için, hayat bazen oyunculara çok yardım ediyor. Kasanın anahtarlarını ondan aldım. Sonra sosyal medya hesabının hesabımdan o paylaşımlar yapıldı” dedi.

“OĞLUM, YEĞENİM, MENAJERİM VE ARKADAŞLARIMLA İLGİLİ İDDİALAR ASILSIZ”
16 yıl önce tanıştığı Emine adındaki sevgilisinin gerçek adının Kader olduğunu öğrenen 64 yaşındaki usta oyuncu, “Benim üzüldüğüm bir şey var…
Etrafımda oğlum, yeğenim, menajerim arkadaşlarım kim varsa onları da suçlamış asılsız iddialarla… Psikolojimle ne oynamaya kalktı ama ben oynatmadım. Geçirdiğim beyin ameliyatından dolayı kontrollerim vardı.
Travma geçirdiğimi belirtip beni doktora götürdü. Doktor sakinleştirici verdi. O sakinleştirici beni çok sakinleştirdi. Bu da benim sınavım, bu iftiralar, hakaretler ama iyilik iyidir. Ben iyi tarafımdan vazgeçmeyeceğim.
Bir kadın kızınca neler yapabiliyor onu gördüm. Allah düşmanımın başına vermesin” şeklinde konuştu.
NE OLMUŞTU?
Ali Sürmeli’nin dün Instagram hesabından peş peşe yapılan paylaşımlarda ortalığı karıştıracak iddialar gündeme geldi. Sürmeli’nin Instagram hesabından yapılan ilk paylaşımda “Önemli günahlarımı itiraf etmeye karar verdim, çünkü bu suçluluk duygularımla yaşamak beni kirletiyor” denildi.
Kısa bir süre sonra yeni bir paylaşım yapılarak bu sefer de Sürmeli’nin oyuncu Didem Karataş’ı kürtaj yaptırmaya zorladığı ileri sürülerek “Torunum yaşındaydı diye çocuk istemedim. Zorla hastane ebesi kız kardeşim Gülben Sürmeli tarafından kürtaj yaptırdım” ifadelerine yer verildi.
“ALINAN PARALARIN YARISI ELDEN YARISI HESABA YATIYORDU”
Yapılan bir diğer paylaşımda ise Sürmeli’nin vergi kaçırdığı iddia edilerek “Menajerim Cem Tatlıtuğ’un kız arkadaşının adına şirket üzerinden diziler ve sinema filmleri için anlaştığım ücretin yüzde 50’si resmi olarak bana geliyordu.
Kalan yüzde 50 miktar oğlum Eren Sürmeli hesabına ve elden veriliyordu” denildi.
MENAJERLİK ŞİRKETİ: HESABI HACKLENDİ
Paylaşımların kısa sürede sosyal medyanın gündemine oturmasının ardından oyuncunun menajerlik şirketinden açıklama geldi. Açıklamada Ali Sürmeli’nin telefonunu kaybettiği ve Instagram hesabı hacklenerek paylaşımlar yapıldığı söylendi.
ALİ SÜRMELİ: PAYLAŞIMLAR GERÇEKLİKTEN UZAK
Paylaşımların ardından yeni bir sosyal medya hesabı açan Ali Sürmeli, ise “Dün öğlen saatlerinde sosyal medya hesabım bazı kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirildi ve hesabından yanlış, gerçeklikten uzak paylaşımlar yapıldı.
Konu ile ilgili gerekli yerlere şikayetlerimizi yapmış bulunmaktayım. Ben göründüğü gibi işimdeyim, çalışıyorum. Sizden ricam bu paylaşım ve iftiralara itibar etmemeniz” demişti.
]]>Sinemacı Şahan Gökbakar, yazdığı ve başrolü oynadığı “Erdal ile Ece” isimli yeni filmini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Gökbakar, “Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman ‘A biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. Aynı bizim gibi’ diyeceği bir hikaye” dedi. Filmin başrolünü paylaşan Seda Türkmen de “Ece ile ortak noktam var. Aslında Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak” diye konuştu. Şahan Gökbakar, ANKA muhabirinin sorusu üzerine İliç’te ve diğer bölgelerde yaşadıkları yerleri, vatanlarını korumak için mücadele edenleri yürekten desteklediğini söyledi.
Akıllara “Recep İvedik” filmi serisi ile kazınan Şahan Gökbakar, daha önce “Celal ile Ceren” filmine benzer yeni bir projeye imza attı. Gökbakar, senaryosunu yazdığı “Erdal ile Ece” filminde Seda Türkmen ile başrolü de paylaştı. Yönetmen koltuğunda ise Şahan’ın kardeşi Togan Gökbakar’ın oturduğu filmde, bugünün evlilik ilişkilerinde sıkça rastlanan acı-tatlı çatışmalar, iniş-çıkışlar gözler önüne seriliyor. Yaşanan olayları hem kadın hem de erkek gözüyle ayrı ayrı izleyicilere aktarmaya hazırlanan aşk komedisi filmi, “diyet, kıskançlık ve östrojen” başlıkları altında üç ayrı bölüm olarak toplanda 105 dakika beyazperdeye yansıyacak. Vizyona 23 Şubat’ta girecek film eş zamanlı olarak tüm Avrupa’da da sinemaseverlerle buluşacak.
Filme ilişkin Şahan Gökbakar ve Seda Türkmen, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Gökbakar, şunları dile getirdi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“HERKESİN İZLEDİĞİ ZAMAN A BİZ DE BÖYLEYİZ, A SEN DE AYNI BÖYLESİN, AYNI BİZİM GİBİ DİYECEĞİ BİR HİKAYE”
Erdal ile Ece evli bir çiftin başından geçen komik üç tane ayrı hikayeyi izleyeceğimiz bir film. Diyet, kıskançlık ve östrojen adlı üç ayrı bölümü var. Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman a biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. aynı bizim gibi diyeceği bir hikaye. Bir karakterlerden oluşan bir film. Benim açımdan böyle.
– Celal ve Ceren filminizde bekardınız. Erdal ve Ece filminizde şu an evlisiniz. Bunları yazarken hayatınızdan esinleniyor musunuz?
“YAZARKEN KENDİ EVLİLİĞİMDEN ESİNLENİYORUM”
Yazarken kendi evliliğimden esinleniyorum tabii. Yani bu kaçırılmayacak bir şey. İnsan yaşadığı şeyleri mutlaka bir yerde kaydediyor ve hani bir şey yazarken ortaya çıkıyor. Zaman zaman çok da böyle spesifik olarak kendi eşimle yaşadığım şeyler de bazen diyorum bak bunu koyacağım filme eşim aa sakın filan diyor. Bak koyacağım, koyacağım diyorum. Öyle yazdığım şeyler oluyor. Esinleniyor insan. Bu filmde de birkaç sahnede var. Tam olarak şimdi hangisi desen belki çıkartamam ama üzerine böyle geçerken buydu buydu derim.
– Partneriniz Seda Türkmen’i seçmenizdeki en büyük etken neydi?
Vallahi kendisi çok ısrarcı oldu. Günlerce gecelerce sosyal medyadan yazmalar, kapılara gelmeler illa ben illa ben diye. Hatta birkaç düşündüğümüz aday vardı onların ayağını kaydırmaya çalıştı bu tarz şeylerle bu rolü aldı diyebilirim. ya şaka bir yana Seda (Türkmen) benim hep takip ettiğim ve bir gün beraber inşallah çalışırım dediğim yetenekte böyle bir kadın oyuncu. Komediye çok yatkın, acayip yetenekli ve doğaçlamaya çok açık bir oyuncu. O yüzden inşallah çalışırız diyordum. Bu projeye kısmet oldu. Biz kendisine teklifte bulunduk. İşte biz kendisine böyle bir şey yazdık. Sen de bunu oynamak ister misin diye. O da sağ olsun çok mutlu oldu bundan. ve ortaya böyle bir şey çıktı.
-Daha önceki projelerinizde gişe sıralamasında ilk sıralardaydınız. Bu projenizdeki gişe beklentiniz nedir?
“FİLMİN ÇEKİMİ İKİ BUÇUK, ÜÇ AY SÜRDÜ”
Yok açıkçası öyle bir gişe rakamı kafamızda. Gişe insanların ne kadar eğlendiği, ne kadar mutlu olduğu, ne kadar mutlu ayrıldığıyla çok orantılı. İnşallah bunu yakalarız diye düşünüyorum. Böyle bir rakam soruyorsan öyle bir rakam yok kafamda. Herhalde bir altı ayı bulmuştur total bütün projenin yazımı. Filmin çekimi de yaklaşık bir iki buçuk, üç ay sürdü.
-İleri de sizi televizyonda Talk Show’da veya her hangi bir dize görebilecek miyiz?
“DİZİ YAPMAK İSTEMİYORUM”
Televizyonda dizi yapmak istemiyorum. Talk Show, yok,yok. Ben arada böyle bir film yapıp böyle bakıp çıkıyorum ortama. Öyle benim durumum.
– Muğla’da cennet koyunda yaşanan gelişmeler hakkında görüşünüzü kamu oyu merak ediyor?
“KEŞKE ÜLKEMİZİN DOĞAL GÜZELLİKLERİNİ HUKUKLA YASALARLA KORUYUCU OLABİLSEK”
Sadece Muğla’da Cennet Koyunda değil. Yani takip ediyorum. Çok da fazla bu konuyla ilgili birçok yerde olduğuyla ilgili çok da fazla şey görüyorum sosyal medyada. Üzücü tabii. Yani keşke bizim ülkemizde aslında ülkemizin en büyük özelliklerinden biri olan bu doğal güzellikler, tabiat bu coğrafyanın en alametifarikası o. Keşke ona birazcık daha özen gösterebilsek, keşke birazcık daha hani hukukla yasaları koruyucu olabilsek ama maalesef işte her zamanki gibi para hırsı, rant, çeşitli değişik amaçlar sonucu buraya getiriyor. Ama bütün bu konuda mücadele eden, haklarını koruyan, memleketlerini korumak isteyen, yaşadıkları yeri, vatanlarını korumak isteyen insanların da yanındayım canı gönülden ve yürekten her zaman desteklerim.
– Daha önce Recep İvedik filminizde doğa katliamlarıyla ilgili çalışma yapmıştınız. Geçtiğimiz gün Erzincan’da bir felaket yaşandı. Daha önce de maden faciaları yaşandı bunun ilgili de ileri de bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
DEDİĞİM GİBİ BU BU İŞLERDE HER ZAMAN DESTEKÇİ KONUMUNDAYIM VE YÜREKTEN ONLARIN YANINDAYIM
Erzincan’da yaşanan olay çok üzücü bir olay. Bir kere orada kaybedilen yaşamların hepsine bir kere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına da baş sağlığı diliyoruz. Çok üzücü bir olay. Bu tür işler hani bizim yaptığımız işler daha mizah ağırlık. İşler belirli bir yerinden, ucundan, köşesinden tabii ki böyle konulara da değinmek de fayda var çünkü bizim seyircimiz çok büyük kitlelere ulaşabiliyor, bizim filmlerimiz. O anlamda hani Recep İvedik 7’de biraz aslında yapmaya çalıştık onu. Bu doğa katliamlarıyla ilgili bir mücadeleyi film ettik. Dediğim gibi bu bu işlerde her zaman destekçi konumundayım ve yürekten onların yanındayım. Yaşanan bu kötü olayda da kazada da herkese iyi geçmiş olsun İnşallah daha yaşanmaz böyle bir şey. Gereken önlemler alınır. İnşallah. Ama her seferinde de aynı şeyleri konuşuyoruz o da biraz üzücü tabii.
– Recep İvedik karakteri ne zaman gelecek ve yeni sorunlara nasıl hikayeler içinde çözüm bulurken göreceğiz?
“RECEP İVEDİK 8 GELECEK AMA KONUSU NE OLUR NE ZAMAN GELİR BİLMİYORUM ŞUAN”
Recep İvedik 8, ile ilgili emin olun hiç bir fikrim yok düşünmedim henüz konusu ne olur diye. Geleceği konusunda bir bilgim var. Gelecek. Ama ne zaman olacağıyla ilgili, konusu ne onu bilmiyorum şuan.,
Başarılı oyuncu Seda Türkmen ise şunları söyledi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“FİLM BİZLERİN YANSIMASI”
Benim açımdan da Şahan’ın anlattığı gibi tam olarak böyle. Yani çok keyifli bir iş. İzlerken Şahan’ında dediği gibi çok bizim yansımamız, perdeye yansımamız. Samimi, doğal bir evlilik komedisi.
“ŞAHAN GÖKBAKAR’LA ZATEN ÇALIŞACAK OLMAK AYRI BİR KONFOR YARATIYOR İNSANDA”
Yok öyle gerçekten bir de çok samimi bir proje olacağı belliydi. Daha önce işte Celal ile Ceren çok sevdim. Şahan’ın en sevdiğim işlerinden biriydi. Bir evlilik hikayesi deyince az çok da konuşunca üzerine. Zaten ilk karşılaştığımızda da hemen böyle bir aynı mizah tonunda yani aynı aynı tonda konuştuğun zaman biriyle zaten o çok iyi bir partnerlik doğuruyor. Böyle gelişti. Şahan Gökbakar’la zaten çalışacak olmak ayrı bir konfor yaratıyor insanda çalışmak. Zaten sandığımın çok daha üstünde bir büyük bir mutlulukla ayrıldım açıkçası.
– Ece ile ortak noktanız var mı?
“ECE’YLE BENİM DEĞİL BÜTÜN KADINLARIN ORTAK NOKTASI OLACAK”
Ece ile ortak noktam var. Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Hani o yüzden de böyle hani ay şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak. Çünkü belirli bazı tepkiler oluyor hepimiz de. Daha ince gördüğümüz daha çok analiz ettiğimiz vesaire. O yüzden de var tabii ki ortak yönümüz.
– Çekimler nasıl geçti? Çekerken neler yaşadınız?
“ÇEKİMLERDE ÇOK ACI ÇEKTİM GÜLMEKTEN”
Çekimlerde çok acı çektim gülmekten. Haddini aştı gülme, eğlenme kısmı. Büyük kitlendik. Bazen Togan (Gökbakar) artık ‘ne olur gülmeyin. Lütfen gülmeyin’ diye bizi uyardı. Tabii ki çok güzel anılar var içinde. Çok güzel iki ay geçirdim o sette. Sayelerinde. Çıkan şey de çok güzel oldu bence. Film çok güzel oldu.
– Yeni projeleriniz var mı?
“OLABİLDİĞİMİZ HER YERDE OLMAKTAN ZİYADE OLDUĞUMUZ YERDE İYİ İŞ YAPMAK EN ÖNEMLİSİ”
İki tiyatro oyunum var. ‘Hakikat elbet bir gün. ve İzdirap korusun’ diye. Bir sinema filmim. Aslında sinema filmi geçen sene çekmiştik. Bir de televizyon dizimiz var. ‘Sandık kokusu’. Yani hepsi aynı anda denk geldi. Aslında denk gelmedi de. Amin diyelim bu dönem için. Çalışacağız tabi ne yapacağız başka yani? Hani oyunculuk alanlarımız belli. Olabildiğimiz her yerde olmaktan ziyade olduğumuz yerde iyi iş yapmak en önemlisi. Elimizden geleni yapıyoruz”.
]]>
Serhat Tekin’in “Emre Altuğ hiç değişmiyor. Nedir bunun sırrı? Bir estetiğiniz var mı?” sorusuna, Emre Altuğ ” Anne ve babamın genetiği diyebiliriz. Estetiğim yok.
İlerleyen zamanlarda belki düşünürüm ama benim bir diğer işim olan oyunculuk maalesef estetik operasyon kaldıran bir meslek değil. Doktor arkadaşım dolgu, botoks yapmak istediği zaman ‘Hayır’ diyorum. Vitamin iğneleri yapıyor bazı zamanlar. Hepsi o kadar.” cevabını verdi.
Estetik bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz
“Erkek şarkıcıların estetiklerine yapılan eleştirilere yorumunuz nedir?” sorusuna,” Kim kendini nasıl iyi hissedecekse yaptırabilir. Bu bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz.
Yargılamaya karşı bir insanım. İnsan neyi istiyorsa yaptırmakta özgürdür.” cevabını veren Emre Altuğ, estetiğe karşı olmadığını söyledi.
Çapkın değilim
Programda ‘Yalı Çapkını’ dizisinde çapkın bir karakteri canlandırıyorsunuz. Normal hayatta da çapkın mısınız? sorusuna Emre Altuğ,” Çapkın değilim. Çapkınlık yapmaya ihtiyaç duymadım çok şükür.
Yapı olarak böyle bir şeyin peşinde koşan bir adam değilim. Çapkınlık bir mesai ister. Ben böyle bir şeye dediğim gibi hiç ihtiyaç duymadım. Hayatımdan memnunum.” cevabını verdi.
Aşık olmayı zaman zaman özlüyorum
Programda Serhat Tekin’in ” Yalnız mısınız? Bir ilişkiniz yok mu?” sorusuna Emre Altuğ, ” Evet yalnızım. Bu durumu seviyorum da. Yalnız olmayı, evde yalnız vakit geçirmeyi, yalnız yemek yemeyi seviyorum. Kendimle ilgili düşünmeyi seviyorum.
Arkadaşlarımı görmek istediğimde onlarla görüşüyorum. Benim bu konuda çok bir şikayetim yok. Ama zaman zaman aşık olmayı özlediğimi söyleyebilirim. Güzel bir duygudur o. Aşkın senin yükselttiği, ayaklarını yerden kestiği, biraz gerçeklikten uzaklaştırdığı o ilk dönemi özlüyorum zaman zaman.” cevabını verdi.
Serhat Tekin’in ” Emre Altuğ aşkın hakkını verebildi mi?” sorusuna Altuğ, ” Aşık oldum mu veririm tabi ki. İyi bir aşığımdır.” cevabını verdi.
Mert Ramazan Demir kardeşim gibi
Serhat Tekin’in ” “Yalı Çapkını” dizisinde oğlunuzu oynayan Mert Ramazan Demir ile normal hayatta görüşüyor musunuz?” sorusuna ” Evet görüşüyoruz. Biz çok güleriz.
Mert benim çok küçüğüm, kardeşim gibi oldu. Hayata bakış açıları yakın insanlarız. Sette de çok eğleniyoruz.” cevabını veren Emre Altuğ, ekibin kendisini sahnede sık sık izlemeye geldiğini söyledi.
Dışarıda olmayı artık sevmiyorum
Serhat Tekin’in “Biraz asosyallik var mı sizde?” sorusuna Emre Altuğ, ” Son yıllarda var. Sıkıldım. Çok dışarı çıktık, gezdik, eğlendik. Son yıllarda sahnede olmadığım zamanlar dışarıda olmayı sevmiyorum.
Kalabalıklar içerisinde olmayı çok sevmiyorum. Yakın arkadaşlarımla yemek yemeyi, sohbet etmeyi tabii ki çok seviyorum ama eskisi gibi çıkalım eğlenelim coşalım gibi bir duygu yok içimde.
Herhalde yaşımın ve doymuşluğun getirdiği bir durum var. Dışarısı çok değişmiyor. Hatta bizim zamanımızda daha keyifliydi.” cevabını verdi.
Şevket Altuğ babam değil
Programda ” Hakkınızda dolaşan şehir efsanesi var mı?” sorusuna Emre Altuğ, ” Bence en büyük şehir efsanelerinden biri Şevket Altuğ’un oğlu olduğumdur.
Hatta bir seferinde radyocu bir arkadaş o kadar emindi ki oğlu olduğumdan, değilim dememe rağmen benden nüfus cüzdanımı görmek istemişti. Kendisine ” Ben bir diş hekiminin oğluyum. Babamın adı Tuncer Altuğ.
Şevket Altuğ’un oğlu olmak da eminim çok güzel bir duygu olurdu ama babamdan memnunum.” demiştim.” cevabını verdi.
Çıplaklıktan çekinen bir adam değilim
Serhat Tekin’in son çıkardığınız ” “Ne Ala” şarkısının video klibinde üstsüz olmanız bazı kişilerce eleştirildi. Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Emre Altuğ,” Ben çıplaklığı seven bir adamım. Çıplaklıktan çekinen biri değilim. Kaldı ki o klipteki bir çıplaklık da değil. Bir saflık ifadesi anlatmak için yapılan imajinasyondu. Ben bugüne kadar sağdan soldan gelen bu tip eleştirileri çok takmadım biliyorsun. ” cevabını verdi.
]]>Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Oyuncu kadrosuna da değinen Oğuz, “Onlar beni seçti. İnandılar bana. Beraber yürüdük.” ifadelerini kullandı.
Yapımda Fenerbahçe’nin kurucu üyesi ve efsane kaptanı Galip Bey’i oynayan Kubilay Aka, gurur duydukları bir iş yaptıklarını söyleyerek, “Fenerbahçe takımı 100 yılı aşkındır kötü hiçbir şeye bulaşmamış ve Atatürk’ün izinden gitmiş bir takım. Gururla setteydim, oradaydım. İyi ki de oradaydım. Ağabeylerimle bütün arkadaşlarımla çok eğlendik. Hem çekerken bizim eğlendiğimiz hem de gerçekten saygı duyduğumuz bir iş oldu. O yüzden güzel, unuttuğumuz duygularla baş başa kalacağımızı düşünüyorum, izlerken.” diye konuştu.
– “Kariyerimde manevi değeri en yüksek iş”
Fenerbahçe başkanı rolünü üstlenen Nejat İşler, filmin renginin sarı lacivert olduğunu vurgularken, tek bir sahnede yer aldığını kaydeden Birce Akalay ise “Tek bir sahne ama umarım hakkını verebilmişimdir.” dedi.
Oyuncu Yiğit Özşener de kariyerinde manevi değeri en yüksek iş olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Bir memlekette çok özel şeyler yapacak, çok büyük başarılara imza atacak, çok farklı insanlar bulunabilir ama önemli olan onunla beraber yürüyebilecek, aynı yöne bakabilecek, onunla koşabilecek insanları bulabilmek. Bu bir Mustafa Kemal filmi değil, Mustafa Kemallerin filmi. Dolayısıyla filmi seyrettikçe Mustafa Kemalleri, kurtarıcı beklemeyenleri, kendisini kurtarıcı kabul eden, kendisinde o gücü bulan insanları göreceksiniz.”
Oyuncu Timuçin Esen de güzel bir ekiple çalıştıklarını aktararak, “Güzeldi bu filmin içinde yer almak, bir Fenerbahçeli olarak özellikle, başka bir değeri var. Güzel bir film çıktığını düşünüyor, ümit ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Vera” karakterini canlandıran oyuncu Gonca Vuslateri, çok kıymetli bir hikayede çok kıymetli bir rolü kendisine verdiği için yönetmen Abdullah Oğuz’a teşekkür etti.
– “Biz sahada yapalım işimizi”
Fenerbahçeli futbolcu İrfan Can Kahveci, hem Türkiye’nin hem de Fenerbahçe tarihinin en önemli günlerini anlatan filmin galasında olduklarını belirterek, “Biz de çok heyecanlıyız. Çok özel oyuncular var kadroda, bazıları da arkadaşlarımız. Onlar olunca ayrı bir heyecanlıyız. Bütün detayları izlemek için sabırsızlanıyoruz. Kubilay Aka’yla sürekli konuşuyoruz. Nejat abimiz de sürekli maçlara geliyor. Kulübümüzün ve ülkemizin en önemli olaylarından birisini izlemek için geldik.” diye konuştu.
Kendisi için futbol oynamanın önemine değinen Kahveci, Çaykur Rizespor maçına işaret ederek, “Biz sahada yapalım işimizi. Önümüzdeki her maçı kazanmak istiyoruz. Sahaya çıkıp elimizden geleni yapacağız.” dedi.
Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ da hayırlı olsun temennisinde bulunarak, “Filmi heyecanla ve merakla bekliyorum. Güzel bir film olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
2023’te oynadıkları müsabakalardan başarıyla çıkan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın yaz mevsiminde yapılacak olimpiyatlarda altın madalya kazanması durumunda filminin çekilip çekilmeyeceği yönündeki soru üzerine Üstündağ, şunları aktardı:
“Bizim belgeselimiz çekiliyor. Her yıl çıtanın nereye çıktığını görüyoruz. Bu belgeseli yaptık. Olimpiyatlarda altın madalya gelirse, hiçbir ülkeye nasip olmayan, Avrupa Şampiyonluğu, Milletler Ligi şampiyonluğu, namağlup olimpiyat elemeleri şampiyonluğu kazanılmış olacak. Böyle bir durumda film neden çekilmesin, tabii ki çekilir. (Filmde) Ben oynamam. Ben sahada dahi oynamadığıma göre, filmde de oynamam. Sizin gibi merakla bekler ve seyrederim.”
– “Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor”
Fenerbahçe Kulübü Eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Fenerbahçe Kulübü Eski Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük de filmi heyecanla beklediğine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Fenerbahçe’nin kuruluşu, ülkemizin o dönemde içinde bulunduğu zor şartlar, Çanakkale savaşları, ardından Kurtuluş Savaşı… O dönemde futbolcular askere alınarak savaşa katıldı. Anadolu’ya silah kaçırdılar. Sonra da Harington Kupası’nı kazanarak ülkemize sevinç kattılar. Lozan müzakereleri sırasında, bu galibiyet oradaki heyete büyük moral verdi. Bu film Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor.”
Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk yarışına da değinen Küçük, “Lig yarışında Fenerbahçe inşallah ipi göğüsleyecek. Temennimiz o.” dedi.
Fenerbahçe Eski Yöneticisi ve Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran ise “Burada olmak da böyle bir filmin yapılmış olması da gurur verici. Hep beraber keyifle izleyeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Süper Lig ve TFF 1. Lig’in yayın haklarıyla ilgili Saran Holding’in ihaleyi alıp almayacağına dair yöneltilen, “Yayın haklarını almak istiyor musunuz?” sorusuna ise Saran, “İnşallah. Onu sonra konuşalım. Bu gece Fenerbahçe gecesi.” cevabını verdi.
Saran, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un haziran ayında gerçekleştirilecek seçimli genel kurulda aday olmayacağını açıklaması üzerine kendisinin Fenerbahçe başkanlığına adaylığıyla ilgili olarak “Ali Bey, Divan Kurulu’nda gerekeni söyledi. Bu gece film için buradayız.” diye konuştu.
Galaya katılanlar arasında Ali Koç’un yanı sıra Fenerbahçeli yöneticiler, sporcular ve ünlü oyuncular da yer aldı.
– Film hakkında
“Zaferin Rengi”, 1919’da işgal altındaki İstanbul’da düşman kuvvetlerine karşı örgütlenerek Anadolu’da başlatılan direnişin hikayesini, General Harington Kupası etrafında kurgulayarak beyazperdeye taşıyor.
Yarın vizyona girecek filmde Kubilay Aka, Gülper Özdemir, Nejat İşler, Timuçin Esen, Yiğit Özşener, Gonca Vuslateri, Yılmaz Adam Bayraktar ve Birce Akalay rol aldı.
]]>TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen dizinin ilk bölüm izlemesine, TRT yönetimi, dizinin yapımcısı Cemil Cengiz, yönetmen Metin Balekoğlu, dizinin başrol oyuncularından Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Ushan Çakır, Özgür Çevik ve Gizem Güneş katıldı.
Kül Masalı, Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı’nın, yoksul ve mütevazi bir geçmişten gelen Özge ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenmelerini ve evliliklerindeki gizemi konu alıyor.
Etkinlik önce AA muhabirine konuşan oyuncu Sevda Erginci, modern bir Kül Kedisi hikayesi anlattıklarını belirterek, “Bütün karakterlerin daha gerçekçi ve kusurlu olduğu bir Kül Kedisi hikayesi. Özge, Bursa’da kardeşi ve kendi için verdiği mücadeleden aşık olduğu adam için İstanbul’da zorlu bir hayata atılıyor.” dedi.
“İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız”
Oyuncu Gökhan Alkan, kendi karakterinden bahsederek, “Birini sevmenin akılla, mantıkla alakalı olmadığını, gönülden, yürekten olduğunu ve onu hesaplayamadığımızı bize gösterecek ve anlatacak bir karakteri canlandırıyorum. Herkesin gerçek olduğu bir hikaye. İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız.” ifadelerini kullandı.
Oyuncu Başak Gümülcinelioğlu da bir aşk hikayesinin yanında seyircinin her bölüm bir olay örgüsünü geçmiş, gelecek ve bugünle harmanlayabileceği bir işe imza attıklarını söyledi.
Gümülcinelioğlu, izleyiciyi karakterlerin net iyi ya da kötü olmadığı bir dizi beklediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Herkesin gerçekten sorunları, soruları ve gerçekten niyetleri ve aşkları olduğu bir iş aslında bu iş. Dolayısıyla her karakterin kişisi kendini çok severken bir yandan da herkese hak verdiğimiz bir hikayemiz var. Bugün başlıyoruz. Bu yolculukta da bize eşlik etmelerini çok istiyoruz.”
Oyuncu Berfu Öngören ise dizide “Süreyya” karakterine hayat verdiğini ifade ederek, “Sürprizli bir karakter, atacağı adımı çok kestiremiyoruz. Süreyya kendi hırslarına kapılan ve hırsları tarafından yönetilen bir karakter. Yaşadıkları olay sebebiyle Özge’nin peşine düşüyor. Bundan sonrasını zaten izleyip göreceğiz. Çok heyecanlıyız, bekliyoruz.” diye konuştu.
Yönetmen koltuğunda Metin Balekoğlu’nun oturduğu, hikayesini Nesrin Aytamay, senaryosunu ise Sılan Aras Erdem ve Filiz Küçük Yücel’in kaleme aldığı dizinin oyuncu kadrosunda, Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Hülya Darcan, Ushan Çakır, Özgür Çevik, Gizem Kala ve Gizem Güneş gibi başarılı isimler yer alıyor.
Perşembe akşamları TRT 1’de izleyiciyle buluşacak dizinin konusu ise şöyle:
“Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı (Gökhan Alkan), yoksul ve mütevazı bir geçmişten gelen Özge (Sevda Erginci) ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenirler. Özge yaklaşık 6 yıldır bir restoranda aşçılık yapmaktadır. Özge’nin Arat’ın ailesinin yaşadığı konağa gelin olarak girmesi onu bir anda bir aşk masalından entrikalarla dolu bir dünyaya sokar. Kocasının geçmişinden gelen öfke patlamaları, Özge’nin kız kardeşi Behiye’nin (Gizem Güneş) zenginlik ihtirası ve Arat’ın şaibeli şekilde ölen eşi Jale’nin (Başak Gümülcinelioğlu) peşini bırakmayan gölgesi Özge’nin bu zorlu yolculuğunu daha da karmaşık hale getirir.”
]]>Bu hafta; Ayak Bacak Fabrikası (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun), Yaftalı Tabut, İki Efendinin Uşağı, Tartuffe, Ay, Carmela!, Godot Geldi, Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık, Oscar, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait.
Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (14-18 Şubat 2024)
AYAK BACAK FABRİKASI (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun)
İnsanlık tarihi boyunca ezenlerin, ezilenler üzerinde kurduğu otorite, baskı ve kandırmacanın değişmediğini vurgulayan oyun, bilinmeyen bir ülkede geçiyor ve aslında çok iyi bilinen bir konuyu, çarpıcı bir anlatımla ele alıyor.
Sermet Çağan’ın yazdığı, Murat Karasu’nun yönettiği oyunda Ali Eyidoğan, Hakkı Kuş, Ecren Can Serim, Korel Cezayirli, Zafer Ergül, Başak Boran Oksal, Mustafa Kılıkçı, Özlem Boyacı, Serhat Onbul, Nigar Berktin, Ceyda Çınar Onbul, Onur Birgi, Ahmet Barut, Kutan Gökkaya, Sinan Aktezcan, Emel Alnady rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
İKİ EFENDİNİN UŞAĞI
Pantolone, kızı Dottore’yi oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine aşıktır ancak daha önce Pantolone’nin kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü sandıkları Federico Rasponi’nin bu törene gelmesiyle işler karışır.
Sözlü gelenekten beslenen İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell Arte’nin seçkin örneklerinden biri olan ve uşak Truffaldino’nun kurnaz hazırcevaplığı ile ilerleyen oyun izleyicilerine keyifli bir seyir sunuyor. Carlo Goldoni’nin yazdığı Aslı Öngören’in yönettiği oyunda Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Eraslan Sağlam, Hamit Erentürk, Mert Tanık, Murat Bavli, Müslüm Tamer, Seda Çavdar, Volkan Öztürk, Yeliz Gerçek, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır.
Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir…
Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
KİMSE ÖYLE ŞEYLERİ KONUŞMUYOR ARTIK
Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.
Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyunda Caner Bilginer, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 17 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada,
sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Bu hafta; Yaşamak mı, Yoksa Ölmek mi? (Yeni Oyun), Savaş ve Barış, Cadı Kazanı, Fosforlu Cevriye, Geçit, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Uçurtmanın Kuyruğu, Çingene Boksör, Zehir, Rüya, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Fındıkkıran, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Bir Gün Ayakkabımın Teki adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 11 Şubat 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (7-11 Şubat 2024)
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ?(Yeni Oyun)
Polonya’nın başkenti Varşova 1 Eylül 1939 yılında işgal edildiğinde, Varşova Tiyatrosu’ndaki oyuncular; Hitler’in önderliğinde işgalci Nazi’lere, savaşa karşı tiyatro mesleği ile destansı bir direnişe başlarlar. Hayatlarını yok sayarak, bağımsızlıklarını yeniden kazanmak için mücadele ederler. Başarısız oldukları anda Polonya’nın başkenti Varşova’da direnişin beli kırılacak, savaş kaybedilecek, ülke bağımsızlığı son bulacak, Nazi’lere teslim olacaklardır.
Kara komedi tarzındaki oyunda; 1974’te Kıbrıs’ta savaşı yaşamak zorunda kalan Hüseyin Köroğlu rejisi ile savaşlara uzaktan nasıl tanıklık ettiğimizin ve barışın ne kadar kıymetli olduğunun aynasını tutuyor bize. Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Necdet Berk Bacdar, Baran Yusuf Polat rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 10 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde,
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Yaşanan gerilimin ardından gözler Acun Ilıcalı’nın alacağı karara çevrildi. Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması merak uyandırdı. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışması 2024 Survivor All Star’da tansiyon düşmüyor. Mavi ve kırmızı takım arasında kıran kırana mücadele devam ederken, zaman zaman yarışmacılar arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor.
Son olarak 6 Şubat Salı akşamı yayınlanan Survivor 27. Bölümde gerilim tavan yaptı. Konseyde yaşanan Nefise, Aleyna ve Nagihan kavgası gündeme bomba gibi düştü. Bazı sosyal medya kullanıcıları Nagihan’ın diskalifiye olacağını iddia ederken gözler ise Acun Ilıcalı açıklamasına çevrildi.
Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması dikkat çekti. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE İDDİASI GÜNDEMDE!
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışma programı Survivor 2024 All Star, 6 Şubat 2024 Salı akşamı 27. bölümüyle izleyici karşısına çıktı.
Yeni bölümde haftanın son dokunulmazlık oyunu oynandı. Oyun alanında yarışmacılar arasında tansiyon bir an olsun düşmedi. Aleyna ve Nefise tartışması ortamın gerilmesine neden oldu.
Bu tartışmaya Nagihan’ın da dahil olmasıyla sosyal medyada şoke eden bir iddia ortaya atıldı. Bazı sosyal medya hesapları tarafından Survivor Nagihan’ın diskalifiye olduğu öne sürüldü.
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE Mİ OLDU, ELENDİ Mİ?
Tansiyonun bir an olsun düşmediği dokunulmazlık oyunu sonrası kırmızı takım yarışmacıları ada konseyinde bir araya geldi.
Nefise, Aleyna ve Nagihan arasındaki gerilim konseyde de devam etti. Nagihan, Aleyna’yı itince Acun Ilıcalı, adeta çileden çıktı.
Nagihan’ın bu tavrına aşırı öfkelenen Ilıcalı, sert sözler sarf etti:
“Sizin hakkınızda kimse konuşamaz mı? Her gün olay çıkarıyorsunuz kız ağlayarak gitti şimdi. Siz ne istiyorsunuz? Sizinle program çekemeyecek miyiz?
Aleyna’ya yaptığını doğru mu? Kaos mu istiyorsunuz, kendinizden başka bir şeyi düşünemiyor musunuz? Hakaret etmeden hayat yok mu? Herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın.”
Survivor All Star’da nefes kesen mücadeleyi Mavi Takım kazandı. Belinden sakatlık geçiren Ogeday, son oyunda da acılar içinde kalarak takımına dokunulmazlığı getiren galibiyeti aldı. Mavi Takım, 12-9 Kırmızı Takım’ı yenerek dokunulmazlığı kazandı.

Mavi Takım’ın dokunulmazlık sembolü Ogeday’a verildi. Kısa bir konuşma yapan Ogeday “Birinci oyunda Özgür abi ile havuza girme sahnesinde belim terse döndü. Biraz sıcağı sıcağına fark etmedim ama her ara verilişlerde daha da kötü oldum ama belli etmek istemedim.
Son eşleşmelerde de takımın yanında olmak istedim. İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ama sonuç olarak bugün kazandık. Belimin ağrısı umarım geçer. Ben kazanmadım, biz kazandık. Mavi Takım çok yaşa” dedi.

Konsey’de konuşma yapan Acun Ilıcalı “Survivor’da çizginin aşıldığı durumlar artmaya başladı. Ciddi uyarılar yapıyoruz. Bazı durumlarda bizim de ummadığımız yerlere gidiyor olaylar. Bugünkü oyun alanında Mustafa Kemal ben oynamıyorum, gereği neyse yapın, ben böyle şeyin içinde olmak istemiyorum.
Olayın Nagihan ve Nefise bölümü de var. Seyircilerin de rahatsız olacağı, tehdit içeren bölümleri, görmelerini istemediğimiz bir çok olayı yayınlamadık. Devamında Nefise ve Nagihan gerilimi oldu. İkisi de yaptıkları şeyin olmaması gerektiğini düşünerek oyuna döndüler.
Mustafa Kemal, Survivor’un konsepti olan bir konuya, ben böyle şeye gelmem, yaptırmam, bırakıyorum yarışmıyorum, hadi bakalım… Biz bunu görmedik hiç. Biz burada en az 20 yarışmacıya başka zaman alırız diyerek sizi davet ettik. ‘Adayım ben oynamıyorum’ diyerek olayı başka yere taşıyorsun.
Özgür de aday oldu aslan gibi savaştı. Öbür tarafta Yaman aday o da hayal kırıklığı yaşadı. Şimdi kaybeden bir Kırmızı Takım, tam anlamıyla çok büyük problemler içerisinde. Tam toparlanır derken, takım yeni krizlerle buluştu” dedi.
NAGİHAN İLE ALEYNA ARASINDA BÜYÜK GERİLİM
Nagihan “Bütün erkekleri dolduruyorsun” dediği Aleyna “Neyi dolduruyorum, takımı ilk satan sensin” dedi. Nagihan Yunus Emre’ye de yükseldi ve Aleyna’yı göstererek “Sen bunun gazıyla her şeyi yapıyorsun” dedi
. Aleyna da tepki gösterince Nagihan “Ya sus be sus, sarı yılan” diyerek Aleyna’yı sert bir şekilde itti.
Kırmızı Takım’da Nagihan’ın Aleyna hakkında söyledikleri ortalığı karıştırdı. Nagihan “O kadın zehirledi sizi. Önce Sercan’ı sonra Yunus Emre’yi.
Sercan akıllandı, kenara çekti arabasını. Adam akıllı, zeki bir adam” diyerek Kırmızı Takım’da gülüşmeler yaşandı.

ACUN ILICALI RESMEN ÇILDIRDI SANDALYEYİ DEVİRDİ
Acun Ilıcalı “Bu kıza yaptıklarınız oldu mu şimdi? Kahkahalar atıyorsunuz, yarışmacı bir kızı ağlattınız. Durun diyorum duramıyorsunuz. Hepimize yazıklar olsun. Böyle bir şey olur mu ya. Oy kullanırken kızı itiyorsun.
Bu programda sizin hakkınızda kimse konuşmayacak mı? Siz ne istiyorsunuz, ne istiyorsunuz. Her gün olay çıkartıyorsunuz. Kız ağlayarak gitti şimdi. Ne istiyorsunuz, kavga mı kaos mu ne istiyorsunuz” diyerek sandalyeyi devirdi.
Ilıcalı “Rahat durulamıyor mu bu programda ne battı size. Kendinizden başka hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Bana onu dediler bana bunu dediler… Normal duramıyor musunuz? Hakaret etmeden bir hayat yok mu?
Tamam abi herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın” dedi ve programı yarıda kesti. Böylelikle dördüncü eleme adayı da belirlenemedi.

Büyük olayların yaşandığı gecede Nagihan’ın elenip elenmeyeceği merak konusu oldu.
]]>Bordo/mavililer, sözleşmesi sezon sonu bitecek olan oyuncuyu, devre arasında alabilmek için Nice ile temasa geçti. Youcef Atal'ın ayrılığına Fransız ekibinin de sıcak baktığı öğrenildi. Atal ile de temaslarını sürdüren Trabzonspor, Cezayirli oyuncunun maaş talebini aşağıya çekmeye çalışıyor.
Karadeniz ekibinin sağ bek listesinde Boavistalı Pedro Malheiro, Rio Aveli Costinha, Shakhtar Donetskli Yukhym Konoplya ve Silkeborglu Oliver Sonne gibi isimler de yer almıştı.
Trabzonspor'un bu bölge için ilgilendiği bir diğer isim olan Daiki Hashioka ise Premier Lig ekiplerinden Luton Town'a transfer olmuştu.
Orta saha transferinde de çalışmalarına devam eden bordo mavililer rotasını Fransa Ligue 2 Ekiplerinden Ajaccio forması giyen Tim Jabol-Folcarelli'ye çevirdi.
24 yaşındaki oyuncuyu en azından sezon sonuna kadar takımda tutmak isteyen Fransız ekibi, yüksek bir bonservis bedeli talep ediyor. Trabzonspor yönetimi, Ajaccio'yu daha makul seviyelere inmeye ikna ederse transferi noktalamayı hedefliyor.
Trabzonspor'un satın alma opsiyonuyla kiralamak için Sevilla ile temasa geçtiği Rafa Mir ile ilgili de dikkat çekici bir gelişme yaşandı.
Bordo mavililer bu transfer için mesafe kaydetse de Valencia'nın devreye girmesiyle anlaşma zemini sağlanamamıştı. Ancak Mir'in siyah beyazlılara transferinde son dakika pürüz çıkınca İspanyol santrfor Sevilla'da kaldı.
Kırmızı beyazlıların takımdan göndermeyi düşündüğü Rafa Mir için Trabzonspor'un yeniden hamle yapıp yapmayacağı merak konusu…
]]>
Cem Karaca’nın oğlu Emrah Karaca ile son eşi İlkim Karaca arasındaki tartışma ise gündem oldu.
BABAMIN MİRASINI SATTI
Emrah Karaca, İlkim Karaca’nın dedesi Mehmet İbrahim Karaca, babaannesi İrma Toto Karaca ve babası Cem Karaca’ya ait evdeki tabloları satışa çıkardığını, babasının şarkı haklarını da 2018 yılında sattığını söyledi.

Emrah Karaca, şu açıklamayı yaptı:
“Bana soruyorsunuz neden diye, bu kadın ne istiyor diye? Size birkaç örnekle anlatmaya çalışayım bu kadının aslında ne olduğunu! Bu gördüğünüz tablolar yıllardır bizim evimizde asılı olan tablolardı ve bu kadın bu tabloları, ki biri dedem Mehmet İbrahim Karaca’ya diğeri babaannem İrma Toto Karaca’ya ve bir diğeri de babam Muhtar Cem Karaca’ya ait tablodur, bunları bu sayfa aracılığıyla satmak için bu kişilere vermiştir.
Hani mirastan, haktan ve hukuktan bahsediyor ya! Alın size hak, hukuk, adalet…”
“Bizler Karaca mirasını yaşatmaya çalışırken bu hastalıklı zihniyetler karalamaya ve iftiralarla lekelemeye ant içmiş gibi… Tıpkı bu tablolar gibi bir sanatçının en büyük mirasını yani eserlerini de (şarkı haklarını da) 2018 yılında satmıştır.
Tekrar yazayım da iyice anlaşılsın. Babamın yani Cem Karaca’nın kendisine kalan 4/1 mirasını satmıştır. Şimdi ne hakla ortaya çıkıp bu şarkılar üzerinde hak iddia etmektedir? Adalete güvenmek istiyorum! Çünkü haklıyım, haklıyız. Umarım yanılmam.”
CAHİT BERKAY’DAN BOMBA İDDİA
Tartışmaya Cem Karaca’nın yol arkadaşı, can dostu Cahit Berkay da katıldı. Berkay sosyal medyasında yaptığı paylaşımda Karaca’nın ölümüyle ilgili bomba bir iddiada da bulundu.

İlkim Karaca’yı işaret eden Cahit Berkay şu ifadeleri kullandı: “O gece Cem fenalaştığında taksi çağırmak yerine karşı dairedeki Emrah’a haber verse ya da ambulans çağırsa acaba Cem hala aramızda olur muydu diye de düşünmeden edemiyorum. Şoförün sırtında Cem’i hastaneye götürürken kim bilir ne kadar zaman kaybedildi sorusu hep aklımda.”

Berkay ayrıca herkesi filme sahip çıkmaya çağırdı, “Fırsatını bulduğu anda Cem Karaca’nın aile yadigarlarını, şarkıları üzerindeki 1/4 haklarını satan kadının ne olduğunu iyi bilenlerden biriyim!
Herkesten ricamdır; Cem Karaca’nın Göşyaşları’nı sinemalardan geri çekmeye çalışanlara Cem’e ve filme sahip çıkarak cevap verelim!” dedi.

‘UTANMADAN İFTİRA ATIYOR’
12punto’ya konuşan İlkim Karaca, Emrah Karaca’nın öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Karaca, “Mazlumun ahını alıyorlar. Milyonların önünde şahsıma utanmadan asılsız iftiralar atılıyor. Cem’e ait tabloları satmadım. Benden hatıra olarak isteyenlere vermişimdir hepsi bu. Bir zamanlar Cem Karaca’ya ait müze ev yapmak istemiştim. Ancak buna Emrah Karaca karşı çıkmıştı” deyip ekledi:
“Eğer bulabilirsek 3.5 milyon TL’yi yatırıp filmin gösterimden kalkmasını istiyoruz”
İlkim Karaca’nın açıklamalarının tamamı şu şekilde:
“Çok sevgili eşim Cem Karaca, bildiğiniz üzere 8 Şubat 2004 tarihinde hayatını kaybetti. O günden beri aziz Türk halkını gerçekte var olmayan hikayelere inandıranlar tarafından maddi, manevi ve de psikolojik şiddet görüyorum. Bu haksız, kaba ve saygısız tutum karşısında, ilk kez hakkımı arıyorum.
Gündemdeki film bahanesiyle “Cem Karaca’ya sahip çıkın” diyerek beni doğrudan hedef gösteriyorlar. Yani, halkı açıkça kin ve düşmanlığa teşvik ediyorlar. Daha da ileri giderek, şahsıma, milyonların önünde utanmadan asılsız iftiralar atıyorlar.
Buna cesaret edebilecek kadar gözleri dönmüş vaziyetteler. Oysa 20 yıldır her istediklerini dikte ettirdiler. Çok yüksek menfaat elde etmelerine rağmen sürekli bir ajitasyonla mağdur edebiyatı yaptılar, hala da yapmaya devam ediyorlar.
Bilgi kirliliği yaratarak bana ve kıymetli eşim Cem Karaca’ya ağır zararlar vermek niyetindeler. Eşim Cem Karaca hayatta olsaydı; bu insanlar onun karşısında konuşmaya bile cesaret edemezlerdi.
Cem, bu hadsizlere hemen hadlerini bildirir ve daha önce de yaptığı gibi büyük bir hukuk savaşı başlatırdı.
Ben, eşim Cem Karaca’nın filmi çekilirken onun gerçek hikayesi anlatılsın istiyorum. Bol kurguya dayanmasın. İnsanlar gerçek Cem Karaca’nın bir başyapıt olduğunu görsün.
Cem’i sanatçı ve insani yönüyle bir bütün olarak tanısınlar ve Cem yeni nesillere eksiksiz tanıtılsın. Şahsıma karşı işlenen suçlara ve üzerime atılı mesnetsiz iftiralara cevap olarak kanuni haklarımı sonuna kadar kullanacağım”

OLAY YERİ İNCELEMEDE BALDIZININ DA CANSIZ BEDENİ BULUNDU
Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunarak Müge Anlı ile Tatlı Sert programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, canlı yayında masum olduğunu söyledikten saatler sonra kaçmaya çalışırken kıskıvrak yakalandı. Boyacı, ilk ifadesinde kurye Ali Diken’i (32) karısı hakkında konuştuğunu ve küfür ettiği için öldürdüğünü itiraf etti. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği eşliğinde kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı. Boyacı’nın bir kişinin daha cesedinin olduğunu söylemesi üzerine aynı yere yakın noktada toprak altında bir cesede daha ulaşıldı. Battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin, baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu belirtti. Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

“ALİ DİKEN’İ İPLE BOĞUP BALDIZIMI DA EVDE ÖLDÜRDÜM”
Şüphelinin, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde verdiği ifadede Ali Diken’i eşine karşı ağır sözler kullanarak hakaret ettiği gerekçesiyle öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Ali Diken ile buluştuktan sonra “Kız arkadaşlarla buluşacağız” diyerek çocukluğunun geçtiği Aksu’daki boş araziye götürdüğünü belirten Zeynel Boyacı ifadesinde şunlar söyledi: “Diken’i burada darbettikten sonra yanımda bulunan iple boğarak öldürdüm. Ardından da araziye gömdüm. Daha önce de baldızımı da darbederek evde öldürüp aynı yere gömmüştüm. Baldızımı da kıskandığım için evimde öldürdüm. Baldızımı öldürdüğüm için pişmanım. Baldızımı otomobille o araziye taşımıştım. Gömme işlemlerini tek başına yaptım.
“ÇOCUKLUK ARKADAŞIMI DA ÖLDÜRECEKTİM AMA VAZGEÇTİM”
Çocukluk arkadaşım M.Ç.’yi de baldızım ile ilişkisi olduğunu düşünerek öldürmek istedim. Onu da ‘Kayınpederimin arazisini iple ölçmeye gideceğiz’ diye cesetleri gömdüğüm araziye götürdüm ama nedense öldürmekten vazgeçtim.”

CEP TELEFONLARINI SATARAK MAAŞINI ÇEKMİŞ
Şüphelinin Ali Diken’i öldürdükten bir gün sonra da Diken’e ait telefonları satarak maaşını bankamatikten çektiği tespit edildi. Poliste 16 suçtan kaydı bulunduğu tespit edilen şüphelinin ardından Gürcistan ya da Suriye’ye kaçmaya çalıştığı öğrenildi. Diğer taraftan şüphelinin evde darp ederek öldürdüğü baldızı Zeynep Ece Aksay’ı, kiralık otomobille araziye götürüp gömdüğü tespit edildi. Şüphelinin eşinin battaniye nereye gittiği sorusuna, “Kirlenmişti ben de çöpe attım” dediği öğrenildi. Zeynep Ece Aksay’ın kaybolduktan sonra doktor randevularına gitmemesinin ise polisin dikkatini çektiği ifade edildi.
KATİL ZANLISI TUTUKLANDI, EŞİ EV HAPSİ ALDI
İfade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından Zeynel Boyacı, eşi İ.B. ve bir diğer şüpheli M.Ç., Cinayet Büro Amirliği ekiplerince adliyeye sevk edildi. Zanlı Zeynel Boyacı, ‘kasten adam öldürme’den tutuklanırken, eşi İ.B. konut alanını ihlal etmemek kaydıyla serbest, M.Ç. ise her gün imza vermesi şartıyla serbest bırakıldı.

KIZLARININ CENAZESİNİ ALAN AİLE KAHROLDU
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumunda yapılan testin sonucunun olumlu olduğu ve cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olduğu kesinleşti. Cenaze otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından baba Mustafa ve anne Fatma Aksay’a teslim edildi. Cenazeyi alan anne ve baba gözyaşlarına hakim olamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken anneyi yakınları teselli etti. Cenazenin Aksu ilçesi Karaöz Mahallesinde toprağa verileceği öğrenildi.

“KIZIMA VERİLEN EV HAPSİNİ KABUL ETMİYORUM, CEZA ALMASINI TALEP EDİYORUM”
Olayın aydınlatılmasını istediklerini belirten baba Mustafa Aksay, “Olay günü ablası yanında mıydı? Yanında ise kardeşini neden kurtarmadı? Cinayetten sonra Zeynep’in araziye taşındığı battaniye evde yokmuş, Zeynel Boyacı battaniyeyi çöpe attığını ifade ediyor. Neden kardeşine sahip çıkmadı, kızıma verilene ev hapsini kabul etmiyorum. Daha çok ceza almasını talep ediyorum. Biz olayı duyduğumuz zaman yaşananlara inanamadık. Kızım Ece kaybolduktan sonra ablası bizi yanlış yönlendirdi, işten gelmediğini söyledi. Biz kayıp başvurusu yapmadan önce oldu bunlar. İşyerinin telefonunu istedim, onu da bilmediğini söyledi. Sonra biz kayıp başvurusu yaptık. Kızımın otobüse bindiği görülmüş ama ardından nereye gittiği belli değildi” dedi.
“KIZIMI ÖLDÜRÜP BİR DE GELİP SOFRAMIZA OTURDU”
Olayın ne zaman meydana geldiğini bilmediğini belirten Mustafa Aksay, “Olayda hem kızımdan hem de damadımdan yana açık olmayan yönleri var, bunların hepsi araştırılsın. Ben kızıma kardeşini sorduğumda bana kardeşinin iyi olduğunu ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızım beni yanlış yönlendirdiği için olaylar bu kadar gecikti. Biz Müge Anlı’ya daha önce çıkacaktık. Katil zanlısı damadımla sık sık görüşürdük, bize gelirdi. Kızımı öldürdükten sonra bizimle oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi, bize kızımı ararken yardım etti. Biz hiç şüphe etmedik, kızım bizi yanlış yönlendirmese Ali Diken yaşıyor olabilirdi” dedi.

“HEM DAMADIM HEM DE KIZIM ÖMÜR BOYU YARGILANSIN”
Anne Fatma Aksay ise şu ifadelere yer verdi: “Ben de olayın aydınlatılmasını istiyorum, yüreğim yanıyor. Ömür boyu içeriden çıkamasın. Kızım da yargılansın, bizi oyaladı. Kardeşinin geleceğini ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızımızı vicdanen evlatlıktan reddediyoruz. Bir anne ve babaya bu yapılır mı? En ağır cezayı alsınlar.”
]]>12 Ocak’ta Irak’ın kuzeyinde yer alan Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir’in ailesinin evi, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yıkılmıştı.

“EVLENMEDEN ÖNCE SİZE EV ALACAĞIM” DEMİŞ
Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin komşularından Nazire Keskin, “Şehidimizin komşusuyuz. Annesiyle sürekli konuşurum ben, bugün yine konuştum. ‘Evlenmeden önce size bir ev alacağım’ demiş. Bekardı, askere gitti, çok terbiyeli bir çocuktu, asil bir çocuktu.
Evleri 2 katlıydı, amcaları üst katta oturuyordu, alt katta da bunlar oturuyordu. Depremde de ev gitti. Çadırda yaşıyorlardı” diye konuşmuştu.

“ANNEMİZE EV ALACAĞIZ”
AHBAP Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, konserinden elde edilen gelirle Müslüm Özdemir’in ailesine ev alacaklarını belirterek; “Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin ev hakkı mevcut.
Bu konuda Kahramanmaraş Valimiz Sayın Mükerrem Ünlüer bizleri aydınlattı ama bizler de bir ucundan tutalım dedik. Bursa konserimin geliri Hasan Can Kaya kardeşimin bir gösteri hasılatıyla birlikte haftaya annemize bir ev alacağız” demişti.

EV SÖZÜNÜ TUTTU
Haluk Levent, Hasan Can Kaya ile birlikte Şehit Müslüm Özdemir’in ailesine ev aldıklarını duyurdu. Levent, evin eşyalarını da şarkıcı Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi.

ÇİFTE STANDARDA SİTEM ETTİ
Haluk Levent, yas günlerinde çifte standart yapıldığını belirterek sitemde bulundu. Levent, sitemini şöyle dile getirdi: İçimdekileri söyleyeyim: Bunu aşamadık ülkece. Ben belki de 100 yakın konser iptal etmişimdir müzik yaşamımda.
İptal edilen her konserin ekonomiye de zararı oluyor. 16 – 17 kişilik müzik ekibinin alın terinden o bölgedeki esnafa kadar. Sonra ben bir karar aldım. Şehidimiz olduğu gün kendi adıma o konseri ailesine bağışlamaya başladım.
Hem emekçi müzisyenler hem esnaf kaybetmesin hem de konsere gelenler şehidimiz için şarkılarıma eşlik etsin istedim. Bu böyle devam etti. Geçtiğimiz hafta şehit Müslüm Özdemir’in ailesini aradım. Çadırda yaşadıkları görüntüyü gördüm. Aileye sordum.
Onlar da Kahramanmaraş Valiliği’nin ve Dulkadiroğlu Kaymakamlığın ziyaret ettiğini, ilgilendiğini hatta yapılacak evlerden hakkı olduklarını bana söylediler. Ben de “Madem öyle şehidimizin size ev sözü var biz bu geçici süreyi evde geçirmenizi istiyoruz” dedim. ve ev teklifinde bulundum.
Kabul ettiler. Hasan Can Kaya da ‘Ağabey, yarısını ben karşılarım’ dedi. ve evi annemizin üstüne aldık. Az önce 12 Şubat ilçesi Tekerek caddesinde 2+1 dairenin tapusunu aldılar.
Ev yeni yapılmış. Deprem yönetmeliği evraklarını inceleyip teslim ettik. Eşyalarını da Melek Mosso karşılayacak. 3 gün içinde eve yerleşmiş olacaklar. Bölgede AHBAP gönüllülerine bu konuda desteğini esirgemeyen Kahramanmaraş Valimiz sayın Mükerrem Ünlülere, güzel indirim yapan ev sahibine, emlak komisyonu almayan emlakçı Taner Barışık’a, ev için “Nasıl destek olabilirim?” diye yazan sanatçı, dizi oyuncusu ve spor dünyasından her arkadaşıma tek tek teşekkür ediyorum. Tüm konu tüm açıklığı ile böyle arkadaşlar. Bilginize…”
]]>Bugün ise bu yan dizilerden biri olan ve yakın zamanda seyirciye sunulacak “The Walking Dead: The Ones Who Live” için dikkat çeken bir detay ortaya çıktı. Görünen o ki yapımcı şirket AMC, kesenin ağzını açmış…
Not: Haberin devamında spoiler bulunmaktadır.
The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesi dikkat çekti!
The Walking Dead izleyicilerinin bileceği üzere ana karakterler Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira), dizinin son sezonlarına doğru kadrodan ayrıldı. Serinin yaratıcıları ise Grimes efsanesinin böyle bitmesini istemediler. Bu doğrultuda önce bir sinema filmi planlandı, ancak proje iptal edildi.
Hayranların umutları tam sönmüşken The Walking Dead: The Ones Who Live dizisi üzerinde çalışılmaya başlandı. Aradan bir süre geçtikten sonra Grimes hikayesini devam ettirecek bu yapım için bir tarih açıklandı.
Uzun bir süre boyunca birbirinden ayrı kalan Rick Grimes ve Michonne’un birbirlerini bulma çabalarını anlatacak The Walking Dead: The Ones Who Live için geri sayım başlamışken, diziye ayrılan bütçe ortaya çıktı. Miktar, sosyal medyada çok konuşuldu.
Mr and Mrs Smith dizi olarak ekrana dönüyor!
New Jersey Ekonomik Kalkınma Kurumu tarafından paylaşılan bilgilere göre AMC, The Walking Dead: The Ones Who Live dizisinin ilk sezonu için 82 milyon dolar bütçe ayırdı. Bu da bölüm başına 13.7 milyon dolara denk geliyor. Burada çok dikkat çeken bir nokta var.
Ana dizi The Walking Dead’in bölüm başı ortalama bütçesi 3 milyon dolardı. Yani yan dizinin bütçesi, ana dizinin dört katından daha fazla. Sosyal medyada tartışma konusu olan nokta da tam olarak burası. Öte yandan The Walking Dead evreninde geçen diğer yan dizi olan The Walking Dead: Dead City’nin toplam bütçesi ise 72 milyon dolardı.
Buna göre The Walking Dead: The Ones Who Live, sadece ana ve diğer yan yapımları değil, bütün dizileri de geride bırakarak şimdiye kadarki en yüksek bütçeli zombi dizisi olma unvanını eline aldı.
Bütçe neden bu kadar yüksek?
Aslına bakacak olursak The Walking Dead: The Ones Who Live’ın bütçesini dünyanın en popüler dizileri ile karşılaştırdığımızda pek de yüksek olmadığını görebiliriz. Öyle ki Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri’nin her bölümü için 58 milyon dolar, Stranger Things 4. sezonundaki bölümler içinse 30 milyon dolar bütçe ayrılmıştı.
Tabii bu The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesinin az olduğu anlamına gelmiyor. Karşılaştırma yapıldığında yanlarında küçük kalsa da yine de yüksek bir miktardan söz ediyoruz.
Bütçenin bu kadar yüksek olmasının en büyük sebebi, oyuncu maaşları. Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira) karakterlerine ciddi miktarda maaş ödemesi yapılıyor. Öte yandan enflasyon, prodüksiyon masrafları ve reklamlar da bütçeyi artıran etmenler arasında yer alıyor.
The Walking Dead: The Ones Who Live, 25 Şubat’ta seyirciye sunulacak. Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Diziden beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
]]>Ersoy, “”Çalışanlarına eski televizyonunu vermiş sonra da ‘Siz bunu benden çaldınız’ diye insanlardan şikayetçi olmuş. Benim de mücevherlerim çalınmıştı. O yüzden de karakolda karşılaştık.
İçerideki bir odadan inleme sesleri geldiğini duyunca ne olduğunu sordum. Bütün çalışanları falakaya çekmişler. Zeki Müren acımasız bir insandı. Bunu kimse bilmez ama beni kıskançlığından öldü.
36 tane hap kullanıyordu normalde ama öldüğü hiç ilaçlarını almamış.” dedi.
ZEKİ MÜREN’İN KUZENİ ONEDİO.COM’A KONUŞTU
Onedio.com ise Ersoy’un iddialarının ardından Zeki Müren’in kuzeni Özlem Güner’e ulaştı. Bülent Ersoy’un ismini geçirmek istemediğini söyleyen Özlem Güner kendisinden “o kişi” diyerek bahsetmeyi tercih etti.
Bugüne değin Zeki Müren’le ilgili övgü dolu açıklamaları olan Bülent Ersoy’un aniden bu açıklamaları yapmasının sebebi olarak ise yapay zeka projesi “Parla”yı gösterdi.
“PARLA KISKANÇLIĞI BU”
“Ancak Zeki Müren’in ismini kullanarak gündeme gelebiliyor” diyen Özlem Güner, “‘Parla’ kıskançlığı bu. Dayım yattığı yerden ortalığı yıktığı için kıskançlığından deliren o kişidir.
Zeki Müren kendisini daima perdelediği için karalamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı. Zeki Müren ve Bülent Ersoy’un beraber fotoğrafları öne sürülerek aralarında iyi bir ilişki varmış gibi lanse edilmesine karşı çıkan Özlem Güner, yalnızca üç kez ve mecburen bir araya geldiklerini söyledi.
“İki kez Altın Kelebek’te bir araya geldiler. Basının isteğiyle mecburen yan yana getirildiler Altın Kelebek’te ikisi de ödül aldığı için” dedi.
Üçüncü olarak da Bülent Ersoy ve Zeki Müren’in tarihe geçen dudak dudağa fotoğrafının çekildiği günden bahsederek o günün detaylarını paylaştı.
Zeki Müren’in yakın arkadaşı Nigar Uluerer’in doğum gününde kendisine bir emrivaki yaptığını ve o öpüşme fotoğrafının da o gün ortaya çıktığını açıklayan Özlem Güner, “Kendisi iyi niyetle yapmaya çalıştı belki ama iyi dosta yapılabilecek çok nezaketsiz bir hareketti.
Zeki dayıma söylemeden kendi doğum gününde, Zeki dayımı onur konuğu olarak kendi çalıştığı gazinoya davet etti. ve aynı gece o kişiyi de (Bülent Ersoy) getirip öpüşme fotoğrafının tuzağını kurdular.
O fotoğraf, ona çok büyük bir avantaj kazandırdı. Araları çok iyiymiş gibi gözüktü. Bırakın arkadaşlığı bir araya geldikleri görülmüş bir şey değildi. Zeki dayım onu hiçbir zaman hayatına almadı, o iyi kalpli insanları severdi” açıklamasında bulundu.
Bülent Ersoy’un Zeki Müren’in çalışanlarını falakaya çektiği iddiasını sorduğumuzda ise o dönem Zeki Müren’in avukatı olan emekli cumhuriyet savcısı 96 yaşındaki babası Turhan Olgaç ile arasında geçen konuşmadan bahsetti.
Zeki Müren’in çalışanlarıyla anlaşmazlık yaşadığı gün avukatı olarak orada olan Turhan Olgaç, şiddet bir yana azarlama gibi bir durum bile yaşanmadığını, Zeki Müren’le beraber masada oturup konuştuklarını dile getiriyor ses kaydında.
Ayrıca Bülent Ersoy’un sahnede kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden saz üstadı Şükrü Tunar hakkındaki “Zeki Müren bilerek yaptı” iddiasına da değinen Özlem Güner, “Burada resmen katil ithamı var. Şükrü Tunar çok büyük bir saz üstadıdır ki Zeki dayım çok değer verirdi saz üstadlarına.
Onları çok ayrı tutardı, bizi de öyle yetiştirdi” diyerek Bülent Ersoy’un olayı farklı yerlere getirerek çarpıttığını dile getirdi.
Safiye Soyman hakkında da konuşan Özlem Güner, ” Bursa’daki evimize gelip Zeki Müren’i göklere çıkaran bir kadındır. Neyin ne olduğunu biliyor ama o cesareti gösteremedi.” diyerek Safiye Soyman’ın sessiz kalmasına şaşırdığını söyledi.
Bunların yanı sıra; DurakMedya’da yer alan habere göre ünlü sanatçı Bülent Ersoy’un Zeki Müren hakkında sözleri mahkemelik oluyor. Sanat güneşinin yeğeni Sevtuğ Olgaç’ın Ersoy’un yaptığı açıklamaları yargıya taşıyacağı öğrenildi.
Sanatçının aziz hatırasına saygısızlık yapıldığı gerekçesiyle Bülent Ersoy’a maddi manevi tazminat davası açılacak.
]]>Veeam Kurumsal Stratejilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Dave Russell ve Veeam Ürün Stratejilerinden Sorumlu Kıdemli Direktör Rick Vanoverkonuyla ilgili şunları aktarıyor:
İnsan hatası, kamu ve özel sektördeki veri ihlallerinin açık ara en büyük nedenlerinden biri. Öyle ki, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2022 Küresel Riskler Raporu, siber güvenlik tehditlerinin %95’inin bir tür insan hatasından kaynaklandığını ortaya koyuyor. 2022 Veri İhlali Araştırmaları Raporu (DBIR) ise ihlallerin %82’sinin insan hatalarından kaynaklandığını ortaya çıkarıyor.
Dolayısıyla, kazara gerçekleşen veri sızıntıları yıllardır hükümetlerin baş belası olmaya devam ediyor. Dünya genelinde, bir İngiliz memurun El-Kaide dosyalarını trende bırakması, Avustralya hükümet dosyalarının satılan dolaplarda bulunması ve İngiltere hükümetinin terörle mücadele araçlarının yanlışlıkla Trello’da sızdırılması gibi vakalar yaşandı. ABD’de ise 2015 yılında 191 milyon seçmenin kişisel bilgileri internette yayınlanmış ve ABD askerleri nükleer sırları yanlışlıkla bir çalışma uygulamasına sızdırmıştı.
Aslında bu sorunun ortadan kalmayacağını, hatta daha da kötüye gidebileceğini söyleyebiliriz. Veri taşınabilirliği katlanarak artıyor ve bu durum hükümetlere verileri farklı lokasyonlarda barındırma ve hibrit çalışma ortamlarında çok departmanlı erişime izin verme gibi avantajlar sunuyor. Online çalışma arttıkça, kurumların çalışanlarının teknoloji uygulamaları üzerindeki denetim düzeyi azalıyor. Buluttaki daha fazla veri, bilgisayar korsanlarının özensiz veri kullanımından yararlanmaları için daha fazla portal yaratıyor. Bu eğilimler, personelin siber hijyen veya OPSEC (operasyon güvenliği) konusundaki bilgi eksikliğiyle birleştiğinde, kamu veri kaynakları bir bilgisayar korsanının iştahını kabartan kolay bir hedef haline geliyor.
Peki, kamu ve özel sektör, bilgilerin sızıntı yapabilecek noktalardan geçirilmemesi noktasında çalışanlarına nasıl yardımcı olabilir?
İlk olarak, kuruluşlar bulut ve konteyner ortamlarındaki verilerinin güvenliğini sağlayabilirler. Kuruluşlar buluta yatırım yaptıkça, birçoğu tesislerinde bekledikleri titiz standartları karşılayan ağ ve güvenlik çerçeveleri oluşturmakta başarısız oluyor. Kuruluşlar uygulamadan önce bulut güvenlik modelleri oluşturmazlarsa, geri dönüp uygun kontrolleri yapmak için genellikle çok geç olur ve bu kuruluşların IP’sini riske atar. Bu, kötü niyetli bir aktörün ağ içinde yaşamasına izin vermek gibi bir şeydir.
Ayrıca, kuruluşlar kimin hangi verilere erişebileceğine ilişkin politikalarını iyileştirebilirler. Bilginin kritik değeri göz önünde bulundurulduğunda, özellikle de bu bilgi gizli bilgi kategorisindeyse, kuruluşların “en az ayrıcalık” ilkesine dayalı sıfır güven güvenlik modelleri ve rol tabanlı erişim kontrolü (RBAC) prosedürleri oluşturması gerekir.
Sıfır güven güvenlik modelleri, kullanıcıları aradıkları bilgilere erişmek için kendilerine güvenilebileceğini aktif olarak göstermeye zorlar. Bu da bilinen kullanıcıları parolalar, oturum açma bilgileri veya biyometrik veriler temelinde tanımlayabilen araçların kullanılması anlamına gelir. En az ayrıcalık ilkesi, kullanıcıların yalnızca kullanmaya yetkili oldukları araçlara, teknolojilere ve belgelere erişmelerine izin vererek açıyı daraltır. Kuruluşlar, çalışanların rolleri değiştiğinde ise bu erişim ayrıcalıklarını değiştirebilir.
Son olarak, kuruluşlar kasıtsız veri sızıntıları konusunu, personelin “dijital hijyen” uygulamasını iyileştirmek için bir tetikleyici olarak ele almalıdır. Bu, siber güvenlik uygulamaları ve uygun veri işleme ihtiyacı hakkında düzenli eğitim turlarını içerir. Kuruluşlar güvenlik uzmanlarıyla dolu olmadığından, çalışanlarına güvenlikle ilgili temel bilgileri vermeleri ve bir sızıntıyla karşılaştıklarında yapılması gereken uygun eylemlerin neler olduğunu aktarmaları gerekir. Ayrıca siber güvenlik eğitim programlarının etkinliğini tekrar tekrar test etmeleri de önemlidir. Birçok kuruluş yılda bir ya da iki kez güvenlik farkındalığı eğitimleri düzenliyor, ancak bu yeterli değil. “İnsan güvenlik duvarı” eğitimi sürekli olmalı ve çalışanlara tehditler ortaya çıktıkça güncellemeler ve yeni talimatlar sunulmalıdır.
Bu aynı zamanda önemli dijital varlıkların belirlenmesini de içerir. Bir kuruluş için hangi varlıkların kritik öneme sahip olduğu ve bunların nasıl etkili bir şekilde korunacağı konusunda bilgi sahibi olmak, başarılı bir siber güvenlik müdahale planı oluşturmak için hayati önem taşır.
Diğer en iyi uygulamaları ise şöyle sıralayabiliriz:
Hükümetler ve özel kuruluşlar saldırı altında. Sahte aktörler her geçen yıl daha yaratıcı ve daha bilgili hale geliyor, bu da hayati önem taşıyan varlıkların yanlış ellere geçmesini önlemek için kurumları daha fazlasını yapmaya zorluyor. Koruma taktikleri düşmanca tehditlere odaklanmalı, ancak düşmanca olmayan tehditleri de kapsamalıdır, çünkü kasıtsız bilgi paylaşımları da kuruluşları büyük risklerle karşı karşıya getirebilir.
Veeam Yazılım Hakkında
Veeam®, kuruluşlara hibrit bulutları için veri güvenliği, veri kurtarma ve veri özgürlüğü yoluyla esneklik sağlar. Veeam Veri Platformu; Bulut, Sanal, Fiziksel, SaaS ve Kubernetes ortamları için tek bir çözüm sunarak işletmelerin uygulamalarının ve verilerinin korunduğundan ve işlerini devam ettirebilmeleri için her zaman kullanılabilir olduğundan emin olmalarını sağlar. Merkezi Columbus, Ohio’da bulunan ve 30’dan fazla ülkede ofisleri bulunan Veeam, Fortune 500’ün %82’si ve Global 2.000’in %72’si dahil olmak üzere dünya çapında 450.000’den fazla müşteriyi koruyor. Veeam’in küresel ekosisteminde 35.000’den fazla teknoloji iş ortağı, satıcı, hizmet sağlayıcı ve Küresel iş ortağı bulunur. Daha fazla bilgi edinmek için veeam.com adresini ziyaret edin veya Veeam’i LinkedIn @veeam-software ve Twitter @veeam üzerinden takip edin.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>





